Hepsine eyvallah ve mutlaka olmalı; eğitim, birikim, görgü vs... Ancak, olmazsa olmaz bir husus daha var; siyasete yeni girenlerin bir de "duruşu" olmalı.Hatırlıyoruz da...1995 seçimlerinden sonra rahmetli Ecevit, oluşan Meclis'in yeni üyelerinin diplomalarına bakarak şöyle demişti:- Benim içinde bulunduğum (1957'den beri Meclis'teydi) düzeyi en yüksek Meclis, bu Meclis'tir.Ecevit'in "çok yüksek düzeyli" dediği, şöhretleri bol Meclis'te, rezalet üzerine rezalet yaşanmıştı.Diplomalar yerlerde sürünüyordu!Kariyerlerin üzeri çizilmiş, deve dişi gibi isimlerin itibarları on paralık hale gelmişti.Demokrasi rafa kalkmış, hafta içinde üç ayrı parti değiştirmek vak'ai adiyeden sayılır olmuştu.Transferlerde "paranın" önemi ayyuka çıkmış.Bir yasama döneminin sonuna zorlukla gelinebilmişti!Yani...Tek başına eğitim, diploma, kariyer, şan, şöhret yetmiyor...İlkeli, siyaseten de, sosyal açıdan da "duruşu" olan...Liderine kul-köle değil..Liderine saygılı ama kendisini topluma karşı sorumlu hisseden insanları görmek istiyoruz Meclis'te...Bunu isterken, "sokaktaki insanların" temsilcilerinin de unutulmamasını diliyoruz.Çok üst düzeylerden seçim yapılırken, vatandaş Mehmet Efendi'ye yabancılaşan bir Meclis'imiz de olmasın diyoruz!Lütfen..Bu son derece hassas dengeyi, bazı komplekslere kurban etmeden koruyalım. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni oluşturalım derken...Karşımıza, Meclis'siz bir "Senato" çıkmasın!Topluma tepeden bakıp, burunlarından kıl aldırmayan...Kariyeri yükseldikçe, ahaliden kopan, ülkesine yabancı senatörlerimiz olmasın!Milletin gerçek vekillerini seçelim istiyoruz.Şakir Süter
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.






















































































