logo
24 HAZİRAN 2026

Özgür Özel: Gezi tutukluları bizim için orada tutuluyor

"Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, her birisi orada, her birimizin yerine tutulmaktadır. Bu esaret son bulmalıdır."

28.05.2024 16:24:00
Haber Merkezi
Özgür Özel: Gezi tutukluları bizim için orada tutuluyor
Özgür Özel: Gezi tutukluları bizim için orada tutuluyor
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Gezi Parkı eylemlerinin 11'inci yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, "Bugün önemli bir tarihin yıl dönümü. Tarihimizin en geniş katılımlı, en barışçıl gösterilerinden bir tanesi olan Gezi Parkı'nda ağaç katliamı yapılarak, Topçu Kışlası yapılmasına karşı çıkanların bir araya gelmeleri ile başlayan, toplumsal duyarlılık, çevrenin korunması, yaşam biçimine yapılan müdahalelere itiraz, toplumsal gösteri ve protesto hakkının kullanılmasına yönelik Gezi Parkı eylemlerinin 11'inci yıl dönümündeyiz. Buradan Gezi'yi selamlıyorum" ifadesini kullandı.

Özel, "Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, her birisi orada, her birimizin yerine tutulmaktadır. Bu esaret son bulmalıdır" diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, "Bugün çok önemli bir hocamız var aramızda. Baba ocağına gelen, katılan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu ülkede çok önemli bilimsel faaliyetleri gerçekleştiren, tıbbı onkoloji ve hemotoloji alanındaki Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli uzmanlardan biri. Önceki dönemlerde İYİ Parti'de Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapan, 2002 yılı TÜBİTAK Bilim Ödülü sahibi, 2014 yılı TBMM Onur Ödülü sahibi, 2020 yılı Aziz Sancar Bilim Ödülü sahibi. Tıp bilimine yön veren 100 bilim insanı listesinde gösterilen, bütün dünyanın saygı duyduğu, altı yıl boyunca TÜBA Kanser Çalışma Grubu Başkanlığını üstelenmiş, Avrupa Kanser Federasyonu Konsey üyeliği yapmış, kıymetli bir bilim insanını, Haluk Koç hocamızın da kulaklarını çınlatarak, Sayın Tamer Demirer'i kürsüye davet ediyorum. Ailemiz güçlenmeye devam ediyor. CHP'nin çok kıymetli hekimleri ve sağlıkçıları ile birlikte hocamız sağlık politikalarımıza güç katacaklar. Hep birlikte halkın bütün sorunlarını çözmek için gayret edeceğiz. Burada sembolik bir rozet takmak yerine üniversitelerinden buraya gelen 100'e yakın arkadaşımızı yukarıda odama bekliyorum. Günün ilk konukları olarak gençleri" ifadesini kullandı.

Özel, şunları kaydetti:

"KARDEŞ AZERBAYCAN'IN CUMHURİYET BAYRAMI'NI KUTLUYORUM"

"28 Mayıs 1918'de bağımsızlığına kavuşan kardeş Azerbaycan'ın Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyorum. Kuruluşunun 106'ıncı yılını kutlayan Azerbaycan'ın sevinci bizim sevincimiz, üzüntüsü bizim üzüntümüzdür. Azerbaycan'daki tüm vatandaşlarımıza, tüm soydaşlarımıza ve Azerbaycan'da yaşayan herkese ve Türkiye'de yaşayan kökü Azerbaycan'da olan herkese bir kez daha Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun diyorum. Ata'mızdan miras dış politikamızı dünyanın dört bir yerinde geliştirmekte olduğumuz iyi dış ilişkilerimizle savunmaya devam edeceğiz. Yurtta barış, dünyada barış diyoruz. Türkiye'de ana muhalefet partisiyiz. Yapılacak ilk seçimlere kadar ama yurtdışında Türkiye'nin partisiyiz. Daha da önemlisi gelecekte Türkiye'yi yönetecek iktidar partisiyiz. 17 Nisan'da Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde yaptığım konuşmamda, Azerbaycan ile konsey arasındaki gerilime ve Azerbaycan'ın uğradığı haksızlığı dile getirmiş ve bu konuda üzerimize düşeni yapmak istemiştik. Elbette konseyin bütün değerleri konseyin kurucu ülkesi olan Türkiye'nin kurucu partisi CHP'nin ortak değerleridir. Her iki taraf açısından öğretici bir süreç. Azerbaycan'ın konseyden çıkmasıyla sonuçlanmıştır. Azerbaycan'ın konseyde bulunması, konsey denetiminde olması, konsey kurullarında temsil ediliyor olmasını son derece önemsiyoruz. Buradan bir kez daha dost ve kardeş Azerbaycan'ın Avrupa Konseyinde yeniden temsili için CHP olarak üzerimize düşeni yapmak için her iki tarafa da bir kez daha sesleniyoruz ve bunu önemle bekliyoruz."

