logo
24 HAZİRAN 2026

Özgür Özel'den 31 Mart çağrısı: 1 Nisan'dan sonra bir şey yapamazsınız

"1 Nisan geldiğinde artık ertesi gün yapacak bir şey kalmamıştır bunlara engel olmak için. Eğer bir şey yapacaksanız, 1 Nisan’dan bir gün sonra yapamazsınız. 1 Nisan’dan bir gün önce yapacaksınız."

28.02.2024 17:46:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'den 31 Mart çağrısı: 1 Nisan'dan sonra bir şey yapamazsınız
Özgür Özel'den 31 Mart çağrısı: 1 Nisan'dan sonra bir şey yapamazsınız
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Muğla'nın Menteşe ilçesinde Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısına katıldı.

Özel, "Bugün öyle çok yabancısı olduğum bir yerde değilim. Manisa'dan sonra en çok konuşma yaptığım, en çok kürsüsüne çıktığım, en çok dostumun olduğu, en iyi tanıdığım, en iyi bildiğim yerdeyim. Muğla'da sizlerle birlikteyim. Hayat siyasetçiler içi, siyaseti halk, ülke için yapanlar için ideali için yapanlar için bir başkalarında olduğu gibi değil CHP siyasetinde öyle çevre yapmada, o çevresini zenginleştirme, oradan kendine, ailesine, çocuklarına çıkar sağlama işi değil. Bizim işimiz her şey bittiğinde arkandan nasıl konuşulacak, ne söyleyecekler, ne kadar dost biriktirdin, bizim işimiz o iş" dedi.

"HERKESE EMANETİ BÖYLE TESLİM ETMEK NASİP OLSUN"

Yeniden aday olmayan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün'e teşekkür eden Özel, "Ben bugüne kadar çok dost biriktirdim ama Muğla'ya ilk günden beri tam 5 dönemdir hizmet eden, karşıdan şöyle bir baktığında işte Cumhuriyetin belediye başkanı, işte CHP'nin belediye başkanı dedirten, Türkiye'nin kredi notunu B eksiye çıkarmakla birileri uğraşırken, yönettiği büyükşehir belediyesinin kredi notunu 3A'da tutan ve Muğla'da 5 dönem görevden sonra tekrar aday olsa, tekrar seçilecekken tekrar aday gösterilecekken kendisi 'Şimdi bu Muğla Büyükşehir Belediyesi'ni gençlere emanet etme zamanı ve şimdi artık bu deneyimlerden başkalarını yararlandırma zamanı' diyerek, görev yaptığı dönemde bir kör kuruşla ilgili hakkında bir kişinin arkasından konuşmayacağı, emanet ettiğimiz bu güzel Muğla'nın koylarını yağmalamak isteyenlerin aşamadıkları, onun için özel vakıflar kurup MUÇEV diye arkadan dolaşmaya çalıştıkları, kent suçlarına karşı durmuş, talana karşı durmuş, birileri 'İstanbul'a ihanet ettik, bu gökdelenleri diktik, hançer gibi sapladık' derken Muğla'da 4 kattan fazla dikey mimariye izin vermeyen, aldığı Muğla'yı yıllar sonra ihanet etmeden aldığı emaneti şimdi gençlere teslim eden bir dostum, bir büyüğüm, bir ağabeyim var benim burada. Osman Gürün'ü buraya davet ediyorum. Bugün başkanımla gelirken bugün dedim ki, 'Karşımda Ahmet Aras oturuyor, herkese siyasette bir görevi devrederken böyle anılmak, böyle bilinmek, böyle emaneti böyle teslim edebilmek nasip olsun. Örnek bir belediye başkanı. Örnek bir siyasetçi.' Gurur duyuyoruz, Allah hepimize görevi böyle teslim etmeyi nasip etsin" ifadelerini kullandı.

