logo
19 NİSAN 2026

Müslümanların güneşini bile sömürüyorlar

İcmal Gençlik Derneği'nin geleneksel yaz kampında söz alan BTP Genel Başkan Yardımcısı Enerji Uzmanı Fuat Şengül, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki savaşların altında Müslümanların sahip olduğu enerji kaynaklarının ele geçirilmesi olduğunu belirtti. Bunun maliyetinin de yüz binlerce Müslüman'ın hayatını kaybetmesi olduğunu ifade eden Şengül, "sırf bu ülkeler enerji kaynaklarından mahrum kalmasın diye" şeklinde konuştu

10.08.2017 00:00:00
İcmal Gençlik Derneği tarafından Afyon'da düzenlenen geleneksel yaz kampındaki oturumda konuşan BTP Genel Başkan Yardımcısı Enerji Uzmanı Fuat Şengül, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki savaşların altında Müslümanların sahip olduğu enerji kaynaklarının ele geçirilmesi olduğunu belirtti. 

"Bunun maliyeti de milyonlarca Müslüman'ın evinden olması, yüz binlerce Müslüman'ın hayatını kaybetmesi oldu. Niçin? Avrupa, ABD enerji kaynaklarından mahrum kalmasın diye." şeklinde konuşan Fuat Şengül'ün çarpıcı konuşmasını siz Yeni Mesaj okurlarının dikkatine sunuyoruz: 

"Kıymetli hanımefendiler, beyefendiler ve genç kardeşlerim?
Gündeme farklı bir açıdan bakmaya çalışacağız. Sizlerle beraber hepimiz kıymetli üstadımızdan Büyük Ortadoğu Projesi'ni ve Arap Baharı'nı daha başlamadan önce, Condolezza Rice ABD dışişleri bakanı iken verdiği demeçlerle öğrenmiştik. Türkiye gündemine ilk defa Meltem TV ekranlarında hem Genel Başkanımız hem de arkadaşlarımız taşıyarak bu tehlikeyi ifade etmişler, gerekli önlemlerin alınması için hem Türkiye'deki iktidarı hem de bu komşu ülkelerdeki kişileri bilgilendirmişlerdi. 

Bugün ben size, onlara yaşatılan Arap Baharı'nın Kuzey Afrika ülkelerinin de içinde bulunduğu 22 tane Müslüman ülkesine niye yapıldığını ve arkasından bizi ilgilendiren kısmı paylaşmak istiyorum. 

Arap Baharı'nın yaşandığı ülkeleri hatırlarsak, Tunus'ta demokrasi isteyen, haksızlığa uğrayan bir Arap genci ve Facebook üzerinden bunun örgütlenmesiyle ilgili bir hareket başlatılmıştı. Tunus, Libya ve Mısır hızlı bir şekilde parçalanmaya, bölünmeye ve şiddet olaylarına maruz kalmışlardı. 22 İslam ülkesine demokrasi getirilecek algısı altında; aslında enerji politikaları belirlendi. 
'Desertek Projesi'

Aklınızda kalması için biraz altını çizerek söyleyeceğim bunu daha sonra da kullanabilesiniz diye; "Desertek Projesi" diye bir proje yapıldı. 
2005 yılında bu projenin amacı şu; yıllardır peşinde koştuğumuz Avrupa Birliği kendi kendine yetebilecek hiç bir enerji kaynağına sahip değil. İşte Almanya, Fransa Avrupa'nın en büyük 2 devleti ama baktığınız zaman ne su enerji kaynakları var, ne yenilenebilir enerji kaynakları, ne de güneşleri var, sadece ve sadece Rusya'dan ithal ettikleri doğalgazla ve ellerinde az kalan kömürleriyle hayatlarını idare ettirmek zorundalar. 

Onun için en başından beri Genel Başkanımızın anlattığı bir örnek var: Gulf Stream akımının soğuyacağı ve bunun Amerika'yı bir buzula dönüştüreceği. Bu yüzden kendilerine yeni bir memleket aradıkları için Irak'a demokrasi getirdiklerini defalarca dinledik. 

Aynı şey Avrupa için de geçerli. Avrupa'da hayatın devam edebilmesi için enerji kaynaklarının kullanılabileceği alanlara ihtiyaç var. Size çok enteresan bilgi vereceğim: Ne dedi Genel Başkanımız; Allah sınırsız kaynaklar verdi ama ihtiyaçlarımız sınırlı. Bunu bir cümle olarak duyduk geçtik veya bunun birçok ekonomik verisini anlattık. Bunlardan bir tanesi de Allah'ın bize bahşettiği dünyaya bahşettiği 'güneş enerjisi' bu; "Desertek Projesi." 
Avrupa, Kuzey Afrika'nın güneşini de sömürüyor

