Millî güvenlik denildiğinde akla sınırlar, silahlı kuvvetler, istihbarat ve savunma sanayii geliyor. Bunların her biri devletin varlığı için vazgeçilmezdir. Ancak günümüzün güvenlik anlayışı artık yalnızca ülkenin dışarıdan gelecek askerî tehditlere karşı korunmasıyla sınırlı değildir.
Deprem, salgın, orman yangını, siber saldırı, kitlesel göç, ekonomik kriz ve dezenformasyon da bir ülkenin düzenini sarsabilir.
Böyle dönemlerde devlet kurumlarının kapasitesi kadar toplumun kendi iç dayanıklılığı da önem kazanır. Birbirine güvenmeyen, ortak hareket edemeyen ve aynı apartmanda yaşadığı insanı tanımayan bireylerden oluşan bir toplum, krizler karşısında daha kırılgandır.
Bu nedenle komşuluk, özlemle hatırlanan eski bir gelenek olmanın ötesindedir.
Komşuluk, ülkenin görünmeyen savunma hatlarından biridir.
İlk müdahaleyi çoğu zaman komşu yapar
Bir afetin ardından profesyonel ekiplerin aynı anda her binaya ulaşması mümkün değildir. Enkaz altındaki kişinin yerini bilen, yaşlı veya engelli vatandaşın hangi dairede yaşadığını hatırlayan ve ilk yardımı başlatan çoğu zaman yakındaki insanlardır.
Birleşmiş Milletler Afet Riskini Azaltma Ofisi, sosyal uyumu ve toplum katılımını başarılı afet yönetiminin temel unsurları arasında değerlendiriyor. Afet literatüründe kullanılan "toplum dayanıklılığı" kavramı da bir yerleşim yerinin tehlikeye hazırlanma, darbeyi karşılama ve hayatı yeniden kurma kapasitesini ifade ediyor.
2011 Büyük Doğu Japonya Depremi ve tsunami felaketi sonrasında yürütülen araştırmalar dikkat çekicidir. Mahalle içindeki sosyal bağların afet sonrasındaki toparlanma, ruh sağlığı ve uzun dönemli hayatta kalma sonuçlarıyla ilişkili olduğu görülmüştür. Japonya'nın Ofunato kentinde yapılan bir araştırmada, mahalle sakinleri tarafından yönetilen toplum merkezlerine katılanların aile ve çevrelerinin toparlanmasını daha olumlu değerlendirdikleri belirlenmiştir.
Bu çalışmalar komşuluğun her afette hayat kurtaracağını kesin biçimde kanıtlamaz. Ancak aynı sonuca işaret eder:
Afet başlamadan kurulmamış bir ilişki ağını, afet başladıktan sonra birkaç saatte kuramazsınız.
Güvenli sokak yalnızca polisle kurulmaz
Komşuluğun güvenlikle ilişkisi yalnızca afet zamanlarında ortaya çıkmıyor.
Robert Sampson ve arkadaşlarının Science dergisinde yayımlanan ve Chicago mahallelerini inceleyen önemli araştırması, "kolektif yeterlik" -collective efficacy- kavramını geliştirdi. Bu kavram, komşular arasındaki güven ile gerektiğinde ortak yarar için harekete geçme iradesinin birleşimini anlatıyor.
Araştırmada kolektif yeterliğin yüksek olduğu mahallelerde şiddet suçlarının daha düşük olduğu gösterildi.
Çünkü insanlar birbirini tanıdığında sokakta olup bitene karşı bütünüyle kayıtsız kalmıyor. Bir çocuğun tehlikeli bir durumla karşılaşması, yaşlı bir kişinin uzun süre görünmemesi veya mahallede olağan dışı bir hareketlilik fark edilebiliyor.
Buradaki amaç komşuyu gözetleyen, herkesin hayatına karışan bir mahalle düzeni kurmak değildir. Güvenlik ile mahremiyet arasında sınır korunmalıdır. Değerli olan, insanların gerektiğinde sorumluluk alabileceği bir güven ortamıdır.
Dezenformasyon toplumsal çatlaklardan girer
Günümüzde ülkeler yalnızca silahlarla hedef alınmıyor. Toplumdaki korkular, öfkeler ve kimlik ayrımları da dış müdahaleye açık hâle getirilebiliyor.
RAND Corporation'ın "sanal toplumsal savaş" -virtual societal warfare- üzerine çalışmalarında, kötü niyetli bilgi operasyonlarının çoğu zaman yeni bir sorun üretmekten ziyade toplumda zaten bulunan güvensizlikleri kullandığı belirtiliyor. Kurumlara inancın zayıfladığı ve farklı grupların birbirini tehdit olarak gördüğü toplumlarda yanlış bilgi daha kolay yayılabiliyor.
Komşuluk bütün dezenformasyonu önleyemez. Fakat insanlar yalnızca algoritmaların sunduğu kapalı çevrelerde değil, gündelik hayatta farklı kişilerle temas edebildiğinde önyargıların mutlaklaşması zorlaşır.
