logo
28 EYLÜL 2026

Ölüm ve hayat

(Allah’ın selamı üzerine olsun) Prof. Dr. Haydar Baş’ın 1994 yılında Mesaj Tv ekranlarında ‘ölüm ve hayat’ üzerine yaptığı analizler, hem gönül, hem de maddi dünyamızda her daim umut ve ışık olacaktır. İşte o analizler...

14.11.2020 00:53:00
 
Ölüm ve hayat
Ölüm ve hayat
Biz her ne kadar dünya içerisinde kaldığımız sürede hayatta kazanmanın mücadelesini veriyor isek de bunun asıl sebebi, maksadı, sadece dünyada bunları bina etmek değil kazancımızı ahirete taşıyabilmek içindir
 
Müminin asıl vatanı ölümden sonra vuku bulacak olan anavatanıdır, yani ahiret alemidir.
 
Biz her ne kadar dünya içerisinde kaldığımız sürede hayatta kazanmanın mücadelesini veriyor isek de bunun asıl sebebi, maksadı, sadece dünyada bunları bina etmek değil kazancımızı ahirete taşıyabilmek içindir.
 
Bu nedenle bu sebeple çok ciddi bir gayeyi çok ciddi bir neticeyi fevkalade bir hakikati televizyonunuzun gündem etmesi hakikaten hele bu günlerde gündem etmesi çok fevkalade takdire şayan bir husus olmuştur. Evvela tebrik ederim.
 
Ölüm ve hayat nedir?
 
Ölüm nedir, sorusunun cevabı Cenabı Hak Kur'an-ı Kerim'de, 'ölümü de yarattım' buyuruyor 'hayatı da yarattım'.
 
Demek ki hayatın karşılığı ölüm. Nasıl bir hayat? Nereye ölüm diyoruz?
 
Hayat ruhun şu anatomi içerisinde yani vücudumuzda gözle görülen elle tutulan bu maddi kalıbımızın içerisinde ruh hakimiyetinin devam etmesidir hayat...
 
Ayette, "ellezi halakal mevte vel hayate" (3) Cenabı Hak enteresandır burada önce ölümü yarattık diyor daha sonra hayatı yarattık.
 
Yani bizim mantığımızda ölüm yokluk gibi bir hissiyat olarak geliyor ve insanların algılaması da böyle. Ama Cenabı Hak bu o kadar mutlak bir gerçek için öyle bir şey ki diyor, "önce ben onu yarattım sonra da sizin içinde olduğunuz hayatı yarattım" buyuruyor.
 
Ben, bunu belki bugüne kadar tefsir edilmeyen bir mantıkla ele almak ister ve derim ki  "ölüm belki de ilk yaradılış anı. Yani Hz. Adem'in cennette bulunma anı. Hayat da oradan çıkarılmasıdır, uzaklaşmasıdır."
 

 
Çünkü orada Allah'ın tecellileri hâkim ve bu hakimiyeti Hz. Âdem neslinden gelen bizler çok açık ve seçik yaşayacak idik.
 
Ancak bu aleme gelişimizden sonradır ki, olan tecellileri artık idrak sayesinde ancak görüp yaşayabileceğiz.
 
Kısaca ölüm "bedensiz bir hayatın vücut anatomisi olmadan, organizma olmadan hayatın devam etmesi halidir. Maddi alemden manevi aleme geçiş demektir."
 
Hatta bazı büyükler ölüme, "bedeni terk edip, bir başka kapıdan çok mükemmel, mutantan, mütezeyyin, yani donatılmış süslenmiş fevkalâde mükemmel bir ülkeye aleme gidiştir" diye tarif ederler. Hakikat ölüm vuslattır, Allah'a kavuşmaktır.
 
Nitekim Cenabı Galibi Zül-Celal vel Kemal Hazretleri Kur'an-ı Kerim'in de ölümden bahsederken bunu biz yakınlarımız göçtüğü zaman, rihlet ettiği zaman, Allah'a yürüdüğü zaman tasavvuf da bir tabir vardır, 'öldü denmez'. Ne denir? Hakka yürüdü. Hakka yürümektir ölüm. Bedeni terk edip, geldiği ülkeye gitmektir.
 
Nereden çıkartıyorsun bunu! Yani bu durup dururken çıkmış sözler değil. 'Kalu "İnna lillahi ve inna ileyhi raciun"(4). Şimdi bize, Cenabı Hak beyan ediyor diyor ki "Siz, Benden geldiniz. Ben, size nefha ettim, üfledim". Ruhların yaradılışından bahisle Cenabı Hak, insanoğluna nefhayı ilahisiyle hayat veriyor. İşte ruhumuz odur.
 
Bu aleme gönderiyor bizi. O nefhayı bu beden kalıbı içerisinde gizliyor.
 
Hakikatte o kalıbın içerisindeki ruh da, kendisini o kalıp içerisine koyan Rabbimin özellikleri var, O'nun hasletleri var, O'nun sıfatları var. Bilmem anlatabiliyor muyum?
 
İşte bu kalıbı terk etme hadisesidir. "Benden geldiniz bana döneceksiniz" yani benden, siz varsınız.
 
Ölüm Allah'a Vuslattır
 

 
Ben, sizi gönderdim. Tekrar kendime "ileyhi raciun" bana döneceksiniz. Kime bir dönüştür? Allah'a dönüştür.
 
Gelirken çok temiz geldik. Hiç kir, pas yoktu. Şimdi bizi Yaradan ister ki, nasıl onları bu aleme gönderdiysek bu şekilde dönsün. Temiz gönderdi. İnsanoğlu ona temiz dönsün bu şekilde istiyor.
 
Bazılarına göre şeb-i aruz düğün gecesi Mevlâna'ya sormuşlar:
 
Ya Hazret nedir ölüm?
 
