logo
24 EKİM 2026

Kıssadan hisse / Değirmen Taşı

25.09.2006 00:00:00
 
Şa'bân-ı Velî, dünyâya hiç meyletmezdi. Takvâ ve verâ ehli idi. Haramlardan şiddetle kaçar, hattâ şüpheli korkusu ile mübahların bile fazlasını terkederdi.

Halkın arasında Hakk'ı anardı. Görünüşte insanlar arasında bulunurdu, fakat kalbi ile hep Allahü teâlâyı hatırlar, hakîkî sâhibinden bir ân dahî gâfil olmazdı. yaptığı duâlar, kabûl olurdu. Talebelerinden Muhyiddîn Usta anlattı: "Bir gün hocamız Şa'bân-ı Velî hazretlerinin huzûrunda idik. Ilgaz yolundan bir kimse geldi ve hocamızın elini öptükten sonra; "Efendim! Yol üzerinde bir değirmenimiz vardı. Bir arkadaşımla değirmenin taşını değiştirecektik. Yeni taşı kaldırdık, tam koyacakken derenin dibine yuvarlandı. Dereden tekrar çıkarıp yerine koymamız mümkün değildi. Çünkü taş çok ağırdı. Ne yapacağımızı düşünüp dururken, hatırımıza siz geldiniz ve; "Yetiş ey Şa'bân-ı Velî hazretleri!.." diye imdâd istedik. O anda bir el, değirmenin taşını aşağıdan aldığı gibi, getirip yerine koydu. İşte, orada gördüğüm el ile bu öptüğüm el, aynı eldir" dedi.

TÜRKİYE NE HALE GELDİ!

Tekirdağ merkezli 4 ilde yasa dışı bahis suçuna yönelik düzenlenen eş zamanlı şafak operasyonunda yakalanan 14 şüpheliden 11'i tutuklandı

24.10.2026 10:33:00
İhlas Haber Ajansı
 
TÜRKİYE NE HALE GELDİ!
TÜRKİYE NE HALE GELDİ!
Tekirdağ merkezli 4 ilde yasa dışı bahis suçuna yönelik düzenlenen eş zamanlı şafak operasyonunda yakalanan 14 şüpheliden 11'i tutuklandı. Şüphelilerin hesaplarında toplam 2 milyar 146 milyon 143 bin 816 TL işlem hacmi tespit edildi.

Tekirdağ İl Jandarma Komutanlığı Siber, JASAT, KOM ve İstihbarat Şube müdürlükleri ile Çerkezköy İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik çalışma yürüttü. Bu kapsamda 20 Ekim 2026 tarihinde saat 06.30'da Tekirdağ, İstanbul, Kütahya ve Eskişehir'de belirlenen adreslere eş zamanlı şafak operasyonu düzenlendi. 7258 sayılı Kanun'a muhalefet suçlamasıyla 14 şüpheli gözaltına alındı.

Dijital materyaller ele geçirildi



Şüphelilerin evlerinde yapılan aramalarda 16 cep telefonu, 9 SIM kart, 1 hard disk, 2 dizüstü bilgisayar, 2 bilgisayar, 1 Micro SD kart ve 4 USB bellek ele geçirildi. Şüphelilerin hesaplarında toplam 2 milyar 146 milyon 143 bin 816 TL işlem hacmi bulunduğu belirlendi.

11 şüpheli tutuklandı

Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 14 şüpheliden 11'i çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, 3 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Jandarma ekiplerinin suç ve suçlularla mücadele çalışmalarının kararlılıkla sürdüğü bildirildi.

Ankara'da suç gelirlerinin aklanmasına yönelik operasyonda 650 milyon liralık mal varlığı inceleniyor



Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2022 yılında suç gelirlerinin aklandığı şüphesiyle başlatılan soruşturma kapsamında değeri yaklaşık 650 milyon lira olduğu belirlenen 12 taşınmaz, 8 taşıt ve 3 alkollü eğlence işletmesiyle ilgili inceleme başlatılırken, düzenlenen operasyonda 7 şüpheli gözaltına alındı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen suç gelirlerinin aklanmasına yönelik soruşturma kapsamında, bugün Ankara merkezli olarak çok sayıda adrese eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalarda, suç gelirlerinin farklı ticari faaliyetler ve malvarlığı değerleri üzerinden ekonomik sisteme dahil edildiği şüphesi üzerinde duruldu.

