logo
03 TEMMUZ 2026

Nefsin en fazla itiraz ettiği konu

Nefsin en fazla itiraz ettiği konu, ölümden sonra dirilmektir. Aslında, ölümden sonra dirilmeyi kabul etmek insanın kendi menfaatinedir

03.07.2026 00:06:00
Haber Merkezi
 
Nefsin en fazla itiraz ettiği konu
Nefsin en fazla itiraz ettiği konu
Nefsin en fazla itiraz ettiği konu, ölümden sonra dirilmektir. Aslında, ölümden sonra dirilmeyi kabul etmek insanın kendi menfaatinedir.

Öyle ya, dirileceksin; ebedi bir hayat seni bekliyor, daha ne istiyorsun. Fakat nefis bu vadide o kadar enterasan bir yokluğa mahkum ki, şeytanla işbirliği yaparak, insanı bir kurt gibi kemiren, "Nasıl dirileceksin ki?" benzeri soruları sorar ve sordurur.

Bir gün Hz. Fahr–i Alem Efendimiz'in huzuruna müşriklerden bir tanesi geliyor. Yerden bir kemiği alıyor. Ufalıyor. "Ya Muhmammed! Şu, ufalanmış kemik, un haline gelmiş şu parçalar mı dirilecek? Bunu mu demek istiyorsun?" diyor.







Sure–i Yasin'de Allah, manayla yüklü bir ayetle bu inkara cevap veriyor: "Ateşle odunu birarada tutan Rabbinin mi, seni diriltmeye gücü yetmeyecek?!"

Kerestenin, odunun bünyesinde ateş de var, su da var. Yaktığın zaman ondaki su yanmasına mani olmuyor. Durduğu zaman da onu yakmıyor. Bu iki zıt kutbu biraraya toplayan Rabbinin mi öldükten sonra seni diriltmeye gücü yetmeyecek?!

Bu ne muazzam bir hakikat…

Öyle zıt kuvvetleri biraraya getiriyor ki Allah, bakıldığı zaman "pes" dememek mümkün değil. O iradeye, "Sen benim Rabbimsin" dememek mümkün değil. İşte buradan hareketle insan, tefekkür etmeli ve Cenab–ı Hakk'ın iradesine teslim olmalıdır.







Devenin yaratılışındaki hikmet

"Şu devenin yaratılışına baksana" diyor Allah. Acaba ne var bu devede ki, Allah onu örnek gösteriyor. Çok ilginçtir, devenin ayaklarına bakın.

Devenin ayakları öyle enteresan bir tarzda halkedilmiş ki, kuma bastığı zaman batmaz. Koskoca bir hayvan…

Allah onu şamar gibi yapmış. O nedenle, bir ineği çöl şartlarında yürütemezsiniz. Şu nükteye bakın! O şartlarda, o hayvana nasıl bir ayak lazımsa, Allah onu ona verdi.

Sırtındaki nedir devenin? Hörgüç. Gıdasını ve suyunu o hörgüce stok eder. Allah ona öyle bir fıtrat ikram etti ki, bir hafta yol yürüyecek, o yolda su yoktur, bir hafta boyunca yolda onu kullanır.







Bütün bunlar bir tesadüfün neticesi olabilir mi? Bunu yapan bir irade, bu iradenin de bir hesabı var: "Ölecek ve de dirileceksiniz."

Müslüman, ahiret gününe inanacak, bu imanı taşıyacak ki, ahirette kurtulanlardan olsun.

Ahirete imanın insan psikolojisine, karakterine büyük etkisi vardır. Düşünün ki, yapacağınız her işten hesaba çekileceğinizi kabul ediyorsunuz.

Yürüdüğünüz toprak üzerinde bir karıncayı bile incitemezsiniz. Yine düşünün ki, yaptığınız hiçbir şeyin hesabını vermeyeceksiniz; işlemeyeceğiniz cinayet, yapmayacağınız gasp kalmaz.







Kısaca ahirete iman, aynı zamanda toplum hayatının teminatıdır. Bunu kaybedersek, toplumdaki ahenk, düzen, nizam da kaybolur.