OSMAN GÜRÜN'E TEKLİF

"Şimdi canlı yayında bütün hemşerilerinin önünde başkana bir teklifte bulunmaya geldim. Vallahi de haberi yok. Şimdi duyacak, siz de onaylarsanız bir göreve gelecek" diyen Özel, "Çok iyi çalışıyor belediye başkanları ama bunların bütün Türkiye'ye anlatmakta birazcık eksik kalıyorlar. Aynı işleri hepsi bir yapıyor ama ortak bir zeminde buluşturmakta bazen eksik kalıyorlar. Birinin bir yerde yaptığını öbürü boşu boşuna masraf edip yine uğraşıyor, aslında proje orada hazır. Dedi ki 'Biz 1 Nisan'dan itibaren seçilen belediye başkanlarımızı koordine edecek, iyileri birbiri ile buluşturacak, hizmetleri görünür kılacak, Türkiye'ye bakın bu kentleri nasıl güzel yönetiyoruz, bu ülkeyi de böyle yönetiriz diyecek. Bir yandan da kendi denetimini yapacak. 3 ayda bir ölçme ve değerlendirme ile belediye başkanlarına karnelerini sunacak bir sistem kuralım. CHP belediyelerini koordine eden bir büyük başkanlık.' Bu konuda sevgili Yılmaz Büyükerşen'e, o Anadolu'nun ortasında, bozkırda bir vaha yetiştiren, vahanın ortasında Yılmaz Büyükerşen'e bu yapının genel koordinatörlüğü görevini vermiştik. Yılmaz Başkanımız, güvendiği, bildiği, kendisi gibi başarılı ve hem belediyeciliği bilecek, gençlere öğretecek, hem de onları denetleyecek bir yapı oluşturuyoruz, Yılmaz Büyükerşen ile birlikte, onun genel koordinatörlüğünde, onun yanı başında Osman Gürün'e bu görevi teklif ediyoruz. Bütün Türkiye'deki belediyeleri onlara emanet edeceğiz. Başkanım bu görevi kabul edersen hemşerilerini de beni de çok mutlu edersin" şeklinde konuştu.

"KADINLARIN CHP'DE HAK ETTİĞİ NOKTAYA GELMESİNİ İSTİYORUZ"

Özel, şunları söyledi:

"Datça ve Marmaris'in şu andaki belediye başkanlarımızı alkışlarla buraya alıyoruz. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Gerçekten CHP'de olmaktan, CHP'li olmaktan, onlarla birlikte olmaktan büyük onur ve gurur duyuyorum. Törenin sonunda adayları tanıtacağız, adayı alkışlamak, adayı desteklemek önemli ama görevi başarı ile yapıp teslim edenlere de vefa göstermek önemli. Yürekten alkışlıyorum başkanlarımı. Ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Biraz önce bahsettim, görevini yaparken çok iyi yapan bu arkadaşlarımız bu görevlerini şimdi çok genç ve dinamik kadrolara teslim edecekler. Birazdan her biriyle ayrı ayrı tanışacağız. Buraya çağrılacaklar, kendileri selamlayacaklar. İçlerindeki hiç birisi size yabancı olan birisi değil, hepsi sizin evlatlarınız. Örgütümüzle birlikte uzun yıllardır çalışan, kendi geçmişleri ile geleceğe hepimiz için umut veren arkadaşlarımız. Bir değişim, gençleşme yaşıyoruz. Kadınların CHP'de hak ettiği noktaya gelmesini istiyoruz. Böyle bir vizyonda 43 yaşında bir kadın adayımızla Gonca Köksal'la, Bodrum'da 30 yaşında Tamer Mandalinci'yle, Seydikemer'de 34 yaşında Özgür Can'la, Dalaman'da 36 yaşında Sezer Durmuş'la, bütün ekibim yaş ortalaması benim yaşımda olan 49 yaşındaki bir yaş ortalaması ile bundan sonra Muğla'ya, kendisi de 53 yaşında biraz önce sizi coşkuyla selamlayan Ahmet Aras'a emanet ediyoruz. Sizlerin alkışlarıyla. Birazdan burada olacaklar, sizinle birlikte 33 gün daha koşacaklar ama en sonunda mazbatalarını alıp göreve başlayacaklar. Mazbatalarını aldıklarında 9'u CHP'nin yönettiği belediyeler şu anda bizde, bu sayının yükselmesini ümit ediyoruz. Gidecekler, göreve başlamak için devir teslime. Orada kapıdan girerken camın yanında duracaklar. Ceplerinden mal varlıklarını çıkaracaklar, mal varlıklarını göreve başladıkları gün belediyelerinin kapısına asacaklar, görevi bıraktıkları gün yeni mal varlıklarını oraya asacağız. Roma'da belediye başkanını kantara çıkarıyorlar seçildiği gün. Kilosuna bakıyorlar. Oraya yazıyorlar. Sonra görevi bırakırken yine bakıyorlar. Fazlası varsa ayıplıyorlar, eksiği varsa alkışlıyorlar. Belediye başkanlarımızın mal varlıkları ile açık alınlarıyla, şeffaf bir belediyecilik yaparak, emanet aldıkları Muğla'yı ranta değil halka açarak yöneteceklerine yürekten inanıyorum bu güzel ekibin.

