logo
26 AĞUSTOS 2026

Milli Devlet’te senyoraj hakkı ve emisyon

Daha iyi anlaşılması bakımından, somut bir örnekle konuya başlayalım…

26.08.2026 00:57:00
Haber Merkezi
 
Milli Devlet’te senyoraj hakkı ve emisyon
Milli Devlet’te senyoraj hakkı ve emisyon
Daha iyi anlaşılması bakımından, somut bir örnekle konuya başlayalım…

Bir çuval mısırı toprağa attığımızı ve hasat zamanı 10 çuval mısır elde ettiğimizi varsayalım. Bu durumda şayet 9 çuval mısırın karşılığı olan para piyasalarda olmazsa; bu hal, talep daralmasına sebep olacaktır.

İşte emisyon, üretilen bu mal ve hizmetin karşılığı olan paradır. Elde edilen mal ve hizmetin karşılığının para olarak belli bir oranda piyasalarda bulunması ise ekonomilerin devamı için bir zorunluluktur.

Merkez Bankası'nın para basarak –yani devletin Senyoraj hakkını kullanarak– piyasanın söz konusu ihtiyacını karşılaması gerekir iken; kapitalist düzende piyasalardaki bu açık, dış kaynaklı borçlarla karşılanmaya çalışılmaktadır. Azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kaydi para ve yabancı para, emisyonun yerine ikame edildiği için, devletlerin senyoraj geliri elde etmesi mümkün değildir.







Kapitalist anlayış, az–gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin Merkez bankalarını devletten bağımsız hale getirerek; devletlerin, Merkez bankaları üzerinden senyoraj geliri elde etmesine yasak getirmiştir.

Böylece bu açık, az–gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin Merkez bankalarının çıkardığı hard currencylerin faiz karşılığı kullanılması ile karşılanmaktadır. Devletlerin senyoraj gelirlerinin önündeki bir diğer engel, özel bankaların piyasaya sunduğu kaydî paralardır.

Senyoraj hakkının kullanılarak emisyonun genişletilmesinin yerine, yabancı veya kaydî paranın piyasalarda yer alması, piyasalarda para verenlerin yabancı ülkelerin hâkimiyetini arttırırken, devletin gücünü yok etmektedir.

Elbette, senyoraj hakkının kullanılmasında da dikkat edilmesi gereken hesaplamalar vardır. Gayrı Safi Milli Hâsıla'nın gerektirdiği nispette bir emisyon genişletilmesi hayata geçirilecektir. Aksi halde, emisyonu Gayri Safi Milli Hasıla'nın gereği nispetinde genişleterek Senyoraj geliri temin edilmezse; piyasalarda deflasyon kaçınılmaz olur. Her gün paraya olan ihtiyaç giderek katlanarak büyür ki; şayet tedbir alınmazsa, böyle bir mali sistemin sonu kesinlikle stagflasyondur.







Ve yine şayet emisyon, Gayrı Safi Milli Hasıla'nın gerektirdiği oran nispetinden fazla genişletilerek Senyoraj geliri piyasalara sürülürse, o taktirde de piyasada artan para miktarı talep enflasyonuna sebep olur.

Senyoraj hakkının ne oranda kullanılması gerektiğini, Milli Ekonomi Modeli adlı çalışmamızda ayrıntıları ile ortaya koyduğumuz üzere, Sosyal Devlet/Milli Devlet anlayışı, ekonomilerdeki deflasyon ve stagflasyonu engelleyecek tek sistemdir.  Uluslararası kredi kuruluşlarınca "para basmayın; enflasyon olur" denirken, faizle dışarıdan alınan para ile üretim yapıldığında enflasyon olmayacağı iddia edilmektedir.

Halbuki, yabancı paranın bir ülke topraklarında bulunması, yerli halkın emeği ve üretimi ile kendine karşılık bulması demektir ki; bu, o ülkenin zenginliklerinin ve milletin alın terinin söz konusu yabancı ülkelere ve küresel sermayedarlara aktarılmasıdır.







Diğer yandan kredi kartı kullanan tüketici, yeterli geliri olmadığı için zaten bu yola başvurmaktadır. Kredi kartının ödemesini zamanında yapamayan milyonlarca insan, ellerindeki az miktar gelirlerini de faiz ödemesi adı altında bankalara vermeye zorlanmaktadır.