"Benim düğün gecemdir"
 
Korkar mısın?
 
"Bir delikanlının evleneceği geceden, sevgilisine maşukuna, buna kavuşacağı andan korkar mı?"
 
 Hasretle bunu bekliyor, korkmaz.
 
Şimdi kuşu altın kafese de koysan, "ah vatan" der. Ruh da, vatan hasreti içerisinde geldiği ülke onun ülkesi, hep onu özlüyor.
 
Şimdi esasen bu dünya denilen sahnede bizi bırakmak isteyen güç, kuvvet, bu dünya ile ilgisi olan organlarımızdır.
 
Dikkat edin, bakın vücudumuzda su vardır. Bu dünyaya aittir, et-kemik vardır, buna aittir. 
 
Bunlar bizi bu tarafa çekiyor, dünyaya çekiyor. İstiyor ki gitmesin buradan…
 
Şimdi onun hasletlerini ruhumuza aktardığımızda ölüm istemiyoruz, hoş gelmiyor bize. Ama ruhu ibadet ile taatla, yücelttiğimiz zaman, hafiflettiğimiz zaman, istiyor ki bir an evvel ona vuslat edeyim. Biri bir tarafa çekiyor, tabiri caizse diğeri öteki tarafa çekiyor.
 
Efendim nasıl olacak bu iş?
 
Eğer ruhu, bedene hâkim kılarsak o zaman Hz. Mevlâna'nın buyurduğu gibi "o benim şeb-i aruzumdur, düğün gecemizdir" deriz.
 
Nitekim Yahudiler, Allah'a yakın olduklarını iddia ederler ama hiçbir amelde de bulunmazlar, yalan konuşurlar…
 
Cenab-ı Hak'ta Kur'an'da, onlara; "Eğer siz, sözünüzde sadıksanız ölümü temenni edin, doğru iseniz ölümü temenni edin bakalım" (1) (çağrısında bulunuyor) Temenni edemiyorlar.  Niye? Çünkü her şeyleriyle dünyaya bağlılar.
 
Ölüm, Zikrullah ilişkisi
  
"Fezküruni ez kürküm" Beni zikret, seni zikredeyim. (2) diyor Cenab-ı Hak. Şimdi bak! Şimdi onun sinyallerini aldığınız zaman bir güç sizi, O'na itiyor veya çekiyor diyelim. O zaman korkmazsın, yani gün gibi nasıl bir hakikati müşahede etmek var ise onu da o şekilde müşahede eder, yaşarsınız ve de korkmasınız… Allah bu halleri nasip eylesin
 
Ölüm bedensiz hayata geçiştir. Kısaca ruhun hürriyetidir.  Cenabı Hak , "sizin eceliniz geldiği zaman onu ben bir nefes dahi geri bırakmam" (5) diyor.
 
Tedavinin maksadı nedir?
 
Tedavinin maksadı hayatı rahat geçirmektir. Bizim aldığımız nefesler sayılıdır. Hastalıkta ölüm getirmez.
 
Büyük bir arif Mustafa Hayri (rahmetullahi aleyh) Hazretleri derdi ki; "evlat, hastalık ölüm getirmez . Ölümü getiren şey eceldir, alınan nefesin bitmesidir. Gün biter, nefesin biter, Allah'a ısmarladık der, geçersin öteye…"
 
Niçin rahat yaşamak istiyoruz? Rahat yaşamak hasta bir insanın ubudiyeti ile sağlam, sıhhatli bir insanın ibadet imkânı bir midir?
 
Şimdi düşün ki, abdestini tutturamıyor bir insan, muhafaza edemiyor. Bu insan elbette en azından gönülden rahat değildir.
 
İslam, ona teyemmümle bu işi yap, demiş olsa bile kalbi mutmain olmuyor insanın…
 
İbadetin devamı için sıhhatin de mükemmel olması lazım. İşte ibadetin mükemmelliği sıhhate bağlı değil mi?
 
İşte o kazancı elde edebilmek için de sıhhat şarttır. Yani ibadetle kazanç elde edeceğiz. Bu nedenle de hep devamlı tabibe gideriz ve cenabı Peygamber Efendimizin ümmetine tavsiyesidir, değil mi?
 
Ölüme hazırlık ibadetle olur
 

 
O bakımdandır, yoksa ömrü uzatmak kısaltmak bizim elimizde değil. Allah hayırlı, kendi rızası istikametinde ömür nasip eylesin ve kendi yolunda hayatımızı değerlendirmeyi son nefeste de kazançlı gitmeyi ihsan eylesin.
 
Bütün mesele budur. Yani kazançlı gitmek. Yapacağımız her şeyi mutlak suretle hesabını vereceğiz. Zerre kadar işlenilen şey hayırdır, mutlaka sevabı vardır, karşılığı vardır. Şerdir, kötüdür mutlaka cezası vardır.
 
Rabbimiz Kur'an'ın da bunu beyan ediyor, anlatabildik mi? İşte Müslüman her anını hayırla değerlendirmek ister ki, ben kazançlı gideyim, elim dolu gideyim.
 
Şimdi düşünebiliyor musunuz, iki günlük bir hayat için her birimiz seferber oluyoruz. Sanayiydi, ticaretti, okumaktı, değil mi?
 
Bütün bunları niye yapıyoruz? 50 yıllık, 60 yıllık bilemedin 90 yıllık bir hayat için. Bu şartlarda 90 sene yaşayan insanlar da parmakla gösterilecek kadar az. Şimdi bu kadar hayat için bu kadar zahmet değer mi?
 
Kısa bir hayat için bu kadar zahmet çeken insanın, ebedi hayat için ne yapması lazım? İşte ben diyorum ki, bizim anlatmak istediğimizde bu zaten.
 
