Bir önceki makalemizde umre ibadetinin bilgisizlikten ve bencillikten kaynaklanan bazı sıkıntıların ortadan kaldırılmasıyla daha güzel ve daha güvenli bir ibadet yapabilmenin gerekliliği hakkında bazı tespitlerimizi ortaya koyduk.
Bu makalemizde de işin manevi boyutunu ortaya koymaya çalışacağız. Nasibimiz ve nasibinizle alakalı gönlümüze düşen bilgileri paylaşacağız inşallah.
Değerli dostlar!
Yüce Allah Kuran'da Hac ibadetinin kendinin hakkı olduğunu beyan etmesinin kıymetini kutsal topraklarda bulunarak en azından bir umre yapmakla dahi öğrenmek mümkün olmaktadır.
"Orada apaçık deliller, İbrâhim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Gitmeye gücü yetenin o evi ziyaret etmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir." (Al-i İmran / 97)
Tefsirde bu konuda şu hatırlatmalar yapılmıştır:
"Bir yere gitmeyi veya bir işi yapmayı kastetmek" anlamına gelen hac kelimesi dinî bir terim olarak "belirli bir zamanda Arafat'ta bulunmak (vakfe) ve Kâbe'yi tavaf etmek (usulüne uygun olarak çevresinde dönmek) suretiyle yerine getirilen ibadeti ifade eder. Bu âyet haccın Müslümanlara farz olduğunun delilidir. "Yoluna gücü yetenler, hacca gitme imkânına sahip olanlar" demektir. Bu imkân ise "sağlığın elverişli olması, gidip gelmek için yetecek kadar para ve yol güvenliğinin bulunması" anlamına gelir. Hz. Peygamber de bu imkâna sahip olan kimseye ömründe bir defa Kâbe'yi ziyaret etmenin farz olduğunu bildirmiştir (bk. Müslim, "Hac", 412). (Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 637-639)
Umre vesilesiyle kutsal topraklarda bulunmak, insanın sadece bedenini değil, kalbini ve niyetlerini de muhasebeye çekmesine imkân sunmaktadır. Kalabalıklar içinde kaybolmadan, tavafın ritminde ve secdenin sessizliğinde insan kendi iç âlemine doğru derin bir yolculuğa çıkar. Bu yolculukta, bugüne kadar ihmal edilen kulluk sorumlulukları, ertelenen tövbeler ve farkına bile varılmadan biriken gafletler bir bir hatıra gelir. İşte umre, tam da bu noktada kul ile Rabbi arasındaki mesafeyi kısaltan, kalbi arındıran ve yeni bir başlangıcın kapısını aralayan ilahi bir davet hâline dönüşür.
Bu nedenle hac ve umre ibadetini sadece şekli bir ziyaret olarak görmek büyük bir eksiklik olur. Asıl kazanım, kutsal topraklardan döndükten sonra hayatın her alanında bu ibadetin izlerini taşıyabilmektir. Dilin daha dikkatli, kalbin daha merhametli, kul hakkı konusunda daha hassas bir hâle gelmesi; umrenin kabulünün en önemli işaretlerindendir.
Zira Allah'ın evi diye tasvir edilen Kabe'nin etrafında dönen bedenlerin, dönüşte nefsin etrafında dönmeye devam etmesi ciddi bir muhasebeyi gerekli kılar. Umre, biten değil; aksine hayat boyu sürmesi gereken bir kulluk bilincinin başlangıcı olmalıdır.
(Devam edecek…)
Bu makalemizde de işin manevi boyutunu ortaya koymaya çalışacağız. Nasibimiz ve nasibinizle alakalı gönlümüze düşen bilgileri paylaşacağız inşallah.
Değerli dostlar!
Yüce Allah Kuran'da Hac ibadetinin kendinin hakkı olduğunu beyan etmesinin kıymetini kutsal topraklarda bulunarak en azından bir umre yapmakla dahi öğrenmek mümkün olmaktadır.