Şirket devirleri ve para hareketleri mercek altında

2022 yılında başlatılan soruşturma kapsamında gerçekleştirilen mali incelemelerde, öncül suçlardan elde edildiği değerlendirilen gelirlerin turizm, yemek ve inşaat faaliyetleri ile alkollü eğlence mekanları üzerinden ekonomik sisteme sokularak farklı malvarlığı değerlerine dönüştürüldüğüne ilişkin bulgulara ulaşıldı.
İncelemelerde bazı şirketlerin belirli aralıklarla el değiştirdiği, devir işlemlerini açıklayabilecek nitelikte para hareketlerinin bulunmadığı ve şirketleri devralan bazı kişilerin daha önce şirketleri devreden kişilerin yanında çalıştıklarına ilişkin kayıtların olduğu tespit edildi.
Şirketlerin ortaklık yapılarında değişiklikler yaşanmasına rağmen ilgili kişiler arasındaki ticari ve fiilî bağlantıların devam ettiğine ilişkin bulgular da soruşturma dosyasında değerlendirildi. Bu kapsamda şirket devirlerinin ve mali hareketlerin suç gelirlerinin aktarılması ve aklanmasındaki olası rolü de mercek altına alındı.

650 milyon lira değerinde malvarlığı tespit edildi

Soruşturma kapsamında 9 şüpheliyle bağlantılı 8 şirket incelemeye alındı. Yapılan çalışmalar sonucunda 12 taşınmaz, 8 taşıt ve 3 alkollü eğlence işletmesi tespit edildi.
İncelemeye konu malvarlığı unsurlarının güncel toplam değerinin yaklaşık 650 milyon lira olduğu belirlendi. Söz konusu varlıkların suç gelirleriyle bağlantısının ortaya çıkarılması amacıyla şirketlerin mali yapıları, devir işlemleri ve kişiler arasındaki ticari ilişkiler ayrıntılı şekilde incelendi.

Çok sayıda adrese eş zamanlı baskın

Elde edilen deliller doğrultusunda bugün Ankara merkezli olarak çok sayıda adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında 9 ikamet, 7 şirket ve 8 araçta arama yapıldı. Aramalarda 9,19 mm çapında 1 tabanca, 7,65 mm çapında 1 tabanca ve toplam 19 fişek ele geçirildi. Ayrıca 1 milyon 261 bin 500 lira, 17 bin 500 euro ve 24 bin 400 dolarının yanı sıra farklı şahıslar adına düzenlenmiş yaklaşık 15 çek ve senet bulundu.
Soruşturmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen dijital materyaller, belgeler ve diğer delil niteliğindeki eşya hakkında da gerekli adli işlemler gerçekleştirildi.

7 şüpheli gözaltında, 1 firari aranıyor

Operasyon kapsamında 7 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Firari durumdaki 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği bildirildi. Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülen soruşturmanın; suç gelirlerinin kaynağının, aktarım yöntemlerinin ve tespit edilen malvarlığı değerleriyle bağlantılarının ortaya çıkarılması amacıyla çok yönlü ve titizlikle devam ettiği belirtildi.


R4 dışişleri bakanları, İstanbul'daki toplantının ardından ortak bildiri yayımladı

Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan (R4 Grubu) dışişleri bakanları, İsrail işgalinin bölge ve ötesindeki istikrarsızlığın temel kaynağını oluşturduğunu ve İsrail politikalarının küresel kamuoyunda derin adaletsizlik hissi yarattığını bildirdi

24.10.2026 07:00:00
AA
 
R4 dışişleri bakanları, İstanbul'daki toplantının ardından ortak bildiri yayımladı
R4 dışişleri bakanları, İstanbul'daki toplantının ardından ortak bildiri yayımladı

R4 dışişleri bakanları, İstanbul'daki toplantının ardından ortak bildiri yayımladı.

Bildiride, Birleşmiş Milletler Şartı'nın ilke ve amaçları doğrultusunda, bölge ve ötesinde barış ve istikrarı teşvik etmeye yönelik ortak çıkar anlayışı çerçevesinde diplomatik çabalara katkıda bulunma taahhüdünde birleşen bakanların, ortak ilgi alanına giren bölgesel konuları ele almak üzere İstanbul'da bir araya geldiği belirtildi.

Ortak bildiride, şu ifadelere yer verildi:

"Bakanlar, İsrail işgalinin bölge ve ötesindeki istikrarsızlığın temel kaynağını oluşturduğunu ve İsrail politikalarının küresel kamuoyunda derin bir adaletsizlik hissi yarattığını vurgulamışlardır. İki devletli çözümün ilgili BM kararları uyarınca bir an önce hayata geçirilmesi çağrısında bulunmuşlardır."