"TÜM DÜNYA ÜLKELERİNİ FİLİSTİN'İ TANIMAYA DAVET EDİYORUM"

"Yurt içinde ve uluslararası arenada, ısrarla savunduğumuz bir diğer konu Filistin meselesidir. 7 Ekim'den bu yana İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları çoğu kadın ve çocuk 36 binin üzerinde insanın hayatını kaybetmesine sebebiyet verdi. Uluslararası Adalet Divanı'nın saldırıları durdurma kararına rağmen Refah bölgesinde masum sivillerin bulunduğu çadır kampı bombalandı, 40 Gazzeli hayatını kaybetti. İsrail devletinin katliamını kınıyorum. Tüm dünya ülkelerini Filistin'i tanımaya davet ediyorum. Daha önce 119 siyasi akrabamıza yazmış olduğumuz mektupla ülkelerinde iktidarda olan 24 başbakan ve cumhurbaşkanına yaptığımız çağrıyla Filistin'i tanımalarını beklediğimizi ifade etmiştim. Bugün ikisi siyasi akrabalarımız tarafından yönetilen Norveç ve İspanya'nın, ayrıca İrlanda'nın Filistin'i tanıyacaklarını biliyor olmak, bugün o kararların ülkelerince ilan edileceğini biliyor olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor, başta Sosyalist Enternasyonal'de yardımcılığı görevini de üstlendiğim İspanya Başbakanı, çok kıymetli dostum Sanchez olmak üzere üç ülkenin de yöneticilerine yürekten teşekkür ediyorum."

"SREBRENİTSA KATLİAMININ YIL DÖNÜMÜNÜ KANUN YOLUYLA ANMA GÜNÜ İLAN ETMEK ÜZERE BURADAN DAVETTE BULUNUYORUM"

"Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun geçtiğimiz haftaki toplantısında, 11 Temmuz 1995'te Srebrenitsa'da yaşanan vahşet soykırım olarak nitelendi. 11 Temmuz soykırımını anma gönü olarak belirlendi. Bu kararı memnuniyetle karşıladım. Genel Başkan seçildikten sonra ilk ziyaretimi Kıbrıs'a ardından Saraybosna'ya gerçekleştirmiştim. Aliya İzzetbegoviç'in mezarının başında, onun 'Unutulan katliamlar tekrarlanır' sözünü hatırlatmıştım. Oradan hem Filistin için, hem Ukrayna'da yaşananlar için bütün dünyaya barış çağrımızı tekrar etmiştik. Birleşmiş Milletler'in bu kararı kıymetlidir. Çok değerli üç grup başkanvekilimiz Merkez Yönetim Kurulu'nda alınan karar gereğince planladılar, bugün Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanvekillerini ziyaret ettiler. Dün hazırlayıp Meclis Başkanlığı'na sunduğumuz kanun teklifi, 11 Temmuz gününün Srebrenitsa soykırımını anma günü olarak Türkiye'de belirlenmesine yöneliktir. Bu konuda tüm siyasi partileri, ilk adımı atan ülke olmak ve Srebrenitsa katliamının yıl dönümünü kanun yoluyla anma günü ilan etmek üzere buradan davette bulunuyorum. Ayrıca kıymetli grup başkanvekillerimiz geçtiğimiz haftalarda Meclis'te İçişleri Bakanlığı'ndan sorumlu gölge bakanımız Sayın Murat Bakan'ın bir araştırma önergesi sırasında, AKP grup başkanvekili Sayın Özlem Zengin'in 'Bunu burada reddediyoruz ama müzakere edersek, gruplar görüşürse, polis intiharlarının araştırılmasına komisyon kurarız' yaklaşımını önemsedik. Bugün grup başkanvekillerimizi bunu başta AKP tüm gruplara hatırlattılar. Hem polis intiharlarının araştırılması komisyonunu, hem kanun teklifimizin, Srebrenitsa ile ilgili, bu hafta içinde hızlı şekilde komisyonda ve Genel Kurul'da gündeme alınmasını ümit ediyoruz."

