logo
21 NİSAN 2026

Özgür Özel: Aday gösterilmediğinde başka partiye koşturmak CHP’lilik değildir

Özgür Özel, Eskişehir aday tanıtım toplantısından sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. İlgezdi'nin istifası ile ilgili soruya, "Aday gösterilmediğinde başka partiye koşturmak CHP'lilik değildir" diyerek ve Büyükerşen'i örnek göstererek yanıt verdi.

27.01.2024 16:01:00 / Güncelleme: 27.01.2024 17:38:19
Haber Merkezi
Özgür Özel: Aday gösterilmediğinde başka partiye koşturmak CHP’lilik değildir
Özgür Özel: Aday gösterilmediğinde başka partiye koşturmak CHP’lilik değildir
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir aday tanıtım toplantısına katıldı. Genel Başkan Özgür Özel, aday tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, "Bizim işimiz muhalefet ile kavga etmek değil. Bize savaş açanlar oldu, ben barış ilan ettim, bütün muhalefete. Bize çelme atanlar oluyor, dönüp ellerini sıkıyor ve yola devam ediyoruz. Bize kumpas kuranlar oluyor, görüyoruz ama meşgul olmuyoruz. Bizim yolumuz, CHP'yi ve Cumhuriyete, Atatürk'ün baba evine kurulan her türlü tuzak ve kumpasa karşı Türkiye ittifakını kurmaktır" dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, Eskişehir'de, Porsuk Spor Salonu'nda aday tanıtım toplantısına katıldı. Adayların tanıtımının ardından Genel Başkan Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi'ne üye olan yeni isimlere parti rozetlerini taktı.

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, aday tanıtım toplantısında partililere ve kamuoyuna da seslendi. CHP'li belediyelerin göç alan belediyeler olduğunu anımsatan Genel Başkan Özgür Özel, tüm kentlerin CHP belediyeleri tarafından yönetilmesini gerektiğini belirterek şunları söyledi:

"Burada sizlerin huzurunda Genel Başkan Yardımcılarımla, Eskişehir'in birbirinden kıymetli milletvekillerimle, Eskişehir'in evladı İzmir milletvekilimizle sizlerin huzurunuzdayız. Biraz önce altı oklu rozetimizi yeni yakalara taktık. Hepsi bir eve geldiler, hoş geldiler, sefa getirdiler. Nereye geldiler? Baba evine geldiler. Hepimiz bir baba evine doğarız. Kimimiz orada kalırız. Kimimiz önce büyüğüne, belki küçüğüne, kimimiz ıraktakine, kimimiz yakındakine gideriz. Ama herkes bilir ki baba evinin çorbası kaynamaktadır, bacası tütmektedir. Bir gün ihtiyaç olursa o baba evinde herkese yer vardır. Herkesin yeri baba evinde evin baş köşesidir. Çünkü o baba evinin tapusu ne Özgür Özel'dedir, ne Kemal Beydedir. Rahmetli Ecevit'te de yoktu, İsmet Paşa'da da. O baba evinin tapusu bir kişiye kayıtlıdır o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Eskişehir'in bütün güzel, iyi insanlarına, yiğit insanlarına, dürüst insanlarına Atatürk'ün evinin kapıları ardına kadar açıktır, hoş gelmişler, sefa vermişler."

"MUHTEŞEM BİR VEDAYA TANIKLIK EDİYORUZ"

"Burada yakışıklı, güzel insanlar var. Halkçı-Liseliler var. Geleceğimizin umudu, hepimizin gururu gençlerimize kocaman alkış alalım. Burada muhteşem bir vedaya tanıklık ediyoruz. İzlediğimiz filmler senaryo olsa ve hayal ürünü olup çekilse kolay inanılacak filmler değil ama hepiniz biliyorsunuz ki her santimetrekaresine ayak basan ve emek veren, Porsuk balçık halindeyken oraya bakıp da veya Eskişehir bozkırda kendi kaderine teslim edilmiş, terk edilmişken oraya bakıp da bir dünya kenti hayal eden, emek emek çalışarak, alnının terini her damlası ile Eskişehir'e damlatarak, burada bir Avrupa kenti, bir dünya kenti yaratan ve 1 milyon turisti çekebilen kent yaratan, kentin çiftçisine, emekçisine, gencine, emeklisine sahip çıkan bir büyük liderin bugün jübilesine tanıklık ediyoruz. Yılmaz Büyükerşen Hocamın önünde saygı ile eğiliyorum. Bu tip vedalar çok güçtür. Sonra ne olacak denir? Biraz önce adayımız benim kadın adaylara verdiğim destekten bahsetti. Evet kadın adaylar, genç adaylar istiyoruz."

"SONUNA KADAR GÜVENİYORUZ"

"Partimiz, belediyelerimiz, Meclis'imiz çok daha fazla genç ve kadınla siyaset yaptığımız arkadaşlarımızla dolsun istiyoruz. Ama buna her yerde olanak bulamıyoruz. Burada, bu kentte, bu kenti yöneten başta Yılmaz Hoca, çok kıymetli Kazım Kurt Başkanımız, Ahmet Ataç Başkanımız. Bu kadrolar, gençlere olanak tanıyan, kadınları 'Onlar yapamaz' diyerek görmeyen, onlara bilgi ve birikimlerini paylaşan, onlardan çekinmeden onlara alan açan, yani Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş iradesine ve kurucu liderinin iradesine sahip çıkan bu mükemmel insanların hepsine huzurunuzda teşekkür ediyorum. Onlar sayesinde bugün Yılmaz Hoca Eskişehir'i kendisinden 30 yaş küçük, evladı yaşında, 50'li yaşlarının başında olan bir Cumhuriyet kadınına içi rahat, gözü arkada kalmadan, burayı Cumhuriyet kadını Ayşe Ünlüce'ye emanet edebiliyor. Yılmaz Hoca'ya minnetlerimizi, Ayşe Hanıma da başarı dileklerimizi yürekten iletiyoruz. Başaracak, buna inanıyoruz. Bu tip vedalar zordur ve risklidir. 'Bu büyük başarı ya sürmezse ya yeni gelen bunun kıymetini bilmezse' derler. İşte eğer Yılmaz Hoca'dan sonra buraya başka siyasi parti, akıl, kenti kent olarak değil rant olarak gören birileri, bir başka akıl buranın değerlerini içselleştirmek yerine peşkeş çekmek isteyen birileri gelirse bu kente yazık olurdu. İşte o yüzden önce hukuk fakültesini bitirmiş, genç yaşında kadın bir hakim olarak adalet dağıtmış ve sonra avukatlık mesleğini başarı ile yapmış, ardından Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nde Genel Sekreterlik gibi sadece CHP'li belediyelere değil 14 belediyeye eşit, kıymetli hizmet vermiş ve Yılmaz Hoca'nın hem öğrencisi, hem yol arkadaşı olmuş, bu belediyeciliği en iyi bilen Ayşe Hanım'a sonuna kadar güveniyoruz. Eskişehir'i emanet ediyoruz."

