logo
06 HAZİRAN 2026

Özgür Özel: 'Emekli ikramiyesiyle ancak bir but alınıyor'

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "2018 seçimlerinden önceki Kurban Bayramı’nda ilk kez tutuldu. Bir maaş vermediler ama bin lira verdiler. O zaman maaşın yüzde 66’sıydı. İşte o gün iyi bir koç da bin liraydı. Emekli ikramiyesi bin liraydı ve bir koç alıyordu. O gün bin lira olan emekli ikramiyesini geçen hafta duydunuz; bakan 'Bu bayramda da artış yok' dedi. Ramazanda vermedikleri gibi 4 bin lira olarak verecekler. 2018’de bin liraydı, şimdi 4 bin lira da artmayacak dediler. 2018’de bir koç alan bin lira, 2026’da emekliye ancak bir but aldırıyor" dedi

12.05.2026 16:40:00
Haber Merkezi
Özgür Özel: 'Emekli ikramiyesiyle ancak bir but alınıyor'
Özgür Özel: 'Emekli ikramiyesiyle ancak bir but alınıyor'
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM'deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen hafta tanıttığı ve vergi adaletsizlikleri ile kamu varlıklarının satış süreçlerine ilişkin içerikler yayımlayan akpden.com sitesi üzerinden aracın ardından bu kez de bir telefon markasının Türkiye'ye geliş ücretini kıyasladı.

Özel, şöyle konuştu:

"Bu telefon 65 bin 400 liraya Türkiye'ye geliyor. Bu telefon dünyanın en büyük teknoloji firması tarafından, dünyanın altı kıtasında çalışan on binlerce çalışanının katkılarıyla, emekleriyle, yüksek teknolojiyle, içinde kullanılan değerli metallerle, onunla bununla ve şirketin ilan ettiğine göre yaklaşık 15 bin lira da kârıyla bu fiyata geliyor: 65 bin lira. Ve sepete eklemeye kalkıyor bizim gençlerimiz. 'Sepete ekle' deyince akpden.com'dan direkt 'Dur bakalım. Öyle hemen sepete ekleyemezsiniz' diyor. Bunda Kültür Bakanlığı'nın payı var; yüzde 1, 654 lira ona. Yüzde 12 TRT bandrol ücreti var; 7 bin 900 lira. 'Ne alaka?' deme. Belki açıp oradan TRT'yi izleyeceksin. O yüzden TRT bandrol ücreti vereceksin. Ondan sonra telefonuna geleceksin; yüzde 20 KDV, 22 bin 194 lira. Bunların hepsine birden yüzde 50 ÖTV daha; 36 bin lira. Telefon 65 bin lira, vergisi 67 bin lira. Dünya devi o şirketin, hepinizin bildiği o elma, yarım elmalı şirketin her şeyi yapıp kârını da ekleyip yüksek teknoloji dediği yerde 65 bin liraya gelen telefona bizimkiler oturdukları yerden 67 bin lira vergi koyuyorlar. Bizim genç arkadaşım bu telefonu almaya kalksa 133 bin 164 lira. akpden.com. Telefon 65 bin lira, AKP'den aldığınız o 133 bin lira. Gönder AKP'yi, alırsın bu fiyata."

"CEP TELEFONUNDAKİ VERGİYE İSYANI, MİLLİ GÜVENLİĞE TEHDİT SAYIYORLAR"

"akpden.com" isimli siteye saatler içerisinde "milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişim engeli getirildiğini söyleyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Girilemeyen için akp2den.com. Onu kapat. Adres inadına: akp3ten.com, akp4ten.com... Hadi engelleyin, gücünüz yetiyorsa. Şimdi girseniz 10 kişiden 9'u giremiyor. Yarın 10'uncu da giremez. Erişim engelinin gerekçesi; milli güvenliğe tehdit, ulusal çıkarları ve milli güvenliği tehdit. Bu ne biliyor musunuz arkadaşlar? Erişim engelini burada savunuyorlar. Diyorsun ki partizanlık yaparsınız, AK Parti'nin işine gelmeyen siteyi kapatırsınız, işine gelen sitede ne haysiyetsizlik olsa ses etmezsiniz. 'Yok' diyorlar. 'Milli güvenlik, milli menfaatler ve milli güvenliğin tehdit altında olduğu durumlarda biz bunları yapacağız' diyor. O yüzden ancak o gerekçeyle kapatabiliyor. Cep telefonundaki vergiye isyani, milli güvenliğe tehdit sayılıyor. Yazıklar olsun sizin gibilerin milliyetçiliğine de olmaz olsun sizin getireceğiniz güvenliğe de. Bir devlet, bir partinin bu kadar organı hâline getirilirse biz buna daha ne söyleyelim?"

"AK PARTİ'NİN KARA DÜZENİ YIKILMADAN HİÇBİR SORUN ÇÖZÜLMEZ"

Özel, 7 ayrı kanunda değişiklik ve "varlık barışı" düzenlemesini öngören "Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"ne ilişkin de eleştirilerini sıraladı. "AK Parti ne yapıyor? Yeni bir vergi barışı getiriyor, yeni bir varlık barışı getiriyor. Nedir? 'Dışarıda param varsa nasıl kazandın sormadan; uyuşturucu mu, insan kaçakçılığı mı, silah kaçakçılığı mı, tehdit mi; nasıl kazandıysan kazan. Yüzde 5'ini ver, parayı getir, Türkiye'de istediğini yap' diyor" ifadelerini kullandı. Özgür Özel, şunları kaydetti:

"Uyuşturucu baronunu yakalamışlar, 'Varlık Barışı'ndan yararlandım, geldim' diyor. Öbür uyuşturucu baronu 'Önce daire aldım' diyor. 'Çünkü Varlık Barışı Türk vatandaşlarına aitmiş' diyor. Türkçe bilmiyor. '250 bin dolarlık daire aldım, vatandaşlık verdiler. Yararlandım, parayı buraya getirdim' diyor. Sonra o baron torbacıları, torbacıların üstündeki dağıtıcıları o paralarla finanse ediyor. Evlatlar zehirleniyor. Öbürünün kurduğu motosikletli suç çetesi, 14-15 yaşındaki yoksul çocuğu TikTok'tan, oradan buradan yakalayıp ailesine bakmayı taahhüt edip, kendine içeride bakmayı taahhüt edip ona bir kimlik, bir silah verip örneğin Adana'nın iş insanlarını tehdit ettiriyor. Sonra birer kurşun attırıyor. Parayı ödemeyeni infaz ettiriyor. Sonra 14 yaşındaki o çocuk diyor ki; 'Benim yaşıtlarım babasının eline bakarken bana abiler, yani çete, içeride bana, dışarıda babama bakıyor.' İşte AK Parti'nin Türkiye'ye dayattığı kara düzen budur. O dışarıdan hesapsız gelen uyuşturucu parasının ya da çetelerin paralarının nereleri finanse ettiği buradadır. Ahmet Minguzzi'yi bıçaklayanların, annesini tehdit edenlerin aldığı cesaret kirli paradandır. AK Parti'nin onların önünü açtığı kara düzendir. AK Parti'nin kara düzeni yıkılmadan hiçbir sorun çözülmez."