Sosyal Devlet/Milli Devlet modeli ile vatandaşlar, yeterli gelir seviyesine kavuşturularak, hem bankalara borçlu olmaktan kurtulacak, hem de devlet senyoraj geliri ile piyasalarda yapıcı, koruyucu, kollayıcı yani "baba devlet" olarak yerini alacaktır.

Milli Ekonomi Modeli'ne göre, belli oranlarda emisyon hacminin genişletilerek Senyoraj gelirinin elde edilmesi, devletler için bir zorunluluktur.







Aksi halde piyasada yeteri kadar bir tüketim imkânı doğmayacağı için, ekonominin dengeye oturması mümkün değildir.

Senyoraj geliri devletin de global tefecilere borçlanmasının önüne geçmektedir. Böylece borçlu ve aciz devlet yerine, vatandaşlarına hizmet etme imkanına sahip, baba ve bağımsız devlet anlayışı, Milli Devlet ile hayata geçmektedir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Kültürel şok kentlerde toplumsal gerilimi tırmandırıyor

Savaşlar, ekonomik krizler ve küresel iklim değişikliklerinin etkisiyle hız kazanan uluslararası göç hareketleri, hedef ülkelerde ve büyük kentlerde uyum krizlerini beraberinde getiriyor

26.08.2026 00:48:00
Yaşar Cebesoy
 
Kültürel şok kentlerde toplumsal gerilimi tırmandırıyor
Kültürel şok kentlerde toplumsal gerilimi tırmandırıyor
Savaşlar, ekonomik krizler ve küresel iklim değişikliklerinin etkisiyle hız kazanan uluslararası göç hareketleri, hedef ülkelerde ve büyük kentlerde uyum krizlerini beraberinde getiriyor.

Göç eden topluluklar ile ev sahibi toplum arasında yaşanan "kültürel şok", gündelik yaşam pratiklerinden kamusal alan kullanımına kadar pek çok noktada toplumsal gerilimin artmasına yol açıyor.







Sosyologlar ve göç uzmanları, dil bariyeri ve yaşam tarzı farklılıklarından doğan uyum sorunlarının doğru entegrasyon politikalarıyla yönetilememesi durumunda, kentlerde paralel toplumların oluşabileceği konusunda uyarıyor.

"Kültürel şok, yalnızca yeni gelenlerin değil; alıştığı sosyal çevrenin ve kuralların değiştiğini gören yerel halkın da yaşadığı iki yönlü bir uyumsuzluk sürecidir."







Kültürel şok nedir?

Sosyolojide bireyin veya grupların alıştığı sosyal normlardan, dil ortamından ve kültürel sembollerden aniden uzaklaşarak farklı bir değerler dizisiyle karşılaşması olarak tanımlanan kültürel şok, göç alan kentlerde iki farklı boyutta hissediliyor:

Dil engelinin yarattığı iletişim kopukluğu, sosyal soyutlanma, dışlanma korkusu ve güvenli alan arayışıyla kendi içine kapanma eğilimi.

Yerleşik yaşam düzeninin, komşuluk ilişkilerinin ve kamusal alan normlarının değiştiği algısı; buna bağlı olarak gelişen kimlik kaybı ve güvenlik kaygıları.







Toplumsal gerilimi besleyen temel etkenler

Saha araştırmaları ve uzman değerlendirmeleri, kent merkezlerinde ve mahalle ölçeğinde yaşanan sürtüşmelerin ana sebeplerini şu başlıklar altında topluyor:

Ortak bir dilin kurulamaması, gündelik hayattaki basit etkileşimlerin dahi yanlış anlaşılmasına ve karşılıklı güvensizliğe zemin hazırlıyor.







Komşuluk ilişkileri, gürültü standartları, eğlence biçimleri ve kamusal mekanların kullanımı konusundaki alışkanlık farklılıkları mahalle ölçeğinde huzursuzluk yaratıyor.

Ev kiralarındaki değişimler, iş gücü piyasasındaki rekabet ve kamusal hizmetlere erişim konularındaki algılar toplumsal tepkileri artırabiliyor.







Entegrasyon mekanizmalarının yetersiz kaldığı durumlarda göçmen grupların belirli bölgelerde kümelenmesi, toplumlar arasındaki temas noktalarını tamamen yok ediyor.

