logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel: Gezi tutukluları bizim için orada tutuluyor

"Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, her birisi orada, her birimizin yerine tutulmaktadır. Bu esaret son bulmalıdır."

28.05.2024 16:24:00
Haber Merkezi
 
Özgür Özel: Gezi tutukluları bizim için orada tutuluyor
Özgür Özel: Gezi tutukluları bizim için orada tutuluyor
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Gezi Parkı eylemlerinin 11'inci yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, "Bugün önemli bir tarihin yıl dönümü. Tarihimizin en geniş katılımlı, en barışçıl gösterilerinden bir tanesi olan Gezi Parkı'nda ağaç katliamı yapılarak, Topçu Kışlası yapılmasına karşı çıkanların bir araya gelmeleri ile başlayan, toplumsal duyarlılık, çevrenin korunması, yaşam biçimine yapılan müdahalelere itiraz, toplumsal gösteri ve protesto hakkının kullanılmasına yönelik Gezi Parkı eylemlerinin 11'inci yıl dönümündeyiz. Buradan Gezi'yi selamlıyorum" ifadesini kullandı.

Özel, "Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, her birisi orada, her birimizin yerine tutulmaktadır. Bu esaret son bulmalıdır" diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, "Bugün çok önemli bir hocamız var aramızda. Baba ocağına gelen, katılan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu ülkede çok önemli bilimsel faaliyetleri gerçekleştiren, tıbbı onkoloji ve hemotoloji alanındaki Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli uzmanlardan biri. Önceki dönemlerde İYİ Parti'de Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapan, 2002 yılı TÜBİTAK Bilim Ödülü sahibi, 2014 yılı TBMM Onur Ödülü sahibi, 2020 yılı Aziz Sancar Bilim Ödülü sahibi. Tıp bilimine yön veren 100 bilim insanı listesinde gösterilen, bütün dünyanın saygı duyduğu, altı yıl boyunca TÜBA Kanser Çalışma Grubu Başkanlığını üstelenmiş, Avrupa Kanser Federasyonu Konsey üyeliği yapmış, kıymetli bir bilim insanını, Haluk Koç hocamızın da kulaklarını çınlatarak, Sayın Tamer Demirer'i kürsüye davet ediyorum. Ailemiz güçlenmeye devam ediyor. CHP'nin çok kıymetli hekimleri ve sağlıkçıları ile birlikte hocamız sağlık politikalarımıza güç katacaklar. Hep birlikte halkın bütün sorunlarını çözmek için gayret edeceğiz. Burada sembolik bir rozet takmak yerine üniversitelerinden buraya gelen 100'e yakın arkadaşımızı yukarıda odama bekliyorum. Günün ilk konukları olarak gençleri" ifadesini kullandı.

Özel, şunları kaydetti:

"KARDEŞ AZERBAYCAN'IN CUMHURİYET BAYRAMI'NI KUTLUYORUM"

"28 Mayıs 1918'de bağımsızlığına kavuşan kardeş Azerbaycan'ın Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyorum. Kuruluşunun 106'ıncı yılını kutlayan Azerbaycan'ın sevinci bizim sevincimiz, üzüntüsü bizim üzüntümüzdür. Azerbaycan'daki tüm vatandaşlarımıza, tüm soydaşlarımıza ve Azerbaycan'da yaşayan herkese ve Türkiye'de yaşayan kökü Azerbaycan'da olan herkese bir kez daha Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun diyorum. Ata'mızdan miras dış politikamızı dünyanın dört bir yerinde geliştirmekte olduğumuz iyi dış ilişkilerimizle savunmaya devam edeceğiz. Yurtta barış, dünyada barış diyoruz. Türkiye'de ana muhalefet partisiyiz. Yapılacak ilk seçimlere kadar ama yurtdışında Türkiye'nin partisiyiz. Daha da önemlisi gelecekte Türkiye'yi yönetecek iktidar partisiyiz. 17 Nisan'da Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde yaptığım konuşmamda, Azerbaycan ile konsey arasındaki gerilime ve Azerbaycan'ın uğradığı haksızlığı dile getirmiş ve bu konuda üzerimize düşeni yapmak istemiştik. Elbette konseyin bütün değerleri konseyin kurucu ülkesi olan Türkiye'nin kurucu partisi CHP'nin ortak değerleridir. Her iki taraf açısından öğretici bir süreç. Azerbaycan'ın konseyden çıkmasıyla sonuçlanmıştır. Azerbaycan'ın konseyde bulunması, konsey denetiminde olması, konsey kurullarında temsil ediliyor olmasını son derece önemsiyoruz. Buradan bir kez daha dost ve kardeş Azerbaycan'ın Avrupa Konseyinde yeniden temsili için CHP olarak üzerimize düşeni yapmak için her iki tarafa da bir kez daha sesleniyoruz ve bunu önemle bekliyoruz."