Orta Doğu'da kapsamlı barışın sağlanması amacıyla Filistin halkının meşru haklarına, kendi kaderini tayin etme ile 4 Haziran 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen, yaşanabilir ve coğrafi bütünlüğe sahip Filistin Devleti kurma yönündeki devredilemez hakkı da dahil olmak üzere verilen desteğin yinelendiği kaydedildi.

Bildiride bakanlar, "devam eden İsrail şiddeti ile Kudüs'ün hukuki ve tarihi statüsünü değiştirme girişimlerine acilen son verilmesi ve Filistin'deki yıkım ile insani felaketin durdurulması" çağrısında bulundu.

Batı Şeria ve Kudüs'teki geçmiş ve mevcut tüm yerleşim faaliyetlerinin ve Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddetinin kınandığı bildiride, Gazze'ye kesintisiz insani yardım akışının sağlanması ve Gazze'nin yeniden imarı yönündeki acil ihtiyacın altını çizildi.

Yemen meselesi

Bildiride, "Yemen konusuna ilişkin bakanlar, insani acıları derinleştiren Husi milislerinin yol açtığı kabul edilemez tırmanmayı, Suudi Arabistan'a yönelik, özellikle sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan, süregelen saldırılarını ve Kızıldeniz ile Babulmendeb'te ticari gemilere yönelik gerçekleştirilen saldırıları en güçlü şekilde kınamışlardır." denildi.

Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduklarını ifade eden bakanlar, İran destekli Husileri tüm askeri eylemlerini, tehditlerini ve saldırılarını derhal durdurmaya ve iyi niyetle siyasi sürece geri dönmeye çağırdı.

"Diyalog ve diplomasi" çağrısı

Bildiride, ABD, İsrail ile İran arasında ve Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan askeri çatışmanın yalnızca diyalog ve diplomasi yoluyla ele alınması, gemilerin, sivillerin ve sivil altyapıların hedef alınmasının önlenmesi yönündeki acil ihtiyaç vurgulandı.

Bakanların, İslamabad Mutabakat Zaptı'na olan desteklerinin ifade edildiği bildiride, gerilimin daha fazla tırmanmasını önlemeye yönelik sürdürülen diplomatik çabaların memnuniyetle karşılandığı ve müzakere yoluyla varılacak kalıcı bir çözüme olan bağlılıklarının yeniden teyit edildiği aktarıldı.

Bildiride, seyrüsefer serbestisinin, kalıcı deniz emniyeti ve güvenliği ile seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin korunmasının hayati önemi vurgulandı.

Deniz hatlarının kesintiye uğramasının küresel tedarik zincirlerini, enerji, gübre ve gıda akışını engelleyerek bölge ve ötesindeki kırılgan durumdaki kesimleri olumsuz etkilediği ve herkesin güvenliğini ve refahını tehdit ettiği kaydedilen bildiride, söz konusu zorlukların aşılması için uluslararası toplumun ortak çaba göstermesi gerektiği ifade edildi.

Bildiride, hukuka uygun seyrüseferi engelleyen her türlü tedbir veya kısıtlamanın reddedildiği, Hürmüz Boğazı'ndan güvenli, emniyetli ve engelsiz geçişin hızlı ve eksiksiz şekilde yeniden başlatılması çağrısı yapıldı.

Ortak bildiride, bakanların belirtilen bu hususlarda yakın istişare ve işbirliğini sürdürme konusunda mutabık kaldığı kaydedildi. 

Telefonu 'sağlıklı kullanmak' mümkün


 
 
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Erdoğan, sosyal medya ve interneti tamamen bırakmak yerine sağlıklı ve dengeli kullanmanın önemine dikkati çekti.

24.10.2026 02:38:00
AA
 
Telefonu 'sağlıklı kullanmak' mümkün
Telefonu 'sağlıklı kullanmak' mümkün

Sosyal medyada yaygınlaşan dijital detoks paylaşımları, kişilerin telefon ve internet kullanım alışkanlıklarını yeniden değerlendirmelerine yönelik ilgiyi artırıyor. Ancak kısa süreli araların ardından eski alışkanlıklara dönmek, dijital kullanım sorunlarının çözümü için yeterli olmayabiliyor. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Doç. Dr.

