İnsan bazen sahip olduklarına bakıp kendisine şu soruyu sormalıdır:
"Bunca şeye rağmen neden hâlâ yetmiyor?"
Daha çok kazanıyoruz, daha çok tüketiyoruz, daha çok sahip oluyoruz. Fakat içimizdeki "daha" duygusu bir türlü sona ermiyor.
Çünkü nefis, sahip olmakla değil, istemekle besleniyor.
Bir arzu gerçekleşiyor, arkasından yenisi geliyor. Bir makam elde ediliyor, daha yükseği isteniyor. Bir servet kazanılıyor, daha fazlası aranıyor. İnsan alkışlanıyor, daha çok alkış bekliyor.
Demek ki mesele sadece sahip olduklarımız değil.
Mesele, sahip olduklarımızın bizi sahiplenmeye başlamasıdır.
Kur'an-ı Kerim, insanın mala karşı düşkünlüğünü şöyle bildiriyor:
"Gerçekten insan, Rabbine karşı çok nankördür. Kendisi de buna şahittir. Mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür." (Âdiyât, 100/6-8)
Peygamber Efendimiz (s.a.a.) de insanın bitmek bilmeyen arzusunu şöyle ifade ediyor:
"Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsa, üçüncüsünü ister."
Hadisin devamında insanın gözünü ancak toprağın dolduracağı bildirilir. (Buhârî, Rikâk)
Burada İslam'ın mala veya çalışmaya karşı olduğu düşünülmemelidir. Helalinden kazanmak, üretmek, ailesinin ve toplumunun ihtiyaçlarını karşılamak elbette değerlidir.
Asıl mesele, dünyanın insanın elinde mi, yoksa kalbinde mi olduğudur.
"Hak Divanında" şiirimizdeki şu dörtlük, bu gerçeği ne güzel anlatıyor:
Aldanmayın dünyaya sonunuz hüsran olur
Mazlumlara zulmeden elbet ettiğin bulur
Cahilce hayat süren gaflet içinde ölür
Nazarî'yem üzülür ağlarım halimize
Dünya aldatıcı olduğu için değil, insan dünyayı asıl hedef hâline getirdiği zaman tehlikeli olur.
Çünkü insanın yaratılışında sonsuzluk arzusu vardır. Sonlu olan hiçbir şey, sonsuzu arayan gönlü bütünüyle doyuramaz.
"Hakikattir Muhabbet" şiirimizdeki şu mısralar da meselenin özünü ortaya koyuyor:
Nazarî'yem dünyayı oyun oyuncak bildim
Aşktan nasipsizleri hepten kalbimden sildim
Gidecek kapım yoktur Allah'ım sana geldim
Yaratılış sırrıdır hakikattir muhabbet.
İşte nefis ile gönül arasındaki fark burada ortaya çıkıyor.
Nefis ister; gönül arar.
Nefis dünyayı çoğaltmak ister; gönül hakikati bulmak ister.
Nefis "daha fazla" der; iman "daha doğru" demeyi öğretir.
İnsan nefsinin her istediğini yerine getirdiğinde özgürleşmez. Tam tersine, arzularının esiri olur.
Gerçek özgürlük, insanın her istediğini yapabilmesi değil; istediği her şeyin peşinden gitmek zorunda olmadığını bilmesidir.
Öyleyse nefsimize şu soruyu sormalıyız:
"Seni doyuracak olan gerçekten daha fazlası mı, yoksa Allah'ın rızası mı?"
Çünkü nefis dünyayı istedikçe büyür.
Gönül ise Allah'ı buldukça huzur bulur.
Nefis doymuyor.
Çünkü nefis, dünyayla doyacak şekilde yaratılmadı.
Gönül Allah için yaratıldı.
Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın "İnsan gönüldür, gönül" sözünü şimdi daha iyi anlıyoruz. Vesselam...
"Bunca şeye rağmen neden hâlâ yetmiyor?"
Daha çok kazanıyoruz, daha çok tüketiyoruz, daha çok sahip oluyoruz. Fakat içimizdeki "daha" duygusu bir türlü sona ermiyor.
Çünkü nefis, sahip olmakla değil, istemekle besleniyor.
Bir arzu gerçekleşiyor, arkasından yenisi geliyor. Bir makam elde ediliyor, daha yükseği isteniyor. Bir servet kazanılıyor, daha fazlası aranıyor. İnsan alkışlanıyor, daha çok alkış bekliyor.
Demek ki mesele sadece sahip olduklarımız değil.
