logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel'den 31 Mart çağrısı: 1 Nisan'dan sonra bir şey yapamazsınız

"1 Nisan geldiğinde artık ertesi gün yapacak bir şey kalmamıştır bunlara engel olmak için. Eğer bir şey yapacaksanız, 1 Nisan’dan bir gün sonra yapamazsınız. 1 Nisan’dan bir gün önce yapacaksınız."

28.02.2024 17:46:00
Haber Merkezi
 
Özgür Özel'den 31 Mart çağrısı: 1 Nisan'dan sonra bir şey yapamazsınız
Özgür Özel'den 31 Mart çağrısı: 1 Nisan'dan sonra bir şey yapamazsınız
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Muğla'nın Menteşe ilçesinde Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısına katıldı.

Özel, "Bugün öyle çok yabancısı olduğum bir yerde değilim. Manisa'dan sonra en çok konuşma yaptığım, en çok kürsüsüne çıktığım, en çok dostumun olduğu, en iyi tanıdığım, en iyi bildiğim yerdeyim. Muğla'da sizlerle birlikteyim. Hayat siyasetçiler içi, siyaseti halk, ülke için yapanlar için ideali için yapanlar için bir başkalarında olduğu gibi değil CHP siyasetinde öyle çevre yapmada, o çevresini zenginleştirme, oradan kendine, ailesine, çocuklarına çıkar sağlama işi değil. Bizim işimiz her şey bittiğinde arkandan nasıl konuşulacak, ne söyleyecekler, ne kadar dost biriktirdin, bizim işimiz o iş" dedi.

"HERKESE EMANETİ BÖYLE TESLİM ETMEK NASİP OLSUN"

Yeniden aday olmayan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün'e teşekkür eden Özel, "Ben bugüne kadar çok dost biriktirdim ama Muğla'ya ilk günden beri tam 5 dönemdir hizmet eden, karşıdan şöyle bir baktığında işte Cumhuriyetin belediye başkanı, işte CHP'nin belediye başkanı dedirten, Türkiye'nin kredi notunu B eksiye çıkarmakla birileri uğraşırken, yönettiği büyükşehir belediyesinin kredi notunu 3A'da tutan ve Muğla'da 5 dönem görevden sonra tekrar aday olsa, tekrar seçilecekken tekrar aday gösterilecekken kendisi 'Şimdi bu Muğla Büyükşehir Belediyesi'ni gençlere emanet etme zamanı ve şimdi artık bu deneyimlerden başkalarını yararlandırma zamanı' diyerek, görev yaptığı dönemde bir kör kuruşla ilgili hakkında bir kişinin arkasından konuşmayacağı, emanet ettiğimiz bu güzel Muğla'nın koylarını yağmalamak isteyenlerin aşamadıkları, onun için özel vakıflar kurup MUÇEV diye arkadan dolaşmaya çalıştıkları, kent suçlarına karşı durmuş, talana karşı durmuş, birileri 'İstanbul'a ihanet ettik, bu gökdelenleri diktik, hançer gibi sapladık' derken Muğla'da 4 kattan fazla dikey mimariye izin vermeyen, aldığı Muğla'yı yıllar sonra ihanet etmeden aldığı emaneti şimdi gençlere teslim eden bir dostum, bir büyüğüm, bir ağabeyim var benim burada. Osman Gürün'ü buraya davet ediyorum. Bugün başkanımla gelirken bugün dedim ki, 'Karşımda Ahmet Aras oturuyor, herkese siyasette bir görevi devrederken böyle anılmak, böyle bilinmek, böyle emaneti böyle teslim edebilmek nasip olsun. Örnek bir belediye başkanı. Örnek bir siyasetçi.' Gurur duyuyoruz, Allah hepimize görevi böyle teslim etmeyi nasip etsin" ifadelerini kullandı.

