HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 17 AĞUSTOS 2022, ÇARŞAMBA

Orantılık ilkesi - 1

15.06.2013 00:00:00
Gezi Parkı olayları sonrasında en çok tartışılan konu kolluk kuvvetlerinin güç kullanımının hukuka uygunluğu, yani ölçülü ya da orantılı güç kullanılıp kullanılmadığı noktasında düğümlendi. Olayla ilgili yazılı ve görsel basında değişik tartışmalar yapıldı. Hukuki boyutlarının öncelikle ortaya konulması daha iyi olacağı düşüncesiyle önce teorik temellerini ortaya koymaya çalışacağız. Daha sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları çerçevesinde konuyu açıklayacağız. “Amaç yöntemi asla meşru kılmaz” sözünden de anladığımız gibi, ölçülülük ilkesinin liberal demokrasilerin olmazsa olmazı (sine qua non’u) olduğunu söyleyebiliriz. Ölçülülük ilkesi ilk kez, 19. yüzyılda Prusya Yüksek İdare Mahkemesince kullanılmış, kişilerin ve devletlerin hukuki ilişkilerinde adaletli, dengeli ve ölçülü olması gerektiği ifade edilmiştir. Türk hukuk sisteminde de bu ilkeye en çok idare ve anayasa hukuku alanlarında başvurulmaktadır. Ölçülülük ve eşitlik ilkeleri arasında bir köprü görevini üstlenen orantılılık ilkesi, dar anlamda ölçülülük kavramıyla da ifade edilmektedir. Amaca ulaşmada, araç orantısız olmamalı, birbiriyle uyum içinde bulunmalıdır. Bu sebeple, orantılılık ilkesinin denetimi, “alınan tedbirin yarattığı olumsuzluklara ve alınan tedbir sonucunda hangi olumsuzlukların ortaya çıkmasını engellediğine bakılarak, ayrıca kullanılan aracın hukuka aykırı ve kamunun yararına olup olmadığını belirleyerek” sağlanabilmektedir. İngilizcede kavram olarak kullanılan ‘proportionality rule’un, Türkçede hem ölçülülük, hem de orantılılık anlamına gelmesinden dolayı, ölçülülük ve orantılılık ilkesi kavramları anlam karmaşası içine girmiştir. Hâlbuki ölçülülük ilkesi gereklilik, elverişlilik ve orantılılık unsurlarını içinde barındırırken, orantılılık ilkesi, istenilen amaçla uygulanan aracın birbirleriyle eşit konumda bulunmalarını sağlamaktadır. Anayasa yargısı sayesinde Türk İdare Hukuku sistemine giren ölçülülük ilkesinin bir alt ilkesi olan orantılılık ilkesi idare hukuku alanında yerini almaya başlamıştır. F.F. Mayer, ölçülülük ilkesinin idare hukukunda da uygulanması gerektiğini düşünmüştür. Ona göre, devletin, bireyin özgürlük alanında uygulamaya koyduğu tedbir ölçülü ise, kullanılan araç meşrudur ve eğer olması beklenen amaç, uygulamaya konulan araç sayesinde kendi amacını aşıyorsa, araç oransız ve gereksizdir. Orantılılık ilkesi, özellikle özel idari yaptırımlarda ve kolluk faaliyetlerinde kendini göstermektedir. Bu ilkeye göre kamu otoritesi, bireyin çıkarı ve kamunun çıkarı arasındaki çıkar çatışmasını önlemek amacıyla dengeli bir karar vermek bunu uygulamak zorundadır. Bu doğrultuda ölçülülük ilkesi, temel hak ve özgürlükler ve kısıtlayıcı karar veren idare arasındaki amaç - araç ilişkisi dengesini korumaktadır. İdare hukukunda amaç, kamu otoritesinin idari işlem ve eylem sayesinde ulaşmaya çalıştığı kesin sonuç, yani idari işlemi yerine getiren makamın istediği amaca ulaşma hususundaki düşünce ve fikirlerdir. İdari işlem, eylem ve bütün idari kararların amacı ise herkesin bildiği üzere, bireylerden oluşan toplumun ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayan kamu yararından başka bir şey değildir. İdare dışında bireysel ve siyasal amaç güdülmesi ve idari kararlar için kanunlarda öngörülen özel bir amacı aşan bir işlemin gerçekleşmesi kullanılan araç açısından amaca ulaşmada, idare hukukunda amaç ve araç ilişkisi göz önüne alındığında hukuka aykırılık teşkil edecektir.  İdare, 1982 Anayasası’nın 13. maddesinde belirtilen sınırlama nedenlerine dayanarak bir temel hak ve özgürlüğü sınırlayabilir. İdareni almak istediği ve uygulamak istediği tedbirler kanunda belirli olmasından dolayı, dar bir düzenleme alanı bulunmaktadır. Sınırlama, kanunla yapılabileceğinden, kanunun çizdiği sınırlar dışına çıkamayacağından ve istisna olmasından dolayı, sınırlamanın sınırının aşılması ve hakkın kullanılamaz bir hale getirilmesi, egemenlik ve demokrasilerin bulunduğu ülkelerde olması düşünülemez. Bu nedenle somut olaylara uygulanan kanunun, açık ve anlaşılır bir biçimde yapılması gerekir.
 
Prof. Dr. Enver Bozkurt / diğer yazıları

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

15.06.2012, 15.06.2011, 15.06.2010, 15.06.2009, 15.06.2008, 15.06.2007, 15.06.2006, 15.06.2005, 15.06.2004, 15.06.2003, 15.06.2002, 15.06.2001, 15.06.2000, 15.06.1999, 15.06.1998, 15.06.1997, 15.06.1996, 15.06.1995, 15.06.1994


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.