Biz Müslümanlar figüran mıyız? Olan-bitene duyarsız, kıyıya-köşeye saklanmış, hamle yapmaktan aciz, yaşadığı dünyaya müdahale etmeyen bir topluluk olduk. İşlemeli seccadelerde mazlumlar için dua edip ağlamakla övünüyoruz. Okumayan, düşünmeyen, fikretmeyen, zikretmeyen bilinçsiz bir millet haline getirildik. Toplumu kurtaracak projeler peşinde koşmak yerine, yaşamadıkları ve asla anlayamayacakları bir hayatı süslü kelimelerle eleştiren, zehrini gümüş tepsilerde sunan, direniş adına hiç bir fiiliyatı hayatına sokmamış köşeyi dönen yazarlarla dolu ortalık.Kendi memleketimizdeki kardeşliği tahsis etmişçesine Filistin'in, Keşmir'in, Myanmar'ın hesabını sormaktan bahsedip Müslüman kardeşliğinin müdavimliğine soyundular. Bir tek projeleri olmadan? Tüm dünya kardeşliğini ortaya koyduğu bilimsel tezleriyle en iyi başaracak olan ve on yıllardır bunun mücadelesini veren Prof. Haydar Baş'a saldırmaları ise samimiyet(!) ve niyetlerini anlamak için yeterli. Düşüncesi olmayan düşünüre saldırır. Merhum Necip Fazıl'ın deyişiyle "Arının balı etrafında nasıl insandan çok sinek görünürse, kıymetler piyasasında da akıllıdan çok ahmak birikmesi tabiidir. Söz sahipleri ise sinek de değil. Kim bilir ne!" Paçaları maddede ıslanmış, mana âleminde kulaç atmaktan bihaber olan bu tip insanlar bilmelidirler ki; Prof. Dr. Haydar Baş bu yüce millete özlediği kardeşliği, sevgiyi, nezaketi ve izzeti doya doya yaşatacak olan, kulağını Amerika'nın kapısına değil, halkının nabzına dayayan bir dava adamıdır. Bir taraf cihad-ı ekberi başarmış, bir taraf maddeyi mıncıklamakla meşgul. Sadece şuursuz bir iman? Banka mevduatlarına hapsedilmiş umutlarla, umutları tüketilmiş, faize mahkûm bir halk. Ülkeyi faiz pazarına döndürenlerse faiz lobisinin en büyük düşmanı(!). Dini bir araç olarak görenler hem bunun hesabını vermeye, hem de silinip gitmeye mahkûmdurlar. Fakat cemiyet, millet ve fikirleri uğruna yaşayanlar gönüllerde kalıcıdırlar. "Allah inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir." (Fetih, 29).Tarihte her hareket hep bir kişinin ayağa kalkmasıyla başlamış. Bâtıl devam etsin zehrini kusmaya. Hak, bâtılı yıkmak için kılıç kuşanmaya. Hakikat ehline gonca gül gibi gelirmiş dedikodu taşları. Hem en nihayetinde taşlanmak da bir sünnettir...
Safa Aktaş / diğer yazıları
- Maneviyat, harbin yarısını kazandırmaya kafi / 22.03.2015
- Dindar Osmanlı(!) / 21.03.2015
- Sırat köprüsü Yavuz Selim'e benzemez / 15.03.2015
- Gaflette ısrar / 24.01.2015
- Bu film hiç bitmeyecek / 20.01.2015
- Kisvenin ardına gizlenenler / 14.12.2013
- Erdoğan'ın edebiyat aşkı! / 01.10.2013
- "Bir gün istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen" / 02.09.2013
- 'Değerin bildiğindir' / 31.08.2013
- Vefa abidesi Aleviler Gurur kaynağımız Atatürk / 17.08.2013
- Dindar Osmanlı(!) / 21.03.2015
- Sırat köprüsü Yavuz Selim'e benzemez / 15.03.2015
- Gaflette ısrar / 24.01.2015
- Bu film hiç bitmeyecek / 20.01.2015
- Kisvenin ardına gizlenenler / 14.12.2013
- Erdoğan'ın edebiyat aşkı! / 01.10.2013
- "Bir gün istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen" / 02.09.2013
- 'Değerin bildiğindir' / 31.08.2013
- Vefa abidesi Aleviler Gurur kaynağımız Atatürk / 17.08.2013






























































