logo
06 EYLÜL 2026

Polisin şüphe üzerine durdurduğu araçtan cinayet şüphelileri çıktı

Nevşehir'de gece saatlerinde devriye görevi yapan polis ekipleri, plakasız olduğu görülen bir aracı takip ederek durdurdu. Araçta bulunan 3 kişinin, kısa süre önce meydana gelen silahlı saldırının şüphelileri olduğu belirlendi. Olayda ağır yaralanan şahıs ise kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti

06.09.2026 11:37:00
İHA
 
Polisin şüphe üzerine durdurduğu araçtan cinayet şüphelileri çıktı
Polisin şüphe üzerine durdurduğu araçtan cinayet şüphelileri çıktı
Olay, Güzel Yurt Mahallesi Zübeyde Hanım Caddesi üzerinde bulunan bir iş yerinin otoparkında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Levent Ç. (50) henüz belirlenemeyen bir nedenle telefonda Yusuf Ç. ve kardeşi Ahmet Enes Ç. ile tartıştı. Tartışmanın ardından Levent Ç.'nin bulunduğu yerin öğrenilmesi üzerine iki kardeş ve arkadaşları Rahman A. ile birlikte belirtilen adrese geldi. Burada araçtan hiç inmeden Levent Ç. ve yanında bulunan arkadaşına ateş eden şüpheliler, daha sonra olay yerinden plakaları sökülmüş araçla kaçtı.






Polis ekipleri kısa sürede yakaladı

Şüpheliler olay yerinden panik içerisinde uzaklaşırken, bölgede devriye görevi yapan Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri plakasız araçtan şüphelenerek aracı durdurdu. Ekipler, şahısların kimlik kontrolünü yaptığı sırada yakın bölgede meydana gelen silahlı yaralama olayına ilişkin anonsu duydu. Bunun üzerine araçta bulunan 3 kişi gözaltına alındı. Silahlı saldırıda ağır yaralanan Levent Ç., yanında bulunan arkadaşı tarafından özel araçla Nevşehir Devlet Hastanesi'ne götürüldü. 






Levent Ç., burada doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olay yeri ve araçlarda yapılan incelemelerde 5 adet boş kovan bulundu. Tüfekten çıktığı değerlendirilen mermilerden birinin Levent Ç.'nin sırtına isabet ettiği, bir merminin ise araca isabet ettiği belirlendi. Olayla ilgili gözaltına alınan Yusuf Ç., Ahmet Enes Ç. ve Rahman A.'nın suçlarını itiraf ettikleri öğrenildi.








Sağlık kontrolünden geçirilen 3 şüpheli, cumhuriyet savcısının talimatıyla gözaltına alındı. Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü bildirildi.













Tırdan dökülen mazot ortalığı savaş alanına çevirdi

Bursa'da seyir halindeki tırdan yakıt dökülmesi üzerine ortalık adeta savaş alanına döndü. Yaklaşık 10 araç kazaya karışırken, trafiğin kitlendiği anlar dron ile kaydedildi

06.09.2026 11:46:00
İHA
 
Tırdan dökülen mazot ortalığı savaş alanına çevirdi
Tırdan dökülen mazot ortalığı savaş alanına çevirdi
Olay, merkez Nilüfer ilçesi İzmir Yolu Karacaoba mevkiinde meydana geldi. Sürücüsü ve plakası henüz alınamayan tırdan yakıt dökülmeye başladı.






Durumu fark eden sürücü, tırı emniyet şeridine çekti. Bunun üzerine arkadan gelen diğer araçlar, mazot sebebiyle kayganlaşan yolda kontrollerini kaybederek kaza yaptı. 






Yaklaşık 10 araç kazaya karışırken, durum 112 Acil Servis Hattı'na bildirildi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekibi sevk edildi. 






Olay yerine gelen polis ekipleri, geniş güvenlik önlemleri alırken, sağlık ekipleri ise yaralılara ilk müdahalelerini gerçekleştirdi. 






Yaralılar, yapılan ilk müdahalenin ardından çevre hastanelere kaldırıldı.








Kazaya karışan araçlar, dron ile görüntülendi.