Birbirini şahsen tanıyan insanlar hakkında kışkırtıcı genellemeler üretmek daha güçtür.
Toplumsal bağları zayıf bir ülkede, küçük bir söylenti büyük bir güvenlik krizine dönüşebilir.
Salgınlarda dayanışma hayatidir
COVID-19 salgını, güvenlik ile sağlığın birbirinden ayrılamayacağını gösterdi.
Sokağa çıkamayan yaşlıların ihtiyaçlarının karşılanması, hastaların izlenmesi ve karantina altındaki ailelere destek verilmesi yalnızca merkezî kurumlarla yürütülemedi. Yerel yönetimler, gönüllüler ve komşuluk ağları önemli görevler üstlendi.
PubMed indeksli araştırmalar, toplum dayanıklılığı ve sosyal sermayenin halk sağlığı krizlerinden etkilenmekle birlikte, yerel grup faaliyetleri yoluyla yeniden güçlendirilebildiğini gösteriyor.
Bir sağlık krizinde insanların resmî açıklamalara güvenmesi, korunma tedbirlerine uyması ve kırılgan kişilere yardım etmesi tıbbi kapasite kadar değerlidir. Çünkü hastane yatağı ve ilaç kadar güvenilir bilgi ile toplumsal iş birliği de salgın yönetiminin parçasıdır.
Her dayanışma kendiliğinden iyi değildir
Komşuluğu kutsallaştırmak da doğru olmaz.
Sosyal sermaye yalnızca dayanışma üretmez; bazen dışlama, mahalle baskısı ve kayırmacılık da doğurabilir. Kendi grubuna güçlü biçimde bağlanan fakat kendisinden farklı olanı dışlayan topluluklar, toplumsal bütünlüğü güçlendirmek yerine parçalayabilir.
Bu nedenle millî güvenlik açısından ihtiyaç duyduğumuz komşuluk; insanları birbirine benzemeye zorlayan değil, farklılıklarına rağmen ortak sorumlulukta buluşturan komşuluktur.
Mahalle dayanışması devletin görevlerinin yerine geçemez. Afet yönetimi, güvenlik ve sosyal hizmetler gönüllülerin omzuna bırakılamaz. Komşuluk, kamu kapasitesinin alternatifi değil; ona ilk dakikalarda ulaşma ve toplum içinde karşılık bulma gücü kazandıran tamamlayıcıdır.
Savunma mahalleden başlar
Her mahallede afet gönüllüleri belirlenmeli, temel ilk yardım eğitimleri yaygınlaştırılmalı ve yaşlı, engelli veya yalnız yaşayan vatandaşlara ulaşabilecek güvenli iletişim ağları kurulmalıdır. Muhtarlıklar yalnızca evrak verilen yerler olmaktan çıkarılıp yerel dayanıklılık merkezlerine dönüştürülmelidir.
Parklar, kütüphaneler, spor alanları ve mahalle esnafı da insanların birbirini tanımasını sağlayan stratejik sosyal kaynaklar olarak görülmelidir.
Çünkü kriz anında toplumun ne yapacağını, krizden önce kurduğu ilişkiler belirler.
Millî güvenlik sınırda başlar; fakat orada bitmez.
Bir ülkenin en güçlü savunması, gerektiğinde birbirinin kapısını çalabilen insanlardan oluşan bir toplumdur.
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi / diğer yazıları
- Komşuluk neden millî güvenlik meselesidir? / 10.08.2026
- Baba devlet nasıl olmalı? / 09.08.2026
- Sosyal medya sosyal hayatı bitiriyor mu? / 08.08.2026
- Mahalleyi kaybettik / 07.08.2026
- Yoksulluk sadece cebi boşaltmıyor / 06.08.2026
- Telefonlarımız arttı, dostlarımız azaldı / 05.08.2026
- Gençleri yalnızlıktan nasıl kurtarırız? / 04.08.2026
- Gençler neden daha yalnız? / 03.08.2026
- Yalnızlık artık bir sağlık sorunu / 02.08.2026
- Sosyal devlet ne işe yarar? / 30.07.2026
- Baba devlet nasıl olmalı? / 09.08.2026
- Sosyal medya sosyal hayatı bitiriyor mu? / 08.08.2026
- Mahalleyi kaybettik / 07.08.2026
- Yoksulluk sadece cebi boşaltmıyor / 06.08.2026
- Telefonlarımız arttı, dostlarımız azaldı / 05.08.2026
- Gençleri yalnızlıktan nasıl kurtarırız? / 04.08.2026
- Gençler neden daha yalnız? / 03.08.2026
- Yalnızlık artık bir sağlık sorunu / 02.08.2026
- Sosyal devlet ne işe yarar? / 30.07.2026


























































