Meleklere, Kitaplara ve Kur’an’a iman
Bizim itikadımıza göre Kur’an Allah kelamıdır. O’nun hitabıdır. Vahyidir ki, bu vahyi Resulullah Efendimize (s.a.v.) Cebrail getirmiştir
Haber Merkezi





Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Sair sözlere nispetle, Kur'an'ın değer üstünlüğü; Allah-u Teâlâ'nın sair halkına olan üstünlüğü gibidir."
Bu şerefli Kur'an'ın çıkış yeri, Yüce Mukaddes Allah'tır. Hükmü de O'na dönecektir.
Üstteki cümlenin manası şudur: Kur'an'ın inişi ve zuhuru O'ndan olmuştur. Yani, Yüce Allah'tan. Hükmü dahi, O'na varacaktır. Bu hüküm dahi, yasakları bırakmak, emirleri yerine getirmek üzere olan ibadetlerdir.
Daha açık manası ile O'nun rızası için yapılır, O'nun rızası için bırakılır. Hâsılı; bu manada tüm hükümler, Yüce Allah'a aittir."
Resulullah Efendimiz, bir hadis-i şerifinde şöyle buyurdu: "Kur'an okuyunuz. Bu okumanıza mükâfat alırsınız ki; her harf için on hasene verilir. Elif, Lâm, Mim… diye okumanın tek harf olduğunu söyleyemem. Elif için on, Lâm için on, Mim için on sevap verilir ki, hepsi otuz eder.

Resulullah Efendimiz, bir başka hadis-i şerifinde şöyle buyurdu: "Kur'an yedi harf (yedi okunuş şekli) üzerine indirilmiştir. Onların hepsi de şifadır."
"Resulullah Efendimize o kadar çok mucize verilmiştir ki; O'ndan başka hiç bir peygambere bu kadarı verilmemiştir.
Bütün peygamberlere verilen mucize, bütünüyle Resulullah Efendimize (s.a.v.) de verilmiştir. Hatta fazlası ile…
İlim sahibi zatlardan bazıları, Resulullah Efendimiz için bin kadar mucize saymıştır. Resulullah Efendimizin mucizelerinin başında Kur'an gelir.
Kur'an'ın kendisine mahsus bir nazım tarzı vardır. Tüm Arap sözlerinden, vezinlerinden ayrı bir durum taşır. Kur'an'ın nazmı, tertibi, belâğatı, fesahatı o hadde varmıştır ki; her fasihin fesahatini, her beliğin belâğatını aşmıştır.
Onun bir benzerini getirmekten yana Araplar güçsüz kalmışlardır; ondan bir sure dahi getirememişlerdir.
Allah-u Teâlâ, bu manada şöyle buyurdu: "Haydi görelim; onun benzeri bir sure getirin." Bunu getiremediler.
Sonra Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu: "O halde onun benzeri bir sure getirin." Getiremediler.
Meleklere iman

Cenab-ı Hakk'ın sayısını kendinden başkasının bilmediği kadar çok meleği vardır. Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail itikadımızda dört büyük melek olarak bilinir.
Ebu Umame Bahilî, Resulullah Efendimizin şöyle buyurduğunu anlattı: "Sağ taraftaki melek, sol taraftaki meleğin kumandanıdır. Kul, bir iyilik işlediği zaman, hemen onun lehine on iyilik yazar.
Kul, bir kötülük işlediği zaman, sol taraftaki melek onu yazmak isterse; şu emri verir: "Şimdilik dur."
Bu şekilde, onun hatasını altı veya yedi saat yazmaz. Bu kadar zaman içinde, kul ettiğine tevbe eder de, Allah'tan bağışlanmasını isterse; onun için hiç bir şey yazmaz. Allah'tan bağışlanmasını istemediği takdirde, onun aleyhine bir kötülük yazdırır."
Bir başka rivayette ise, şöyle anlatıldı: "Kul, bir günah işlediği zaman, ikinci bir günah işlemedikçe onun aleyhine bir şey yazılmaz. Böylece beş günah birikir.
Bu şekilde kalır da, bir iyilik eder ise, kendisi için beş iyilik yazılır; kalan beş iyiliği ile de işlemiş olduğu kötülükler silinir.
Bu arada İblis, sızlanarak şöyle bağırır: "Bu insanoğluna benim nasıl gücüm yetsin? Ben onun için ne kadar gayret etsem, o yaptığı bir iyilikle bütün gayretimi boşa gideriyor."
Yunus, Hazreti Hasan'dan (r.a.) naklen, Resulullah Efendimizin şöyle buyurduğunu anlattı: "Hemen her kulun meleği vardır. (Biri sağında, diğeri de solundadır.)
Sağ taraftaki melek, sol taraftaki meleğin kumandanıdır. Kul, kötü bir iş yaptığı zaman; son taraftaki melek sorar: "Bunu yazayım mı?"
Buna karşılık, sağ taraftaki şöyle der: "Beş günah işleyinceye kadar bekle; yazma."
Beş günah işledikten sonra, sol taraftaki tekrar sorar: "Yazayım mı?"
Sağ taraftaki melek bu kere şöyle der: "Bir iyilik yapıncaya kadar bekle."
Bir iyilik yaptığı zaman, sağ taraftaki melek şöyle der: "Bize, bir iyiliğe on sevap yazılacağı haber verildi. Gel, bu yaptığı bir iyilik için, onun için on kötülüğünü silelim. Ayrıca, lehine beş iyilik yazalım."
Bunun üzerine, şeytan bağırıp çağırıp sızlanmaya başlar: "Ben insanoğluna ne zaman yetişebileceğim?" (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)




















































































