logo
24 HAZİRAN 2026

Özgür Özel eğitim mitinginde konuştu: Müfredat yapmak anayasa yapmak gibidir

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, İstanbul Saraçhane’de gerçekleştirilen Büyük Eğitim Mitingine katıldı.

18.05.2024 15:22:00
Haber Merkezi
Özgür Özel eğitim mitinginde konuştu: Müfredat yapmak anayasa yapmak gibidir
Özgür Özel eğitim mitinginde konuştu: Müfredat yapmak anayasa yapmak gibidir
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhuriyet tarihinin eğitim konulu ilk mitinginde yaptığı konuşmada, "Son yerel seçimlerde öğretmenlerin seslerini duyurmuş, onlarla birlikte olmuş, onlarla birlikte meydan meydan haykırmış bir partinin genel başkanı olarak, 31 Mart seçimlerinin birinci partisinin genel başkanı olarak, atanmayan öğretmenin sesini duyun. Mülakat mağdurlarının sesini duyun. Müfredata itiraz edenlerin sesini duyun. Türkiye'de nitelikli eğitime ulaşmak sınıfsal bir farklılık, sınıfsal bir sorun haline gelmiştir. İyi eğitimi paralı kılan ve parası olmayana iyi eğitim vermeyen, hatta yoksulun çocuğunu tenhada kıstırıp, onu doğmaya, onu hurafeye mahkum eden, onu bilimsel, çağdaş laik eğitimden uzak tutan anlayışa sesleniyorum. Müfredat yapmak anayasa yapmak gibidir. Müfredat yaparken herkesi duymalı. Herkesi dinlemeli" dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, İstanbul Saraçhane'de gerçekleştirilen Büyük Eğitim Mitingine katıldı.

Genel Başkan Özgür Özel, burada yaptığı konuşmaya, "Eğitim alanında örgütlü sendikalarımızın sayın genel başkanları, değerli yöneticileri, temsilcileri. Bugün burada bizimle birlikte olan atanamayan değil bir kusurları yok ki atanamamış olsunlar, atanmayan öğretmenler. Bugün burada bir önceki seçimden hemen önce iktidar partisinin seçim beyannamesine yazılarak, bizzat genel başkanınca okunarak kaldırılacağına söz verilen mülakatın, sınavda birinci, üçüncü, yedinci olduğu halde sorulan soruya yandaşça bir cevap veremediği için, sorulan sorular birilerine itaat edeceği, sadakat göstereceğini göstermeyen ama liyakatli olduğu halde mülakatta elenen mülakat mağdurları ile birlikte, çağdaş, bilimsel, laik eğitimi hak eden ve talep eden herkes ve onlara destek olmak için burada bulunan herkese partim adına ve bu mücadelenin parçası olan herkes adına hoş geldiniz diyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz" sözleri ile başladı.

Özel, Büyük Eğitim Mitingi'nde şunları söyledi:

"TÜRKİYE İŞÇİ SINIFINI SELAMLIYORUZ"

"Bugün burada sözlerime başlarken, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk, baş öğretmenimizi, ondan bugüne hepimizi bugünlere getiren, yetiştiren öğretmenlerimizden hayatta olmayanları, özellikle bu dönemde her birimizin yüreğini yakan lise öğretmeni İbrahim Oktugan, son günlerde öğretmene karşı şiddetin sembol ismi olan İbrahim Oktugan'ı, bugün ölüm yıl dönümü olan Türkan Saylan'ı, terör örgütü tarafından katledilen Aybüke Öğretmeni, Necmettin Öğretmeni, görevine giderken şehit edilen, kazalarda hayatını kaybeden ama bu ülke coğrafyasının dört bir yanında eğitim ateşini elinde taşırken hayata gözlerini yuman rahmetli öğretmenlerimizi bir kez daha burada minnetle anıyoruz. Hatıraları önünde saygı ile eğiliyoruz. Biraz önce il başkanımla, büyükşehir belediye başkanımızla birlikte andık ve hatırladık. Bu meydan Saraçhane. Bu meydan tarihi bir meydan. Bu meydan Cumhuriyet tarihinin ilk kitlesel işçi mitinginin yapıldığı, grev hakkı, örgütlenme hakkı için, sendikal hakları için mücadele edenlerin 31 Aralık 1961'de toplandıkları Saraçhane Meydanıdır. Saraçhane'den Türkiye işçi sınıfını saygı ile selamlıyoruz."

