O, her şeye egemendir
İmam Ca’fer’e (a.s.), “Rahman Arş’a istiva etmiştir” (Taha, 5) ayeti soruldu. Buyurdu ki: “O, her şeye egemendir. Hiçbir şey başka bir şeye göre ona daha yakın değildir”
26.01.2024 10:29:00
Hakan Akkuş
Hakan Akkuş





İmam Ca'fer'in ilminin kaynağını, bu ilmi direkt olarak Resûlullah'tan, Hz. Ali'den, babası ve dedesi kanalıyla aldığını ifade etmiştik. Daha açık bir ifadeyle, İmam Ca'fer Resûlullah'tan, İmam Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, İmam Zeynelabidin ve İmam Muhammed Bâkır kanalıyla kendisine ulaşan hadisler, İmam Ali'nin hayatta iken yazmış olduğu kitaplar ve kendi sahip olduğu manevî bilgi ile Kur'an ayetlerini tefsir etmiştir.
Bu bölümde İmam'ın tefsirlerinden bazı örnekler veriyoruz.
İmam'a, "Rahman Arş'a istiva etmiştir" (Taha, 5) ayeti soruldu. Buyurdu ki: "O, her şeye egemendir. Hiçbir şey başka bir şeye göre ona daha yakın değildir." (Usul-i Kâfi, c. 1, s. 192).
"O, gökte de ilah olandır, yerde de ilah olandır." (Zuhruf, 84).
Bu ayet zındıkların başı Deysemî'nin, İmam'ın öğrencilerine karşı münazara sırasında ileri sürdüğü bir ayettir. Deysemî, "İşte bu ayet tam da bizim görüşümüzü ifade etmektedir" demiş ve İmam'ın öğrencisi Hişam b. Hakem buna verecek bir cevap bulamamıştır. O, şöyle diyor: "Ona verecek bir cevap bulamadım. Yenilmiştim."
Hişam b. Hakem daha sonra olayı İmam Ca'fer'e haber verir ve bu ayetin manasını sorar. İmam buyurur ki: "Bu pis bir zındığın söyleyeceği sözlerdir. Bir daha onun yanına gidersen de ki, "Kûfe'de adın nedir?" O da "falan" diyecektir. Sonra, "Basra'da adın nedir?" diye sor. O yine, "falan, falan" diyecektir. Sen de o zaman de ki: "İşte bizim Rabbimiz de böyledir. Gökte ilahtır, yerde ilahtır. Denizlerde ilahtır, ovalarda ilahtır. Her yerde ilahtır."
Hişam diyor ki: "Hemen yola koyuldum. Deysemî'nin yanına gittim. İmamın dediklerini ona bir bir söyledim. Dedi ki: "Bu cevap Hicaz'dan gelmiştir." (Usul- i Kâfi, c. 1, s. 194).
Zurare anlatıyor:
İmam Ca'fer'e, "Kürsüsü, gökleri de kaplayıp kucaklamıştır, yeryüzünü de. (Bakara, 255) ayetinin manasıyla ilgili olarak şunu sordum:
"Göklerle yer mi kürsüyü içine alır, yoksa kürsü mü gökleri ve yeri içine alır?"
Buyurdu ki: "Bilakis, Kürsü, gökleri, yeri ve Arş'ı içine alır, Kürsü her şeyi kapsar." (Usul-i Kâfi, c. 1, s. 199).
Bu bölümde İmam'ın tefsirlerinden bazı örnekler veriyoruz.
İmam'a, "Rahman Arş'a istiva etmiştir" (Taha, 5) ayeti soruldu. Buyurdu ki: "O, her şeye egemendir. Hiçbir şey başka bir şeye göre ona daha yakın değildir." (Usul-i Kâfi, c. 1, s. 192).
"O, gökte de ilah olandır, yerde de ilah olandır." (Zuhruf, 84).
Bu ayet zındıkların başı Deysemî'nin, İmam'ın öğrencilerine karşı münazara sırasında ileri sürdüğü bir ayettir. Deysemî, "İşte bu ayet tam da bizim görüşümüzü ifade etmektedir" demiş ve İmam'ın öğrencisi Hişam b. Hakem buna verecek bir cevap bulamamıştır. O, şöyle diyor: "Ona verecek bir cevap bulamadım. Yenilmiştim."
Hişam b. Hakem daha sonra olayı İmam Ca'fer'e haber verir ve bu ayetin manasını sorar. İmam buyurur ki: "Bu pis bir zındığın söyleyeceği sözlerdir. Bir daha onun yanına gidersen de ki, "Kûfe'de adın nedir?" O da "falan" diyecektir. Sonra, "Basra'da adın nedir?" diye sor. O yine, "falan, falan" diyecektir. Sen de o zaman de ki: "İşte bizim Rabbimiz de böyledir. Gökte ilahtır, yerde ilahtır. Denizlerde ilahtır, ovalarda ilahtır. Her yerde ilahtır."
Hişam diyor ki: "Hemen yola koyuldum. Deysemî'nin yanına gittim. İmamın dediklerini ona bir bir söyledim. Dedi ki: "Bu cevap Hicaz'dan gelmiştir." (Usul- i Kâfi, c. 1, s. 194).
Zurare anlatıyor:
İmam Ca'fer'e, "Kürsüsü, gökleri de kaplayıp kucaklamıştır, yeryüzünü de. (Bakara, 255) ayetinin manasıyla ilgili olarak şunu sordum:
"Göklerle yer mi kürsüyü içine alır, yoksa kürsü mü gökleri ve yeri içine alır?"
Buyurdu ki: "Bilakis, Kürsü, gökleri, yeri ve Arş'ı içine alır, Kürsü her şeyi kapsar." (Usul-i Kâfi, c. 1, s. 199).
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.




























































































