logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel: Cumhur İttifakı'nın rengi koyu gri

Özgür Özel, Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda, “Birileri Yıldız Sarayı’nın arka iskelesinden İngiliz zırhlısına kaçarken, birisi Bandırma Vapuruna bindi ve buraya geldi. İlk adımı atmaya, memleketi kurtarmaya geldi. Biz onun peşinden, onun izinden yürüyoruz” dedi

21.03.2024 15:58:00
Haber Merkezi
 
Özgür Özel: Cumhur İttifakı'nın rengi koyu gri
Özgür Özel: Cumhur İttifakı'nın rengi koyu gri
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Samsun'da halk buluşmasına katıldı.

Özel, Cumhuriyet Meydanı'nda yaptığı konuşmada, "İlkadım'dayız. Atamızın, kurtarıcımızın, kurucumuzun, kurtuluş meşalesini yakmak üzere ilk adımını attığı Samsun'dayız. Gazi Mustafa Kemal'in yolundan yürüyenler, o ilk adımı takip edenler, hepinize minnettarız, hepinizi çok seviyoruz, hepiniz hoş geldiniz. Birileri beka sorunundan bahsedip durur. Biz o beka sorununu yaşadık. Maalesef, 200 yıl boyunca matbaayı getirmeyenler, donanmayı Haliç'e hapsedenler, Fatih Sultan Mehmetlerin, Kanunilerin aksine bilim ve fenne değil de hurafeye yönelenler bu memlekete bir beka sorunu yaşattılar. O günlerde işgal orduları gelince bugünlerde birilerinin öve öve bitiremedikleri o işgal donanmasına kırmızı halılar sererken, birisi Kartal İstimbotunun üstünde o işgal donanmalarına bakarak, o mavi gözleri ufuk çizgisinde, yanındaki yaverine 'Üzülme çocuk, geldikleri gibi gidecekler' demişti. Birileri Yıldız Sarayı'nın arka iskelesinden İngiliz zırhlısına kaçarken, birisi Bandırma Vapuruna bindi ve buraya geldi. İlk adımı atmaya, memleketi kurtarmaya geldi. Biz onun peşinden, onun izinden yürüyoruz" dedi.

"EĞER GEREKİRSE KAVGA DA EDERİZ"

Özel, "Sevgili Samsunlular bir yerel seçim gündemiyle buradayız. Bu yağmurun, bu soğuğun altında burada bulunmanız bana, adaylarımıza, partimize büyük güç vermektedir. İlk bu yola çıktığımızda şunu söylemiştik, bizimle kavga etmek istiyorlar. Bizimle etnik kökenler, mezhepler, kimlikler, ayrımlar, farklılıklar üzerinden kavga etmek istiyorlar. Eğer gerekirse kavga ederiz ama kimlikler üzerinden kavga etmeyiz, senin istediğin kavgayı etmeyiz. Emeklinin hakkını aramak, emekçiler için, yoksullar için, esnaflar için, çiftçiler için kavga edeceğiz. İlk söylediğimizde emeklilere demiştim, sesimize ses verecek misiniz? Bizimle birlikte meydanlara gelecek misiniz? Bu mücadelede siz de var mısınız demiştik" ifadesini kullandı.

Özel, şunları söyledi:

"5,5 ÇEYREK ALTINI KAYBETTİĞİNİZ YERDE ARAYACAK MISINIZ?"