Erdoğan, dijital araçların günlük yaşamın önemli bir parçası haline geldiğini, bu araçlardan yararlanırken kullanım süresinin ve alışkanlıkların kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Dijital detoksun kişilerin ekran başında geçirdikleri süreyi fark etmelerine yardımcı olabileceğini ifade eden Erdoğan, asıl hedefin geçici olarak internetten uzaklaşmak değil, sağlıklı kullanım alışkanlığı kazanmak olduğunu vurguladı.
Erdoğan, "Amacımız belli bir süre kullanmayıp sonra tekrar eski kullanım paternine dönmek değil. Amacımız sosyal medyayı, interneti sağlıklı ve yararlı bir şekilde kullanmak" dedi.

Sürekli bildirimler dikkati dağıtabiliyor

Telefon bildirimlerine ve sosyal medya içeriklerine sürekli maruz kalmanın dikkat dağınıklığı ve zihinsel yorgunluk gibi sorunlarla ilişkili olabileceğini belirten Erdoğan, sağlıklı dijital kullanımın bu belirtilerin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini kaydetti. Telefonu bir süre kullanmadığında sosyal medyadaki gelişmeleri kontrol etme isteğinin ortaya çıkabileceğini aktaran Erdoğan, bağımlılık bulunmayan durumlarda bu huzursuzluğun genellikle geçici olduğunu ifade etti. Kullanım süresini önceden planlamanın ve belirlenen sınırlara uymanın önemine değinen Erdoğan, zamanla yeni alışkanlıkların geliştirilebileceğini dile getirdi.


Günlük sorumlulukların aksaması uyarı işareti

Dijital kullanımın günlük yaşamı olumsuz etkilemesinin dikkate alınması gerektiğini belirten Erdoğan, kişinin kullanım süresini kontrol edememesi, iş ve okul sorumluluklarını aksatması ve yüz yüze iletişim yerine sanal etkileşimi tercih etmesinin sorunlu kullanım işaretleri olabileceğini söyledi. Erdoğan, "Kişi planladığından daha uzun süre kullanıyorsa, kullanımı kesmesi gerektiği zamanlarda kesemiyorsa, günlük işleri, okulunu, rutin sporunu aksatıyorsa, yüz yüze etkileşim yerine daha çok sosyal ağlarda etkileşimi tercih ediyorsa, bu durumlarda mutlaka dijital olarak sağlıklı kullanımı gündeme getirmemiz gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Kullanım süresini sınırlandırma, sosyal medya için belirli saatler belirleme ve aileyle geçirilen zamanı artırma gibi adımların sağlıklı alışkanlıklar kazanmaya yardımcı olabileceğine işaret eden Erdoğan, bağımlılık şüphesi bulunan kişilerin psikiyatri uzmanına başvurması gerektiğini vurguladı. Erdoğan, 15 yaşını doldurmamış çocukların sosyal medya kullanımını sınırlandırmaya yönelik düzenlemeyi olumlu değerlendirdiğini belirtti.

Girne'deki gemi faciasının kara kutu kayıtları ortaya çıktı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne kenti açıklarında 27 kişinin hayatını kaybettiği "Filo Jet" isimli gemi faciasına ilişkin yürütülen soruşturmada, geminin kara kutusu (VDR) kayıtları kan donduran ihmalleri gözler önüne serdi. Mürettebatın geminin batma riskini ve teknik arızaları önceden bildiği, su almasına rağmen seyre devam edildiği ortaya çıktı. Mahkeme, aralarında kaptan ve şirket direktörünün de bulunduğu 9 şüphelinin tutukluluk süresini 7 gün daha uzattı

23.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Girne'deki gemi faciasının kara kutu kayıtları ortaya çıktı
Girne'deki gemi faciasının kara kutu kayıtları ortaya çıktı
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) sularında 30 Ağustos 2026 tarihinde meydana gelen, 27 kişinin yaşamını yitirdiği ve 3 yaşındaki Anni Asel Hilaloğlu'nun kaybolduğu Filo Jet gemi kazası soruşturmasında çok kritik bir gelişme yaşandı. Geminin kara kutusu olarak bilinen Seyir Veri Kayıt Cihazı (VDR) incelemelerinden elde edilen diyaloglar, felaketin adeta "geliyorum" dediğini ortaya koydu.


68 günlük kaydın 32 günü incelendi


Girne Kaza Mahkemesi'ne sunulan tahkikat raporuna göre, cihazda yer alan 68 günlük ses kaydının 32 günlük bölümünün incelenmesi tamamlandı. Ortaya çıkan kayıtlarda, gemi mürettebatının dümen sistemi, radar, kameralar ve sancak tarafında yaşanan ciddi teknik arızaları kendi aralarında defalarca tartıştığı belirlendi.