Okul saldırısı davasında annenin tahliyesine yapılan itiraz kabul edildi

Kahramanmaraş'ta okul saldırganının annesine verilen tahliye kararına itiraz edildi. İtirazı değerlendiren Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi anne Pınar Peyman Mersinli'nin tutukluluk halinin devam etmesine karar verdi

05.09.2026 17:05:00
İHA
 
Okul saldırısı davasında annenin tahliyesine yapılan itiraz kabul edildi
Okul saldırısı davasında annenin tahliyesine yapılan itiraz kabul edildi
Kahramanmaraş'ta 9 öğrenci ve 1 öğretmenin hayatını kaybettiği Ayser Çalık Ortaokulu saldırısına ilişkin davanın duruşması dün yaklaşık 16 saat sürdü. Davanın ilk duruşmasında saldırgan İsa Aras Mersinli'nin annesi Pınar Peyman Mersinli'nin oy çokluğuyla tahliye edildi.






Bu kararın ardından hayatını kaybeden 9 öğrenci ve 1 öğretmenin aileleri avukatları ile birlikte bugün Kahramanmaraş Adliyesi'ne gelerek Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurarak anne Pınar Peyman Mersinli hakkında verilen karara itiraz etti.








İtirazı değerlendiren Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi Pınar Peyman Mersinli'nin tutukluluk halinin devam etmesine karar verdi.

KKTC'deki feribot faciasından kurtulan Adanalı gençler ailelerine kavuştu

KKTC'nin Girne açıklarındaki feribot faciasından kurtulan Adanalı 3 genç memleketlerine döndü. Faciadan kurtulan gençler yaşadıklarını anlattı

03.09.2026 20:59:00
İHA
 
KKTC'deki feribot faciasından kurtulan Adanalı gençler ailelerine kavuştu
KKTC'deki feribot faciasından kurtulan Adanalı gençler ailelerine kavuştu
Girne'deki feribot faciasından kurtulan arkadaşlar Sudenaz Sönmez, Burak Can Keskin ve Burak Arif Kaya, memleketleri Adana'ya havayoluyla döndü. AFAD ekipleri tarafından Çukurova Havalimanı'nda karşılanan gençler, ailelerine kavuştu. KKTC'deki feribottan kurtulan Sudenaz Sönmez'i, Kozan ilçesindeki Şevkiye Mahallesi'ndeki ailesi büyük sevinçle karşıladı. Ablası Gamze Sönmez, 4 gündür hiç uyumadığını, kız kardeşine kavuşmayı beklediğini söyledi.






"Gemi batarken ilk terk eden kaptandı"

Yaşadıklarını anlatan Sudenaz Sönmez, "Kaptanı ilk uyardıklarında Mersin Limanı'na kadar duramayacaklarının söylendiğini ve gemi batarken bile hala 'sakin olun, bir şey yok' dediler. Batarken ilk terk eden kaptan, yedek kaptandı. İnsanlar el uzatırken hepimiz bakıyorduk, hiçbir çalışan yoktu. El ele tutuşarak birbirimizi çıkardık. Ben Kozanlı arkadaşlarımızla limana inince bayıldım. Kayıplarımızın bulunması öncelik. Hukuki süreç devam ediyor. Cumhurbaşkanımızdan, AFAD'dan, Türk Konsolosluğu'ndan destekleri için ve Kozan Belediye Başkanımız Mustafa Atlı'ya çok teşekkür ederim. Annemi görünce o ağladı, eve çıkınca ben de ağladım" diye konuştu.

Anne Selcan Sönmez, kızına gözyaşları içinde sarılarak, "Kızıma kavuştuğum için çok mutluyum. Ailesini kaybedenlere başsağlığı diliyorum. Biz çok kötüydük, onları düşünemiyorum bile" diye konuştu.








"Camı kırarak çıktım çok dalga vardı"

Arkadaşlarının yanına ziyarete giden ve feribotta birlikte dönerken faciayı yaşayan Burak Can Keskin ise, "Allah bir daha göstermesin. Biz gittiğimizde yerler ıslaktı. Herkes kaptana bildirmiş ama 'ben burada yıllardır kaptanım' demiş. Camı kırarak çıktım. Çok dalga vardı, o can havliyle bilsen de kurtulamazdın. Herkes kendi canının derdine düştü. Zaten durdu ve geminin batması ile durması bir oldu" diye konuştu.

