Papa II. John Paul'un 2000 yılına girerken (24 Aralık) yayınladığı mesajdan da bu acı gerçeği zaten anlamak mümkündür: "Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya'yı Hıristiyanlaştıralım."
1984 yılından beri "Hıristiyan Olmayanlar Sekreteryası" nın başkanlığını yapan Kardinal Francis Arinze ise, geçmişten bugüne gelinen noktayı anlatırken; "Papa VI. Paul'ün vizyonu gerçekleşmektedir. Çünkü dinlerarası diyalog, kilise misyonunun normal bir parçası olarak görülmektedir" diyordu. (Francis A. Arinze, Prospects of Evangelization With Reference to the Areas of the Non-Christian Religions, Twenty Years After Vatikan II. Bulletin, 59/XX-2, 1985, 124)
Hristiyanlığın batıl, sömürgeci ve iki yüzlüğünün ortaya çıktığı dönemde, tüm dünyanın tek kurtuluşu olan İslam dinine yöneldiği bir zamanda, Papalığın bazı İslami çevre ve Müslüman düşünürleri kullanarak, sahneye koyduğu 'Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü" senaryosu maalesef beklenen menfi semeresini vermiştir.
Bugün artık Hristiyanlık ve Yahudiliğin de hak din olduğunu savunan gafil insanların sayısı artmıştır. Bu anlayışı Türk milletine aşılayan Fetullah Gülendir. Papaya 1998'de getirmiş olduğu mektupta dinlerarası diyolog misyonu (pcid)'in bir parçası olarak burada bulunmaktayım. Bu misyonun gerçekleşmesini arzu etmekteyim diyordu. Yukarıda papalığın bu misyonu ne amaçla kurduğunu yazdık yine de hatırlayalım. "Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya'yı Hıristiyanlaştıralım."
Fetullah Gülen de bu misyonun (İslam coğrafyasının Hıristiyanlaştırılma misyonunun) gerçekleşmesini arzu ettiğini Papa'ya mektubunda ifade ediyordu. Bu mektup Zaman gazetesinde yayınlanır yayınlanmaz ilk tepkiyi sayın Prof. Dr. Haydar Baş Bey koymuştur ve Fetullah Gülen'in maskesini düşürmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti devletinde bir dünya sözüm ona hocalar, âlimler, tarikat liderleri vardı. Hiç birinin sesi çıkmadı. Hiç biri Sayın Prof. Dr. Haydar Baş Bey'e destek vermedi. Bırakın destek vermeyi Fetullah Gülen ve o zamanki siyasiler Sayın Prof. Dr. Haydar Baş Bey'e onun kurucusu olduğu kurumlara belden aşağı iftira ve hakaretlerle saldırılarda bulundular. Bu mu, İslam ahlakı bu mudur? Hocalar, âlimler, İslam dinini bildiğini iddia eden cübbeli, zübbeli sarıklılar İslam'ı hedef alan, Müslümanları Hıristiyanlaştıran bu zümreye karşı neden sustular!
Ne diyor İmam-ı Ali (k.v) "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır." Bunlar hoca mı, şeytan mı? İşte bu cübbeli ve sarıklılar sözüm ona din âlimi olan bu şarlatanlar susarak topyekûn Türk milletini Fetullah ve arkasındaki güce teslim ederken, onca eziyete ve hakarete rağmen yılmadan, milletinin onu ısrarla anlamazlıktan gelmesine de bakmayarak, FETÖ ve arkasındaki tüm güçlerinin önüne set çekerek milletinin yanında olan tek insan Sayın Prof. Dr. Haydar Baş hocamızdı.
Sayın Cumhurbaşkanımızı 2001 senesinde uyarmıştı. (Dinlerarası diyalog ile kim milletimizin karşısına çıkarsa bilin ki FETÖ'nün devamı iş başındadır.) Atalarımız çok güzel söylemiş, "Bin nasihattense bir musibet daha hayırlıdır." Milletimiz Sayın Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in ne demek istediğini daha iyi anlamış mıdır? O günden sonra siyasilerimiz Sayın Prof. Dr. Haydar Baş Bey'e sımsıkı sarılmalıyken O'nun önünü uydurma yeni mahkemelerle kesmek istediler.
