logo
29 EYLÜL 2026

Mersin'de 4 kız çocuğunun öldüğü kazada sanık tahliyesini istedi

Mersin'de kullandığı cipin refüjde karşıya geçmek için bekleyen yayalara çarpması sonucu ikiz kardeşler ile iki kuzenin hayatını kaybetmesine neden olan sürücü M.K. duruşmada, "Hava yastıkları patladığı için görüş açım kapandı. Uzun süredir tutukluyum, tahliyemi talep ediyorum"dedi.

29.09.2026 19:29:00
İhlas Haber Ajansı
 
Mersin'de 4 kız çocuğunun öldüğü kazada sanık tahliyesini istedi
Mersin'de 4 kız çocuğunun öldüğü kazada sanık tahliyesini istedi
Mersin'de kullandığı cipin refüjde karşıya geçmek için bekleyen yayalara çarpması sonucu ikiz kardeşler ile iki kuzenin hayatını kaybetmesine neden olan sürücü M.K. duruşmada, "Hava yastıkları patladığı için görüş açım kapandı. Uzun süredir tutukluyum, tahliyemi talep ediyorum"dedi.

Kaza, 2 Şubat günü saat 20.45 sıralarında Akdeniz ilçesi Bekirde Mahallesi D-400 kara yolunda meydana geldi. Şehir merkezi istikametine seyreden psikolog M.K. (25) idaresindeki 33 ATE 039 plakalı cip, önündeki aracı sollamak istediği sırada kontrolden çıkarak refüjde karşıya geçmek için bekleyen yayaların arasına daldı. Kazada kuzenler Nejla Öztürk (16) ve Zehra Serdil Atak (18) ile Kübra Güney (15) olay yerinde hayatını kaybetti. İkiz kardeş Büşra Güney (15) ise kaldırıldığı hastanede 18 gün sonra yaşamını yitirdi. Burkan Acar ve Yunus Bagı yaralanırken, sürücü M.K. ise gözaltına alınıp çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.

149 kilometre hız tespit edilmişti



Olayla ilgili hazırlanan iddianame Mersin 7'nci Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmişti. Sanık hakkında 'birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma' suçundan 22,5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Dosyaya giren bilirkişi kusur raporunda, sanık M.K.'nin 'asli kusurlu', refüjde bekleyen yayaların ise 'kusursuz' olduğu belirtildi. Raporda ayrıca hız sınırının 50 kilometre/saat olduğu kara yolunda sanığın yaklaşık 149 kilometre/saat hızla kavşağa girdiği, kaldırım köşesi, ışık direği ve yayalara çarparak kazaya neden olduğu ifade edildi.

"Bu kadar hızlı gelen bir araba görmedim"



Davanın ikinci duruşmasında tanık E.K. dinlendi. Olay günü otobüsten indikten sonra karşıya geçmek için orta refüjde beklediğini anlatan E.K., "Kızlar kendi aralarında şakalaşıyordu. Ben yıllardır orada yaşıyorum, bu kadar hızlı gelen bir araba görmedim. Arabanın gelirken direksiyon hakimiyetini kaybettiğini fark ettim. Bir sol, bir sağ yaptı, ardından kaza yaşandı. Orada şok geçirdim, yere düştüm. Kafamın arka kısmına bir şey geldi. O anın şokuyla hemen kalkıp karşıya geçtim. Kimseyi ayakta görmediğim için korkmuştum. Yolda bir tır vardı ancak tırın arabayı sıkıştırması gibi bir durum yoktu" dedi.

"200 kilogramlık kaldırım taşını sökerek çocuklara çarptı"



İkiz kardeşlerin babası Mahmut Güney ise aracın çok hızlı geldiğini belirterek, "O kadar süratli geldi ki, ışıklandırmayı geçip orta refüje çarptığı anda 200 kilogramlık kaldırım taşını sökerek elektrik direğine, ardından çocuklara çarptı" diye konuştu.