"GEZİ, TÜRKİYE'NİN BİRBİRİNİ EN ÇOK SEVEN AİLESİDİR"

"Bugün önemli bir tarihin yıl dönümü. Tarihimizin en geniş katılımlı, en barışçıl gösterilerinden bir tanesi Gezi Parkı'nda ağaç katliamı yapılarak, Topçu Kışlası yapılmasına karşı çıkanların bir araya gelmeleri ile başlayan, toplumsal duyarlılık, çevrenin korunması, yaşam biçimine yapılan müdahalelere itiraz, toplumsal gösteri ve protesto hakkının kullanılmasına yönelik Gezi Parkı eylemlerinin 11'inci yıl dönümündeyiz. Buradan Gezi'yi selamlıyorum. Türkiye'nin neredeyse tüm illerinde düzenlenen gösteriler siyasi iktidarın orantısız güç kullanmasıyla fevkalade kötü sonuçlar doğurmuş, Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Mustafa Sarı, İrfan Tuna, Ethem Sarısülük, Selim Önder, Zeynep Eryaşar, Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan, Mehmet İstif, Ahmet Atakan maalesef yaşamlarını yitirdiler. Hepsinin hatıraları önünde saygı ile eğiliyoruz. Aileleri ailemizdir. Gezi, Türkiye'nin birbirini en çok seven ailesidir. O günlerde kısa mesafeli biber gazı atışları, tazyikli su ve plastik mermi kullanımıyla 91 kişi kafa travması geçirmiş, 10 kişi gözünü kaybetmiş, çok sayıda, binlerce yaralı hastanelerde tedavi altına alınmıştır. Ancak 11 yılın sonunda bugün o protestoları organize ettikleri, bunun bir darbe girişimi olduğu iddiasıyla, değerli kardeşimiz, partilimiz, evladımız Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala tutuklu durumdadır."

"ARKADAŞLARIMIZIN İÇERİDE TUTULMASI ANAYASA İHLALİDİR"

"Geçtiğimiz günlerde Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli ile görüşmelerimde de ısrarla bunun Türkiye'de iç hukuk marifetiyle ve hızla çözülmesinin önemini ifade ettim. Birincisi büyük bir hak ihlali vardır. Alınan Avrupa İnsan Mahkemesi kararlarına, Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen arkadaşlarımızın içeride tutulması, Anayasa ihlalidir. Hukuk devletinin askıya alınmasıdır. Büyük bir haksızlıktır. Kendilerine zulümdür. Ailelerine yaşatılan büyük bir travmadır. Bu süreçte Sayın Erdoğan'a iletilmek, arz edilmek üzere ilettiğimiz dosyada da bir örneği bulunan bir belgeyi buradan sizlerle paylaşmak isterim. Taksim Dayanışması hem Sayın Arınç hem Erdoğan ile görüştüğünde, görüşmeyi kamuoyu ile paylaştılar. O görüşmede Taksim Dayanışması 'Erdoğan Türkiye'ye gelmesin, hükümet istifa etsin, ülkeyi Gezi yönetsin' demedi. Deseydi darbe olurdu. Ama ne dedi, 'Gezi Parkındaki ağaçlar kesilmesin, Taksim'e Topçu Kışlası yapılmasın, AKM yıkılmasın, yerine AVM yapılmasın, şiddetli eylemleri bastırarak arkadaşlarımızı öldüren emniyet müdürleri, İstanbul, Ankara, Hatay emniyet müdürleri görevden alınsın. Gaz bombası silah gibi kullanılmasın. Taksim ve Kızılay 1 Mayıs'ta açık olsun. İfade özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılsın'. Bu yedi talep iletildi. Yedi talep. Bu yedi talep iletildiğinde bütün Türkiye talepleri duydu. Taksim Gezi Parkı'na MHP'nin Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında, İstanbul il başkanının, milletvekillerinin bulunduğu heyet gittiler ve açıklama yaptılar. Sayın Bahçeli, Gezi'ye hassasiyet, toplumun hassasiyetleri, Erdoğan'a bu hassasiyetleri gözetmeyen diktatörlük sevdalısı dedi. Şimdi bugün ikisi birden dönüp, Gezi'ye darbe girişimi diyerek, olan olaylardan sonra her biri en az iki, bazısı üç kez beraat eden arkadaşlarımız içeride tutulmaktadır. Bakın Erdoğan'a, ifade ettiğim husus. Tayfun Kahraman. Çıkışta açıklama yapıyor, Erdoğan ile görüştükten sonra. Sayın Başbakan ve heyete, heyette yer alan ilgili bakanlara, bizleri davet ettikleri için teşekkür ediyoruz diye başlıyor. Yargı sürecinin sonucunu bekleyeceklerini, ardından halk oylamasına gitmek istediklerini bize ilettiler. Sayın Başbakan oylama sonucunda park olarak kalması tercih edilirse, vatandaşlarımızın İstanbulluların bu alanı park alanı olarak kalması tercihlerine saygı duyacağını ifade etti. Son cümle. Başbakanımızın, Başbakan dahi dememiş. 'Başbakanımızın tarafımıza yapılan açıklamalarını ülkemizin tüm kamuoyunun, Gezi sakinlerinin takdirlerine bırakıyoruz. Buradan çıkan pozitif yönlü yaklaşımı değerlendirmelerini bekliyoruz' diyor. Tayfun Kahraman, ne sözde bir darbenin, ne Gezi'deki şiddetin, Tayfun Kahraman, çevre hassasiyetinin ve çatışma olmadan bu eylemin bitmesinin aracısıdır. Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, her birisi orada, her birimizin yerine tutulmaktadır. Bu esaret son bulmalıdır."