Uzmanlar, kültürel şok ve uyum krizlerinin aşılması için yalnızca güvenlik merkezli yaklaşımın yeterli olmadığını; zorunlu dil eğitimi, kamusal kural uyum programları ve yerel halkı da kapsayan sosyal entegrasyon projelerinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Uluslararası hukukun en ağır yakalama mekanizması: Kırmızı bültenle arama

Uluslararası suçlulukla mücadelede sınırların ötesine geçen en etkili adli iş birliği aracı "Kırmızı Bülten"dir (Red Notice)

25.08.2026 14:08:00
Hasan Gündoğdu
 
Uluslararası hukukun en ağır yakalama mekanizması: Kırmızı bültenle arama
Uluslararası hukukun en ağır yakalama mekanizması: Kırmızı bültenle arama
Uluslararası Suç Polisi Teşkilatı (INTERPOL) bünyesinde yürütülen bu mekanizma, sınır ötesine kaçan şüpheli veya hükümlülerin dünya genelinde tespit edilmesini, yakalanmasını ve iade edilmesini hedefleyen uluslararası bir talep bildirisidir.






Kırmızı Bülten Şunları İfade Eder:

Uluslararası Tutuklama Tutanağı Değildir: Kırmızı bülten bizzat bir uluslararası tutuklama kararı sayılmaz. İlgili üye ülkenin adli makamları tarafından verilmiş yerel bir tutuklama veya mahkumiyet kararına dayanan "küresel bir duyuru" niteliğindedir.

Geçici Gözaltı Talebidir: Bülten yayınlandığında, taraf ülkelerin kolluk kuvvetleri aranan kişiyi gördükleri yerde tespit edip geçici olarak gözaltına alma ve iade sürecini başlatma yetkisine sahip olur.

Egemenlik İlkesi Geçerlidir: Bir ülkenin kırmızı bülten çıkaran kişiyi kendi topraklarında yakalayıp tutuklaması tamamen o ülkenin iç hukukuna ve uluslararası sözleşmelere olan taraf durumuna bağlıdır.






Yayınlanma Süreci ve Hukuki Şartlar

Bir devlet, hakkında kesinleşmiş ceza bulunan veya ağır bir suçtan aranan bir şahsın yurt dışına kaçtığını tespit ettiğinde Ulusal Merkez Büro (NCB) aracılığıyla INTERPOL Genel Sekreterliğine başvurur.

Bültenin onaylanması için şu şartların sağlanması zorunludur:

• Suçun Niteliği: İşlenen suçun ağır bir adli suç (cinayet, terör, uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı, nitelikli dolandırıcılık vb.) olması gerekir. Önemsiz veya hafif suçlar için kırmızı bülten çıkarılamaz.

• Hukuki Dayanak: Talebe eklenmiş geçerli bir yerel tutuklama müzekkeresi veya kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmalıdır.

• Anayasal Sınırlar (Madde 3): INTERPOL Tüzüğü'nün 3. maddesi uyarınca; siyasi, askeri, dini veya ırki nitelikteki talepler kesinlikle reddedilir.






Diğer INTERPOL Bülten Türleri

INTERPOL, farklı durumlara özel renk kodlarıyla bültenler düzenler:

Kırmızı: Aranan kişilerin yerinin tespiti ve iade amacıyla yakalanması
Sarı: Kayıp kişilerin (özellikle çocukların) bulunması
Mavi: Şüpheli kişilerin kimlik veya faaliyetleri hakkında ek bilgi toplanması
Siyah: Kimliği tespit edilemeyen cesetlerin teşhis edilmesi
Yeşil: Sabıkalı suçluların yeni ülkelerde suç işleme riskine karşı uyarı yapılması
Turuncu: Kamu güvenliğine açık ve yakın tehdit oluşturan durum/materyal uyarısı






Kırmızı bülten, uluslararası adaletin kaçış alanlarını kapatan ve suçluların iade sürecini başlatmak için kullanılan en kritik iş birliği mekanizmasıdır.

Antalya'da 13,5 milyon liralık dolandırıcılık operasyonu

Antalya'da kendilerini başkomiser olarak tanıtarak bir vatandaşı, kimliğinin terör örgütü tarafından kullanıldığı yönünde korkutan şüpheliler, 13 milyon 500 bin lira değerindeki ziynet eşyası ve parayı dolandırdı. Olayla ilgili düzenlenen operasyonda 5 şüpheli yakalanırken, 3'ü tutuklandı

25.08.2026 12:42:00
İHA
 
Antalya'da 13,5 milyon liralık dolandırıcılık operasyonu
Antalya'da 13,5 milyon liralık dolandırıcılık operasyonu
Edinilen bilgiye göre, Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne müracaat eden A.L. isimli vatandaş, tanımadığı kişiler tarafından telefonla arandığını belirtti. Şüphelilerin kendilerini başkomiser olarak tanıttığını ve kimliğinin terör örgütü tarafından kullanıldığını söylediğini ifade eden A.L., baskı ve yönlendirmeler sonucunda toplam 13 milyon 500 bin TL değerindeki ziynet eşyası ile parasını şüphelilere verdiğini beyan etti.