"EN BÜYÜK TEHDİT MUĞLA'NIN YEŞİLİ VE MAVİSİNEDİR"

"Muğla'da biraz önce söyledim. MUÇEV diye bir vakıf kurdular. Bir vakfı, derneği birleştirdiler. Kim var yönetiminde, eski milletvekilleri, AK Partili siyasetçileri, bürokratları koydular. Ne yapıyor? Belediye başkanlarımızın geçit vermediği işleri onlara yaptırtıyorlar. Koyları yandaşlara kiralıyorlar. CHP olarak mücadele verdik, vermeye devam edeceğiz. Muğla'yı haramilere değil millete teslim edeceğiz. Buraya geçmişte partimizde milletvekilliği yapmış bir adayı görevlendirmişler. Geliyor, gidiyor, 'Efendim iktidara yakın olursam şu olur, bu olur' diyor. Bir yandan kibir ile yukarıdan bakıyor. Bir yandan belediye emekçilerini işinden edeceğini söylüyor. Bürokratları tehdit ediyor. Ama en büyük tehdidi Muğla'nın yeşili ve mavisinedir. Burası AKP'nin her şeye rağmen ranta açamadığı, çok katlıları dikemediği, her çevre felaketinde karşısına toplumla birlikte yerel yöneticilerin kol kola girdikleri, Muğla'yı sevenlerin yönettiği, Muğla'da doğanların, Muğla'da doyanların, karnını emeği ile kazandığı ekmeği ile doyuranların, namerde avuç açmayanların iktidarından Muğla'yı talan ettirmeye memur kılınmış birine asla teslim etmeyeceğiz. Nasıl ki Akbelen Ormanlarında İkizköylülerin yanında olduysak, nasıl ki zeytin ağaçlarını koruduysak, nasıl ki çevremizi katledenlere karşı, ağacımızı kesmeye çalışanlara karşı, koylarımızı betonlaştırmaya çalışanlara karşı mücadeleyi verdiysek, bundan sonra eski kadrolarımız, mevcut kadrolarımız, yeni kadrolarımız, gençlerimizle, Muğla'nın genç il başkanı, tüm ilçe başkanlarımız ve sizlerle birlikte Muğla'yı korumaya, ona gözümüz gibi bakmaya, Muğla'nın çıkarını namusumuz gibi korumaya bir kez daha söz veriyoruz."

"1 MİLYONLUK NÜFUSA GÖRE PARA VERİYOR, 5 MİLYON İÇİN HİZMET BEKLİYORLAR"