"İLİÇ'TE ASLİ SORUMLU, BU DÜZENİ KURAN VE YÖNETENLERDİR"

"13 Şubat günü Erzincan'ın İliç ilçesinde, Çöpler Altın Madeninde depolanan toprak yığının heyelana dönüşmesi sonucunda 9 vatandaşımız kayboldu. Dördü bulundu. Beşinin cenazelerine ulaşmak için çabalar sürüyor. Faciaya ilişkin hazırlanan soruşturma dosyasına sunulan 250 sayfalık yeni bilirkişi raporunu dikkatle inceledik. Yerel seçimlerin önemli aktörü ve önemli tartışma konusu artık tamamen açığa kavuştu. Şüpheler ortadan kalktı. Bilirkişi raporu. 7 Ekim 2021 tarihli Çevresel Etki Değerlendirme olumlu kararını veren yetkililerin asli kusurlu olduğuna hükmediyor. ÇED olumlu kararı verilmesini uygun bulan Murat Kurum'un o süreçte iddiası şuydu. 'Benim belgelerde imzam yok'. Oysa o imza bulundu. O belge bulundu. Bakın bu 7 Ekim 2021 tarihli, 6421 kayıt sıra numaralı ÇED olumlu kararı veren yetkililerin asli kusurlu olduğuna karar vermişler. Asli kusurlu. Altta imzalar. Burada 7 Ekim 2021 tarihli ÇED olumlu raporunun verilmesine sebep olanlar diyor. Bir gün önce. 6 Ekim 2021. Makamınızca uygun görülmesi halinde söz konusu projeye ait ÇED olumlu kararının verilmesi hususunu takdir ve tensiplerinize arz ederim. Mehrali Ecer, ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürü. İmza. Altta. Olur. Murat Kurum. İmza. Buyurun. Bu talep, altında bakanın oluru, bir gün sonra ÇED raporu veriliyor. Facia yaşanıyor ve bu faciadan bilirkişi ÇED raporunu kim verdirdiyse o sorumlu diyor. Çünkü işletme aşamasında, proje tasarım kriterlerinin yetersizliği, uyarı sistemlerinin yetersizliği, çatlakların uyarı vermesi sonrası olayın etkin yönetilmediği, heyelan riskine karşı acil eylem planı olmadığı, topraktaki siyanür parametresinin ÇED standartları üzerinde olduğu, 13 Şubat 2024 sabah 10.00 itibari ile sahadaki personelin alandan uzaklaştırılmamış olmasının asli kusur olduğu görülmektedir diyor. Sorumlulara, sadece 16 milyon lira ceza kesen, sonra bu şirketin 225 milyon vergi cezasını affedenlere söylüyorum. Bilirkişi asli sorumlu şudur diyor ya. Asli sorumlu bu düzendir. Bu düzenden beslenenlerdir. Bu düzeni kuran ve yönetenlerdir."

"ÜLKEYİ YÖNETENLERİ ESNAFIN SESİNİ DUYMAYA DAVET EDİYORUM"