İhbar üzerine çalışma başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, yürütülen araştırmalar sonucunda şüphelilerin kimliklerini tespit etti. Şüphelilerin yakalanması amacıyla Antalya merkezli 4 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. 






Emniyetteki işlemlerinin ardından "Nitelikli Dolandırıcılık" suçundan adli makamlara sevk edilen 5 şüpheliden 3'ü tutuklanırken, 2 şüpheli hakkında adli kontrol kararı uygulandı. Antalya Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, suç ve suçlularla mücadelenin yasaların verdiği yetki ve sorumluluk bilinciyle hız kesmeden ve aynı kararlılıkla sürdürüleceği bildirildi.






Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, aynı gün İstanbul'un Zeytinburnu ve Silivri ilçelerinde düzenlenen iki düğüne katılarak BTP camiasının mutluluğuna ortak oldu

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, aynı gün İstanbul'un Zeytinburnu ve Silivri ilçelerinde düzenlenen iki düğüne katılarak BTP camiasının mutluluğuna ortak oldu

24.08.2026 13:50:00 / Güncelleme: 24.08.2026 13:53:51
Haber Merkezi
 
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, aynı gün İstanbul'un Zeytinburnu ve Silivri ilçelerinde düzenlenen iki düğüne katılarak BTP camiasının mutluluğuna ortak oldu
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, aynı gün İstanbul'un Zeytinburnu ve Silivri ilçelerinde düzenlenen iki düğüne katılarak BTP camiasının mutluluğuna ortak oldu
"İlk düğün gençlik kolları üyesinin…"

Önce BTP İstanbul Gençlik Kolları üyesi Mustafa Civelek ile Fatma Kalka'nın Zeytinburnu'ndaki düğününe katılan Hüseyin Baş, genç çifti tebrik ederek mutluluklar diledi. Baş, çifte düğün hediyelerini de takdim etti.






"Düğün bizim düğünümüz"

BTP Lideri Hüseyin Baş daha sonra Silivri'de düzenlenen düğüne geçti. Karabük İl Başkanı Latif Danakol'un kızı Kübra Danakol ile BTP Silivri İlçe Başkanı Bilal Akdeniz'in kardeşi Murat Akdeniz'in düğününe katılan Baş, genç çiftin nikâhında şahitlik yaptı.






Nikâh töreninde konuşan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, düğünün BTP camiası açısından taşıdığı anlamı vurgulayarak genç çifte mutluluk dileklerini iletti.
Baş, konuşmasında merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın nikâh törenlerinde yaptığı duayı da hatırlatarak şöyle dedi;
"Düğün bizim düğünümüz. Dolayısıyla düğünümüze hoş geldiniz, şeref verdiniz. Bu emaneti takdim ederken kıymetli babamın her nikâh merasiminde tekrar ettiği o güzel duasını tekrar ediyorum. Allah bu kardeşlerimize iki cihan saadeti nasip eylesin. Vatana, millete, devlete ve dine hadim ve hadime evlatlar yetiştirmeyi nasip etsin."
Baş, evlilik cüzdanını ise "Yuvayı dişi kuş kurar" anlayışıyla gelin Kübra Danakol'a takdim etti.






Halay ve horonla devam etti

Nikâh töreninin ardından düğüne katılanlarla bir araya gelen BTP Lideri Hüseyin Baş, davetlilerle birlikte halay çekti ve horon tepti.






Diyarbakır'da 12 katlı plazada yangın: 1 kişi mahsur kaldı, 8 kişi dumandan etkilendi

Diyarbakır'ın Kayapınar ilçesinde 12 katlı bir plazanın dış cephesinde çıkan yangın bütün katlara yayıldı. Yangında 3'ü itfaiye eri olmak üzere, 8 kişi dumandan etkilendi

24.08.2026 03:00:00
İHA
 
Diyarbakır'da 12 katlı plazada yangın: 1 kişi mahsur kaldı, 8 kişi dumandan etkilendi
Diyarbakır'da 12 katlı plazada yangın: 1 kişi mahsur kaldı, 8 kişi dumandan etkilendi
Olay Kayapınar ilçesi Talaytepe Mahallesi'nde bulunan 12 katlı plazanın dış cephesinde meydana geldi. Plazadan çıkan yangını gören vatandaşlar durumu 112 Acil Sağlık, itfaiye ve polis ekiplerine bildirdi. Kısa sürede olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangına müdahale etmeye başladı. Dış cephede çıkan yangın, bir anda bütün binayı sardı. İçeride mahsur kalan bir kişi itfaiye ekiplerinin yoğun uğraşları sonucu bulunduğu yerden çıkarıldı.