"Buradan Tayyip Erdoğan'a bir hatırlatmada daha bulunmak istiyorum. Bu Muğla, 1 milyon nüfuslu bir yerdir. Kışın siz sizeyken 1 milyonsunuz. Yazın 5 milyon, 6 milyon oluyor. Buraya hizmet yapılsın diye 1 milyonluk nüfusa göre para yolluyorlar, 5 milyon için hizmet bekliyorlar. Çok önemli altyapı yatırımları yapılıyor, çok önemli çalışmalar yapılıyor. Yurt dışından krediler bulunuyor, özel finans yöntemleri kullanılıyor ancak gerçekten Türkiye'nin göz bebeği, her bir ilçesi bütün dünyanın dilinde olan bu güzel memlekete daha iyi hizmet yapılsın istiyoruz. Ama kim bir şehre geliyor, hizmetinden yararlanıyorsa, altyapısını meşgul ediyorsa o kişi için devletin genel bütçeden ayırdığı payın verilmesi gerekir. Bunu sırf kıyı şeridindeki bu güzel kentleri CHP'liler yönetiyor diye yapmıyorlar ancak talebimizi bir kez daha ifade ediyoruz. 2015 seçimlerinde 'Emekliye ikramiye' dedik, 'Veremezsin' dediler. '1 Kasım'da biz de vereceğiz' dediler. 2018'e kadar oyalayıp, 2018'de bin lira verdiler. 2 bayramda. Biz dedik 'Birer asgari ücret verin.' Kavga dövüş 2 sene sonra 2 bin lira, bu sene 5 bin lira diye söz verdikleri halde emekliye verdikleri bayram ikramiyesini sadece 3 bin lira yaptılar. İlk bu iş çıktığında bayram ikramiyesi bin lira, 24 kilo kıyma alırken, bugünkü 3 bin lira 6 kilo kıyma alıyor. 18 kilo kıymayı bile emekliden, yani ayda 1,5 kilo kıymayı emeklinin mutfağından çaldılar. Şimdi diyoruz ki 'Meclis'i kapatmayalım. 3 gün daha çalışalım. Emekli karta, emekli kart uygulaması getirelim. 17 bin 2 liradır asgari ücret. Aradaki 14 bin lirayı bütün emeklilerin hesabına yatıralım. Ayrıca doğalgazla, markette, manavda, kasapta yüksek indirimleri tanımlayacağımız bu kart ile emeklilerimizi bu sıkıntıdan kurtaralım.' Bunu buradan, bütün Muğla'nın huzurunda bir kez daha TBMM'ye bu çağrıyı tekrarlıyoruz."

"MUĞLA'NIN EVLATLARI NE OLACAK?"

"Kira fiyatları deyince bu Türkiye'deki çok önemli bir sorun. Ocak 2024'te Muğla'daki ortalama kira 17 bin 926 lira. Asgari ücretten 924 lira daha fazla. Yani burada asgari ücret verdiğin birisi ortalama bir ev tutsa, suyunu bağlatacak, elektriğini ödeyecek, çay demleyecek parası kalmıyor. Bu oranlar son derece fazla ve 2 yıl öncesine göre yüzde 171 artmış. Peki, burada dinlenmeye gelen, konut stokuna talebi artıran, ekonomisi iyi olanlar tamam da Muğla'nın evlatları ne olacak? Muğla'daki polis, asker, öğretmen, emekçiler ne olacak? Bu yüzden biz, şehirlerde sabit yerleşik yaşayanların bu kira fiyatlarından etkilenmemeleri için bir dizi öneriyi hazırladık. Meclis'teki ilgili komisyonlara sunuyoruz. Muğla'daki yüksek kira sorunun bir an önce çözülmesi, Muğla'nın büyük sıkıntılar çeken orta direğine, yoksullaşan orta direğine sahip çıkılması, Muğla'da çalışan turizm emekçilerinin kışın işsiz kalma sorununa karşı mutlaka çözüm üretilmesi, sıkıntıya düşen Muğla esnafının tüm yönleriyle desteklenmesi lazım."

"EN BÜYÜK BEKA SORUNU"