"Emekliler, Türkiye'de 16 buçuk milyon kişi ve en büyük ızdırabı çekenler. Bundan 22 yıl önce AKP iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Yani size hiç ellemeseler, uğraşmasalar, düzeninizi bozmasalar, bugün 17 bin lira asgari ücret. Yani 26 bin lira emekli maaşı alınıyor olacaktı. Güya emekliyi ezdirmeyiz dediler ama TÜİK'in hesabına göre, sözde enflasyona göre zam verdiler. Ne demek TÜİK? Tayyip'i üzmeyen istatistik kurumu. Gerçek enflasyon yüzde 120. TÜİK'e göre 68 ama emekliye 33. 7 bin 500 liraya yüzde 33 zam yapıp, 10 bin lira verdiler. Biraz önce hep beraber haykırdığınız, itiraz ettiğiniz 10 bin lirayı, en düşük emekli maaşı bu iktidar geldiğinde tam 8 çeyrek altın değerindeydi. Bugün en düşük emekli maaşı 2,5 çeyrek altın alabiliyor. Yani emeklilerin her ay 5,5 çeyrek altın kayıpları var. Bu iktidar geldiğinden bugüne. Ama bir sefer değil ki bir emekli, bir sefer, bir çeyrek altın kaybetse aklı çıkar, her yerde gezer nerede düştü diye arar. Oysa şimdi bir emekli değil her emekli, bir sefer değil her ay, bir çeyrek altın değil 5,5 çeyrek altın kaybetmektedir. Emekliler yağmur altında, o şemsiyelerinizin altında size sesleniyorum. Siz bu 5,5 çeyrek altını kaybettiğiniz yerde arayacak mısınız? Nerede kaybettiniz? Siz onu bir seçim sandığında kaybettiniz. Şimdi önümüzdeki ilk seçim sandığından 31 Mart günü emekliler sandıkta bunun hesabını sormaya var mıyız? Bakın, bu meydanının sesini duymayanlar, ekonomi yüzde 4,5 büyüdü diyenler, emekliler halinden memnun, Özgür Efendi emeklileri kışkırtıyor diyenler. Bu sesi duyun. Bakın emekliler 2018 yılında bin lira emekli ikramiyesi alıyorlardı bayramda. O bin lira, o gün tam 24 kilo kıyma alıyordu. Bu bayram 3 bin lira emekli ikramiyesi yatacak. Sadece 6 kilo kıyma alınabiliyor. Ramazan mübarek gün. Allah tutulan oruçlarınızı kabul etsin. Ramazanda 30 iftar, 30 sahur, bayram sofranızdan sadece emekli ikramiyeniz üzerinden 18 kilo kıymayı sofradan, dolaptan, mutfaktan, evladınızın, torununuzun kursağından eksilten bir yönetimle, bir iktidar ile karşı karşıyayız. Bunun hesabını bu iktidardan bu seçimde sormaya var mıyız? Ben sizinle beraberim. CHP, sizinle beraberdir."

"FINDIK ÜRETİCİSİNİN DERDİ VE TASASI ÇOK"

"Emeğinin karşılığını alamayan işçinin, siftahsız dükkan kapatan esnafın, hak ettiği desteklemeyi görmeyen fındık üreticisinin, ay sonunu değil ayın 10'unu getiremeyen emeklinin ezilmesine izin vermeyeceğiz. Sizi güçsüz, zayıf, yalnız karınca gibi görüyorlar. 16 milyonuz, karıncaların gücü birlikteliğindedir. Yan yana durmasındadır. Birlikte çalışıp, birlikte aramasındadır. Ben bu karıncaları ezdirmem. Karıncanın kardeşi var. O da CHP'dir. Fındık üreticisinin derdi ve tasası çok. Fındık, dünyada Türkiye dünya üretiminin yüzde 70'ini gerçekleştiriyor. Samsun'daki fındık bahçelerinde Türkiye'nin en yüksek ikinci üretimi gerçekleşiyor. Ancak fındık pazarı, dünyada 130 milyarken bunun yüzde 70'i 100 milyarken, Türkiye sadece buradan 2 milyar gelir elde ediyor. 98'i yabancı firmalara gidiyor. Sadece 2 milyar lirası fındık üreticisine kalıyor. Bakın, alan bazlı destekleme var. 10 yıldır dönümünde 170 lira. O gün 2 lira 80 kuruş olan, ödendiğinde 3 lira 60 kuruş olan mazot, bugün 44 lira oldu. Dolara da vursanız, mazota da vursanız alan bazlı desteklemenin bugünkü gibi 170 lira değil dönüm başına en az 2 bin 500 lira olması gerekiyor. Ayrıca ürün bazlı destekleme noktasında da fındık üreticisine büyük haksızlıklar yapılıyor. Çok mücadele ettik. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi çiftçi, köylü milletin efendisidir. Milletin efendisidir."

