Varlık aleminin yaratılış sebebi nedir? İnsanlar neyin arayışı içinde? Aradığını nasıl bulur? Şu an bulunduğumuz durumun ve bu korkunç manzaranın sebebi nedir? Neden savaşlar, vahşetler oluyor? Neden insanlar doyumsuz?
İşte bütün bu soruların cevabını Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın 'Hikmetin Sırları' isimli kitabında bulduk.
Prof. Dr. Haydar Baş şu tespitleri yapıyor:
"Varlık âleminin yaratılış sebebi bir kutsi hadiste ifade edilir. Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) lisanından Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: 'Ben gizli bir hazineydim. Bilinmeyi murad eyledim ve mahlûkatı yarattım.' İşte bu Cenab-ı Hakk'ın kendi zatını, kendi esma-i ilahisini ve bilinme isteğinden dolayı bu mahlûkat âlemi yaratılmıştır. Ancak bu yaratılış farklı tecelliler ile vücut bulmuştur. Nebatata olan tecelli farklıdır. Hayvanata olan farklı, bitkilere, galaksilere... Her biri Allah'ın isimlerinin, fiillerinden vücut bulmuştur.
Bütün mahlûkatın da kendi beyninde Rabbini arama seferberliği vardır. Kur'an-ı Kerim'de Allah (c.c), 'Yerde ve gökte ne varsa hepsi Allah'ı zikrediyor' (Cuma: 62/1) buyurmaktadır. Hatırınıza ne geliyorsa hepsi Allah'ı zikrediyor. O halde varlık âlemi devam ettiği müddetçe Allah'ı anma seferberliğindedir.
Bütün mahlûkat Cenabı Hakk'ı ararken insan neden Allah'ı aramasın? Oda Rabbini arıyor. Yüce Allah ayeti kerimede, 'Ben Adem'e kendi ruhumdan üfledim' (Hicr: 15/29) buyuruyor. Yani biz insanda varlıkların hiçbirinde olmayan öyle bir cevher var ki, bu Allah'ın nefha ettiği ilahi bir hakikattir. O bakımdan insanı anlamak, bilmek zor. Resûlullah'a soruldu: 'İnsanlardan Rabbini en iyi bilen kimdir?' 'Kendini en iyi bilendir' buyurdu.
Bizim kültürümüzde de nefsini tanıdığın zaman Rabbini tanımış oluyorsun. Dolayısıyla işin özü insanın kendini tanımasıdır. Bugün bu manada bir tanıma olmadığı için de insanlık korkunç bir bunalımdadır. Fevkalade bir buhrandadır. Öyle bir arayış ki, insan aslında neyi aradığını bilmediği için de kıtaları keşfediyor, icatlar yapıyor yine de tatmin olmuyor. Mesela şu andaki savaş, aslında toplumların açlığının korkunç bir sefalet tablosudur. Hakkı nerede arayacağını bilemeyen insan vahşetle, müdafaasız insanlara saldırmakla bulacağını zannederek bu vehmin arkasında koşuyor.
Çünkü kendini yaratanından haberi yok. O'ndan kopmuş. Eğer Rabbinle irtibatını koparmamışsan, O'nunla dostluğun tam ise işte o zaman biz huzur içindeyiz. Bugün Rabbimizle aramızdaki münasebeti tam geliştirmediğimiz için aslında kalbimiz boştur, tatmin olmamıştır ve o kalbi ne ile dolduracağımızı bilmediğimiz için de çeşitli yollara saparak, türlü türlü eylemlere girişerek kendimizi tatmin etmenin seferberliğini yaşıyoruz...
Peki insan Allah'ı nasıl arar?
Allah'ı akılla arayamazsınız. İnsanın Allah'ı aradığı organı kalbidir. Allah (c.c), 'Beni ne yerim aldı, ne de semam... Lakin Beni mümin, muttaki, vera sahibi kulumun kalbi aldı' buyuruyor. Peki, Allah kulunun kalbine nasıl sığar? Tabii ki tecelli ile... Allah o kalbe tecelli eder. Tecelli de ibadetle beraber olur. Zikrullah ile, Allah'ın güzel isimlerini anmakla, Kur'an ayetlerini okumakla, kalbe tecelli eden gerek sıfatından, gerek esmasından O'nu tanırsınız. Bir hoş olursunuz. İşte Rab böyle tanınır. O'nu ne kadar fazla tanırsa, huzuru mutluluğu o derecede fazla olur."
Yine aklımızı kurcalayan, hayatımıza yön verecek soruların cevabını bulmak için Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın kitaplarını okumaya ve araştırmaya devam ediyoruz. Her bulduğum sorunun cevabını sizlerle paylaşmak dileğiyle...
- Uyanınca... / 30.05.2025
- Ev kadınlarına emeklilik yakında Meclis'te / 22.05.2025
- Almanya ve Türkiye / 28.02.2025
- Almanya'daki seçimler / 26.02.2025
- Olaylar silsilesi / 23.01.2025
- Ne yazmalıyım? / 26.09.2024
- Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu / 20.07.2024
- Avrupa'da BTP / 28.02.2024
- Berlin’de Prof. Dr. Haydar Baş’ı andık / 18.04.2022
































































