Diyoruz ki: Hayatımızın her sahnesini ibadet yapalım ki, dünyada kaldığımız ve çalıştığımız müddetçe bu ahirette kazancımız olsun efendim.
 
Nasıl çalışıyorsunuz? Zenginsiniz, zekâtını verebiliyor musunuz? Fakiri, fukarayı doyurabiliyor musunuz? Sırtını giydirebilir misiniz? O yardıma muhtaç insanların, Allah razı olsun ne kadar bir hayır ehli bu insan, bunu söyletebiliyor musunuz?
 
Ama bütün bunları da, bunlar densin, diye değil Allah, bunu istiyor diye yapabilirsek; daha, sanat, yol, çeşme, okul, su, her neyse bütün bunları yani amme diyoruz onun menfaatine maddi imkanlarımızı da takdim edebiliyor muyuz?
 
İşte bilesin ki o servet, ahiret içinde büyük bir kazançtır. Artı şahsi mükellefiyetlerinin karşılığında ubudiyetinle elde edeceğin sevap yani kıldığın namaz, tuttuğun oruç, yaptığın hac, insanlar arasındaki münasebetlerin, insanlara yardım etmen, iki arası bozuk insanın arasını düzeltmen, milletine, vatanına hizmet etmen, Allah'ı zikretmen, Allah'ı sevmen, ondan korkman, onun ismi anıldığı zaman gönlünün ve tüylerinin bir an harekete geçmesi…
 
İşte bundan o kazançtır, o ibadet kazançtır. Böyle gittiğimiz zaman kazandık, hiç merak etmeyin. Her anda kazançlı.
 
Nasrettin Hoca'ya sormuşlar ki, kıyamet ne zaman kopacak?
 
Buyurmuş ki; ben ölünce kopacak. Ne kadar güzel. Biz öldükten sonra kıyamet kopmuş, kopmamış fark eden bir şey yok.
 
İnsanların ölümüne Küçük Kıyamet bütün tabiatın yok olmasına da Büyük Kıyamet denir, diyoruz.
 
Tabiatta hiçbir şey yok ki, evren de hiçbir şey yok ki, bunun sonu olmasın. Sadece Ezel ve Ebet olan Allah'ın zatıdır. Bunun dışında bütün mahlukat bir zaman içerisinde mukayyettir yani ömrümüz madde ve manada her şeyin ömrü mukayyettir, kayıtlıdır.
 
Bunların bir başlangıcı ve de sonu olacaktır. Nasıl canlıların bir hayatı varsa bu tabiatın, bu evreninde hayatı var düşünebiliyor musunuz?
 
Dünya da ölecek, son bulacak!
 
Bu tabiatta güneş sistemi gibi yüzbinlerce sistem var. Galaksilerde henüz daha bugün ilim bu tabiatın, bu evrenin sonsuzluğunu hesap edemiyor. Mesela bilmem kaç ışık yılı senesinden başladığını hesabını yapamıyor.
 
Sonsuz bir kâinat sohbetimizde veya bir yerde bu yazımızda Ezel ve Ebet olan Cenâb-ı Hak başlangıcı ve sonu olmadığı için onun tecellisi sonsuzdur.
 
Bu nedenle de "bu alemin başlangıcı ve sonu yoktur" diye de bir ifademiz vardır, hatırlarsanız.
 
Yani bu alemin başlangıcı ve sonu yok. Bu sonsuz tabiatın, bu sonsuz evrenin de aynen canlı varlıklar ve de mahluklar gibi sonu var. Yok olma, yani gitmeye, bunlar da hayatını tebdil etmeye mahkumdur, mahkumuz.
 
Maddenin en küçük parçası atomdur. Atom neden meydana gelmiştir? İçindeki proton ve elektrondan…
 
Elektronların devamlı çekirdek etrafında dönüşü maddeyi meydana getiriyor. Peki, nedir bu elektronda hareket enerji ki bu kadar güçlü hareket yapabilsin?
 
Milyonlarca yıldan beri bu elektronlar, madde dediğimiz kesafetin yoğunluğun içerisinde hareketini devam ettiriyor. Bu var, peki bu enerji bitmiyor mu? Değil mi? Bu enerjiyi nereden alıyor bu madde? Şimdi madde kanuna göre bu enerjinin er veya geç bir zaman sonra durması gerekiyor.
 
Daha doğrusu bitmesi gerekiyor. Bir misal verecek olursak; "Siz bir taşı fırlatıyorsunuz, herhangi bir güçle faraza 100 beygir gücü ile bir taşı fırlatıp, taş ne kadar gider. O beygir gücü bitene kadar gider, beygir gücünün taşa yaptığı baskı veya enerji bitene kadar o taşı gönderirsiniz.
 
Kolunuzla savurun, kolunuzdaki güç kadar taşı gönderirsiniz ne kadar gider? Attığınız hız kadar yani ona sarf ettiğimiz güç kadar gider.
 
20 kilogramlık bir güçle mi savurduğunuz, 100 kilo neyse bu bir hesap ne kadar gider. İşte o kilogram hız kadar gider, bitti mi, orada taş düşer.
 
Madde içerisindeki hareket de, elektronları da birisi savurmuş, öyle bir güçle savurmuş ki fırtına gibi fırıldak gibi dönüyor. Ne kadar gidecek? Bu güç ne kadar büyük ise o büyüklük nispetinde dönecek. Ama Mihaniki Fizik Kaidesine göre bu gücün bitmesi lazım değil mi? Bittiği zaman ne olacak? Hareket duracak. Hareket durduğunda ne oluyor? Madde diye varlık ortada kalmıyor.
 