Feribot faciasından kurtulan Burak Can Keskin'in annesi Gülfidan Keskin de, "Oğlum aradı. 'Anne, biz ölüyoruz. Hakkını helal et anne' diye feryat etti. Oğlumun sesi ve diğerlerinin sesi. 'Anne seni seviyorum, hakkını helal et' demesi ile ben bittim. O kaptanlar da aynı acıyı tatsın. Bir de 'Haklarını helal etsin' diyorlar mı' Asla hakkımızı helal etmiyoruz" dedi.
Baba Cem Keskin ise, oğlunun şaka yaptığını düşündüğünü belirterek, "'Baba, gemi batıyor' demesi ile 'Yelek, bot yok mu'' dedim. 'Helal olsun oğlum' dedim. Limana varınca haber verdi, büyük sevinç yaşadık" diye konuştu.








"8 aylık hamile kadını pencereden ayaklarından çıkardım"

7 kişiyi camı kırarak kurtardığını söyleyen Burak Arif Kaya ise, "Gemiye bindik. İlk bastığımızda su vardı. Kaptana sordum, 'cıvatalardan su alıyor' dedi. 'Emin misin, batmadan gideceğimize'' dedim. Bana, 'sen 5 yıllık okul okuyorsun, ben 10 yıllık okul okuyorum' dedi bana. Gemiden çıktım, 'kalkıyoruz' dediler, gemiye geri bindim. 8-9 kilometre gittik gitmedik. Yardımcı kaptan, 'Sakin olun, bir şey yok' dedi. 2 dakika geçti, geminin içi su dolmaya başladı. Yanımda ufak çocuk, 'gemi batacak' dedi. İlerledik, ses gelince gemi her yerden su alıyor, kapılar kilitli. 'Benim de annem babam var' diyerek elde imkan varken kurtardım. 8 aylık hamile kadını pencereden ayaklarından çıkardım. Kolumla vura vura çıkardım. 3 çocuk ve yaşlı bir amcayı çıkarmaya çalıştık. Mazotlu su, kayıyordu. Cumhurbaşkanımızdan ve belediye başkanımızdan Allah razı olsun" şeklinde konuştu.




















Başakşehir'de inşaat alanında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti

Başakşehir'de inşaat alanında yaşanan göçükte toprak altında kalan işçinin hayatını kaybettiği belirlendi. İşçinin cenazesi itfaiye ekiplerinin çalışmasıyla göçük altından çıkartıldı. Olayla ilgili 4 kişi hakkında gözaltı kararı verildi

03.09.2026 13:53:00
İHA
 
Başakşehir'de inşaat alanında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Başakşehir'de inşaat alanında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Başakşehir Şamlar Mahallesi Zerafet Konakları inşaatında yaşanan istinat duvarı çalışması sırasında göçük yaşanmış, 2 işçi toprak altında kalmıştı. Bölgeye sevk edilen AFAD ve itfaiye ekipleri, toprak altında kalan işçilerin kurtarılması için çalışma başlattı.






Göçük altında kalan Tolga Yahşi, toprak altından çıkartılarak sağlık ekiplerince hastaneye sevk edilirken, Ferdi Yahşi'nin (27) hayatını kaybettiği belirlendi. Yahşi'nin cansız bedeni, ekiplerin çalışmasıyla göçük altından çıkartıldı. 






Yahşi'nin cenazesi Cumhuriyet Savcısı'nın incelemesinin ardından Adil Tıp Kurumu'na kaldırıldı. Olay yerine gelen Ferdi Yahşi'nin yakınları sinir krizleri geçirdi.








4 kişi hakkında gözaltı kararı

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nca olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Cumhuriyet Savcısı olay yerine gelerek incelemelerde bulundu. Soruşturma kapsamında müteahhit, şantiye şefi, iş güvenliği uzmanı ve kepçe operatörü hakkında gözaltı kararı verildi.

Karadeniz'de alarm: Oksijenli yaşam alanı daralıyor

Karadeniz'de küresel ısınma, kirlilik ve aşırı avcılığın etkisiyle deniz ekosistemindeki dengeler değişirken, balıklar ve diğer deniz canlılarının hayatını sürdürebildiği oksijence zengin su alanlarının giderek daraldığı belirtildi

02.09.2026 13:47:00
İHA
 
Karadeniz'de alarm: Oksijenli yaşam alanı daralıyor
Karadeniz'de alarm: Oksijenli yaşam alanı daralıyor
KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi tarafından, Karadeniz'in biyolojik zenginliğinin tanınması ve korunmasına yönelik yürütülen AB BIOBLACK Projesi kapsamında çalıştay düzenlendi. Türkiye, Bulgaristan ve Romanya'dan proje ortakları ile paydaşların katıldığı çalıştayda, Karadeniz'e kıyısı bulunan ülkelerde gerçekleştirilen araştırmalar değerlendirildi. Katılımcılar, kendi ülkelerindeki mevcut durum ve önümüzdeki dönemde izlenecek yol haritaları hakkında sunum yaptı. Programda ayrıca deniz ekosisteminin korunmasına yönelik ülkeler arasında geliştirilebilecek iş birlikleri ve ortak projeler üzerinde görüş alışverişinde bulunuldu.