"63 YIL SONRA İLK"

"Biraz önce sayın genel başkanının ifade ettiği gibi bu meydanda bu kez de o tarihi mitingden 63 yıl sonra bu sefer Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk eğitim mitingi yapılıyor. Bu mitinge gelen, bu meydanı dolduran ve sesi duyulmayanlara ses olanlara selam olsun. Bir kez daha hoş geldiniz. Bu meydanda bugün sendikalar var. Öğretmenler var. Atanmayan öğretmenler var. Mülakat mağdurları var. Müfredata itiraz edenler, direnenler var. Bu meydanda yok sayılanlar, hor görülenler, haykırsa da sesini duyuramayanlar var. İşte biz onların sesine ses, mücadelelerine destek olmaya geldik. Seçim meydanlarında öğretmenler geldiler. Pankartlarını açtılar ve destek istediler. Her meydanda Rize'nin Pazar'ında da Antalya'nın Manavgat'ında da Türkiye'nin en doğusunda da en batısında da Sinop'ta da Mersin'de de onların sesine ses olduk. Biz onları dinledik. Onlarla birlikte olduk. Bugün onlar dediler ki siz bize sahip çıktınız ama verilen sözler tutulmadı. Siz sözünüzü tutacak mısınız? Bizimle birlikte olacak mısınız? İşte bugün o sözün tutulmaya geldiği, atanmayan öğretmenin, mülakat mağdurunun yanında duracağımıza ilişkin irademizi sonuna kadar sürdüreceğimizi ilan etmek üzere Saraçhane'deyiz."

"ECEVİT'İ ANMAK İSTERİM"

"Seçim meydanlarının ardından yapılan 31 Mart seçimlerinin üzerinden tam 48 gün geçti. O gün demiştik. Gerekirse masada müzakere ederek, hakkınızı arayarak, derdinizi anlatarak, dinlerlerse ne ala? Dinlemezlerse sizlerle bir meydanlara çıkarak, sokaklara dökülerek sizin hakkınızı arayacağız. İşte gün o gündür. Söyledik dinlemediler. İstedik, istediniz yapmadılar. Verilen sözleri tutmadılar. Bundan sonra sokaklar, meydanlar bizimdir. Buradan partimizin üçüncü genel başkanı ve Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı Karaoğlan Ecevit'e rahmetler dileyerek onu anmak isterim. 2002 yılıydı. Bülent Ecevit koalisyon hükümetinin Başbakanıydı. O gün kendisini meydan meydan gezip eleştiren birisi o günden beri neredeyse iktidardadır. Yürütmenin başındadır. O gün Ecevit'e madem atamayacaktın, bu 68 bin günahsızı niye okuttun, niye diploma verdin diye eleştiren Recep Tayyip Erdoğan'a sesleniyorum. Madem atamayacaktın, bu 1 milyon günahsızı niye okuttun, niye umut verdin, niye diploma verdin? Halen daha niye onlara sırtını dönüyorsun? Seçim yaklaşırken 2022 yılı KPSS'sine ek atama sözü verenler bu sözünü unuttular. Bugün Türkiye'de 91 bin norm kadro açığı var. Biraz önce Şanlıurfa milletvekilimiz diyor ki bizim orada okul var. Öğrenci var. Sıra var. Tahta var. Tebeşir var ama bir tek öğretmen yok. Öğretmen var. 1 milyon tane var ama onları atayan yok. Bir ülkede okuyacak öğrenci, öğretmene hasretken, ateş gibi 1 milyon öğretmen oracıkta duruyorken nasıl atamazsınız? Nasıl öğretmeni öğrencisinden, öğrenciyi hak ettiği eğitimden mahrum bırakırsınız?"