"ASGARİ ÜCRETLİNİN ELİNDE 28 BİN LİRA VAR, KURBANLIK 45 BİN LİRA"

Kurban Bayramı yaklaşırken emekli maaşları ile kurbanlık fiyatlarını karşılaştıran Özel, AK Parti iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşının 257 lira, iyi bir koçun ise 150 lira olduğunu söyledi. Özel, "Emekli maaşıyla 1,5 koç alıyordun. Bugün aynı yiğit koç 45 bin lira. En düşük emekli maaşı 20 bin lira. 1,5 koç alan emekli bugün yarım koç alamıyor" diye konuştu.

Asgari ücretin de kurbanlık almaya yetmediğini belirten Özel, "AK Parti iktidara geldiğinde asgari ücret 187 liraydı. İyi bir koç 150 liraydı. Bir asgari ücret bir kurbanlığın fazlasını alıyordu. Bugün asgari ücretli kurban almaya gittiğinde elinde 28 bin lira var, kurbanlık 45 bin lira" dedi.

"DİYANET İŞLERİ KESİM BEDELİNİ 21 KAT ARTIRMIŞ"

Emekli bayram ikramiyelerine ilişkin de konuşan Özel, CHP'nin 2015 seçimlerinde her emekliye bir maaş ikramiye önerdiğini hatırlatarak, "2018 seçimlerinden önceki Kurban Bayramı'nda ilk kez tutuldu. Bir maaş vermediler ama bin lira verdiler. O zaman maaşın yüzde 66'sıydı. İşte o gün iyi bir koç da bin liraydı" ifadelerini kullandı. Özel, şöyle konuştu:

"Emekli ikramiyesi bin liraydı ve bir koç alıyordu. O gün bin lira olan emekli ikramiyesini geçen hafta duydunuz; bakan 'Bu bayramda da artış yok' dedi. Ramazanda vermedikleri gibi 4 bin lira olarak verecekler. 2018'de bin liraydı, şimdi 4 bin lira da artmayacak dediler. 2018'de bir koç alan bin lira, 2026'da emekliye ancak bir but aldırıyor. Bu emekli ikramiyesinde sadece 8 yıl önce CHP'nin sayesinde AK Parti'nin zorla verdiği bir koç parası vardı; ikramiye bin liraydı, koç da bin liraydı. Şimdi koç 45 bin lira, ikramiye 4 bin lira. Ve buradaki hesap en basit hesap. 21 kat artarken kesim bedeli... Yani koçu gidip buradan almazsan, Diyanet İşleri'nin sitesine girersen onlar da kesim bedeli kabul ediyorlar ve kurbanı onlara bırakıyorsun. 2018'de Diyanet İşleri'ndeki kurban kesim bedeli 850 liraydı, ikramiye bin liraydı. Bakın, gidip koçu alıyor ya... Diyanet İşleri de 850 liraya kesiyordu sana. Bu sene Diyanet İşleri kesim bedeline 18 bin lira demiş. 21 kat artırmış. O Diyanet İşleri Başkanını atayan bu hükümet, ikramiyeyi sadece 4 kat artırmış. 8 yılda 21 kat artan Diyanet İşleri'nin hesabı, 4 kat artan emekli ikramiyesi hesabı... Bu duruma getirdiler"

"ET VE SÜT KURUMU 14 MİLYAR KAR ELDE ETMİŞ"

Kırmızı et fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özel, son 5 yılda enflasyonun yüzde 653, et fiyatlarının ise yüzde bin 124 arttığını söyledi. CHP'li belediyelerin "halk et" uygulamalarını hatırlatan Özel, Et ve Süt Kurumu'nun 2024 yılında 14,3 milyar lira kar ettiğini belirterek, "Ucuz etin peşine düşen vatandaştan 14 milyar lira kar elde ederek kurumlar vergisinde 15'inci olmuşlar. Türkiye'nin en çok vergi veren 15'inci şirketi haline gelmişler. Millet ucuz et alacağız diye uğraşıyor. Senin işin kar etmek değil. Senin işin Türkiye'de ucuza et ürettirmek, ucuza kestirmek, ucuza ulaştırmak. Türkiye'nin en çok para kazanan kurumlarından biri haline gelenler bugün görevlerini yapmayanlardır. Bugün iktidarın liyakatsiz adamları sonucunda o kurumun başında olanlardır" dedi.

"TARIMDA TRAKYA KADAR ALAN KAYBETTİK"

14 Mayıs Çiftçi Günü'ne değinen Özel, Türkiye'nin gıda enflasyonunda Avrupa'da birinci, dünyada beşinci olduğunu söyledi. Son 20 yılda 23 milyon dönüm tarım arazisinin kaybedildiğini belirten Özel, "Tam Trakya kadar. Trakya'yı kaybettik tarımda biz" dedi. Ortalama çiftçi yaşının 58'e çıktığını ifade eden Özel, "Üç çiftçiden ikisi 'Asgari ücretli bir iş bulursam seneye tarlada çalışmam' diyor" dedi. Ortalama çiftçi gelirinin 19 bin lira olduğunu belirten Özel, çiftçilerin tarımdan uzaklaştığını söyledi. Süt-yem dengesinin bozulduğunu ve hayvancılığın sürdürülemez hale geldiğini savunan Özel, "Çiftçi bu işin içinden nasıl çıkacağını bilemediği için ekmeyi, dikmeyi, hayvancılığı bırakıp kendini büyük şehirde bulabildiği ilk işe atmaya çalışıyor" ifadelerini kullandı.

İktidarın ekonomi politikalarını da eleştiren Özel, "Yılın ilk 3 ayında bu iktidar faize 876 milyar lira ödedi. Çiftçisine 60 milyar lira destek verdi. Çiftçiye 60 milyar veriyor, faize 876 milyar lira veriyor. İşte AK Parti'nin kara düzenini ve Türkiye gemisini karaya oturtmasının en temel sebeplerinden biri bu" dedi. CHP'nin tarım politikalarına ilişkin de açıklamalarda bulunan Özel, çiftçiye gayrisafi milli hasılanın yüzde 1'i oranında destek verilmesini sağlayacaklarını, mazotun ÖTV'siz ve KDV'siz olacağını, çiftçi borçlarının faizlerinin silineceğini ve planlı üretime geçileceğini söyledi.

