MEKKE ANLAŞMASI KİME KARŞI?
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında Mekke'de imzalanan ortak savunma anlaşması, Yemen'de savaşın yeniden tırmandığı bir dönemde fiilen gündemin merkezine oturdu
09.10.2026 11:30:00 / Güncelleme: 09.10.2026 11:32:18
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında Mekke'de imzalanan ortak savunma anlaşması, Yemen'de savaşın yeniden tırmandığı bir dönemde fiilen gündemin merkezine oturdu.
Anlaşmanın "herhangi bir ülkeye karşı olmadığı" açıklansa da bugün uygulamaya geçirilmesinin Yemen'de Husilere karşı Suudi Arabistan'a askerî destek tartışması üzerinden gerçekleşmesi dikkat çekiyor.
7 Ağustos 2026'da Mekke'de imzalanan anlaşmaya göre üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırı, üçüne birden yapılmış kabul ediliyor. Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar anlaşmanın "tamamen savunma amaçlı" olduğunu ve herhangi bir ülkeyi hedef almadığını açıklamıştı.
Ancak anlaşmanın sahadaki ilk büyük sınavı Yemen Husileri ile Suudi Arabistan arasındaki çatışma oldu.
Pakistan Savunma Bakanı Havaja Asif, eylül ayında yaptığı açıklamada Yemen'deki çatışmaların Suudi Arabistan'a taşması halinde Mekke Anlaşması'nın devreye gireceğini söylemişti.
8 BİN PAKİSTANLI ASKER SUUDİ ARABİSTAN'DA

Reuters'ın mayıs ayında yayımladığı özel habere göre Pakistan, Suudi Arabistan'a yaklaşık 8 bin asker, yaklaşık 16 savaş uçağından oluşan bir filo, iki İHA filosu ve Çin yapımı HQ-9 hava savunma sistemi gönderdi. Reuters'a konuşan kaynaklar, konuşlandırmanın Suudi Arabistan'ın savunmasına destek verebilecek savaş kabiliyetine sahip olduğunu belirtti.
Bugün ise Pakistan askerî makamları, Pakistan güçlerinin Suudi Arabistan'da bulunduğunu açıkça doğruladı. Pakistan askerî sözcüsü Ahmed Şerif Çaudri, CNN'e yaptığı açıklamada ülkedeki Pakistan güçlerinin "birden fazla kapasite ve alanda" Suudi Arabistan'da bulunduğunu söyledi.
Daha da dikkat çekici olan ise Türkiye'nin de savunma desteği ihtimalini değerlendirmesi.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mekke Anlaşması kapsamında Suudi Arabistan'a hava savunması, elektronik harp ve teknik destek seçeneklerinin değerlendirildiğini açıkladı; Türkiye'nin başka bir ülkeye saldırmak amacıyla asker göndermeyeceğini özellikle vurguladı.
HUSİLER: "SUUDİ ARABİSTAN ABD VE İSRAİL'İN ÇİZGİSİNDE"
Yemen'deki Husilerin lideri Abdülmelik el-Husi ise Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik askerî faaliyetlerini farklı bir çerçevede değerlendiriyor.
El-Husi, 16 Temmuz 2026'daki açıklamasında ABD ve İsrail'i bölgedeki istikrarsızlığın kaynağı olarak nitelendirirken, Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik operasyonlarını ABD ve İsrail'le uyum içerisinde yürütülen politikaların parçası olarak suçladı.
21 Eylül'deki açıklamasında ise çok daha ağır bir iddia ortaya attı. El-Husi, Suudi Arabistan'ın ABD, İngiltere ve İsrail'in "desteği, gözetimi ve ortaklığı" altında Yemen'e yönelik saldırı yürüttüğünü öne sürdü ve İsrail uçaklarının Suudi üslerini Yemen'e yönelik keşif faaliyetlerinde kullanmasına izin verildiğini iddia etti.
İSRAİL
Husiler özellikle Gazze savaşı sonrasında İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırılar düzenledi; İsrail de Yemen'deki Husi hedeflerine saldırılar gerçekleştirdi.
Bugün ise Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki savaşın yeniden büyümesi, Pakistan ve Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın yanında hangi noktaya kadar duracağı sorusunu gündeme taşıyor.