Şimdi elektron, madde içerisinde atom içerisinde dönmediği zaman madde yok, demek. Burasını bilmem anlatabildim mi?
 
Şimdi göklerdeki o kara delik olayı bu işte; koskocaman dünyanın 10 misli 100 misli büyüklüğünde yıldızlar var. Dedik ya yüzbinlerce galaxy sistemi var, semada.
 
Bugün ilim bunu tespit etmiş teleskoplarla beraber dünyadan misillerce büyük olan bu yıldız içerisinde netron çöküşü dediğimiz gerçekleşiyor, yani elektronların hareket enerjisi bitiyor.
 
Bitince ne oluyor? Hareket duruyor, içerisinde netron çöküyor, öyle bir büzülme ile koskocaman yıldız içine doğru büzülüyor ki bir futbol topuna dönüyor yani küçücük bir top kadar.
 
Güneş kadar büyük olan dünyadan yüzlerce defa büyük olan bu yıldız elimize alıp bir futbol topu da diyebiliriz buna bu hale geliyor çöküyor yani…
 
Ama Allah'ın tecellisine bak ki, o halinde ilk çökmeden evvelki halindeki ağırlık neyse, hepsi o topun içerisinde sıkışıyor.
 
Çünkü ağırlığı taşıyan yoğunluklar o topa stok ediliyor iki, daha enteresan bir nokta onun kapladığı hacım ne kadar. O hacım kadar da çekim orası devamlı çekim gücüne malik tıpkı bir huni gibi.
 
Bende bir Amerikalı bilim adamının eserinde okudum, bunun şekillerini çizmiş mantığın kabul ediyor ama tıpkı bu huni; İsrafil'in suruna benziyor.
 
Şimdi enteresandır ve madde dengesini kaybettiği için o çöküşte meydana gelen enerji yoğunluk daha doğrusu mevcut olan, efendime söyleyeyim o çekim gücü dönüşüyor, bir girdaba dönüşüyor, devamlı dönüyor. Siz su içerisinde bir girdap düşünün. Yok, girdaba yakalanan cisim girdaba gider mi gitmez mi ,kurban olur, değil mi çekilir kaybolur gider.
 
İşte o yıldızın yörüngesine giren yıldızlar veya onun yörüngesinde olan yıldızlar, ona yaklaştığı zaman efendim o güç, o girdap, onu çekiyor, yutuyor. Koskocaman yıldızı kendisi gibi küçültüyor. Sadece o delik büyüyor ama farkında değiliz, kara delik büyüyor.

 
Eğer bir sistemde, herhangi bir galaxy sisteminde böyle birkaç yıldız yörüngesinde bulunup da çekmişse tamamen hacim büyüyor.
 
Efendim o girdapta büyüyor derken o sistemin allak bullak olması, yok olması söz konusudur. Nitekim biz hacdayken haber olarak da bu yayınlanmış. Semada teleskoplarla böyle bir kara delik tespit edildi, diye dinlediniz gördünüz, bunlar var.
 
Her halde Allah kulunu uyarıyor
 

 
Bu ne demektir? "Ey insan, sakın ha böbürlenme, kafana akıl koy" Allah diyor. Ne buyuruyor; "bu aleminde sonu var. Zaten onun sonuna gerek yok. Senin sonun her gün yüzlerce senin gibi hayat sahibi  insan hayatını kaybediyor, niçin hazırlanmıyorsun? Hazırlan, demek istiyor.
 
Bazıları, Müslümanı anlamak istemiyorlar. Mümin insan geniş ufuklu insandır. Hayata 50-60 veya 70 yıl gibi bir zaman içerisinde bakmaz, onun hayata bakış tarzı sonsuzdur.
 
Şimdi sonsuz hayatı gözleyen insan mülteci, gerici olabilir mi? Sonsuz hayatı önüne getirip o şekilde hayatını yaşayan bir insan çok akıllı, çok zeki, feraset ehli; yaptığı hesapları çok iyi bilen ve tutturan insandır.
 
O bakımdan hesap adamı olmak, bence sonsuz hesabı bilmeye bağlıdır. Bu hesabı bilmiyorsak bilelim ki çok yanlış yaparız. Yanlışlarımız çok olur, isabetimiz az olur, kısa mesafelerde hep kendi kendimizi kandırırız, aldatırız.
 
Zaten Cenabı Hak dünya hayatı için "legibun evlehum" buyuruyor. Oyun ve oyuncaktır. Dikkat edin hatta soruyorlar birbirine sureyi "amme yetesaelune anin nabail azim"(6) Ne zaman bu büyük gün gelecek ki, herkes ihtilaf ediyorlar. Ne zaman ama mutlak var, "ellezi hum fihi muhtelifun"(7) bu konuda zamanı hususunda ihtilafa düşüyorlar ve Cenab-ı Hak kıyamete yemin ediyor. "La uksimu bil  yevmil kıyameh"(8) Kıyamet gününe yemin olsun ki, bu mutlaka vardır. İnsan en değerli şeyler üzerine yemin eder.
 
Allah da, onun üzerine yemin ederim, çok değerli .Ne için değerli? Çünkü Allah, onunla gücünü ispat edecek. Bütün mahlukatı şimdi o vardır, yoktur diyen o gün görecek.
 
 
 Muazzam sonsuz Kâinat tabiat ayet-i kerimede Cenabı Hak, insanoğluna "EveIem yeraI insânü ennâ haIaknâhü min nutfetin feizâ hüve hasîmün mübîn"(9)
 
"Sizi bir damla su pıhtısından, meniden yaratan Rabbinizin bu gücünü görüp de hala mı Onu inkâr ediyorsunuz, yani onun dirilteceğinden şüphe ediyorsunuz."
 