"EĞİTİMDEN TASARRUF OLMAZ"

"Bugün 91 bin norm kadro açığı var, 23 bin de emekli. Bugün 114 bin öğretmeni atadığınızda bir tane öğretmen fazlası olmuyor kamuda. Ama ne yapıyorsunuz, diyorsunuz ki emekli kadar atarız. 23 bin emekli var, 20 binini atıyorlar. Diyorlar ki üç yıl boyunca tasarruf tedbirleri yapacağız. Emekli kadar öğretmen atayacağız. Bu hesapla mevcut öğretmenlerin göreve gelmesi için tam 65 yıla ihtiyaç var. Hiç öğretmen almasak, bütün eğitim fakültelerini kapatsak 65 yıl sürecek bütün öğretmenlerin atanması. Diyorlar ki tasarruf tedbiri var. Buradan hatırlatıyor ve haykırıyorum, ne diyordunuz? İtibardan tasarruf olmaz. Yanlış itibardan tasarruf olur ancak eğitimden tasarruf olmaz. Diğer bir yaramız mülakattır. 11 Nisan 2023. AKP Seçim Beyannamesi, Sayın Genel Başkanı tarafından okunuyor. Diyor ki kamuda mülakat kalkacak. Bundan sadece beş ay sonra Milli Eğitim Bakanı 11 Eylül'de. 11 Nisan'dan tam beş ay sonra. Çıkıyor ve diyor ki mülakat yapmayacağız demedik. Mülakatı mülakat gibi yapacağız diyor. 14 Mayıs'ta yayınladılar. Genel başkan yardımcımız eliyle yargıya taşıdık. Bir yönetmelik yayınladılar. Yüzde 50 KPSS, yüzde 50 mülakat diyorlar. Rahmetli Ecevit KPSS'yi getirdiğinde bundan sonra hamili kart yakınımdır dönemi bitti demişti. Artık bir dayın varsa tayin olursun dönemi bitti demişti. Çünkü biz Cumhuriyet hükümetiyiz. Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesidir. Artık adam kayırmacılık bitti demişti."

"ATARKEN BİLE PARTİCİLİK"

"Bugün bundan 22 yıl sonra AKP, adında adalet olan bir parti. Kurulurken erdemliler hareketi diyen bir parti bugün çıktı KPSS yarım, yarısı da mülakat diyor. Kendi sözünü çiğniyor ve çıkıyor diyor ki yandaşları atayacağım. Adam kayıracağım. Kul hakkı yiyeceğim diyor. Yazıklar olsun size. Türkiye'nin dört bir yanından sesimizin ulaştığı, vicdan sahibi herkese sesleniyorum. Bir düşünün. Nasıl olur da bu kadar öğrenci öğretmensizken, halen daha hem öğretmeni yeterince atamazsın, hem de atarken bile particilik yaparsın. Bakın aramızda daha da mağdur bir kitle var. Adıyaman'dan gelen atanmayan öğretmenler var aramızda. Deprem bölgesinden geldiler. Onlara, onların çifte mağduriyeti var. Özel okulda olanları okulları yıkıldı, kapandı. İşsiz kaldılar. O şartlarda çadır ve konteynerde ders çalışamadılar. Sınavlarda nasıl başarılı olacaklar? Bu 20 bin kişinin arasına nasıl girecekler? Deprem bölgesindeki öğretmenler için özel bir statü, ayrı bir kontenjan ve mağdur öğretmenlere atama bekliyoruz. Onları yürekten selamlıyoruz. Burada mülakat mağdurları, mülakata son diye seslerini duyurmaya çalıştılar. Ben diyorum mülakat haksızlıktır. Adam kayırmadır. Kul hakkına girmektir. Diyorlar ki biz mülakatı düzgün yapacağız. Bakın yıllardır mülakat yapıyorlar. O mülakata kamu baş denetçiliği, ombudsmanlık kurumun her sene yer ayırıyor. Ombudsman CHP'li değil. Ombudsman bizim atadığımız biri değil. Sayın Şeref Malkoç, Erdoğan'ın yakın dava arkadaşıdır. Ayrıca geçmiş dönem Adalet Bakanımızın, şimdiki AKP Grup Başkanvekilinin, Abdülhamit Gül'ün kayınpederidir. Bu kadar AKP'nin içinde yakın birisinin başında olduğu kurum, mülakatlarda sübjektif kriterlerden, farklı yorumlanabilecek sorulardan, cevabın bilimsel değil son derece sübjektif olmasından ve mülakattaki haksızlıklardan bahsediyor. Zaman zaman AKP'ye çok yakın olmakla eleştirilen bir hukuk insanının başında bulunduğu kurum bu kadar net mülakatta haksızlık var derken, siz kimseyi bu bakana inandıramazsınız."