"Oksijenli su kütlesi daralıyor"

Karadeniz'de deniz suyu sıcaklığının küresel ısınmaya bağlı olarak hızla arttığını belirten KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, geçmişte yaklaşık 200 metre derinliğe kadar uzanan oksijence zengin ulus su kütlesinin bazı bölgelerde 100 metreye kadar daraldığını söyledi.

Erüz, iklim değişikliği, aşırı avcılık ve kirliliğin Karadeniz'deki canlı yaşamını ciddi şekilde tehdit ettiğini ifade ederek, "Biyoçeşitliliği etkileyen kısa faktörler var. Birincisi insan etkisiyle Karadeniz'in ekosistemi bozuluyor. Özellikle fiziksel yapıda ciddi bir değişim var. Küresel ısınmaya bağlı olarak Karadeniz'in deniz suyu sıcaklığı hızla artış gösteriyor. Bu sıcaklaşmada buharlaşmanın fazla olması ve tuzunun artmasıyla birlikte Karadeniz'in dip ve üst tabakası arasındaki etkileşim artmaya başladı. Bu Karadeniz'de balık ve diğer üstyapı organizmalarının yaşayabileceği oksijenli su kütlesinde daralmalar başladı. Daha önce 200 metreye kadar olan derindeki sular oksijence zengin sular iken şimdi bu derinlik yer yer 100 metrelere kadar çıkabiliyor. Balık ve diğer canlıların yaşayabileceği su kütlesini daraltıyor. Bunun üzerine insan baskısını yani aşırı avcılık ve kirliliği eklediğiniz zaman Karadeniz'deki balık ve diğer canlıların yaşama şansı iklim değişikliği ile birlikte çok zorlandı. Yeni bir planlama ve stratejiye gitmemiz gerekiyor. Aksi halde Karadeniz'de gerçekten hızla tehdit altına giren bir deniz. Alınması gereken en önemli etken bütün ülkelerin birlikte inorganik kirleticilerin denize girişini mutlaka keskin bir şekilde kontrol altına almamız gerekiyor. Bizim balık kaynaklarımızın başında Karadeniz geliyor. Eğer biz Karadeniz'i koruyamazsak gelecek nesillerimizin besin kaynağı zarar görecek. Isınması yetiştiricilik ve avcılığa etki edecek" dedi.








KTÜ'den Karadeniz biyoçeşitliliğinin takibi için mobil uygulama

Karadeniz'de nesli tehlike altındaki canlılar ile yabancı türlerin dağılımının belirlenmesine yönelik mobil uygulama geliştirildi. Uygulamayla denizdeki türlerin daha yakından takip edilmesi ve elde edilen verilerin biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalarda kullanılması hedefleniyor.

KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi'nden Prof. Dr. Hacer Sağlam, uygulamanın proje kapsamında geliştirildiğini belirterek, kullanım alanının genişletilmesinin hedeflendiğini ifade etti. Sağlam, "Proje kapsamında mobil uygulama geliştirdik. Bu uygulamanın amacı özellikle nesli tehlike altında ve yabancı türlerin dağılımını belirlemekti. Uygulama kullanımını yaygınlaştırmak istiyoruz. Karadeniz'deki canlılar aşırı avcılık, hayalet ağlar, yasa dışı avcılık, deniz çöpleri, yabancı türler gibi bir çok tehdit altında" ifadelerini kullandı.













Elektrikli araçların bataryaları neden yanar?

Elektrikli araçlarda kullanılan lityum iyon bataryalar, geleneksel yakıt depolarına kıyasla istatistiksel olarak daha az yangın riski taşısa da meydana gelen yangınlar kontrol edilmesi oldukça zor kimyasal süreçlere dayanır

02.09.2026 13:03:00
Hasan Gündoğdu
 
Elektrikli araçların bataryaları neden yanar?
Elektrikli araçların bataryaları neden yanar?
Batarya yangınlarının temel sebebi termal kaçak (thermal runaway) adı verilen zincirleme reaksiyondur. Lityum iyon hücreleri içerisindeki anot ve katot katmanları son derece ince bir seperatör (ayırıcı) zar ile ayrılır.






