Hükümet sekizinci ayına girdi. AKP iktidarı sekiz aydır ABD, AB ve IMF'nin önüne koyduğu ajanda ile meşgul oldu. Hükümet, henüz vatandaşın gündemi ile meşgul görünmüyor. Kendisini tek başına iktidar yapan millet ise sabır ve endişe ile hükümetin meselelerine eğilmesini bekliyor. AKP'ye oy veren millet dört konuda çok endişeli.
ABD'nin Irak'ı işgal sürecinde en büyük kolaylığı sağlayan ülke olduğu halde, ABD'ye yaranamadı.
Tezkere bahanesi ile ABD Türkiye'den yeni bedeller istiyor.
İran'ı vurmaya hazırlanan Washington, Türkiye'nin bu sefer kayıtsız şartsız yanında yer almasını istiyor.
Hükümet de bu yönde ABD'ye cesaret verici pozisyon içine girmiş bulunuyor.
Milletimizin en büyük endişesi, iktidarın Türkiye'yi ABD'nin istekleri doğrultusunda bir savaşa sürüklemesi korkusu.
Bir kaç milletvekili sayesinde Irak'ta savaşa bulaşmayan Türkiye'nin ABD'nin yeni saldırılarına alet olmamasını istiyor.
Eğer hükümet ABD karşısında dik duramazsa sadece ekonomik çöküntü değil, sosyal ve siyasi çöküntü kapıda. Milletimiz bunu iyi bildiği için iktidarın dik durmasını istiyor.
Halkımızın ikinci endişesi, Avrupa Birliği'ne uyum uğruna Kıbrıs ve Ege'de taviz içeride bölücülüğün siyasi ve hukuki zemin bulma endişesi...
İktidarın ikinci imtihan sahası bu. 2004 yılının ilk yarısına kadar dananın kuyruğu kopacak.
Herşey yakında ayan olacak.
Milletimizin iktidara biçtiği ömrün üçüncü mihenk taşı da sivil-asker gerilimi ve bunun yol açtığı baskı ortamının geri gelmesi.
İktidar, mütedeyyin kitlelerden başörtüsü yasağı, din eğitimi yasağı gibi yasakları aşacak, devlet-millet kavgasını bitirecek diye oy aldı.
Dindar insanlar yeni gerilim ve yasaklı bir Türkiye'den bu iktidar bizi kurtaracak diye ümit ediyordu.
Ancak hükümet daha ilk aylarda bu ümitleri sürdürmenin ötesinde, yeni korkular saldı milletimize.
Başörtüsü öncelikli sorunumuz değil diyen iktidar, öncelikli meselesi olarak kiliselerin açılmasını gördü.
AB'ne yaranmak uğruna Müslümanlara yasak devam ederken kiliseler inşa ediliyor, kiliselere araziler satılıyor. İslam'ın tahrif edilmesinin, yozlaştırılmasının projeleri pişiriliyor. Hem de Diyanet'ten sorumlu bakan tarafından verilen içkili davetlerde.
Eğer iktidar dinde reformu projelerine alet olur, Hıristiyanlığın önünü açarsa onu iktidara getiren millet nezdinde silinir gider.
2004 yılının sonunda açığa çıkacak bir diğer imtihan noktası da hükümetin ülkeyi IMF boyunduruğundan kurtarıp kurtaramayacağı?
Vatandaş, eğer hükümet borcu borçla kapama, IMF'ye kapaklanmadan vazgeçmeme yoluna giderse, iktidarın ülkeyi ekonomik refaha kavuşturması şöyle dursun, yeni krizlere sürükleyeceğini biliyor.
İktidarın en büyük şansı, aslında en büyük şanssızlığı da iktidarı millet lehine sevk edecek güçlü muhalefetin mecliste olmaması.
Ama milletin en büyük şansı bu konularda milli duruşu, projeleri, ciddiyeti ve kararlılığı ile yapıcı bir muhalefet lideri olarak Prof. Dr. Haydar Baş'ın varlığı.
BTP, iktidara hep bu gerçekleri hatırlatacak, eğer AB ve IMF boyunduruğundan kurtulup BTP'nin ortaya koyduğu çözümlere yönelirse ne ala?
Aksi taktirde milletimiz iktidar nöbetini BTP'ye devredecektir.