OSMAN GÜRÜN'E TEKLİF

"Şimdi canlı yayında bütün hemşerilerinin önünde başkana bir teklifte bulunmaya geldim. Vallahi de haberi yok. Şimdi duyacak, siz de onaylarsanız bir göreve gelecek" diyen Özel, "Çok iyi çalışıyor belediye başkanları ama bunların bütün Türkiye'ye anlatmakta birazcık eksik kalıyorlar. Aynı işleri hepsi bir yapıyor ama ortak bir zeminde buluşturmakta bazen eksik kalıyorlar. Birinin bir yerde yaptığını öbürü boşu boşuna masraf edip yine uğraşıyor, aslında proje orada hazır. Dedi ki 'Biz 1 Nisan'dan itibaren seçilen belediye başkanlarımızı koordine edecek, iyileri birbiri ile buluşturacak, hizmetleri görünür kılacak, Türkiye'ye bakın bu kentleri nasıl güzel yönetiyoruz, bu ülkeyi de böyle yönetiriz diyecek. Bir yandan da kendi denetimini yapacak. 3 ayda bir ölçme ve değerlendirme ile belediye başkanlarına karnelerini sunacak bir sistem kuralım. CHP belediyelerini koordine eden bir büyük başkanlık.' Bu konuda sevgili Yılmaz Büyükerşen'e, o Anadolu'nun ortasında, bozkırda bir vaha yetiştiren, vahanın ortasında Yılmaz Büyükerşen'e bu yapının genel koordinatörlüğü görevini vermiştik. Yılmaz Başkanımız, güvendiği, bildiği, kendisi gibi başarılı ve hem belediyeciliği bilecek, gençlere öğretecek, hem de onları denetleyecek bir yapı oluşturuyoruz, Yılmaz Büyükerşen ile birlikte, onun genel koordinatörlüğünde, onun yanı başında Osman Gürün'e bu görevi teklif ediyoruz. Bütün Türkiye'deki belediyeleri onlara emanet edeceğiz. Başkanım bu görevi kabul edersen hemşerilerini de beni de çok mutlu edersin" şeklinde konuştu.

"KADINLARIN CHP'DE HAK ETTİĞİ NOKTAYA GELMESİNİ İSTİYORUZ"

Özel, şunları söyledi:

"Datça ve Marmaris'in şu andaki belediye başkanlarımızı alkışlarla buraya alıyoruz. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Gerçekten CHP'de olmaktan, CHP'li olmaktan, onlarla birlikte olmaktan büyük onur ve gurur duyuyorum. Törenin sonunda adayları tanıtacağız, adayı alkışlamak, adayı desteklemek önemli ama görevi başarı ile yapıp teslim edenlere de vefa göstermek önemli. Yürekten alkışlıyorum başkanlarımı. Ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Biraz önce bahsettim, görevini yaparken çok iyi yapan bu arkadaşlarımız bu görevlerini şimdi çok genç ve dinamik kadrolara teslim edecekler. Birazdan her biriyle ayrı ayrı tanışacağız. Buraya çağrılacaklar, kendileri selamlayacaklar. İçlerindeki hiç birisi size yabancı olan birisi değil, hepsi sizin evlatlarınız. Örgütümüzle birlikte uzun yıllardır çalışan, kendi geçmişleri ile geleceğe hepimiz için umut veren arkadaşlarımız. Bir değişim, gençleşme yaşıyoruz. Kadınların CHP'de hak ettiği noktaya gelmesini istiyoruz. Böyle bir vizyonda 43 yaşında bir kadın adayımızla Gonca Köksal'la, Bodrum'da 30 yaşında Tamer Mandalinci'yle, Seydikemer'de 34 yaşında Özgür Can'la, Dalaman'da 36 yaşında Sezer Durmuş'la, bütün ekibim yaş ortalaması benim yaşımda olan 49 yaşındaki bir yaş ortalaması ile bundan sonra Muğla'ya, kendisi de 53 yaşında biraz önce sizi coşkuyla selamlayan Ahmet Aras'a emanet ediyoruz. Sizlerin alkışlarıyla. Birazdan burada olacaklar, sizinle birlikte 33 gün daha koşacaklar ama en sonunda mazbatalarını alıp göreve başlayacaklar. Mazbatalarını aldıklarında 9'u CHP'nin yönettiği belediyeler şu anda bizde, bu sayının yükselmesini ümit ediyoruz. Gidecekler, göreve başlamak için devir teslime. Orada kapıdan girerken camın yanında duracaklar. Ceplerinden mal varlıklarını çıkaracaklar, mal varlıklarını göreve başladıkları gün belediyelerinin kapısına asacaklar, görevi bıraktıkları gün yeni mal varlıklarını oraya asacağız. Roma'da belediye başkanını kantara çıkarıyorlar seçildiği gün. Kilosuna bakıyorlar. Oraya yazıyorlar. Sonra görevi bırakırken yine bakıyorlar. Fazlası varsa ayıplıyorlar, eksiği varsa alkışlıyorlar. Belediye başkanlarımızın mal varlıkları ile açık alınlarıyla, şeffaf bir belediyecilik yaparak, emanet aldıkları Muğla'yı ranta değil halka açarak yöneteceklerine yürekten inanıyorum bu güzel ekibin.