Kuzey Afrika ülkeleri başta olmak üzere Ortadoğu'daki ülkeleri içine alacak şekilde çöllerden güneş enerjisi üretilmesi ve bunun Avrupa'daki hayatın devamının garantisi olarak bakılmasıdır. Onun için Fransa, çok kısa bir süre içerisinde NATO kaynaklı deyip Libya'yı bombaladı. Niye bombaladı, çünkü Kaddafi ölmeden önce veya öldürülmeden önce bununla ilgili açıklama yaptı. Dedi ki: "Petrolümüzü sömürdüler, bundan sonra da güneşimizi sömürecekler." Niye dedi bunu? Çünkü "Desertek Projesi" diyor ki; Kuzey Afrika'da 25 tane elektrik santrali kuracağım ve bunun 12 tanesini de Libya'ya yapacağım. Niye diyor bunu? Çünkü Rabbimiz sınırsız bir enerji kaynağı vermiş; Güneş. 

Çölde bunun bin kat daha fazlasını vermiş ve yapılan teknik incelemelerde görülen şu ki; 6 saatte çölün aldığı güneş enerjisi, tüm dünya insanlığının bir yılda tüketeceği enerjiye eşdeğer. Sadece 6 saatten bahsediyorum. Bunun teknolojisini geliştirdiler. Ve bunu bugün ilki Tunus'ta 2018'de devreye alınmak üzere çölde inşasına başladılar. Neyden sonra? 

O bölgeye demokrasiyi getirdikten sonra, kendi kontrollerine, kendi ihtiyaçlarına hazır vaziyete getirdikten sonra!
Çok kısa olarak aklınızda kalsın diye söyleyeceğim. Bize hep anlatıyorlardı. Neydi? Türkiye'de de bahsediyorlardı neydi? Güneşten, panellerle elektrik enerjisi üretiriz diye. Bu projeyle beraber yepyeni bir teknolojiye geçiliyor. 

O da nedir; Güneş, içbükey aynalarla tek bir noktaya toplanacak, burada su buharlaştırılacak ve buhar tribünleriyle beraber elektrik üretilecek. Böylece verimlilik, güneş enerjisinden bire on bine, bire yirmi bine katlanmış olacak. Bunun maliyeti de ne oldu? Milyonlarca Müslüman evinden oldu, on binlerce Müslüman hayatından oldu. Niçin? Avrupa, enerji kaynaklarından mahrum kalmasın diye. 
Suriye stratejik bir bölge 

Peki bu, Suriye'de farklı bir şey mi? Suriye'de farklı bir şey değil arkadaşlar. Suriye'ye de demokrasi getirmek isteyenler, Niye Esad gitsin, niye Esad ile olmaz dediklerini kısaca birkaç notla anlatmak istiyorum: 

İran çok büyük bir doğalgaz üreticisi, ama bu doğalgazı birincil tüketiciye, yani kime; sanayileşmiş ülkelere, Avrupa'ya satmak zorunda. İki tane alternatif var; bir tanesi Türkiye'den döşenecek boru hatları. İkincisi, Körfez üzerinden Irak-Suriye hattıyla Akdeniz'e açılması. Bu kimin işine gelir; bu İran'ın işine gelir. Amerika'nın işine gelir mi, gelmez. Rusya'nın işine gelir mi, ona da gelmez. 

Ama Irak-İran savaşını meydana getirenler, bu amaçlarında başarılı olamadıkları için yeni bir savaşa ihtiyaçları vardı. Onun için Irak'a demokrasi getirilmeye çalışıldı, onun için Suriye'ye demokrasi getirilmeye çalışıldı. Niye? Çünkü "Şıha Gaz Projesi" Bağdat'a kadar ulaşmış, eğer bu savaşlar çıkmasa çok kısa zaman içerisinde Lazkiye Limanı'na kadar gelecek ve Müslümanlar doğalgazlarını satıp para kazanacaklar. 

Aynı şekilde niye Erbil'de, Niye Süleymaniye'de bir Kürt Devleti kurma peşindeler? Çünkü oradaki petrolün de bir şekilde Akdeniz'e ulaştırılması lazım. Nerden ulaştırılacak? O da Suriye'den ulaştırılacak. İsrail, gaz projeleri yaptı, Akdeniz'i işgal etti; buradaki doğalgaz projeleri nereden ulaştırılacak, o da Suriye üzerinden ulaştırılacak. Yani orada milletini düşünen, memleketini düşünen bir lider olduğu müddetçe, yani orada Esad olduğu müddetçe bu boru hatlarının kafalarına göre, kendi menfaatlerine göre gitmesi imkânsız. Onun için Esad gitmeli, Esad'dan kurtulmalıyız mantığıyla devam ediliyor.
Gelelim Türkiye'ye

Peki, gelelim bize. Ülkede birçok operasyon yaşandı. Neydi; Ergenekon operasyonu, kumpaslar, arkasından FETÖ operasyonları. Bundan milletin haricinde en büyük zararı hangi kurum gördü; ordu. Yani bu milletin bağımsız bir millet olarak kalmasını temin edecek olan silahlı kuvvetlerimiz en büyük zararı gördü. Genelkurmay Başkanlığı yapmış olan adam terörle yargılanıp 6 sene hapis yattı. Diğer birçoğu da yatıp çıkan insanlar var. Her operasyon neticesinde silahlı kuvvetler öyle ya da böyle büyük zararlar gördü. Peki, bu kadar basit miydi, neden bu yapıldı? Sadece Türkiye'deki terör meselesinden dolayı mı? Yoo!