"BİR YILDAN FAZLADIR HER GÜN SALDIRI ALTINDAYIZ"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik soruşturmalar, Akın Gürlek'e ilişkin araç tahsisi iddiası, Cebeci Hafriyat dosyası, Murat Gülibrahimoğlu hakkındaki açıklamalar ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'e yönelik "itirafçılık baskısı" iddialarına değindi. Özel, şunları söyledi:

"İşte bu yeni bir hikâye ve bu iktidarın değişim umuduyla kendine enerji buluyor. 2023'teki büyük üzüntüden sonra büyük silkiniş, değişim, onun yarattığı enerji ve dört ay sonra gittiğimiz yerel seçimlerde elde edilen büyük zafer... Ege'nin bir tane ilini bile bir başka partiye bırakmadan kazanılan bir zafer. Türkiye'de nüfusun yüzde 65'ini kazanan Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki hiçbir siyasi partiye AK Parti dahil nasip olmamış bir zafer. İstanbul'da, 'İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder' diyenin, İstanbul'u kazananın Türk Türkiye'yi kazanacağını görmesi ve bu noktada başlayan Cumhuriyetin bir sonraki hükümetine mevcut hükümetince Cumhuriyetin bir sonraki cumhurbaşkanına mevcut cumhurbaşkanınca girişilen darbe girişimi. Bir yıldan fazladır her gün saldırı altındayız. Sonrasında saldırılar adayımızdan, başkanlarımızdan, bürokratlarımızdan yani Türkiye'yi yönetecek kadrolardan partimizin kurumsal kimliğine döndü ve partimize kapatma davası açacak hadsizliğe kadar ya da üstüne yapılan üç kurultaya, sıfırdan yapılan bir kurultaya rağmen açılan bir butlan davasına, mahkemenin kale almamasına rağmen istinafta diri tutulmaya çalışılan bir tehditle birlikte partiye yöneltilen bir büyük taarruzla karşı karşıyayız.

CEBECİ HAFRİYAT VE İFTİRA İDDİALARI

Bugün yeni bir şey ortaya çıktı. Ankara'dan yeniden yollanan, hakimken bütün siyasi kararları veren ve hepsi Anayasa Mahkemesi'nde birçoğu oy birliği ile bozulan birisinin İstanbul'a gittiğindeki planı. Kişi kendinden bilir işi. Ona demişler ki; 'billboard varsa yolsuzluk yapıyorlar, hafriyat varsa yolsuzluk yapıyorlar'. Nereden bildin; kişi kendinden bilir işi. O yüzden para alıyorlar bu paraları kasalara koyuyorlar. Kasaları akrabalarının bahçelerine gömüyorlar. Geldiler, bahçeleri kazdılar, kuyulara indiler, evleri bastılar. Hiçbir yerde hiçbir şey bulamadılar. Kör kuruş bulamadılar. Ama başladıklarında, 560 milyar lira yolsuzluk diye anlattıklarında en büyük kısmı hafriyat ve bu işi yaptıkları yer Cebeci Hafriyat dediler. İlk duyduğunda Ekrem Başkan dedi ki; 'oranın bizle ne ilgisi varmış?' Orası Enerji Bakanlığı'nın yeri. Döküm muvaffakatnamesini o veriyor. Ayrıca denetimi onun sınırları içinde olan AK Partili belediye yapıyor. İddianame çıktı. Bugün bu arada bu Cebeci Hafriyat alanına döküm yapan kişi Murat Gülibrahimoğlu AK Parti'nin seçim günü il başkanı olan kişinin ortağı. Yani buz gibi AK Partili bir arkadaş. Demişler ki buna; 'bu işten bir iftira atacaksın ve etkin pişmanlıktan yararlanacaksın. Sana mallarını öbür türlü çökeriz vermeyiz ama sen Ekrem'e bir yalan uyduracaksın.'

Adam bu sırada yurt dışında oluyor ve bu iftiraları atmak yerine doğruları söylemeye başlıyor. Diyor ki; 'benim CHP'yle ne işim var? Benim ortağım AK Parti İl Başkanı. Benim her sahip çıktığım şey AK Partili. Ben AK Partiliyim. Ne yaptıysam Ekrem'e değil AK Parti'ye yaptım'. Bugün bugün bu kıymetli Murat Gülibrahimoğlu Kuzey İstanbul Modern İnşaat ve Sanayi Ticaret AŞ'nin sahibi. Cezaevine sokulamadığı, canıyla, malıyla, evladıyla tehdit edilemediği, yurt dışında olduğu için itirafçı yapılamamış ama kendisinin şirketindeki birisini alıp itirafçı yapmaya çalışmışlar.

MARKET KARTI VE KALYON AJANS İDDİALARI

Ekrem İmamoğlu Sayın Toruner'e soruyor. O şirkette çalışan bir muhasebeciye şirketin dökümleri çıkmış. Güya oradan bize atılacakken Ekrem Başkan yakalamış soruyor. Diyor ki; vergi inceleme raporunuzda 44 milyon liraya yakın market kartı alışverişi görüyorum. Savcı bizim arkadaşlarımızı market kartı dağıtıyoruz diye tutuklu tutuyor, birçok arkadaşım savunma yapmak zorunda kalıyor. Siz bu 44 milyon liralık market kartlarını nerede kullandınız? Çünkü bizi suçluyorlar ya rüşvet olarak aldınız diye. Yener Toruner; 'kamu kurumlarına, AK Partili belediyelere ve AK Parti teşkilatına verdik'. 'CHP'ye verdiniz mi' deniliyor. Ekrem Başkan'ı soruyor. Cevap; 'Gönlümden geçmedi değil ama keşke verseydik hepsini AK Parti'ye verdik'.

Bitti sanmayın... Ne zaman gitmişti Akın Gürlek; Ekim 2024. Kasım 2024'te Kuzey İstanbul Modern İnşaat Sanayi yani bu firma dört araç tahsis etmiş. Kime; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na. Soruyorlar, 'bu araçları kime verdiniz' diye, 'Akın Gürlek'e verdik' diyorlar. 19 Mart operasyonunda yakalama çıkardığı, hafriyat işinden Ekrem Başkan'a iftira attırmayı planladığı firmadan 'dört araç getir bakayım' diyor. Getiriyor. Araçların ikisini İstanbul'da kullanıyordu Akın Bey, ikisini Ankara'da. Bu plakalı araçların Ankara'da yediği cezalar var Akın Bey'i taşırken. Ceza tutanağı İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı diye verilmiş. Ankara'ya zırt pırt gelindiğinde binilmiş, Akın Bey içindeyken ceza yenilmiş. Bunu da İçişleri Bakanımıza emanet edelim.

