logo
07 NİSAN 2026

KKKA virüsü bulaşan 100 kişiden 5'i hayatını kaybediyor

Çorum'da düzenlenen programda konuşan Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nurcan Baykam, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'nin tehlikesine dikkat çekerek, "Bu hastalık ciddi bir enfeksiyondur ve maalesef her 100 vakadan yaklaşık 5'i kaybedilmektedir" dedi

29.06.2025 11:59:00
İhlas Haber Ajansı
KKKA virüsü bulaşan 100 kişiden 5'i hayatını kaybediyor
KKKA virüsü bulaşan 100 kişiden 5'i hayatını kaybediyor
Çorum'da düzenlenen programda konuşan Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nurcan Baykam, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'nin tehlikesine dikkat çekerek, "Bu hastalık ciddi bir enfeksiyondur ve maalesef her 100 vakadan yaklaşık 5'i kaybedilmektedir" dedi.
Çorum'da, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve Hitit Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen "Bilim Kafe Etkinlikleri" Veli Paşa Hanı'nda gerçekleştirildi. "Doğru Bilgi, Doğru Korunma: Kırım Kongo'ya Dur De" başlığıyla düzenlenen programda, Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nurcan Baykam ile Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysel Kocagül Çelikbaş, KKKA hastalığının gerçekleri ve keneden korunma yöntemleri hakkında hayati açıklamalarda bulundu. Hava sıcaklıklarının artmasının kene popülasyonunda artışa sebep olabileceğine dikkat çekilen açıklamalarda, hastalıktan korunmanın yöntemleri ile ilgili de bilgiler verildi.

"Hekimlerimizin bu konuda her zaman uyanık olması gerekiyor"
Programda konuşan Prof. Dr. Aysel Kocagül Çelikbaş, doktorların belirtileri taşıyan vakalara karşı duyarlı olması gerektiğine dikkat çekerek, "Virüsü taşıyan bir tür kene vücuda saplandı. Ancak tüm keneler bu virüsü taşımıyor, sadece Hyalomma cinsi kene bu hastalığı bulaştırıyor. Hayvanlarda hastalık oluşturmuyor. Hayvanlar virüsü kanlarında taşısalar bile, hastalığın semptomlarını göstermedikleri için hangi hayvanda virüs var, bunu bilmek mümkün olmuyor. Aslında kene ne uçar ne de sıçrar. Kene yürüyerek gelir. Hayvanlardan beslenir, sonra toprağa düşer. Topraktaki çatlaklarda bir süre dinlenir, ardından tarlada, bayırda bulunan insana yürüyerek ulaşır. Bu nedenle korunmada en önemli şey, açık yer bırakmamaktır. Kapalı giysiler giymek çok önemlidir. Sürekli duyduğumuz gibi; pantolon paçalarını çorabın içine sokmak gerçekten etkili önlemlerden biridir. Herkes dalga geçiyor ama kenelerin tutunmasını engellemek için alınacak ilk tedbirlerden biri budur. Yine, açık renk giysiler giymek özellikle önemlidir. Çünkü pikniğe gittiğimizde, tarlada çalışırken ya da hayvanlarla temas ederken kenenin kıyafet üzerinde dolaştığını açık renkli kıyafetlerde fark etmek daha kolay olur. Keneyi tutunmadan fark edip uzaklaştırmak mümkündür. Ancak tüm bu önlemlere rağmen kene tutunabiliyor. Tek bir açıklık bile buna neden olabilir. Bu yüzden, piknikten veya tarladan eve geldikten sonra tüm giysilerin çıkarılıp vücudun mutlaka kontrol edilmesi gerekir. Keneyi erkenden fark edip uzaklaştırmak çok önemli. Evde çocukların da anneleri tarafından baştan aşağı kontrol edilmesi gerekir. Çünkü kene sıcak bölgeleri sever, bacak arkası, koltuk altı, meme altı, kasık bölgesi, bazen ense ve saçlı deri gibi yerlerde daha sık görülür. Bu bölgelerin tek tek kontrol edilmesi gerekir. Kene tutunduğunda hemen çıkarmak mümkündür. Her durumda hemen hastaneye gitmeye gerek olmayabilir. Ancak kene tutunması varsa ve bazı belirtiler gözleniyorsa, hiç vakit kaybetmeden hastaneye başvurmak gerekir. Biz son iki gün, yani Perşembe ve Cuma günleri ilçelerdeki acil servislerde çalışan sağlık personelimizle bir araya gelerek Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına yönelik yeni bir bilgilendirme toplantısı yaptık. Hekimlerimizin bu konuda her zaman uyanık olması gerekiyor, çünkü biz endemik bir bölgede yaşıyoruz. Yani bu hastalığın sık görüldüğü bir bölgedeyiz. Eğer hastayı değerlendirirken bu ihtimali göz ardı edersek ve hasta birkaç gün boyunca belirti gösterdiği halde hastaneye gidip gelirse, hastalık kanamalı evreye geçmiş olabilir. Asıl hedefimiz hastayı erken dönemde yakalamaktır. Erken teşhis koyduğumuzda hiç tereddüt etmeden hastayı yatırıp gözlem altına alıyoruz. Belki gerçekten hastalık olmayabilir ama atlamamak gerekir çünkü bu, hayatı tehdit eden bir hastalıktır. Hastayı yatırdıktan sonra yanına ne hasta yakını ne de refakatçi alıyoruz. Bu sadece bizim daha rahat çalışmamız için değil, aynı zamanda hasta yakınlarını ve ziyaretçileri korumak için aldığımız bir önlemdir. Çünkü hastalık kan ve hastanın vücut sıvılarıyla da bulaşabiliyor. Burnu kanayan bir hastaya hasta yakını çıplak elle müdahale ederse, bağırsak kanaması olan birinin altını temizlerken eldiven kullanmazsa, bu doğrudan hastalığın bulaşmasına neden olabilir. Özellikle bu şekilde hasta yakınlarına bulaş vakaları yaşanabiliyor. Bu yüzden "siz dokunmayın, biz ilgilenelim" diyoruz. Sağlık çalışanları da zaman zaman bu tür risklerle karşı karşıya kalabiliyor. Bu nedenle onları da ciddi şekilde eğitiyoruz. Hasta odasına girerken mutlaka koruyucu önlük, maske ve eldiven kullanıyoruz. Yine de bazı durumlarda temas riski olabiliyor. Örneğin, kan alırken iğnenin ele batması gibi. Bu yollarla da hastalık sağlık çalışanlarına bulaşabilir. Bu yüzden bu tür bir temas şüphesi olursa, hemen bize haber verilmesi için sağlık çalışanlarını özellikle uyarıyoruz" dedi.