Yaklaşık 1 saat süren yangın, itfaiye ekiplerinin yoğun müdahalesi sonucu kontrol altına alındı. Yangında 3'ü itfaiye eri olmak üzere 8 kişi dumandan etkilendi. Dumandan etkilenenler, olay yerinde hazır bulunan ambulanslarda ilk müdahalelerinin yapılmasının ardından hastaneye kaldırıldı.









Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, yangının ardından olayın yaşandığı plazanın önüne geldi. Vali Zorluoğlu burada yaptığı açıklamada, ''Kayapınar ilçesi Talaytepe Mahallesinde plazada sebebini henüz tam olarak belirleyemediğimiz yangın olayı gerçekleşti. Yangının 112 üzerinden öğrenilmesine müteakip ilgili bütün kurumlarımız başta Büyükşehir Belediyesi itfaiyesi, AFAD, sağlık kuruluşlarımız, emniyet teşkilatı olmak üzere yangın bölgesine ivedilikle gelindi...






Her kurum kendi görev alanında çalışmaya başladı. Şu ana kadar yapılan çalışmalar neticesinde burada toplam 8 vatandaşımız yangından etkilendi. 3 tanesi itfaiye eri 5 tanesi de o an plaza sakinlerinden. Tamamı hastaneye sevk edildi. Çok şükür ve memnuniyetle ifade edebilirim ki ağır yaralı olan kimse yok. Tamamı dumandan zehirlenme. Şu anda hastanede tedavi devam ediyor. Bir taraftan itfaiyemiz yangına müdahale etmeye devam ediyor. Kontrol altına alındı, çatıda yangın devam ediyor. Aynı zamanda plaza içerisinde bütün katlar ve daireler itfaiye birimimiz tarafından kontrol edildi, içeride biri olabilme sebebiyle....






Tabi ticaret niteliği olan bir bina. Ofis olarak kullanılan bir bina. Yangın da geç vakit çıktığı için çok şükür şu anda içeride bizim bilgimiz dahilinde itfaiyenin verdiği bilgi çerçevesinde söylüyorum herhangi bir vatandaşımız kalmadı. Yangında soğutma çalışmaları devam ediyor. Allah beterinden muhafaza eylesin. Diyarbakırlı hemşehrilerimize geçmiş olsun diyorum'' dedi.
.







İtfaiye ekiplerinin plazada soğutma çalışmaları devam ediyor






6 gündür kayıp gencin annesi beyin kanaması geçirdi

Gebze'de yaşayan Mehmet Yılmaz; tatil için geldiği Nevşehir'in Acıgöl ilçesinde 6 gündür kayıp. Kaldığı evden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan genç için AFAD, polis ve jandarma ekiplerinin arama çalışmaları sürerken, oğlundan gelecek iyi haberi bekleyen annesi Canan Yılmaz'ın beyin kanaması geçirerek yoğun bakıma kaldırıldığı öğrenildi

23.08.2026 16:30:00
İhlas Haber Ajansı
 
6 gündür kayıp gencin annesi beyin kanaması geçirdi
6 gündür kayıp gencin annesi beyin kanaması geçirdi
Kocaeli'nin Gebze ilçesinde yaşayan ve geçtiğimiz ay 18 yaşına giren Mehmet Yılmaz; tatil için geldiği Nevşehir'in Acıgöl ilçesinde 6 gündür kayıp. Kaldığı evden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan genç için AFAD, polis ve jandarma ekiplerinin arama çalışmaları sürerken, oğlundan gelecek iyi haberi bekleyen annesi Canan Yılmaz'ın beyin kanaması geçirerek yoğun bakıma kaldırıldığı öğrenildi. Anne Yılmaz'ın yoğun bakımda oğlunu sayıklayarak, "Oğlum bulundu mu" diye sorduğu belirtildi.






