'Kötülükleri, iman yıkar, yakîn ise bütün pislikleri giderir'
Münafık, halk yanında Allah'tan korkar gibi görünür ve hareketlerini öyle ayarlar. Ama, halktan ayrılınca Hakk'a karşı elinden geldiği kadar kötülük yapmaya bayılır
16.02.2023 08:50:00





Münafık, halk yanında Allah'tan korkar gibi görünür ve hareketlerini öyle ayarlar. Ama, halktan ayrılınca Hakk'a karşı elinden geldiği kadar kötülük yapmaya bayılır.
Sana yazık; imanın sağ olsaydı, Hakk'ın sana nazır olduğuna inansaydın, sana yakın olduğunu ve daima seni görmekte olduğunu bilseydin, O'ndan utanırdın.
Şunu katî bilesiniz ki, ben daima hakkı söylerim. Sizden ne korkarım ne de bir şey beklerim. Bana göre siz, bir sinek kadar küçük, zerreler kadar da ufaksınız. Ben hakikaten hayrı ve şerri Allah'tan görürüm; sizi bu hususta yetkili göremem. Köle ve efendileri yanımda eşittir.
Kötülemeniz gerekeni, dinin emri ile kötüleyiniz. İster sizin ister başkasının olsun, dinî bir hüküm olmadan nefse, şeytana, kötü isliklere ve tabiatın kuvvetine dayanarak herhangi bir şeye karşı durmayınız. İslâmî emirler bir şey için konuşuyorlarsa ona uyunuz, susuyorsa siz de onunla susunuz.
Ey evlat! Başkasında bulunan bir hatayı defetmek istersen nefsinle yapma, imanınla yap.
Kötülükleri, iman yıkar. Yakîn ise bütün pislikleri giderir. Rabb'in ise işlerinde sana yardımcı olur. İyiliğe yönelirsen, sana yardım eder ve meleklere över. Anlatılan mânalar aşağıdaki âyet-i kerimelerle şöyle ifade edilir: "Eğer Allah yardımcı olursa, size galip gelen olmaz." (Âl- i İmrân, 160)
"Hak işlerde yardımcı olursanız Allah yardımcınız olur, bu uğurda dizlerinize kuvvet verir." (Muhammed, 7)
Bir kötülük gördüğünde, kalbine düşen ilâhî bir gayretle onu yok etmek istersen, Allah sana yardım eder. O kötülüğü yok etmen için sana arkadaş olur. Kötülükleri senin için ezer, yok eder. Ve herhangi bir işi, nefsine kapılarak, desinler ve keyif için gidermek sevdasına kapılırsan rezil olursun, Hak yardımcın olmaz. Bu yüzden onu yok etmeye güçlü olamazsın.
İman, kötülükleri yok eder. Hangi kötülük imanla yok edilmezse o mevcut kalır. Yâni, kötülüğün giderilmesinde iman ölçüleri kullanılmazsa, kötülük yıkılmazsa, kuvvet bulur ve devam eder. Belki de öncesinden daha fazla şahlanır.
Kötülüğün yok edilmesinde, senlik dâvası olmayacak; Allah için isteyeceksin. Gerçi bir kötülüğün giderilmesi kulların yararınadır, ama sen onu Allah için dileyeceksin. O'nun yolu için olacak, nefsin için değil. Her işin O'nun için olsun, senin için değil. Hevesi bırak, işlerinde ihlâs sahibi ol.
Ölüm, seni bekliyor. Onun sıkıntılı izini takip etmek elbette gerekli, senin için elzem. O hâlde seni rüsva eden bu hırsı bırak. Sana gerekli olan, seni bulur. Sana ait olmayan, sana varmaz.
Allah Teâlâ ile ol. Senin için olanı arama. Başkasına olacak şey, sinene sıkıntı yağdırmasın. Hak Teâlâ Peygamberi'ne (s.a.v) şöyle emretti: "Onlardan bir sınıfa, fitneye düşürmek için verdiğimiz dünya ziynetlerine gözlerini dikme." (Tâhâ, 131)
İşlerin en zoru, irfan sahibi olduktan sonra, avam tabakası ile oturmak ve onlarla konuşmaktır.
