Milli Devletin ekonomideki rolü -3-
Milli Devlet’te Kambiyo sistemi, ithalat ve ihracata dayalı sabit kur sistemidir.
Haber Merkezi





Bu kural, mal ve hizmet ticareti ile alakası olmayan portfö yakışını önleyecektir. Çünkü ulusal piyasalara kademeli olarak giren yabancı para, bir anda çekildiğinde ülke ekonomilerini batırmaktadır.
Milli Devletin belirlediği ithalat ve ihracata dayalı sabit kur sistemi ile kontrol, devletin kendi elinde olacağı gibi; yabancı paranın fiyatı, gerçek değerinde ve ülkelerin çıkarlarına uygun bir fiyat düzeyinde konumlanacaktır.
İster dalgalı ister sabit olsun serbest kur sisteminde kontrol her zaman hedge fonları elinde tutan global aktörlere aittir.

Sermaye piyasalarında kontrol milletin çıkarları adına devletlerin elinde olmadığı sürece reel sektörde atılan olumlu adımların hiçbiri bir mana ifade etmeyecektir. Çünkü bir sabah global aktörler, sermaye piyasalarını alt üst ederek hem büyük karlar elde edebilirler, hem de başta reel sektör olmak üzere bütün ekonomiyi çökertebilirler.
Türkiye örneğine dönersek, ülkemizde Ekonomi iyiye gidiyor, çünkü döviz düşük, denilerek, dövizin düşüklüğü ekonominin iyiye gitmesinin bir göstergesi olarak gösterilmektedir. Aslında gerçek hiç de öyle değildir.
Dün yüksek kurdan dövizi bozanlar hem yüksek faizden hem de dövizin düşük olmasından çift yönlü kazanç elde ettiler. O gün dövizin düşük olmasını ekonominin iyi olduğuna yorumlayanlar olayları anlamaktan çok uzaktılar.
Bir TL= 1 Dolar hayali kuranlar, içeriye faiz elde etmek için gelen dövizin bir gün çıkacağını herhalde hiç düşünmediler. Şimdi dövizin çıkışı durdurulamıyor. Çünkü ne döviz düşükken ne de çıkarken olaylar bizim kontrolümüzdedir. Bize kim para satıyorsa kontrol onların elindedir, istediği zaman parasını çeker döviz çıkar, istediği zaman içeri sokar döviz düşer. Her iki durumda da kazanan hep bize para satanlardır.
Şunu unutmamamız gerekir; kimin kontrolü ile para piyasalarında iniş çıkışlar oluyorsa, bu iş, ancak ona hizmet eder. Eğer devletin kontrolünde sermaye piyasalarında hareket varsa bu millete hizmet edecektir.

Yoksa global tefecilerin dövizi düşürmesi, örnekten de anlaşıldığı gibi, sadece onlara hizmet etmektedir. Global tefeciler, paralarını tekrar dövize çevirip çıkmaya başladığında tam bir yıkım yaşanmaktadır. Finansal krizler bölümünde bunu örneklerle açıkladık.
Maalesef bugün ülkemizin içinde bulunduğu şartlar ne Latin Amerika krizlerinden, ne Asya krizlerinden farklıdır.
Aksine global sermaye çıkmaya başladığında –ki bu kaçınılmaz bir sondur– ortaya çıkacak tahribat, diğer ülkelerdekinden bile çok daha fazla olacaktır.
Piyasaların serbestleşmesi adı altında devletlerin sermaye piyasalarına müdahalesini sakıncalı görenler, milletlerden gerçeği gizlemektedirler. Serbest bırakılan piyasalar, aslında elinde büyük fonları tutan global tefecilerin kontrolüne geçmektedir. Liberal modellerin serbestlikten kastı, esaretten başka bir şey değildir. Piyasalar gerçek bağımsızlığına Milli devlet dönemlerinde kavuşacaktır.
Bu örnekten de anlaşıldığı gibi, devletin en önemli vazifelerinden biri de milli parasına sahip çıkmasıdır. Bunun yolu da, ülkedeki kur politikasını milli menfaatlere göre ayarlamaktan geçmektedir.
Burada son olarak bir başka konuya da değinelim; Sosyal Devlet Katsayısı olarak tanımlanan bu formül, kamu harcamalarının vergi gelirlerine oranıdır.
Liberal–kapitalist modellerde teorik olarak Sosyal Devlet katsayısının maksimum değeri 1 olabilir. İdeal olarak 1'in üzerine çıkamaz. Pratikte bu hiç yakalanmasa bile teorik olarak maksimum "1" olma şansı vardır.
Bu oran, Milli Ekonomi Modeli'nde ise 1 değil, 3, 5, 7, ... değerlerine çıkabilmektedir. Çünkü bilindiği gibi Milli Devlet'te gelirler, sadece vergilerden sağlanmamakta; senyoraj hakkının kullanılması ve devlet –millet ortaklığı ile yeraltı kaynaklarının işletilmesinden doğan gelirler de devletin gelir kalemlerini oluşturmaktadır.
Bir taraftan faiz ödemelerinden kurtulan devletler, elde ettikleri gelirin tamamını milletine hizmet olarak sunma şansını elde ederken; diğer taraftan da vergi gelirleri dışında iki tane daha vergiden daha önemli kaynağa kavuşmaktadır.
Buna göre; elde edilen gelirin vergilere oranında da, bu 3 grup gelirin kârı geçerlidir. Böylece bu 3 kalemden gelen geliri, vergilere oranlayınca karşımıza halkından topladığı vergiden çok daha fazlasını halkına hizmet olarak sunabilen Sosyal Devlet/Milli Devlet modeli çıkmaktadır.
Görüldüğü gibi Milli Ekonomi Modeli'nde devlet, piyasaların gelişimi için bir yük değil, tam tersine üretim ve tüketimin önünü açan bir kaldıraçtır. Devleti, piyasaları tetikleyen, bu özelliği ile milletine sahip çıkan bir noktaya taşıyan Milli Ekonomi Modeli, aynı zamanda devlet–millet kaynaşmasını sağladığı gibi toplumsal barışı da temin etmektedir.
Bu bağlamda tezimize göre Sosyal Devlet/Milli Devlet, alan el değil, veren eldir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)









































