Bu nedenle asıl tartışma şu: İslam ülkeleri ortak savunma mekanizmalarını Filistin ve İsrail'e karşı mı, yoksa birbirlerinin güvenliğini sağlamak ve bölgesel savaşların yayılmasını önlemek için mi kullanacak?
Anlaşmanın "herhangi bir ülkeye karşı olmadığı" açıklansa da bugün uygulamaya geçirilmesinin Yemen'de Husilere karşı Suudi Arabistan'a askerî destek tartışması üzerinden gerçekleşmesi dikkat çekiyor.
7 Ağustos 2026'da Mekke'de imzalanan anlaşmaya göre üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırı, üçüne birden yapılmış kabul ediliyor. Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar anlaşmanın "tamamen savunma amaçlı" olduğunu ve herhangi bir ülkeyi hedef almadığını açıklamıştı.
Ancak anlaşmanın sahadaki ilk büyük sınavı Yemen Husileri ile Suudi Arabistan arasındaki çatışma oldu.
Pakistan Savunma Bakanı Havaja Asif, eylül ayında yaptığı açıklamada Yemen'deki çatışmaların Suudi Arabistan'a taşması halinde Mekke Anlaşması'nın devreye gireceğini söylemişti.
8 BİN PAKİSTANLI ASKER SUUDİ ARABİSTAN'DA

Reuters'ın mayıs ayında yayımladığı özel habere göre Pakistan, Suudi Arabistan'a yaklaşık 8 bin asker, yaklaşık 16 savaş uçağından oluşan bir filo, iki İHA filosu ve Çin yapımı HQ-9 hava savunma sistemi gönderdi. Reuters'a konuşan kaynaklar, konuşlandırmanın Suudi Arabistan'ın savunmasına destek verebilecek savaş kabiliyetine sahip olduğunu belirtti.
Bugün ise Pakistan askerî makamları, Pakistan güçlerinin Suudi Arabistan'da bulunduğunu açıkça doğruladı. Pakistan askerî sözcüsü Ahmed Şerif Çaudri, CNN'e yaptığı açıklamada ülkedeki Pakistan güçlerinin "birden fazla kapasite ve alanda" Suudi Arabistan'da bulunduğunu söyledi.
Daha da dikkat çekici olan ise Türkiye'nin de savunma desteği ihtimalini değerlendirmesi.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mekke Anlaşması kapsamında Suudi Arabistan'a hava savunması, elektronik harp ve teknik destek seçeneklerinin değerlendirildiğini açıkladı; Türkiye'nin başka bir ülkeye saldırmak amacıyla asker göndermeyeceğini özellikle vurguladı.
HUSİLER: "SUUDİ ARABİSTAN ABD VE İSRAİL'İN ÇİZGİSİNDE"
Yemen'deki Husilerin lideri Abdülmelik el-Husi ise Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik askerî faaliyetlerini farklı bir çerçevede değerlendiriyor.
El-Husi, 16 Temmuz 2026'daki açıklamasında ABD ve İsrail'i bölgedeki istikrarsızlığın kaynağı olarak nitelendirirken, Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik operasyonlarını ABD ve İsrail'le uyum içerisinde yürütülen politikaların parçası olarak suçladı.
21 Eylül'deki açıklamasında ise çok daha ağır bir iddia ortaya attı. El-Husi, Suudi Arabistan'ın ABD, İngiltere ve İsrail'in "desteği, gözetimi ve ortaklığı" altında Yemen'e yönelik saldırı yürüttüğünü öne sürdü ve İsrail uçaklarının Suudi üslerini Yemen'e yönelik keşif faaliyetlerinde kullanmasına izin verildiğini iddia etti.
İSRAİL
Husiler özellikle Gazze savaşı sonrasında İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırılar düzenledi; İsrail de Yemen'deki Husi hedeflerine saldırılar gerçekleştirdi.
Bugün ise Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki savaşın yeniden büyümesi, Pakistan ve Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın yanında hangi noktaya kadar duracağı sorusunu gündeme taşıyor.
Bu nedenle asıl tartışma şu: İslam ülkeleri ortak savunma mekanizmalarını Filistin ve İsrail'e karşı mı, yoksa birbirlerinin güvenliğini sağlamak ve bölgesel savaşların yayılmasını önlemek için mi kullanacak?











































