Bir ülkede belki bin kadar irfan sahibi olur, ama içlerinden ancak biri konuşabilir. O da peygamberlerin gücüne sahiptir.
Ona elbette peygamber gücü lâzım olur, çünkü halkın her cinsi ile oturur ve aklı erenine, ermeyenine anlatır.
Her çeşit mü'min ve münafıkla oturur, konuşur. Bu hâl büyük güçlük getirir. Ama o, sabra devam eder. Mahfuz olduğu için onların kötülüğü o irfan sahibine zarar vermez. Allah Teâlâ kötülüğe girmemesi için o irfan sahibine yardım eder.
Çünkü o, kullara iyi şeyleri tebliğ ederken Hakk'ın emrine uyar. Nefsi, isteği, şahsî düşüncesi ve iradesi ile konuşmaz. O, konuşmak için manen zorlanır, bu yüzden kötülükten esirgenir.
Allah Teâlâ'ya arif olmak dilersen, halkın kıymetini gönülden sil. Evet, onlardan gelecek iyiliği de kötülüğü de… O'na karşı ancak böyle yakınlık elde edebilirsin.
Yazık, dediklerimi anlayamıyorsun. Dünyalık elde olur, cepte olur. İyi ve yararlı binalar yapmak için caiz...
Ama onları kalbe sokmak olmaz. Dünyalığın kalp kapısında beklemesi olur, ama içeri girmesi asla... Dünyalıktan geçici şeyleri kalbin köşesine yerleştirirsen, sende de hayır kalmaz.
Anlattığımız vasfı benliğinde taşıyan bir kul, varlığını siler, halkı yok bilirse, yokluğa ve mahva ulaşır. Bu ulaşmada, iç âlemine gelen âfet ve kederler onun ruh âlemine zarar vermez. Bir âfet geldiği zaman onda ilâhî bir emir olursa yapışır, yasak görürse çekinir. Herhangi bir şeyin gelmesini temenni etmez ve bir şeye karşı da hırs beslemez. Kalbine Tekvin sıfatının tecellisi gelir. Her şeyin aslındaki oluşu ve şekil değişmesi, ona teslim edilir.
Sana yazık; imanın sağ olsaydı, Hakk'ın sana nazır olduğuna inansaydın, sana yakın olduğunu ve daima seni görmekte olduğunu bilseydin, O'ndan utanırdın.
Şunu katî bilesiniz ki, ben daima hakkı söylerim. Sizden ne korkarım ne de bir şey beklerim. Bana göre siz, bir sinek kadar küçük, zerreler kadar da ufaksınız. Ben hakikaten hayrı ve şerri Allah'tan görürüm; sizi bu hususta yetkili göremem. Köle ve efendileri yanımda eşittir.
Kötülemeniz gerekeni, dinin emri ile kötüleyiniz. İster sizin ister başkasının olsun, dinî bir hüküm olmadan nefse, şeytana, kötü isliklere ve tabiatın kuvvetine dayanarak herhangi bir şeye karşı durmayınız. İslâmî emirler bir şey için konuşuyorlarsa ona uyunuz, susuyorsa siz de onunla susunuz.
Ey evlat! Başkasında bulunan bir hatayı defetmek istersen nefsinle yapma, imanınla yap.
Kötülükleri, iman yıkar. Yakîn ise bütün pislikleri giderir. Rabb'in ise işlerinde sana yardımcı olur. İyiliğe yönelirsen, sana yardım eder ve meleklere över. Anlatılan mânalar aşağıdaki âyet-i kerimelerle şöyle ifade edilir: "Eğer Allah yardımcı olursa, size galip gelen olmaz." (Âl- i İmrân, 160)
"Hak işlerde yardımcı olursanız Allah yardımcınız olur, bu uğurda dizlerinize kuvvet verir." (Muhammed, 7)
Bir kötülük gördüğünde, kalbine düşen ilâhî bir gayretle onu yok etmek istersen, Allah sana yardım eder. O kötülüğü yok etmen için sana arkadaş olur. Kötülükleri senin için ezer, yok eder. Ve herhangi bir işi, nefsine kapılarak, desinler ve keyif için gidermek sevdasına kapılırsan rezil olursun, Hak yardımcın olmaz. Bu yüzden onu yok etmeye güçlü olamazsın.