"EN BÜYÜK TEHDİT MUĞLA'NIN YEŞİLİ VE MAVİSİNEDİR"

"Muğla'da biraz önce söyledim. MUÇEV diye bir vakıf kurdular. Bir vakfı, derneği birleştirdiler. Kim var yönetiminde, eski milletvekilleri, AK Partili siyasetçileri, bürokratları koydular. Ne yapıyor? Belediye başkanlarımızın geçit vermediği işleri onlara yaptırtıyorlar. Koyları yandaşlara kiralıyorlar. CHP olarak mücadele verdik, vermeye devam edeceğiz. Muğla'yı haramilere değil millete teslim edeceğiz. Buraya geçmişte partimizde milletvekilliği yapmış bir adayı görevlendirmişler. Geliyor, gidiyor, 'Efendim iktidara yakın olursam şu olur, bu olur' diyor. Bir yandan kibir ile yukarıdan bakıyor. Bir yandan belediye emekçilerini işinden edeceğini söylüyor. Bürokratları tehdit ediyor. Ama en büyük tehdidi Muğla'nın yeşili ve mavisinedir. Burası AKP'nin her şeye rağmen ranta açamadığı, çok katlıları dikemediği, her çevre felaketinde karşısına toplumla birlikte yerel yöneticilerin kol kola girdikleri, Muğla'yı sevenlerin yönettiği, Muğla'da doğanların, Muğla'da doyanların, karnını emeği ile kazandığı ekmeği ile doyuranların, namerde avuç açmayanların iktidarından Muğla'yı talan ettirmeye memur kılınmış birine asla teslim etmeyeceğiz. Nasıl ki Akbelen Ormanlarında İkizköylülerin yanında olduysak, nasıl ki zeytin ağaçlarını koruduysak, nasıl ki çevremizi katledenlere karşı, ağacımızı kesmeye çalışanlara karşı, koylarımızı betonlaştırmaya çalışanlara karşı mücadeleyi verdiysek, bundan sonra eski kadrolarımız, mevcut kadrolarımız, yeni kadrolarımız, gençlerimizle, Muğla'nın genç il başkanı, tüm ilçe başkanlarımız ve sizlerle birlikte Muğla'yı korumaya, ona gözümüz gibi bakmaya, Muğla'nın çıkarını namusumuz gibi korumaya bir kez daha söz veriyoruz."

"1 MİLYONLUK NÜFUSA GÖRE PARA VERİYOR, 5 MİLYON İÇİN HİZMET BEKLİYORLAR"