Bu yapı bozulduğunda şu süreç işler:

İç Kısa Devre: Fiziksel darbe, imalat hatası veya aşırı ısınma nedeniyle ayrıştırıcı zar erir veya delinir. Anot ve katot doğrudan temas ederek kısa devre oluşturur.

Isı Artışı ve Gaz Çıkışı: Kısa devre hızlı bir sıcaklık artışına yol açar. Batarya içerisindeki sıvı elektrolit bozulmaya başlar ve yanıcı gazlar salgılar.

Kendi Kendini Besleyen Reaksiyon: Sıcaklık 150 derece ila 200 derece eşiğini aştığında, batarya hücreleri dışarıdan oksijen almadan bile kendi oksijenini üreterek yanmaya devam eder. Bir hücredeki yangın yanındaki hücreleri tetikler ve tüm batarya paketine yayılır.






Gerçek Yaşamdan 2 Örnek

Güney Kore Incheon Kapalı Otopark Yangını: Şarjda olmayan park halindeki bir elektrikli aracın batarya paketinde meydana gelen iç kısa devre, kapalı otoparkta termal kaçağı tetikledi. Yangının saatlerce sürmesinin ve onlarca araca sıçramasının ana nedeni, bataryanın kendi yapısındaki oksijenle yanmaya devam etmesiydi.

Kaza Sonrası Alt Gövde Hasarı Yangınları: Yüksek hızla seyreden bir elektrikli aracın yol üzerindeki sert bir cismin üzerinden geçmesi sonucu aracın alt tabanında bulunan batarya muhafazası delindi. Hücrelerin fiziksel deformasyona uğramasıyla ani iç kısa devre oluştu ve kaza anından birkaç dakika sonra araç alev aldı.






Nelere Dikkat Edilmesi Lazım?

Elektrikli araç kullanımında batarya sağlığını korumak ve yangın riskini en aza indirmek için dikkat edilmesi gereken kritik noktalar:

Fiziksel Darbelerden Sonra Kontrol Yapın: Aracın altı sert bir zemine, kaldırıma veya yoldaki bir nesneye çarptıysa batarya muhafazası zarar görmüş olabilir. Vakit kaybetmeden yetkili serviste alt gövde kontrolü yaptırılmalıdır.

DC Hızlı Şarj Kullanımını Dengeleyin: Aracı sürekli maksimum güçte DC (Fast Charger) istasyonlarında şarj etmek hücrelerde aşırı ısınmaya ve zamanla lityum dendriti (kristalleşme) oluşumuna yol açar. Bu kristaller ayrıştırıcı zarı delebilir.

Orijinal ve Standartlara Uygun Şarj Donanımı Kullanın: Evde şarj yaparken onaylanmamış kablolar, yetersiz kesitli uzatma kabloları veya standart dışı duvar üniteleri (Wallbox) kullanılmamalıdır.






Aşırı Şarj ve Derin Deşarjdan Kaçının: Bataryayı uzun süre %0 seviyesinde bırakmak veya sürekli %100 seviyesinde tutmak kimyasal stresi artırır. Günlük kullanımda %20-%80 aralığını korumak güvenlik marjını yükseltir.

Yazılım Güncellemelerini Aksatmayın: Üreticilerin yayınladığı Batarya Yönetim Sistemi (BMS) güncellemeleri, sıcaklık takibi ve hücre dengeleme algoritmalarını optimize ederek olası riskleri önceden engeller.

Aşırı sıcaklar powerbankleri tehlikeye dönüştürüyor

Kırklareli'nde elektrik-elektronik sektöründe 31 yıldır faaliyet gösteren Vecdi Yüce, taşınabilir şarj cihazlarının (powerbank) aşırı sıcak ve güneş altında bırakılması halinde şişme ve patlama riski taşıyabileceğini belirterek, vatandaşlara dikkatli olmaları konusunda uyarılarda bulundu

01.09.2026 12:53:00
İHA
 
Aşırı sıcaklar powerbankleri tehlikeye dönüştürüyor
Aşırı sıcaklar powerbankleri tehlikeye dönüştürüyor
Kırklareli'nde 1995 yılından bu yana elektrik-elektronik sektöründe faaliyet gösterdiğini belirten Vecdi Yüce, taşınabilir şarj cihazlarının cep telefonu kullanıcıları için oldukça faydalı olduğunu ifade etti.