Mesele, sahip olduklarımızın bizi sahiplenmeye başlamasıdır.
Kur'an-ı Kerim, insanın mala karşı düşkünlüğünü şöyle bildiriyor:
"Gerçekten insan, Rabbine karşı çok nankördür. Kendisi de buna şahittir. Mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür." (Âdiyât, 100/6-8)
Peygamber Efendimiz (s.a.a.) de insanın bitmek bilmeyen arzusunu şöyle ifade ediyor:
"Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsa, üçüncüsünü ister."
Hadisin devamında insanın gözünü ancak toprağın dolduracağı bildirilir. (Buhârî, Rikâk)
Burada İslam'ın mala veya çalışmaya karşı olduğu düşünülmemelidir. Helalinden kazanmak, üretmek, ailesinin ve toplumunun ihtiyaçlarını karşılamak elbette değerlidir.
Asıl mesele, dünyanın insanın elinde mi, yoksa kalbinde mi olduğudur.
"Hak Divanında" şiirimizdeki şu dörtlük, bu gerçeği ne güzel anlatıyor:
Aldanmayın dünyaya sonunuz hüsran olur
Mazlumlara zulmeden elbet ettiğin bulur
Cahilce hayat süren gaflet içinde ölür
Nazarî'yem üzülür ağlarım halimize
Dünya aldatıcı olduğu için değil, insan dünyayı asıl hedef hâline getirdiği zaman tehlikeli olur.
Çünkü insanın yaratılışında sonsuzluk arzusu vardır. Sonlu olan hiçbir şey, sonsuzu arayan gönlü bütünüyle doyuramaz.
"Hakikattir Muhabbet" şiirimizdeki şu mısralar da meselenin özünü ortaya koyuyor:
Nazarî'yem dünyayı oyun oyuncak bildim
Aşktan nasipsizleri hepten kalbimden sildim
Gidecek kapım yoktur Allah'ım sana geldim
Yaratılış sırrıdır hakikattir muhabbet.
İşte nefis ile gönül arasındaki fark burada ortaya çıkıyor.
Nefis ister; gönül arar.
Nefis dünyayı çoğaltmak ister; gönül hakikati bulmak ister.
Nefis "daha fazla" der; iman "daha doğru" demeyi öğretir.
İnsan nefsinin her istediğini yerine getirdiğinde özgürleşmez. Tam tersine, arzularının esiri olur.
Gerçek özgürlük, insanın her istediğini yapabilmesi değil; istediği her şeyin peşinden gitmek zorunda olmadığını bilmesidir.
Öyleyse nefsimize şu soruyu sormalıyız:
"Seni doyuracak olan gerçekten daha fazlası mı, yoksa Allah'ın rızası mı?"
Çünkü nefis dünyayı istedikçe büyür.
Gönül ise Allah'ı buldukça huzur bulur.
Nefis doymuyor.
Çünkü nefis, dünyayla doyacak şekilde yaratılmadı.
Gönül Allah için yaratıldı.
Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın "İnsan gönüldür, gönül" sözünü şimdi daha iyi anlıyoruz. Vesselam...
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Nefis neden doymuyor? / 10.10.2026
- Nefsin yeni oyuncakları / 09.10.2026
- Asıl mesele insan / 08.10.2026
- Zenginlik nedir? / 06.10.2026
- Kul hakkının yeni yüzü / 05.10.2026
- Paramız artarken insanlığımız azalıyor mu? / 04.10.2026
- Kolay kazanç, ağır kayıp / 03.10.2026
- Dünya malı da bir imtihandır / 02.10.2026
- Umre: Bir ibadetten daha fazlası / 01.10.2026
- Cuma Mescidi: Müslümanların parayla imtihanı / 30.09.2026
- Nefsin yeni oyuncakları / 09.10.2026
- Asıl mesele insan / 08.10.2026
- Zenginlik nedir? / 06.10.2026
- Kul hakkının yeni yüzü / 05.10.2026
- Paramız artarken insanlığımız azalıyor mu? / 04.10.2026
- Kolay kazanç, ağır kayıp / 03.10.2026
- Dünya malı da bir imtihandır / 02.10.2026
- Umre: Bir ibadetten daha fazlası / 01.10.2026
- Cuma Mescidi: Müslümanların parayla imtihanı / 30.09.2026


























