"Buradan Tayyip Erdoğan'a bir hatırlatmada daha bulunmak istiyorum. Bu Muğla, 1 milyon nüfuslu bir yerdir. Kışın siz sizeyken 1 milyonsunuz. Yazın 5 milyon, 6 milyon oluyor. Buraya hizmet yapılsın diye 1 milyonluk nüfusa göre para yolluyorlar, 5 milyon için hizmet bekliyorlar. Çok önemli altyapı yatırımları yapılıyor, çok önemli çalışmalar yapılıyor. Yurt dışından krediler bulunuyor, özel finans yöntemleri kullanılıyor ancak gerçekten Türkiye'nin göz bebeği, her bir ilçesi bütün dünyanın dilinde olan bu güzel memlekete daha iyi hizmet yapılsın istiyoruz. Ama kim bir şehre geliyor, hizmetinden yararlanıyorsa, altyapısını meşgul ediyorsa o kişi için devletin genel bütçeden ayırdığı payın verilmesi gerekir. Bunu sırf kıyı şeridindeki bu güzel kentleri CHP'liler yönetiyor diye yapmıyorlar ancak talebimizi bir kez daha ifade ediyoruz. 2015 seçimlerinde 'Emekliye ikramiye' dedik, 'Veremezsin' dediler. '1 Kasım'da biz de vereceğiz' dediler. 2018'e kadar oyalayıp, 2018'de bin lira verdiler. 2 bayramda. Biz dedik 'Birer asgari ücret verin.' Kavga dövüş 2 sene sonra 2 bin lira, bu sene 5 bin lira diye söz verdikleri halde emekliye verdikleri bayram ikramiyesini sadece 3 bin lira yaptılar. İlk bu iş çıktığında bayram ikramiyesi bin lira, 24 kilo kıyma alırken, bugünkü 3 bin lira 6 kilo kıyma alıyor. 18 kilo kıymayı bile emekliden, yani ayda 1,5 kilo kıymayı emeklinin mutfağından çaldılar. Şimdi diyoruz ki 'Meclis'i kapatmayalım. 3 gün daha çalışalım. Emekli karta, emekli kart uygulaması getirelim. 17 bin 2 liradır asgari ücret. Aradaki 14 bin lirayı bütün emeklilerin hesabına yatıralım. Ayrıca doğalgazla, markette, manavda, kasapta yüksek indirimleri tanımlayacağımız bu kart ile emeklilerimizi bu sıkıntıdan kurtaralım.' Bunu buradan, bütün Muğla'nın huzurunda bir kez daha TBMM'ye bu çağrıyı tekrarlıyoruz."

"MUĞLA'NIN EVLATLARI NE OLACAK?"

"Kira fiyatları deyince bu Türkiye'deki çok önemli bir sorun. Ocak 2024'te Muğla'daki ortalama kira 17 bin 926 lira. Asgari ücretten 924 lira daha fazla. Yani burada asgari ücret verdiğin birisi ortalama bir ev tutsa, suyunu bağlatacak, elektriğini ödeyecek, çay demleyecek parası kalmıyor. Bu oranlar son derece fazla ve 2 yıl öncesine göre yüzde 171 artmış. Peki, burada dinlenmeye gelen, konut stokuna talebi artıran, ekonomisi iyi olanlar tamam da Muğla'nın evlatları ne olacak? Muğla'daki polis, asker, öğretmen, emekçiler ne olacak? Bu yüzden biz, şehirlerde sabit yerleşik yaşayanların bu kira fiyatlarından etkilenmemeleri için bir dizi öneriyi hazırladık. Meclis'teki ilgili komisyonlara sunuyoruz. Muğla'daki yüksek kira sorunun bir an önce çözülmesi, Muğla'nın büyük sıkıntılar çeken orta direğine, yoksullaşan orta direğine sahip çıkılması, Muğla'da çalışan turizm emekçilerinin kışın işsiz kalma sorununa karşı mutlaka çözüm üretilmesi, sıkıntıya düşen Muğla esnafının tüm yönleriyle desteklenmesi lazım."