Kayıtlarda personelin, şirketin gemiye yeterli yatırım yapmamasından şikayetçi olduğu ve mevcut teknik kusurların yakın zamanda geminin batmasına yol açabileceği yönünde açıkça endişe belirttikleri saptandı.


İkinci makinistin isyanı


Kara kutu çözümlerinde en dikkat çeken unsurlardan biri ise geminin ikinci makinistine ait olan ifadeler oldu. İkinci makinistin, geminin durumunu özetlerken, "Gemide tek biz sağlamız, geriye kalan her şey yarım" diyerek isyan ettiği kayıtlara geçti.

Daha da vahimi, kayıtlarda geminin su aldığına dair açık konuşmalar ve uyarılar bulunmasına rağmen, kaptanın tehlikeye göz yumarak seyre devam etme kararı aldığı anlaşıldı.


9 şüphelinin tutukluluğu uzatıldı


Gelişmelerin ardından Girne Kaza Mahkemesi'ne çıkarılan, aralarında şirket direktörü, kaptanlar, makinistler ve mürettebatın da yer aldığı 9 şüphelinin tutukluluk süresi, soruşturmanın selameti açısından 7 gün daha uzatıldı. Polis, yürütülen geniş çaplı tahkikat kapsamında dosyaya 1 kişinin daha eklenmesiyle birlikte aranan şüpheli sayısının 6'ya yükseldiğini bildirdi.


Türkiye'den uzman heyet gidecek


Kazanın teknik geçmişini ve hasarlı parçaları incelemek üzere Türkiye'den uzman bir heyetin KKTC'ye gideceği ve üniversitelerden görevlendirilecek bilirkişilerle birlikte kapsamlı bir rapor hazırlayacağı duyuruldu.

Duruşma esnasında, kazada sevdiklerini ve yakınlarını kaybeden acılı ailelerin mahkeme salonundaki şüphelilere yoğun tepki göstermesi üzerine kısa süreli bir gerginlik yaşandı. Yaşanan büyük ihmaller zincirine dair adli inceleme çok yönlü olarak devam ediyor.

BTP liderinden madenciler için taziye mesajı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Zonguldak'ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesindeki maden ocağında meydana gelen patlama sonrası sosyal medya hesabından bir taziye mesajı yayımladı. Baş, faciada hayatını kaybeden 3 maden işçisine rahmet, yaralılara ise acil şifalar diledi

23.10.2026 17:24:00 / Güncelleme: 23.10.2026 17:33:28
Haber Merkezi
 
BTP liderinden madenciler için taziye mesajı
BTP liderinden madenciler için taziye mesajı
Zonguldak'ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesinde faaliyet gösteren özel bir kömür madeninde bugün metan gazı sıkışması (grizu) nedeniyle meydana gelen patlamada 3 maden işçisi hayatını kaybetti, 5 işçi ise yaralandı.

Türkiye'yi yasa boğan acı haberin ardından siyasi liderlerden taziye mesajları gelmeye başladı. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş da X hesabı üzerinden yayımladığı mesajla acıyı paylaştı.


"Büyük bir üzüntüyle öğrendim"


BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, maden ocağındaki patlamada hayatını kaybeden ve yaralanan işçilere değinerek şu ifadeleri kullandı:

"Zonguldak'ın Gelik beldesindeki maden ocağında meydana gelen patlamada 3 maden işçimizin hayatını kaybettiğini, 5 işçimizin yaralandığını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Hayatını kaybeden işçilerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı; yaralı işçilerimize acil şifalar diliyorum."

Zonguldak Valiliği ve İçişleri Bakanlığı açıklamalarına göre, özel maden ocağındaki grizu patlamasında arama kurtarma çalışmaları tamamlanarak Cengiz Bölükbaşı, Recep Çolakoğlu ve Murat Kaya'nın cansız bedenlerine ulaşıldı.

Yaralı 5 işçiden 2'sinin durumunun ağır olduğu ve Adalet Bakanlığı'nın ihmal iddialarını incelemek üzere adli soruşturma başlattığı bildirildi. 

 

Maden ocağındaki patlamada ölü sayısı yükseldi

Zonguldak'ın Kilimli ilçesi Gelik beldesinde maden ocağında meydana gelen patlamada mahsur kalan son işçinin de cansız bedenine ulaşıldı. Böylece olayda hayatını kaybedenlerin sayısı 3'e çıktı

23.10.2026 15:00:00
İHA
 
Maden ocağındaki patlamada ölü sayısı yükseldi
Maden ocağındaki patlamada ölü sayısı yükseldi
Zonguldak'taki maden faciasında ölü sayısı 3'e yükseldi.