"Her 100 vakadan yaklaşık 5'i kaybedilmektedir"
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsündeki tehdite dikkat çeken Prof. Dr. Nurcan Baykam da, "Bu hastalık ciddi bir enfeksiyondur ve maalesef her 100 vakadan yaklaşık 5'i kaybedilmektedir. Bu nedenle süreci dikkatle izlemek gerekir. Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkabilir. İlk günlerde laboratuvar testlerinde hafif bozulmalar görülebilir ama bu bazı hastalarda normale dönerken, bazı hastalarda daha ağır forma ilerler. Bu ağır formda kanamalar başlar ve laboratuvar değerleri hızla kötüleşir. İşte Kırım Kongo Kanamalı Ateşi dediğimiz esas tehlike bu noktada ortaya çıkar. Amacımız, bu ilk dönemlerde hastalığı atlamamaktır. Çünkü belirtiler başka viral enfeksiyonlarla karışabilir. Bu nedenle halkı ve sağlık çalışanlarını uyarmaya çalışıyoruz. Örneğin bazı hastalar ilk gün gayet iyidir ya da bir gün önce sağlık ocağına gitmiştir, hiçbir sorun tespit edilmemiştir. Ama hekimin hikayeyi iyi almamış olması veya bölgenin riskli olduğunun göz ardı edilmesi nedeniyle hasta eve gönderilmiş olabilir. Üçüncü gün tekrar başvurduğunda tablo tamamen değişmiş, durum ağırlaşmış olabilir. Bu yüzden riskli bölgede yaşayan hastaları mutlaka ertesi gün tekrar çağırmak, süreci yakın takip etmek gerekir" diye konuştu.