"SAVCI 50 MİLYONUN KALYON AJANS'A ÖDENDİĞİNİ BİLİYOR"

Ayrıca bu firma da kişi ifade verirken MASAK raporu ya da vergi inceleme raporu ya da banka ekstresi savcıya gösteriyor. 'Onu geç, biliyoruz biz onu' diyor savcı. Neyi geçmişler? 50 milyon lirayı Kalyon Ajansı ödendiğini biliyor. Ne zaman; 16 ve 23 Mart. Seçimlere 2 hafta ve 1 hafta kala. Murat Gülibrahimoğlu'ndan, bu firmadan Kalyon Ajansa yani Murat Kurum'un İstanbul'daki Büyükşehir kampanyasını yapan ajansa gidiyor para. Şimdi bizim bir belediye başkanımıza, aday gösterilmeden önce ilçeye verilmiş bir sesli aracı bir ay kullandı diye bunu aday olduğu, memur olmadığı günden rüşvete sokup arkadaşımızı 8-9 aydır iddianamesiz içeride tutanlara, koca bir seçim kampanyası 50 milyon TL Murat Kurum lehine Kalyon Ajansa yatırıyor. İşte o yüzden işte o yüzden ben Murat Kurum'a soruyorum ya Akın Gürlek'in 16 tane tapusu var. Burada ID numaraları var. Dördü aktif diye yani üstümde dördü 12'sini elden çıkarmış. Aktifini açıp gösteriyor. Oysa ki Murat Kurum bu ID'leri girince hangi tarihler arasında Akın Gürlek'te olduğu belli. Ama susuyor ya söyleyemiyor ya çünkü kampanyaya paranın nereden yattığını Akın Bey biliyor.  Eğer bir sesli araçtan ilçeye verilmiş rüşvet çıkaranlar buradan tarihin en büyük rüşvetini, en büyük zimmetini örtbas etmeye çalışıyorlarsa iki yıl sonra bu millet çatır çatır soracak bunların hesabını."

"ÖLEN FERDİ ZEYREK'E İFTİRA ATMAYA ÇALIŞTILAR"

Özel, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in itirafçı olmasına ilişkin ise şunları söyledi:

"Biz bu 16 tapuyu açıkladığımız gün kendisine 'bir şey söyle' dediler o da 4 tane üzerinde olan aktif tapuyu gösteriyor. Sonra diyor ki; 'Özgür Özel bu tapuları açıklarken asrın yolsuzluğunu örtmeye çalışıyor bir de Muhittin Böcek itirafçı olacak daha zamanı var' diyor. Bunu söyledikten sonra Muhittin Böcek'in şoförleri, korumaları ve o gün yanında olanlar ifadeye alındı. Beklenmedik bir şey oldu. Her şey Muhittin Böcek'in oraya gittiğini sonra Manisa'ya doğru tek başına hareket ettiğini gösteriyor. O gün söylediği tutar 50 milyon Euro yani bir kamyonet para, çantayla taşınmış gibi anlatılıyor. 'Benzinlikte verdim' de imza atıp kurtul diyorlar. Muhittin Böcek atmıyor hepimize bu belgeyi gösterdi. Oradaki koruma polisinin cep telefonuna bir adres atıldığı ortaya çıktı. Adresi atanın rahmetli Ferdi Zeyrek olduğu ortaya çıktı. Ferdi Zeyrek'in Muhittin Beye konumu atıp burada bekliyorum ağabey deyip kendi proje ekibiyle mimarlık ofisinde oturdukları, aday olduğu için seçime çalıştıkları sonra yemek yiyip vedalaştıkları ortaya çıktı. Ferdi kardeşim öldü ya ona iftira atmaya çalışıyorlar.

"BU, KİŞİLERİN NASIL İTİRAFÇILIĞA ZORLANDIĞINI GÖSTERİYOR"

Sonra devlete emanet cep telefonundan Muhittin Bey'in oğlunun ve gelinin kaydettiği eşiyle olan mahrem görüntülerden birisini kamuoyuna verdiler. Gelinin aslında Muhittin Böcek'in sevgilisi olduğu, oğluyla evlendirdiği gibi bir iğrenç iftira ile bir video servis ettiler. Gökhan Böcek'in sinir krizi geçirdiği, 'tamam getirin ne istiyorsanız imzalayacağım' dediği ortaya çıktı. Antalya Cumhuriyet Başsavcısı 'bizim böyle bir usulümüz yok' diyor. Sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Gökhan Böcek'e itirafçılık için bir şans verilmesini istiyorlar. Operasyon savcılarıyla bağlantı olmayınca soruları yanlışlıkla Antalya'dan normal bir savcı soruyor. 'Ben gittim CHP Genel Merkezi'nin 6. katında birine parayı verdim' diyor. Bu kadar ifade verse İstanbul'a yetecek. Savcı, 'parayı nereden çektin' diyor. 'Para çekmedim, eşten dosttan topladım' diyor. Sonra 'uçakla gittim' diyor. Seni kim bıraktı sorusuna 'hatırlamıyorum' diyor. 'Kime verdin parayı' diyor savcı, 'unuttum' diyor. Muhittin Beyin malına çöktüler, torununa iftira attılar. Muhittin Beye diyorlar ki 'oğlunun ifadesini doğrula, mallarını geri al'. Zuhal Böcek'in ifadesi ile de Antalya'da alınan ifadenin eksikleri giderilmeye çalışılıyor. Bu kişilerin nasıl itirafçılığa zorlandığına ilişkin bir örnek."

ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu

Avukat Kübra Pekel, ATM'de unutulan banka kartlarından yapılacak olan işlemlerden kart sahibinin sorumlu tutulacağını söyleyerek, "Kartın olmadığını fark ettiğimizde vakit kaybetmeden bankaya bildirmeliyiz" dedi

06.06.2026 11:00:00 / Güncelleme: 06.06.2026 11:04:51
İHA
ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu
ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu
Hukuki olarak kartın kaybolduğu fark edildiği anda bankaya bildirim yapılması gerektiğini söyleyen Kübra Pekel, "ATM'de kart unutmak hepimizin başına gelebilecek çok insani bir durum. Burada genel olarak hani en fazla kartım yutulur yenisini çıkartırım şeklinde düşünüyoruz çoğumuz fakat madalyonun arka tarafı bu kadar da masum değil. Şimdi hukuksal olarak çok net bir gerçekliğin altını çizmek durumundayım. ATM'de unuttuğunuz kartı bankaya anda bildirmezseniz o andan itibaren yapılan işlemlerin çoğunluğundan veyahut da kötü niyetli harcamaların çoğunluğundan siz sorumlu tutulursunuz. Peki hukuk bu konuda ne diyor' 5464 sayılı banka kartları ve kredi kartları kanunu şu şekilde söylüyor, kartın kaybolması veya çalınması halinde durumu derhal bankaya bildirme yükümlülüğümüz bulunmaktadır. Eğer bu bildirimi yapmazsanız kartı bulan kötü niyetli kişilerin yapmış olduğu harcamalardan ağır kusurunuz olduğu gerekçesiyle sorumlu tutulursunuz. Yargıtay'ın yerleşik kararları da bu yöndedir. Hukuken bildirimde bulunmadığımız her dakika sizin aleyhinize işlemektedir. Burada en önemli nokta bildirim süreniz. Sizin bu noktada yani yapılan harcamayı ilk fark ettiğiniz anda veyahut da kaybolduğunu fark ettiğiniz ilk anda anında bildirimde bulunmanız gerekiyor. Hukuk bunu 24 saat ile sınırlamış olabilir ama bu somut olaya göre değişmekte oluyor" dedi.