Ortadoğu'da, -biz de bir Ortadoğu ülkesi olarak görülüyoruz bunu da hiç bir zaman unutmayın- ülkeler petrol rezervleri ve askeri kuvvetler olarak dizilmiş ve emperyalist güçler bu ülkelerle ilgili müdahalelerini yaparken petrol kaynaklarını birinci sıraya alıp işte Suriye'yi, Irak'ı, Libya'yı, Tunus'u ve diğerlerini aldı. Ama bu arada her ne kadar petrol kaynakları açısından değerlendirilmeyen ikinci kategori neydi; silahlı güçleriydi. Burada da Türkiye, bölgede 613 bin kişilik askeri güçle en büyük silahlı güç. 

Diyorlar ki emperyalist güçler; biz buraları rahatlıkla işgal edebilmemiz için ya petrol kaynakları olan yerlere bir an önce çökeceğiz, ama silahlı kuvvetleri olanları da bir şekilde yıpratıp onları oyunun dışında bırakmalıyız. Bunu düşünürken sadece orduya operasyon yaparak değil, kendilerine uygun yöneticileri iktidarlara taşıyarak da yapıyorlar tabi?

Her biri beraberinde birçok oyunu da getiriyor. Niçin? 2002 yılından bu yana Bağımsız Türkiye Partisi kurulduğundan beri ne dedi Genel Başkanımız; Biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sosyal, demokratik laik bir hukuk devleti olarak ayakta tutabilmemiz için ordusuyla milletiyle, ekonomisiyle, vatandaşıyla, Atatürk'ü ile hep bir ve beraber olmalıyız. Bunu beceremezsek ülkemizi ayakta tutmamız mümkün değildir. Niye bize hep bugüne kadar düşman gösterilmeye çalışılan, lehimize olanı aleyhimizeymiş gibi göstermeye çalıştılar. Bu planlar sadece bu günler için değil bundan sonraki 20 yıllar için yapıldığından oldu.
Türkiye'de çok zengin petrol yatakları var

Son olarak şunu ifade ederek konuşmamı tamamlamak istiyorum. Eğer biz memleketimizin değerlerine sahip çıkmazsak ki en büyük değer de insan değeri; eğer biz memleketimizin yetiştirdiği değere sahip çıkmazsak, bizi elimizden tutup, düştüğümüz yerden kaldıracak olan, fikri, projesi olan lidere sahip çıkmazsak, şimdi sizlere okuyacağım petrol kuyularının açılmasını hayal olarak görürüz. 

Burada 65 tane noktada açılmış, rezervleri trilyon metreküplere, milyon varillere ulaşan petrol yerleri var. Ben, üç beş tanesini sayacağım. Bunları aklımızda tutalım. Bu sayacaklarım petrol kuyularının adıdır. 

En birincisi, hep gündemimizde olan yer Diyarbakır petrol kuyuları, Mardin petrol kuyuları, Bismil petrol kuyuları, Hazro çayı petrol kuyuları, Sinan petrol kuyuları, Batman çayı petrol kuyuları, Dicle, Midyat, Bitlis çayı petrol kuyuları, Siirt Botan çayı petrol kuyuları. Bu Botan'ı hatırlıyor musunuz? PKK, Botan Çayı'nın altını istiyoruz diye habire konuşur. Habur, tanıdık değil mi? 

Fındık, Cizre, hiç kimsenin beğenmediği Hakkari, Çölemerik, Ahmediye ve daha birçok nokta. 65 tane noktada petrol kuyusu açıldı ve üzeri betonlandı. Ne zamana kadar, Türkiye tekrar Sevr haritasındaki gibi ne zaman parçalanırsa oraları Fransızların, İngilizlerin, artık kime peşkeş çekilecekse onların eline geçeceği güne kadar? 

Ya da bizlerin gayreti, milletimizin basiretiyle Prof. Dr. Haydar Baş'ın iktidara geldiği güne kadar diyor, saygılarımı sunuyorum."

SELİM AYANOĞLU / AFYONKARAHİSAR

Psikoterapiye dair güvenilir rehber


 
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel yönetiminde, alanında uzman 21 ruh sağlığı profesyonelinin katkılarıyla hazırlanan "Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu", psikoterapiye dair merak edilen tüm sorulara sade, anlaşılır ve bilimsel temelli yanıtlar sunuyor.