"EN BÜYÜK BEKA SORUNU"

"CHP olarak üzerine titrediğimiz bir ildeyiz. Seçim sonuçlarıyla ilgili hiç endişe duymadığımız, liyakatli, çalışkan yöneticilerinin işini iyi yaptığı, sizin de ziyadesiyle memnun olduğunuz, bundan sonra da ilerleye günlere umutla bakacağımız günlerdeyiz Muğla için. Ama 31 Mart seçimleri sadece yerel seçimler değil. 31 Mart seçimleri, bundan sonra 4 yıl boyunca bir daha herhangi bir seçimin olmayacağı seçimler. Mehmet Şimşek'in ağzında bir bakla var. Diyor ki '1 Nisan'dan sonra sıkı para politikasına geçeceğiz.' Bunun emekçiler için anlamı hak edilen zammı almamaktır. Emekliler için bugünkü açlık sınırından 7 bin lira aşağıdaki en düşük emekli maaşını artırmamaktır. Küçük esnaf için yeni vergiler, artan enflasyon, zamlar ve hayat pahalılığı demektir. 1 Nisan geldiğinde artık ertesi gün yapacak bir şey kalmamıştır bunlara engel olmak için. Eğer bir şey yapacaksanız, 1 Nisan'dan bir gün sonra yapamazsınız. 1 Nisan'dan bir gün önce yapacaksınız. 31 Mart'ta sandık başında yapacaksınız. Eğer 31 Mart'ta daha önce her ne sebeple olursa olsun AK Parti ve MHP'ye oy vermiş ama hayat pahalılığı karşısında ezilmiş, enflasyon yüzünden tükenmiş, alım gücü kalmamış, borcunu ödeyemeyen, kredi kartını başka yerden kredi çekerek kapatan, borcu borçla çevirenler, geçen seneye göre bu sene daha yoksul hissedip, gelecek seneden endişe edenler, boynu bükük çiftçiler, kaderine terk edilmiş hayvancılıkla uğraşanlar, sorunları hiç dile getirilmeyen örneğin Marmaris'teki arıcılar. Esnaf, memur, çalışan, herkes. Dünyanın herkesin gözünün üzerinde olduğu bu güzel memleketin dört gencinden üçünün gözünün dışarıda olması, en büyük beka sorunu. Bunlarla ilgili endişe duyan herkes, evladının geleceğinden edişe duyan herkes, 31 Mart'ta bu iktidara gücünü göstermek zorundadır. Her şeye rağmen oy alırsa, her şeye rağmen AK Partililer, MHP'liler sıkıntılarını ifade etmezlerse, hiç değilse bir sarı kart göstermezlerse, bir kırmızı ışık yakmazlarsa, bir 'Dur beni bir dinle yahu, hep zengine çalışıyorsun, bizi ezdirdin' demezlerse 1 Nisan'dan sonra acı reçete geliyor. Onun için biz 31 Mart'ta elbette belediye başkanlarımıza oy istiyoruz, namuslu, dürüst, çalışkan belediye başkanlarımızın hizmetlerinin takdir edilmesini istiyoruz. Osman Gürün'ün emaneti tesliminde gencecik Ahmet Aras'a destek istiyoruz. Gencecik kadrolarla Türkiye'nin yarınlarını yetiştirmek istiyoruz ama bunun ötesinde, 31 Mart'ta Cumhur İttifakının gücünü dengelemek zorundayız. Onların karşısına bir gücü koymak zorundayız. Bunu yerel seçimlerle yapmak zorundayız."

"SEÇMEN BİR YERE GİTMEDİ"