Sanık tahliyesini istedi

Tutuklu sanık M.K. ise savunmasında, "Tır beni sıkıştırdı, benim şeridimi ihlal etti, kamerada açıkça görünüyor. Bu bir kaza, kimse böyle bir şey olsun istemez, ben de istemedim. Hava yastıkları patladığı için görüş açım kapandı. Kaçma gibi bir durumum yok. Uzun süredir tutukluyum, tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı.
Taraf avukatlarının da dinlendiği davada mahkeme heyeti, dosyadaki eksik hususların tamamlanmasına ve sanık M.K.'nin tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

İstanbul'da sağanak yağış etkili oluyor

İstanbul'da sabah saatlerinden itibaren şiddetli yağmur ve rüzgar etkili oldu. Rüzgarın etkisiyle şemsiyelerin ters döndüğü, vatandaşların yürümekte güçlük çektiği megakentte, ana arterlerde de trafik yoğunluğu yaşandı

29.09.2026 14:41:00 / Güncelleme: 29.09.2026 14:44:49
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da sağanak yağış etkili oluyor
İstanbul'da sağanak yağış etkili oluyor
İstanbul, güne olumsuz hava şartlarıyla başladı. Sabah saatlerinde başlayan ve ilerleyen saatlerde şiddetini artıran sağanak yağış ile fırtına, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Yağmura hazırlıksız yakalanan kent sakinleri, şiddetli rüzgar nedeniyle ilerlemekte güçlük çekti. Kentin işlek cadde ve meydanlarında fırtına nedeniyle şemsiyeler ters dönerken, çok sayıda vatandaş duraklara sığındı.

Sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı

Yağışın etkisiyle kayganlaşan yollarda trafikte yer yer yoğunluk yaşandı. Ana arterlerde ve köprü bağlantı yollarında araçlar ilerlemekte zorlanırken, toplu taşıma duraklarında da yoğunluk meydana geldi.

Kaya çifti 2,1 milyarı iade etti

Özata Denizcilik hisseleri üzerinden milyarlarca liralık haksız kazanç elde ettikleri iddiasıyla haklarında soruşturma başlatılan eski Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya, SPK Kanunu'ndaki 'etkin pişmanlık' hükmünden yararlanmak için elde ettikleri tüm kazancı Hazine ve Maliye Bakanlığı hesaplarına aktardı. Muhalefet ise yasa gereği tutarın iki katının tahsil edilmesi gerektiği görüşünde

29.09.2026 14:30:00
Haber Merkezi
 
Kaya çifti 2,1 milyarı iade etti
Kaya çifti 2,1 milyarı iade etti
Kamuoyunda büyük bir infiale yol açan ve siyaset ile finans dünyasını sarsan "fon vurgunu" skandalında çok kritik bir viraja girildi. Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ve yakın döneme kadar AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya'nın, Özata Denizcilik hisseleri üzerinden elde ettikleri iddia edilen milyarlarca liralık kazancı devlete geri ödedikleri öğrenildi.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve adli makamların kıskacındaki Kaya çiftinin, yargılama sürecinde ceza indirimi alabilmek ya da cezai müeyyidelerden muaf kalabilmek adına bu adımı attığı belirtiliyor.

163 milyondan 2,1 milyar liralık dev kazanca uzanan süreç

Soruşturma dosyalarına ve muhalefet partilerinin iddialarına yansıyan bilgilere göre krizin fitili, nisan ayında Özata Denizcilik hisselerine yapılan yüklü yatırımla ateşlendi. Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya'nın, o dönem toplam 163 milyon 46 bin TL tutarında bir fonla bu hisselere giriş yaptığı tespit edildi.