"SÜTTE LEKE VAR BAŞKANLARIMIZDA YOK"

"Sütte leke var, Ahmet Ataç, Kazım Kurt, Yılmaz Büyükerşen'de ve adaylarımızda, başkanlarımızda yok. Biraz önce burada teker teker el sıkıştığım, buraya rozetlerini taktıklarım, daha önce daha iyi olsun diye düşünüp, bir siyasi partinin kuruluşuna iştirak eden ya da bugün Eskişehir'de büyükşehre aday olan birinin partiye geliş ve gidiş süreçlerine şahit olan insanlar buradaydı. İçlerine sinmemiş, kabul edememişler. Diyorlar ki 'Biz o yapılana ilk itiraz ederiz.' Birisi daha 1 yıl bile olmadan, geçen sene 14 Mayıs gününde, bundan 10 ay önce ne oldu biliyor musunuz? Eskişehirlilerin karşısına çıktı birisi ve dedi ki 'Ben Recep Tayyip Erdoğan'a muhalifim, ben MHP'nin ona verdiği desteğe inanmıyorum, doğru bulmuyorum. Ben iyi bir insanım, İYİ Parti'de muhalefet yapmak üzere sizden destek istiyorum.' Eskişehirlilerden oy aldı, oy bir kentin bir siyasetçiye emanet ettiği namusudur. O oyları aldı, çok kısa süre içinde, bilmediğimiz bir şey var, oyları alırken bir yandan da AK Parti'den teşvikleri alıyormuş. Onu sonradan öğrendik. Oyları 'Muhalefetim, AK Parti'nin karşısındayım, Tayyip Erdoğan'ın karşısındayım' diye topladı. Tayyip Erdoğan'ın partisine geçti, şimdi de 'Eskişehir'i bana verin, ben yöneteyim' diyor. Daha 1 yıl önce Eskişehirlileri kandırıp, onların oyunu alıp, o oyları Tayyip Erdoğan'a karşı toplayıp, Tayyip Erdoğan'a götüren ve makam, mevki için Eskişehir'i satan birisine Eskişehir en iyi cevabı 31 Mart'ta verecek. Eskişehir'in oyunu çalıp gidenlere Eskişehir'in geleceği emanet edilemez. Eskişehir'in oy hırsızlarına, irade hırsızlarına ve geleceğini çalacaklara verecek oyu değil selamı bile olamaz. Eskişehir'e yürekten inanıyorum."

"CHP'Lİ BAŞKANLARIN BELEDİYECİLİK HOCASI"

"Eskişehirlilerden bir ümidim var. 31 Mart günü sandığa gittiğinizde, geçmişte AK Partili, MHP'li olabilirsiniz. Yarın da o partilere oy verecek olabilirsiniz. Ama ahlak, vicdan ve bu güzel Eskişehir'e sahip çıkmak, Eskişehir'i kandıran sarayla işbirliği yapan bu akla cevap vermek için, bütün Türkiye'ye ibreti alem olsun diye 31 Mart'ta Eskişehir'de CHP adına, Ayşe Başkan adına Türkiye rekoru bekliyorum sizlerden. Bundan sonraki süreçte hep birlikte olacağız. Kazım Başkan, Ahmet Başkan'la, dışarıdaki ilçelerimizdeki 12 başkanımızla. Ayşe Başkanımızla birlikte yazılan bu büyük tarihi, efsanevi hizmetleri hep birlikte sürdürüp daha iyiye götüreceğiz. Peki o sırada Yılmaz Büyükerşen ne yapacak? Ben size söyleyeyim, Yılmaz Büyükerşen ne evinde oturacak, ne emeklilik yaşayacak. Yılmaz Büyükerşen'in bir eli Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nde, bir eli Türkiye'deki CHP'li belediyelerin üzerinde olacak. Buradan ilan ediyorum. İlk toplantıları 31 Ocak günü Ankara'da bütün büyükşehir belediyelerimizin temsilcilerinin, adaylarının ve yöneticilerinin olduğu bir çalıştay var. O çalıştay, yerel seçim sürecinin değerlendirme çalıştayı. O çalıştayın açılışında ve başında olacak. Bundan sonra Yılmaz Büyükerşen, Türkiye'deki tüm CHP'li belediyelerin yapılan iyi hizmetlerinin ortaklaştırılması, yapılan iyi projelerin diğer belediyelerde de uygulanması, hizmetlerin standardizasyonu ve geliştirilmesi ile ilgili CHP'nin oluşturduğu yeni kurulun Genel Koordinatörüdür. Eskişehir'deki bu büyük başarıyı yeni aldığımız belediyeler ve göreve devam ettiğimiz belediyelere bu başarıyı taşımak, hangisi iyi yapıyorsa öbürüne de taşımak, bütün Türkiye'de hizmetlerin tek elden, farklı farklı kartlar değil tek bir kartın oluşturulması, kartların tüm şehirlerde geçmesi, en iyi hizmetin tüm belediyelerimizde eşit ve ayrımsız olarak sunulması için Yılmaz Büyükerşen hocalığa devam ediyor. CHP'li başkanların belediyecilik hocasıdır. Arz ederim."

"BÜYÜK ZAFERİN İLK DURAĞI 31 MART"

"Biz buradan hep birlikte çıktığımız yolda, hep birlikte ilerleyeceğiz. Yolumuz 31 Mart gününde, evet büyük bir oyunla karşı karşıya olduğumuzun farkındayız ancak yolumuz çok büyük bir zaferin ilk durağı 31 Mart'tır. Farkında mısınız? Tayyip Erdoğan, CHP'nin halkçı, çalmayan çırpmayan, israf etmeyen, kaynakları yandaşlara değil vatandaşlara dağıtan, şeffaf ve çalışkan belediyeciliğinin karşısında o anlayışla rekabet etmek yerine karşımıza çok büyük bir cephe kurarak, CHP'yi sözde yalnız bırakarak, geçmişte ittifak yaptıklarımızı karşımıza koyarak, geçmişte partimizde olanların bile karşımızda adaylaştırılmasını sağlayarak, onlara çok farklı imkanlar kurarak Türkiye'nin üzerine yeni bir oyun kurmaktadır. Bu oyunu nasıl kıracağız? Bu oyunu Eskişehir 1999'da nasıl ittifaksız ama özünde büyük bir ittifakla başardıysa, nasıl Yılmaz Hoca bütün temiz insanlardan, iyi insanlardan, Atatürk milliyetçilerinden, Türk milliyetçilerinden, muhafazakarlardan, devrimcilerden de muhafazakarlardan da aynı anda kendi temiz ve çalışkan kişiliği ile oy alarak Eskişehir ittifakını kurduysa, 31 Mart'taki kazanacak ittifakın adı Türkiye ittifakıdır. Hep birlikte başaracağız."