18.04.2026 21:34:00
MURAT ÇORBACI
   Psikoterapiye dair güvenilir rehber
   Psikoterapiye dair güvenilir rehber

Psikoterapi kavramı günümüzde sıkça konuşulsa da ne olduğu, nasıl işlediği ve kimler için nasıl bir süreç sunduğu hâlâ pek çok kişi için belirsizliğini koruyor. Sosyal medyada, dizilerde ve gündelik söylemlerde sıkça yanlış ya da eksik biçimde temsil edilen psikoterapi; kimi zaman gizemli bir iyileşme vaadi, kimi zaman ise sıradan bir sohbet olarak algılanabiliyor. Bu bilgi kirliliği, terapiye dair gerçekçi beklentiler oluşturmayı zorlaştırırken, ruh sağlığı alanında güvenilir kaynak ihtiyacını da her geçen gün artırıyor.

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel yönetiminde, alanında uzman 21 ruh sağlığı profesyonelinin katkılarıyla hazırlanan "Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu", psikoterapiye dair merak edilen tüm sorulara sade, anlaşılır ve bilimsel temelli yanıtlar sunuyor.

"Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu" belirsizliği gidermek ve doğru bilgiyi güvenilir bir çerçevede sunmak amacıyla hazırlandı. Kitap, terapinin ne gizemli bir sihir ne de sıradan bir sohbet olduğunu; bilimsel temellere dayanan, yapılandırılmış ve etik sınırlar içinde yürütülen bir süreç olduğunu ortaya koyarken, dizilerde, sosyal medyada ve gündelik sohbetlerde yer alan yanlış temsilleri de ele alarak terapiye dair gerçekçi beklentiler oluşturmayı hedefliyor.

En çok sorulan sorulara net ve anlaşılır yanıtlar…

Alanında uzman psikologlar ve ruh sağlığı profesyonelleri tarafından kaleme alınan kitapta şu sorular bütüncül bir yaklaşımla ele alınıyor:
* Psikoterapi nedir, ne değildir?
* Kimler psikoterapisttir?
* Hangi terapi türleri vardır?
* Terapi sürecinde neler beklenmeli, neler beklenmemelidir?
Bunun yanı sıra; safsata terapiler, psikoterapinin etkili olduğu ve olmadığı durumlar, gizlilik ilkesi, psikolojik testlerin terapi sürecindeki yeri, aile, bağımlılık ve ilişkiler gibi başlıklar da kapsamlı biçimde inceleniyor.

Ruh sağlığı okuryazarlığını attırmayı hedefliyor

Toplumda ruh sağlığı okuryazarlığını artırmayı amaçlayan bu eser, psikoterapiyi tüm insani ve bilimsel yönleriyle görünür kılarak okuru kendi kendini tanıma yolculuğuna davet ediyor. Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu, terapiye başlamayı düşünenler için yol gösterici bir kaynak; terapi sürecinde olanlar için yaşadıklarını anlamlandırmaya yardımcı bir rehber; ruh sağlığı alanına ilgi duyan herkes için güvenilir bir başvuru kitabı niteliği taşıyor.

Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, sevk edildiği mahkemece tutuklandı

18.04.2026 20:02:00 / Güncelleme: 18.04.2026 20:08:17
İHA
Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel tutuklandı
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı.

İl Jandarma Komutanlığı'nda ifade işlemleri tamamlanan ve adliyeye sevk edilen şüphelilerden Engin Y., Cemile Y., Zeinal A., Erdoğan E., Gökhan E., Şükrü E., Ferhat G., Celal A., Nurşen A., tutuklanırken Uğurcan A., Süleyman Ö. ve Savaş G. ise adli kontrol kararı ile serbest bırakılmıştı.



Son olarak adliyede işlemleri devam eden Mustafa Türkay Sonel, nöbetçi mahkeme karşısına çıkartıldı. Dün Elazığ'da gözaltına alınan ve Erzurum'a götürülen dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'de mahkemece tutuklandı. Böylelikle soruşturmada tutuklama sayısı 10'a yükseldi.



Öte yandan dün soruşturma çerçevesinde Bursa'da gözaltına alınan dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir'in de ilerleyen sürelerde savcılığa sevkinin sağlanacağı bildirildi. ABD'de de bulunan yakalama kararı çıkartılan Umut Altaş'ın ise kırmız bülten işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Riskli, suça eğilimi olan öğrenciler nasıl tanınır?


 
36 yıllık öğretmen ve çok sayıda kitabın yazarı Ali Özdemir, riskli ve suça eğilimli öğrencilerin profilini şu maddelerle ortaya koydu.

18.04.2026 17:37:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
 Riskli, suça eğilimi olan öğrenciler nasıl tanınır?
 Riskli, suça eğilimi olan öğrenciler nasıl tanınır?