Eylül ayında patlak veren büyük fon krizinin hemen öncesinde ise dikkat çekici bir zamanlamayla tüm hisseler elden çıkarıldı. Çiftin bu satıştan elde ettiği toplam gelirin 2 milyar 170 milyon TL civarında olduğu ve çok kısa sürede muazzam bir finansal büyüme yakaladıkları rapor edildi. Piyasadaki olağan dışı bu hareketlilik, insider trading (içerden öğrenenlerin ticareti) ve manipülasyon şüphelerini beraberinde getirdi.

"Etkin pişmanlık" formülü devreye girdi

Hisselerin satışı ve fon krizinin patlak vermesinin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geniş çaplı bir soruşturma başlatılmıştı. Bu kapsamda Kaya çiftinin tüm mal varlıklarına tedbir konulmuş ve kendilerine yurt dışına çıkış yasağı getirilmişti. Siyasi baskıların da artması üzerine Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevinden "affını isteyerek" istifa etmek durumunda kalmıştı.

Adli ve idari ablukanın daralmasıyla birlikte Kaya çiftinin hukuk heyeti, Sermaye Piyasası Kanunu'nda yer alan "etkin pişmanlık" mekanizmasını devreye soktu. Çift, soruşturmanın seyrini değiştirmek ve yasal yaptırımları hafifletmek amacıyla haksız menfaat olarak değerlendirilen 2,1 milyar TL'lik kazancın tamamını Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın e-tahsilat hesabına aktardı.

"Yasa gereği iki katı ödenmeli"

Kaya çiftinin parayı iade etmesi krizin tamamen kapandığı anlamına gelmiyor. Muhalefet kanadından yükselen sesler, yapılan bu iadenin yasal olarak yeterli olmadığını savunuyor.

SPK mevzuatındaki ilgili maddelere dikkat çeken muhalefet temsilcileri, içerden öğrenenlerin ticareti veya piyasa manipülasyonu gibi suçlarda etkin pişmanlıktan tam anlamıyla yararlanılabilmesi için "elde edilen menfaatin iki katı oranında" bir ödeme yapılması gerektiğini ileri sürüyor. Bu doğrultuda hukukçular ve muhalefet partileri, Kaya çiftinin Hazine'ye 2 milyar TL daha ek ödeme yapması zorunluluğu bulunduğunu, aksi takdirde kamu zararının tamamen giderilmiş sayılamayacağını belirtiyor.

Gözler şimdi Hazine ve Maliye Bakanlığı ile adli makamların bu iade sonrasında tedbir kararlarını kaldırıp kaldırmayacağına ve SPK'nın süreçle ilgili yapacağı resmi açıklamaya çevrilmiş durumda.

"Casusluk" davasında 3. duruşma

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve kampanya direktörü Necati Özkan'ın "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması Silivri'de başladı. Kürsüye çıkan İmamoğlu, sert savunmasında "Hangi ülkeye casusluk yapmışım? Ortada casusluk varsa tek bir belge göstersinler" diyerek tepki gösterdi

29.09.2026 13:20:00
Haber Merkezi
 
"Casusluk" davasında 3. duruşma
"Casusluk" davasında 3. duruşma
Kamuoyunun gözünü çevirdiği tarihi davanın üçüncü celsesi bugün Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı.

2019-2025 yılları arasındaki faaliyetler gerekçe gösterilerek açılan ve sanıklar hakkında 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istenen "siyasal casusluk" davasında gözler, mahkemenin MİT, BTK ve emniyetten talep ettiği ek dijital delil inceleme raporlarındaydı.

İmamoğlu salona girer girmez mesajı verdi

Duruşma salonuna getirilen tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, izleyicilerin "Millet sizi bekliyor" seslenişine, "Beni beklemeyin, siz harekete geçin; ben sonra aranıza katılırım" yanıtını vererek salonda gülüşmelere neden oldu.

Duruşmanın başında tanıkların dinlenmesi planlanırken İmamoğlu söz alarak öncelikli olarak savunmasını gerçekleştirdi.