Son dönemde Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılması yönündeki tartışmalar, FETÖ'nün başlattığı dinlerarası diyalog çalışmalarının AKP hükümeti ile tam gaz devam ettiğini ortaya koymaktadır.
Ülkemizin ve çevremizde bulunan tüm İslam ülkelerinin tek kurtuluşu olan projeler Sayın Prof. Dr. Haydar Baş Bey'de ve onun kurduğu BTP'de var.
Rusya ve 120 ülke Sayın Baş'ın yazmış olduğu Milli Ekonomi Modeli ile kalkınmaya ve küresel güçlere karşı ayakta durmayı başarmıştır. Biz neden kendi içimizden olan, bizden olan, onun bunun maşası olmayan, dünyanın elini öptüğü Üstat Prof. Dr. Haydar Baş'ı dinlemiyoruz da, hep ithal ve satılmış kuklaların oyuncağı oluyoruz? Yetmez mi artık, anlamamız için başımıza daha neler gelmesi lazım, milletçe yorulduk artık.
Haydar Baş hocamızın mirası Bağımsız Türkiye Partisi ve Genel Başkanı Hüseyin Baş Bey ile ülkemiz, aradığı huzura kavuşacaktır. Türkiye Cumhuriyeti hiç bir ülkeye muhtaç değildir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi "Ey Türk istikbalinin evlâdı! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"
1984 yılından beri "Hıristiyan Olmayanlar Sekreteryası" nın başkanlığını yapan Kardinal Francis Arinze ise, geçmişten bugüne gelinen noktayı anlatırken; "Papa VI. Paul'ün vizyonu gerçekleşmektedir. Çünkü dinlerarası diyalog, kilise misyonunun normal bir parçası olarak görülmektedir" diyordu. (Francis A. Arinze, Prospects of Evangelization With Reference to the Areas of the Non-Christian Religions, Twenty Years After Vatikan II. Bulletin, 59/XX-2, 1985, 124)
Hristiyanlığın batıl, sömürgeci ve iki yüzlüğünün ortaya çıktığı dönemde, tüm dünyanın tek kurtuluşu olan İslam dinine yöneldiği bir zamanda, Papalığın bazı İslami çevre ve Müslüman düşünürleri kullanarak, sahneye koyduğu 'Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü" senaryosu maalesef beklenen menfi semeresini vermiştir.
Bugün artık Hristiyanlık ve Yahudiliğin de hak din olduğunu savunan gafil insanların sayısı artmıştır. Bu anlayışı Türk milletine aşılayan Fetullah Gülendir. Papaya 1998'de getirmiş olduğu mektupta dinlerarası diyolog misyonu (pcid)'in bir parçası olarak burada bulunmaktayım. Bu misyonun gerçekleşmesini arzu etmekteyim diyordu. Yukarıda papalığın bu misyonu ne amaçla kurduğunu yazdık yine de hatırlayalım. "Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya'yı Hıristiyanlaştıralım."
Fetullah Gülen de bu misyonun (İslam coğrafyasının Hıristiyanlaştırılma misyonunun) gerçekleşmesini arzu ettiğini Papa'ya mektubunda ifade ediyordu. Bu mektup Zaman gazetesinde yayınlanır yayınlanmaz ilk tepkiyi sayın Prof. Dr. Haydar Baş Bey koymuştur ve Fetullah Gülen'in maskesini düşürmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti devletinde bir dünya sözüm ona hocalar, âlimler, tarikat liderleri vardı. Hiç birinin sesi çıkmadı. Hiç biri Sayın Prof. Dr. Haydar Baş Bey'e destek vermedi. Bırakın destek vermeyi Fetullah Gülen ve o zamanki siyasiler Sayın Prof. Dr. Haydar Baş Bey'e onun kurucusu olduğu kurumlara belden aşağı iftira ve hakaretlerle saldırılarda bulundular. Bu mu, İslam ahlakı bu mudur? Hocalar, âlimler, İslam dinini bildiğini iddia eden cübbeli, zübbeli sarıklılar İslam'ı hedef alan, Müslümanları Hıristiyanlaştıran bu zümreye karşı neden sustular!