Öyleyse şunu büyük bir imanla söyleyebiliriz: Biz topluma sadece ahirete imanı nakşedebilsek hiçbir sıkıntımız kalmaz. Ahiret inancının hayata yansımasıyla birlikte, gerek fert, gerek aile, gerek cemiyet ve insanlık olarak elde edeceklerimizin boyutları anlatılmayacak kadar çoktur.

Ama ne hikmetse, insan kendi lehine olan çok şeyi terk eder de aleyhinde olan yanlışların ardından koşar. Allah, yanlışları terk edip, hakiki manada ahirete iman etmeyi cümlemize nasip etsin. (Prof. Dr. Haydar Baş İcmal Dergisi Ekim 2011)

Hukuk sustuğunda sokak konuşur

Bir toplumun bir arada yaşamasını sağlayan en temel çimento, şüphesiz ki hukuk sistemine duyulan güvendir

28.06.2026 10:29:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Hukuk sustuğunda sokak konuşur
Hukuk sustuğunda sokak konuşur
Bir toplumun bir arada yaşamasını sağlayan en temel çimento, şüphesiz ki hukuk sistemine duyulan güvendir.

Ancak son dönemde kamuoyunun adalet sistemine olan inancında ciddi bir kırılma yaşandığını görüyoruz. Bireylerin hukukun kendilerini koruduğuna, suçluyu cezalandırdığına ve mağdurun hakkını teslim ettiğine dair inancı zayıfladığında, toplumlar çok tehlikeli bir eşiğe sürükleniyor: Kendi adaletini arama ve ihkak-ı hak eğilimi.

Peki, bir toplum nasıl olur da kurumsal adaletten umudunu kesip kendi adaletini uygulama noktasına gelir? Gelin, bu tehlikeli dönüşümün anatomisine birlikte bakalım.







Adım Adım Güven Kaybı: Kurumsal Çöküşten Sosyal Kaosa

Adalet sistemine güvenin kaybolması bir gecede gerçekleşmez. Bu, bir dizi sistemik tıkanıklığın ve çaresizlik hissinin üst üste binmesiyle oluşan kronik bir süreçtir:

1. Cezasızlık Algısı ve Geciken Kararlar: "Geç gelen adalet, adalet değildir" sözünün somutlaştığı aşamadır bu. Yıllar süren davalar, infaz yasalarındaki boşluklar veya denetimli serbestlik sınırlarının esnekliği nedeniyle suçluların sokakta rahatça gezmesi, kamuoyunda "Suç işleyen cezasız kalıyor" algısını kökleştirir.

2. Hukuki Yalnızlık ve Çaresizlik Hissi: Mağdurun, devletin koruyucu zırhından mahrum kaldığını hissettiği andır. Birey, maruz kaldığı haksızlık veya şiddet karşısında yasal mekanizmaların işlevsiz kaldığını gördüğünde, kurumsal yapılardan psikolojik olarak kopar ve derin bir çaresizlik hissine kapılır.







3. Sosyal Medya Adaleti ve Dijital Mahkemeler: Geleneksel mahkemelerden umudunu kesen kitleler, davaları sosyal medya platformlarına taşır. Hashtag'ler vasıtasıyla "dijital mahkemeler" kurulur, sanıklar daha hakim karşısına çıkmadan toplum vicdanında mahkum edilir. Sosyal medyanın baskısıyla açılan soruşturmalar veya değişen kararlar, adalet sisteminin bağımsızlığına indirilen en büyük darbelerden biri olur.

4. Bireysel Adalet ve İhkak-ı Hak: Sürecin en karanlık noktasıdır. Devletin şiddet kullanma tekelini ve yargı yetkisini kaybettiği algısı yerleştiğinde, bireyler veya gruplar kendi adaletlerini kendileri sağlamaya kalkışır. Sokak kavgalarının infaza dönüşmesi, linç girişimleri, mafyatik yapılardan medet umma ve bireysel silahlanma bu aşamada tırmanışa geçer.