"Ben CHP'nin Genel Başkanı olarak Cumhur İttifakının karşısında en büyük ittifakı aramak için elimden geleni yaptım. Çiçeği yaptırdım, arkadaşlarımı yanıma aldım ve ziyaretlerde bulundum. Temaslarda bulundum. 'Birlikte olalım' dedim, 'Buraları hiçbir yeri AK Parti, MHP'ye teslim etmeyelim' dedim. 'Büyük bir seçim başarısı yakalamazsak, memuru, emekli, işçi, çiftçi, gençleri, kadınları fena ezecekler' dedim. Biz Ankara'da bir ittifak, bir işbirliği gerçekleştiremedik ama 2019'daki büyük zaferi yaşayanlar, yaşatanlar buradalar. Seçmen bir yere gitmedi. Yöneticilerin fikri değişmiş olabilir saygı duyuyorum ama seçmenin saraya itirazı, seçmenin Devlet Bahçeli'nin U dönüşüne, saraya destek olmasına, kendini unutmasına olan itirazı değişmedi. Yakasında güneş olan iyi insanların vatanseverliği, ülkesini sevmesi, Atatürk sevgisi değişmedi. Ben o yüzden CHP olarak Cumhur İttifakının karşısındaki büyük Türkiye İttifakının içinde hep birlikte yer aldığımızı görüyorum. Kim var Türkiye İttifakında? Elbette sizin gibi aslan sosyal demokratlar var. Ama yalnız değiliz. Milliyetçi demokratlar var. Muhafazakar demokratlar var. Sadece Türkler değil Kürt demokratlar var. Çerkezler var, Boşnaklar var, 72 milletten hepimiz bir olduğumuz Türkiye Cumhuriyetini kuran, kurtaran ve yücelten herkes buradalar. Türkiye İttifakı kim biliyor musunuz? Kimden oy istiyor? Milli takım gol atınca ayağa sıçrayanlar var ya işte Türkiye İttifakı onlardır. Onlardan oy istiyoruz. Filenin Sultanları dünya şampiyonu olunca ay yıldızlı al bayrak göndere çekilirken hepsinin gözü o bayrakta ağlaya ağlaya İstiklal Marşını onlar söylerken gırtlağı düğümlenenler var ya, işte Türkiye İttifakı onlardır. Türkiye İttifakının renkleri kırmızı ve beyazdır. Biz 31 Mart seçimlerini Türkiye İttifakı ile kazanacağız ve önümüzdeki dönem Türkiye İttifakının Türkiye'nin kurtuluşu olduğunu hep birlikte göstereceğiz. Türkiye İttifakına var mısınız? Türkiye İttifakının renkleri ay yıldızlı al bayraktandır. Türkiye İttifakının rengini kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye."

"BİZ BURADAYIZ, HİÇBİR YERE GİTMİYORUZ"

"Hani dış politikada konuşup da gelip iç politikaya malzeme ediyor ya dünya 5'ten büyüktür diye, bak bak Türkiye senden büyüktür. O ezdiğin emekçinin karınca gibi görüp ezmeye çalıştığın emekçinin kardeşi vardır, karıncanın kardeşi vardır, o da CHP'dir. Cumhuriyetçilerdir, bütün Türkiye'dir, Türkiye İttifakıdır. Yok saydığın çiftçinin, Atatürk'ün 'Milletin efendisidir' dediği, çiftçinin, karınca gibi ezmeye çalıştığın çiftçinin kardeşleri vardır, CHP'lilerdir, Türkiye İttifakıdır, Türkiye'dir. Hepimiz arkasındayız. Gençlerimiz, Türkiye'de umudu kalmayanlar. Yurt dışına gitmek isteyip geleceği orada aramak isteyen gençlerimize hep birlikte sesleniyoruz. Kimse enseyi karartmasın, umudunu kaybetmesin, umut var. Umut 31 Mart'tadır, umut geçtiğimiz sene çok üzüldüğünüz, mayıs ayından sonra belki de çok karamsarlığa kapıldığınız noktada hep birlikte ayağa kalkan, hep birlikte motive olan, 100 yıl önce kurtardığı ülkeyi yine kurtarmaya hazmetmiş olan, kurduğu Cumhuriyetin kıymetini bilen Cumhuriyetçilerdir, Atatürkçülerdir. Biz buradayız, hep birlikteyiz ve hiçbir yere gitmiyoruz."