"YASAKLARA DEĞİL ÖZGÜRLÜKLERE İHTİYAÇ VAR"

"Kıymetli Samsunlular elbette bütün Türkiye'de olduğu gibi Samsun'da da işsizlik büyük bir sorun. Özellikle genç işsizliği hepimizin üzerinde en çok düşünmesi gereken mesele. Beka sorunu dedikleri iş biraz önce söyledim, geçmişte başımıza geldi. Paşa buraya çıktı, Gazi Mustafa Kemal. Önce kurtuluşu. Sonra kuruluşu örgütledi. Yine olursa yine buradayız. Bir beka sorunu olursa Tayyip Erdoğan söyleyince havaalanına giden 7 AK Gençlikten kişi kot üstüne perdelik kumaştan, yalandan kefen çekip, ölmeye geldik deyince vatan kurtulmaz. Onlara kalırsa kurtulmaz ama öyle bir şey olursa yine dedeleri Çanakkale'de Conkbayırı'nda kefensiz yatanların torunları kurtarır memleketi. Kimse merak etmesin. Ama esas bizim için beka sorunu gençlerimizin durumudur. Dünyanın bütün ülkelerinin Türkiye üzerinde hayal kurması beka sorunu değildir. Bizim gençlerimizin dünyanın diğer ülkelerinde hayal kurması beka sorunudur. Bugün 4 gençten 3'ü bavulları kafasında toplamış. Fırsatını bulursam yurt dışına gitmek, orada çalışmak, orada yerleşmek istiyorum diyor. Bunun için Türkiye'nin bir kez daha korkuya değil kaygıya değil, yasaklara değil, aksine umuda, demokrasiye, alabildiğince özgürlüklere ihtiyacı var. Buradan, Samsun'dan Türkiye'deki tüm gençlere sesleniyorum. Umudu kaybetmeyin. Enseyi karartmayın, kimseden korkmayın. Biz buradayız. Birlikteyiz, sizinleyiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisi, CHP bütün gençlerin partisidir. Hepinizi çok seviyoruz. Birlikte mücadele edeceğiz. Birlikte kazanacağız. Buna inanın, bize güvenin. Bu ülke dünyanın en güzel ülkesidir. Sizler dünyanın en güzel gençlerisiniz. Şimdi şemsiyelerin altından herkese, gençlerimizi büyük bir coşkuyla desteklemeye, alkışlamaya, onlarla birlikte bu güzel günü paylaşmaya davet ediyorum. Bekletmeden söyleyeyim, rahatlatayım sizi. Burada gençler var. Diyor ki staja umut ol. Bunlar staj mağdurları. Yerden göğe kadar haklılar. Çıraklık ve staj mağdurları. Genç yaşlarında, 15-16 yaşında sigortalı oldular, çalıştılar, primleri yattı ama işe giriş tarihi deyince, işe girdikleri tarihi, o günü kabul etmediler. O yüzden EYT çıktı, emekli olamadılar. Nerede gitsem kendilerinin sorunun dile getiriyorum. Yanıma geliyorlar, bugün de geldiler ancak Tayyip Erdoğan'ın Konya mitinginde itildiler, kakıldılar. Telefonlarına el kondu, gözaltına alındılar. Ben, bütün staj mağdurlarına şunu söylüyorum, siz emeklilik hakkınızı kazanıncaya kadar staj ve çıraklık mağdurları haklarını alıp, ilk maaşlarını çekene kadar Özgür Ağabeyiniz sizinledir, hep birlikte mücadele edeceğiz."

"KIŞLIK SARAYA PARA VAR EMEKLİYE YOK"

"Ayrıca Bağ-Kurlulardan 9 bin gün, SKK'lılardan 7 bin 200 ve 5 bin isteyen bir sistem var. Tayyip Erdoğan 14 Mayıs seçimlerinden önce bu sorunu halledeceğinin sözünü vermişti ancak bakan böyle bir çalışmanın olmadığını ifade ediyor. Bunu kabul etmiyoruz, EYT mağdurlarının, staj olsun, çıraklık olsun, Bağ-Kur olsun diğer mağduriyetler olsun tamamını unutturmadan mücadele edeceğiz. Hatta 1 Nisan'a kadar yerel seçim mitinglerini yapıyoruz. Her mitingimiz emekli mitingine dönüşüyor, 1 Nisan'da seçim bitti ve kurtulduk sanma Tayyip Erdoğan. 1 Nisan'dan sonra meydanlarda, sokaklarda, yollarda emeklilerle yürüyeceğiz. Gençlerle yürüyeceğiz, staj mağdurları ile yürüyeceğiz. Sende kimsenin hakkını bırakmayacağız. Emekliye, staj mağduruna para yok. Çalışana para yok. Çiftçiye para yok. Bağ-Kurluya para yok. Esnafa para yok. Ama beşli çeteye gelince para çok. Yandaş müteahhide gelince para çok. Uçan saraya para var. Yazlık saraya para var. Kışlık saraya para var. 1500 odalı saraya para var. Emekliye para yok. O zaman 31 Mart'ta Recep Tayyip Erdoğan'a da oy yok. Oy yok."