"GÖRÜLMEK İSTENEN ŞEHİRLERİ CHP'Lİ BAŞKANLAR YÖNETİYOR"

"Bizim işimiz muhalefet ile kavga etmek değil. Bize savaş açanlar oldu, ben barış ilan ettim, bütün muhalefete. Bize çelme atanlar oluyor, dönüp ellerini sıkıyor ve yola devam ediyoruz. Bize kumpas kuranlar oluyor, görüyoruz ama meşgul olmuyoruz. Bizim yolumuz CHP'yi ve Cumhuriyete, biraz önce söyledim Atatürk'ün baba evine kurulan her türlü tuzak ve kumpasa karşı Türkiye ittifakını kurmaktır. Buna inanıyoruz. Biz bu ülkeye güveniyoruz. İstanbul'un üzerinde pata pata helikopter ile Tayyip Erdoğan'ın Arap şeyhlerine, Tayyip Erdoğan'ın yurtdışında söz verdiği birtakım hanedan sahiplerine arsaları pazarlamasını istemeyen herkes; Ankara'nın parsel parsel yine peşkeş çekilmesini istemeyen herkes; Türkiye'de bizde olan belediyelerdeki iyi hizmetin sürmesini ve kendi şehirlerinin de CHP'nin belediyeciliğine kavuşmasını isteyen herkese şunu söylemem gerekiyor, Türkiye'nin başta Eskişehir, görülmek gezilmek istenen bütün şehirlerini CHP'li belediye başkanları yönetiyor. Üniversite sınavında en çok öğrencilerin tercih ettiği şehirleri CHP'li belediyeler yönetiyor. İnsanlar göç ediyorlar ya, göç edilen belediyeler bizde göç verilen belediyeler Cumhur İttifakı'nda. Bunun bir anlamı var. Biz yönettiğimiz şehirleri iyi yönetiyoruz. Bundan sonrası için Anadolu'nun dört bir yanındaki vatandaşlarımıza, aklında CHP'li belediyeye gitmek, göç etmek, oralarda yaşamak isteyenlere şunu söyleyebilirim. Sizlerin hepinizi, örneğin Karşıyaka, Beşiktaş, Yenişehir, Nilüfer, Eskişehir, Tepebaşı, Odunpazarı'nda hepinizi birden ağırlamamız mümkün değil ama sizin 31 Mart günü vereceğiniz oylarla kentinizi bir Eskişehir, Karşıyaka, Beşiktaş, Bodrum, Marmaris yapmak elinizde. 31 Mart'ta oyunuzu verin, bu güzel belediyeciliği sizin memleketinize getirelim. Bundan sonraki süreç hepimiz için bolca koşturacağımız, çalışacağımız, birlikte başaracağımız, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında önümüze yeni bir yol açacağımız, yolun sonunda onun partisini, Atatürk'ün, Gazi'nin partisini ikinci yüzyıldaki ilk seçimlerde iktidar yapacağımız bir yolda koşuyoruz. Bu yolculuğa var mısınız? O zaman Eskişehir'den başlayarak, yerel seçimlerden başlayarak hep birlikte önce Eskişehir'i ayağa kaldırıyoruz, kalkın ayağa ve kazanın bu seçimi. Ben size güveniyorum, ben bu örgüte güveniyorum, ben Eskişehir'e güveniyorum. Ayağa kalkın ve bu seçimleri kazanın. 31 Mart'taki bu zafere siz ulaşacaksınız. Yılmaz Büyükerşen Hocama ve ekibine bu büyük vefa için onun güzel şehri Eskişehir'e yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız hocam, iyi ki varsınız Eskişehir."

BATTAL İLGEZDİ'NİN İSTİFASI

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, aday tanıtım toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Özel, aday belirleme çalışmaları ve Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi'nin CHP'den istifa ettiğini duyurması hakkındaki soruya şu yanıtı verdi:

"Birincisi, bugün de gördüğünüz gibi ilan ettiğimiz adaylarımızın arkasındayız, o konuda üzerimize ne düşüyorsa onu yapıyoruz. Dün söylenenlerin tamamı hayal mahsulü işler. Arkadaşlarımız tamamını yalanladılar. Eğer CHP üyeleri ya da vatandaşlarımız bir konuda beklenti sahibi olurlarsa onu CHP en ince noktasına kadar irdeler. Ona göre gereğini yapar. Ancak şu anda böyle bir gündemimiz yok. Diğer konu ise en iyi örnek yanımda duruyor. Elinden tutuyorum. Yıllarca partimize ve şehrine hizmet etti. Bugün bu görevi bir kadın adaya, kendinden genç bir adaya devretti. Bir eli onun üstünde, bir eli partimizin üstünde. Partimize hizmet etmeye devam edecek. Gerçek partililik Yılmaz Büyükerşen partililiğidir. Aday gösterildiğinde iyi, aday gösterilmediğinde başka partiye koşturmak CHP'lilik değildir. Bize Yılmaz Büyükerşen gibi büyüklerimiz ve örnek partililerimiz lazım."

Özel, kalan adayların ne zaman açıklanacağına ilişkin soruya önümüzdeki haftayı işaret ederek, "Hafta sonuna kadar açıklanır hepsi" yanıtını verirken sözlerini, "Bu büyük, çoşkulu takımla yol yürümek isteyen herkes yol yürür. Yol yürümekten yorulanlar varsa yerine o yolu yürüyecekler bulunur" diyerek noktaladı.

Dışişleri Bakanlığından Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi Başkanı Ağa'nın seçilmesine ilişkin açıklama

Dışişleri Bakanlığı tarafından, Irak'ta Kerkük valiliğine Türkmen bir valinin seçilmesinin kapsayıcılık, temsilde adalet ve toplumsal huzurun tahkimi konusunda tarihi bir gelişme olduğu bildirildi

21.04.2026 02:38:00
AA
Dışişleri Bakanlığından Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi Başkanı Ağa'nın seçilmesine ilişkin açıklama
Dışişleri Bakanlığından Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi Başkanı Ağa'nın seçilmesine ilişkin açıklama

Bakanlıktan konuya ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

"Kültürel çeşitliliğe ve çoğulcu bir yapıya sahip Kerkük'e Türkmen bir vali seçilmesi, kapsayıcılık, temsilde adalet ve toplumsal huzurun tahkimi bakımından son derece önemli ve tarihi bir gelişmedir." ifadesine yer verilen açıklamada, bunun aynı zamanda, Irak'ın ve Kerkük'ün asli bileşeni olan Türkmen soydaşlar bakımından meşru bir hakkın gecikmiş bir teslimi olarak görüldüğü kaydedildi.

