O sevgi ile ölene müjde var
Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Ehl-i Beyt’imin sevgisi ile ölen kimse dünyadan tövbe etmiş olarak göçmüştür. Her kim Muhammed’in Ehl-i Beyt’inin sevgisi ile ölürse imanı kâmilleşen bir mümin olarak ölmüştür. Her kim Ehl-i Beyt’imin sevgisi ile ölürse Azrail ve sonra da Nekir ile Münker onu cennetle müjdelerler”
İHA





Bu ve benzeri hadislerde geçen Âl-i Muhammed ifadesi Ehl-i Beyt ve onların ıtreti olan İmamları şamildir. Zira Ehl-i Beyt İmamları Hz. Peygamberin (s.a.a) halifeleri, vasileri, ilim ve hikmet vârisleri ve velileridir.
Onlar Hz. Peygamberin bıraktığı değerli emanet ve Kur'an'ın eşidirler. Peygamber-i Ekrem'in (s.a.a) buyurduğu gibi; bu ikisi (Kur'an ve Ehl-i Beyt) birbirinden asla ayrılmazlar. O ikisine sarılanlar sapıklığa düşmezler. Onların birisinden bile yüz çeviren de hidayet bulamaz.
Açıktır ki burada Âl-i Muhammed'den maksat, Peygamber-i Ekrem'in tüm evlatlarının tek tek fertleri değildir. Zira bu yüce makam Allah'ın evliyasından başkasına yakışmaz. Yani onların geneline hükmedilmiştir; fert ferdine değil.
Evet, Ehl-i Beyt'in kendisinin ve özellikle de evlatlarının sevgisi (zira onlar ile nisbetleri vardır) vaciptir. Onların sevmek insanın Allah'a yakın olmasına ve Hz. Peygamberin (s.a.a) şefaatına mazhar olmasına sebep olur.
Bu büyük aileye mezkûr makam ve mevkiin Allah tarafından ihsan edilmesinin sebebi; onların yeryüzündeki halifeleri ve Allah'ın velileri, kâmil hüccetleri, Hz. Peygamber'den sonra vahyin eminleri, insanlara emretme ve sakındırmada Allah'ın elçileri mesabesinde olmaları dolayısıyladır.
Bu yüzden her kim onları severse Allah'ı sevmiş ve her kim de onlara düşmanlık ederse hakikatte Allah'a düşmanlık etmiş sayılır.
İşte bu yüzden şair Ferezdak da onlar hakkında şöyle demiştir:
"Ehl-i Beyt öyle kimselerdir ki
Sevgileri din, düşmanlıkları küfürdür.
Yakınlıkları kurtarıcı ve koruyucu.
Takva sahipleri sayılınca Ehl-i Beyt
Onların imamlarıdır.
Yeryüzünün en hayırlısı kimdir diye sorulsa
Ehl-i Beyt'tir diye cevap verilir."
(Kur'an ve Hadisler Işığında Hz. Fâtıma (a.s.), Abdulhüseyin Şerefuddin).














































