36 yıllık öğretmen ve çok sayıda kitabın yazarı Ali Özdemir, riskli ve suça eğilimli öğrencilerin profilini şu maddelerle ortaya koydu.
1. Derslerde sürekli olarak uyuklarlar.
2. Okula sık sık geç kalırlar.
3. Normalin üzerinde sayıda lavaboya giderler.

4. Sınıfta, okulda çok az kişiyle arkadaşlık ederler.
5. Sürekli olarak PC oyunlarından, çirkef sosyal medya sitelerinden bahsederler.
6. Kalem, kitap, defter, silgi gibi ders gereçlerini taşımazlar.

7. Sabahları telefonu okula teslim etmek istemezler.
8. Giyimleri hippi tarzı, dağınık ve farklıdır.
9. Diğer öğrenciler tarafından soyutlanırlar.

10. El kol hareketleri, bakışları gariptir.
11. Yazıları iri ve estetikten uzaktır.
12. Normal yemekleri değil fast-food çar çurları tüketirler.

13. Sık sık çanta, önlük, mont gibi eşyalarını kaybederler.
14. Başkaları ile çok az göz teması kurarlar.
15. Okuldaki anma, kutlama, merasim törenlerine katılmak istemezler.

16. En ufak bir sürtüşmede sınıf arkadaşlarına ve öğretmenlere sataşırlar.
17. Çoğunlukla sigara içerler.
18. Aile yapıları sorunludur.
19. Saçları çok uzun, kirli ve yağlı olur.
20. Garip aksesuarlar takarlar.
21. Çok bilinir olmayan web iletişim uygulamalarını (Roblox, Steam, Discord vb.) kullanırlar.

Türkiye'de kolon kanseri geç teşhis ediliyor

 
Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, Türkiye’de kolorektal kanser tanısının geç evrelerde konulduğuna işaret ederek, "Kanser geliştikten sonra erken evrelerde 5 yıllık sağ kalım oranları yüzde 90’larda iken, ileri evrelerde bu oran yüzde 12’lere düşmektedir" dedi.

18.04.2026 17:25:00
MURAT ÇORBACI
Türkiye'de kolon kanseri geç teşhis ediliyor
Türkiye'de kolon kanseri geç teşhis ediliyor

Türk Gastroenteroloji Derneği (TKD) Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, kolorektal kanserin tüm dünyada ve ülkemizde en sık görülen, ölüm oranlarında ise en üst sıralarda yer alan kanserlerden biri olduğunu belirterek, hastalığın insidans (sıklığı) ve mortalitesinin (ölüm oranı) coğrafi bölgelere göre değişiklik gösterdiğini ifade etti. Kolorektal kanserin tarama programları sayesinde önlenebilir bir tür olduğunu ve taramada en etkili yöntemin halen kolonoskopi tetkiki olduğunu vurgulayan Çekin, "Türkiye'de kolorektal kanser tanısı geç evrelerde konulmaktadır. Kanser geliştikten sonra erken evrelerde 5 yıllık sağ kalım oranları yüzde 90'larda iken, ileri evrelerde bu oran yüzde 12'lere düşmektedir. Bu nedenlerle asemptomatik bireylerde erken kanser taraması yapılması önemlidir" dedi.

Tanı ileri evrelerde konuluyor

Türkiye'deki hastaların yaklaşık üçte ikisine 3. aşama veya 4. aşama gibi geç evrelerde tanı konulduğunu hatırlatan Çekin, "Günümüzde kolorektal kanser tarama programlarının meme ve serviks kanseri taramaları kadar maliyet etkin olduğu bilinmektedir. Buna rağmen ülkemizde toplumsal bilinç halen yeterli düzeyde değildir. Son yıllarda Sağlık Bakanlığının çalışmaları ve basın yoluyla farkındalığın artması olumlu bir gelişmedir" diye belirtti.

Gençlerde de sıklıkla görülmeye başlandı

En büyük artışın 20-39 yaş grubunda olduğuna dikkat çeken Türk Gastroenteroloji Derneği Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Levent Erdem, bu artışın nedenlerini; gençlerde artan obezite, fiziksel aktivite eksikliği, alkol, işlenmiş et tüketimi, sigara ve Batı tipi beslenme alışkanlıkları olarak sıraladı. TGD bünyesinde yaptıkları çok merkezli çalışmada tarama yaşının 45'e çekilmesi gerektiğini 2017 yılında belirlediklerini ve bu sonucun ABD ve Avrupa'da yapılan çalışmalarla teyit edildiğini belirten Erdem, "Ülkemizde yaptığımız çok merkezli bir çalışmada cinsiyet, sigara kullanımı, obezite ve aile hikayesine göre yeni bir risk puanlaması saptadık. Bu puanlamanın 50 yaştan genç asemptomatik kişilerin tarama kararında değeri bilimsel olarak kanıtlandı" dedi.