"Hangi ülkeye casusluk yapmışım? Hadi oradan!"

Kürsüde iddianameye sert eleştiriler yönelten İmamoğlu, davanın tamamen siyasi bir amaç taşıdığını belirtti. Savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"Burada yine bir yargı saldırısı altında olduğumuz dönemde, ismi bile insanları güldürecek bir casusluk davasında bu salondayız. Asrın akıl tutulmuşluğu ile mücadele eden bir toplum halindeyiz. Son 2 yılda şahsıma 20 dava açıldı, mevcutta 13 ceza davam var. Bugün ise casusluk iddiasıyla sanık kürsüsündeyim. Hangi talimatı vermişim? Hangi bilgiyi kime aktarmışım? Hangi eylemle devletin güvenliğini tehdit ediyormuşum? Hangi ülkeye casusluk yapmışım? Elimizde hiçbir şey yok. NATO buradaydı, 'İmamoğlu casus mu?' diye sorup öğrenip öyle gelseydiniz. Eğer ortada bir casusluk hikayesi aranıyorsa, saray siyasetinin ve üst düzey bürokrasinin parmaklarının olduğu fon vurgunlarına baksınlar. Cesaretiniz varsa onları yazın."

Merdan Yanardağ: "Hedef TELE1 ve siyasi başarılar"

Davanın diğer önemli sanıklarından, sahibi ve genel yayın yönetmeni olduğu TELE1 kanalına kayyum atanan gazeteci Merdan Yanardağ da önceki beyanlarını yineleyerek suçlamaların odağında gazetecilik faaliyetlerinin yer aldığını savundu. Yanardağ, davanın tamamen TELE1 ekranlarını susturmak ve muhalefetin siyasi başarılarını gölgelemek amacıyla kurgulanmış bir senaryodan ibaret olduğunu ifade etti.

Davanın diğer sanıkları Necati Özkan ve Hüseyin Gün de casusluk iddialarıyla hiçbir ilgilerinin bulunmadığını, masum olduklarını belirterek beraat ve tahliye taleplerini yinelediler.

Savcı "deliller tamamlanmadı" dedi, tutukluluk istedi

Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı; sanıkların üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, MİT ve emniyetten beklenen ek dijital delil raporlarının henüz tamamen dosyaya ulaşmamış oluşu ve kaçma şüphesi unsurlarını gerekçe gösterdi.

Savcılık; Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün'ün tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

Gözler mit raporlarında ve ara kararda

İlk iki celsede sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme, Milli İstihbarat Teşkilatı'na (MİT) yazı yazarak sanıkların casusluk faaliyeti yürüttüğüne dair somut bir tespit olup olmadığını sormuştu.

İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 6 gözaltı

İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen operasyonda, örgüt bağlantılı kişilerle yoğun para transferi gerçekleştirdikleri tespit edilen 6 şüpheli yakalandı

29.09.2026 10:07:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 6 gözaltı
İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 6 gözaltı
İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen operasyonda, örgüt bağlantılı kişilerle yoğun para transferi gerçekleştirdikleri tespit edilen 6 şüpheli yakalandı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü birimleri, "Terörizmin Finansmanı" suçu ile ilgili yürütülen çalışmalarda, DEAŞ bağlantı kişileri mercek altına aldı. DEAŞ Silahlı Terör Örgütü ve çatışma bölgeleriyle iltisaklı kişilerle bağlantıları bulunduğu belirlenen şüphelilerin, Mali Suçları Araştırma Kurulu'na (MASAK) takıldığı öğrenildi.

Söz konusu soruşturma kapsamında bu kişilerin MASAK tarafından incelenen hesap hareketlerinde, DEAŞ Silahlı Terör Örgütü ve diğer terör örgütleri kapsamında adli işlem gören çok sayıda şahısla para transferi gerçekleştirdikleri tespit edildi.