"CHP olarak üzerine titrediğimiz bir ildeyiz. Seçim sonuçlarıyla ilgili hiç endişe duymadığımız, liyakatli, çalışkan yöneticilerinin işini iyi yaptığı, sizin de ziyadesiyle memnun olduğunuz, bundan sonra da ilerleye günlere umutla bakacağımız günlerdeyiz Muğla için. Ama 31 Mart seçimleri sadece yerel seçimler değil. 31 Mart seçimleri, bundan sonra 4 yıl boyunca bir daha herhangi bir seçimin olmayacağı seçimler. Mehmet Şimşek'in ağzında bir bakla var. Diyor ki '1 Nisan'dan sonra sıkı para politikasına geçeceğiz.' Bunun emekçiler için anlamı hak edilen zammı almamaktır. Emekliler için bugünkü açlık sınırından 7 bin lira aşağıdaki en düşük emekli maaşını artırmamaktır. Küçük esnaf için yeni vergiler, artan enflasyon, zamlar ve hayat pahalılığı demektir. 1 Nisan geldiğinde artık ertesi gün yapacak bir şey kalmamıştır bunlara engel olmak için. Eğer bir şey yapacaksanız, 1 Nisan'dan bir gün sonra yapamazsınız. 1 Nisan'dan bir gün önce yapacaksınız. 31 Mart'ta sandık başında yapacaksınız. Eğer 31 Mart'ta daha önce her ne sebeple olursa olsun AK Parti ve MHP'ye oy vermiş ama hayat pahalılığı karşısında ezilmiş, enflasyon yüzünden tükenmiş, alım gücü kalmamış, borcunu ödeyemeyen, kredi kartını başka yerden kredi çekerek kapatan, borcu borçla çevirenler, geçen seneye göre bu sene daha yoksul hissedip, gelecek seneden endişe edenler, boynu bükük çiftçiler, kaderine terk edilmiş hayvancılıkla uğraşanlar, sorunları hiç dile getirilmeyen örneğin Marmaris'teki arıcılar. Esnaf, memur, çalışan, herkes. Dünyanın herkesin gözünün üzerinde olduğu bu güzel memleketin dört gencinden üçünün gözünün dışarıda olması, en büyük beka sorunu. Bunlarla ilgili endişe duyan herkes, evladının geleceğinden edişe duyan herkes, 31 Mart'ta bu iktidara gücünü göstermek zorundadır. Her şeye rağmen oy alırsa, her şeye rağmen AK Partililer, MHP'liler sıkıntılarını ifade etmezlerse, hiç değilse bir sarı kart göstermezlerse, bir kırmızı ışık yakmazlarsa, bir 'Dur beni bir dinle yahu, hep zengine çalışıyorsun, bizi ezdirdin' demezlerse 1 Nisan'dan sonra acı reçete geliyor. Onun için biz 31 Mart'ta elbette belediye başkanlarımıza oy istiyoruz, namuslu, dürüst, çalışkan belediye başkanlarımızın hizmetlerinin takdir edilmesini istiyoruz. Osman Gürün'ün emaneti tesliminde gencecik Ahmet Aras'a destek istiyoruz. Gencecik kadrolarla Türkiye'nin yarınlarını yetiştirmek istiyoruz ama bunun ötesinde, 31 Mart'ta Cumhur İttifakının gücünü dengelemek zorundayız. Onların karşısına bir gücü koymak zorundayız. Bunu yerel seçimlerle yapmak zorundayız."

"SEÇMEN BİR YERE GİTMEDİ"

"Ben CHP'nin Genel Başkanı olarak Cumhur İttifakının karşısında en büyük ittifakı aramak için elimden geleni yaptım. Çiçeği yaptırdım, arkadaşlarımı yanıma aldım ve ziyaretlerde bulundum. Temaslarda bulundum. 'Birlikte olalım' dedim, 'Buraları hiçbir yeri AK Parti, MHP'ye teslim etmeyelim' dedim. 'Büyük bir seçim başarısı yakalamazsak, memuru, emekli, işçi, çiftçi, gençleri, kadınları fena ezecekler' dedim. Biz Ankara'da bir ittifak, bir işbirliği gerçekleştiremedik ama 2019'daki büyük zaferi yaşayanlar, yaşatanlar buradalar. Seçmen bir yere gitmedi. Yöneticilerin fikri değişmiş olabilir saygı duyuyorum ama seçmenin saraya itirazı, seçmenin Devlet Bahçeli'nin U dönüşüne, saraya destek olmasına, kendini unutmasına olan itirazı değişmedi. Yakasında güneş olan iyi insanların vatanseverliği, ülkesini sevmesi, Atatürk sevgisi değişmedi. Ben o yüzden CHP olarak Cumhur İttifakının karşısındaki büyük Türkiye İttifakının içinde hep birlikte yer aldığımızı görüyorum. Kim var Türkiye İttifakında? Elbette sizin gibi aslan sosyal demokratlar var. Ama yalnız değiliz. Milliyetçi demokratlar var. Muhafazakar demokratlar var. Sadece Türkler değil Kürt demokratlar var. Çerkezler var, Boşnaklar var, 72 milletten hepimiz bir olduğumuz Türkiye Cumhuriyetini kuran, kurtaran ve yücelten herkes buradalar. Türkiye İttifakı kim biliyor musunuz? Kimden oy istiyor? Milli takım gol atınca ayağa sıçrayanlar var ya işte Türkiye İttifakı onlardır. Onlardan oy istiyoruz. Filenin Sultanları dünya şampiyonu olunca ay yıldızlı al bayrak göndere çekilirken hepsinin gözü o bayrakta ağlaya ağlaya İstiklal Marşını onlar söylerken gırtlağı düğümlenenler var ya, işte Türkiye İttifakı onlardır. Türkiye İttifakının renkleri kırmızı ve beyazdır. Biz 31 Mart seçimlerini Türkiye İttifakı ile kazanacağız ve önümüzdeki dönem Türkiye İttifakının Türkiye'nin kurtuluşu olduğunu hep birlikte göstereceğiz. Türkiye İttifakına var mısınız? Türkiye İttifakının renkleri ay yıldızlı al bayraktandır. Türkiye İttifakının rengini kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye."