MÜFREDAT DAYATMASINA TEPKİ

"Şimdi bir başka husus. Son günlerin en yakıcı konusu müfredat. Bakın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli diyorlar. Türkiye Yüzyılı demek AKP'nin seçim sloganı demek. Milli Eğitim dediğiniz mesele herkesi kapsar. Almanların teknolojide bu kadar başarılı olmasının, ihracatta dünya birincisi olmasının, bu kadar nitelikli üretim yapmasının tek sebebi vardır. Eğitim ve müfredat konusunda bir ulusal mutabakat. Bir milli mutabakat vardır. Siz bir partinin seçim sloganını Milli Eğitim müfredatının başlığı yaparsanız, ilk düğmeyi de son düğmeyi de yanlış iliklediniz demektir. Maarif modeli diye isim koyduğunuz model, 100 yıl öncesinin adını taşımakta, 200 yıl öncesinin ruhunu taşımaktadır. Oysa incelendiğinde müfredat, eğitim programı geliştirme ilkelerine uygun değildir. Akademik değildir. Etik kurallara uygun değildir. Hazırlığı katılımcı, şeffaf yapılmamıştır. Tartışma için yeterli süre verilmemiş, 10 yılda hazırladık dedikleri mülakata yedi günde katkı istemişlerdir. Bu yedi güne itiraz ettiğimizde bakın küstahça hadi yüzde 50 zam yaptım. 10 gün içinde görüş bildirin, demiştir. 10 yılda hazırladığını iddia ettiği metne, 10 günde görüş isteyip utanmadan bunu katılımcılık olarak ifade etmektedir. Ders içerikleri için, materyaller için yeterli süre yoktur. Alıp elinize okuduğunuzda şu yönüyle müfredata dikkat ediniz. Bu müfredatta Türkiye Cumhuriyeti ifadesi yerine sadece bütün ifadeler Türkiye diye değiştirilmiştir. Bakanın fikri neyse, zikri odur, metni odur. Cumhuriyetle derdi olan bir bakan Cumhuriyetle sorunu olan bir müfredat dayatmaktadır."

"CUMHURİYETİN KURUCU KADROLARININ ADI YOK"

"Bu müfredatta ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün adı yok denecek kadar az anılmıştır. Bu müfredatta Cumhuriyetin kurusu kadrolarının adı yoktur. Onlara saygı yoktur. Onlara hürmet yoktur. Kurtuluş Savaşı kahramanları, bu ülkenin kurucuları Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları ile sorunu olan bu müfredat, yok hükmündedir. Önceki müfredatta, Gazi'den alıntı ile fikri ve vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirilecek derken, şimdi yerine aklı selim, vicdanı selim, kalbi selim nesiller demektedir. Fikri hür yerine, vicdanı hür yerine vicdanı selim diyorsanız sizin yetiştirecek neslin hür olmasından, hürriyetten, özgürlüklerden, özgür düşünceden sorunuz var demektir. Metinden hürriyet kelimesini çıkaracak kadar özgürlüklere düşman bu bağnaz anlayışı kınıyoruz. Bütüncül eğitim gerekçesi, bahanesi, kandırmacasıyla eşitlik, tarafsızlık yerine nesnellik yerine, ruhu, maneviyatı anlatan, ÇEDES projesi ile küçücük çocukların sınıfına kabirler taşıtan, rüyalarına girdirten, umut yerine korkuyu, mutluluk yerine dehşeti öğreten bu kafaya sonuna kadar direneceğiz. Arapça kelimelerin bolca yer aldığı, eşitlik, tarafsızlık yerine itaati tarif eden, özgürlük yerine biati tarif eden bu müfredat Türkiye'ye hiçbir şey getirmez. Ama şunu söyleyelim. Yapılan bütün anketlerde, AKP'ye oy veren kadın seçmenlerin yüzde sadece 19'u evladının aldığı eğitimden mutludur, memnundur. AKP'li kadın seçmenin dahi yüzde 81 rahatsız olduğu bu eğitim sistemi yine bu hükümetin, yine bu Cumhurbaşkanının atadığı Milli Eğitim Bakanlarınca verilmiş, 22 yıldır bu kafa ile yönetilmiştir."