"TÜM DÜNYA ÜLKELERİNİ FİLİSTİN'İ TANIMAYA DAVET EDİYORUM"

"Yurt içinde ve uluslararası arenada, ısrarla savunduğumuz bir diğer konu Filistin meselesidir. 7 Ekim'den bu yana İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları çoğu kadın ve çocuk 36 binin üzerinde insanın hayatını kaybetmesine sebebiyet verdi. Uluslararası Adalet Divanı'nın saldırıları durdurma kararına rağmen Refah bölgesinde masum sivillerin bulunduğu çadır kampı bombalandı, 40 Gazzeli hayatını kaybetti. İsrail devletinin katliamını kınıyorum. Tüm dünya ülkelerini Filistin'i tanımaya davet ediyorum. Daha önce 119 siyasi akrabamıza yazmış olduğumuz mektupla ülkelerinde iktidarda olan 24 başbakan ve cumhurbaşkanına yaptığımız çağrıyla Filistin'i tanımalarını beklediğimizi ifade etmiştim. Bugün ikisi siyasi akrabalarımız tarafından yönetilen Norveç ve İspanya'nın, ayrıca İrlanda'nın Filistin'i tanıyacaklarını biliyor olmak, bugün o kararların ülkelerince ilan edileceğini biliyor olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, başta Sosyalist Enternasyonal'de yardımcılığı görevini de üstlendiğim İspanya Başbakanı, çok kıymetli dostum Sanchez olmak üzere üç ülkenin de yöneticilerine yürekten teşekkür ediyorum."

"SREBRENİTSA KATLİAMININ YIL DÖNÜMÜNÜ KANUN YOLUYLA ANMA GÜNÜ İLAN ETMEK ÜZERE BURADAN DAVETTE BULUNUYORUM"

"Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun geçtiğimiz haftaki toplantısında, 11 Temmuz 1995'te Srebrenitsa'da yaşanan vahşet soykırım olarak nitelendi. 11 Temmuz soykırımını anma gönü olarak belirlendi. Bu kararı memnuniyetle karşıladım. Genel Başkan seçildikten sonra ilk ziyaretimi Kıbrıs'a ardından Saraybosna'ya gerçekleştirmiştim. Aliya İzzetbegoviç'in mezarının başında, onun 'Unutulan katliamlar tekrarlanır' sözünü hatırlatmıştım. Oradan hem Filistin için, hem Ukrayna'da yaşananlar için bütün dünyaya barış çağrımızı tekrar etmiştik. Birleşmiş Milletler'in bu kararı kıymetlidir. Çok değerli üç grup başkanvekilimiz Merkez Yönetim Kurulu'nda alınan karar gereğince planladılar, bugün Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanvekillerini ziyaret ettiler. Dün hazırlayıp Meclis Başkanlığı'na sunduğumuz kanun teklifi, 11 Temmuz gününün Srebrenitsa soykırımını anma günü olarak Türkiye'de belirlenmesine yöneliktir. Bu konuda tüm siyasi partileri, ilk adımı atan ülke olmak ve Srebrenitsa katliamının yıl dönümünü kanun yoluyla anma günü ilan etmek üzere buradan davette bulunuyorum. Ayrıca kıymetli grup başkanvekillerimiz geçtiğimiz haftalarda Meclis'te İçişleri Bakanlığı'ndan sorumlu gölge bakanımız Sayın Murat Bakan'ın bir araştırma önergesi sırasında, AKP grup başkanvekili Sayın Özlem Zengin'in 'Bunu burada reddediyoruz ama müzakere edersek, gruplar görüşürse, polis intiharlarının araştırılmasına komisyon kurarız' yaklaşımını önemsedik. Bugün grup başkanvekillerimizi bunu başta AKP tüm gruplara hatırlattılar. Hem polis intiharlarının araştırılması komisyonunu, hem kanun teklifimizin, Srebrenitsa ile ilgili, bu hafta içinde hızlı şekilde komisyonda ve Genel Kurul'da gündeme alınmasını ümit ediyoruz."