Olay, saat 10.00 sıralarında Gelik beldesinde faaliyet gösteren Demir Madencilik'e ait maden ocağında meydana geldi. Metan gazı sıkışması sonrası yaşanan grizu patlamasında maden ocağındaki 8 işçiden 7'si çıkarılarak ambulanslarla hastanelere sevk edildi. Yaralı olarak çıkarılan işçilerden Murat Bölükbaşı ve Recep Çolakoğlu yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamazken, durumu ağır olan Cemal Arslan (45) ve Okan Dinçer (45) ilk tedavilerinin ardından Ankara'ya sevk edildi. Vücudunda yanıklar bulunan Ercan Akdal (40) ve kafa travması bulunan Soner Dinçer (34) Atatürk Devlet Hastanesi'nde, iki ayağında da kırıklar bulunan Kurtuluş Elmas (38) ise Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesinde tedavi altına alındı.


Mahsur kalan işçinin cansız bedenine ulaşıldı


Patlama sonrası ocakta mahsur kalan Murat Kaya'ya ulaşmak için ekipler seferber oldu. Yaklaşık 1.5 saat süren çalışma sonucu ekipler Murat Kaya'nın cansız bedenine ulaştı. Kaya'nın cenazesi bulunduğu yerden çıkararak Atatürk Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Böylece olayda hayatını kaybedenlerin sayısı 3'e çıktı.

3 işçinin hayatını kaybettiği, 5 işçinin ise yaralandığı maden ocağındaki patlama ile ilgili olarak ise Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından inceleme başlatıldı.

Öte yandan, acı haberi alan aileler ise hastane morgu önüne gelerek feryat etti.


"Maalesef hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 3'e yükselmiştir"  


Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Zonguldak'ta maden ocağında meydana gelen patlamaya ilişkin, "Maalesef hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 3'e yükselmiştir. Olayda yaralanan 5 vatandaşımızın tedavilerine hastanelerimizde devam edilmektedir" dedi.  

Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Zonguldak'ta maden ocağında meydana gelen olayla ilgili sürecin yakından takip edildiğini belirterek, "Maalesef hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 3'e yükselmiştir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına sabır diliyorum. Olayda yaralanan 5 vatandaşımızın tedavilerine hastanelerimizde devam edilmektedir. Yaralanan 1 vatandaşımızın durumu ağırdır. Ekiplerimiz tüm imkanlarıyla teyakkuz hâlindedir. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum" dedi.

Kütahya'da 3 katlı binada yangın: 1 ölü

Kütahya'da 3 katlı binada çıkan yangında yaralanan şahıs, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti

23.10.2026 14:18:00
İHA
 
Kütahya'da 3 katlı binada yangın: 1 ölü
Kütahya'da 3 katlı binada yangın: 1 ölü
Yangın, Bahçelievler Mahallesi Lodos Sokak'taki 3 katlı bir binanın 2. katındaki dairede meydana geldi.

Daireden dumanların yükseldiğini gören vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.

İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın büyümeden kontrol altına alınarak söndürüldü.

Yangında yaralanan Ramazan Öget, sağlık ekiplerince Kütahya Şehir Hastanesi kaldırıldı.

Öget, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Dairede hasara yol açan yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.

Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor

Son yıllarda art arda yaşanan sel ve su baskınları, şehirlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıyor

23.10.2026 14:10:00
Ahmet Turan Yiğit
 
Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor
Suyun yolunu kapatan kentler sele davetiye çıkarıyor
Son yıllarda art arda yaşanan sel ve su baskınları, şehirlerin iklim krizine ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıyor. Özellikle büyük kentlerde meydana gelen taşkınlar, yalnızca yoğun yağışların değil, yıllardır biriken plansız yapılaşmanın da sonucu olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre sorun sadece gökten düşen yağmur miktarı değil; yağmurun toprağa ulaşamaması.

Kentlerde betonlaşmanın artması, dere yataklarının daraltılması ve doğal su yollarının yapılaşmaya açılması, şiddetli yağışların afete dönüşmesinde önemli rol oynuyor. Uzmanlar, gelecekte benzer felaketlerin daha sık yaşanabileceği uyarısında bulunurken, doğayla uyumlu kentleşmenin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurguluyor.

Sel felaketlerinin nedeni sadece yağış değil

Şiddetli yağmurlar her zaman yaşanabiliyor. Ancak uzmanlara göre bir yağışın afete dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyen temel unsur, kentin bu suyu nasıl karşıladığı.