Yapılan tespitlerin ardından bu sabah operasyon için düğmeye basıldı. Sabaha karşı düzenlenen eş zamanlı operasyonda 6 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Zanlılara ait ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda ise 13 bin dolar para, çok sayıda dijital materyal ve örgütsel dokümanlar ele geçirildi.

Yahşihan Belediyesine yönelik yolsuzluk operasyonunda 15 şüpheli tutuklandı

Kırıkkale'nin Yahşihan Belediyesine yönelik 4 ilde düzenlenen yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınan 35 zanlıdan 15'i tutuklandı

29.09.2026 07:00:00
AA
 
Yahşihan Belediyesine yönelik yolsuzluk operasyonunda 15 şüpheli tutuklandı
Yahşihan Belediyesine yönelik yolsuzluk operasyonunda 15 şüpheli tutuklandı

Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca Yahşihan Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında yakalanan ve önceki gün jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 35 şüphelinin savcılıktaki ifadeleri tamamlandı.

Aralarında eski belediye başkanları Ahmet Sungur ve Osman Türkyılmaz'ın da bulunduğu 35 zanlı, ardından hakimliğe sevk edildi.

Sungur ve Türkyılmaz'ın da bulunduğu 15 şüpheli tutuklanırken, 2'sine ev hapsi verildi, 18'i de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Başka bir suçtan dolayı ceza infaz kurumunda bulunan bir zanlı hakkında da adli kontrol kararı verildi.

Öte yandan, bir firari şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.

Operasyon

Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca, Yahşihan Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında 24 Eylül'de eski belediye başkanları Ahmet Sungur ve Osman Türkyılmaz ile belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, belediye çalışanları ve iş insanlarının da aralarında bulunduğu 37 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

"Suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak", "rüşvet", "irtikap", "ihaleye fesat karıştırma" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından haklarında soruşturma başlatılan zanlılardan 35'i, 4 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonla gözaltına alınmıştı.

Zanlılardan birinin ceza infaz kurumunda olduğu tespit edilmiş, biri ise adresinde bulunamamıştı. 

Olta balıkçısının cesedi denizde bulundu


 
Ordu'nun Altınordu ilçesinde kendisinden haber alınamayan olta balıkçısının cesedi, denizde bulundu.

29.09.2026 01:35:00
AA
 
Olta balıkçısının cesedi denizde bulundu
Olta balıkçısının cesedi denizde bulundu

Ordu'da Kumbaşı Balıkçı Barınağı'ndan balık tutmak için denize açılan Özen Arslan'dan (65) yakınları bir süre haber alamadı.
Kendisine ulaşılamayan Arslan'ın kullandığı kayık, akşam saatlerinde motoru çalışır ve içi boş halde Güzelyalı Mahallesi'nde kıyıya vurdu.
İhbar üzerine bölgeye AFAD, polis, itfaiye ve Sahil Güvenlik ekipleri sevk edildi.

Ekiplerce karadan, denizden ve termal kameralı dron ile havadan arama çalışması başlatıldı. Balıkçıların da tekneleriyle destek verdiği arama çalışmasında, Perşembe ilçesi açıklarında su yüzeyinde bir erkeğe ait ceset bulundu.

Ekipler tarafından denizden çıkarılan cesedin, Arslan'a ait olduğu belirlendi. Cenaze, otopsi işlemleri için Ordu Adli Tıp Kurumuna götürüldü.

Ani başlayan ateş, öksürük ve kas ağrısına dikkat!


Sonbaharın gelmesiyle birlikte influenza (grip) vakalarının görülme sıklığı artabiliyor. Hava sıcaklıklarındaki değişimler, okulların açılması ve kapalı, kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi solunum yolu virüslerinin daha kolay yayılmasına zemin hazırlayabiliyor.

29.09.2026 01:29:00
Murat Çorbacı
 
Ani başlayan ateş, öksürük ve kas ağrısına dikkat!
Ani başlayan ateş, öksürük ve kas ağrısına dikkat!