Kerkük'te üst düzey idari görevlerin bileşenler arasında uzlaşı temelinde dönüşümlü şekilde paylaşımının, sadece Türkmenler değil, Kerkük'ü oluşturan tüm unsurlar için adil ve hakkaniyete uygun bir kazanım olduğu kaydedilen açıklamada, gelişmenin, Irak'ın ve Kerkük halkının huzur, güvenlik ve refahına katkıda bulunması temenni edildi.

Ne olmuştu

Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, Kerkük vilayeti valiliği görevine seçilen Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Muhammed Seman Ağa'ya Kerkük valiliği atama kararnamesini teslim etmişti.

Kerkük Valiliği yaklaşık 100 yıl sonra yeniden Türkmenlere geçerken. Kerkük İl Meclisi 17 Nisan'da yapılan oturumda, ITC Başkanı Muhammed Seman Ağa'yı vilayet valisi olarak seçmişti. 

Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklandı

Gülistan Doku soruşturması kapsamında adliyeye sevk edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi olan Kadın Doğum Uzmanı Dr. Çağdaş Özdemir tutuklandı

20.04.2026 19:34:00 / Güncelleme: 20.04.2026 19:45:14
İHA
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklandı
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve gözaltına alınan 13 şüpheliden aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de bulunduğu 10 şüpheli tutuklanırken 3 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Öte yandan dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi olan Kadın Doğum Uzmanı Dr. Çağdaş Özdemir, savcılığın talimatıyla Bursa Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınmıştı.

Bursa'dan Tunceli'ye getirilen ve Tunceli İl Jandarma Komutanlığı'nda ifadesi alınan Özdemir, bugün adliyeye sevk edildi.

Mahkeme karşısına çıkartılan Özdemir, tutuklandı.

Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten

Tunceli'de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında firari şüpheli Umut Altaş'ın geçici tutuklanması ve kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranması için resmi süreç başladı.

Adalet Bakanlığı, Amerika'da bulunan firari şüpheli Umut Altaş'ın iade dosyasını hem ABD makamlarına iletilmek hem de INTERPOL Genel Sekreterliği tarafından kırmızı bülten yayımlanmasını sağlamak amacıyla ilgili bakanlıklara gönderdi.

Türkiye nüfusunun yüzde 24,8'i çocuk

Türkiye'nin geçen yıl sonu itibarıyla 21 milyon 375 bin 930 olarak belirlenen çocuk nüfusu, ülke nüfusunun yüzde 24,8'ini oluşturdu

20.04.2026 10:55:00 / Güncelleme: 20.04.2026 12:16:23
Anadolu Ajansı
Türkiye nüfusunun yüzde 24,8'i çocuk
Türkiye nüfusunun yüzde 24,8'i çocuk

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin çocuk istatistiklerini açıkladı.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre, 2025 sonu itibarıyla Türkiye nüfusu, 86 milyon 92 bin 168 kişiyken bunun 21 milyon 375 bin 930'unu çocukların oluşturduğu belirlendi.

Çocuk nüfusun yüzde 51,3'ünü erkekler, yüzde 48,7'sini kızlar oluşturdu.

Birleşmiş Milletlerin (BM) tanımına göre 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1970'te toplam nüfusun yüzde 48,5'ini oluştururken bu oran 1990'da yüzde 41,8 ve 2025'te yüzde 24,8 oldu.

Nüfus projeksiyonlarına göre, çocuk nüfus oranının 2030'da yüzde 22,1, 2040'ta yüzde 17,9, 2060'ta yüzde 16,9, 2080'de yüzde 15,2 ve 2100'de yüzde 14,5 olacağı öngörüldü.

Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülke incelendiğinde, 2025'te çocuk nüfus oranının AB ortalaması yüzde 17,6 olarak kayıtlara geçti. AB üyeleri arasında en fazla çocuk nüfus oranına sahip ülkeler, sırasıyla yüzde 22,7 ile İrlanda, yüzde 20,4'er ile Fransa ve İsveç olarak kaydedildi.

Çocuk nüfus oranı en düşük ülkeler ise sırasıyla yüzde 14,5 ile Malta, yüzde 14,9 ile İtalya ve yüzde 15,5 ile Portekiz olarak belirlendi.

Türkiye'nin çocuk nüfus oranının yüzde 24,8 ile AB üyesi ülkelerden daha yüksek olduğu görüldü.

En yüksek çocuk nüfusu Şanlıurfa'da

Türkiye'de, geçen yıl en yüksek çocuk nüfus oranına sahip il yüzde 43,3 ile Şanlıurfa, en düşük orana sahip il ise yüzde 15,9 ile Tunceli olarak belirlendi.

Geçen yıl sonu itibarıyla, 21 milyon 375 bin 930 olarak belirlenen çocuk nüfusu, ülke nüfusunun yüzde 24,8'ini oluşturdu.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, geçen yıl en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il, yüzde 43,3 ile Şanlıurfa oldu. Bunu, yüzde 39,2 ile Şırnak, yüzde 36,7 ile Mardin izledi. En düşük olduğu iller ise yüzde 15,9 ile Tunceli, yüzde 16,9 ile Edirne, yüzde 17,7 ile Kırklareli olarak belirlendi.

Geçen yıl toplam hane halkı sayısı, 26 milyon 977 bin 795 oldu. Hanelerin yüzde 41,9'unda, 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunduğu görüldü. Bu hanelerin illere göre dağılımı incelendiğinde, 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunan hane halkı oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 68,2 ile Şanlıurfa, en düşük olduğu ilin yüzde 27,3 ile Tunceli olduğu tespit edildi.

Hanelerin yüzde 19,1'inde 0-17 yaş grubunda 1 çocuk, yüzde 14,1'inde 2 çocuk, yüzde 5,7'sinde 3 çocuk, yüzde 1,9'unda 4 çocuk, yüzde 1,1'inde ise 5 ve daha fazla çocuk bulunduğu kayıtlarda yer aldı.

Çocuk nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2020'de çocuk nüfusun yüzde 26,9'unun 0-4 yaş grubunda, yüzde 28,7'sinin 5-9 yaş grubunda, yüzde 28,2'sinin 10-14 yaş grubunda, yüzde 16,2'sinin 15-17 yaş grubunda yer aldığı görülürken 2025'te ise yüzde 22,7'sinin 0-4 yaş grubunda, yüzde 28,8'inin 5-9 yaş grubunda, yüzde 30,5'inin 10-14 yaş grubunda, yüzde 18'inin 15-17 yaş grubunda yer aldığı belirlendi.