Yıllar içinde beton ve asfaltla kaplanan şehirlerde yağmurun toprağa sızması zorlaşıyor. Su toprağa karışamadığında ise hızla yüzeyde birikiyor, yolları, alt geçitleri ve yerleşim alanlarını su altında bırakabiliyor.

Bu nedenle uzmanlar, yaşanan felaketleri yalnızca hava koşullarıyla açıklamanın eksik bir yaklaşım olduğunu ifade ediyor.

Dere yatakları unutulduğunda risk büyüyor

Kentleşme sürecinde en çok zarar gören alanların başında dere yatakları geliyor. Uzmanlar, geçmişte suyun doğal geçiş güzergâhı olan birçok bölgenin yıllar içinde yapılaşmaya açıldığına dikkat çekiyor.

Oysa dere yatakları ve taşkın sahaları, yağışlı dönemlerde fazla suyu taşıyan doğal güvenlik koridorları olarak görev yapıyor. Bu alanların daraltılması veya tamamen ortadan kaldırılması halinde, su farklı güzergâhlar arıyor ve bu durum yerleşim alanlarını tehdit eden taşkınlara neden olabiliyor.

Beton yerine suyu emen kentler öneriliyor

Uzmanların çözüm olarak dikkat çektiği yaklaşım ise "mavi-yeşil altyapı" sistemi.

Bu modelde yağmur bahçeleri, geçirimli zeminler, sulak alanlar, bitkilendirilmiş drenaj sistemleri ve yeşil koridorlar birlikte planlanıyor. Amaç, yağmur suyunu mümkün olduğunca düştüğü yerde tutabilmek ve kontrollü şekilde doğaya geri kazandırabilmek.

Uzmanlara göre suyu hızla uzaklaştırmaya çalışan klasik yöntemler tek başına yeterli olmayabiliyor. Bunun yerine suyu yönetebilen ve depolayabilen sistemlere ihtiyaç duyuluyor.

Parklar sadece dinlenme alanı değil

Birçok kişi parkları ve yeşil alanları yalnızca sosyal yaşamın bir parçası olarak görüyor. Ancak uzmanlar bu alanların iklim krizine karşı mücadelede kritik görevler üstlendiğini belirtiyor.

Kent ormanları, sulak alanlar, açık yeşil bölgeler ve ekolojik koridorlar yağmur suyunun tutulmasına yardımcı olurken aynı zamanda kent sıcaklıklarını da düşürebiliyor. Kısacası parklar yalnızca piknik yapılacak yerler değil; aynı zamanda kentin doğal savunma mekanizmaları olarak görülüyor.

İklim krizine karşı doğa temelli çözümler gerekiyor

Uzmanlara göre gelecekte aşırı hava olaylarının sıklığında artış yaşanabilir. Bu nedenle sadece beton kanallar ve mühendislik projeleriyle çözüm aramak yeterli olmayabilir.

Doğa temelli çözümler olarak adlandırılan yöntemler; ekosistemlerin kendi işleyişinden yararlanarak suyu tutmayı, filtrelemeyi ve yönlendirmeyi hedefliyor. Böylece hem taşkın riski azaltılıyor hem de doğal yaşam destekleniyor.

Bu yaklaşımın şehir planlamasına entegre edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Kentler doğayla mücadele ederek değil uyum sağlayarak korunabilir

Uzmanlar, afetlere karşı dayanıklı şehirler oluşturmanın yolunun doğayı kontrol etmeye çalışmaktan değil, doğal süreçlerle uyum içinde yaşamaktan geçtiğini ifade ediyor.

Dere yataklarının korunması, yeşil alanların artırılması, geçirimsiz yüzeylerin azaltılması ve suyun doğal döngüsüne saygı gösteren planlama anlayışının benimsenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Kentleşmenin kısa vadeli kazançlar yerine uzun vadeli güvenlik perspektifiyle ele alınmasının önemine dikkat çeken uzmanlar, bugün alınacak doğru kararların gelecekte yaşanabilecek can ve mal kayıplarını azaltabileceğini belirtiyor. Yağmurun düşmesini engellemek mümkün değil; ancak suya hareket edeceği güvenli alanlar bırakıldığında şehirlerin sel felaketlerine karşı çok daha dirençli hale gelebileceği ifade ediliyor.