"BEŞ FARKLI ÖĞRETMEN VAR"

"Şimdi öğretmenlerimiz, aramızdaki öğretmenlerimiz, aramızda olmayan öğretmenlerimiz, canım öğretmenlerimize bir kocaman alkış yollayalım. Onların istihdam biçimleri, beş farklı öğretmen var. Atanmayanlar burada ama atananlar da dertli. Hatta okulda ücretli öğretmen var, sözleşmeli öğretmen var, normal statüde öğretmen var, uzman öğretmen var, baş öğretmen var. Eğitim aynı eğitim, yapılan iş aynı iş ama unvan ve özlük farklı. Bu tamamen adalete aykırıdır. 91 bin açıkta norm kadro varken 85 bin ücretli öğretmen atamak emek sömürüsüdür. Devlet eliyle güvencesiz istihdamdır. Devlet eliyle eğitimci emeğinin sömürülmesidir. Bunu bütün milletimize şikayet ediyorum. Ayrıca özel okulda çalışan öğretmenlerimizin çok önemli bir sorunu var. 2014 yılına kadar kanun derdi ki özelde çalışan öğretmen muadili görevdeki kamu öğretmeninden düşük maaş alamaz. Bugün kamudaki öğretmenin de en düşük maaşı yeterli değildir. 31 bin liradır. Ancak bugün özel sektörde asgari ücrete, 17 bin liraya, daha da altına öğretmen emeği sömürülmektedir. Bu öğretmenlerin hakkı devlet eliyle sermayeye yedirilmektedir. Bu haksızlıktır. Bunu yapanlara yazıklar olsun. Biraz önce değerli evladı Görkem ile bir kez daha konuştum. Görkem bizi televizyonundan takip ediyor. Okulu başında, görevi başında katledilen müdürümüz, İbrahim Oktugan eğitim camiasının son şehididir ama ilk değildir. Tüm uyarılara rağmen öğretmene karşı şiddet, eğitimde şiddet olanca gücüyle devam etmektedir. Bunun için 10 Mayıs'ta Milli Eğitim Bakanlığından Meclis'e kadar yürüyen öğretmenler, sendikalar seslerini duyurmak istemiş ancak bu Milli Eğitim Bakanı, onlara sormadan, onlara danışmadan yine eğitimde şiddet yasasını bir başına dayatarak geçirmeye çalışmaktadır. Eğitimde şiddet, tek başına çıkarılacak bir kanun değildir. Sendikaların, örgütlerin sesi duyulmalı. Öğretmenlere ve işin uzmanlarına kulak verilmelidir."