Doğum İstatistiklerine göre, 2024'te canlı doğan bebek sayısı, 937 bin 559 oldu. Doğan bebeklerin 481 bin 825'inin erkek, 455 bin 734'ünün ise kız olduğu tespit edildi. Canlı doğan bebeklerin yüzde 96,7'sini tekil, yüzde 3,2'sini ikiz, yüzde 0,1'ini ise üçüz ve daha fazla çoğul doğumlar oluşturdu.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, hastanede gerçekleşen doğumların canlı doğumlar içindeki oranı, 2010'da yüzde 91,6 iken 2024'te yüzde 99,4 oldu. Beşli karma aşı (DPT+IPV+Hib) 3 doz ile aşılama oranının 2023'te yüzde 98,8 iken 2024'te yüzde 96 olduğu görüldü.

Hayat Tabloları 2022-2024 sonuçlarına göre, doğuşta beklenen yaşam süresinin Türkiye geneli için 78,1 yıl, erkekler için 75,5 yıl, kadınlar için 80,7 yıl olduğu kaydedildi. Türkiye'de, 7 yaşına ulaşan bir çocuğun kalan yaşam süresinin ortalama 72,1 yıl, erkek çocuklar için 69,5 yıl ve kız çocuklar için 74,7 yıl olduğu görüldü. Çalışma çağının başlangıcı olan 15 yaşındaki çocuklar için bu süre, 64,3 yıl olarak kayıtlara geçti. Erkek çocuklar için bu süre 61,7 yıl iken, kız çocuklar için 66,9 yıl oldu. Bu yaş için kız ve erkek çocuklar arasındaki beklenen yaşam süresi farkının, 5,2 yıl olduğu belirlendi.

En popüler bebek isimleri Alparslan ve Alya

Geçen yıl doğan bebeklere konulan en popüler erkek bebek isimleri, Alparslan, Göktuğ ve Metehan, en popüler kız bebek isimleri ise Alya, Defne ve Gökçe oldu. Doğan erkek bebeklerin 7 bin 527'sine Alparslan, 6 bin 36'sına Göktuğ, 5 bin 393'üne Metehan, kız bebeklerin 8 bin 751'ine Alya, 7 bin 731'ine Defne, 7 bin 603'üne ise Gökçe ismi verildi. Türkiye'de 2025'te 0-17 yaş grubundaki çocuklarda en çok kullanılan erkek çocuk isimlerinin Yusuf, Mustafa ve Ömer, kız çocuk isimlerinin ise Zeynep, Elif ve Ecrin olduğu görüldü.

Çalışma çağındaki yüz kişiye düşen çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı, 2019'da yüzde 34,1 iken, bu oran 2025'te yüzde 29,7'ye düştü. Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre, çocuk bağımlılık oranının 2030'ta yüzde 25,5, 2040'ta yüzde 22,1, 2060'ta yüzde 23,3, 2080'de yüzde 23,4, 2100'de yüzde 21,5 olacağı öngörüldü.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2024'te ilk kez özel gereksinim raporu alan çocukların sayısı, 96 bin 83 oldu. İlk kez özel gereksinim raporu alan çocukların yüzde 62,6'sını erkek çocuklar, yüzde 37,4'ünü ise kız çocuklar oluşturdu.

5 yaşındaki çocukların net okullaşma oranı yüzde 82,5

Milli Eğitim Bakanlığı Örgün Eğitim İstatistiklerine göre, okul öncesi eğitim seviyesinde 5 yaş net okullaşma oranının, 2024-25 öğretim yılında yüzde 82,5 olduğu görüldü. 5 yaş net okullaşma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran erkek çocuklar için yüzde 82,8, kız çocuklar için yüzde 82,3 oldu.

İlkokul seviyesinde net okullaşma oranı, 2024-25 öğretim yılında yüzde 95,4, ortaokul seviyesinde net okullaşma oranı yüzde 89,1, ortaöğretim seviyesinde net okullaşma oranı yüzde 82,9 olarak kayıtlara geçti.

Ulusal Eğitim İstatistikleri Veri Tabanı sonuçlarına göre, eğitim kademesi ve cinsiyete göre okul tamamlama oranları incelendiğinde, ilkokul tamamlama oranının 2024-25 eğitim ve öğretim döneminde yüzde 98,6 olduğu tespit edildi. Ortaokul tamamlama oranı, 2024-25 eğitim ve öğretim döneminde, yüzde 96,6 oldu. Ortaöğretim tamamlama oranının da yüzde 81,3 olduğu belirlendi. Ortaöğretim okul tamamlama oranı cinsiyete göre incelendiğinde, 2024-25 eğitim ve öğretim döneminde bu oranın erkek çocuklar için yüzde 79,2, kız çocuklar için yüzde 83,5 olduğu görüldü.

Milli Eğitim Bakanlığı Örgün Eğitim İstatistiklerine göre, Türkiye genelinde 2024-25 eğitim ve öğretim döneminde örgün eğitime devam eden öğrenci sayısı, 17 milyon 956 bin 523 oldu. Bu öğrencilerin yüzde 51,3'ünü erkek öğrenciler, yüzde 48,7'sini ise kız öğrenciler oluşturdu.

Özel eğitim gerektiren bireylere (işitme, görme, ortopedik ve hafif düzeyde zihinsel engelli) hizmet veren, özel olarak yetiştirilmiş personelin bulunduğu, geliştirilmiş eğitim programlarının uygulandığı özel öğretim kurumlarında örgün eğitime devam eden öğrenci sayısı 602 bin 729 oldu. Özel eğitim alan öğrenciler, örgün eğitimdeki öğrencilerin yüzde 3,4'ünü oluşturdu. Özel örgün eğitime devam eden öğrencilerin yüzde 62,7'sinin erkek öğrenciler, yüzde 37,3'ünün ise kız öğrenciler olduğu belirlendi.

Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre, geçen yıl toplam nüfusun yüzde 27,9'unun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında iken, çocuk nüfus için bu oranın yüzde 36,8 olduğu görüldü. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan çocuk nüfus cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran erkek çocuklarında yüzde 36, kız çocuklarında ise yüzde 37,8 olarak kayıtlara geçti.

Resmi kız çocuk evlilikleri azaldı

Evlenme İstatistiklerine göre, 16-17 yaş grubunda olan kız çocuklarının resmi evlenmelerinin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2002'de yüzde 7,3 iken bu oran 2025'te yüzde 1,5'e düştü. Diğer taraftan, aynı yaş grubunda olan erkek çocukların resmi evlenmelerinin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2002'de yüzde 0,5 iken bu oran 2025'te yüzde 0,1 oldu.