Taşınabilir şarj cihazlarının kullanımı ve muhafazasında dikkat edilmesi gereken önemli noktaları belirten Yüce, bilinçsiz kullanımın bu cihazlarda bomba etkisi riski taşıyabileceğini söyleyerek, "1995 yılından bu yana elektrik elektronik sektöründe bulunmaktayım. Yaklaşık 31 yıldır bu sektörde faaliyet göstermekteyiz. Taşına bilir şarj aletleri aslında çok güzel bir cihaz. Çağımızın insanlığa en faydalı cihazlardan birisi. Herkes şuan iletişim halinde ve cep telefonu kullanıyor. Vatandaşların çoğu cep telefonlarının şarjının tamamen dolu olmasını bekliyor ve istiyor. Bu yönde üretilmiş cihazlar oldukça faydalı. Bu cihazı kullanırken dikkat etmemiz gereken çok önemli şeyler var. Taşına bilir şarj cihazlarını aşırı sıcağa ve güneş altında bulundurmaktan kaçınmamız gerekiyor. Bu tarz cihazlar aşırı sıcaklara maruz kaldığında şişme yapabilir, hatta patlayabilir. O yüzden bu tarz cihazları daha çok gölgede muhafaza etmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.






"Çok faydalı cihazlar ama kullanırken çok dikkat etmemiz gerekiyor"

Taşınabilir şarj cihazlarının çağımızın en faydalı araçlarından birisi olduğunu söyleyen Yüce, ayrıca kullanırken de çok dikkatli edilmesi gerektiği gerektiğini vurguladı. Yüce, "Özellikle, arabaların ön camın bulunduğu aracın göğüs kısmına koymamamız gerekli. Şarj ederken ise dolduğunda hemen çekmemiz gerekli, şarjda fazla tutulmamız gerekiyor. En fazla 1 gün şarjda tutun aksi takdirde şişme ve patlama yapma ihtimali yüksek. Bu cihazlar çok kullanışlı ve çağımızın en faydalı cihazlarından birisi diye biliriz ama kullanırken çok dikkat etmemiz gerekiyor. Şarj cihazlarını aşırı sıcaktan ve uzun süre şarjda etmekten kaçınmamız gerekiyor, yoksa bomba etkisi yapabilir" şeklinde konuştu.






BTP, 30 Ağustos’u tüm yurtta coşku ile kutladı: İstanbul Avcılar’da zafer yürüyüşü

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı coşku ile kutladı. Türkiye'nin dört bir yanında fener alayları, kortejler, Türk bayraklı gösteriler düzenlendi. İstanbul'daki kutlamalar Avcılar yürüyüş yolunda yapıldı

31.08.2026 13:10:00 / Güncelleme: 31.08.2026 13:19:17
Haber Merkezi
 
BTP, 30 Ağustos’u tüm yurtta coşku ile kutladı: İstanbul Avcılar’da zafer yürüyüşü
BTP, 30 Ağustos’u tüm yurtta coşku ile kutladı: İstanbul Avcılar’da zafer yürüyüşü
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı coşku ile kutladı. Türkiye'nin dört bir yanında fener alayları, kortejler, Türk bayraklı gösteriler düzenlendi.






İstanbul'daki kutlamalar Avcılar yürüyüş yolunda yapıldı. Saygı duruşu, İstiklal Marşı ve Andımız'ın okunmasının ardından binlerce partili ve onlara eşlik eden Avcılar sakinleri Türk bayrakları ile marşlarla yürüyüş yaptı.






Zafer yürüyüşünde her yaştan vatandaş bayram coşkusunu doyasıya yaşadı. Yürüyüşte üzerinde Atatürk görseli olan dev Türk bayrağı dalgalandırıldı.

Programın son kısmında oyun havaları eşliğinde halaylar çekildi, horonlar oynandı.









Bursa'da 30 Ağustos coşkusu

Türkiye genelindeki kutlamalarda BTP Bursa teşkilatının organizasyonu da dikkat çekti. Fomara Meydanı'nda kurulan stantta gün boyu zafer kutlaması yapıldı. 7'den 70'e binlerce Bursalı bayram heyecanını hep birlikte yaşadı.






"Milli bilinci diri tutmanın yolu"

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş sosyal medya hesabından yurt genelindeki 30 Ağustos kutlamalarından kesitlerin yer aldığı bir video paylaştı.

BTP Lideri paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

"30 Ağustos Zafer Bayramı'nı Türkiye'nin dört bir yanında coşkuyla kutladık.