"'Keneye kendiniz müdahale etmeyin' şeklindeki uyarılar bazen yanlış anlaşılabiliyor"
Kenenin vücutta uzun süre kalmaması için vatandaşların kendilerinin de doğru yöntemle keneyi çıkartabileceğini kaydeden Baykam, "Bu hastalığın kimde ağır seyredeceğini, kimde hafif geçeceğini anlamaya yönelik birçok çalışma yaptık. Kenelerin popülasyonundaki artış - yani sayı ve tür artışı - iklimle doğrudan ilişkilidir. Küresel ısınma, iklim değişiklikleri gibi faktörler, kene sayısında ani artışlara yol açabiliyor. Ancak bu kenelerin hepsi virüs taşıyan türden değildir. Bu virüsü taşıyabilmesi için kenenin öncelikle virüsü hasta bir koyun, inek, keçi ya da yaban hayvanından alması gerekir. Ortalıkta bu tür hayvanlar yoksa kene virüsü alamaz ve insana da bulaştıramaz. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'nin görüldüğü yerlerde mutlaka büyükbaş hayvanlar gibi omurgalı hayvanların bulunması gerekir ki kene virüsü onlardan alabilsin ve insanlara taşıyabilsin. Bu hastalığın en yaygın bulaş yolu, keneyle temastır. Özellikle tarlada, bahçede, kene bulunan ortamlarda bulunmuş bir kişi akşam eve gittiğinde mutlaka vücudunu kontrol etmelidir. Çünkü kene vücuda tutundukça kan emmeye devam eder, emdiği kanla birlikte virüsü vücuda bırakır. Bu nedenle en önemli hedef, keneyi fark ettiğimiz anda en kısa sürede vücuttan uzaklaştırmaktır. Ama bunu doğru bir yöntemle yapmak gerekir. Keneye çıplak elle asla dokunmamalıyız. Çünkü patladığında ya da ezildiğinde taşıdığı virüs doğrudan bize bulaşabilir. Bu yüzden en ideali pens veya cımbızla keneyi, sert hareket etmeden hafifçe sallayarak çıkarmaktır. Zaten tutunduğu yeri kolayca bırakır, hatta yere bıraktığınızda yürüyüp gidebilir. Diyelim ki tarlada, bir teyze üzerindeki keneyi fark etti. Ne yapmalı' Varsa bir kağıt, eşarp veya kumaş parçasıyla çıplak elini koruyarak keneyi çıkarmalı. Eğer çıkaramıyorsa, en yakın sağlık kuruluşuna hemen gitmelidir. 'Keneye kendiniz müdahale etmeyin, mutlaka sağlık kuruluşuna gidin' şeklindeki uyarılar bazen yanlış anlaşılabiliyor. Herkesin sağlık birimine ulaşması kolay değil. Kırsalda bu zaman kaybı anlamına gelir ve bu süre zarfında kene virüsü vücuda bulaştırmaya devam eder. Bu yanlış algıyı düzeltmemiz gerekiyor. Doğru olan, çıplak elle temas etmeden, tercihen pens ya da cımbızla, yoksa kumaş veya kağıtla keneyi çıkarmak ve ardından o bölgeyi alkolle temizlemektir. Sonrasında ise hastalık şüphesi varsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir" şeklinde konuştu.İHA

İsrail konsolosluğunun önünde silah sesleri

Beşiktaş'ta bulunan İsrail Konsolosluğu yakınından silah sesleri yükseldi. Olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edilirken, bölgede yoğun güvenlik önlemleri alındı.

07.04.2026 12:53:00 / Güncelleme: 07.04.2026 13:02:03
Haber Merkezi
İsrail konsolosluğunun önünde silah sesleri
İsrail konsolosluğunun önünde silah sesleri
Beşiktaş'ta bulunan İsrail Konsolosluğu yakınından silah sesleri yükseldi. Olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edilirken, bölgede yoğun güvenlik önlemleri alındı.

Levent'teki çatışmanın yaklaşık 5 dakika boyunca sürdüğü ifade edildi.

Bölgeye kamuflajlı bir şekilde gelip polislere ateş açan 3 şüphelinin etkisiz hale getirildiği açıklandı. 
 
Ayrıntılar gelecek...

Adalet Bakanı çarpıcı rakamları açıkladı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Mart ayında, uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumara yönelik 729 operasyon düzenlendiğini, 9 bin 185 şüpheli hakkında işlem yapıldığını, 2 bin 996 kişinin tutuklandığını açıkladı

07.04.2026 11:11:00
Anadolu Ajansı
Adalet Bakanı çarpıcı rakamları açıkladı
Adalet Bakanı çarpıcı rakamları açıkladı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, mart ayında uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarına yönelik 729 operasyon gerçekleştirildiğini, işlem yapılan 9 bin 185 zanlıdan 2 bin 996'sının tutuklandığını, 820'si hakkında adli kontrol tedbiri uygulandığını bildirdi.

Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarının, gençleri bağımlılık ve suça sürükleyen, toplumun huzurunu ve geleceğini tehdit eden çok yönlü bir tehlike olduğunu bildirdi.

Bu suçların, aile yapısını zayıflattığını, toplumsal dokuya zarar verdiğini belirten Gürlek, ayrıca bireyleri ve aileleri telafisi güç mağduriyetlerle karşı karşıya bıraktığını aktardı.

Gürlek, söz konusu suçlara yönelik mart ayında 729 operasyon gerçekleştirildiğini ifade ederek, soruşturma içeriklerine ilişkin şunları kaydetti:

"2026 yılı mart ayı içerisinde, 81 ilimizde 171 Cumhuriyet başsavcılığımızın koordinasyonunda uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarına yönelik toplam 729 operasyon gerçekleştirilmiş, 9 bin 185 şüpheli hakkında adli işlem yapılmış, 2 bin 996 şüpheli tutuklanmış, 820 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Operasyonların büyük çoğunluğunu oluşturan uyuşturucu suçlarına yönelik 669 operasyonda, 7 bin 568 şüpheli hakkında işlem yapılmış, 2 bin 541 kişi tutuklanmıştır. Yasa dışı bahis operasyonları kapsamında ise 56 operasyonda 1608 şüpheli hakkında işlem yapılmış, 455 kişi tutuklanmıştır. En fazla işlem yapılan ilimiz İstanbul olmuştur."

Operasyonlarda görev alan tüm yargı teşkilatı mensupları ile adli kolluk birimlerine teşekkür eden Gürlek, "Toplumumuzu, aile yapımızı ve gençlerimizin geleceğini hedef alan bu suçlara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz." açıklamasını yaptı. 

İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 17 kişi yakalandı

İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik yürütülen operasyonda, örgütle bağlantılı 17 şüpheli yakalandı

07.04.2026 10:58:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 17 kişi yakalandı
İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 17 kişi yakalandı
İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik yürütülen operasyonda, örgütle bağlantılı 17 şüpheli yakalandı.

Emniyet kaynaklarına dayanan bilgilere göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü birimleri tarafından aşırı uç terör örgütü DEAŞ'a yönelik yeni bir çalışma gerektirildi.

Güvenlik ve istihbarat birimlerince yürütülen çalışmalar kapsamında DEAŞ ile bağlantılı olduğu tespit edilen bazı kişiler takibe alındı.

Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından bu sabah birçok adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Baskınlarda, örgütle bağlantılı olduğu ifade edilen ve çatışma bölgeleri ile temas halinde olan 17 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Gözaltına alınan zanlılar sorgulanmak üzere İstanbul Terörle Mücadele Şubesine götürüldü.

Kocaeli'de araç alım-satım krizi: 160 kişi mağdur

Kocaeli'de vadeli araç alım-satım işiyle faaliyet gösteren işletmenin, vadeli olarak verdiği senetleri ödememesi ve ortadan kaybolması nedeniyle yaklaşık 160 kişi mağdur oldu. Dolandırıldıklarını öne süren mağdurların şikayeti üzerine yapılan operasyonda yakalanan 4 şüpheliden 1'i tutuklandı

07.04.2026 06:50:00 / Güncelleme: 07.04.2026 06:55:06
İHA
Kocaeli'de araç alım-satım krizi: 160 kişi mağdur
Kocaeli'de araç alım-satım krizi: 160 kişi mağdur
Darıca ilçesinde faaliyet gösteren ETA Oto Grup adlı firma, vadeli araç alım-satımı üzerinden onlarca kişiyi mağdur etti. İddiaya göre, firma yetkilileri peşinat ve ileri tarihli senet karşılığında araçları satın aldıktan kısa süre sonra dükkanı boşaltarak ortadan kayboldu.

Araç sahipleri, dolandırıldıklarını öne sürerek Gebze Adliyesi'ne gidip yetkililer hakkında "nitelikli dolandırıcılık" suçlamasıyla şikayetçi oldu. Mağdurlar, firmanın uzun süre güven verip al-sat işlemleri yaparak müşterileri kendilerine çektiğini, ardından bir gecede büyük bir vurgun yapmak için paraları topladığını iddia etti.