Biz aklımıza bir bakalım, bir kokmuş su damlası değil mi? Şu damlanın harikalarına bak; düşünüyor, hayal kuruyor, görüyor işitiyor, vehmediyor, tutuyor, uyuyor, kalkıyor, koşuyor, icat ediyor, keşfediyor, yapıyor bir damla su…
 
Allah Allah! Ne muazzam kabiliyet bu insan! Bunu düşünmez mi? Peki, bu kabiliyet nereden geliyor?
 
Bu insana, insan sorar; bu kabiliyet nereden geliyor? Eğer tabiattan geliyor, dersek tabiatta bu kabiliyet yok ki, ne işitmesi var, ne görmesi var. Ne düşünmesi var, ne hissetmesi var.
 
Öyle ya bu kabiliyet onda olmuş olsa o zaman, kendinin de çok daha mükemmel olması lazım ki, belki bunlar bana aittir. Ben biraz daha azını vereyim sana. Ama insan bazen tabiatı da allak bullak ediyor, şekilden şekle sokuyor.
 
O halde bu güç, bu kuvvet tabiatın değil tabiatı da bu hale, bu vazifeyi veren Allah'dır. Niçin buraya geldik ki? Kısaca şunu anlatmak istiyoruz, bu hâdise mutlaka gerçekleşecek, er veya geç mümin insan bundan çekinmez ve de korkmaz
 
Kâmil Mümin ölümden korkmaz
 
O, hesap gününe kendini hazırlar. Korkusu nedir, eyvah, demesinin hikmeti nedir? Neden ben kalın kafalılık yapıyorum da iyi hazırlanmıyorum, demesidir, hükmünün korkusu budur.
 
Yoksa alem sonu gelecekmiş ölecekmiş! E tabi ölecek. Ölmeyecek mi? Niçin kavuşmak istemesin? Sonra ölüm bir vuslat, sahibine kavuşmak, ondan korkmaz.
 
Mümin bunlardan korkmaz çekilmez. Korkumuz ne? İyi hazırlanmamak, hazırlanalım işte. Her şeyimizi O'na hazırlanmak için ayarlamamız lazım. Buna göre hayatımızı tayin ve tanzim edersek bilelim ki kazançlıyız.
 
Günümüzde dikkat edersek bütün suçlar ve başta bazen biz diyoruz ki, Müslüman bir insan olarak yaşasak toplumda bu tip hallerin olması mümkün olmaz.
 
Neden olmaz? Müslümanlıktaki hikmet nedir? İşte Müslümanlık, insanı ahirete hazırlıyor. İnanç ondaki en büyük unsur inanç hakimiyetidir.
 
Allah, ona her şeyi soracak, bunu biliyor. Müslüman hiç kimsenin bir kılına dahi zarar vermez, mümin incitemez, hiçbir insan incitmez, bunun hesabını verecek bastığı toprak altındaki karıncanın bile hesabını vereceğine inanan Müslüman, nasıl olur da bir insanın hayatına son verebilir, malını çalabilir, ırzına namusuna tecavüz etme düşüncesinde bulunabilir?
 
O, kendi dünyasında, hayal dünyasında bile bunları düşünemez. Yani maddi hayatı tertemiz olduğu gibi manevi ufku da çok temizdir. Onun manevi ufkunda son derece mutantan, mütedeyyin bir hayat vardır. Hep onu kurmaya çalışır, alemine de bunun akşam etmek istiyorum bunlar her şeye örnektir.
 
Şimdi biz bu tip örnekleri göremediğimiz için diyoruz ki herhalde bu insanlar ölümden sonrasına pek inanası gelmiyor ki bu kadar korkunç hadiseler zuhur ediyor.
 
Öyle ya hiç ölümden sonrasına inanan insan, hırsızlık yapabilir mi, kötülük edebilir mi, yalan konuşabilir mi, başkasına zarar verebilir mi, başkasını rahatsız edebilir mi, insanların arasını açabilir mi, bir canı incitebilir mi? Değil öldürmek…
 
Ama bunların biz bugün son derece revaçta olduğunu görüyoruz.
 
Tıpkı cahiliye döneminde olduğu gibi iffettir, hayadır, namustur, fetanettir, ahlaktır, hukuktur hiçbir şey kalmadı . Yani bir karamsarlık tablosu çizmek için bunu söylemek istemiyorum.
 
Gazetelere bakın, haberleri dinleyin, bunlar her gün görürüz. Ha bunlar niçin var oluyor? Demek ki biz bir şeye çok güçlü inanmıyoruz da, onun için. O da nedir? Ölümden sonra dirilme olaydır.
 
Eğer buna bir inanabilsek günümüzün bence asıl problemi de bu buna inanabilsek, adam öldürmeyi hüner haline getirmiş insanlar her şeye son verir, tövbe kapısı her tarafı açar. Allah'ın rahmeti sonsuzdur.
 
Yalan konuşmaz, iftira etmez, dedikodu yapmaz. Senin, benim malıma gelip elini uzatmaz. İnsanların arasını bulur. Huzur ve saadet içinde yaşamaları için onlara imkanlar hazırlamaya çalışır. Bilir ki kazanç budur. Bunun ötesi yalan. Bunu demek, anlatmak istemişiz ve kanaatim da budur.
 
Biz, millet olarak çok büyük bir millet, inancımız fevkalâde yerindedir. Ancak bunun frekansı bazen gidiyor, bazen geliyor. Bunu her zaman yerinde tutmak gerekir. Zayıflatmayacağız. Bunu yapacağız inşallah. Bunu anlatmak istemişizdir.
 
Son nefese hazırlık
 
Son nefese hazırlık. İşte hayatı bu şekilde düşünüp, değerlendirmektir. Yoksa muayyen zamanlarda değil hayatın tamamını bir imtihan olarak kabul etme halidir. Kalbi Allah'a mekân yapma halidir, son nefes hali. Şimdi insanda çok ciddi bir güç var enerji var nefis var.
 