"TÜM VATANSEVERLERİ CHP'YE DAVET EDİYORUM"

"Şimdi genç il başkanımı yanıma alıyorum, onun da size bir sürprizi var. Önce şunu anlatayım. Şimdi bu il başkanı Muğla'da beni temsil ediyor, ben de Ankara'da CHP'nin Genel Başkanlık koltuğunda oturuyorum. Hepsine defalarca söylediğim bir şey var. Diyorum ki 'Sen Muğla'da baba evinde oturuyorsun, CHP baba evidir, herkes baba evine doğar. Büyür. Kimi taşınır, büyüğünü arar. Kimi küçüğüne gider. Kimi ırakta oturur, kimi yakında oturur ama herkes bilir ki bir gün başım sıkışırsa baba evinin çorbası kaynamaktadır, bacası tütmektedir.' İşte bu genç kardeşim onlarcası, yüzlercesi, binlercenizle beraber o baba evinin çorbasını kaynatan, bacasını tüttürenlerdir. Bunlara yürekten teşekkür ediyoruz ama onlara diyorum ki 'Kapıyı ardına kadar açık tutun çünkü baba evi, uzaktan gelen olacaktır, kapı açık olsun. Yakından gelen olur, kapı açık olsun. Başka yere gitmiş olan olur, kapı açık olsun.' Gelene 'Sakın ha kapının önüne geçip de niye geldin, geçen seçim nerelerdeydin, bizi bırakıp niye gittin, sakın hesap sormayasın. Çünkü o zaman sana sorarlar tapusu sende mi diye. Vallahi tapusu ne Özgür Özel'de, ne Kemal Beyde. Ne Bülent Ecevit'te vardı, ne rahmetli İsmet İnönü'de. Bizim baba evinin tapusu bir kişiye kayıtlıdır o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Böyle olunca Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün baba evi, ardına kadar kapı açık. Gelenin yeri evin başköşesi.' AK Partilisine, MHP'lisine söylüyorum. Uzakta oturanlara söylüyorum. Iraktan bakanlara söylüyorum. Bu baba evi öyle birinin şeytanlaştırdığı gibi, kendi kanallarından sürekli iftira attığı gibi insanların evi değildir. Hele hele efendim, 'Beka sorunu var, bunlar gelirse ezanı susturacaklar, bayrağı indirecekler, vatanı böldürecekler.' Bak kardeşim. Bu memlekette bir kez o yaşandı. Bu ülke kötü yöneticiler yüzünden işgale uğradı. İkimiz de birer taraftayız. Birimizin tarafı işgal orduları geldiğinde işgal donanmasına karşı halı serenlerdi. Vallahi biz kartal istim botunun ucunda yanındaki yaverine, 'Çocuk, merak etme. Geldiği gibi gidecekler' diyenlerdeniz. Bu ülke Allah korusun eğer günün birinde aynı tehlikeyi yaşarsa kimsenin şüphesi olmasın, Tayyip Bey çağırıyor diye havaalanına gidip kot pantolon üstüne perdelik kumaştan kefen çekenler değil dedesi Çanakkale'de kefensiz yatanlar korur bu ülkeyi. Şimdi baba evinin açık kapılarından, çok uzaklardan değil çok yakından aramıza katılanlar var. İl başkanım anons edecek, ben de rozetleri takacağım. Önümüzdeki dönemde çok daha fazla arkadaşla birlikte kampanyaya katılacaklarını ifade ediyorlar. Memleket Partisi'nin kurucu il başkanı ve son il başkanı görevi bırakıp partimize katıldı. İl yönetiminden ve ilçelerden toplam 100 arkadaşları ile aramıza katılıyorlar, kendilerine, 'Baba ocağına hoş geldiniz' diyorum. Hangi partide olursa olsun tüm Cumhuriyetçileri, tüm Atatürkçüleri, tüm vatanseverleri, milliyetçileri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün baba ocağına, CHP'ye davet ediyorum."

SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”

Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları “banka ve müşteri sırrı” gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda “sır” perdesi ne zaman kalkacak?

28.09.2026 19:40:00
Haber Merkezi
 
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
Türkiye'de yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon krizinde paraların akıbeti ve denetim tartışılırken, yıllardır kamuoyunun yanıt beklediği başka bir dosya yeniden gündemde: Ziraat Bankası'ndan Demirören Grubu'na kullandırılan yüz milyonlarca dolarlık kredi. Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda "sır" perdesi ne zaman kalkacak?

Fon skandalında yüz binlerce yatırımcı bekliyor

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül 2026'da 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. SPK'nın 23 Eylül'deki açıklamasına göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.