Edinilen bilgilere göre, Kocaeli'nin Gebze ilçesinde yaşayan Mehmet Yılmaz, tatil için annesinin memleketi Nevşehir'in Acıgöl ilçesine geldi. Bir süre anneannesinin yanında kalan 18 yaşındaki genç, 6 gün önce kaldığı evden ayrıldı. O günden bu yana kendisinden haber alınamaması üzerine ailesi durumu polis ve jandarma ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine ekipler tarafından bölgede arama çalışması başlatıldı. Ancak aradan geçen 6 güne rağmen gençten henüz bir haber alınamadı.

Anne beyin kanaması geçirdi

Oğlundan günlerdir haber alamamanın büyük üzüntüsünü yaşayan Canan Yılmaz'ın beyin kanaması geçirdiği ve hastanede yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındığı öğrenildi. Yoğun bakımda tedavisi süren anne Yılmaz, zaman zaman oğlunu sayıklayarak "Oğlum bulundu mu" diye sordu. Annenin oğlundan gelecek güzel haberi beklediği öğrenilirken, ailenin yaşadığı endişe ve üzüntü her geçen gün artıyor.








Dede de torunundan gelecek haberi bekliyor

Mehmet Yılmaz'ın yanında kaldığı dedesi ve ailesi de 18 yaşındaki gençten gelecek haberi bekliyor. Torununun kaybolmasının ardından büyük üzüntü yaşayan dede Ahmet Dinç de Mehmet'in bir an önce bulunmasını istedi. Dede; torununun herhangi bir kötü olay yaşamasından endişe ettiklerini belirterek, ekiplerin çalışmalarının sonuç vermesini ve Mehmet'ten gelecek güzel haberi beklediklerini ifade etti.








"Oğlumun bir an önce bulunmasını istiyorum"

Anne Canan Yılmaz, daha önce yaptığı açıklamada oğlunun telefonunu elinden aldığı için evden ayrılmış olabileceğini düşündüklerini belirterek, "Normalde Kocaeli Gebze'de yaşıyoruz. Buraya anneannesinin yanına tatile gelmişti. Telefonunu elinden aldığım için evden çıkıp gitmiş. Emniyete ve jandarmaya haber verdik, hastaneleri aradık ama şu ana kadar henüz bir bilgi gelmedi. Hiçbir yerden haber çıkmadı" demişti.

Oğlunun Acıgöl'de herhangi bir tanıdığının bulunmadığını ifade eden Yılmaz, "Babası Niğdeli. Niğde'deki akrabalarımıza da haber verdik. Şu ana kadar oraya da gitmemiş. Bilgisayar oyunları oynuyordu ama hangi oyunları oynadığını biliyorum. Oğlumun bir an önce bulunmasını istiyorum" ifadelerini kullanmıştı.








Son görüntüsü güvenlik kamerasında

Mehmet Yılmaz'ın kaldığı evden ayrıldıktan sonraki son görüntüsü, Acıgöl ilçesindeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansımıştı. Görüntülerde yürüyerek ilerlediği görülen gençten daha sonra herhangi bir haber alınamadı.

Aile, Mehmet Yılmaz'ı bulabilmek için evin çevresinde ve ilçedeki metruk binalarda kendi imkanlarıyla da arama yaptı. Polis ve jandarma ekiplerinin Yılmaz'ı bulmak için başlattığı arama çalışmaları 6'ncı günde de devam ediyor.

Aile, Mehmet Yılmaz'ı gören veya nerede olduğunu bilenlerin en yakın güvenlik birimine bilgi vermesini istedi.

Tarsus-Kazanlı sahilinde plastik kirliliği

Mersin'in Kazanlı ile Tarsus ilçesi arasındaki sahil şeridinde görülen yoğun plastik ve naylon parçaları, ciddi bir çevre kirliliğini gözler önüne serdi

22.08.2026 16:38:00 / Güncelleme: 22.08.2026 16:41:44
İHA
 
Tarsus-Kazanlı sahilinde plastik kirliliği
Tarsus-Kazanlı sahilinde plastik kirliliği
Sosyal medyada 'leo_sano' olarak tanınan Levent Sancak, balık avında karşılaştığı manzaraya tepki gösterdi. Görüntülerde kıyı şeridinin çok sayıda küçük plastik parçasıyla kaplandığı görülürken Sancak, kirliliğin sahil boyunca devam ettiğini belirtti.






Sancak, benzer plastik parçalarını daha önce Adanalıoğlu sahilinde denize ulaşan bazı derelerde de gördüğünü, söz konusu parçaların bu noktalardan denize taşındığına şahit olduğunu ifade etti.