Bu bayramları meydanlarda, sokaklarda, yurdun her köşesinde coşkuyla yaşatmak zorundayız çünkü milli bilinci diri tutmanın, bu kutlu emanetin değerini yarınlarımıza aktarmanın yolu bu meydanlardan geçer.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetine sahip çıkan, geleceğe umutla bakan tüm milletimizin Zafer Bayramı tekrardan kutlu olsun. Birlik ve beraberlik içinde nice bayramlara…"






"Bağımsız Türkiye idealini gelecek nesillere taşıyacağız"

Bağımsız Türkiye Partisi'nin sosyal medya hesabından da bir kutlamalara dair bir video paylaşıldı.

Paylaşımda, "30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104. yılını İstanbul'da 7'den 70'e, marşlarla, bayraklarla büyük bir coşkuyla kutladık! O ruhu yaşatacak, bağımsız Türkiye idealini gelecek nesillere taşıyacağız. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı minnet ve rahmetle anıyoruz" ifadeleri yer aldı.











Güzellik merkezi soruşturmasında 1 şüpheli daha yakalandı

Bakırköy'de bir güzellik merkezinde kadınların haberi olmadan mahrem görüntülerinin kaydedilerek dijital platformlarda ücret karşılığında yayımlandığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında 1 şüpheli daha yakalandı. Soruşturma kapsamında daha önce yakalanan 2 şüpheli ise tutuklandı

30.08.2026 11:55:00 / Güncelleme: 30.08.2026 12:00:16
İHA
 
Güzellik merkezi soruşturmasında 1 şüpheli daha yakalandı
Güzellik merkezi soruşturmasında 1 şüpheli daha yakalandı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü'nce, bir iş yerinde kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ve özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesine yönelik yürütülen çalışmalarda, 28 Ağustos tarihinde müracaatta bulunan 4 kadın şahsın, daha önce hizmet aldıkları Bakırköy ilçesi Zuhuratbaba Mahallesi'nde bulunan bir güzellik merkezinde kendilerinden habersiz şekilde mahrem görüntülerinin kaydedildiği ve söz konusu görüntülerin dijital platformlar üzerinden ücret karşılığında yayımlandığı yönündeki beyanları üzerine inceleme başlatıldı.






Yapılan incelemeler kapsamında söz konusu iş yerinde gerçekleştirilen aramalarda, gizli kamera düzeneği bulunan aktif 1 cihaz, daha önce iş yerinden söküldüğü belirlenen 6 cihaz ile çok sayıda dijital materyal ele geçirildi. Konu kapsamında iş yeri yetkilisi F.Ö. isimli kadın şüpheli bahse konu iş yerinde, kamera ve güvenlik sistemlerinin kurulumunu gerçekleştirdiği belirlenen E.S.C. isimli şüpheli ise Kağıthane ilçesindeki ikametinde yakalandı.








Çalışmaların devamında, görüntülerin dijital platformlar üzerinden yayımlanmasıyla bağlantılı olduğu tespit edilen A.Ç. (30) isimli şüpheli de 29 Ağustos tarihinde Küçükçekmece ilçesindeki ikametinde yakalandı. Yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyallere el konuldu.








F.Ö. ve E.S.C., "Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Verilmesi veya Ele Geçirilmesi" ve "Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali" suçlarından 29 Ağustos tarihinde sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanarak ceza infaz kurumuna teslim edildi.

A.Ç.'nin de aynı suçlardan 30 Ağustos 2026 tarihinde adli makamlara sevk edileceği öğrenildi.

Toplumsal öfkenin ve isyanın yakıtı

Yolsuzluk ve kayırmacılık yalnızca ekonomik kayıplara yol açan sorunlar değil; adalet duygusunu, devlet kurumlarına güveni ve toplumsal huzuru da aşındıran ciddi meseleler

30.08.2026 08:56:00
Yaşar Cebesoy
 
Toplumsal öfkenin ve isyanın yakıtı
Toplumsal öfkenin ve isyanın yakıtı
Yolsuzluk ve kayırmacılık yalnızca ekonomik kayıplara yol açan sorunlar değil; adalet duygusunu, devlet kurumlarına güveni ve toplumsal huzuru da aşındıran ciddi meseleler.

Kamu kaynaklarının kişisel çıkar için kullanılması ve liyakat yerine yakınlık ilişkilerinin öne çıkması, toplumda "ne yaparsam yapayım hakkımı alamam" duygusunu güçlendirebiliyor.