"GEZİ, TÜRKİYE'NİN BİRBİRİNİ EN ÇOK SEVEN AİLESİDİR"

"Bugün önemli bir tarihin yıl dönümü. Tarihimizin en geniş katılımlı, en barışçıl gösterilerinden bir tanesi Gezi Parkı'nda ağaç katliamı yapılarak, Topçu Kışlası yapılmasına karşı çıkanların bir araya gelmeleri ile başlayan, toplumsal duyarlılık, çevrenin korunması, yaşam biçimine yapılan müdahalelere itiraz, toplumsal gösteri ve protesto hakkının kullanılmasına yönelik Gezi Parkı eylemlerinin 11'inci yıl dönümündeyiz. Buradan Gezi'yi selamlıyorum. Türkiye'nin neredeyse tüm illerinde düzenlenen gösteriler siyasi iktidarın orantısız güç kullanmasıyla fevkalade kötü sonuçlar doğurmuş, Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Mustafa Sarı, İrfan Tuna, Ethem Sarısülük, Selim Önder, Zeynep Eryaşar, Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan, Mehmet İstif, Ahmet Atakan maalesef yaşamlarını yitirdiler. Hepsinin hatıraları önünde saygı ile eğiliyoruz. Aileleri ailemizdir. Gezi, Türkiye'nin birbirini en çok seven ailesidir. O günlerde kısa mesafeli biber gazı atışları, tazyikli su ve plastik mermi kullanımıyla 91 kişi kafa travması geçirmiş, 10 kişi gözünü kaybetmiş, çok sayıda, binlerce yaralı hastanelerde tedavi altına alınmıştır. Ancak 11 yılın sonunda bugün o protestoları organize ettikleri, bunun bir darbe girişimi olduğu iddiasıyla, değerli kardeşimiz, partilimiz, evladımız Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala tutuklu durumdadır."

"ARKADAŞLARIMIZIN İÇERİDE TUTULMASI ANAYASA İHLALİDİR"

"Geçtiğimiz günlerde Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli ile görüşmelerimde de ısrarla bunun Türkiye'de iç hukuk marifetiyle ve hızla çözülmesinin önemini ifade ettim. Birincisi büyük bir hak ihlali vardır. Alınan Avrupa İnsan Mahkemesi kararlarına, Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen arkadaşlarımızın içeride tutulması, Anayasa ihlalidir. Hukuk devletinin askıya alınmasıdır. Büyük bir haksızlıktır. Kendilerine zulümdür. Ailelerine yaşatılan büyük bir travmadır. Bu süreçte Sayın Erdoğan'a iletilmek, arz edilmek üzere ilettiğimiz dosyada da bir örneği bulunan bir belgeyi buradan sizlerle paylaşmak isterim. Taksim Dayanışması hem Sayın Arınç hem Erdoğan ile görüştüğünde, görüşmeyi kamuoyu ile paylaştılar. O görüşmede Taksim Dayanışması 'Erdoğan Türkiye'ye gelmesin, hükümet istifa etsin, ülkeyi Gezi yönetsin' demedi. Deseydi darbe olurdu. Ama ne dedi, 'Gezi Parkındaki ağaçlar kesilmesin, Taksim'e Topçu Kışlası yapılmasın, AKM yıkılmasın, yerine AVM yapılmasın, şiddetli eylemleri bastırarak arkadaşlarımızı öldüren emniyet müdürleri, İstanbul, Ankara, Hatay emniyet müdürleri görevden alınsın. Gaz bombası silah gibi kullanılmasın. Taksim ve Kızılay 1 Mayıs'ta açık olsun. İfade özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılsın'. Bu yedi talep iletildi. Yedi talep. Bu yedi talep iletildiğinde bütün Türkiye talepleri duydu. Taksim Gezi Parkı'na MHP'nin Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında, İstanbul il başkanının, milletvekillerinin bulunduğu heyet gittiler ve açıklama yaptılar. Sayın Bahçeli, Gezi'ye hassasiyet, toplumun hassasiyetleri, Erdoğan'a bu hassasiyetleri gözetmeyen diktatörlük sevdalısı dedi. Şimdi bugün ikisi birden dönüp, Gezi'ye darbe girişimi diyerek, olan olaylardan sonra her biri en az iki, bazısı üç kez beraat eden arkadaşlarımız içeride tutulmaktadır. Bakın Erdoğan'a, ifade ettiğim husus. Tayfun Kahraman. Çıkışta açıklama yapıyor, Erdoğan ile görüştükten sonra. Sayın Başbakan ve heyete, heyette yer alan ilgili bakanlara, bizleri davet ettikleri için teşekkür ediyoruz diye başlıyor. Yargı sürecinin sonucunu bekleyeceklerini, ardından halk oylamasına gitmek istediklerini bize ilettiler. Sayın Başbakan oylama sonucunda park olarak kalması tercih edilirse, vatandaşlarımızın İstanbulluların bu alanı park alanı olarak kalması tercihlerine saygı duyacağını ifade etti. Son cümle. Başbakanımızın, Başbakan dahi dememiş. 'Başbakanımızın tarafımıza yapılan açıklamalarını ülkemizin tüm kamuoyunun, Gezi sakinlerinin takdirlerine bırakıyoruz. Buradan çıkan pozitif yönlü yaklaşımı değerlendirmelerini bekliyoruz' diyor. Tayfun Kahraman, ne sözde bir darbenin, ne Gezi'deki şiddetin, Tayfun Kahraman, çevre hassasiyetinin ve çatışma olmadan bu eylemin bitmesinin aracısıdır. Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, her birisi orada, her birimizin yerine tutulmaktadır. Bu esaret son bulmalıdır."