Başlıca risk faktörleri

Yeni risk skorlaması önerisini paylaşan Erdem, "Yaş, cinsiyet, sigara kullanımı, aile hikayesi ve BMI verilerine göre hesapladığımız bu skoru 4 ve üzeri çıkan olgularda kolonoskopik tarama yapılmasını öneriyoruz. Özellikle kolorektal kanser taramasına 45 yaşında başlanmalıdır. 2022 yılında sunduğumuz çalışma sonuçları, 50 yaşından küçük olguların taranması için sistemimizin son derece yüksek oranda anlamlı olduğunu kanıtladı" ifadelerini kullandı. Türk Gastroenteroloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Nurdan Tözün de "Gençlerde kanser öncül lezyonlarının hızla artması çok ciddi bir sorundur. İlerleyen yıllarda genç kalın bağırsak kanserleri, ülkemiz ve dünya için çok daha ciddi bir sorun olmaya adaydır" diye konuştu. 

Taramada her 80 kişiden biri kanser çıkıyor

Türk Gastroenteroloji Derneği Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Erdem Akbal da 24 ayrı merkezden gelen verileri paylaştı. Araştırma kapsamında kolonoskopi yapılan vakaların demografik özelliklerinden alkol alışkanlıklarına kadar her detayın incelendiğini belirten Akbal, "Kolonoskopik taraması yapılan olgularda polip sıklığı yüzde 27, kolon kanseri sıklığı ise yüzde 1.3 olarak saptandı" dedi. Türkiye verilerinin çarpıcı bir tablo ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Erdem Akbal, "Ülkemizde 50 yaştan düşük olguların kolonoskopi taramasında yaklaşık her 3 olgudan 1'inde polip veya kanser, her 5 olgudan 1'inde ise kanser öncüsü adenomatöz polip saptanmaktadır" diyerek taramanın önemini bir kez daha vurguladı.

13 ilde eş zamanlı yasa dışı bahis operasyonu: 71 gözaltı, 53 tutuklama

Sakarya merkezli 13 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda polis ekiplerince gözaltına alınan 71 şüpheliden 53'ü tutuklandı

18.04.2026 12:35:00 / Güncelleme: 18.04.2026 12:40:26
İHA
13 ilde eş zamanlı yasa dışı bahis operasyonu: 71 gözaltı, 53 tutuklama
13 ilde eş zamanlı yasa dışı bahis operasyonu: 71 gözaltı, 53 tutuklama
Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Sakarya Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 7258 sayılı kanuna muhalefet suçuna yönelik yürütülen projeli çalışmalar çerçevesinde operasyon gerçekleştirildi.



Yapılan çalışmalarda, yasa dışı bahis sitelerinde kullanılmak üzere başkalarına ait banka hesaplarını temin eden, kendi hesap bilgilerini para karşılığında kullandıran ve yasa dışı para trafiğinde yer aldığı belirlenen şüpheliler tespit edildi.



13 ilde eş zamanlı operasyon

14 Nisan 2026 tarihinde Sakarya merkezli olmak üzere Düzce, İstanbul, Bursa, Antalya, Afyonkarahisar, Ordu, Adana, Trabzon, Aydın, Denizli, İzmir ve Yalova'da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda toplam 71 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.



Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda, suçta kullanıldığı değerlendirilen çok sayıda bankamatik kartı, GSM hattı ve dijital materyal ele geçirildi.



Emniyetteki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 11'i hakkında adli kontrol tedbiri uygulanırken, 53 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Sağlıklı kalp için çok mühim öneriler


 
Kalp vücudun en önemli parçası…Doğduğumuz andan itibaren bir saniye bile mola vermeyen bu muazzam motor, aslında sandığımızdan çok daha hassas. Genelde o 'tekleyene' kadar varlığını unutuyoruz ancak kalbimiz bize her gün, her öğünde ve attığımız her adımda bir şeyler anlatmaya çalışıyor.
 

18.04.2026 02:24:00
MURAT ÇORBACI
 Sağlıklı kalp için çok mühim öneriler
 Sağlıklı kalp için çok mühim öneriler

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Rifat Eralp Ulusoy, kalp sağlığına dikkat etmek için devamlılık gerektiğini vurguluyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, kalbimizi korumanın yolunun mutfağımızdan, ayakkabı dolabımızdan ve zihnimizdeki huzurdan geçtiğini gösteriyor. Kalp sağlığı sadece yaşlılıkta düşünülecek bir konu değil; bugün attığımız küçük bir adım, yarınki 'en büyük hayat sigortamız' haline geliyor. Hastalık kapıyı çalmadan önlem almak, işin en önemli sırrı.  "Benim kalbim sağlam" deyip geçmemek gerekiyor. Hayatınızda yapacağınız küçük değişikliklerle kalbinizi yormadan, daha enerjik bir ömür sürebilirsiniz.

Kalbin kuralları

Prof. Dr. Rifat Eralp Ulusoy'a göre 10 altın kurala dikkat etmek gerekiyor. İşte o kurallar...