Adalet duygusu yaralanınca öfke büyüyor

Bir toplumun istikrarını sağlayan en önemli unsurlardan biri, vatandaşların hukukun ve kamu düzeninin herkese eşit uygulandığına inanmasıdır. Yolsuzluk ve kayırmacılık algısının güçlenmesi ise tam tersine, vatandaşın devlet ve kurumlarla kurduğu güven ilişkisini zedeliyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü de yolsuzluğun hukuka olan güveni azalttığına, toplumun ekonomik ve siyasi yapısını olumsuz etkilediğine ve devlet-toplum güvenini zedeleyebildiğine dikkat çekiyor.







"Benim hakkım neden yok?" sorusu

Kayırmacılığın en tehlikeli sonucu yalnızca bir kişinin haksız biçimde işe alınması ya da bir başkasının avantaj elde etmesi değildir.

Asıl tehlike, haksızlığın normalleşmesidir.

Bir genç, eğitimine ve emeğine rağmen işe giremediğini; buna karşılık torpili bulunan bir kişinin önüne geçtiğini düşünüyorsa, zamanla sisteme olan inancını kaybedebilir.

"Çalışmanın anlamı yok."

"Liyakat önemli değil."

"Kurallara uyan kaybediyor."

gibi düşünceler yaygınlaştıkça toplumsal dayanışmanın yerini öfke ve güvensizlik almaya başlar.







Kayırmacılık liyakati çözer

Devlet kurumlarının güçlü olabilmesi için görevlendirmelerde liyakat, ehliyet ve objektif ölçütlerin esas alınması gerekir.

Kayırmacılık ise bunun tersidir. Bir kişinin sahip olduğu bilgi, beceri ve tecrübeden ziyade siyasi, akrabalık, hemşehrilik veya kişisel bağlantılarının belirleyici olduğu düşüncesini doğurur.

Akademik çalışmalar da kayırmacılığın toplumsal adalet, toplumsal barış, güven ve kurumların işleyişi üzerinde önemli etkileri bulunduğuna dikkat çekiyor.







Yolsuzluk ekonomiden fazlasını çalar

Yolsuzluğun bedeli yalnızca devlet bütçesinden eksilen para değildir.

Yolsuzluk; kamu kaynaklarının verimsiz kullanılmasına, rekabetin bozulmasına, gelir dağılımındaki adaletsizliğin büyümesine, vatandaşın devlete güveninin azalmasına, kurumların itibar kaybetmesine neden olabilir.

Bu nedenle yolsuzlukla mücadele, yalnızca ekonomik bir mesele değil, hukuk ve devlet yönetimi meselesidir.







Öfke ne zaman tehlikeli hale gelir?

Toplumlarda adaletsizlik algısının sürekli büyümesi, bireysel tepkilerin ötesinde daha geniş bir toplumsal öfke yaratabilir. Ancak burada kritik nokta, hak arama ile şiddet arasındaki ayrımın korunmasıdır.

Yolsuzluk ve kayırmacılığa karşı oluşan tepkinin demokratik hukuk yollarına, denetime, özgür basına, bağımsız yargıya ve hesap verebilirliğe yönelmesi gerekir. Öfkenin şiddete veya hukuk dışı eylemlere dönüşmesi ise sorunu çözmek yerine yeni mağduriyetler doğurur.

Çözüm: Şeffaflık, liyakat ve hesap verebilirlik

Toplumsal güvenin yeniden güçlenmesi için kamu yönetiminde şeffaflık, denetim, liyakat ve hesap verebilirlik temel ilkeler olmalıdır.

Nitekim Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde son yıllarda mal bildirimi, rüşvet ve yolsuzluklarla mücadeleyi güçlendirmeye yönelik çeşitli kanun teklifleri de gündeme geldi.

Çünkü vatandaşın devlete güvenebilmesi için yalnızca suçluların cezalandırılması değil, haksızlığın ortaya çıkmasını engelleyecek güçlü kurumların kurulması gerekir.

Bir ülkede vatandaş "hakkımı ararsam sonuç alırım" diyorsa devlet güçlüdür. "Torpilim yoksa hakkımı alamam" düşüncesi yaygınlaşıyorsa, sorun artık tek tek yolsuzluk olaylarını aşmış, toplumsal güven meselesine dönüşmüştür.

Ve toplumsal barışın en sağlam temeli, insanların aynı kuralların herkes için geçerli olduğuna inanmasıdır.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.