 Allah imtihan dünyasında olmamız münasebetiyle bu gücü bize mekkuz kıldı. İçimize gizledi, verdi. Bunu niye verdi? Zaten bize bunu vermemiş olsaydı melek olurduk ama melek var. O zaman insana ihtiyaç olmaz. Tamam onu verdi, öteki tarafı vermeseydi. O zaman hayvan olurduk. Ama hayvan da var. Biz, melekle hayvan arasında bir varlığız. İkisinin hasleti derunumuzda meknuzdur.
 
İrade verdi, hayvanda yok, akıl verdi onda yok. Ne melek de var, ne hayvanda. Şimdi bu gücü, bu kuvveti O'nun gösterdiği istikamette akıl ve irade ile değerlendiren insan, her anını Allah'la beraber yapar.
 
Günde sadece 5 defa Allah'ın huzuruna gitmek değil marifet her an Allah'ın huzurunda olmak. Asıl saadet, asıl sevda, asıl vuslat budur.
 
"Arifler her an namazdadır" diyor Mevlana. Hz. Abdulkadir Geylani (k.s) "öyle ol ki diyor, onsuz, olma. Her an onunla beraber ol, ben, seni hep ona çekmek istiyorum. Onun huzuruna getirmek istiyorum. Sense, beni dinlemiyor, bana isyan ediyorsun. Nedir bu halin? Ben, senin kavganı durdurmaya çalışıyorum. Sense kavgaya devam ediyorsun ve beni haksız görüyorsun. İtirazı bırak Beni dinle. Beni dinlersen O'nunla olursun"
 
Niye? Çünkü O, bize içimizdeki engelleri gösteriyor. Şunları şunları yaptığın zaman aşıp ona gidemezsin, yapmazsan gidersin, Onunla beraber olursun.
 
Allah kulunun kalbine tecelli ettiği zaman bir hazdır, bir lezzettir. Buna da feyiz, denir. O muhabbeti kul aldı mı, ah (!) "ballar balını buldum, kovanım yağma olsun" demeye başlar. Bir zevktir, bir sevdadır bu hal.
 
Şimdi bu halde olan adam ölümden korkacak! Haydi oradan be! Niye korksun ki? Bizim milletimizin temelinde bu inanç, bu sevda, bu haslet, bu hayat olduğu için ölümden korkmaz.  O bakımdan "ölüm sana vuslattır hakka kavuşmak için" değil mi?
 
Askerimiz, Mehmet'imizde, O'nun için ölümden korkmaz. Allah Allah de,r ateş hattına girdiği zaman süngüsünü takar, ölüme seve seve gider.
 
Bilir ki yaşadığı alemden çok daha mutlu, çok daha mükemmel bir alem var, bir şehadet alemi, bir mükemmel alem var.
 
Bizim özümüzde bu var. Şimdi insanın iç tabiatı dedik ya; hem melek-i sıfatlar var, hem hayvan-i sıfatları var. Düşün ki hayatında bu hayvani sıfatları, melek-i sıfatlarına esir etmiş, onda melek-i sıfatlar hüküm kurmuş, tam insan olmuş, İnsan-ı Kâmil olmuş. O insan ölecek, sureti de insan, sireti de insan.
 
Ama düşün ki görünüşte insan hakikatte kin var, nefret var. Bunlar kimin halidir? Hayvanın halidir; kin, deve kini derler, yılan gibi sokma derler.
 
Bu ahlak, ahlak-ı zemime hayvanların halleridir. Şimdi bu da hâkim olur da, bu hal üzere insan ölürse görünüşte yakışıklı, delikanlı has bir adam. Meğer gitti hayvan suretinde.
 
Bunu tebdil etmemiz lazım. Hayatta kazanç budur. İşte insan olarak geldik, insan olarak gidelim, insan olarak Allah'a yürüyelim. Maksat bu, o zaman nasıl ölüyorsak öyle dirileceğiz. İşte insan gibi ölelim, insan gibi dirilelim.
 
Hadis Şerif'te Canab-ı Peygamber Efendimiz günde 17 defa ölümünü düşünen şehitlerle haşrolur buyuruyor. Neden? Çünkü ölümü düşünen insan, ölümden sonrası Allah'la beraber olur. Allah'ı hatırlar. Allah'ı hatırlayan insan yanlışlık yapamaz. İşte harama uzanamaz, haram yemez, haram konuşamaz, dili, gözü, eli, ayağı bağlanır. Hep doğruyu görür, hep hayırlı görür, hayırlı işler yapar yanlış iş yapmaz. Birincisi Allah'ı zikretmek. Allah zikrederse, ikincisi namaz.
 
Peygamberimize üç şey sevimli kılınmıştır
 
Cenabı Peygamber Efendimizi üç şey sevdirilmiştir. Bunlardan bir tanesine de işte namazdır, gözümün nuru, diyor. Niye gözünün nuru? O göz nuru tertemizdir. Çünkü o namazda insana tecelli eden Cenabı Haktır.
 
Ne demektir tecelli? Kendini tanıtmasıdır "esselâtü Miracı müminin" Namaz kılın, namazda başını secdeye koyuyorsun ben yokum, diyorsun. Bu ne demektir?
 
"Sübhane rabbiyel azim Sübhane rabbiyel ala rükuda ve secdelerde yüce olan Allah'ı tesbih ederim." Diyorsun.
 
Ben de hiçbir şey yoktur, demek istiyorsun. Ben, yokum diyorsun. Ben yokum dediğin zaman var olan kimdir? Allah'tır.
 
