HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 25 TEMMUZ 2021, PAZAR

Kur rejimler ve sermaye hareketlerı I

12.02.2002 00:00:00
Döviz günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Özellikle de 1970'lerden sonra dünyadaki uluslararası sermaye hareketlerinin geometrik bir şekilde artması ve Türkiye'nin de 1980'lerde her türlü dövize açık bir piyasa haline gelmesi bizleri ister istemez dövizle ilgilenmeye itiyor. Bu bağlamda dünya çapında tanınan ekonomistlerin yapmış olduğu araştırmaların sonucu bize önemli fikirler verebilir. Bazılarınca evrensel gerçek olarak sunulan bir takım görüşlerin aslında nasıl temelsiz hipotezler olduklarını bu çalışmalar bilimsel olarak da ispatlamış durumda. Japon ekonomist Dr. Sayuri Shirai'nin yaptığı tarama çerçevesinde bu konulara yerverecegiz.

Genel anlamda uluslararasi finans hareketleri kaynakların yüksek tasarruf eden ülkelerden, düşük tasarruf edenlere kaymasını sağlar. Ayrıca iş döngülerinin yumuşayarak (business cycle), tüketim ve yatırımın düzgün bir seviyede yapılmasını sağlar. Üçüncü bir fayda ise yatırımcıların değişik ülkelerde yatırım yaparak ülke risklerini azaltabilmeleridir. Klein&Olivei (1999) liberalizasyonun iki faydasından söz eder: refah ve verimliliğin, kaynakların daha iyi (yerinde) kullanılmasıyla artması ve ikinci olarak da dışarıdan sermaye almak için, iyi bir finans sistemi kurulmaya çalışmasıdır. Bhagwati (1998) ve Cooper (1998) eksik bilgi ve yetersiz finans pazarlarının olduğu bir dünyada uluslararası sermaye hareketlerinin mevcut dengesizlikleri, aşırı ve yersiz risk almayı, ahlaki tehlike (moral hazard) ve krizleri artıracağını söylerler. Eichengreen&Wylopsz (1996) ve Frankel (1999) ise çoğu finansal işlemin ekonomik bir temeli olmadığını ve sosyal refahı destablize ederek, azalttığını belirtirler. Bu nedenle Tobin vergisi ile uluslararası kısa vadeli sermaye hareketlerinden tüm ülkelerin vergi alarak bu sayede sıcak paranın çıkaracağı krizlerin önlenmesini savunurlar.

Rodrik (1998) uluslararası sermaye hareketlerinin herhangi bir ülkenin daha hızlı büyümesine katkısının bilimsel olarak ıspatlanamadığını, ancak bu hareketlerin ülkeleri finansal krizlere karşı savunmasız bıraktığının çıplak bir gerçek olduğuna işaret eder.

Nadale De Simone&Sorsa (1998), uluslararası sermaye hareketlerinin kontrol edilmesine üç gerekçe gösterirler: Parasal politika (Merkez Bankasi) bağımsızlığını sağlayabilmek Sosyal refahı artırmak (asimetrik-eksik- bilgi, sürü davranışı, bankaların dış borçlarına gizli garantiler gibi tehlikelerin önlemesi yoluyla) Makro ekonomide daha yüksek noktada bir denge sağlanması bazı ekonomistlere göre uluslararası sermaye hareketlerinin kontrolü, bankalarin iyi risk yönetimi anlayışları ve devletin sermaye piyasasına getireceği düzenlemelerden sonra ancak üçüncü kademe bir savunma mekanizması olarak düşünülebilir. Bu ekonomistler normalde olması gerekenin sermaye hareketlerinin liberal hali olduğunu savunmakla beraber, finans piyasalarının sığ oldugu ülkelerin gelişene kadar sermaye kontrolü yapabileceklerini savunurlar.

Eichengreen (1998 ve 1999) ve Edwards (1999) iddia ederler ki: devlet ne yaparsa yapsın, insanlar kontrolleri bir şekilde delerler. Feldstein&Horiaka (1980), Montiel (1994) , Dooley& diğerleri araştırmaların sermaye hareketlerine getirilen kontrollerin, bu hareketleri amaçladıklarının çok altında bir seviyede kontrol edebildiklerini gösterdigini iddia ederler.

Bu hareketlerin sermayenin akışını engelleyebilmekten ziyade, kisa vadeli hareketleri uzun vadeye yayabileceklerini söylerler. Ancak Eichengreen& diğerleri (1999) bu iddiaya karşı çıkarlar ve araştırılan ülkelerin problemlerinin sermaye kontrollerini henüz makro dengeler yerine oturmadan ve finansal piyasalar yeterince gelişmeden kaldırmaları olduğunu belirtirler. Bütün gelişmiş ülkelerin bu rotayi izlediklerini de söylerler. Ancak onlara göre önemli olan bir diger nokta ise şudur: Bir ülkenin iç piyasasini liberallestirmesi, dış piyasa işlemlerindeki serbestleşmeyle paralel gider. Yani ülke içinde çok sıkı kontröller varken, diş piyasa işlemlerinin tamamen serbest olması ya da tersi bir durum düşünülemez. Radalet&Sachs bir çok bilim adamının ortak kanısını tekrarlar: kısa vadeli sermaye hareketleri ticaret işlemleri için iyi, yatırımlar için ise kötü bir kaynaktır. Aslında Asya krizi de göstermiştir ki kisa vadeli para hareketlerine belirli kontroller getirerek ülkelerin kurlarının ve varlıklarının fiyatlarının aşırı değerlenmesini ve bir kriz esnasında da aniden patlamasını engellemek gerekir.
 
Mustafa Talhaoğlu / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.