ADNKS sonuçlarına göre, geçen yıl 21 milyon 375 bin 930 çocuk nüfusun içinde sadece babası vefat etmiş çocuk sayısının 251 bin 929, sadece annesi vefat etmiş çocuk sayısının 79 bin 214, hem annesi hem de babası vefat etmiş çocuk sayısının ise 4 bin 907 olduğu görüldü.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının verilerine göre, 2025'te Türkiye genelinde kuruluş bakımı altında bulunan çocuk sayısının 15 bin 508 olduğu tespit edildi. Mevcut koruyucu aile sayısı 9 bin 96, koruyucu aile yanında bakımı sağlanan çocuk sayısı ise 10 bin 841 oldu. Evlat edindirilen çocuk sayısı, geçen yıl 681 olarak kayıtlara geçti.

Boşanma İstatistiklerine göre, geçen yıl boşanan çiftlerin sayısı 193 bin 793 oldu. Kesinleşen boşanma davaları sonucunda, 191 bin 371 çocuk velayete verildi. Çocukların velayetinin yüzde 74,6'sının anneye, yüzde 25,4'ünün ise babaya verildiği görüldü.

Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistiklerine göre, 2024'te 1-17 yaş grubunda çocuk ölümleri en fazla dışsal yaralanma ve zehirlenmeler nedeniyle gerçekleşti. Söz konusu nedenle hayatını kaybeden 1-17 yaş grubundaki çocuk sayısı, 2024'te 1538 oldu. Sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları nedeniyle 765 çocuk, iyi huylu ve kötü huylu tümörler nedeniyle 666 çocuk, dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle 413 çocuk hayatını kaybetti.

Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistiklerine göre, 2009'da bebek ölüm hızı binde 13,9 iken, 2024'te binde 9,0 oldu. Doğumdan sonraki 5 yıl içinde ölme olasılığını ifade eden 5 yaş altı ölüm hızının, 2009'da binde 17,7 iken, 2024'te binde 11,1 olduğu tespit edildi.

Ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor!


 
Karaciğer hastalıkları dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer almaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, özellikle siroz ve kronik karaciğer hastalıkları her yıl yaklaşık 2 milyon kişinin ölümüne neden olurken, küresel ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor.
 

18.04.2026 17:21:00
MURAT ÇORBACI
Ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor!
Ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor!

Vücudumuzun adeta bir kimya laboratuvarı olan karaciğer; yaşamsal öneme sahip maddelerin üretimi, besinlerin enerjiye dönüştürülmesi ve toksinlerin vücuttan temizlenmesi gibi son derece önemli görevler üstleniyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, bu nedenle karaciğerin sorunsuz çalışmasının sağlıklı bir yaşam için kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, "Ancak bazı etkenler karaciğerde hücre ölümüne yol açabilmektedir. Üstelik karaciğerde oluşan hasar uzun yıllar belirti vermeden sessizce ilerleyebilmekte ve uzun vadede iltihaplanma, fibrozis ile karaciğer nakli gerektirebilen siroza neden olabilmektedir. Karaciğer sağlığını korumak için alınması gereken en önemli önlem ise sağlıklı bir kiloda  olmaktır" dedi. Prof. Dr. Hakan Yıldız, karaciğerde en sık hasar oluşturan 6 etkeni anlattı.

1. Hepatit B: Hepatit B, dünya genelinde en sık görülen viral hepatit olarak karşımıza çıkıyor. Çoğunlukla anneden bebeğe bulaşarak karaciğerde kronik inflamasyona, yani kronik karaciğer hastalığına yol açabiliyor. Bu inflamasyon yıllar içinde karaciğer hücrelerinin ölümüyle ve bunun sonucunda siroz ve/veya karaciğer kanseriyle sonuçlanabiliyor.

Nasıl önlem almalı? Hepatit B aşısı çoğunlukla bizi yaşam boyunca bu enfeksiyondan koruyor.

2. Obezite: Dünya genelinde en sık görülen karaciğer hastalığının 'karaciğer yağlanması' olduğu belirtiliyor. Çağımızın önemli sağlık sorunlarından biri olan obezite, karaciğerde özellikle 'metabolik işlevsizlikle ilişkili yağlı karaciğer' olarak adlandırılan hastalığa yol açabiliyor. Karaciğerde yağlanma uzun vadede ciddi hasarlar oluşturabiliyor ve karaciğer nakli gerektiren hastalarda en sık görülen nedeni oluşturuyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, son yıllarda obezite ve sağlıksız beslenme sebebiyle karaciğer yağlanmasının giderek arttığını vurgulayarak, "Araştırmalar, obezite sorunu  yaşayan kişilerin yaklaşık yüzde 80'inde karaciğerde yağ birikimi olduğunu göstermektedir" bilgisini verdi.

Nasıl önlem almalı? Sağlıklı beslenmek, günde 30 dakika hafif tempolu yürüyüş yapmak, ideal kiloya ulaşmak veya mevcut kilonun yüzde 8-10'unu vermek, günde 2-3 fincan filtre kahve tüketmek, karaciğer yağlanmasının hafiflemesine destek oluyor.

3. İlaçlar ve bitkisel ürünler: Zararsız gibi görünen bazı ağrı kesiciler ve bitkisel ürünler, bilinçsizce kullanıldığında karaciğerde ani iltihaplanma başlatabiliyor ve toksik hepatite neden olabiliyor. Bunun sonucunda halsizlik, sarılık ve ilerleyen dönemde karaciğer yetmezliği tablosu  gelişebiliyor. 

Nasıl önlem almalı? İlaçları ve bitkisel ürünleri 'masum' görmemek; doktor önerisi olmadan hiçbir ürünü kullanmamak, toksik hepatiti önlemenin en basit yolunu oluşturuyor.

4. Alkol tüketimi: Alkol, karaciğerde parçalanırken ortaya çıkan toksik ara ürünlerle hücreleri yıpratıyor. Bunun sonucunda zamanla yağlanma, iltihaplanma ve nihayetinde siroza uzanan sessiz bir hasar süreci başlıyor.
Nasıl önlem almalı? Alkolü terketmek karaciğer sağlığımız için çok önemli.

5. Genetik hastalıklar: Bazı karaciğer hastalıkları genetik nedenlerle ortaya çıkıyor. Genler normalde karaciğer hücrelerinde görev yapan enzimlerin, reseptörlerin (alıcıların) ve taşıyıcı proteinlerin üretimini sağlıyor. Bu genlerde bir bozukluk olduğunda karaciğer bazı görevlerini tam olarak yerine getiremiyor. Örneğin, safra üretimi ve kullanımı bozulabiliyor veya bakır ile demir gibi minerallerin dengesi etkilenebiliyor. Ayrıca, bazı zararlı maddelerin vücuttan atılması zorlaşabiliyor.
Nasıl önlem almalı? Bu tür hastalıklar erken dönemde fark edildiğinde çoğu zaman ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor. Erken tanı için düzenli sağlık kontrolleri ve gerekli laboratuvar testlerinin yapılması büyük önem taşıyor.

