HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 17 EYLÜL 2021, CUMA

"Kitap dünyasına" dikkat

06.06.2001 00:00:00
İnsanın beden yapısı; başı, gövdesi, ayakları, tüm hücreleri ile fevkalade ilahi kudretle yaratılmış...

İnsanın ruh dünyası da; kalbi, hisleri, hevesleri ile ilahi kudretle yaratılmış...

İnsan nefs dünyasında iyiyi doğrudan ayırt edemediği zaman bedende meydana gelen bir hastalık gibi iç dünyasında da hastalık meydana gelir.

Bunu niçin söyledim...

1980'li yıllarda Beyazsaray Kitapçılar Çarşısına giderdik... Yeni çıkan bir kitabı görelim diye...

Benim bahsedeceğim hastalık kitaplardan kitap çalma hastalığıdır. Ne demek bu...

1980'den sonra bir anda yıllarca emek verilip bin bir meşakkatle fikir çilesi, göz nuru dökülerek hazırlanan eserler yerine bedavadan bir kaç kitabı bir araya getirip, "isim eserleri" yağmur gibi yağmaya başladı. İşte ne olduysa bundan sonra oldu.

Gençlik de İslamiyete bağlı olduğundan bilhassa dini içerikli kaynaklardan aktarılan yahut namazı, orucu, helali sevdiğinden dini sahada yazılanların bu yönlerini de safiyane görünce hemen kitaplarını aldılar... Ve bilemediler kitaplardan kitap çalarak "isim kitapları" çıkaran hastaları...

Bir bakıyorsunuz İmam-ı Gazali hakkında yüzlerce kitap... Bir bakıyorsunuz ayda bir kitap yazılıyor... Bir bakıyorsunuz "bu bir simittir" sözü üzerine kendi üpotik düşünce, kendi nefsi duygularını teskin etmek, kendi egosunu tatmin için her gün piyasaya kitap çıkmaya başladı...

Bugün kimse filanca "eser" çıktı deyip arkadaşlarına haber verip topluca kitap hususunda konuşulmuyor... Ya da yazar gidip ziyaret edilmiyor. (Ali Rıza Bey'in sahasına giriyoruz ama kusura bakmasın).

Her şeyde doğruluk esastır. Kitap yazma hususunda da maalesef iskembeden, ince ve nokta kadar menfaatlerle dolu dolu kitaplar basıldı.

İslam nezafet ve nezaket dinidir. Gönüllerde niyet kadar insan da tesir eder. Aldatarak para kazanmanın değeri, ismi ne olur?

Bir kaç yıl önce Üstat Necip Fazıl ile ilgili araştırma yapmaya kalktım. Özellikle nükteli yönünü ön plana çıkaran, gençliğin bu çizgiyi çabuk kavraması, sempati duyması noktasında bir dosya hazırlıyordum. Rahmetli Ahmet Kabaklı hocamız bu gayretimi görünce mutlu olmuştu. Sayın Mühittin Nalbantoğlu ile de çok güzel bir sohbetimiz olmuştu. Daha sonra Büyük Doğu'da kıymetli kardeşim Suat Ak ile görüştüm. O sohbetimizde bir ara Suat Bey şöyle demişti: "Üstat, kitaplarında hem kendini, hem ailesini, hem dostunu, hem düşmanını aksiyon ve davasını öyle mükemmel anlatmış..."

Ben bu sözlerden sonra topladığım dokümanlarımı arşivime kaldırdım. Gördüm ki benim yazdıklarımı hep Üstat Necip Fazıl söylemiş.

Özellikle hayat hikayesi anlatılan eserlerde okuyuculara tavsiyem eser sahiplerinin eserini okusunlar. Doğum ve ölüm tarihlerini öğrenip öğretmenin hiç bir faydası yoktur.

Bir de şunun altını çizeyim. Her insanda ayrı bir kaabiliyet ve anlayış hassası vardır. Belki de senin okuyup anladığını, sezdiğini, gördüğünü bir başkası görüp yazamayacaktır.

Kitapların da bir dokunulmazlığı olmalı. Her önüne gelen bir kitap yazmamalıdır. Bunun da bir kuralı, ehliyeti olmalıdır.

Mesela, Yahya Kemal hakkında kitaplar yazılıyor... Şöyle, böyle diye... Hani öğretmenin ev ödevi gibi... Git kütüphaneye üç beş kitabını al... Sonra da Yahya Kemal şöyleymiş deyip bir kitap yaz... Yazarı da filanca...

Burada bir hakkı da teslim etmek gerekir. Başta Kültür Bakanlığı'mızın, Vakıfların, bankaların, diğer özel kuruluşların, Milli Eğitim Bakanlığı'nın titizlikle hazırladıkları mükemmel eserler vardır. Eser okumayanlara hayat hikayeleri anlatılmıştır. Ben bunlardan çok faydalanmışımdır.

Yine de ana fikrimden uzaklaşmadan diyorum ki; Bir Nabi'yi, bir İrşadi'yi, bir Alvarlı Efe'yi, bir Hafız'ı, bir Sezai Karakoç'u alın eserlerinden tanıyın... Eser okuyun, kitap okuyun. Bir yazarı sözüyle, özüyle, resmiyle, kalbiyle tanımanın, anlamanın asıl adresi kitabını kaynağından okumaktır.

Kitaplardan kitap yazanlar da sadece nehirde akıp giden bir saman çöpü kadar ün kaparlar.

Bir de bu kitap yazma işinde, bize uymayan fikir, kültür ve adetlerin gümrüksüz tercümeleri vardır ki, bu konuyu bu satırlara sığdıramam.

1989 yılıydı kitapçıda bir baktım yabancı bir yazarın kitapları çoğunlukta...

- Bu nedir dedim?

- Ne yapayım şimdi bu gidiyor, diye cevap aldım.

O zaman dedim ki Allah yardımcımız olsun. Biz biraz anlıyoruz. Şu saf gençliğin hali ne olacak. Her fikir rahatlıkla girip çıkıp cirit atıyor.

Her şeyde olduğu gibi kitap hırsızlarına da dikkat... Herkes kendi ayağı üzerine durmaya çalışsın... Sürünseniz de yine aynı...

Allah yardımcımız olsun.

Milletimizi korusun.
 
Feyyaz İnanç / diğer yazıları

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

06.06.2000, 06.06.1999, 06.06.1998, 06.06.1997, 06.06.1996, 06.06.1995, 06.06.1994, 06.06.1993, 06.06.1992, 06.06.1991, 06.06.1990, 06.06.1989, 06.06.1988, 06.06.1987, 06.06.1986, 06.06.1985, 06.06.1984, 06.06.1983, 06.06.1982


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.