İman, kötülükleri yok eder. Hangi kötülük imanla yok edilmezse o mevcut kalır. Yâni, kötülüğün giderilmesinde iman ölçüleri kullanılmazsa, kötülük yıkılmazsa, kuvvet bulur ve devam eder. Belki de öncesinden daha fazla şahlanır.
Kötülüğün yok edilmesinde, senlik dâvası olmayacak; Allah için isteyeceksin. Gerçi bir kötülüğün giderilmesi kulların yararınadır, ama sen onu Allah için dileyeceksin. O'nun yolu için olacak, nefsin için değil. Her işin O'nun için olsun, senin için değil. Hevesi bırak, işlerinde ihlâs sahibi ol.
Ölüm, seni bekliyor. Onun sıkıntılı izini takip etmek elbette gerekli, senin için elzem. O hâlde seni rüsva eden bu hırsı bırak. Sana gerekli olan, seni bulur. Sana ait olmayan, sana varmaz.
Allah Teâlâ ile ol. Senin için olanı arama. Başkasına olacak şey, sinene sıkıntı yağdırmasın. Hak Teâlâ Peygamberi'ne (s.a.v) şöyle emretti: "Onlardan bir sınıfa, fitneye düşürmek için verdiğimiz dünya ziynetlerine gözlerini dikme." (Tâhâ, 131)
İşlerin en zoru, irfan sahibi olduktan sonra, avam tabakası ile oturmak ve onlarla konuşmaktır.
Bir ülkede belki bin kadar irfan sahibi olur, ama içlerinden ancak biri konuşabilir. O da peygamberlerin gücüne sahiptir.
Ona elbette peygamber gücü lâzım olur, çünkü halkın her cinsi ile oturur ve aklı erenine, ermeyenine anlatır.
Her çeşit mü'min ve münafıkla oturur, konuşur. Bu hâl büyük güçlük getirir. Ama o, sabra devam eder. Mahfuz olduğu için onların kötülüğü o irfan sahibine zarar vermez. Allah Teâlâ kötülüğe girmemesi için o irfan sahibine yardım eder.
Çünkü o, kullara iyi şeyleri tebliğ ederken Hakk'ın emrine uyar. Nefsi, isteği, şahsî düşüncesi ve iradesi ile konuşmaz. O, konuşmak için manen zorlanır, bu yüzden kötülükten esirgenir.
Allah Teâlâ'ya arif olmak dilersen, halkın kıymetini gönülden sil. Evet, onlardan gelecek iyiliği de kötülüğü de… O'na karşı ancak böyle yakınlık elde edebilirsin.
Yazık, dediklerimi anlayamıyorsun. Dünyalık elde olur, cepte olur. İyi ve yararlı binalar yapmak için caiz...
Ama onları kalbe sokmak olmaz. Dünyalığın kalp kapısında beklemesi olur, ama içeri girmesi asla... Dünyalıktan geçici şeyleri kalbin köşesine yerleştirirsen, sende de hayır kalmaz.
Anlattığımız vasfı benliğinde taşıyan bir kul, varlığını siler, halkı yok bilirse, yokluğa ve mahva ulaşır. Bu ulaşmada, iç âlemine gelen âfet ve kederler onun ruh âlemine zarar vermez. Bir âfet geldiği zaman onda ilâhî bir emir olursa yapışır, yasak görürse çekinir. Herhangi bir şeyin gelmesini temenni etmez ve bir şeye karşı da hırs beslemez. Kalbine Tekvin sıfatının tecellisi gelir. Her şeyin aslındaki oluşu ve şekil değişmesi, ona teslim edilir.









































