Ne diyor İmam-ı Ali (k.v) "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır." Bunlar hoca mı, şeytan mı? İşte bu cübbeli ve sarıklılar sözüm ona din âlimi olan bu şarlatanlar susarak topyekûn Türk milletini Fetullah ve arkasındaki güce teslim ederken, onca eziyete ve hakarete rağmen yılmadan, milletinin onu ısrarla anlamazlıktan gelmesine de bakmayarak, FETÖ ve arkasındaki tüm güçlerinin önüne set çekerek milletinin yanında olan tek insan Sayın Prof. Dr. Haydar Baş hocamızdı.
Sayın Cumhurbaşkanımızı 2001 senesinde uyarmıştı. (Dinlerarası diyalog ile kim milletimizin karşısına çıkarsa bilin ki FETÖ'nün devamı iş başındadır.) Atalarımız çok güzel söylemiş, "Bin nasihattense bir musibet daha hayırlıdır." Milletimiz Sayın Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in ne demek istediğini daha iyi anlamış mıdır? O günden sonra siyasilerimiz Sayın Prof. Dr. Haydar Baş Bey'e sımsıkı sarılmalıyken O'nun önünü uydurma yeni mahkemelerle kesmek istediler.
Son dönemde Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılması yönündeki tartışmalar, FETÖ'nün başlattığı dinlerarası diyalog çalışmalarının AKP hükümeti ile tam gaz devam ettiğini ortaya koymaktadır.
Ülkemizin ve çevremizde bulunan tüm İslam ülkelerinin tek kurtuluşu olan projeler Sayın Prof. Dr. Haydar Baş Bey'de ve onun kurduğu BTP'de var.
Rusya ve 120 ülke Sayın Baş'ın yazmış olduğu Milli Ekonomi Modeli ile kalkınmaya ve küresel güçlere karşı ayakta durmayı başarmıştır. Biz neden kendi içimizden olan, bizden olan, onun bunun maşası olmayan, dünyanın elini öptüğü Üstat Prof. Dr. Haydar Baş'ı dinlemiyoruz da, hep ithal ve satılmış kuklaların oyuncağı oluyoruz? Yetmez mi artık, anlamamız için başımıza daha neler gelmesi lazım, milletçe yorulduk artık.
Haydar Baş hocamızın mirası Bağımsız Türkiye Partisi ve Genel Başkanı Hüseyin Baş Bey ile ülkemiz, aradığı huzura kavuşacaktır. Türkiye Cumhuriyeti hiç bir ülkeye muhtaç değildir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi "Ey Türk istikbalinin evlâdı! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"
Gökhan Demir / diğer yazıları
- Yanlışta ısrar etmek / 12.06.2026
- ‘Beni seveni sevdin mi, düşmanıma düşman oldun mu?’ / 04.06.2026
- Sabretmek ibadet, günahtır isyanım / 27.05.2026
- Günümüzdeki Yahudiler ve Hıristiyanların ehl-i kitap vasfı / 26.05.2026
- Geviş getirerek Büyük İsrail projesini seyre dalanlar / 24.05.2026
- Misyonerliğin Türk milleti üzerindeki hesapları / 23.05.2026
- ‘Ahir zamanda ümmetim bölük bölük Hıristiyan olacak…’ / 20.05.2026
- Dinlerarası Diyalog ve FETÖ hareketi bitti mi? / 14.05.2026
- Gurur / 13.05.2026
- Yazıklar olsun kendini kandıranlara… / 11.05.2026
- ‘Beni seveni sevdin mi, düşmanıma düşman oldun mu?’ / 04.06.2026
- Sabretmek ibadet, günahtır isyanım / 27.05.2026
- Günümüzdeki Yahudiler ve Hıristiyanların ehl-i kitap vasfı / 26.05.2026
- Geviş getirerek Büyük İsrail projesini seyre dalanlar / 24.05.2026
- Misyonerliğin Türk milleti üzerindeki hesapları / 23.05.2026
- ‘Ahir zamanda ümmetim bölük bölük Hıristiyan olacak…’ / 20.05.2026
- Dinlerarası Diyalog ve FETÖ hareketi bitti mi? / 14.05.2026
- Gurur / 13.05.2026
- Yazıklar olsun kendini kandıranlara… / 11.05.2026

























