6. Otoimmün hastalıklar: Karaciğer otoimmün hastalıkları  (otoimmün hepatit, primer biliyer kolanjit gibi) çoğunlukla genetik yatkınlığı olan kişilerde; enfeksiyonlar, ilaçlar ve karaciğerde inflamasyonun tetiklenmesi sonucu oluşuyor. 

Nasıl önlem almalı? Erken dönemde tanı konulduğunda otoimmün hastalıkların tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. Hakan Yıldız, aile bireylerinde otoimmün karaciğer hastalığı bulunan kişilerin düzenli olarak takip edilmeleri gerektiğine vurgu yaptı.

Gözaltına alınan Tuncay Sonel Erzurum'a getirildi

Tunceli'de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında dün Elazığ'da gözaltına alınan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, sabah saatlerinde Erzurum'a getirildi

18.04.2026 12:51:00 / Güncelleme: 18.04.2026 12:53:58
İHA
Gözaltına alınan Tuncay Sonel Erzurum'a getirildi
Gözaltına alınan Tuncay Sonel Erzurum'a getirildi
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında oğlu Mustafa Türkay Sonel ve koruma polisi Ş.E. gözaltına alınan dönemin Tunceli Valisi olan Mülkiye Başmüfettişi Tuncay Sonel açığa alınmıştı. Elazığ'da bulunan Tuncay Sonel, Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı.

Tuncay Sonel daha sonra karayoluyla sabah saatlerinde Erzurum'a getirildi. Bu arada soruşturma kapsamında dönemin Devlet Hastanesi Başhekimi olan Kadın Doğum Uzmanı Doktor Çağdaş Özdemir'de Bursa'da gözaltına alınmıştı.

Soruşturma Erzurum'da yürütülecek

Tuncay Sonel ile ilgili soruşturmayı ilgili mevzuat gereği Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı yürütecek. Sonel'in emniyetteki işlemlerinden sonra Erzurum Adliyesi'ne çıkarılması bekleniyor.

Saldırganı karşı sınıfında okuyan öğrenci anlattı

Kahramanmaraş'ta silahlı saldırının düzenlendiği okulda saldırganın karşı sınıfında okuyan N.S.O. (15), "Farklı bir görünüşü olduğunu herkes biliyordu. Otururken bir anda koşmaya başlayan veya değişik ses çıkartmaya başlayan bir çocuktu. Biraz farklıydı diğer insanlara göre. Dikkat çekiyordu ama onun yapacağını hiç düşünmemiştim" dedi

18.04.2026 12:42:00 / Güncelleme: 18.04.2026 12:46:59
İHA
Saldırganı karşı sınıfında okuyan öğrenci anlattı
Saldırganı karşı sınıfında okuyan öğrenci anlattı
Çarşamba günü merkez Onikişubat ilçesinin Haydarbey Mahallesi'ndeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda meydana gelen silahlı saldırıda 1'i öğretmen 8'i öğrenci olmak üzere 9 kişi hayatını kaybederken yaralanan 8 öğrencinin tedavileri sürüyor.

Saldırının yaşandığı okulda okuyan 8. sınıf öğrencisi N.S.O., saldırgan İsa Aras Mersinli ile karşılıklı sınıflarda okuduğunu belirterek, yaşadıklarını anlattı.



"Dikkat çekiyordu ama onun yapacağını hiç düşünmemiştim"

Saldırgan İsa Aras Mersinli'nin dış görünüş ve karakter olarak farklı birisi olduğunu söyleyen N.S.O., "Saldırgan ile hiçbir konuşmuşluğum yok ama bahçede, koridorda görmüşlüğüm var. Saçma sapan hareketleri yapıyordu. Farklı bir görünüşü olduğunu herkes biliyordu. Otururken bir anda koşmaya başlayan veya değişik ses çıkartmaya başlayan bir çocuktu. Biraz farklıydı diğer insanlara göre. Kimse ondan şüphelenmemişti. Kimse, böyle bir olay olacağını düşünmemişti. Dikkat çekiyordu ama onun yapacağını hiç düşünmemiştim. Bu olaydan önce çocuğu hiç tanımıyordum sadece adını duyup görünüşünü biliyordum. Dış görünüşü veya hareketleri farklıydı ama böyle bir şey yapacağı hiç aklıma gelmemişti" ifadelerini kullandı.



"Okulumu seviyordum"

Aynı okulda okuyan ve saldırı anında okulda bulunan 6. sınıf öğrencisi B.P. (13), "Ben olay olduğunda bir üst kattaydım. Nöbetçi öğretmen geldi bütün sınıflara 'yere yatın' dedi. Çok panik yapmaya çalışmadım ama yine de korktum. Okulumu seviyordum, hocaları seviyordum ama şimdi ne olacak bilmiyorum. Ben saldırganı tanımıyordum, hiç görmedim" diye konuştu.



Vatandaşlar da tepkili

Saldırıdan sonra okulun önüne gelip dua eden vatandaşlardan Nazife Daş, İsa Aras Mersinli'nin tutuklanan babası emniyet mensubu babası Uğur Mersinli'ye tepki göstererek, şunları söyledi:



"Bu çocuklara içim parçalandı. Emniyet müdürü böyle olmaz. İnsan çocuğuna eğitim verir, atışa götürür mü' Emniyeti temsil eden adam çocuğunu atışa götürmez. Bu masumların ne suçu vardı. Analar, babalar ağlamasın. Benim 5 yaşındaki torunum okula gitmem diyor, ne yapacağım. Allah'tan korksunlar. Vicdan istiyorum millete, bütün pislikleri Cumhurbaşkanımız temizlesin."

Gülistan Doku soruşturmasında adliyeye sevk edilen zanlılardan 4'ü tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada adliyeye sevk edilen zanlılardan 4'ü tutuklandı

18.04.2026 05:24:00 / Güncelleme: 18.04.2026 05:29:32
AA
Gülistan Doku soruşturmasında adliyeye sevk edilen zanlılardan 4'ü tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında adliyeye sevk edilen zanlılardan 4'ü tutuklandı

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen 9 zanlıdan Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal A'nın annesi Cemile Yücer, Celal Altaş, Nurşen Arıkan ve Ferhat Hanedan Güven'in savcılıktaki sorgusu tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen Yücer, Güven, Altaş ve Arıkan tutuklandı.

Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile Vali Sonel'in o dönem korumalığını yapan Şükrü E, Zeinal A. ile üvey babası Engin Y. ve Uğurcan A'nın savcılıktaki sorgusu sürüyor.