"Hızlı bildirim fazla kayıp olmasını engeller"

Pekel, hızlı yapılacak bildirimlerin daha fazla maddi kayıp olmasını engelleyeceğini söyleyerek, "Sizin bu durumu ilk fark ettiğiniz anda anında bankaya ihbarda bulunmanız gerekiyor. Vatandaşlarımızın ATM işlemleri sonrasında kartlarını mutlaka kontrol etmeleri, mobil bankacılık bildirimlerini açık tutmaları ve şüpheli bir durumda vakit kaybetmeden bankaya başvurmaları gerekmektedir. Çünkü hızlı yapılan bildirim hem maddi kaybın büyümesine hem de daha sonrasında olması muhtemel bir hukuki süreçte hak kaybına uğramalarını engellemektedir. Cüzdanınızı kontrol ettiğinizde kartınızı göremediğiniz anda evde mi unuttum, arabada mı bıraktım şeklinde düşünmek yerine zaman kaybetmeden ilk iş olarak bankanızı arayın ve kartınızı bloke ettirin. Unutmayın hukuk haklarını arayanları korur, ihmal edenleri değil" ifadelerini kullandı.

Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı

İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi

06.06.2026 10:40:00 / Güncelleme: 06.06.2026 10:46:42
İhlas Haber Ajansı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Sahil Güvenlik Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, bugün Kırım'ın batısında Sivastopol açıklarında, Türk bayraklı "Duru 67" isimli tekneye saldırı düzenlendi. Saldırı sonucu hasar alan tekne battı.



Bölgede bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesi, batan teknedeki 5 yaralıyı kurtardı. İnebolu istikametine doğru yola çıkan teknedeki ağır yaralı 1 kişi, intikal sırasında hayatını kaybetti.

İhbar üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait "TCSG-96" gemisi, saat 12.35'te İnebolu Limanı'ndan hareket etti.

Gemide, 4 doktor ile 15 UMKE, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan 19 kişilik uzman tıbbi ekip yer aldı.

Görevlendirilen unsur, saat 19.20'de Türk Arama Kurtarma Bölgesi'nin kuzeyinde İnebolu Limanı'na 115 deniz mili mesafede "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine ulaştı.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralılar, Sahil Güvenlik gemisine alındı. Yaralılara tıbbi müdahaleye başlandı ve İnebolu Limanı'na dönüşe geçildi.

Karadeniz'deki saldırıda hayatını kaybeden ve yaralanan balıkçılar Kastamonu'ya getirildi



Karadeniz'de saldırıya uğrayan Türk bayraklı balıkçı teknesinde hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ile 4 yaralı, Kastamonu'nun İnebolu ilçesine getirildi.

Kırım'ın batısında, Sivastopol açıklarında saldırıya uğrayan Türk bayraklı "Duru 67" isimli balıkçı teknesindeki 5 kişi yaralandı. Teknedeki yaralılar, yakınlarında bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine tahliye edildi. Kastamonu'nun İnebolu ilçesi istikametine doğru hareket eden teknedeki yaralılardan biri hayatını kaybetti. Balıkçı teknesinden yapılan yardım çağrısı üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait TCGSG-96 gemisi, 4 doktor, 15 UMKE personeli, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan toplam 19 kişilik uzman tıbbi ekiple harekete geçti.



İnebolu Limanı'ndan dün saat 12.35'te hareket eden Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, balıkçı teknesiyle saat 19.20 sıralarında yaklaşık 115 mil açıkta temas kurdu.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralı balıkçılar daha sonra Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisine alındı. Yaralılara uzman sağlık ekibi tarafından ilk müdahale ise gemide yapıldı. Dönüşe geçen Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, saat 03.00 sıralarında Kastamonu'nun İnebolu ilçesindeki İnebolu Limanı'na yanaştı. Gemiden indirilen 4 yaralı, ambulanslarla Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ise cenaze aracıyla morga götürüldü.

LGS için son bir hafta!


 
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), 13 Haziran Cumartesi günü düzenlenecek Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav, yurt içi ve yurt dışında toplam 1 milyon 22 bin 658 öğrencinin katılımıyla yapılacak.

06.06.2026 10:23:00
AA
LGS için son bir hafta!
LGS için son bir hafta!

14 Haziran Pazar günü yapılacağı duyurulan LGS merkezi sınavının tarihi, aynı gün A Milli Futbol Takımı'nın 2026 FIFA Dünya Kupası'nda Avustralya milli takımıyla oynayacağı müsabakanın bitiş saatinin, sınav başlangıç saatiyle çakışması nedeniyle bir gün öne alınmıştı. Bu doğrultuda merkezi sınav, 13 Haziran'da yurt içi ve yurt dışı sınav merkezlerinde yapılacak. İki oturumdan oluşan sınavın ilk oturumu saat 09.30'da, ikinci oturumu ise saat 11.30'da başlayacak. Merkezi sınav, yurt içinde 81 il ve 920 ilçede, 4 bin 244 binada 1 milyon 22 bin 104 öğrenci, yurt dışında ise 8 ülke ve 11 sınav merkezinde 554 öğrenci olmak üzere toplam 1 milyon 22 bin 658 adayın katılımıyla gerçekleştirilecek.

12 Haziran'da okullar tatil

LGS kapsamındaki merkezi sınavın sağlıklı şekilde yürütülmesi ve sınav öncesinde bina ve çevresinin temizlik, hijyen ve fiziki şartlar bakımından sınava hazır hale getirilmesi, sınav salonlarının numaralandırılması ve gerekli yönlendirme levhalarının yerleştirilmesi gibi okul hazırlıklarının tamamlanabilmesi adına 12 Haziran Cuma günü idari tatil ilan edildi. LGS kapsamındaki merkezi sınavda güvenliğin artırılması amacıyla, sınav binalarının girişlerinde üst arama kontrolünün sağlanması, toplantı odalarında ise sınav evraklarının salon görevlilerine dağıtım süreçlerinin izlenebilmesi için yapay zeka destekli altyapıya sahip kamera kurulumu gerçekleştirilecek.