Fazla değil 2004 yılında her şey daha net görülecektir.
ABD'nin Irak'ı işgal sürecinde en büyük kolaylığı sağlayan ülke olduğu halde, ABD'ye yaranamadı.
Tezkere bahanesi ile ABD Türkiye'den yeni bedeller istiyor.
İran'ı vurmaya hazırlanan Washington, Türkiye'nin bu sefer kayıtsız şartsız yanında yer almasını istiyor.
Hükümet de bu yönde ABD'ye cesaret verici pozisyon içine girmiş bulunuyor.
Milletimizin en büyük endişesi, iktidarın Türkiye'yi ABD'nin istekleri doğrultusunda bir savaşa sürüklemesi korkusu.
Bir kaç milletvekili sayesinde Irak'ta savaşa bulaşmayan Türkiye'nin ABD'nin yeni saldırılarına alet olmamasını istiyor.
Eğer hükümet ABD karşısında dik duramazsa sadece ekonomik çöküntü değil, sosyal ve siyasi çöküntü kapıda. Milletimiz bunu iyi bildiği için iktidarın dik durmasını istiyor.
Halkımızın ikinci endişesi, Avrupa Birliği'ne uyum uğruna Kıbrıs ve Ege'de taviz içeride bölücülüğün siyasi ve hukuki zemin bulma endişesi...
İktidarın ikinci imtihan sahası bu. 2004 yılının ilk yarısına kadar dananın kuyruğu kopacak.
Herşey yakında ayan olacak.
Milletimizin iktidara biçtiği ömrün üçüncü mihenk taşı da sivil-asker gerilimi ve bunun yol açtığı baskı ortamının geri gelmesi.
İktidar, mütedeyyin kitlelerden başörtüsü yasağı, din eğitimi yasağı gibi yasakları aşacak, devlet-millet kavgasını bitirecek diye oy aldı.
Dindar insanlar yeni gerilim ve yasaklı bir Türkiye'den bu iktidar bizi kurtaracak diye ümit ediyordu.
Ancak hükümet daha ilk aylarda bu ümitleri sürdürmenin ötesinde, yeni korkular saldı milletimize.
Başörtüsü öncelikli sorunumuz değil diyen iktidar, öncelikli meselesi olarak kiliselerin açılmasını gördü.
AB'ne yaranmak uğruna Müslümanlara yasak devam ederken kiliseler inşa ediliyor, kiliselere araziler satılıyor. İslam'ın tahrif edilmesinin, yozlaştırılmasının projeleri pişiriliyor. Hem de Diyanet'ten sorumlu bakan tarafından verilen içkili davetlerde.
Eğer iktidar dinde reformu projelerine alet olur, Hıristiyanlığın önünü açarsa onu iktidara getiren millet nezdinde silinir gider.
2004 yılının sonunda açığa çıkacak bir diğer imtihan noktası da hükümetin ülkeyi IMF boyunduruğundan kurtarıp kurtaramayacağı?
Vatandaş, eğer hükümet borcu borçla kapama, IMF'ye kapaklanmadan vazgeçmeme yoluna giderse, iktidarın ülkeyi ekonomik refaha kavuşturması şöyle dursun, yeni krizlere sürükleyeceğini biliyor.
İktidarın en büyük şansı, aslında en büyük şanssızlığı da iktidarı millet lehine sevk edecek güçlü muhalefetin mecliste olmaması.
Ama milletin en büyük şansı bu konularda milli duruşu, projeleri, ciddiyeti ve kararlılığı ile yapıcı bir muhalefet lideri olarak Prof. Dr. Haydar Baş'ın varlığı.
BTP, iktidara hep bu gerçekleri hatırlatacak, eğer AB ve IMF boyunduruğundan kurtulup BTP'nin ortaya koyduğu çözümlere yönelirse ne ala?
Aksi taktirde milletimiz iktidar nöbetini BTP'ye devredecektir.
Fazla değil 2004 yılında her şey daha net görülecektir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İbrahim Berk / diğer yazıları
- Cübbe düştü haç göründü / 07.01.2020
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014





























































