"Biz bir arada oldukça, enerjimiz, gücümüz, özgüvenimiz yerinde oldukça tüm toplum CHP'ye dönüyor. Bizlerden bir şeyler bekliyor. Geçen hafta esnaf kefalet kredilerinin, yüzde 7,5 ile kullanılan kredinin 17'ye, 12 ile kullanılan kredinin 24'e çıktığını burada anlatmıştım. Savunma, 'Faizler arttı, biz de artırdık' diyor Halk Bankası. Oysa Halk Bankası yüzde 7,5 ile patronlara, zenginlere, üreticilere verdiği krediyi, üretimde, ihracatta kullanıyor mu diye denetlemeden, makine alıyor mu diye denetlemeden, bavul bavul paraları verdiler. O paralarla yat alanlar. O paralarla lüks araçlar alanlar. Villa alanlar. Parayı oradan alıp yan şubede yüksek faize yatıranlar ortada. Onlar yüzde 7,5 ile ödemeye devam ediyor. Pandemiden çıkmış, perişan olmuş esnafa faizler ve taksitler arttı diyorlar. Odam, esnaf odalarından gelen tomar tomar talep yazıları ile dolu. Buradan Halk Bankası'nı, Esnaf Kefalet Kooperatifleri'nin AKP milletvekili genel başkanını, esnaf kefaletini ve ülkeyi yönetenleri bu eşitsizliği bitirmeye, esnafın sesini duymaya, yakasından düşmeye davet ediyorum."

"KUR KORUMALI MEVDUATI KİM ÇIKARDIYSA, KUL HAKKINI YİYEN DE ONLARDIR"

"Hazine Bakanlığı ülkede durum buyken, çıkmış vergi kaçıranlar için ihbar hattı kurmuş. Whatsapp'tan yazın diyor. Vergi kaçıranı bulursanız. Yahu gerçekten insanda birazcık utanma olur, birazcık çekinme olur. Vergi kaçıranı görmek için gariban vatandaşın Whatsapp bildirimine mi ihtiyacın var senin? Söyleyeyim, danışman arkadaşlar yazın Whatsapp'tan okusun Sayın Bakan. Buradan söylüyorum. Sadece bir yılda, servet sahiplerinin 660 milyar liralık vergisini Plan ve Bütçe Komisyonunda kim affettiyse vergi kaçırtan da vergi kaçıran da odur. Sayın Erdoğan dünyadaki servet eşitsizliğinin en yüksek seviyeye çıktığını, fakirden zengine servet transferi yaşandığını ifade etmiş. O zaman bunu Whatsapp'a yazmayın buradan memleketteki herkesin vicdanına söyleyeyim. Tarihe ne yazdıklarını hatırlatayım. Geçtiğimiz sene tam 1,2 trilyon lira, milyon lira değil, milyar lira değil, trilyon lira… Param var. Dolar alacağım. Aman alma, dolar yükselmesin. Ne yapayım? Faize koy. Az gelirse. Az gelirse farkı biz öderiz. Faizi ayrı alırsın, kur farkını ayrı alırsın. Koy paranı buraya, kur garantisi benden. Çıkarsa farkı ödeyeceğiz. Nereden ödeyeceksin, garibanların cebinden ödeyeceğim. Esnaftan, memurdan, çiftçiden, yoksuldan, emekçiden, Hazineden ödeyeceğim dediler, 1,2 trilyon, tam da Erdoğan'ın dediği gibi fakirden alındı, zenginlere verildi. Dünya tarihinin en büyük yoksuldan zengine fon transferi yapan, Kur Korumalı Mevduatını kim çıkardıysa, kul hakkını yiyen de onlardır arkadaşlar."

"15 LİRALIK BUĞDAY TABAN FİYATI AÇIKLAMASINI HAYKIRIYORUZ"

"Bir diğer haklı beklenti. Buğday üreticisi zorda. Geçen seneden dünya kadar 7 milyon ton depoda buğday var. 5 milyon tonun hala toprak altında depolandığını biliyoruz. Üretici maliyetleri açıklandı. Buğdayın kilosu 11 liraya, tonu 11 bin liraya mal oluyor. Toprak Mahsulleri Ofisi hala fiyat açıklamadı. Ama üreticinin yakasında ilaç satan, gübre satan, bakandan faizle ona borç veren parayı istiyor. Fiyat olmadığı için serbest piyasada 9 liradan buğday satılıyor. Zararına. Oysa buğdayın sırf enflasyonu hesaplasanız, 15 lira olması lazım bugün. Bakın 2018'de 14 Mayıs'ta açıklamış. 2019, 2 Mayıs. 2020, 4 Mayıs. 2021, 17 Mayıs. Ama geçen sene bir kötü örnek. Bu sene mayısın sonu geldi, buğday fiyatı açıklanmıyor. Üretici zararına satıyor. Buradan acilen Toprak Mahsulleri Ofisi'nin en az 15 liralık buğday taban fiyatı açıklamasını haykırıyoruz. Ekmeğini topraktan, alnının terini toprağa damlatıp, oradan bereket fışkırtan hepimizi doyuran, buğday üreticilerini de saygı ile selamlıyoruz."