"CEVAT ÖNCÜ'YE GÜVENİYORUZ"

"Şimdi tabi bir yerel seçim gündemi içindeyiz. Birbirinden kıymetli, birbirinden güzel adaylarımız var. Hepsini sizlere tanıtacağız. Sizleri selamlayacaklar. Ancak AKP, Çarşamba Belediye Başkanını, büyükşehir belediye başkanı olarak aday gösterdi. Burada büyükşehri yönetmek istiyor. Çok büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız. Birisinin bir başka göreve talip olması için önceki görevinde üstün bir başarı elde etmesi lazım. Çarşamba'da ne yapmış diye baktığınızda, Çarşamba'ya bıraktığı iz orada bir biyokütleden elektrik tesisi üreteceğim diye dünyanın atığının, çöpünün yakıldığı, Çarşamba'nın zehirlendiği, iklimin bozulduğu, doğanın katledildiği bir işin tek müsebbibi vardır, o da AKP'nin büyükşehir belediye başkan adayıdır. Çarşamba'nın canını okuyana, Samsun'da asla geçit vermeyeceğiz. Ayrıca Samsun maalesef madenler konusunda topraklarının yüzde 70'e yakınının maden arama ruhsatlarına açılmaya çalışmasıyla büyük tehdit altında. Hemen yanı başınızda İliç'teki gibi açık liç usulü ile çalışan açık ocaklar var. Şu anda ormanda, 250 ayrı noktada maden için sondaj çalışmaları yapılıyor. Kilometrelerce yollar açıldı, binlerce ağaç kesildi ama şu anda bile pınarların suyu kesildi. Aradaki ekosistem bozulmaya başladı. Ama esas tehlike altın rezervini bulduklarında. Oradaki aynı Akbelen gibi kimi yerde 5 bin, kimi yerde 10 bin, kimi yerde 50 bin ağaç kesecekler, dozerlerle bütün dağı kaldıracaklar. Kaldırdıklarını üst üste koyacaklar. Üstünden sülfürik asit, bütün zehirli maddeleri damlatıp, altından altını toplayacaklar. Siyanürlü altın araması yapıp, altını alıp yurtdışına götürecekler. Siyanürlü, arsenikli suları Samsunluya içirecekler. Böyle bir tehlikeye karşı yerel yöneticilerin halkın yanında, öyle yanında ve arkasında değil icap ettiğinde önünde yürüyecek kişiler olması lazım. Bizim büyükşehir belediye başkan adayımız, CHP'nin büyükşehir belediye başkan adayı Cevat Öncü, yıllarca mimarlar odasında kent suçlarına karşı mücadele etmiş, çevre suçlarına karşı mücadele etmiş, vahşi madenciliğe karşı mücadele etmiş, bundan sonra da Samsun'da ne siyanürlü altına, ne kent suçlarına, ne orman katliamına evet diyecek bir halk önderidir. Cevat Öncü'ye güveniyoruz, onu seçmenizi bekliyoruz."

"BİR ADIMLIK FARKI KAPATMAYA GELDİK"