"BİZ BURADAYIZ, HİÇBİR YERE GİTMİYORUZ"

"Hani dış politikada konuşup da gelip iç politikaya malzeme ediyor ya dünya 5'ten büyüktür diye, bak bak Türkiye senden büyüktür. O ezdiğin emekçinin karınca gibi görüp ezmeye çalıştığın emekçinin kardeşi vardır, karıncanın kardeşi vardır, o da CHP'dir. Cumhuriyetçilerdir, bütün Türkiye'dir, Türkiye İttifakıdır. Yok saydığın çiftçinin, Atatürk'ün 'Milletin efendisidir' dediği, çiftçinin, karınca gibi ezmeye çalıştığın çiftçinin kardeşleri vardır, CHP'lilerdir, Türkiye İttifakıdır, Türkiye'dir. Hepimiz arkasındayız. Gençlerimiz, Türkiye'de umudu kalmayanlar. Yurt dışına gitmek isteyip geleceği orada aramak isteyen gençlerimize hep birlikte sesleniyoruz. Kimse enseyi karartmasın, umudunu kaybetmesin, umut var. Umut 31 Mart'tadır, umut geçtiğimiz sene çok üzüldüğünüz, mayıs ayından sonra belki de çok karamsarlığa kapıldığınız noktada hep birlikte ayağa kalkan, hep birlikte motive olan, 100 yıl önce kurtardığı ülkeyi yine kurtarmaya hazmetmiş olan, kurduğu Cumhuriyetin kıymetini bilen Cumhuriyetçilerdir, Atatürkçülerdir. Biz buradayız, hep birlikteyiz ve hiçbir yere gitmiyoruz."

"TÜM VATANSEVERLERİ CHP'YE DAVET EDİYORUM"