"Orada apaçık deliller, İbrâhim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Gitmeye gücü yetenin o evi ziyaret etmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir." (Al-i İmran / 97)
Tefsirde bu konuda şu hatırlatmalar yapılmıştır:
"Bir yere gitmeyi veya bir işi yapmayı kastetmek" anlamına gelen hac kelimesi dinî bir terim olarak "belirli bir zamanda Arafat'ta bulunmak (vakfe) ve Kâbe'yi tavaf etmek (usulüne uygun olarak çevresinde dönmek) suretiyle yerine getirilen ibadeti ifade eder. Bu âyet haccın Müslümanlara farz olduğunun delilidir. "Yoluna gücü yetenler, hacca gitme imkânına sahip olanlar" demektir. Bu imkân ise "sağlığın elverişli olması, gidip gelmek için yetecek kadar para ve yol güvenliğinin bulunması" anlamına gelir. Hz. Peygamber de bu imkâna sahip olan kimseye ömründe bir defa Kâbe'yi ziyaret etmenin farz olduğunu bildirmiştir (bk. Müslim, "Hac", 412). (Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 637-639)
Umre vesilesiyle kutsal topraklarda bulunmak, insanın sadece bedenini değil, kalbini ve niyetlerini de muhasebeye çekmesine imkân sunmaktadır. Kalabalıklar içinde kaybolmadan, tavafın ritminde ve secdenin sessizliğinde insan kendi iç âlemine doğru derin bir yolculuğa çıkar. Bu yolculukta, bugüne kadar ihmal edilen kulluk sorumlulukları, ertelenen tövbeler ve farkına bile varılmadan biriken gafletler bir bir hatıra gelir. İşte umre, tam da bu noktada kul ile Rabbi arasındaki mesafeyi kısaltan, kalbi arındıran ve yeni bir başlangıcın kapısını aralayan ilahi bir davet hâline dönüşür.
Bu nedenle hac ve umre ibadetini sadece şekli bir ziyaret olarak görmek büyük bir eksiklik olur. Asıl kazanım, kutsal topraklardan döndükten sonra hayatın her alanında bu ibadetin izlerini taşıyabilmektir. Dilin daha dikkatli, kalbin daha merhametli, kul hakkı konusunda daha hassas bir hâle gelmesi; umrenin kabulünün en önemli işaretlerindendir.
Zira Allah'ın evi diye tasvir edilen Kabe'nin etrafında dönen bedenlerin, dönüşte nefsin etrafında dönmeye devam etmesi ciddi bir muhasebeyi gerekli kılar. Umre, biten değil; aksine hayat boyu sürmesi gereken bir kulluk bilincinin başlangıcı olmalıdır.
(Devam edecek…)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Berat Gecesi Allah’a yöneliş, yakarış ve tövbe fırsatıdır / 02.02.2026
- Ramazan’a yaklaşırken Şaban’ın kıymetini bilmek gerekir / 01.02.2026
- Emanet ehline verilmezse adalet elden gider / 31.01.2026
- Umre hakkında bir muhasebe -9- / 30.01.2026
- Umre hakkında bir muhasebe -8- / 29.01.2026
- Umre hakkında bir muhasebe -7- / 27.01.2026
- Umre hakkında bir muhasebe -6- / 26.01.2026
- Umre hakkında bir muhasebe -5- / 25.01.2026
- Umre hakkında bir muhasebe -4- / 24.01.2026
- Umre hakkında bir muhasebe-3- / 23.01.2026
- Ramazan’a yaklaşırken Şaban’ın kıymetini bilmek gerekir / 01.02.2026
- Emanet ehline verilmezse adalet elden gider / 31.01.2026
- Umre hakkında bir muhasebe -9- / 30.01.2026
- Umre hakkında bir muhasebe -8- / 29.01.2026
- Umre hakkında bir muhasebe -7- / 27.01.2026
- Umre hakkında bir muhasebe -6- / 26.01.2026
- Umre hakkında bir muhasebe -5- / 25.01.2026
- Umre hakkında bir muhasebe -4- / 24.01.2026
- Umre hakkında bir muhasebe-3- / 23.01.2026























































