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kristine Koyunseven, "İnfluenza, temel olarak A ve B tipleriyle mevsimsel gribe neden olan ve genetik yapısı zaman içinde değişebilen bir virüstür. Bu değişken yapı, influenza virüslerinin toplumda her yıl yeniden dolaşıma girebilmesinin ve grip aşılarının düzenli olarak güncellenmesinin önemli nedenlerinden biridir" dedi.
İnfluenzanın ani başlayan ateş, kuru öksürük ve kas ağrılarıyla kendini gösterebildiğini, boğaz ağrısı, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve bulantının da eşlik edebildiğini belirten Dr. Koyunseven, özellikle 65 yaş üzeri bireyler, gebeler, kronik hastalığı bulunanlar ve obezitesi olan kişilerde daha ağır seyredebildiğini vurguluyor. Bazı basit ama etkili önlemlerle influenzadan korunmanın mümkün olabildiğini vurgulayan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Koyunseven, 7 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Risk grubundaysanız, grip aşınızı olun!

İnfluenzadan korunmada en etkili yöntemlerden biri; yıllık grip aşısıdır. Influenza virüsü zaman içinde değişebildiği için aşı içeriği, dolaşımdaki virüslere ilişkin küresel veriler doğrultusunda her yıl güncellenmektedir. Genel olarak 6 ay ve üzerindeki, aşıya engel bir durumu bulunmayan kişilerin yıllık influenza aşısı yaptırmasında büyük fayda vardır. Özellikle komplikasyon riski yüksek kişilerde aşılama hastalığın ağır seyretme ve ciddi sonuçlara yol açma riskini azaltmada önem taşır. Antikor korumasının en yüksek seviyeye ulaşması yaklaşık 2 hafta sürer. Kuzey Yarımküre'de aşı influenza aktivitesi başlamadan önce, tercihen ekim ayı sonuna kadar uygulanmalıdır; ancak bu dönemi kaçıran kişiler influenza sezonu devam ettiği sürece aşı olabilir. Aşının koruyuculuğu kişiye ve dolaşımdaki virüslerle aşıdaki virüs türlerinin uyumuna göre değişebilse de, influenza gelişmesi durumunda hastalığın şiddetini, yoğun bakım gereksinimini ve ölüm riskini azaltabilir.

Sağlıklı ve dengeli beslenin!

Sağlıklı ve dengeli beslenme, bağışıklık sisteminin normal işlevlerini destekleyerek vücudun enfeksiyonlara karşı doğal savunmasına katkı sağlar. Özellikle taze sebze ve meyvelerden zengin, yeterli ve dengeli bir beslenme düzeni; bağışıklık yanıtı için gerekli vitamin, mineral ve diğer besin öğelerinin karşılanması açısından önemlidir. Öğün atlamak veya aşırı kısıtlayıcı diyetler uygulamak yerine, yeterli ve dengeli beslenme sürdürülebilir bir yaşam biçimi haline getirilmelidir. Ancak sağlıklı beslenmenin tek başına influenzadan korumadığı; aşılama ve diğer koruyucu önlemlerin yerini tutmadığı unutulmamalıdır.

Uyku düzeninize dikkat edin!

Uyku, beyin fonksiyonlarından bağışıklığa kadar vücudun temel bakım süreçlerinden biridir. Metabolik atıkları temizlemek ve bağışıklığı düzenlemek gibi kritik roller üstlenen uyku, yetersiz ve kalitesiz olduğunda bağışıklığı zayıflatarak enfeksiyon riskini artırabilir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında influenza gibi solunum yolu enfeksiyonlarının daha sık görüldüğü dönemlerde, düzenli ve yeterli uyku bağışıklık savunmasına destek olarak enfeksiyonlardan korunmada önemli rol oynar. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC) de influenza önlemleri arasında yeterli ve kaliteli uykunun önemine dikkat çekmektedir.