"CANLARI KATLETMEYİ ÖYLE MASUMLAŞTIRMAYIN"

"İki sıcak konu ile bitirelim. Bir tanesi Türkiye'de en çok konuşulan konu, canlarımızın, sokak köpeklerinin yaşamlarını tehdit eden kanun çalışmasıyla ilgili endişeler, tartışmalar. CHP olarak tutumumuz, tavrımız nettir. Türkiye'de bir başıboş sokak köpekleri sorunu vardır. Bu sorun özellikle, sabahleyin erken saatlerde, okula yayan gitmek zorunda olan çocukların, gençlerin. Bu sorun servise gitmek isteyen emekçilerin. Sabah erken saatte camiye giden yaşlıların güvenlik sorunu haline dönüşmüştür. Bu sorun elbette çözülmelidir. Ancak bu sorunun çözümü noktasına gelince, ekonomiyi bahane ederek, canları katletmeyi öyle masumlaştırmayın. Uyumak deyince soruyor Bahçeli. 'Güneşin altında hepsi uyuyor. Ne kadar uyuyacaklar' diyor. Katletmek, öldürmek niyetinde olanlara sesleniyoruz. Hepimiz burada bu milletin oyları ile geldik, görev yapıyoruz. 2020 yılında da bu sorun vardı. 2020 yılında tüm partiler oturduk, çalıştık ve elimizdeki hayvan haklarının korunması, hayvanlara eziyet ve kötü muamelenin önlenmesine yönelik komisyon çalışması yapıldı. Bu kitabın içinde popülasyonun düşürülmesi için sayının azaltılması için ne uyutma, ne itlaf, ne öldürme, ne böyle canice bir öneri yok. Bunun altında AKP'nin de MHP'nin de imzası var. Burada ortaklaştığımız metnin 101'inci sayfasında hayvan hakları fonunun kurulması var. Diyor ki, yerel yönetimlerin parası yetmez. Gönüllülerin parası yetmez. Bir hayvan hakları fonu kuralım. Buraya vergilerden küçük kesintiler. At yarışından, milli piyangodan, spor totodan küçük kesintiler, bağışlar, bunun ihtiyacını fazlasıyla karşılar. Gelin diyor, kapsamlı, etkili kısırlaştırma. Yeni bakım evler inşa edelim. Diyor ki bu sorun şu hızla çözülür. 2020'den bugüne bu ülkeyi yönetenler bu konuda parmaklarını kıpırdatmadılar. Şimdi tasarruf genelgesi var. Belediyeler, il müdürlükleri para harcamasın. Ne yapalım? Toplayalım, öldürelim. Böyle bir yaklaşımın zaten sonuç vermesi de imkânsız."

"CANİLİĞE, CİNAYETE PRİM VERMEDEN BU SORUNU HEP BERABER ÇÖZECEĞİZ"