Beslenme paketi verilecek

Bakanlıkça alınan karar doğrultusunda öğrencilere ilk kez sözel ve sayısal oturumları arasındaki dinlenme süresinde beslenme ihtiyaçlarını karşılamak, sınav kaygısını azaltmak ve motivasyonu artırmak amacıyla kuru meyveli yulaf bar, ceviz, kuru üzüm ve sudan oluşan beslenme paketi dağıtılacak. Beslenme paketi, sınav başvuru esnasında velisi tarafından talep edilen öğrencilere dağıtılacak ve öğrenciler, beslenme paketi talep durumlarına göre okullara yerleştirilecek.
Beslenme paketi istemeyen öğrenci sayısının 40'ın altında olduğu ilçelerde ise bu öğrenciler, beslenme paketi isteyen öğrencilerle aynı binalarda ancak farklı salonlarda sınava girecek.

Sonuçlar 10 Temmuz'da açıklanacak

Sınav sonuçları, 10 Temmuz'da "www.meb.gov.tr" adresinden ilan edilecek. Sınav sonuç belgeleri posta yoluyla gönderilmeyecek. Tercihlere esas kontenjan tabloları da aynı tarihte yayımlanacak. Tercih işlemleri, 13-24 Temmuz'da yapılacak. Yerleştirme sonuçları ve boş kontenjanlar 5 Ağustos'ta ilan edilecek. Yerleştirmeye esas 1. ve 2. nakil tercih başvuruları ve sonuçları ise 5-14 Ağustos'ta gerçekleştirilecek.

İstanbul'da mafya operasyonu


 
İstanbul'da 2 suç örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 27 şüpheli gözaltına alındı.

06.06.2026 08:55:00
Haber Merkezi'AA
İstanbul'da mafya operasyonu
İstanbul'da mafya operasyonu

Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, Bakırköy ve Beykoz Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde Ataşehir, Bakırköy, Beykoz, Esenyurt, Eyüpsultan başta olmak üzere kent genelinde silahlı saldırı, tehdit ve benzeri suçları işledikleri ve organize ettikleri belirlenen 2 ayrı suç örgütünün yakalanmasına yönelik çalışma yaptı.

Bu kapsamda hiyerarşik yapıları, faaliyet alanları ve irtibat ağları deşifre edilen suç örgütlerine yönelik özel harekat destekli eş zamanlı operasyonda 27 şüpheli yakalandı.
Aramalarda 7 ruhsatsız tabanca, çok sayıda mermi ve bir miktar uyuşturucu madde ele geçirildi.
Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.

İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı


 
İstanbul Valiliği'nden yapılan açıklamada "İstanbul genelinde ormanlık alanlara girişler, mangal, tüp kullanımı, nargile ve benzeri sebeplerle ateş yakmak 8 Haziran 2026 ile 15 Ekim 2026 tarihleri arasında yasaklanmıştır" denildi.

06.06.2026 08:49:00
AA
İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı
İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı

İstanbul Valiliği, kent genelinde ormanlık alanlara girişlerin, mangal, tüp kullanımı ve nargile gibi sebeplerle ateş yakmanın 8 Haziran-15 Ekim tarihlerinde yasaklandığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, yaz mevsimiyle ormanlık alanlarda insan ve araç hareketliliğinde artış olduğu, bu durumun orman yangınları riskini artırdığı bildirildi.

Amaç ormanları korumak

Kasten veya kusurlu olarak ortaya çıkabilecek bu risklerin önüne geçebilmek için bir dizi tedbirin uygulanmasına kararı verildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"İstanbul genelinde ormanlık alanlara girişler, mangal, tüp kullanımı, nargile ve benzeri sebeplerle ateş yakmak 8 Haziran 2026 ile 15 Ekim 2026 tarihleri arasında, Orman Kanunu'nun 31. ve 32. maddesi kapsamında köy/mahalleler başta olmak üzere orman içi, orman bitişiği ve ormanla ilişiği olmayan tüm köy ve mahallelerde anız, bağ–bahçe, zeytinlik ve tarla temizliği gibi gerekçelerle ağaç, dal ve her türlü bitki örtüsünün yakılması yasaklanmıştır. İstanbul il sınırları içerisinde yer alan ve belirlenen piknik ve mesire alanları, korular, parklar, tabiat parkları ve eko turizm alanlarında piknik, spor, yürüyüş ve benzeri faaliyetler için herhangi bir kısıtlama kararı bulunmamaktadır."

Enerji hatları uyarısı

Açıklamada, orman alanı civarındaki tesisler ile sanayi kuruluşlarının, orman alanlarını etkileyebilecek her türlü faaliyet nedeniyle oluşabilecek yangın riskine karşı önleyici tüm tedbirleri eksiksiz almaları konusunda yükümlü olduklarına işaret edildi. Enerji nakil hatlarının yapım ve bakımı ile ilgili kuruluşların enerji hatlarının özellikle ormanlık alanlardan geçen bölümlerinde gerekli bakımları gerçekleştirecekleri, yangın riskine karşı her türlü tedbiri alacakları, gerektiğinde enerji kesintisi uygulayacakları belirtildi: "Tüm belediyelerimiz, orman içi, orman kenarı ve bitişiğinde bulunan çöp toplama alanları çevresinde koruma bandı oluşturacak ve yangın riskine karşı gerekli iş makinelerini (dozer, loder, kepçe) hazır bulunduracaklardır. Kaymakamlıklarımız ve Orman Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda genel kolluk ve orman kolluğundan oluşturulan denetim ekipleri etkin gözetim ve denetim çalışmalarını yürütecektir. Gerekli hallerde kaymakamlıklarımızın emriyle tüm kamu ve özel sektör imkanları kullanılarak olası yangınlara karşı etkili mücadele yapılacaktır. Yukarıda belirtilen karar ve önlemlere aykırı hareket edenler hakkında ilgili kanunların belirlediği şekilde idari ve adli işlem yapılacaktır."

Milli devlet ve etnik çeşitlilik

Devletlerin parçalanması için istismar edilen değerlerden biri de etnik farklılıklardır

06.06.2026 00:42:00
Haber Merkezi
Milli devlet ve etnik çeşitlilik
Milli devlet ve etnik çeşitlilik
Devletlerin parçalanması için istismar edilen değerlerden biri de etnik farklılıklardır. İnsan hakları adı altında azınlık hakları kavramı gündem edilerek, etnik farklılıkların kavga unsuru olarak algılanmasına çalışılmaktadır.

Etnik farklılıkların bir kavga sebebi olarak öne sürüldüğü günümüzde, hedef tahtasına konmuş devletlerin iç bünyelerindeki birlik ve beraberlikleri zayıflatılmakta, iç çatışmalara zemin hazırlanmaktadır. Hatta güçlü devletler parçalanarak küçük ve zayıf devletçikler haline getirilmek istenmektedir.