"ÖĞRETMENLER HER AY 9 ÇEYREK ALTININI KAYBEDİYOR"

"Son sözüm 2002 yılında en düşük öğretmen maaşı 635 liraydı. Bakın Türkiye'de 81 ilde, 973 ilçede meydan meydan geziyorum. Her hesabı bir şeye dayandırıyorum. Her hesap şaşar altın hesabı şaşmaz. 2002'de en düşük öğretmen maaşı 635 lira. 20 tane çeyrek altın alıyor. Bugün en düşük öğretmen maaşı 31 bin lira. Sadece 11 çeyrek altın alıyor. En düşük öğretmen maaşında AKP iktidarı boyunca tam yarı yarıya neredeyse, 20 çeyrekten 11 çeyrek altına gerileme var. Öğretmenler tam olarak her ay 9 çeyrek altın kaybediyorlar. Bu hesabı bütün öğretmenlere, bütün vicdanı olan herkese emanet ediyorum. Diyorum ki son yerel seçimlerde öğretmenlerin seslerini duyurmuş, onlarla birlikte olmuş, onlarla birlikte meydan meydan haykırmış bir partinin genel başkanı olarak, 31 Mart seçimlerinin birinci partisinin genel başkanı olarak, atanmayan öğretmenin sesini duyun. Mülakat mağdurlarının sesini duyun. Müfredata itiraz edenlerin sesini duyun. Türkiye'de nitelikli eğitime ulaşmak sınıfsal bir farklılık, sınıfsal bir sorun haline gelmiştir. İyi eğitimi paralı kılan ve parası olmayana iyi eğitim vermeyen, hatta yoksulun çocuğunu tenhada kıstırıp, onu doğmaya, onu hurafeye mahkum eden, onu bilimsel, çağdaş laik eğitimden uzak tutan anlayışa sesleniyorum. Müfredat yapmak anayasa yapmak gibidir. Müfredat yaparken herkesi duymalı. Herkesi dinlemeli. En doğrusunu tam bir mutabakatla yapmalısınız. İşte önümüzde size güzel bir sınav. Anayasa yapacağım, katılımcı olacağım, Türkiye'nin yüzde 96'sını temsil edecek anayasa diyene, hadi bakalım müfredat burada, eğitimin anayasası burada, çağır bakalım yüzde 96'yı, çağır bakalım sendikaları. Yoksulu duy. İtirazı duy. Atanmayanı duy. Mevcut öğretmenin sorununu, deprem bölgesini duy, ondan sonra anayasa diye meydanları çıkıp destek istemeye başla. Eğitimin anayasasını katılımcı yapmayanlarla, milletin anayasası yapılmaz."

"MEYDANLAR BİZİMDİR"

"Son sözümüz. Bugün burada çok önemli bir sınav verdik. Bugün burada Cumhuriyet tarihinin eğitim konulu ilk mitingini yaptık. Bundan sonra sesimizi duymayanlara karşı, sesi duyulmayanlar için, kimsesizler için, sesini yükseltse de sesini duyuramayanlar için meydanlarda olmaya devam edeceğiz. Ben gereken yerde müzakereyi yapacağım ama müzakere ile sonuç alırsak ne ala? Alamadığımızda sokaklar, meydanlar bizimdir. Bundan sonra kimin derdi varsa, onun derdi için. Kimsesizleri kimsesi olmak için. Sessizlerin sesi olmak için. Susturulanlar yerine konuşmak için, sokaklara, meydanlara koşmaya var mıyız? Söz mü? Hep beraber yürüyeceğiz. Hep beraber başaracağız. Eninde sonunda hep birlikte hakkımızı söke söke alacağız. Burada bir talep daha var. Bir çağrı var. Taban maaş hakkı için diyor, biraz önce bahsettiğim özel okul öğretmenini asgari ücrete mahkum eden anlayış 2014'ta yasalaştı. Onlar taban maaş hakkı için 26 Mayıs'ta Ankara'ya çağırıyorlar. Biz de dünyanın en düşük emekli maaşlarından birine mahkum edilen emeklilerimiz için Ankara'ya bir çağrı yaptık. Bütün Türkiye, 26'sında Ankara'ya kim gelmek istiyorsa il başkanlıklarımıza başvursun. Öğretmenlerin mücadelesine de emeklinin mücadelesine de hep birlikte 26 Mayıs'ta Ankara'da sahip çıkacağız. Hepinizi seviyoruz, size güveniyoruz. Bundan sonraki süreçte şunu söylüyoruz. Ferman tek adamınsa mücadele milletindir. Hepinizi saygı ile selamlıyorum, sağ olun, var olun."

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.