O, Allah'ın varlığı sana tecelli ettiğinde, kalbinize tecelli ettiğinde, kalbimize Allah o namazı nasip etsin işte asıl namaz bu" ariflerin namazı bu" diyor, Mevlana…
 
Bir zikrullah, iki namaz, üç nefsi tezkiye eden Oruç. Nefsin de temizlenmesi lazım. Böyle her zaman ye, iç, ağzının, damağının tadını al, güzel ama işte hep ehli dünya olursun
 
Tulu emel sahibi, uzun düşünürsün sanki ölmeyecek misin? Öleceksin kardeşim, hesabını yapsana. İnsanda bir hırs var, bir tamah var. "İnsanoğlunun iki vadi altın olsa, üç vadi altın olmasını arzu eder. Onun gözüne ancak bir avuç toprak doyurur" Cenab-ı Peygamber Efendimiz böyle buyurdu.
 
Bunlar işte bunları bu hallere aşacağız ki her zaman Cenabı Hakla beraber olalım. Ondan sonra bunların ardından ne gelir Allah'ın muhabbeti gelir.
 
Yaptıkça yürüyoruz, sen yürüdükçe o sana koşuyor. Ne diyor? "Bana yürüyerek gelirsen Ben, koşarak gelirim, sonra gören gözün, işiten kulağın, tutan elin, konuşan dilin, yürüyen de ayağın olurum" diyor. Kim? Bunu buyuruyor, Allah buyuruyor. Ya hu bir insan, Cenabı Hakk'ın nazarıyla baksa nereyi görmez?
 
Şimdi efendim, o içimizdeki zemime tarafı. Ahlakımızla şeytan musallat oluyor. Şeytanın asıl sermayesi orasıdır, tarlasıdır.
 
Son nefeste oraya gelir, oturur. "Hasta etti seni. Alacağını ondan mı alacaksın? Gel bana, tamam ben güçlüyüm".  O son nefes. Aman Y arabbi! Tam bir cidalleşme anı, mücadele, o sana, sen ona…
 
Hocam nasıl kazanacağız?
 

 
 
İşte "son nefeste söylemezse bu diller, bütün cihan senin olsa ne fayda" diyoruz ya! İşte bu sözü, bu son nefeste ne diyecek; Ey Şeytan, ey nefis dur, bakalım. Hayır, siz yalan konuşuyorsunuz. Asıl sevilen Allah'tır. Baki olan O'dur. O'na döneceğiz. O'ndan geldik. Nasıl? "Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enna Muhammeden abduhu ve resulühu"
 
Onun için haleti nezir de diyoruz, tabir bu. İnsanların yanına gittiğimizde unutmayalım, hiçbir şey bilmiyorsak, bu kelime-i şehadeti, kelime-i tevhidi kulaklarına duyacağı nispette okuyalım.
 
Evet, okuyalım ki onlar da bunu güzelce söyleyerek teslimi ruh etsinler ve Rablarından geldiği gibi O'na güzelce gitsinler.
 
Eğer bunu yapmazsak, o zaman zararlı gideriz. Biz şimdi niye fazla Allah'ı zikredelim diyoruz, niye fazla ibadet? Bak Cenabı Hak, Kur'an'da 'beni çok zikredin' buyuruyor. Bunda bir incelik var, bir sır var.
 
Son Nefes; Hadi Allah'a ısmarladık da demez
 
Nedir bu? Biz, O'nu çok zikredersek kalbimize O yerleşir, azalarımıza yerleşir, elimize, ayağımıza, gözümüze, kulağımız da. 'Allah der' Ne zannediyorsun sen? Esasen "yusebbihu lillahi mafis semavati vema fil ard"( Yerde ve gökte ne varsa hepsi Allah'ı zikreder).
 
Allah der, her şeyimiz Allah diyor
 
Cenabı Hakk'ın istediği, murat ettiği irademizle, dilimizle O'nu zikretmemiz değil mi?
 
O'nu zikretmemizi, bunu istiyor bizden. Bunu yaparsak mesele tamamdır.
 
Ha! Şimdi bunu yapıp da, kalbimize zikri indirdiğimiz zaman, oraya yerleştiği zaman, zikir orada mekân tuttuğu zaman, o son andaki cebelleşmede, mücadelede, kavgada, hiç korkma, şeytanı mağlup edersin.
 
Niye? Eğer kalbinde o seni mağlup ederse dimağında şuurunda vardır o hayal. Orada Allah dersin, orada la ilahe illallah, dersin. Hayır, orada yok, dilinde var, dilinde dersin, elinde dersin, onun için her tarafı yerleştirmek lazım, de mi efendim…
 
O tek hasmımızı mağlup edeceğiz zaten. O tek hasım mağlup olursa cemiyet meydanında da kötülük kalmaz. Herkes onu mağlup etmeye mükelleftir. Şu veya bu suretle ortaya çıkıyor, bazen insan suretinde. Bil ki tasarruf eden hep odur. Bizim nefsimizle eğer onunla mücadeleye karar verirsek ne ortada şu kalır, ne bu kalır.
 
Esasen Cenabı Hak, inanan kuluna son nefeste bir acı da verecek, ıstırap da verecek. O'nun kefaretidir.
 
Rasulullah Efendimiz hadis-i şeriflerinde öyle buyuruyor ve "müminin kefaretidir. Ne, ölüm" sıkıntısı, o cefası değil mi? Onu tertemiz Cenabı Hak istiyor. O anda onu temizliyor, öyle huzuruna alıyor"
 
Bir de bunun üstü bir hal var ki, Allah onu hepimize nasip etsin, böyle sevinerek koşarak, eğlene eğlene gider.
 