Şanlıurfa'da yaprak sarması 12 öğrenciyi hastanelik etti

Şanlıurfa'da bir ortaokulda yaprak sarması yiyen 12 öğrenci zehirlenerek hastaneye kaldırıldı

23.10.2026 14:06:00
İHA
 
Şanlıurfa'da yaprak sarması 12 öğrenciyi hastanelik etti
Şanlıurfa'da yaprak sarması 12 öğrenciyi hastanelik etti
Edinilen bilgiye göre olay, Eyyübiye ilçesine bağlı Süleymanşah Mahallesi'nde bulunan Mustafa Vedat Mutlu Ortaokulu'nda meydana geldi. İddiaya göre, bir velinin okula getirdiği yaprak sarmasını yiyen 12 öğrenci, bir süre sonra rahatsızlandı.

Durumun bildirilmesi üzerine okula sağlık ekipleri sevk edildi. Zehirlenme şüphesi bulunan 12 öğrenci, sağlık ekipleri tarafından ambulanslarla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Öğrencilerin kent merkezindeki hastanelerde tedavisi sürüyor.

Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı

İstanbul'da sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında yapılan incelemeler doğrultusunda gözaltına alınan 11 şüpheli tutuklandı

23.10.2026 08:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları sürüyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 31 şüpheliden 16'sının sulh ceza hakimliğindeki sorgu işlemleri tamamlandı.

Hakimlik, şüphelilerden Çetin Genç, Eren Yeşilyurt, Hakan Avdan, Konuralp Özkan, Metin Kartal Emür, Osman Uçar, Seyit Tahir Özek, Ahmet Haluk Güner, Mehmet Selim Tunçbilek, Mustafa Terzi ve Ümit Yılmaz'ın tutuklanmalarına karar verdi.

Şüpheliler Fadimenur Demir, Gülsüm Doğan, Zuhal Topaloğlu ve Yasemin Yılmaz hakkında ise "konutu terk etmeme" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Gözaltında bulunan 15 şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. Öte yandan Altınbaş Holding'in sahibi Nusret Altınbaş'ın da aralarında bulunduğu 5 şüpheli ise aranıyor.

Başsavcılığın açıklaması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından iletilen raporlar ve yapılan yazılı başvurular doğrultusunda, Işıklar Enerji ve Yapı Holding AŞ (IEYHO), Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ (VSNMD), Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi AŞ (ODINE) ve Tera Finansal Yatırımlar Holding AŞ (TRHOL) paylarına ilişkin inceleme gerçekleştirildiği belirtilmişti.

Bu kapsamda, söz konusu şirketlerin paylarına ilişkin iddialar ve SPK tarafından iletilen raporlar değerlendirilerek 31 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği bildirilen açıklamada, soruşturma işlemlerinin ilgili mevzuat çerçevesinde titizlikle sürdürüldüğü kaydedilmişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda Pirnus Yapı Gayrimenkul Anonim Şirketi Fatih Şubesi Müdürü Çetin Genç, eski bürokrat Eren Yeşilyurt, Alnus Yatırım Menkul Değerler Firması Yönetim Kurulu Üyesi Fadimenur Demir, Atlas Portföy Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Avdan ile yöneticisi Gülsüm Doğan, diğer yöneticiler Osman Uçar ve Canan Özdemir, Alnus Yatırım Firması Yönetim Kurulu Başkan Vekili Metin Kartal Emür, A1 Capital Portföy Yönetimi Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Terzi, Atlas Portföy Yönetimi AŞ ortağı Zuhal Topaloğlu, Alnus Yatırım Menkul Değerler Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Tahir Özek, Atlas Portföy çalışanı Konuralp Özkan, Pardus Portföy Yönetimi Anonim Şirketi yöneticileri Rüstem Karakaya ve Furkan Açar, Hedef Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı Yönetim Kurulu Üyeleri Neda Soydan ve Ömer Eryılmaz, yöneticisi Mustafa Zeki Kayahan, çalışan Anıl Tokat, Pardus Portföy Genel Müdürü Mehmet Selim Tunçbilek ile Yönetim Kurulu Üyesi Ali Cesur ve çalışanı Ahmet Haluk Güner, bankalardaki portföy çalışanları Ümit Yılmaz, Yasemin Yılmaz ve Burak Poyraz, Altınbaş Holding yetkilisi İnan Altınbaş ile Tera Portföy yöneticisi Ayşegül Kaya gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında ayrıca şüpheliler Ertan Aydın, Seda Tarım Kocabalkan, Abdullah Dal, Hakan Eryılmaz ve Fahri Uğur da gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen Altınbaş Holding'in sahibi Nusret Altınbaş'ın şüpheliler arasında yer aldığı ancak yakalanmadığı, kardeşi İnan Altınbaş'ın gözaltında olduğu ve diğer aile fertlerinin tüm mal varlıklarının dondurulduğu öğrenilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.