1. Sofradan renk eksik olmasın: Paketli gıdalar yerine pazar tezgahından beslenin. Zeytinyağı baş tacınız olsun, yeşilliği sofranızdan eksik etmeyin.
2. Üşenmeyin, hareket edin: İlla spor salonuna gitmek şart değil. Her gün yarım saat tempolu bir yürüyüş yapmak, kalbin pasını siler.

3. Tuzluğu masadan kaldırın: Yemeğin tadına bakmadan tuz atmak en büyük düşmanımız. Tansiyonu zıplatmamak için tuzu hayatınızdan yavaş yavaş çıkarın.
4. Kilonuz yük olmasın: Fazla kilolar sadece dış görünüşü değil, en çok kalbinizi yorar. Kalbiniz o yükü taşırken çok zorlanıyor, ona acıyın.

5. Sigarayla vedalaşın: Kalbe en büyük ihanet sigaradır. Damarları tıkayıp kalbi nefessiz bırakır. Kendiniz ve sevdikleriniz için bu zehri bırakın.
6. Kafaya takmamaya çalışın: Biliyoruz hayat zor ama stres kalbi doğrudan vuruyor. "Can boğazdan gelir" derler ama "can huzurdan gider." Biraz sakin kalmak kalbe ilaç gibidir.

7. Uykunuzu alın: Vücudun dinlendiği tek yer uyku. Günde 7-8 saat uyumaya çalışın ki kalbiniz bir sonraki güne zinde başlasın.
8. Şekerden kaçın, tatlıyı meyveden alın: Şekerli içecekler ve ağır tatlılar damarların en büyük düşmanı. Canınız tatlı çektiğinde bir meyveyle geçiştirmeye alışın.

9. "Bir şeyim yok" demeyin: Doktora gitmek için illa ağrınızın olması gerekmez. Arada bir gidip kalbinizin sesini dinletin, 'makine' ne durumda bir bakın.
10. Rakamlarınızı bilin: Tansiyonunuz kaç, şekeriniz ne durumda? Kendi değerlerinizi bilirseniz, vücudunuzun verdiği sinyalleri daha iyi anlarsınız. RECEP BAHAR

Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu

Isparta'da sabah saatlerinden itibaren kayıp olarak aranan lise öğrencisi 16 yaşındaki Feyza Keskin, akşam saatlerinde boş bir binanın önünde hareketsiz halde bulundu. Yapılan incelemede genç kızın hayatını kaybettiği belirlendi

18.04.2026 01:34:00 / Güncelleme: 18.04.2026 06:38:03
İHA
Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu
Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu
Olay, Deregümü mevkii Muzaffer Türkeş Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sabah saatlerinden itibaren kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza Keskin, en son saat 11.30 sıralarında Gölcük Yolu üzerinde bulunan Asri Mezarlık ile Mahrukatçılar Sitesi civarında elektrikli bisikletiyle ilerlerken görüldü. Bu saatten sonra kendisinden haber alınamadı.

Ekipler tarafından yürütülen arama çalışmaları sonucunda Keskin, akşam saatlerinde boş bir binanın önünde hareketsiz halde bulundu. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde Feyza Keskin'in hayatını kaybettiği belirlendi.

Keskin'in cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılmak üzere Isparta Şehir Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.



Başımız sağ olsun



Konu ile ilişkin Isparta Milli Eğitim Müdürü Recai Ocak taziye mesajı yayınladı. Sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, '' Isparta Süleyman Demirel Fen Lisesi 10. sınıf öğrencimiz Feyza Keskin'in ölümü haberini üzüntüyle öğrendim. Öğrencimize Allah'tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır diliyorum. Başımız sağ olsun'' ifadeleri yer aldı.

Bakan Güler, Nijerya Savunma Bakanı Musa ile görüştü

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa ile bir araya geldi

17.04.2026 15:26:00
İhlas Haber Ajansı
Bakan Güler, Nijerya Savunma Bakanı Musa ile görüştü
Bakan Güler, Nijerya Savunma Bakanı Musa ile görüştü
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa ile bir araya geldi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Antalya Diplomasi Forumu için Türkiye'ye gelen Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa ile Antalya'da görüşme gerçekleştirdi.İHA

Antalya Diplomasi Forumu başladı

5. Antalya Diplomasi Forumu bugün başladı. 17-19 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da toplanan dünya liderleri, Orta Doğu ateşkesinden küresel belirsizliklere kadar kritik konuları masaya yatıracak

17.04.2026 12:38:00
Eyüp Kabil
Antalya Diplomasi Forumu başladı
Antalya Diplomasi Forumu başladı
Antalya'nın mavi suları ve tarihi dokusu bu yıl da dünya liderlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ev sahipliğinde başlayan Antalya Diplomasi Forumu, Orta Doğu'daki ateşkes umutlarıyla birleşince küresel diplomasinin yeni merkezine dönüştü. Peki bu forumdan neler çıkacak?

