Nefis devreden çıkınca kalpte sadece Allah kalır
İçinde Allah’tan başka birisi olduğu sürece kalbin kurtuluşu olmaz. Sen kalbinle başkasına yönelmişsen bin yıl ateşin üstünde secde etsen de bir işe yaramaz…
Haber Merkezi





Bir şeyin evveli şehadet getirmek, sonrası da sevilmeyi ve kovulmayı bir görmektir. Bu halde kalmak kalbin sağ olmasına bağlıdır.
Bir kimsenin kalp âlemi sıhhat bulur, Yaratan'ı ile birleşirse, onun için kovulmakla, kabul olunmak aynı manayı taşır. Övülmek, kötülenmek bir olur. Hastalık ve afiyet aynı olur. Zenginlikle fakirlik fark taşımaz. Dünyanın gelmesi veya gitmesi eşit olur.
Anlattığımız haller bir kimsede tam olursa nefsi yok olur. Tabiat ateşi söner. Şeytanı, önünde boynu bükük kalır. O salih kalp için dünya ve onun sahipleri küçük görülür ve ahiret büyür.

Sonra esas nura kavuşur, ikisini de bırakır, Mevla'ya döner. O kalp için halkın arasından Hakk'a bir yol açılır, oradan Hakk'a yol alır…
Eline bir dilim ekmek geçer de nefsin seninle didişip, arzuladığı şeyleri elde etmek için diretecek olursa, eline bir ekmek kırıntısı dahi geçmeyenlerin durumuna bak.
Çünkü nefsine buğz ve düşmanlık edip Allah'ın tarafını tutmadığın sürece kurtuluşun söz konusu bile olamaz…
Çarşıya çıkıp orada türlü lezzetler ve arzular uyandıran şeyleri görüp onlara bağlanan kişinin kalbi fitnelere takılır.

Bu onun; yaratılışına uygun davranıp, hevâsına uyarak dînini ve kulluğunu terk etmesine ve böylelikle helâk olmasına sebep olur. Ancak Allah Azze ve Celle; rahmet, ismet ve yol göstermesiyle ulaşacak ki, kurtulabilsin.
Onlardan kimi de bunları görür ve helâke sürüklenir, fakat aklına ve dinine dönerek, kendini sabretmeye zorlar ve onu terk etme acısını yutmaya çalışır.
İşte o; nefsine, tabiatına ve hevâsına karşı (olan mücadelesinde) Allah Teâlâ'nın yardım ettiği mücahit gibidir. Onun için ahirette bol mükâfat yazılır.

Nebî Aleyhisselâm, rivayet edilen bir hadis-i şerifte şöyle buyurur: "Mü'minler için acziyet hâlinde terk ettikleri bir arzuya, bir; kudretli anlarında terk ettiklerine ise, yetmiş iyilik ecri yazılır."
Onlardan, Allah Azze ve Celle'nin katından dünya ve mal genişliğiyle lütfunu tahsîl eden kimse ise; onları elde eder, onlarla hemhal olur ve böylelikle Allah Azze ve Celle'ye şükreder."
Ey evlat! Hakk'ın gayri nesneler, senin manevi huzursuzluğunu gidermez. Hak'la ol; seni O'nun nuru doyurur. İlahi varlığın nuruna erince her şeyi bulmuş olursun.

Maide suresinin 54. ayetinde Cenab-ı Hak, "Allah onları sever; onlar da Allah'ı severler" buyrulur.
Yaratan seni ibadet için yarattı. O seni kendisine arkadaş etmek ister, başkalarını neylersin?
Nefis Hakk'a boyun eğinceye kadar çabala. Hakk'a uyarsa yanına al, Hak kapısına götür. Sakın nefse uyma. Ancak çeşitli yollardan ıslah ettikten sonra…

Nefis, Hakk'ı görmez. Sağırdır ve aklı bir şeye ermez. Ayrıca Yaratan'ın kudretini de bilmez ve O'na düşman olur. Devamlı çalışma ile onun gözlerini açmak gerekir. Devamlı mücadele, nefsin kulağına Hakk'ı duyurur ve diline de söyletir.
Nefisle cenk için azme, sebata ve mertliğe ihtiyaç vardır. Nefsinizin hazlarını ve şehvetlerini kesin ve sadece haklarını verin.
Mutlaka vermeniz gereken haklar ise açlığını kıracak kadar yemek ve avretini örtecek bir elbiseden ibarettir.

Bu Allah'a ibadet edebilmek için de şarttır. Ona, 'Allah'a itaat etmediğin, oruç tutup namaz kılmadığın ve sana verdiğim emirleri yapmadığın sürece sana hakkını vermem' de ve onunla mücadele et!
Nefisten korkma, o kuru gürültü ile laf atar. Yalan söyler, doğruluk etmez. Nefsin şahı İblis'tir. Doğru olan hiçbir iman sahibine İblis'in dişi batmaz…" (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)






















































