"Cevat Başkana bakınca, ona bakınca Gazi Mustafa Kemal'in ayak bastığı şehre iyi bakacak bir yerel yönetici görüyorum. Ona bakınca kent suçlarına, rantçılara dur diyecek, halk için siyaset yapacak, halk için belediyeyi yönetecek, başarılı yerel yönetici görüyorum. Ona bakınca ben 1 Nisan'ın Samsun Büyükşehir Belediye Başkanının görüyorum. Cevat Başkanı, samimiyetimizle, gücümüzle destekliyoruz. O Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı olmak için büyük mücadele veriyor. İlk geldiğinde anketlerde gerideydik ama kendisine inandı, örgütümüz ona inandı, onu iyi niyeti, çalışkanlığı Samsun'da bir teveccüh gördü. Her anket daha iyi geldi. Biz bütün şehirlere, bütün büyükşehirlere dahi gidecek kadar zaman yokken baktık ki anketlerde Samsun daha iyiye, daha iyiye gidiyor. Başkanla rakibi arasında fark kapandı, bir adım mesafe kaldı. Bugün buraya sizlerle birlikte, askerliğimiz yaptığım memlekete, acemiliğimi yaptığım memlekete, kayınpederimin büyüdüğü memlekete ve çok sevdiğim Samsunluların memleketine, o bir adımlık farkı kapatmaya geldik. Cevat Başkana destek verip, onu 1 Nisan'da belediye başkanı yapmaya hazır mıyız? O birkaç puanlık farkı kapatacak mıyız? En az onun kadar çok çalışacak mıyız? Size güveniyorum, inanıyorum. Cevat Başkanı size emanet ediyorum."

"İSTANBUL İLE SAMSUN'U BULUŞTURMA"

"Bir diğer yandan tabi ki Samsun'da olanı, biteni, fındığı, gençleri konuştuk ama Samsun'un en önemli sorunlarından bir tanesi de kira sorunu. Geçtiğimiz yıl ortalama ev kirası 5 bin lirayken, bu sene 11 bin liraya çıkmış durumda. Bu fiyatlarla, kiralarla evlenmek, yuva kurmak ve yaşam sürdürmenin mümkün olmadığı noktadayız. Bundan sonra Samsun Büyükşehir Belediye Başkanımızın ortaya koyacağı projelerle, Türkiye'nin en büyük toplu konut firmalarından bir tanesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iştiraki KİPTAŞ'ın engin deneyimleriyle, projeleriyle, burada birlikte yapılacak anlaşmalarla Samsun'da konut stokunu artırmaya, kiraları düşürmek üzere konut sayısını artırmaya ve düşük gelirlilerin kolaylıkla konut sahibi olabilecekleri sosyal konut projelerine destek olmak için de İstanbul Büyükşehir'le Samsun Büyükşehri ortak projelerde buluşturmaya, bu sıkıntıyı çözmeye söz veriyoruz."

"ÖTEKİLEŞTİRMEK YOK, KARDEŞLİK VAR"

"Yağmurun altında beklediniz. Bizi uzun uzun dinlediniz. Şimdi sözün özüne gelelim. Bir tarafta Cumhur İttifakı var. Onlar korkuyu, endişeyi örgütlemek, tehdit etmek, gerektiği yerde hakaret etmek ve hatta küfretmek onlar için siyasetin bir parçası. Ama bizim tarafta, küfür yok, güzel söz var. Ötekileştirmek yok, kardeşleştirmek var. Kucaklaşmak var. Şeytanlaştırma yerine barıştırmakla uğraşıyoruz. Bugün Nevruz. Bugün yeni gün. Benim memleketim Manisa'da 500 yıldır, dünyanın en eski halk ilaçlarından birisi, mesirin karıldığı, günü geldiğinde şifa için saçıldığı gün. Bugün bu coğrafyada Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i, Pomak'ı ile bu coğrafya üzerinde kol kola girenlerin, vatanını sevenlerin, bu ülke için gerekirse ölenlerin ama birbirinin yüzü gülsün isteyenlerin yeni bir döneme adım attığı ilk gün. Buradan bahar bayramını kutluyorum. Yeni günü kutluyorum. Yeni başlayan yılın umut getirmesini, sağlık getirmesini, mutluluk getirmesini, başta Filistin dünyaya barış getirmesini, Türkiye'ye kardeşlik, bolluk ve huzur getirmesini temenni ediyorum. Nevruz'unuz kutlu olsun. Hepinizi çok seviyoruz. Ülkemizi çok seviyoruz. Şehrimizi seviyoruz."