"Şimdi genç il başkanımı yanıma alıyorum, onun da size bir sürprizi var. Önce şunu anlatayım. Şimdi bu il başkanı Muğla'da beni temsil ediyor, ben de Ankara'da CHP'nin Genel Başkanlık koltuğunda oturuyorum. Hepsine defalarca söylediğim bir şey var. Diyorum ki 'Sen Muğla'da baba evinde oturuyorsun, CHP baba evidir, herkes baba evine doğar. Büyür. Kimi taşınır, büyüğünü arar. Kimi küçüğüne gider. Kimi ırakta oturur, kimi yakında oturur ama herkes bilir ki bir gün başım sıkışırsa baba evinin çorbası kaynamaktadır, bacası tütmektedir.' İşte bu genç kardeşim onlarcası, yüzlercesi, binlercenizle beraber o baba evinin çorbasını kaynatan, bacasını tüttürenlerdir. Bunlara yürekten teşekkür ediyoruz ama onlara diyorum ki 'Kapıyı ardına kadar açık tutun çünkü baba evi, uzaktan gelen olacaktır, kapı açık olsun. Yakından gelen olur, kapı açık olsun. Başka yere gitmiş olan olur, kapı açık olsun.' Gelene 'Sakın ha kapının önüne geçip de niye geldin, geçen seçim nerelerdeydin, bizi bırakıp niye gittin, sakın hesap sormayasın. Çünkü o zaman sana sorarlar tapusu sende mi diye. Vallahi tapusu ne Özgür Özel'de, ne Kemal Beyde. Ne Bülent Ecevit'te vardı, ne rahmetli İsmet İnönü'de. Bizim baba evinin tapusu bir kişiye kayıtlıdır o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Böyle olunca Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün baba evi, ardına kadar kapı açık. Gelenin yeri evin başköşesi.' AK Partilisine, MHP'lisine söylüyorum. Uzakta oturanlara söylüyorum. Iraktan bakanlara söylüyorum. Bu baba evi öyle birinin şeytanlaştırdığı gibi, kendi kanallarından sürekli iftira attığı gibi insanların evi değildir. Hele hele efendim, 'Beka sorunu var, bunlar gelirse ezanı susturacaklar, bayrağı indirecekler, vatanı böldürecekler.' Bak kardeşim. Bu memlekette bir kez o yaşandı. Bu ülke kötü yöneticiler yüzünden işgale uğradı. İkimiz de birer taraftayız. Birimizin tarafı işgal orduları geldiğinde işgal donanmasına karşı halı serenlerdi. Vallahi biz kartal istim botunun ucunda yanındaki yaverine, 'Çocuk, merak etme. Geldiği gibi gidecekler' diyenlerdeniz. Bu ülke Allah korusun eğer günün birinde aynı tehlikeyi yaşarsa kimsenin şüphesi olmasın, Tayyip Bey çağırıyor diye havaalanına gidip kot pantolon üstüne perdelik kumaştan kefen çekenler değil dedesi Çanakkale'de kefensiz yatanlar korur bu ülkeyi. Şimdi baba evinin açık kapılarından, çok uzaklardan değil çok yakından aramıza katılanlar var. İl başkanım anons edecek, ben de rozetleri takacağım. Önümüzdeki dönemde çok daha fazla arkadaşla birlikte kampanyaya katılacaklarını ifade ediyorlar. Memleket Partisi'nin kurucu il başkanı ve son il başkanı görevi bırakıp partimize katıldı. İl yönetiminden ve ilçelerden toplam 100 arkadaşları ile aramıza katılıyorlar, kendilerine, 'Baba ocağına hoş geldiniz' diyorum. Hangi partide olursa olsun tüm Cumhuriyetçileri, tüm Atatürkçüleri, tüm vatanseverleri, milliyetçileri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün baba ocağına, CHP'ye davet ediyorum."

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşan NATO Liderler Zirvesi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştireceğini açıkladı. Kritik zirvede küresel güvenlik ve ikili ilişkiler masaya yatırılacak

24.06.2026 18:20:00
Haber Merkezi
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptığı açıklamada NATO Liderler Zirvesi'ndeki diplomasi trafiğinin en önemli ayağını duyurdu. Erdoğan, zirve programı kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile baş başa bir araya geleceğini açıkladı. Bu görüşme, iki liderin küresel ve bölgesel gelişmeleri en üst düzeyde değerlendirmesi açısından stratejik bir önem taşıyor.

Masadaki kritik başlıklar

İki lider arasında gerçekleşecek baş başa görüşmenin ajandası oldukça yoğun. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre masada yer alacak öncelikli konular şunlar:

• NATO'nun Geleceği: İttifakın genişleme stratejileri ve savunma harcamaları.

• Bölgesel Güvenlik: Orta Doğu'daki son durum ve terörle mücadelede iş birliği.

• Ukrayna Krizi: Savaşın sonlandırılmasına yönelik barış girişimleri ve stratejik adımlar.

• Ekonomik İlişkiler: Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacmini artırma hedefleri.

Küresel siyasette gözler bu randevuda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklaması, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, iki liderin yapacağı bu baş başa görüşmenin sadece Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini değil, NATO zirvesinden çıkacak ortak kararları da doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Zirve sürecinde iki liderin heyetler arası görüşmelerin yanı sıra bu özel formatta bir araya gelmesi, stratejik ortaklığın kritik başlıklarında doğrudan uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor.

Görüşmenin kesin saati ve yerine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.