Hadi Allah'a ısmarladıkta, demez. Lan öyle bir aleme gidiyorum ki buradan ne olur, dercesine…
 
Yahya Kemal Beyatlı'nın (Allah rahmet eylesin) hep o şiir hatırıma gelir de, tam okuyamam onu. Bunda çok hoşuma gider sanki o anı anlatıyor:
 
"Artık demir almak günü gelmişse zamandan, meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
 
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol, sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
 
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli" diye devam ediyor.
 
Gene iyi bu kadar okuduk. Çok sevdiğim bir şeydir, böyledir. Şimdi senin dediğine gelince Hz. Yusuf  (a.s) kadınlar meclisine girdiği zaman her peygamber de bil ki mucize vardır Allah'ın peygamberlerin de bir mucize vardır.
 
Yusuf Aleyhisselam 'ın mucizesi güzelliği. O kadar güzeldi ki, Hz. Peygamberimiz buyuruyor ki; "Ben Miraç'ta kardeşim Yusuf'u gördüm" diyor, "kainatın yarı güzelliğini Allah ona İhsan eylemiş"
 
Hz. Ayşe annemiz de buyuruyor ki; "Kenan Diyarı'nın Yusuf'u görüp de parmaklarını kesen kadınlar eğer Allah'ın sevgilisi Muhammed Mustafa'yı görsellerde hayatlarına kıyarlardı."
 
Şimdi o kadar güzel. Bak Resulullah'ın güzelliği ne kadarmış! işte sure-i Yusuf'u okumasını bir mürşit müridine tavsiye ediyor. Sebep de; Hazret diyor, Kur'an-ı Kerim'de her şeyin olduğunu söylüyorsunuz ancak ben, müminin ruhu yağdan kılı çekersin gibi çıkar hadisinin mealini Kur'an'da bulamadım.
 
O da buyuruyor, "Oğlum sure-i Yusuf'u oku. Gidiyor, okuyor bulamadım, diyor. O zaman gene oku, diyor. Gidiyor, gene bulamadım, diyor. En sonunda buldum, neyi diyor?
 
Hz. Yusuf'un güzelliğini müşahede edipte varlığından geçen kadınlar, ellerini kestiği zaman farkına varmadılar. Demek ki insan, ruhunu teslim ederken Allah'ın cemalini müşahede ederse onlardan ruhun, bedenden çıkış ıstırabını duymazlar". Hah bildin diyor, tam öğrendin, okudun bu sefer.
 
Şimdi efendim! İnsan eğer Rabbine dünya hayatında vuslata karar verdi, hep ona yürümek istiyor, gidiyorsa artık bir perde kalmıştır. Ölüm dediğimiz anda o perde de can hulkuma geldiği zaman açılır, gideceği yer seyredilir.
 
Gideceği alemde onun Rab 'binin mekanı, Onun Rab'ının zatının, sıfatının, esma ilahisinin olduğu alem olduğu için şimdi düşün ki insan, en büyük gerçeği, en büyük hakikati bir anda perdenin açılışı ile seyrediyor.
 
Daha bir şey duyar mı ya? İşte kovanım yağma olsun, der zaman. Evet, doğrudur, çok doğrudur. Allah o hali hepimize nasip eylesin, böyle bir ölüm ihsan etsin.
 
Cenabı Hak, benim rahmetim sonsuzdur, diyor; "tubu ilellahi tevbeten nasuha". Günahınıza dönmeyecek şekilde tövbe edin ben, sizi affedeyim;  Cenabı hak "Vallahi gafururrahim" Yeminle ben affedicinin ta kendisiyim; Cenabı Hak kullarını affetmek için bahane arıyor.
 
Mesele O'nun kapısına dönmektir. Döndüğümüz zaman O, bizi affeder. Onu istiyor. Zaten bizim evladımıza olan muhabbetimizin en az yedi misli demiştir.
 
O'nun en isyan etmiş kuluna düşün ki o, kuluna rahmet etmesin, onu affeder. Bu mümkün mü hatta ayet-i kerimede "la taknetu min rahmetillah"(10) Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.
 
Şimdi efendim! Bu o rahmeti biz anlatamayız. O mümkün değil. Anlatmak hiç mümkün değil, sonsuz bir kapıdır.
 
Hiç şu andan tezi yok, oraya girelim, sığınalım. Rahmeti zaten ne diyor? Eğer inkâr eden O'nun rahmetinin sonsuzluğunu bilseydi utanır, inkâr etmezdi. Rahmeti sonsuz ama müminde sabredecek. Öyle ama bir de O'nun azameti, kudreti var, kuvveti var. Onu düşünseydi oda ubudiyetten geri kalmaz.
 
Kaynaklar:
 
1) Cuma/6
 
2) Bakara/152
 
3) Mülk/2
 
4) Bakara/156
 
5) Araf/34
 
6) Nebe/1
 
7) Nebe/2
 
8) Kıyamet/1
 
9) Yasin/77
 
10) Zümer/53
 
Prof. Dr. Haydar Baş 1994 yılı Ramazan ayı Mesaj TV konuşmasıdır.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

28.09.2026 06:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında Başsavcılığın ilgili kurumlara yazdığı müzekkerede kişi ve kurumların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasının talep edildiği bildirildi.

Yazıda, ilgili kurumlar nezdinde mal varlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan firmalar ve fonlarla alakalı olarak, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve ilgili kurullar tarafından yeni değerlendirme ve bildirimlerin yapıldığı belirtildi.

Bu doğrultuda, söz konusu tedbirlerin ve mal varlığının dondurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği kaydedildi.

Soruşturmada tedbir kararı kaldırılan 45 firma ile 19 fonun bulunduğu, gerçek kişiler üzerindeki tedbirin ise devam ettiği öğrenildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temini talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüpheli tutuklanmış, 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 zanlı daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener'le birlikte hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel de gözaltına alınmıştı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.