MEM’in diğer ekonomi görüşleri ile mukayesesi -3-
Dünya piyasalarında dolaşan para, dünya insanının ihtiyaçlarının kat kat fazlası olmasına rağmen, birçok ülkede insanlar açlıktan ölüyorlarsa, bunun en temel nedeni maliyetli paranın yani faizin varlığıdır
Haber Merkezi





Kapitalist ekonomilerde paranın akışı ve yönü tek boyutludur ve global güçlere doğrudur. Piyasalarda bulunan her maliyetli paradan global güçler pay sahibidir.

Milli Ekonomi Modeli'nin öngördüğü para tanımı gereği faizli para ekonominin dışına çıkartılır. Zati değeri olmayan para, mal ve hizmet üretiminde, tüketim ve üretim kabiliyetinin arttırılmasında durağan ekonomik değerlerin harekete geçirilmesinde sadece bir işlemcidir. Neticede işlemcinin ürettiği değer paranın karşılığıdır.
Kendi çıkarları için her şeyi mubah gören "insan insanın kurdudur" mantığı ile insana yaklaşan liberalizm insanı tek boyutu ile ele alır.
Bencil insandan hareketle de homo ekonomicus' u tanımlar. Veya kapitalizmi kullanan global güçler bütün insanlığın ürettiği değer ve hizmetleri sömürebilmek için ihtiyaç duydukları insan modeline homo ekonomicus adını verdiler.

İnsana sunulan sonsuz kaynakları sınırlı, insanın sınırlı ihtiyaçlarını sonsuz gören liberal anlayış, bu yanlışa, insanı tanıyamadığı için saplanmıştır. İnsanın ihtiyaçları sınırlıdır, sınırsız olan ihtiraslarıdır.
Yerküredeki sonsuz kaynaklar netice olarak insanın emeğine sunulmuştur. İnsan da doğuştan getirdiği değerleri koruyup geliştirerek ekonominin bütün parametrelerini kendinin ve toplumun menfaatlerine sunmalıdır.
Toplumun menfaatleri ile bireyin menfaatleri arasındaki açı sıfır olduğunda, tam istihdam gerçekleştiği gibi insan her türlü saadeti yakalamış olur. Bireylerin çıkarları ile toplumun hedeflerini buluşturan irade devlet iradesi olmalıdır.

Başka bir ifade ile bireylerin hedeflediği ekonomik düzey vektörlerinin toplamı toplumun ekonomik hedefini oluşturmalıdır.
İnsanın doğuştan getirdiği değerleri koruyan, geliştiren ve ekonomiye kazandıran, insanın insana faydalı olduğu toplumlar öngörülen örnek toplumlardır.
Her ülkenin sosyoekonomik yaşam standartları göz önünde bulundurularak vergi alacak veya vergiden muaf olacak gelir düzeyi belirlenmelidir.

Dar gelirli gruplardan verginin kaldırılması, ekonomilerde tüketim kabiliyetinin artmasına, üretimin devreye girmesine neden olacaktır.
Üreticinin üretim kabiliyetini artıran bu yaklaşım yeni ekonomik kabiliyetlerin ortaya çıkmasına da katkıda bulunacaktır. Milli Ekonomi Modeli'nde hayat standartlarının alt limiti birey ve ailelerin onurlu bir hayat yaşamalarıdır.
Devletin vergiden muaf tuttuğu kesimden toplayacağı vergi geliri alınmadığında; bu paranın piyasaya girerek dolaşım hızına bağlı olarak oluşturduğu işlem hacmi, sonuçta devlete daha fazla vergi geliri olarak dönecektir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)



















































