Forumun ilk günü liderler bir araya geliyor

Bugün kapılarını açan forumda, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın Erdoğan'la yaptığı görüşme dikkat çekti. İki lider, Kıbrıs meselesinden enerji işbirliğine kadar kritik konuları masaya yatırdı. Forumun açılış oturumunda Erdoğan, "Diyalog ve barışın diliyle konuşuyoruz" mesajını verdi.

Yüzlerce diplomat, bakan ve düşünce liderinin katılımıyla devam eden etkinlik, özellikle Orta Doğu'daki son gelişmelerle daha da önem kazandı. İsrail-Lübnan 10 günlük ateşkesinin hemen ardından toplanan forum, bölgedeki gerilimin azaltılması için yeni fırsatlar sunuyor.

İran, Gazze ve enerji güvenliği ana gündem

Forum katılımcıları, Trump'ın İran'la olası kalıcı anlaşma sinyallerini yakından takip ediyor. Birçok uzman, Antalya'nın bu süreçte arabuluculuk rolü üstlenebileceğini belirtiyor. Türkiye'nin hem Batı hem Doğu ile köprü görevi görmesi, forumu benzersiz kılıyor.

Ayrıca enerji koridorları, göç krizi ve yapay zeka gibi küresel meseleler de masada. Avrupa'dan Asya'ya geniş bir coğrafyadan gelen temsilciler, "Yeni dünya düzeninde Türkiye'nin yeri neresi?" sorusuna yanıt arıyor.

İş dünyası da forumda

Sadece siyaset değil, ekonomi de ön planda. Türk iş dünyasının önde gelen isimleri, uluslararası yatırımcılarla ikili görüşmeler yapıyor. Özellikle savunma, yenilenebilir enerji ve turizm alanlarında yeni işbirliği anlaşmalarının imzalanması bekleniyor.

Antalya Diplomasi Forumu, pandemi sonrası dönemde Türkiye'nin "yumuşak güç" diplomasisini en güçlü şekilde gösterdiği platformlardan biri haline geldi.

Barışa katkı mümkün mü?

Uzmanlar, bu forumun sadece konuşmalardan ibaret kalmayacağını, somut adımlar atılabileceğini söylüyor. Özellikle Lübnan ateşkesinin uzatılması ve Gazze'deki insani krizin hafifletilmesi için Türkiye'nin önerileri masada olacak.

Antalya'nın palmiyeleri altında yürütülen bu görüşmeler, belki de yıllardır beklenen bölgesel barışın ilk adımlarını içerebilir. Dünya, Türkiye'nin ev sahipliğindeki bu forumdan çıkacak sonuçları merakla bekliyor.

Samsun merkezli mafya operasyonu: 25 gözaltı

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında silahlı organize suç örgütüne yönelik Samsun merkezli İstanbul ve Bursa'da geniş çaplı operasyon düzenlendi

17.04.2026 11:04:00
İhlas Haber Ajansı
Samsun merkezli mafya operasyonu: 25 gözaltı
Samsun merkezli mafya operasyonu: 25 gözaltı
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında silahlı organize suç örgütüne yönelik Samsun merkezli İstanbul ve Bursa'da geniş çaplı operasyon düzenlendi. 25 şüpheli gözaltına alındı. Operasyon kapsamında 16 kişinin de cezaevinde bulunduğu öğrenildi.



Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar sonucu; suç örgütü kurmak ve yönetmek, örgüte üye olmak, silahla yaralama, yağma, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, alacak tahsili, kasten yaralama, tehdit ve kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi gibi çok sayıda suça karıştıkları tespit edilen silahlı organize suç örgütüne yönelik salı sabahı eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi.



14 Nisan tarihinde Samsun'un Atakum, İlkadım, Canik, 19 Mayıs ve Alaçam ilçeleri ile İstanbul ve Bursa'da toplam 47 ikamet ve 6 iş yerine eş zamanlı baskın düzenlendi. Operasyon kapsamında şüphelilere ait adreslerde detaylı aramalar yapıldı.

Yapılan aramalarda 6 adet ruhsatsız tabanca, 173 adet fişek, 2 adet kurusıkı tabanca, 208 adet kurusıkı fişek, 482 bin 558 adet sentetik uyuşturucu hap, 15,30 gram esrar, 80,79 gram pregabalin tozu, 53,49 gram kokain, 0,72 gram sentetik kannabinoid, 980 gram marihuana, 480 gram fubinaca, 0,11 gram metamfetamin, 1 adet muşta ve 6 adet ruhsatsız yivsiz tüfek ele geçirildi.



Operasyonda toplam 25 şüpheli gözaltına alındı. Operasyon kapsamında ara yakalanmalarla tutuklanan 17 kişinin halen cezaevinde bulunduğu ve ifadelerin cezaevinde alındığı öğrenildi.

KOM Şube Müdürlüğünde sorgulanan 25 kişi bugün Samsun Adliyesine sevk edildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.