4 şüpheliden 1'i tutuklandı



160 kişinin mağdur olduğu olayla ilgili Asayiş Şube Dolandırıcılık Büro olarak Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde başlatılan soruşturma kapsamında Kocaeli ve Balıkesir'de operasyon gerçekleştirildi. Operasyon kapsamında bahse konu şirket ile bağlantısı bulunan 3 şüpheli Kocaeli'de, 1 şüpheli ise Balıkesir yakalanarak gözaltına alındı.



Şüphelilerin yapılan ev aramalarında ruhsatsız tabanca ve 30 fişek ele geçirildi. Gebze Adliyesine sevk edilen 4 şüpheliden 1'i tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 3 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları

Papalığın ve onun şahsında Katolik kilisesinin Türkler ve Türk vatanı üzerindeki hesaplarının çarpıcı misallerinden birisi Papalığın PKK ve lideri Öcalan konusunda aldığı tavırdır

07.04.2026 00:17:00
Haber Merkezi
Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları
Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları
Papalığın ve onun şahsında Katolik kilisesinin Türkler ve Türk vatanı üzerindeki hesaplarının çarpıcı misallerinden birisi Papalığın PKK ve lideri Öcalan konusunda aldığı tavırdır.

Roma'da bulunduğu zaman içerisinde Öcalan'a bizzat kiliseler tarafından sahip çıkıldığı kamuoyuna yansıyan bir hakikattir.

Yeni Mesaj Gazetesinin 23/11/98 tarihli haberinden şunları öğreniyoruz: "Kardinal Achilli Silvestrini Abdullah Öcalan'a siyasi sığınma hakkı tanınması gerektiğini açıkladı. Vatikan 'da Doğu Kiliselerinden sorumlu Kardinal, " Kendi bağımsızlığı ve düşünceleri için mücadele veren herkese siyasi sığınma hakkı tanınmalı" diye konuştu.

Kürt sorununun yalnızca Türkiye ve İtalya arasında bir mesele olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Kardinal, sorunun bütün Avrupa'yı ilgilendiren uluslararası bir konu olduğunu vurguladı.



Papa II. Jean Paul Noel konuşmasının bir bölümünde Kürt halkından da söz etti ve "Bütün dünyada özgürlük isteyen in­sanlar Allah'ın kuludur. Bir tek Allah bizi korumak için yaratılmıştır. Burada bulunan Kürt halkını da selamlıyorum" dedi.

3/12/98 Cumhuriyet Gazetesinde, Sn. Aytunç Altında! Öcalan '111 Papa 'ya mektubu üzerine bir değerlendirme yaptı. Altında yazısında:

"Aziz Peder, Hıristiyanlığa çok yakınım. Sizin şahsınıza ve dininize duyduğum saygı benim savaşımın ve düşüncelerimin merkezindedir."
Bu sözler bölücü terör örgütü PKK'nın başı Abdullah Öcalan'a aittir. Ve Papa il.  Jean Paul'e yazdığı mektupta yer almaktadır…

Şimdi sorumuz şudur: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketlerinin kiliselerle ne ilişkisi var?



İlkin şunu belirteyim: Kiliseler 1965'den bu yana Ortadoğu'daki Kürtçülük hareketleriyle ve 1983'den sonra da PKK ile çok yakından ilgilenmekteydiler. Güneydoğu Anadolu'daki ilk gizli ve örgütlü etnik ve dinsel  ayırımcılığı esas alan istihbarat faaliyetlerini 1962'de Barış Gönüllüleri adıyla bölgeye gönderilen, çoğunluğu Katolik ve Anglikan kiliselerine kayıtlı Amerikalı uzmanlar başlatmışlardır.

Bunlar üç yıl süreyle bu bölgede yoğun misyonerlik faaliyetlerinde bulundular, birçok vatandaşımıza din değiştirme telinleri yaptılar, inanılmaz vaatlerde bulundular ve etnik ve dinsel ayırımcılığı körükleyecek bölgesel inanç farklılıklarını bilgi haline dönüştürerek ABD'deki çeşitli istihbarat birimlerine aktardılar. Bu gönüllülerin hazırladıkları raporların bir kısmı da doğrudan doğruya kiliselere gitti…

Son söz

Son söz: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketinin arkasındaki destekçilerin başında kiliseler vardır. PKK olayında hiç dikkat edilmeyen bu husus umarım bundan sonra dikkate alınır. Ortadoğu'daki kilise ve İslam harici fraksiyonlar çok uzun zamandır bir ittifak içindeler, benden uyarması". (Prof. Dr. Haydar Baş, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler eseri yıl 1998 sh;77]

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor" dedi.