Kirliliğin kaynağının mutlaka araştırılması gerektiğini vurgulayan Sancak, plastik parçalarının sanayi bölgesinden veya başka bir noktadan geliyor olabileceği ihtimalinin yetkili kurumlar tarafından incelenmesini istedi.

Karşılaştığı manzaraya "Facia!" sözleriyle tepki gösteren Levent Sancak, "Bütün sahil plastik parçalarıyla dolu. Burada yüzdüğünüzü düşünün. Balıklara zarar, insanlara zarar, kuşlara zarar Buna ne yapmak lazım, kime şikayet etmek lazım'" diyerek yetkililere çağrıda bulundu.








Bölgedeki plastik kirliliğinin nereden ve nasıl kaynaklandığının tespit edilmesi, derelerden veya farklı noktalardan denize atık taşınıp taşınmadığının araştırılması ve sahil şeridinde gerekli temizlik çalışmalarının başlatılması bekleniyor.

Özellikle kirliliğin kaynağının belirlenerek denize plastik atık ulaşmasının önüne geçilmesi, hem insan sağlığı hem de deniz canlıları ve kıyı ekosisteminin korunması açısından büyük önem taşıyor.

Naylon ve plastik parçaları yalnızca sahilleri değil; denizleri, canlı yaşamını ve geleceği tehdit ediyor.

Aydın-Muğla kara yolunda can pazarı

Aydın-Muğla kara yolunda sabah saatlerinde peş peşe meydana gelen 2 ayrı trafik kazası nedeniyle kara yolunda adeta can pazarı yaşandı

21.08.2026 13:55:00
İhlas Haber Ajansı
 
Aydın-Muğla kara yolunda can pazarı
Aydın-Muğla kara yolunda can pazarı
Aydın-Muğla kara yolunda bugün sabah saatlerinde peş peşe meydana gelen 2 ayrı trafik kazası nedeniyle kara yolunda adeta can pazarı yaşandı. Sabah saatlerinde Kırsal Savrandere Mahallesi yakınlarında meydana gelen kaza nedeniyle tıkanan yolda duran bir tırın altına giren otomobil sürücüsü ile yolcu olarak araçta bulunan kızı ağır yaralandı.






Kaza, sabah saatlerinde Muğla-Aydın kara yolu Hallaçlar köyü ile Savrandere köyü arasında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Çine istikametinden Aydın istikametine seyir halinde olan 09 C 3896 plakalı dorseyi çeken Ahmet T. yönetimindeki 09 C 0670 plakalı tır, yaklaşık 3-4 kilometre önünde meydana gelen başka bir kaza nedeniyle yol tıkandığı için durdu. Bu sırada aynı istikamete seyir halinde olan Yüksel Can yönetimindeki 09 ASF 378 plakalı otomobil, önündeki tıra arkadan çarptı.







"Baba ve kızını kurtarmak için herkes seferber oldu"

Kaza sonrası otomobil sürücüsü Yüksel Can ile araçta yolcu olarak bulunan kızı Tuğçe Can, otomobilde sıkıştı. Kaza ihbarının ardından kazanın hemen birkaç kilometre ilerisinde başka bir kaza nedeniyle bulunan itfaiye ekipleri, ihbarla birlikte saniyeler içinde diğer kazaya yetişti. Bu sırada Çine 112 Acil Servis'te çalışıp mesailerini tamamlayarak Aydın'a dönmekte olan sağlık görevlileri de kazazede baba ve kızına ilk müdahale yaptı. Sıkıştıkları araçtan çıkarılan baba ve kızı olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı.








"Durumları ağır olan baba-kız birbirini sordu"

Kazadan sonra ilk olarak araçtan çıkarılan Tuğçe Can, kendi durumuna aldırış etmeden çevresindekilere babasının durumunu sordu. Aynı şekilde başından ağır yaralanan baba da kendi acısını unutup çevresindekilere kızının durumunu sordu. Adnan Menderes Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ne kaldırılan baba ve kızın durumunun ağır olduğu öğrenildi.







Kaza ile ilgili inceleme başlatıldı.