Halbuki "kimlik" kavramı etnik farklılıkların üstünde bir olgudur. Kimlik, milletlerin sahip oldukları inançları, kültürleri, dilleri, tarihleri ile şekillenmektedir.







Örneğin Türk kimliği, bir millet olma ve medeniyet kimliğidir.

Bu millet ve medeniyet çatısı, altında Laz, Kürt, Çerkez, Türk vb birçok etnik özelliği barındırır. Balkanlarda Sırp kökenli olanların Müslüman olanlarına Boşnak denmektedir. Boşnaklar kendilerini ifade ederlerken Türk olduklarını söylerler ki, bu doğrudur…

Zira Türk kimliği, aynı değerleri paylaşan bütün etnik kökenlerin ortak adıdır, ortak kimliğidir.

Bir kimlik etrafında bir ve beraber olan etnik kökenler milletleri oluşturmaktadır.

Türkiye örneği de aslında böyledir. Yıllardan beri ifade ettiğimiz gibi topraklarımızdaki vatandaşlarımızın Türk, Kürt, Laz, Çerkez… gibi etnik çeşitliliği, kardeşliğimizi, birliğimizi bozmamaktadır.







Yıllarca bu vatanda Türk kimliği altında aynı değerlerle yoğrulmuş ve aynı değerleri koruma sevdalısı olan halklar, Türk bünyesini, yani Türk milletini oluşturmuşlardır.

Bu sebeple etnik çeşitlilik, asla bir ayrımcılık sebebi değil, tam tersine bir zenginliktir. Tarihten gelen kültür birliği, siyaset birliği, inanç birliği vs. gibi değerlerle süzülerek gelip medeniyet birliğimizi oluşturan bu çeşitlilik, ayrılık sebebi değil; bilakis güçlü bir bünyenin oluşması demektir. Hepsi aynı kaynaktan beslendikleri için örfleri, adetleri, gelenekleri birdir.

Dili, dini, tarihi, kültürü, gelenekleri, siyaseti, medeniyeti aynı olan bu etnik grupların vücuda getirdiği millet, Türk Milleti olup; bu grupların birinin diğerinden farkı yoktur. Çünkü hepsi, aynı kaynaktan beslenip, zaman içinde aynı maya ile yoğrulup gelmişlerdir.

Bir bünyeyi meydana getiren bu etnik zenginliğimizi tarih boyu aşındırıp yok etmeye çalışanlar; tek vücut halindeki bu bünyeyi oluşturan unsurların dini, dili, kültürü, medeniyeti ile oynayanlar, tarihin hiçbir döneminde başarılı olamamışlardır.







Lozan görüşmelerinde Atatürk, ancak gayrimüslimler azınlıktır ölçüsünü ortaya koyarak, etnik çeşitliliğin bir istismar unsuru olmasına müsaade etmemiş; aksine birlik ve beraberliğimizin dayandığı temellerden olduğunu belirlemiştir.

Ne gariptir ki, globalleşme adı altında ayrı özelliklerdeki devletler, bir araya gelirken; AB projesi adı altında Avrupa kıtası ortak bir kültür etrafında birleşmeye çalışırken; parçalanmak istenen ülkelerde etnik çeşitlilik, azınlık hakları adı altında kavga unsuru haline getirilmeye çalışılmaktadır.

Bir taraftan ortak değerler etrafında farklı milletleri bir araya getirme gayreti, diğer taraftan ortak değerlere sahip milletleri etnik çeşitlilik adı altında parçalama projeleri, globalleşmenin hedeflerini göstermesi açısından manidar bir örnektir.

Milli Devlet, milletini tek bir kimlik etrafında hiçbir ferdine ayrım yapmaksızın bir bütün olarak görmekte, milletin kendi içerisindeki renk farklılıklarını milletin birlik ve berberliğine, kaynaşmasına vesile kılmaktadır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı

Kamu kurumlarındaki yolsuzluk iddiaları, usulsüzlükler ve tarikat-vakıf ilişkilerine yönelik haberleriyle tanınan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, tutukluluğunun 75. gününde hakim karşısına çıktı

05.06.2026 18:41:00
Haber Merkezi
Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı
Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı
Kamu kurumlarındaki yolsuzluk iddiaları, usulsüzlükler ve tarikat-vakıf ilişkilerine yönelik haberleriyle tanınan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, tutukluluğunun 75. gününde hakim karşısına çıktı. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmada mahkeme heyeti, Arı'nın tahliyesine karar verdi.

Duruşma salonuna alkışlarla giren İsmail Arı, savunmasında kamu kaynaklarının vakıflara aktarılmasına dair yaptığı haberlerin arkasında durdu.

Gazetecilik suç değildir



Arı savunmasında, "Bana yaşatılan eziyeti sağır sultan duydu, bir tek yargı makamları duymadı. Gazetecilik suç değildir, beraatımı talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Duruşma savcısı, delillerin henüz toplanmadığı gerekçesiyle tutukluluğun devamını talep etse de mahkeme heyeti Arı'nın tahliyesine hükmederek davayı 9 Ekim'e erteledi.

Tokat'ta gözaltına alınmıştı

Gazeteci İsmail Arı, bayram tatili için gittiği Tokat'ta gözaltına alınmış ve 23 Mart 2026 tarihinde Ankara'da tutuklanarak Sincan Cezaevi'ne gönderilmişti.

İddianamede, Arı'nın BirGün TV'deki açıklamaları ile sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "gizliliğin ihlali" suçlamalarıyla 8 yıl 3 aya kadar hapis cezası isteniyordu.

Madenciler haklarını söke söke aldı

Eskişehir'de aylardır hakları için direnen Doruk Madencilik işçileri, kararlı mücadeleleri sonucunda tüm taleplerini kabul ettirerek tarihi bir zafer kazandı

05.06.2026 18:00:00
Haber Merkezi
Madenciler haklarını söke söke aldı
Madenciler haklarını söke söke aldı
Eskişehir Mihalıççık'ta bulunan Doruk Madencilik'te çalışan işçilerin aylardır kararlılıkla sürdürdüğü hak arama mücadelesi zaferle sonuçlandı. Şirketin yasadışı dayatmalarına, baskılarına ve sözlerine karşı yalnızca kendi iradelerine ve emek dayanışmasına güvenen madenciler, tüm haklarını söke söke aldı.

Direniş boyunca yeraltında açlık grevleri yapan, yerüstünde nöbet tutan ve seslerini tüm Türkiye'ye duyuran maden işçileri, gasp edilen kıdem ve ihbar tazminatlarını, yıllık izin ücretlerini, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) farklarını ve yasadışı zorunlu ücretsiz izne çıkarıldıkları döneme ait tüm maaş alacaklarını hesaplarında gördü.