2 zanlı tutuklanmıştı

Doku'nun kaybolmasına ilişkin 13 şüphelinin gözaltına alındığı soruşturma kapsamında, Gülistan Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok ile eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı tutuklanmış, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ise haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. 

Sağlıklı kalp için çok mühim öneriler


 
Kalp vücudun en önemli parçası…Doğduğumuz andan itibaren bir saniye bile mola vermeyen bu muazzam motor, aslında sandığımızdan çok daha hassas. Genelde o 'tekleyene' kadar varlığını unutuyoruz ancak kalbimiz bize her gün, her öğünde ve attığımız her adımda bir şeyler anlatmaya çalışıyor.
 

18.04.2026 02:24:00
MURAT ÇORBACI
 Sağlıklı kalp için çok mühim öneriler
 Sağlıklı kalp için çok mühim öneriler

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Rifat Eralp Ulusoy, kalp sağlığına dikkat etmek için devamlılık gerektiğini vurguluyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, kalbimizi korumanın yolunun mutfağımızdan, ayakkabı dolabımızdan ve zihnimizdeki huzurdan geçtiğini gösteriyor. Kalp sağlığı sadece yaşlılıkta düşünülecek bir konu değil; bugün attığımız küçük bir adım, yarınki 'en büyük hayat sigortamız' haline geliyor. Hastalık kapıyı çalmadan önlem almak, işin en önemli sırrı.  "Benim kalbim sağlam" deyip geçmemek gerekiyor. Hayatınızda yapacağınız küçük değişikliklerle kalbinizi yormadan, daha enerjik bir ömür sürebilirsiniz.

Kalbin kuralları

Prof. Dr. Rifat Eralp Ulusoy'a göre 10 altın kurala dikkat etmek gerekiyor. İşte o kurallar...

1. Sofradan renk eksik olmasın: Paketli gıdalar yerine pazar tezgahından beslenin. Zeytinyağı baş tacınız olsun, yeşilliği sofranızdan eksik etmeyin.
2. Üşenmeyin, hareket edin: İlla spor salonuna gitmek şart değil. Her gün yarım saat tempolu bir yürüyüş yapmak, kalbin pasını siler.

3. Tuzluğu masadan kaldırın: Yemeğin tadına bakmadan tuz atmak en büyük düşmanımız. Tansiyonu zıplatmamak için tuzu hayatınızdan yavaş yavaş çıkarın.
4. Kilonuz yük olmasın: Fazla kilolar sadece dış görünüşü değil, en çok kalbinizi yorar. Kalbiniz o yükü taşırken çok zorlanıyor, ona acıyın.

5. Sigarayla vedalaşın: Kalbe en büyük ihanet sigaradır. Damarları tıkayıp kalbi nefessiz bırakır. Kendiniz ve sevdikleriniz için bu zehri bırakın.
6. Kafaya takmamaya çalışın: Biliyoruz hayat zor ama stres kalbi doğrudan vuruyor. "Can boğazdan gelir" derler ama "can huzurdan gider." Biraz sakin kalmak kalbe ilaç gibidir.

7. Uykunuzu alın: Vücudun dinlendiği tek yer uyku. Günde 7-8 saat uyumaya çalışın ki kalbiniz bir sonraki güne zinde başlasın.
8. Şekerden kaçın, tatlıyı meyveden alın: Şekerli içecekler ve ağır tatlılar damarların en büyük düşmanı. Canınız tatlı çektiğinde bir meyveyle geçiştirmeye alışın.

9. "Bir şeyim yok" demeyin: Doktora gitmek için illa ağrınızın olması gerekmez. Arada bir gidip kalbinizin sesini dinletin, 'makine' ne durumda bir bakın.
10. Rakamlarınızı bilin: Tansiyonunuz kaç, şekeriniz ne durumda? Kendi değerlerinizi bilirseniz, vücudunuzun verdiği sinyalleri daha iyi anlarsınız. RECEP BAHAR

Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu

Isparta'da sabah saatlerinden itibaren kayıp olarak aranan lise öğrencisi 16 yaşındaki Feyza Keskin, akşam saatlerinde boş bir binanın önünde hareketsiz halde bulundu. Yapılan incelemede genç kızın hayatını kaybettiği belirlendi

18.04.2026 01:34:00 / Güncelleme: 18.04.2026 06:38:03
İHA
Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu
Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu
Olay, Deregümü mevkii Muzaffer Türkeş Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sabah saatlerinden itibaren kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza Keskin, en son saat 11.30 sıralarında Gölcük Yolu üzerinde bulunan Asri Mezarlık ile Mahrukatçılar Sitesi civarında elektrikli bisikletiyle ilerlerken görüldü. Bu saatten sonra kendisinden haber alınamadı.

Ekipler tarafından yürütülen arama çalışmaları sonucunda Keskin, akşam saatlerinde boş bir binanın önünde hareketsiz halde bulundu. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde Feyza Keskin'in hayatını kaybettiği belirlendi.

Keskin'in cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılmak üzere Isparta Şehir Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.



Başımız sağ olsun



Konu ile ilişkin Isparta Milli Eğitim Müdürü Recai Ocak taziye mesajı yayınladı. Sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, '' Isparta Süleyman Demirel Fen Lisesi 10. sınıf öğrencimiz Feyza Keskin'in ölümü haberini üzüntüyle öğrendim. Öğrencimize Allah'tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır diliyorum. Başımız sağ olsun'' ifadeleri yer aldı.

İstinaf cezayı bozdu, Seçil Erzan yeniden yargılanacak

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, tutuklu sanık Seçil Erzan hakkında verilen 102 yıl 4 ay hapis cezasını bozdu

18.04.2026 00:12:00
İhlas Haber Ajansı
İstinaf cezayı bozdu, Seçil Erzan yeniden yargılanacak
İstinaf cezayı bozdu, Seçil Erzan yeniden yargılanacak
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, tutuklu sanık Seçil Erzan hakkında verilen 102 yıl 4 ay hapis cezasını bozdu.

Yüksek karlı güvenilir bir fon olduğunu ve Fatih Terim gibi isimlerin de bu fona dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolculardan Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan'ın da bulunduğu 30'dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan Seçil Erzan'ın davasında istinaf mahkemesi kararını açıkladı.



İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sanık Erzan'a "nitelikli dolandırıcılık" ve "özel belgede sahtecilik" suçlarından verilen hapis cezasına ilişkin incelemesini tamamladı. Yapılan değerlendirmede, ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken birleşen dosyalara ilişkin bilgilere kararda yer vermediği, bu durumun da denetimi zorlaştırdığı belirtildi.



Daire, istinaf başvurularını yerinde bularak, yargılama sürecinde bazı usul kurallarının uygulanmadığına dikkat çekti. Bu kapsamda mahkeme kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.