2023 seçimlerini kazanan Ak Partisi, devasa problemleri çözmek yerine meseleyi yine anayasa tartışmasına getirdi.
Sanki problemlerin çözümünün önündeki engel anayasaymış gibi kamuoyuna devamlı bilgi pompalanıyor.
AKP hükümeti bahanelerin arkasına sığınmayı ve yapması gereken icraatları yapmama konusunda oldukça mahirdir.
Bu maharetleri yeni değildir.
90'lı yıllarda üniversitede okurken Milli Görüş partisi RP'nin gençlik kollarındaki arkadaşlar, bazı belediyelere sahip olmalarına rağmen iyi hizmet etmemelerini büyük şehirleri ellerinde tutmamaları olarak ve büyükşehir belediyelerinin meclislerini kendi icraatlarını engellemekle suçluyorlardı.
Hatta o zaman Şevki Yılmaz'ın "Beni TRT'de bir saat konuşturun ondan sonra da gerekirse idam edin" gibi abartılı ve anlamsız sözlerini de aktarıyorlardı.
Daha sonraki dönemlerde Şevki Yılmaz değil bir saat binlerce saat konuştu ama hiçbir şey olmadı.
RP, 1994 seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığını elde ettiği halde bu sefer de "Partimizi iktidar edin göreceksiniz Türkiye'yi füze gibi uçuracağız" demeye başladılar. Yetkimiz yok bahanesinin arkasına sığınarak halktan yetki istediler.
1995 seçimlerinde Refahyol hükümetinin ortağı oldular.
Bu sefer de "İstediğimiz icraatı yapamıyoruz bizi tek başımıza iktidar edin o zaman görün neler yapacağımızı" diyerek propagandaya başladılar.
Bu kadrolar 2002 seçimlerinde ezici bir çoğunlukla hükümet kurdular. Halen de bu hükümet devam etmektedir.
Fakat mübarekleri tatmin etmek mümkün olmadı.
Bu sefer de "Cumhurbaşkanı bizden değil. Ahmet Necdet Sezer bizi engelliyor. Hele bir Cumhurbaşkanı bizden olsun bakın neler yapacağız" demeye başladılar.
2007 seçimlerinde Abdullah Gül kendi partilerinden Cumhurbaşkanı seçilince "Artık bahaneleri kalmadı. Herhalde bundan sonra büyük icraatlar ortaya koyacaklar" diye düşündük…
Fakat ne görelim bu sefer de "Başkanlık Sistemi" diye tutturdular.
Başkanlık sistemi muratları da gerçekleşip kendi ifadeleriyle 'çift başlık' ortadan kalkınca beklenen icraatları maalesef yapamadılar.
Erdoğan 2018 seçimleri öncesi "Bu fakire yetkiyi verin kur, faiz ve enflasyonla nasıl mücadele edilir göstereceğim" demişti.
Erdoğan yetkiyi aldıktan sonra kur, faiz ve enflasyon çığırından çıktı.
2023 seçimlerinden sonra bu sefer kafayı anayasaya taktılar.
Sanki hizmet etmeye, çalışmaya ve Türkiye'yi düze çıkarmada anayasanın bir suçu varmış gibi bütün bahaneyi anayasaya yıktılar.
Hükümet hizmet etmek istedi de anayasadaki hangi maddeler engel oldu?
Enflasyonun, faizlerin ve kurun düşmesini engelleyen anayasanın hangi maddesidir?
Anayasada asgari ücretin yoksulluk sınırının üçte biri kadar olması gerektiği ile ilgili bir madde mi var?
Tam aksine anayasaya "Hiçbir hükümet yoksulluk sınırın altında asgari ücret veremez" diye bir madde konması gerekir.
Erdoğan, bütün yetkileri ve bütün ipleri eline almasına rağmen ekonomiden sağlığa eğitimden dış politikaya kadar büyük bir hayal kırıklığı yarattı.
Erdoğan'ın problemi yetkisizlik değildir.
Hükümetin kesinlikle yetki problemi yoktur.
Anayasada hükümetin hizmet etmesini engelleyen, yavaşlatan veya perdeleyen herhangi bir hüküm de yoktur.
Hükümetin asıl problemi meseleleri çözmekten uzak bir yaklaşım içerisinde olmasıdır.
Çözümü olmayanın bahanesi bol olur. Maalesef hiçbir bahane de başarının yerini tutmuyor.
- İç cephe nasıl tahkim edilir? / 04.11.2024
- Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu / 03.11.2024
- Çözüm değil çözülme süreci / 25.10.2024
- Hazine üzerinde oturan dilenci olmayalım / 20.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor -2- / 13.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor / 06.10.2024
- Siper savaşları out Siber savaşları in / 23.09.2024
- Açlık sınırı = asgari ücret + 10.268 TL / 19.09.2024
- Lütfen herkes işini yapsın / 14.09.2024


























