06.04.2026 19:16:00
İhlas Haber Ajansı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."

Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi

Şarkıcı Gülben Ergen, Zeytinburnu Sahili'nde anne ve kızın cesedinin bulunmasıyla ilgili sosyal medya hesabında yaptığı paylaşım nedeniyle hakkında 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan başlatılan soruşturma çerçevesinde savcılıkta ifade verdi. İfade sonrası açıklama yapan Ergen, "Çocuklar üzerine hassas bir kadınım. Bu hassasiyetim son bulmayacak. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım. Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda" dedi

06.04.2026 15:15:00 / Güncelleme: 06.04.2026 15:19:53
İHA
Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi
Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi
Zeytinburnu Kazlıçeşme Sahilinde, 2 Mart tarihinde balık tutmaya gelen vatandaşlar tarafından cansız bedenleri bulunan F.Ç (30) ve kızı İ.Ş. (8) olayına ilişkin şarkıcı Gülben Ergen hakkında, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan soruşturma başlatıldı.

Ergen, Bakırköy Adalet Sarayına gelerek, 'şüpheli' sıfatıyla Basın Suçları Soruşturma Bürosunda ifade verdi. Yaklaşık 1 saat süren ifadesinin ardından Ergen, işlemlerinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

"Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim"

Adliye önünde yaptığı açıklamasında annenin çağrısı üzerine paylaşımda bulunduğunu belirten Ergen, "Sosyal medyada bir paylaşımda bulundum. Bir annenin çağrısı üzerine. O anne, 'Gülben Hanım'a buradan çağrımdır, gelsin ne durumda olduğumuzu, çocuğumuzu yerinde görsün' dedi. Ramazan ayında anneyi evinde ziyaret ettim. Arkadaşlar anne ve kızı şu anda hayatta değiller. Can güvenliğimden korkuyorum diyen anne, kız şu anda hayatta değil. Ben bununla ilgili ifade veriyorum. Çok üzgünüm, kırgınım ama savcı bey, avukatımın da söylediği gibi son derece nezaketle, anlayışlı bir şekilde, ziyaretimi, ne zaman gittiğimi, ne konuştuğumu, ne gördüğümü sordu. Ben de ne yaşadığımı ve ne gördüğümü savcı beye dikkatle ve özenle anlattım. Kırgın ve üzgünüm. Ben Rojin Kabaiş için de adalet bekliyorum. Çocuklar, kadınlar ve kızlarla ilgili duyarlılığım devam edecek. Ben bu ülkenin sanatçısıyım, bu ülkenin vatandaşıyım, bu ülkede bir derneğin kurucusu ve başkanıyım. Çocuklar üzerine hassas bir kadınım. Bu hassasiyetim son bulmayacak. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım. Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda" şeklinde konuştu.

Ergen, açıklamalarının ardından, adliyeden ayrıldı. Öte yandan anne ve kızın ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma devam ediyor.

19 mültecinin öldüğü bot faciasına 12 tutuklama

Muğla'nın Bodrum ilçesi Yalıkavak açıklarında düzensiz göçmenleri taşıyan lastik botun kötü hava şartları nedeniyle alabora olması sonucu 19 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi sağ kurtarıldı. Olayın ardından göçmen kaçakçılığı organizasyonuna yönelik düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 17 şüpheliden 12'si tutuklandı

06.04.2026 10:56:00
İhlas Haber Ajansı
19 mültecinin öldüğü bot faciasına 12 tutuklama
19 mültecinin öldüğü bot faciasına 12 tutuklama
1 Nisan 2026 günü saat 06.00 sıralarında, içerisinde düzensiz göçmenlerin bulunduğu bir lastik botun yasa dışı yollarla Yunanistan'ın İleryoz Adası istikametine ilerlediği tespit edildi. Sahil Güvenlik ekiplerinin "dur" ihtarına uymayan bot, olumsuz hava ve deniz şartlarının etkisiyle kontrolden çıkarak alabora oldu. Olayın ardından başlatılan arama kurtarma çalışmalarında, büyük bölümü Afganistan uyruklu 20 kişi sağ kurtarılırken, 19 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. Yaralıların hastanelerdeki tedavilerinin sürdüğü öğrenildi.

