Büyüme frenledi, geniş tanımlı işsizlik tırmandı
Merkez Bankası'nın yüksek politika faizi ve ekonomi yönetiminin dezenflasyon programı kâğıt üzerinde hedeflere yaklaşıyor gibi görünse de reel sektör daralma sinyalleri veriyor. Küresel kurumların büyüme tahminlerini aşağı çektiği Türkiye ekonomisinde, resmi rakamlar ile sokaktaki "geniş tanımlı" işsizlik arasındaki makas giderek açılıyor
Eyüp Kabil





Ancak yüksek borçlanma maliyetleri ve daralan iç talep, reel sektörün tekerleklerine çomak sokuyor. Bu durum, küresel ekonomi otoritelerinin de radarına girmiş durumda. OECD, yayımladığı son "Ekonomik Görünüm" raporunda Türkiye'nin büyüme tahminini yüzde 3,3'ten yüzde 3,1 seviyesine indirirken; IMF de benzer şekilde büyüme beklentisini yüzde 3,4'e çekerek yavaşlamanın kaçınılmaz olduğuna işaret etti.
Resmi veri ile sokak arasındaki makas
Ekonomi yönetiminin "başarı" olarak nitelendirdiği makro göstergeler ile piyasanın mikro gerçekleri arasındaki tezatlık, en net şekilde istihdam piyasasında kendini gösteriyor. TÜİK tarafından açıklanan son işgücü istatistiklerine göre dar tanımlı resmi işsizlik oranı yüzde 8,2 seviyesinde yatay bir seyir izliyor.
Ancak aynı raporun detaylarında gizlenen zamana bağlı eksik istihdam ve potansiyel işgücünü kapsayan "atıl işgücü" yani geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 31 gibi endişe verici bir boyuta ulaşmış durumda. Eleştirmenler, uzun süredir üretimi ve istihdamı destekleyen adımlar yerine sadece finansal göstergelere odaklanılmasının, sanayi ve hizmet sektöründe gizli bir istihdam krizini körüklediğini vurguluyor.
Otomotiv ve iç pazarda sert daralma darbesi
Sıkı para politikasının yarattığı kredi musluklarının kısılması, lokomotif sektörlerde şok dalgaları yaratıyor. Yılın ilk yarısına ilişkin sektörel veriler, Türkiye otomobil ve hafif ticari araç pazarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,19 oranında daraldığını ortaya koydu. Vatandaşın alım gücünün yüksek enflasyon karşısında erimesi ve krediye erişimin imkansızlaşması, tüketim eğilimini bıçak gibi kesiyor.
Hükümet kanadı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açıklamalarında olduğu gibi finansal istikrar ve dezenflasyon sürecinin olumlu gittiğini savunsa da, reel sektör temsilcileri büyümenin bu denli frenlemesinin iflasları ve konkordatoları tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Ekonomi politikasının faturasının sadece ücretli çalışanlara ve üretime kesilmesi, yapısal reformlar yapılmadığı sürece stagflasyon (durgunluk içinde enflasyon) riskini masada tutmaya devam ediyor.










































