Orman Kanununa Dönüş Riski

Sosyologlar ve hukukçular, adalete inancın kaybolduğu bir toplumun "hukuk devleti" vasfını yitirerek hızlıca bir "orman kanunu" ortamına gerileyeceği konusunda hemfikir. Hukuk sisteminin işlevini yitirmesi, suç oranlarını artırmakla kalmaz; aynı zamanda ticari hayatı, yatırımları ve en önemlisi toplumsal barışı da felç eder. Kimsenin yarınından emin olmadığı bir iklimde, en temel insani güven duygusu yok olur.







Meselenin Özü: Adalet, yalnızca suçlunun cezalandırılması değil, toplumun vicdanen tatmin edilmesidir. Vicdanların kurumsal yollarla teskin edilmediği her boşluk, bireysel öfke, intikam duygusu ve kontrolsüz şiddet tarafından doldurulmaya mahkumdur.






Bu tehlikeli gidişatın durdurulmasının tek yolu; yargı bağımsızlığının koşulsuz şartsız güvence altına alınması, infaz sisteminin caydırıcı hale getirilmesi ve hukukun "güçlünün kalkanı" değil, "haklının kılıcı" olduğunun topluma yeniden uygulamalarla kanıtlanmasıdır.

Unutkan damatlar bu tarihi seçti: Evlendirme daireleri doldu taştı

Sivas'ta evlilik tarihlerini unutulmaz kılmak isteyen çiftler, nikah töreni için takvimlerin dikkat çeken tarihi 26.06.2026'yı tercih etti. Unutkan damatların özel gün tercihi, evlendirme dairelerinde yoğunluk oluşturdu

26.06.2026 13:02:00 / Güncelleme: 26.06.2026 13:06:24
İHA
 
Unutkan damatlar bu tarihi seçti: Evlendirme daireleri doldu taştı
Unutkan damatlar bu tarihi seçti: Evlendirme daireleri doldu taştı
Sivas'ta hayatlarını birleştirmek isteyen çiftler, dikkat çeken tarih olan '26.06.2026' gününde nikâhlarını kıydırmak için Sivas Belediyesi Evlendirme Dairesi'ne akın etti. Akılda kalıcı olması nedeniyle yoğun ilgi gören özel tarih, nikah salonunda yoğunluğa neden oldu. Evlilik tarihlerini unutulmaz hale getirmek isteyen çiftler, özel günlerini anlamlı bir tarihle taçlandırmak için aylar öncesinden rezervasyon yaptırdı. Düğün ve nikâh hazırlıklarını bu tarihe göre planlayan çiftler, günün oluşturduğu görsel uyumun yanı sıra akılda kalıcılığını da önemli bir tercih sebebi olarak gösterdi.






Resmi nikahı kıyılan Lokman Yağmur, "Özel bir gün olmasını istedik. Unutmamak adına belli bir tarih olsun diye karar verdik. Bu sebeple bu tarihi seçtik. Özel bir tarih olduğu için yoğunluk vardı. İnsanlar da bizim gibi düşünüp bu tarihi seçmişler" dedi.









Özel anlar için özel tarihleri seçtiler

Evlilik sürecindeki bütün adımları için özel tarihler seçtiğini ifade eden damat Taha Çotul, "Bu günü seçmemizin sebebi, bu süreçte her anımızın özel bir gün olması. 14 Şubat'ta nişanlandık, 1 Ocak'ta evlenme teklifi ettim. Düğünümüzü de 4 Eylül Sivas Kongresi tarihinde yapacağız. Bütün özel günleri dolduruyoruz. Bugün de özel bir gün olsun istedik. Hem o günlerden biri olsun hem de unutmamak için bu tarihi seçtik" diye konuştu.








"Eşimin böyle önemli tarihleri unutacağını düşünmüyorum"

Gelin Merve Çotul ise, "Hatırda kalır bir tarih olsun istedik. Çabuk unutulan bir tarih olmasın diye düşündük. Denk geldi, güzel oldu. Özel bir gün olduğu için güzel bir yoğunluk da var. Ben eşimin böyle önemli tarihleri unutacağını düşünmüyorum" şeklinde konuştu.




















logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.