"Açık söyleyeyim. 1389 il ve ilçe, büyükşehir belediyesinden 290'ında geçici bakım evi var. Geri kalanında yok. İnsanların köpeklerle en çok çatışma, en çok sorun yaşadıkları, köpeklerin insanları en çok tehdit ettiği alanlar, zaten buraları. Orada hiç kısırlaştırma yok. Birisi alıp özel veterinere götürmediyse. Bir de oralara diğer yerlerden süpürülen hayvanlar var. Peki, öneriniz ne? 30 gün alacağız. Geçici bakım evinde tutacağız. Sahiplenen olmazsa öldüreceğiz. Yahu kısırlaştırma dediğinde, 10 gün bakım evinde kalıyor. Yani diyorsun ki bütün köpekleri koyacak bakım evi yapacağım. Evet. Kapasitesini de ihtiyacın üç katı yapacağım. Çünkü 10 gün kısırlaştırmada kalan hayvan burada 30 gün kalacak. Üç kat kapasite lazım. Ondan sonra sahiplenmesini takip edeceğim. Bürokrasisi filan. Sonra alınmadıysa, öldüreceğim. Bir eczacı olarak o ötanazi ilacının maliyetini biliyorum. İnanılmaz yüksek. Acı çekmeden uyutacağım diyor. Öldüreceğiz diyor. Bunu yapmanın maliyeti kısırlaştırmadan pahalı. Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Maliyet bahane edip önerdiğiniz sistem eğer bu hayvanları 30 gün, eskinin, hepimizin utancı, Hayırsız Ada gibi, 30 gün yem vermeyip, yemek vermeyip, bağırış, çağırış birbirlerini parçalatmayacaksınız, maliyet üç kata çıkıyor. Eğer ötanazi ilacı yerine çamaşır suyu enjekte edip altı saat bağırta bağırta öldürtmeyecekseniz, maliyet iki katına çıkıyor. Toplam altı kat maliyet var. Kimse kimseyi kandırmasın. Burada bir anlayış, bir tutum ve bir bilgisizlik yoksa inanılmaz vicdansızlık var. Oysa geçmişimizle övünüyoruz. Yüz yıllar önce Avrupa'dan gelen seyyahlar Anadolu için ne yazdı? Bir köpeği incitmeyen insanlardan, kendi azığını sokak hayvanı ile paylaşan Anadolu insanın ferasetinden bahsettiklerini ya da Evliya Çelebi'nin anlattıklarını övüne övüne anlatanlar hayvan hakları günlerinde, şimdi maliyeti bahane ediyorlarsa, Hayırsız Ada rezaletine niyetleniyor olabilirler. O yüzden buradan bütün paydaşlara sesleniyorum. Feda edilecek bir tek canımız yoktur ancak mutlaka, barınak sayılarını artırmak, kısırlaştırma kampanyası başlatmak durumundayız. Hayvan hakları gönüllülerine, derneklerine, burada sorun yokmuş gibi davranamayız. Hepimiz biliyoruz. Bu sorun vardır. Maalesef bu sorun sınıfsaldır. Bu sorun güvenlikli sitelerin bahçesinde, aracını çocuğuna evinin önünden bindirip okula bırakanların mahallesinde yoktur. O yüzden sorunu göreceğiz. Caniliğe, cinayete prim vermeden hep beraber çözeceğiz. Ben CHP'nin Genel Başkanı olarak elimi taşın altına koymaya hazırım. Elimizi uzatıyoruz."

"EMEKLİLER KENDİLERİNİ ÖNEMSEMEYENLERİ, SİYASETİ ONLAR İÇİN YAPMAYANLARI 31 MART GÜNÜ SANDIĞA GÖMDÜLER"

"Geçen Pazar burada Türkiye kamuoyu bugünlerde iade-i ziyaret konuşuyor ya. İade-i ziyaret hakkında bilgi vereyim. Geçen pazar 81 ilde yaptığımız ziyaretlerden sonra 105 mitingde yaptığımız ziyaretlerden, konuşmalardan sonra iade-i ziyarete geldiler. 100 bin kişi. 98 bin 600 kişi buradaydılar. 19 Ocak'ta yola çıktık CHP Genel Merkezi'nde. Enflasyon ENAG'a göre yüzde 124. TÜİK'e göre yüzde 68. En düşük emekli maaşına yüzde 33 zam yaptılar. Ezdirmiyoruz dedikleri emekliyi 1,5 asgari ücretten, bugünkü para ile 26 bin liradan alıp, 20 yılın sonunda 10 bin liraya mahkûm ettiler. 22 yıl önce Ecevit'in emekliye verdiği son, en düşük emekli maaşı 8 altın alıyorken, bu ay verilen emekli maaşı 2,5 altın aldı. 5,5 altını, 5,5 çeyrek altını hiç ettiler. Ben 105 miting meydanında, otobüs üstünden, sahneden, yağmur altında, ayazda, güneş altında, emeklilere seslendim. Gelin bize katılın. Mücadele edin. Sesinizi duyacağız. Sesinizi duyuracağız. Geldiler. Her gün geldiler. Daha kalabalık geldiler. Son mitinglerde, yüzde 70'lere varırcasına mitingimizi emekli mitingine dönüştürdüler. Haklarını hem meydanda, hem sandıkta aradılar. Kendilerini duymayanı, kendilerini önemsemeyeni, siyaseti onlar için yapmayanları, bu memleketi bugünlere getirenlere vefasızlık edenleri gittiler, 31 Mart günü sandığa gömdüler. Güya bu yıl emekli yılıydı. Müjde veriyorlar. PTT kargoyu ucuza yollayacaksın. KYK yurtlarını açacağız. Öğrenciler yokken tatil yöresinde KYK yurdunda kalacaksın. 65 bin kapasite var oralarda. 250 emekliden biri kalır kalırsa. İş bilmezliğe bak ki yine bir sağlıkçı olarak söylüyorum. 10 ay, 11 ay, 18-25 yaş arası gencin bir arada yaşadığı, havalandırması iki kişilik odaları, sekiz kişi yapmışken, 11 ay orada bulunan o mikrobik flora, en sonda kalan. Neden kapanıyor? Neden ara veriyoruz eğitime? Oralar boyanacak. Temizlenecek. Dezenfekte olacak. 20 yaşında genci hasta etmeyen virüs 70 yaşında amcayı öldürür. 18 yaşında genci hasta etmeyen bakteri yeni bir pandemi yaratır. O yüzden niye pandemide belli bir yaşın üstü, belli bir yaşın altı evde tutuldu sanıyorsunuz. Bu yüzden böyle saçmalıkları kenara bırakın. Ama biz söz vermiştik. Önce dedik, sizi duyacağız. Sandıkta sarı kartı gösterin, arkanızda değil icabında önünüzde olacağız. Sayın Erdoğan ile konuştum. Sayın Bahçeli kendi de söylemişti. Birlikte hareket edelim dedik. Ama kimsenin adım atmaya, bu sesi duymaya niyeti yok. O zaman sözümüzü tuttuk. Ankara'ya davette bulunduk. 81 ilden Ankara'ya geldiler. Ankara'daki emeklilerle birlikte kol kola, omuz omuza yürüdüler. Tandoğan'ı tıka basa doldurdular. Bütün basın izledi. Haykırdılar. Evet, o kadar beklemiyorduk. O meydanda CHP örgütü yoktu. O meydanda hepsi ileri yaşlarına gelmiş, herkes aralarında gezdi ve gördü. Kayıtlar ortada. Yoksullukları yüzlerinden akan. Yoksullukları kıyafetlerinden belli. Onurları kırılmış ama teslim olmamış 100 bin kişi vardı. 100 bin emekliye, bu ülkeyi bugünlere getirenlere selam olsun. Yanınızdayız. Arkanızdayız. Siz hakkınızı alana kadar biz durmayacağız. Kendimizden emin, başardığımızın farkında, moralimiz yüksek, birinci parti olmanın sorumluluğu ile hep birlikte yürüyoruz. Dün emeklilerle birlikteydik, orada bırakmadık. Onların sesini duymazlarsa emeklilerle birlikte bu meseleyi her platformda, her tür eylemle gündemde tutmaya, onların hakkını söke söke almaya devam edeceğiz."