"İLİÇ'TE ASLİ SORUMLU, BU DÜZENİ KURAN VE YÖNETENLERDİR"

"13 Şubat günü Erzincan'ın İliç ilçesinde, Çöpler Altın Madeninde depolanan toprak yığının heyelana dönüşmesi sonucunda 9 vatandaşımız kayboldu. Dördü bulundu. Beşinin cenazelerine ulaşmak için çabalar sürüyor. Faciaya ilişkin hazırlanan soruşturma dosyasına sunulan 250 sayfalık yeni bilirkişi raporunu dikkatle inceledik. Yerel seçimlerin önemli aktörü ve önemli tartışma konusu artık tamamen açığa kavuştu. Şüpheler ortadan kalktı. Bilirkişi raporu. 7 Ekim 2021 tarihli Çevresel Etki Değerlendirme olumlu kararını veren yetkililerin asli kusurlu olduğuna hükmediyor. ÇED olumlu kararı verilmesini uygun bulan Murat Kurum'un o süreçte iddiası şuydu. 'Benim belgelerde imzam yok'. Oysa o imza bulundu. O belge bulundu. Bakın bu 7 Ekim 2021 tarihli, 6421 kayıt sıra numaralı ÇED olumlu kararı veren yetkililerin asli kusurlu olduğuna karar vermişler. Asli kusurlu. Altta imzalar. Burada 7 Ekim 2021 tarihli ÇED olumlu raporunun verilmesine sebep olanlar diyor. Bir gün önce. 6 Ekim 2021. Makamınızca uygun görülmesi halinde söz konusu projeye ait ÇED olumlu kararının verilmesi hususunu takdir ve tensiplerinize arz ederim. Mehrali Ecer, ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürü. İmza. Altta. Olur. Murat Kurum. İmza. Buyurun. Bu talep, altında bakanın oluru, bir gün sonra ÇED raporu veriliyor. Facia yaşanıyor ve bu faciadan bilirkişi ÇED raporunu kim verdirdiyse o sorumlu diyor. Çünkü işletme aşamasında, proje tasarım kriterlerinin yetersizliği, uyarı sistemlerinin yetersizliği, çatlakların uyarı vermesi sonrası olayın etkin yönetilmediği, heyelan riskine karşı acil eylem planı olmadığı, topraktaki siyanür parametresinin ÇED standartları üzerinde olduğu, 13 Şubat 2024 sabah 10.00 itibari ile sahadaki personelin alandan uzaklaştırılmamış olmasının asli kusur olduğu görülmektedir diyor. Sorumlulara, sadece 16 milyon lira ceza kesen, sonra bu şirketin 225 milyon vergi cezasını affedenlere söylüyorum. Bilirkişi asli sorumlu şudur diyor ya. Asli sorumlu bu düzendir. Bu düzenden beslenenlerdir. Bu düzeni kuran ve yönetenlerdir."

"ÜLKEYİ YÖNETENLERİ ESNAFIN SESİNİ DUYMAYA DAVET EDİYORUM"

"Biz bir arada oldukça, enerjimiz, gücümüz, özgüvenimiz yerinde oldukça tüm toplum CHP'ye dönüyor. Bizlerden bir şeyler bekliyor. Geçen hafta esnaf kefalet kredilerinin, yüzde 7,5 ile kullanılan kredinin 17'ye, 12 ile kullanılan kredinin 24'e çıktığını burada anlatmıştım. Savunma, 'Faizler arttı, biz de artırdık' diyor Halk Bankası. Oysa Halk Bankası yüzde 7,5 ile patronlara, zenginlere, üreticilere verdiği krediyi, üretimde, ihracatta kullanıyor mu diye denetlemeden, makine alıyor mu diye denetlemeden, bavul bavul paraları verdiler. O paralarla yat alanlar. O paralarla lüks araçlar alanlar. Villa alanlar. Parayı oradan alıp yan şubede yüksek faize yatıranlar ortada. Onlar yüzde 7,5 ile ödemeye devam ediyor. Pandemiden çıkmış, perişan olmuş esnafa faizler ve taksitler arttı diyorlar. Odam, esnaf odalarından gelen tomar tomar talep yazıları ile dolu. Buradan Halk Bankası'nı, Esnaf Kefalet Kooperatifleri'nin AKP milletvekili genel başkanını, esnaf kefaletini ve ülkeyi yönetenleri bu eşitsizliği bitirmeye, esnafın sesini duymaya, yakasından düşmeye davet ediyorum."

