O, kendisine sığınanı boş çevirmez
Cenab-ı Hak, Kerim’dir. O vaad ettiği zaman sözünü yerine getiren, verdiği zaman son derece çok veren, ne kadar verdiğine ve kime verdiğine aldırmayandır. Kendisine sığınan ve gönül vereni boş çevirmez, rahmetine gark eder





İmam Gazali Hazretleri şöyle buyuruyor:
"Allah, Gafur'dur. Bu kelime, Gaffar (ziyadesiyle affedici) mânâsındadır. Ancak şu farkla; bunda olan mübalağa (ziyadelik), Gaffar kelimesinde yoktur.
Niçin mi? Çünkü Gaffar; mağfiret bakımından çokluk ifade etmekte, yani mağfiretin tekrarlanması babında ziyadelik ifade eder. Gafur, gufranı tam olan, bütün mağfiretleri içine alan gayet şümullü bir mânâ taşımaktadır.
Bunun mânâsı; azıkları yaratıp beden ve kalplere gönderen demektir. Bedenlere gönderilen azıklar, yemek içmek gibi azıklardır, kalbe ulaştırılan azık ise marifettir. Bu itibarla el-Mukît, er-Rezzak mânâsında olmuş oluyor. Ancak şu farkla; O, bundan daha ahastır (daha özellik ifade etmektedir). Çünkü rızık; azık olanı da, olmayanı da içine almaktadır.
Azık, bedenin kıvamını (ayakta durmasını) sağlayan şey demektir. Bu kelimenin bir şeyi istilâ etmesi ve ona gücü yetmesi anlamına gelmesi, istilânın da ancak kudret ve ilimle tamamlanması meselesine gelince, buna Cenab-ı Hakk'ın şu âyeti delâlet etmiştir: 'Allah her şeye, hakkıyla kadir ve nazırdır.'
Görülüyor ki, bu kelime, kadir (her şeye gücü yelen) mânâsına gelmektedir. Bu ise hem ilme ve hem kudrete racidir.
Cenab-ı Hakk'ın bununla vasfedilmesi, yalnız kudretle veya da yalnız ilim ile vasfedilmesinden daha tamamlayıcıdır. Çünkü bu kelime, her iki mânânın bir araya gelmesini göstermektedir. Bu itibarla bu isim, eş anlam ifade eden isimlerden olmamıştır.
Cenab-ı Hakk'ın bir ismi de el-Kerim'dir. O vaad ettiği zaman sözünü yerine getiren, verdiği zaman son derece çok veren, ne kadar verdiğine ve kime verdiğine aldırmayandır.
Yine O, başkasına muhtaç olduğunu söylediğinde razı olmaz. Başkasına boyun eğdiğinde hoşlanmaz. Kendisine sığınan ve gönül vereni boş çevirmez, rahmetine gark eder.
Vesilelere ve şefaatçilere muhtaç bırakmadan doğrudan doğruya kendisine iltica ettirir. İşte bu vasıfları kendisinde cem eden ve mutlak Kerim olan ancak Allah'tır.
Bu huylarla kul da süslenebilir ama biraz uğraşmak ve çalışmakla. Lâkin Kerim-i Mutlaka nisbetle o, hiç mesabesinde olur tabii.
Evet, kul da bazı fedakârlıklar yaparak bu vasıfla vasıflanabilir. Nitekim Allah'ın Resûlü (s.a.v) bir hadislerinde bunu bize şöylece izah etmişlerdir: 'Üzüm ağacına kerem demeyin, çünkü kerem, Müslümanın sıfatıdır.'
Üzüme bu isimin verilmesi, güzel ağaç, meyvesi güzel, toplanması kolay, dikenlerden ve eziyet verici hususlardan arınmış olmasındandır. Hurma ise böyle değildir."
OKAN EGESEL





















































