El hijyenine çok özen gösterin!

El hijyeni, influenza virüsünün eller aracılığıyla göz, burun ve ağız mukozasına taşınmasını önlemeye yardımcı olan önemli koruyucu önlemlerden biridir. Ellerin su ve sabunla düzenli olarak yıkanması veya uygun durumlarda alkol bazlı el antiseptiği kullanılması bulaş riskinin azaltılmasına katkı sağlar. Özellikle öksürme, hapşırma veya ortak yüzeylere temas sonrasında ellerin temizlenmesi; yıkanmamış ellerle göz, burun ve ağıza dokunmaktan kaçınılması önemlidir.

Hasta kişilerle temastan uzak durun!

İnfluenza, öksürme, hapşırma sonrasında ortaya çıkan solunum parçacıklarıyla kolayca bulaşabilir. Bu nedenle hasta kişilerle yakın temastan mümkün olduğunca kaçınmak ve hastalık belirtileri olan kişilerin dinlenerek evde kalması, bulaşın azaltılmasında önemli rol oynar. Özellikle kapalı ve kalabalık ortamlarda yakın teması azaltmaya da özen gösterilmelidir.

Ortamı sık sık havalandırın

Kapalı ve kalabalık ortamların düzenli olarak havalandırılması, havadaki solunum parçacıklarının yoğunluğunu azaltarak influenza gibi solunum yolu enfeksiyonlarının bulaşma riskinin düşürülmesine yardımcı olabilir. Ev, iş yeri, sınıf ve diğer kapalı alanlarda pencereleri sık sık açarak temiz hava girişini sağlamak önemli bir korunma önlemidir.

Maske takın

Maskeler, öksürme, hapşırma, konuşma ve solunum sırasında çevreye yayılan solunum parçacıklarının yayılımını azaltarak hem hastalığın başkalarına bulaşmasını hem de kişisel maruziyeti azaltmaya yardımcı olur. Etkili bir korunma için maskenin ağız ve burnu tamamen kapatacak şekilde doğru kullanılması önemlidir. İnfluenzadan korunmada maske tek başına yeterli olmayabileceğinden; el hijyeni, ortamların düzenli havalandırılması, hasta kişilerle yakın temastan kaçınma ve aşılama gibi diğer koruyucu önlemlerle birlikte uygulanmalıdır.


Belirtiler başladığında ilk 48 saat önemli!

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kristine Koyunseven "İnfluenza tedavisinde antiviral ilaçlar, hastalık süresinin kısaltılmasına ve özellikle risk grubundaki kişilerde komplikasyonların azaltılmasına katkı sağlayabilir. Tedaviden en yüksek yararın sağlanabilmesi için antiviral ilaçlara, belirtilerin ortaya çıkmasından sonraki ilk 48 saat içinde başlanması önemlidir. Bununla birlikte ağır seyreden veya hastaneye yatış gerektiren durumlarda, 48 saat geçmiş olsa dahi hekim değerlendirmesiyle antiviral tedavi gündeme gelebilir" diyor.

SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”

Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları “banka ve müşteri sırrı” gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda “sır” perdesi ne zaman kalkacak?

28.09.2026 19:40:00
Haber Merkezi
 
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
Türkiye'de yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon krizinde paraların akıbeti ve denetim tartışılırken, yıllardır kamuoyunun yanıt beklediği başka bir dosya yeniden gündemde: Ziraat Bankası'ndan Demirören Grubu'na kullandırılan yüz milyonlarca dolarlık kredi. Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda "sır" perdesi ne zaman kalkacak?

Fon skandalında yüz binlerce yatırımcı bekliyor

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül 2026'da 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. SPK'nın 23 Eylül'deki açıklamasına göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.