"KUR KORUMALI MEVDUATI KİM ÇIKARDIYSA, KUL HAKKINI YİYEN DE ONLARDIR"

"Hazine Bakanlığı ülkede durum buyken, çıkmış vergi kaçıranlar için ihbar hattı kurmuş. Whatsapp'tan yazın diyor. Vergi kaçıranı bulursanız. Yahu gerçekten insanda birazcık utanma olur, birazcık çekinme olur. Vergi kaçıranı görmek için gariban vatandaşın Whatsapp bildirimine mi ihtiyacın var senin? Söyleyeyim, danışman arkadaşlar yazın Whatsapp'tan okusun Sayın Bakan. Buradan söylüyorum. Sadece bir yılda, servet sahiplerinin 660 milyar liralık vergisini Plan ve Bütçe Komisyonunda kim affettiyse vergi kaçırtan da vergi kaçıran da odur. Sayın Erdoğan dünyadaki servet eşitsizliğinin en yüksek seviyeye çıktığını, fakirden zengine servet transferi yaşandığını ifade etmiş. O zaman bunu Whatsapp'a yazmayın buradan memleketteki herkesin vicdanına söyleyeyim. Tarihe ne yazdıklarını hatırlatayım. Geçtiğimiz sene tam 1,2 trilyon lira, milyon lira değil, milyar lira değil, trilyon lira… Param var. Dolar alacağım. Aman alma, dolar yükselmesin. Ne yapayım? Faize koy. Az gelirse. Az gelirse farkı biz öderiz. Faizi ayrı alırsın, kur farkını ayrı alırsın. Koy paranı buraya, kur garantisi benden. Çıkarsa farkı ödeyeceğiz. Nereden ödeyeceksin, garibanların cebinden ödeyeceğim. Esnaftan, memurdan, çiftçiden, yoksuldan, emekçiden, Hazineden ödeyeceğim dediler, 1,2 trilyon, tam da Erdoğan'ın dediği gibi fakirden alındı, zenginlere verildi. Dünya tarihinin en büyük yoksuldan zengine fon transferi yapan, Kur Korumalı Mevduatını kim çıkardıysa, kul hakkını yiyen de onlardır arkadaşlar."

"15 LİRALIK BUĞDAY TABAN FİYATI AÇIKLAMASINI HAYKIRIYORUZ"

"Bir diğer haklı beklenti. Buğday üreticisi zorda. Geçen seneden dünya kadar 7 milyon ton depoda buğday var. 5 milyon tonun hala toprak altında depolandığını biliyoruz. Üretici maliyetleri açıklandı. Buğdayın kilosu 11 liraya, tonu 11 bin liraya mal oluyor. Toprak Mahsulleri Ofisi hala fiyat açıklamadı. Ama üreticinin yakasında ilaç satan, gübre satan, bakandan faizle ona borç veren parayı istiyor. Fiyat olmadığı için serbest piyasada 9 liradan buğday satılıyor. Zararına. Oysa buğdayın sırf enflasyonu hesaplasanız, 15 lira olması lazım bugün. Bakın 2018'de 14 Mayıs'ta açıklamış. 2019, 2 Mayıs. 2020, 4 Mayıs. 2021, 17 Mayıs. Ama geçen sene bir kötü örnek. Bu sene mayısın sonu geldi, buğday fiyatı açıklanmıyor. Üretici zararına satıyor. Buradan acilen Toprak Mahsulleri Ofisi'nin en az 15 liralık buğday taban fiyatı açıklamasını haykırıyoruz. Ekmeğini topraktan, alnının terini toprağa damlatıp, oradan bereket fışkırtan hepimizi doyuran, buğday üreticilerini de saygı ile selamlıyoruz."