Göçmenlerin güzergahı tek tek ortaya çıkarıldı

Yapılan incelemelerde; düzensiz göçmenlerin 31 Mart 2026 tarihinde Denizli, Uşak, İzmir, Balıkesir, Amasya ve Kırıkkale'den farklı araçlarla Bodrum'a getirildiği belirlendi. Göçmenlerin 1 Nisan günü Yalıkavak Dirmil bölgesine yürüyerek ulaştıkları ve yüzü maskeli bir şahıs tarafından sayılarak bota bindirildikleri tespit edildi.

Organizasyon çökertildi: 17 gözaltı

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalarda, bazı göçmenlerin Gümbet Mahallesi'ndeki bir evde konakladığı belirlendi. Evi kiralayan şahıs ile göçmenleri çıkış noktasına götüren 2 kişi gözaltına alındı. Ekiplerin koordineli çalışması sonucu olayla bağlantılı toplam 17 şüpheli yakalandı. İstihbarat, KOM ile Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekiplerinin katıldığı operasyonla organizasyon büyük ölçüde çökertildi.

12 tutuklama, 5 adli kontrol

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden J.J.S., J.H., H.B., Ö.B., H.Ö., Y.E., H.S., M.R., M.D., A.M.G., İ.A. ve Y.Y. isimli 12 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. T.B.O., Ö.K., A.A., Ö.A. ve Ç.D. isimli 5 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Bolu Belediyesi'nde yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 3 kişi serbest bırakıldı

Bolu Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 3 kişi çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı

06.04.2026 02:10:00 / Güncelleme: 06.04.2026 06:12:16
İHA
Bolu Belediyesi'nde yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 3 kişi serbest bırakıldı
Bolu Belediyesi'nde yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 3 kişi serbest bırakıldı
Geçtiğimiz ay yürütülen 'icbar suretiyle irtikap' soruşturması kapsamında Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ve Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Dün sabahın ilk ışıklarıyla birlikte jandarma ekipleri tarafından belediye binasına geniş çaplı başlatılan arama çalışmaları devam ediyor. Jandarma, kurumdaki tüm bilgisayarları ve dijital materyalleri inceleme altına alırken 3 kişi gözaltına alındı.



Olaya ilişkin CHP'li meclis üyesi Cihan Tutal, Mali İşler Müdürü Naim Ayhan ve BOLSEV Vakfı Üyesi Ali Sarıyıldız gözaltına alındı. Soruşturmaya ilişkin daha önce de Naim Ayhan ve Ali Sarıyıldız gözaltına alınmış ve ifadeleri sonrası serbest bırakılmıştı. Jandarma ekipleri belediye binasında yaklaşık 5 saat süren çalışmalarını tamamladı. Ekipler tarafından önemli evrak ve bilgisayarlar torbalarla Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na götürüldü.



3 isim de serbest bırakıldı



İl Jandarma Komutanlığı'nda gözaltı işlemleri tamamlanan CHP'li meclis üyesi Cihan Tutal, Mali İşler Müdürü Naim Ayhan ve BOLSEV Vakfı Üyesi Ali Sarıyıldız öğle saatlerinde Bolu Adliyesi'ne sevk edildi.



Savcılıkta ifade işlemlerinin ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilen 3 kişi, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Ankara'daki feci kazada otobüs sahibi gözaltına alındı

Ankara'nın Kahramankazan ilçesinde 5 kişinin hayatını kaybettiği trafik kazasıyla ilgili özel halk otobüsünün sahibi gözaltına alındı

04.04.2026 18:04:00
İHA
Ankara'daki feci kazada otobüs sahibi gözaltına alındı
Ankara'daki feci kazada otobüs sahibi gözaltına alındı
Kahramankazan ilçesinde özel halk otobüsünün kaza yapması sonucu 5 kişi hayatını kaybetmiş, 14 kişi de yaralanmıştı. Olayla ilgili 3 savcı görevlendirilirken, yürütülen soruşturma kapsamında özel halk otobüsünün sahibi İ.Ç. gözaltına alındı.

Özel halk otobüsü şoförünün işe alınırken gerekli yeterlilik belgelerini Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne göndermediği ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'nden işe başlaması konusunda uygunluk raporunun alınması gerekirken, araç sahibi İ.Ç'nin bu belgeleri temin ederek belediye ekiplerine sunmadığı, araç sahibi İ.Ç.'nin bu nedenle gözaltına alındığı açıklandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.