Fon krizinde toplam büyüklük konusunda farklı rakamlar gündeme gelirken, tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü çeşitli hesaplamalarda 826 milyar lira ile yaklaşık 891 milyar lira arasında gösteriliyor.

Süreç yalnızca finansal kayıplar açısından değil, denetim mekanizmalarının nasıl işlediği açısından da tartışılıyor. Soruşturma kapsamında 24 Eylül itibarıyla tutuklu sayısının 26'ya yükseldiği bildirildi.

BİR TARAFTA YATIRIMCININ PARASI, DİĞER TARAFTA KAMU BANKASININ KREDİSİ

Fon krizinde yüz binlerce yatırımcı parasının ne zaman ve hangi yöntemle geri ödeneceğini beklerken, kamuoyunun yıllardır yanıt aradığı başka bir dosya da yeniden hatırlanıyor.

Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alma sürecinde Ziraat Bankası'ndan kullandığı 800 milyon dolarlık kredi, uzun süredir tartışma konusu.

Kredinin akıbetine ilişkin TBMM'ye yöneltilen sorulara Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in verdiği yanıtta ise ayrıntılar "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklanmadı.

NE OLMUŞTU?

Kredi, 2018 yılında Demirören Holding'in Doğan Medya Grubu'nu satın alması sürecinde gündeme geldi. Sayıştay raporlarına yansıyan bilgilere göre başlangıçta 800 milyon dolar olarak ifade edilen kredi, yeniden yapılandırmalar sonrasında 895,6 milyon dolarlık bir borç tutarına ulaştı ve 2022'de yüzde 4 faizle 14 yıl vadeye yayıldı.

Daha sonra Sayıştay'ın 2023 yılı incelemelerinde de borcun yapılandırmalara rağmen ödeme planına uygun şekilde ödenmediği ve 31 Aralık 2023 itibarıyla Demirören'e ilişkin borç tutarının 30 milyar 208 milyon TL'yi aştığı belirtildi.

8 Ocak 2026: CHP Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Zeynel Emre, Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alması için Ziraat Bankası tarafından kullandırıldığı belirtilen 800 milyon dolarlık kredi konusunda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yanıtlaması istemiyle TBMM'ye soru önergesi verdi.

18 Şubat 2026: Önergeye Şimşek imzalı yazılı yanıt verildi. Yanıtta, Ziraat Bankası'nın açıklaması aktarıldı ve krediye ilişkin ayrıntıların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 73. maddesindeki "sırların saklanması" hükümleri kapsamında banka/müşteri sırrı olduğu belirtilerek paylaşılmadı.

21 Şubat 2026: Bu yanıt basına 'Demirören kredisine sır perdesi' şeklinde yansıdı.

"SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?"

Fon krizinde SPK'nın müdahalesiyle birlikte "Kim denetledi, riskler neden daha önce görülmedi, yatırımcıların parası nasıl korunacak?" soruları sorulurken, kamu bankası kaynaklarının kullanıldığı Demirören kredisi konusunda da benzer bir şeffaflık tartışması yaşanıyor.

Buradaki kritik fark ise şu: Fon krizinde söz konusu olan yatırımcıların özel tasarrufları, Demirören dosyasında ise kamu bankası Ziraat'ın kullandırdığı kredi.

Dolayısıyla tartışmanın merkezindeki soru yalnızca "borç ne kadar?" değil.

Kamu bankasından verilen yüz milyonlarca dolarlık kredinin bugünkü durumu nedir, ne kadarı tahsil edildi, hangi koşullarda yapılandırıldı ve kamu bu süreçte ne kadar risk üstlendi?

Mehmet Şimşek'in "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle ayrıntıları açıklamaması, bu soruların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Fon krizinin ardından gözler yeniden eski dosyalara çevrilirken, "Fonlardaki paranın hesabı sorulurken, Demirören'in kamu bankasına olan borcunun hesabı ne zaman açıklanacak?" sorusu da yeniden gündeme taşınıyor.

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.