logo
10 EKİM 2026

Nefis neden doymuyor?

10.10.2026 00:00:00
 
İnsan bazen sahip olduklarına bakıp kendisine şu soruyu sormalıdır:

"Bunca şeye rağmen neden hâlâ yetmiyor?"

Daha çok kazanıyoruz, daha çok tüketiyoruz, daha çok sahip oluyoruz. Fakat içimizdeki "daha" duygusu bir türlü sona ermiyor.

Çünkü nefis, sahip olmakla değil, istemekle besleniyor.

Bir arzu gerçekleşiyor, arkasından yenisi geliyor. Bir makam elde ediliyor, daha yükseği isteniyor. Bir servet kazanılıyor, daha fazlası aranıyor. İnsan alkışlanıyor, daha çok alkış bekliyor.

Demek ki mesele sadece sahip olduklarımız değil.

Mesele, sahip olduklarımızın bizi sahiplenmeye başlamasıdır.

Kur'an-ı Kerim, insanın mala karşı düşkünlüğünü şöyle bildiriyor:

"Gerçekten insan, Rabbine karşı çok nankördür. Kendisi de buna şahittir. Mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür." (Âdiyât, 100/6-8)

Peygamber Efendimiz (s.a.a.) de insanın bitmek bilmeyen arzusunu şöyle ifade ediyor:

"Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsa, üçüncüsünü ister."

Hadisin devamında insanın gözünü ancak toprağın dolduracağı bildirilir. (Buhârî, Rikâk)

Burada İslam'ın mala veya çalışmaya karşı olduğu düşünülmemelidir. Helalinden kazanmak, üretmek, ailesinin ve toplumunun ihtiyaçlarını karşılamak elbette değerlidir.

Asıl mesele, dünyanın insanın elinde mi, yoksa kalbinde mi olduğudur.

"Hak Divanında" şiirimizdeki şu dörtlük, bu gerçeği ne güzel anlatıyor:

Aldanmayın dünyaya sonunuz hüsran olur

Mazlumlara zulmeden elbet ettiğin bulur

Cahilce hayat süren gaflet içinde ölür

Nazarî'yem üzülür ağlarım halimize

Dünya aldatıcı olduğu için değil, insan dünyayı asıl hedef hâline getirdiği zaman tehlikeli olur.

Çünkü insanın yaratılışında sonsuzluk arzusu vardır. Sonlu olan hiçbir şey, sonsuzu arayan gönlü bütünüyle doyuramaz.

"Hakikattir Muhabbet" şiirimizdeki şu mısralar da meselenin özünü ortaya koyuyor:

Nazarî'yem dünyayı oyun oyuncak bildim

Aşktan nasipsizleri hepten kalbimden sildim

Gidecek kapım yoktur Allah'ım sana geldim

Yaratılış sırrıdır hakikattir muhabbet.

İşte nefis ile gönül arasındaki fark burada ortaya çıkıyor.

Nefis ister; gönül arar.

Nefis dünyayı çoğaltmak ister; gönül hakikati bulmak ister.

Nefis "daha fazla" der; iman "daha doğru" demeyi öğretir.

İnsan nefsinin her istediğini yerine getirdiğinde özgürleşmez. Tam tersine, arzularının esiri olur.

Gerçek özgürlük, insanın her istediğini yapabilmesi değil; istediği her şeyin peşinden gitmek zorunda olmadığını bilmesidir.

Öyleyse nefsimize şu soruyu sormalıyız:

"Seni doyuracak olan gerçekten daha fazlası mı, yoksa Allah'ın rızası mı?"

Çünkü nefis dünyayı istedikçe büyür.

Gönül ise Allah'ı buldukça huzur bulur.

Nefis doymuyor.

Çünkü nefis, dünyayla doyacak şekilde yaratılmadı.

Gönül Allah için yaratıldı.

Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın "İnsan gönüldür, gönül" sözünü şimdi daha iyi anlıyoruz. Vesselam...
 
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.