Fon krizinde toplam büyüklük konusunda farklı rakamlar gündeme gelirken, tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü çeşitli hesaplamalarda 826 milyar lira ile yaklaşık 891 milyar lira arasında gösteriliyor.

Süreç yalnızca finansal kayıplar açısından değil, denetim mekanizmalarının nasıl işlediği açısından da tartışılıyor. Soruşturma kapsamında 24 Eylül itibarıyla tutuklu sayısının 26'ya yükseldiği bildirildi.

BİR TARAFTA YATIRIMCININ PARASI, DİĞER TARAFTA KAMU BANKASININ KREDİSİ

Fon krizinde yüz binlerce yatırımcı parasının ne zaman ve hangi yöntemle geri ödeneceğini beklerken, kamuoyunun yıllardır yanıt aradığı başka bir dosya da yeniden hatırlanıyor.

Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alma sürecinde Ziraat Bankası'ndan kullandığı 800 milyon dolarlık kredi, uzun süredir tartışma konusu.

Kredinin akıbetine ilişkin TBMM'ye yöneltilen sorulara Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in verdiği yanıtta ise ayrıntılar "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklanmadı.

NE OLMUŞTU?

Kredi, 2018 yılında Demirören Holding'in Doğan Medya Grubu'nu satın alması sürecinde gündeme geldi. Sayıştay raporlarına yansıyan bilgilere göre başlangıçta 800 milyon dolar olarak ifade edilen kredi, yeniden yapılandırmalar sonrasında 895,6 milyon dolarlık bir borç tutarına ulaştı ve 2022'de yüzde 4 faizle 14 yıl vadeye yayıldı.

Daha sonra Sayıştay'ın 2023 yılı incelemelerinde de borcun yapılandırmalara rağmen ödeme planına uygun şekilde ödenmediği ve 31 Aralık 2023 itibarıyla Demirören'e ilişkin borç tutarının 30 milyar 208 milyon TL'yi aştığı belirtildi.

8 Ocak 2026: CHP Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Zeynel Emre, Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alması için Ziraat Bankası tarafından kullandırıldığı belirtilen 800 milyon dolarlık kredi konusunda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yanıtlaması istemiyle TBMM'ye soru önergesi verdi.

18 Şubat 2026: Önergeye Şimşek imzalı yazılı yanıt verildi. Yanıtta, Ziraat Bankası'nın açıklaması aktarıldı ve krediye ilişkin ayrıntıların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 73. maddesindeki "sırların saklanması" hükümleri kapsamında banka/müşteri sırrı olduğu belirtilerek paylaşılmadı.

21 Şubat 2026: Bu yanıt basına 'Demirören kredisine sır perdesi' şeklinde yansıdı.

"SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?"

Fon krizinde SPK'nın müdahalesiyle birlikte "Kim denetledi, riskler neden daha önce görülmedi, yatırımcıların parası nasıl korunacak?" soruları sorulurken, kamu bankası kaynaklarının kullanıldığı Demirören kredisi konusunda da benzer bir şeffaflık tartışması yaşanıyor.

Buradaki kritik fark ise şu: Fon krizinde söz konusu olan yatırımcıların özel tasarrufları, Demirören dosyasında ise kamu bankası Ziraat'ın kullandırdığı kredi.

Dolayısıyla tartışmanın merkezindeki soru yalnızca "borç ne kadar?" değil.

Kamu bankasından verilen yüz milyonlarca dolarlık kredinin bugünkü durumu nedir, ne kadarı tahsil edildi, hangi koşullarda yapılandırıldı ve kamu bu süreçte ne kadar risk üstlendi?

Mehmet Şimşek'in "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle ayrıntıları açıklamaması, bu soruların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Fon krizinin ardından gözler yeniden eski dosyalara çevrilirken, "Fonlardaki paranın hesabı sorulurken, Demirören'in kamu bankasına olan borcunun hesabı ne zaman açıklanacak?" sorusu da yeniden gündeme taşınıyor.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.