"CUMHUR İTTİFAKI'NIN RENGİ KOYU GRİ"

"Karşı tarafta korkunun ittifakı, biz kardeşliğin, umudun ittifakıyız. Onların renkleri koyu gri yağmur bulutu gibi. Samsun'un, memleketin üstüne karabasan gibi çöken bir umutsuzluğun ittifakını kurdular. Yanlarından kendi hocalarının evladı, daha geçen seneye kadar, geçen mayısa kadar yere göğe koyamadıkları ayrıldı, Necmettin Hocanın evladına, kendi hocasının çocuğuna ip cambazı, zübük, şantajcı diyor ve hakaretler ediyor. Oysa bizim ittifakımızdan ayrılanlar oldu. Listelerimizden, desteğimizle seçilip karşımızda yer alanlar oldu. Çok ağır sözler söyleyenler oldu. Hep iki kelime ile cevap verdik. Canları sağ olsun dedik. Çünkü biliriz ki eski dosttan düşman olmaz. Biliriz ki dün öptüğün yüze bugün tükürülmez. Dün iyi dediğine bugün küfredilmez. Dün dost olana bugün düşman olunmaz. İşte bizim ittifakımız, Samsun'da Samsun ittifakıdır. Elbette aslan sosyal demokratlar bu ittifaktadır. Ama geçmişte birlikte olduğumuz, yöneticileri ile anlaşamadığımız ama yakasındaki güneşi, gönlündeki, gözündeki güneşi gördüğümüz iyi insanlar, milliyetçi demokratlar ve sosyal demokratlarla birliktedir. Haram ve yalandan korkan muhafazakar demokratlar bizlerle birliktedir. Kürt'ü, Türk'ü, Laz'ı, Çerkez'i ile bu memleketin bütün demokratları bizimle birliktedir. Bu ittifakımızın adı Samsun'da Samsun ittifakıdır. Türkiye'de Türkiye ittifakıdır. Türkiye ittifakı, milli takım gol atınca sevinen herkestir. Türkiye ittifakı filenin sultanları şampiyon olunca, bayrağımız gönlere çekilirken, İstiklal Marşı okunurken onlarla birlikte ağlaya ağlaya İstiklal Marşı söyleyenler, gırtlakları düğümlenenler, Türkiye ittifakıdır. Türkiye ittifakı renklerini ay yıldızlı al bayraktan alır."

"SAMSUN'DA SAMSUN İTTİFAKI KAZANACAK"

"Samsun ittifakı renklerini rahmetli sporcularımız, kahraman Samsunsporluları rahmetle anarız, Samsunspor'dan alır. Samsun ittifakının ve Türkiye ittifakının renkleri aynıdır. Kırmızı, beyaz. Hem Samsun'u hem de Türkiye'yi kazanacağız. Size söz veriyoruz ki Cevat Öncü kazanacak, Samsun kazanacak. Türkiye ittifakı kazanacak Türkiye kazanacak. Biz bu büyük mücadelede size güveniyoruz. Ben Samsun'a güveniyorum. Samsun'a inanıyorum. Atatürk'ün ilk adımı attığı bu yerden büyük bir adım atacağımıza, Samsun'u kazanacağımıza, ilçelerimizi kazanacağımıza, bu büyük hikayeyi yine Samsun'dan başlatacağımıza yürekten inanıyorum. İyi ki varsınız, buradasınız. Bugünü ömrüm boyunca unutmayacağım. Çünkü dediler ki Karadeniz'e Ramazan'da gidilmez. Gidilir dedim. Sabah erkenden kalkıp kimse gelmez, gelirler dedim. Yağmur yağıyor, iptal edelim dediler, gelecekler dedim. Görüyorum, meydanı yağmura rağmen doldurdunuz. Ömrüm boyunca bugünü unutmayacağım, bu mitingi unutmayacağım. Bu yağmur altındaki bu mücadelenizi unutmayacağım. 31 Mart'ta oylar sandığa yağmur gibi yağacak. Sandıktan bereket fışkıracak. Cevat Öncü belediye başkanınız olacak."

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

28.09.2026 06:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında Başsavcılığın ilgili kurumlara yazdığı müzekkerede kişi ve kurumların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasının talep edildiği bildirildi.

Yazıda, ilgili kurumlar nezdinde mal varlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan firmalar ve fonlarla alakalı olarak, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve ilgili kurullar tarafından yeni değerlendirme ve bildirimlerin yapıldığı belirtildi.

Bu doğrultuda, söz konusu tedbirlerin ve mal varlığının dondurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği kaydedildi.

Soruşturmada tedbir kararı kaldırılan 45 firma ile 19 fonun bulunduğu, gerçek kişiler üzerindeki tedbirin ise devam ettiği öğrenildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temini talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüpheli tutuklanmış, 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 zanlı daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener'le birlikte hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel de gözaltına alınmıştı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.