Silahlı tribün çetelerine ağır darbe: "Tüm yöneticiler yakalandı"

İzmir'de, 19 Eylül 2025 tarihinde Emircan Övüç'ün hayatını kaybettiği kanlı çatışmanın perde arkasındaki silahlı suç örgütlerine yönelik 4 ilde eş zamanlı dev bir operasyon düzenlendi. Göztepe'nin 'Yalı' ve 'Forza' isimli taraftar grupları içerisine sızarak rant sağlayan, cinayet ve kurşunlama gibi pek çok suça karışan 59 şüpheliye yönelik soruşturmada 28 kişi gözaltına alındı. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in de duyurduğu şafak baskınlarında örgüt yöneticilerinin tamamı yakalanırken, evlerden adeta cephanelik ve samuray kılıcı çıktı

21.08.2026 12:46:00
İHA
 
Silahlı tribün çetelerine ağır darbe: "Tüm yöneticiler yakalandı"
Silahlı tribün çetelerine ağır darbe: "Tüm yöneticiler yakalandı"
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İzmir Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, kentte faaliyet gösteren spor kulüplerinden Göztepe'nin 'Yalı' ve 'Forza' adlı taraftar grupları içine gizlenen silahlı suç örgütlerine ağır bir darbe indirdi. Yaklaşık iki yıl süren teknik ve fiziki takip sonucunda, bu iki grubun taraftarlık maskesi altında kendi üyelerine haksız rant sağlamak, karşı gruba üstünlük kurmak ve intikam almak amacıyla adeta birer silahlı suç örgütüne dönüştükleri belirlendi. Soruşturma kapsamında, 19 Eylül 2025 tarihinde Göztepe-Beşiktaş maçının ardından Paten Parkı mevkiinde Yalı grubu üyesi Emircan Övüç'ün Forza grubu üyeleri tarafından öldürülmesi başta olmak üzere; iş yeri kurşunlama, silahlı tehdit, adam kaçırma ve bıçaklı yaralama gibi zincirleme suçlar bütüncül olarak incelendi.






Adalet Bakanı Gürlek duyurdu; tüm yöneticiler yakalandı

Geniş çaplı soruşturma çerçevesinde, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in de sosyal medya hesabından detaylarını paylaştığı 21 Ağustos 2026 tarihli eş zamanlı operasyon için düğmeye basıldı. İzmir merkezli olmak üzere Kocaeli, Konya ve Muğla illerinde belirlenen 39 adrese şafak vakti girildi. Haklarında gözaltı kararı bulunan ve aralarında örgüt yöneticilerinin de yer aldığı 32 aktif üyeden 28'i kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı. Operasyon kapsamında her iki örgütün tüm yöneticileri ele geçirilirken, 4 firari şahsı arama çalışmalarının sürdüğü bildirildi. Dosya kapsamında toplam şüpheli sayısının 59 olduğu ve bu kişilerden 27'sinin halihazırda cezaevinde bulunduğu öğrenildi.








Ele geçirilen suç aletleri ve suç bilançosu

Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda 1 adet ruhsatsız tabanca, 1 pompalı tüfek ve havalı/kurusıkı tabancalar, 1 adet uzun namlu şarjörü ve çok sayıda çeşitli ebatlarda mühimmat, 1 samuray kılıcı, 1 rambo bıçağı ve beyzbol sopası ile bir miktar uyuşturucu nitelikli hap ele geçirildi. Eylemler arasında; bir kişinin öldürülmesi, çok sayıda silahlı yaralama, hürriyetten yoksun kılma ve iş yeri kurşunlama bulunuyor.








Göztepe Spor Kulübü ile bağlantısı yok

Soruşturmayı titizlikle yürüten adli makamlar ve emniyet güçleri, operasyonun tamamen bireysel suçlara ve örgütlenmelere yönelik olduğunu; Göztepe Spor Kulübü yöneticilerinden ve çalışanlarından hiçbir ismin olaylarla bağlantısının bulunmadığını özellikle vurguladı.

Şüphelilerin emniyetteki işlemleri ve çok yönlü soruşturma devam ediyor.













Hatay'da orman yangını kontrol altına alındı

Hatay'da ormanlık alanda çıkan yangında, alevler itfaiye ve Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerinin çalışmasıyla kısa sürede kontrol altına alındı

21.08.2026 00:55:00
İHA
 
Hatay'da orman yangını kontrol altına alındı
Hatay'da orman yangını kontrol altına alındı
Yangın, akşam saatlerinde Defne ilçesi Toygarlı Mahallesi'nde bulunan ormanlık alanda meydana geldi.






İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ile HBB İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri sevk edildi.
 
 







Alevler, ekiplerin hızlı ve koordineli müdahalesiyle geniş alana sirayet etmeden kısa sürede kontrol altına alındı.
Ekipler yangına soğutma çalışması gerçekleştirdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.