Gelecek haklar da güvence altında

Kazanılan zafer sadece geçmiş alacakların ödenmesiyle sınırlı kalmadı. İşçilerin hak kaybı yaşamaması için sendika, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve şirket yönetimi arasında sıkı bir denetim mekanizması kuruldu. Hesaplamalarda oluşabilecek en ufak eksiklik veya yanlışlık bu mekanizma üzerinden anında düzeltilecek.

Ayrıca Bakanlığın sendikal hak ihlalleri ve zorunlu ücretsiz izin uygulamasına yönelik başlattığı resmi teftiş süreci de devam ediyor. Varılan kesin mutabakata göre, teftiş sonucunda işçiler lehine ortaya çıkabilecek her türlü fazladan hak ve alacak, şirket tarafından hiçbir itiraz öne sürülmeksizin derhal ödenecek.

"Hiçbir söze kanmadık, dayanışmayla kazandık"

Direnişi örgütleyen sendika tarafından yapılan açıklamada, madencilerin bu süreçte gösterdiği çelikten iradeye vurgu yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Hiçbir söze kanmadık, yalnızca irademize ve dayanışmaya inandık. Bizimle yürüyen halkımıza, madenci dostlarına teşekkür ederiz. Birlikte direndik, birlikte kazandık!"

Direniş ateşi Edirne'ye taşınıyor

Doruk Madencilik'te kazanılan bu tarihi zafer, Türkiye genelinde hak mücadelesi veren diğer işçilere de büyük bir umut ve moral oldu. Ankara'daki görüşmeleri yürüten işçi heyeti ve sendika temsilcileri, Eskişehir'deki zaferin ardından hiç vakit kaybetmeden rotayı Edirne'ye çevirdi.

Heyet, Edirne'de sendika öncülüğünde 15 gündür benzer hak gasplarına karşı direnen Özşen Madencilik işçilerine destek vermek ve mücadeleyi büyütmek üzere yola çıktı. Maden işçileri, "Köleliğe karşı her daim, her yerde mücadele edeceğiz" diyerek direniş ateşini Edirne'ye taşıyacaklarını ilan etti.

Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı

Diyarbakır'da iddiaya göre aralarında husumet bulunan ve konuşmak için bir kahvehanede buluşma planlayan taraflardan biri, kendilerini bekleyen aileye kurşun yağdırdı. Olayda 1 kişi hayatını kaybederken, 2 kişi de yaralandı

05.06.2026 17:47:00
İhlas Haber Ajansı
Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı
Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı
Olay, Kayapınar ilçesi Peyas Mahallesi'nde bulunan bir kahvehanede meydana geldi. İddiaya göre, aralarında husumet bulunan iki aile konuşmak için bir kahvehanede buluşma ayarladı. Kahvehaneye giden Çınar ailesi, karşı tarafı beklemeye başladı. Bu sırada telefonla aranan ve kahvehanenin önüne çıkmaları istenen Çınar ailesine, kimlikleri öğrenilemeyen şahıslar tarafından ateş açıldı.

Olayda Sedat Çınar ile kardeşi Mehmet Çınar ve eniştesi A.Y. yaralandı. Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine 112 acil sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk kontrolde ağır yaralanan Sedat Çınar'ın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Diğer 2 yaralı, ilk müdahalelerinin ardından ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Sedat Çınar'ın cansız bedeni otopsi yapılmak üzere morga kaldırılırken, yaralılardan A.Y.'nin durumunun ağır olduğu öğrenildi.

Olayla ilgili geniş çapta inceleme başlatıldı.

Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti

31 Mart seçimlerinde tarihi bir başarı elde eden Kilis Belediye Başkanı Hakan Bilecen, CHP Genel Merkezi’ndeki iç çekişmeleri ve destek yetersizliğini gerekçe göstererek partisinden istifa etti. Bilecen, yoluna bir süre bağımsız olarak devam edeceğini açıkladı

05.06.2026 15:10:00
Haber Merkezi
Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti
Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti
Kilis'te 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde büyük bir sürpriz yaparak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) amblemiyle seçimi kazanan Belediye Başkanı Hakan Bilecen, partisinden istifa ettiğini duyurdu. Düzenlediği basın toplantısında sert açıklamalarda bulunan Bilecen, CHP Genel Merkezi'ndeki siyasi kargaşadan ve belediye olarak yalnız bırakılmaktan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

"Mansur Yavaş dışında kimse destek olmadı"

Başkan Bilecen, istifa kararının arkasındaki en büyük etkenlerden birinin CHP'li büyükşehir belediyelerinden bekledikleri desteği görememeleri olduğunu belirtti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı istisna tutan Bilecen, şu ifadeleri kullandı:

"Kilis Belediyesi olarak kapı kapı gezdik ancak Mansur Yavaş başkanımız dışında hiçbir CHP'li belediyeden destek alamadık. Şehrimize hizmet etmek için bu siyasi tıkanıklığı aşmak zorundaydık."

"Genel Merkez'deki kargaşadan bıktık"

CHP içinde süregelen kurultay tartışmalarına ve çift başlılık iddialarına da değinen Hakan Bilecen, parti içi çekişmelerin hizmet üretmeyi engellediğini savundu. Bilecen, açıklamasına şöyle devam etti:

"Genel Merkez'deki kurultay davası, 'mutlak butlan' tartışmaları, resmi ve gayriresmi genel başkanlık çekişmeleri artık Kilis'e hizmet etmemizin önüne geçmeye başladı. Biz bu siyasi kargaşanın içinde yer almak istemiyoruz. Kilis halkı bizden siyaset değil, hizmet bekliyor."

Meclis üyeleri de istifa etti

Hakan Bilecen'in istifa kararının ardından, belediye meclisinde de hareketli dakikalar yaşandı. Bilecen ile birlikte hareket eden 7 ila 8 belediye meclis üyesinin de CHP'den istifa ettiği öğrenildi. Bu toplu istifaların ardından Kilis Belediye Meclisi'ndeki dengelerin nasıl şekilleneceği merak konusu oldu.

"AK Parti dahil diğer partilerle görüşebilirim"

Siyasi geleceğine dair de açık kapı bırakan Hakan Bilecen, ilk etapta görevine "bağımsız belediye başkanı" olarak devam edeceğini vurguladı. Ancak Kilis'in menfaatleri doğrultusunda diğer siyasi partilerle temas kurabileceğini belirten Bilecen, "İlerleyen süreçte Kilis'e hizmet getirebilmek adına, aralarında AK Parti'nin de bulunduğu farklı siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştireceğim" diyerek yeni bir siyasi hamlenin sinyalini verdi.

CHP Genel Merkezi'nin Kilis'te yaşanan bu toplu istifa dalgasına nasıl bir yanıt vereceği ise henüz netlik kazanmadı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.