"TÜM RİZELİLERİ RİZE'DEKİ ÇAY İTTİFAKINA DAVET EDİYORUM"

"Geçen Pazar Tandoğan'daydık. Bu Pazar başka bir yerde sesi duyacağız. Bu Pazar Rize'ye gidiyoruz. Çay üreticisinin bıçağı kemiğe dayandı. Onları duyuyoruz. Önümüzdeki Pazar mağdur edilen, hakkı yenilen çay üreticileri ve emekçileri için Rize'de olacağız. Rize'nin yiğit, mert insanları ile milli servetimiz, milli değerimiz çayı ve çaycının haklarını konuşacağız. Çay-Kur işçisine kadro isteyeceğiz. Hakkaniyetli bir taban fiyat için mücadeleye destek vereceğiz. Saat 13.30'da 2 Haziran Pazar günü Rize Cumhuriyet Meydanı'nda olacağız. Türkiye ittifakı olarak. Türkiye'nin sosyal demokratları, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, Laz demokratları, Çerkes demokratları, bütün demokratları büyük mücadeleye destek vereceğiz. Tüm Rizelileri, hangi partiden olursa olsun, nasıl 31 Mart'ta başardık, hep birlikte başardık, şimdi tüm Rizelileri. AKP'lisini de MHP'lisini de İYİ Partilisini de CHP'lisini de. Hangi görüşten olursa olsun. Tüm Rizelileri bu kez Rize'deki çay ittifakına davet ediyorum. Hep birlikte başaracağız. Sesinizi duymayanlara duyuracağız. Değerli belediye başkanlarım geldiniz, bugün toplantınızı yaptınız. Gidiyorsunuz. Gittiğiniz yerlere selam söyleyin. Unutmayın ki anahtar cebinizdedir. O anahtarın kıymetini bilin. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılının ilk seçiminde ilçenizde, beldenizde, ilinizde görevi, yetkiyi, anahtarı aldınız. O anahtar ilinizin belediyesinin anahtarı değildir. O anahtar ilinizin altın anahtarı değildir. O anahtar siyaset kalesinin, başarı kapısını açıp Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisini iktidar yapacak, zulmü, yoksulluğu bitirecek, demokrasiyi getirecek, Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne taşıyacak, muhasır medeniyeti yakalayıp geçecek CHP iktidarının anahtarıdır. İyi bakın, kıymetini bilin."

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.