"CANLARI KATLETMEYİ ÖYLE MASUMLAŞTIRMAYIN"

"İki sıcak konu ile bitirelim. Bir tanesi Türkiye'de en çok konuşulan konu, canlarımızın, sokak köpeklerinin yaşamlarını tehdit eden kanun çalışmasıyla ilgili endişeler, tartışmalar. CHP olarak tutumumuz, tavrımız nettir. Türkiye'de bir başıboş sokak köpekleri sorunu vardır. Bu sorun özellikle, sabahleyin erken saatlerde, okula yayan gitmek zorunda olan çocukların, gençlerin. Bu sorun servise gitmek isteyen emekçilerin. Sabah erken saatte camiye giden yaşlıların güvenlik sorunu haline dönüşmüştür. Bu sorun elbette çözülmelidir. Ancak bu sorunun çözümü noktasına gelince, ekonomiyi bahane ederek, canları katletmeyi öyle masumlaştırmayın. Uyumak deyince soruyor Bahçeli. 'Güneşin altında hepsi uyuyor. Ne kadar uyuyacaklar' diyor. Katletmek, öldürmek niyetinde olanlara sesleniyoruz. Hepimiz burada bu milletin oyları ile geldik, görev yapıyoruz. 2020 yılında da bu sorun vardı. 2020 yılında tüm partiler oturduk, çalıştık ve elimizdeki hayvan haklarının korunması, hayvanlara eziyet ve kötü muamelenin önlenmesine yönelik komisyon çalışması yapıldı. Bu kitabın içinde popülasyonun düşürülmesi için sayının azaltılması için ne uyutma, ne itlaf, ne öldürme, ne böyle canice bir öneri yok. Bunun altında AKP'nin de MHP'nin de imzası var. Burada ortaklaştığımız metnin 101'inci sayfasında hayvan hakları fonunun kurulması var. Diyor ki, yerel yönetimlerin parası yetmez. Gönüllülerin parası yetmez. Bir hayvan hakları fonu kuralım. Buraya vergilerden küçük kesintiler. At yarışından, milli piyangodan, spor totodan küçük kesintiler, bağışlar, bunun ihtiyacını fazlasıyla karşılar. Gelin diyor, kapsamlı, etkili kısırlaştırma. Yeni bakım evler inşa edelim. Diyor ki bu sorun şu hızla çözülür. 2020'den bugüne bu ülkeyi yönetenler bu konuda parmaklarını kıpırdatmadılar. Şimdi tasarruf genelgesi var. Belediyeler, il müdürlükleri para harcamasın. Ne yapalım? Toplayalım, öldürelim. Böyle bir yaklaşımın zaten sonuç vermesi de imkânsız."

"CANİLİĞE, CİNAYETE PRİM VERMEDEN BU SORUNU HEP BERABER ÇÖZECEĞİZ"

"Açık söyleyeyim. 1389 il ve ilçe, büyükşehir belediyesinden 290'ında geçici bakım evi var. Geri kalanında yok. İnsanların köpeklerle en çok çatışma, en çok sorun yaşadıkları, köpeklerin insanları en çok tehdit ettiği alanlar, zaten buraları. Orada hiç kısırlaştırma yok. Birisi alıp özel veterinere götürmediyse. Bir de oralara diğer yerlerden süpürülen hayvanlar var. Peki, öneriniz ne? 30 gün alacağız. Geçici bakım evinde tutacağız. Sahiplenen olmazsa öldüreceğiz. Yahu kısırlaştırma dediğinde, 10 gün bakım evinde kalıyor. Yani diyorsun ki bütün köpekleri koyacak bakım evi yapacağım. Evet. Kapasitesini de ihtiyacın üç katı yapacağım. Çünkü 10 gün kısırlaştırmada kalan hayvan burada 30 gün kalacak. Üç kat kapasite lazım. Ondan sonra sahiplenmesini takip edeceğim. Bürokrasisi filan. Sonra alınmadıysa, öldüreceğim. Bir eczacı olarak o ötanazi ilacının maliyetini biliyorum. İnanılmaz yüksek. Acı çekmeden uyutacağım diyor. Öldüreceğiz diyor. Bunu yapmanın maliyeti kısırlaştırmadan pahalı. Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Maliyet bahane edip önerdiğiniz sistem eğer bu hayvanları 30 gün, eskinin, hepimizin utancı, Hayırsız Ada gibi, 30 gün yem vermeyip, yemek vermeyip, bağırış, çağırış birbirlerini parçalatmayacaksınız, maliyet üç kata çıkıyor. Eğer ötanazi ilacı yerine çamaşır suyu enjekte edip altı saat bağırta bağırta öldürtmeyecekseniz, maliyet iki katına çıkıyor. Toplam altı kat maliyet var. Kimse kimseyi kandırmasın. Burada bir anlayış, bir tutum ve bir bilgisizlik yoksa inanılmaz vicdansızlık var. Oysa geçmişimizle övünüyoruz. Yüz yıllar önce Avrupa'dan gelen seyyahlar Anadolu için ne yazdı? Bir köpeği incitmeyen insanlardan, kendi azığını sokak hayvanı ile paylaşan Anadolu insanın ferasetinden bahsettiklerini ya da Evliya Çelebi'nin anlattıklarını övüne övüne anlatanlar hayvan hakları günlerinde, şimdi maliyeti bahane ediyorlarsa, Hayırsız Ada rezaletine niyetleniyor olabilirler. O yüzden buradan bütün paydaşlara sesleniyorum. Feda edilecek bir tek canımız yoktur ancak mutlaka, barınak sayılarını artırmak, kısırlaştırma kampanyası başlatmak durumundayız. Hayvan hakları gönüllülerine, derneklerine, burada sorun yokmuş gibi davranamayız. Hepimiz biliyoruz. Bu sorun vardır. Maalesef bu sorun sınıfsaldır. Bu sorun güvenlikli sitelerin bahçesinde, aracını çocuğuna evinin önünden bindirip okula bırakanların mahallesinde yoktur. O yüzden sorunu göreceğiz. Caniliğe, cinayete prim vermeden hep beraber çözeceğiz. Ben CHP'nin Genel Başkanı olarak elimi taşın altına koymaya hazırım. Elimizi uzatıyoruz."

