Türkiye tarihinde görülmemiş büyük bir deprem felaketi yaşıyoruz.
Can kaybı 44 bini geçmiş durumda.
Depremin vurduğu 11 şehirde adeta taş taş üstünde kalmadı.
Hâlâ depremler oluyor. Dün Malatya'da meydana gelen depremde de yine 1 vatandaşımızı yitirdik.
Afetin yaşattığı büyük acı bir kenara, böyle zamanlarda gösterilmesi gereken dayanışma sınavını milletimiz, takdir edilecek bir şekilde başarıyla verirken, iktidar ise deprem felaketinin ilk gününden itibaren bu sınavı kaybetmiş durumda.
21 yıldır ortaya konulan icraatlarla halının altına süpürülen tüm çözümsüz bırakılmış ve yeni üretilmiş problemler, deprem felaketinden sonra hep birlikte gün yüzüne fışkırdı.
Kızılay'ın elindeki çadırları ücret karşılığı satması da bunlardan yalnızca biri.
Mesele yardım derneği Ahbap ve Türkiye Eczacılar Birliği'nin afetin ilk günlerinde fiyatın yüksekliğini mecburen göz ardı ederek çadır satın alması değildir.
Mesele, kara kışın ortasında deprem bölgesinde 'çadır çadır' diye feryat eden on binlerce depremzede varken Kızılay ya da ona bağlı bir şirketin elindeki çadırları satışa konu etmesi ve sonra da haylice yüksek bir fiyata satmasıdır.
Kızılay, Atatürk'ün kurduğu ilk günkü amacına göre çalışıyor olsaydı, emin olun bugün böyle yanlış işlere imza atılmamış olurdu ve dolayısıyla da bu tartışmayı yapıyor olmazdık.
Ancak gelin görün ki Kızılay, kendi adını koyan Atatürk'ün hedefinden çok uzaklara savrulmuş durumda.
Oysa Kızılay'ın internet sitesinde tarihçe bölümünde yer alan görev tanımı aynen şöyledir: "Kızılay, tüzel kişiliğe sahip, özel hukuk hükümlerine tâbi, kâr amacı gütmeyen, yardım ve hizmetleri karşılıksız olan ve kamu yararına çalışan bir gönüllü sosyal hizmet kuruluşudur."
Ancak son yaşananlara bakınca Kızılay'ın görev tanımında yer verilen, 'kâr amacı gütmemek' gibi pek çok görevin artık tarih olduğunu anlıyoruz.
Kuruluş ilkelerinden uzaklaşınca yardım için kurulan bir devlet kurumunun ne hallere düşürüldüğünü hep birlikte görüyoruz.
Artık Kızılay yardıma muhtaç haldedir.
Milletimiz Kızılay'ın elinden tutup, bu kurumu fabrika ayarlarına çevirmesi gerekmektedir.
Peki, bu nasıl mümkün olacak?
Bu dediğimiz ancak; milletimizin ilk seçimde ortaya koyacağı tercihiyle ülkemizi 20 yıldır yöneten siyasi anlayışa 'artık dur' demesi ve Kızılay başta olmak üzere rayından çıkmış tüm devlet kurumlarını yeniden olmaları gereken kulvara döndürecek köklü değişimin önünü açmasıyla mümkün olacaktır.
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024























































