Özbekistan'ın Andican kentindeki olaylar yatışmış değil.
Başkan İslam Kerimov halka yönelik yaptığı konuşmada "muhaliflerin ortamı germesinin olayları daha da tırmandırdığını ve iddia edildiği gibi sivil göstericiler üzerine hükümet güçlerince ateş edilmesinin gerçekleri yansıtmadığını" belirtti.
Özbekistan'daki olayları bir halk hareketi olarak gören ve halkın demokratik taleplerinin karşılanması gerektiğine dikkat ceken Amerikan yönetimi ise olayların tırmanmasından ürktüğünü ekliyor.
"Halkların haklı mücadelesinden" ve demokrasiden bahseden Amerikan yönetiminin aynı günlerde uluslararası camiadan gördüğü sert tepkiler de dikkate şayan.
Uluslararası Af Örgütü, ABD tarafından Afganistan ve Guantanamo gibi bölgelerde göz altında tutulanların işkence riski altında olduğunu açıkladı.
Örgüt, Bush yönetimini "insan saygınlığını terörle savaşa kurban etmekle" suçlarken ABD'nin Irak ve Afganistan gibi bögeler başta olmak üzere diğer işgal bölgelerinde insanlık onurunu ayaklar altına almasının altını çizdi.
Amerikan yönetimini uluslararası hukuka kayıtsız kalmakla suçlayan örgütün bu açıklamaları yeni değil.
Yaklaşık her üç ayda bir düzenlenen raporlarda Amerikan yönetiminin sicili bozuk.
Gürcistan'da halk hareketine destek vererek Gürcü yönetimi alaşağı eden, Kırgız muhalefeti destekleyerek hükümeti devre dışı kılan ve Ukrayna yönetimini istediği gibi şekillendiren Amerika'nın Özbekistan'daki muhalefetten yana tavır koyması mutlak surette önem arzediyor.
Peki Amerika şunu nasıl değerlendiriyor?
Diğer ülkelerde cereyen eden hükümet karşıtı halk hareketi ile Özbek halk hareketi farklı bir kimlik taşıyor.
İslam Kerimov muhalefeti dinci bir yapılanmayla eşdeğer tutup bunu dini bir hareket olarak yorumlarken Amerikalıların dinci bir muhalefetle nasıl bir işbirliğine tutuşacağı merak ediliyor.
Ya da ayrı bir gerçek var o da; muhalefetin dini bir kimliği olmadığı, aksine öyle gösterilmeye çalışılarak başka senaryolar kurgulanmakta.
Halk hareketlerini diktatörlere karşı desteklediği savını canlı tutan Amerikan yönetiminin diktatör Saddam gittikten sonra Irak'taki halk hareketi karşısındaki diktatö tavırlara ne denmeli...
Muhalif hareketler kılıfıyla dünya yeniden şekillendirilmenin eşiğinde.
Önemli olan da bu eşikte nasıl bir duruş sergilendiği.
Gerçekten de; Türkiye bu eşiğin neresinde?
Başkan İslam Kerimov halka yönelik yaptığı konuşmada "muhaliflerin ortamı germesinin olayları daha da tırmandırdığını ve iddia edildiği gibi sivil göstericiler üzerine hükümet güçlerince ateş edilmesinin gerçekleri yansıtmadığını" belirtti.
Özbekistan'daki olayları bir halk hareketi olarak gören ve halkın demokratik taleplerinin karşılanması gerektiğine dikkat ceken Amerikan yönetimi ise olayların tırmanmasından ürktüğünü ekliyor.
"Halkların haklı mücadelesinden" ve demokrasiden bahseden Amerikan yönetiminin aynı günlerde uluslararası camiadan gördüğü sert tepkiler de dikkate şayan.
Uluslararası Af Örgütü, ABD tarafından Afganistan ve Guantanamo gibi bölgelerde göz altında tutulanların işkence riski altında olduğunu açıkladı.
Örgüt, Bush yönetimini "insan saygınlığını terörle savaşa kurban etmekle" suçlarken ABD'nin Irak ve Afganistan gibi bögeler başta olmak üzere diğer işgal bölgelerinde insanlık onurunu ayaklar altına almasının altını çizdi.
Amerikan yönetimini uluslararası hukuka kayıtsız kalmakla suçlayan örgütün bu açıklamaları yeni değil.
Yaklaşık her üç ayda bir düzenlenen raporlarda Amerikan yönetiminin sicili bozuk.
Gürcistan'da halk hareketine destek vererek Gürcü yönetimi alaşağı eden, Kırgız muhalefeti destekleyerek hükümeti devre dışı kılan ve Ukrayna yönetimini istediği gibi şekillendiren Amerika'nın Özbekistan'daki muhalefetten yana tavır koyması mutlak surette önem arzediyor.
Peki Amerika şunu nasıl değerlendiriyor?
Diğer ülkelerde cereyen eden hükümet karşıtı halk hareketi ile Özbek halk hareketi farklı bir kimlik taşıyor.
İslam Kerimov muhalefeti dinci bir yapılanmayla eşdeğer tutup bunu dini bir hareket olarak yorumlarken Amerikalıların dinci bir muhalefetle nasıl bir işbirliğine tutuşacağı merak ediliyor.
Ya da ayrı bir gerçek var o da; muhalefetin dini bir kimliği olmadığı, aksine öyle gösterilmeye çalışılarak başka senaryolar kurgulanmakta.
Halk hareketlerini diktatörlere karşı desteklediği savını canlı tutan Amerikan yönetiminin diktatör Saddam gittikten sonra Irak'taki halk hareketi karşısındaki diktatö tavırlara ne denmeli...
Muhalif hareketler kılıfıyla dünya yeniden şekillendirilmenin eşiğinde.
Önemli olan da bu eşikte nasıl bir duruş sergilendiği.
Gerçekten de; Türkiye bu eşiğin neresinde?
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
- Suikastın geri planı / 09.05.2006
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005




























