"EMEKLİLER KENDİLERİNİ ÖNEMSEMEYENLERİ, SİYASETİ ONLAR İÇİN YAPMAYANLARI 31 MART GÜNÜ SANDIĞA GÖMDÜLER"

"Geçen Pazar burada Türkiye kamuoyu bugünlerde iade-i ziyaret konuşuyor ya. İade-i ziyaret hakkında bilgi vereyim. Geçen pazar 81 ilde yaptığımız ziyaretlerden sonra 105 mitingde yaptığımız ziyaretlerden, konuşmalardan sonra iade-i ziyarete geldiler. 100 bin kişi. 98 bin 600 kişi buradaydılar. 19 Ocak'ta yola çıktık CHP Genel Merkezi'nde. Enflasyon ENAG'a göre yüzde 124. TÜİK'e göre yüzde 68. En düşük emekli maaşına yüzde 33 zam yaptılar. Ezdirmiyoruz dedikleri emekliyi 1,5 asgari ücretten, bugünkü para ile 26 bin liradan alıp, 20 yılın sonunda 10 bin liraya mahkûm ettiler. 22 yıl önce Ecevit'in emekliye verdiği son, en düşük emekli maaşı 8 altın alıyorken, bu ay verilen emekli maaşı 2,5 altın aldı. 5,5 altını, 5,5 çeyrek altını hiç ettiler. Ben 105 miting meydanında, otobüs üstünden, sahneden, yağmur altında, ayazda, güneş altında, emeklilere seslendim. Gelin bize katılın. Mücadele edin. Sesinizi duyacağız. Sesinizi duyuracağız. Geldiler. Her gün geldiler. Daha kalabalık geldiler. Son mitinglerde, yüzde 70'lere varırcasına mitingimizi emekli mitingine dönüştürdüler. Haklarını hem meydanda, hem sandıkta aradılar. Kendilerini duymayanı, kendilerini önemsemeyeni, siyaseti onlar için yapmayanları, bu memleketi bugünlere getirenlere vefasızlık edenleri gittiler, 31 Mart günü sandığa gömdüler. Güya bu yıl emekli yılıydı. Müjde veriyorlar. PTT kargoyu ucuza yollayacaksın. KYK yurtlarını açacağız. Öğrenciler yokken tatil yöresinde KYK yurdunda kalacaksın. 65 bin kapasite var oralarda. 250 emekliden biri kalır kalırsa. İş bilmezliğe bak ki yine bir sağlıkçı olarak söylüyorum. 10 ay, 11 ay, 18-25 yaş arası gencin bir arada yaşadığı, havalandırması iki kişilik odaları, sekiz kişi yapmışken, 11 ay orada bulunan o mikrobik flora, en sonda kalan. Neden kapanıyor? Neden ara veriyoruz eğitime? Oralar boyanacak. Temizlenecek. Dezenfekte olacak. 20 yaşında genci hasta etmeyen virüs 70 yaşında amcayı öldürür. 18 yaşında genci hasta etmeyen bakteri yeni bir pandemi yaratır. O yüzden niye pandemide belli bir yaşın üstü, belli bir yaşın altı evde tutuldu sanıyorsunuz. Bu yüzden böyle saçmalıkları kenara bırakın. Ama biz söz vermiştik. Önce dedik, sizi duyacağız. Sandıkta sarı kartı gösterin, arkanızda değil icabında önünüzde olacağız. Sayın Erdoğan ile konuştum. Sayın Bahçeli kendi de söylemişti. Birlikte hareket edelim dedik. Ama kimsenin adım atmaya, bu sesi duymaya niyeti yok. O zaman sözümüzü tuttuk. Ankara'ya davette bulunduk. 81 ilden Ankara'ya geldiler. Ankara'daki emeklilerle birlikte kol kola, omuz omuza yürüdüler. Tandoğan'ı tıka basa doldurdular. Bütün basın izledi. Haykırdılar. Evet, o kadar beklemiyorduk. O meydanda CHP örgütü yoktu. O meydanda hepsi ileri yaşlarına gelmiş, herkes aralarında gezdi ve gördü. Kayıtlar ortada. Yoksullukları yüzlerinden akan. Yoksullukları kıyafetlerinden belli. Onurları kırılmış ama teslim olmamış 100 bin kişi vardı. 100 bin emekliye, bu ülkeyi bugünlere getirenlere selam olsun. Yanınızdayız. Arkanızdayız. Siz hakkınızı alana kadar biz durmayacağız. Kendimizden emin, başardığımızın farkında, moralimiz yüksek, birinci parti olmanın sorumluluğu ile hep birlikte yürüyoruz. Dün emeklilerle birlikteydik, orada bırakmadık. Onların sesini duymazlarsa emeklilerle birlikte bu meseleyi her platformda, her tür eylemle gündemde tutmaya, onların hakkını söke söke almaya devam edeceğiz."

"TÜM RİZELİLERİ RİZE'DEKİ ÇAY İTTİFAKINA DAVET EDİYORUM"

"Geçen Pazar Tandoğan'daydık. Bu Pazar başka bir yerde sesi duyacağız. Bu Pazar Rize'ye gidiyoruz. Çay üreticisinin bıçağı kemiğe dayandı. Onları duyuyoruz. Önümüzdeki Pazar mağdur edilen, hakkı yenilen çay üreticileri ve emekçileri için Rize'de olacağız. Rize'nin yiğit, mert insanları ile milli servetimiz, milli değerimiz çayı ve çaycının haklarını konuşacağız. Çay-Kur işçisine kadro isteyeceğiz. Hakkaniyetli bir taban fiyat için mücadeleye destek vereceğiz. Saat 13.30'da 2 Haziran Pazar günü Rize Cumhuriyet Meydanı'nda olacağız. Türkiye ittifakı olarak. Türkiye'nin sosyal demokratları, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, Laz demokratları, Çerkes demokratları, bütün demokratları büyük mücadeleye destek vereceğiz. Tüm Rizelileri, hangi partiden olursa olsun, nasıl 31 Mart'ta başardık, hep birlikte başardık, şimdi tüm Rizelileri. AKP'lisini de MHP'lisini de İYİ Partilisini de CHP'lisini de. Hangi görüşten olursa olsun. Tüm Rizelileri bu kez Rize'deki çay ittifakına davet ediyorum. Hep birlikte başaracağız. Sesinizi duymayanlara duyuracağız. Değerli belediye başkanlarım geldiniz, bugün toplantınızı yaptınız. Gidiyorsunuz. Gittiğiniz yerlere selam söyleyin. Unutmayın ki anahtar cebinizdedir. O anahtarın kıymetini bilin. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılının ilk seçiminde ilçenizde, beldenizde, ilinizde görevi, yetkiyi, anahtarı aldınız. O anahtar ilinizin belediyesinin anahtarı değildir. O anahtar ilinizin altın anahtarı değildir. O anahtar siyaset kalesinin, başarı kapısını açıp Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisini iktidar yapacak, zulmü, yoksulluğu bitirecek, demokrasiyi getirecek, Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne taşıyacak, muhasır medeniyeti yakalayıp geçecek CHP iktidarının anahtarıdır. İyi bakın, kıymetini bilin."

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

28.09.2026 06:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında Başsavcılığın ilgili kurumlara yazdığı müzekkerede kişi ve kurumların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasının talep edildiği bildirildi.

Yazıda, ilgili kurumlar nezdinde mal varlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan firmalar ve fonlarla alakalı olarak, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve ilgili kurullar tarafından yeni değerlendirme ve bildirimlerin yapıldığı belirtildi.

Bu doğrultuda, söz konusu tedbirlerin ve mal varlığının dondurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği kaydedildi.

Soruşturmada tedbir kararı kaldırılan 45 firma ile 19 fonun bulunduğu, gerçek kişiler üzerindeki tedbirin ise devam ettiği öğrenildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temini talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüpheli tutuklanmış, 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 zanlı daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener'le birlikte hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel de gözaltına alınmıştı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.