logo
24 HAZİRAN 2026

Özgür Özel'den 'Anayasaya Sahip Çıkıyoruz' mitingine çağrı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi (PM) toplantısının ardından yaptığı açıklamada “Demokrasiye sahip çıkacağımız, anayasaya sahip çıkacağımız, geleceğimize, emeğimize, ekmeğimize, ülkemize, vatanımıza sahip çıkacağımız büyük miting için 14 Ocak Pazar günü saat 13.00’te tüm vatandaşlarımızı, tüm siyasi partileri, tüm meslek örgütlerini, tüm sivil toplum örgütlerini ve bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak isteyen her ferdini, bilhassa gençlerini Tandoğan meydanında geleceğimize, adalete, hukuka ve ülkemize sahip çıkan mitingimize davet ediyoruz” dedi.

04.01.2024 19:49:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'den 'Anayasaya Sahip Çıkıyoruz' mitingine çağrı
Özgür Özel'den 'Anayasaya Sahip Çıkıyoruz' mitingine çağrı
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi (PM) toplantısının ardından Can Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmaması hakkında konuştu.

Gezi davası sonucu verilen hapis cezasını anımsatan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, "AVM yapılmasın diyenden darbeci olur mu? Onlar o gün bunları istemeseydi, bugün orada övündükleri Atatürk Kültür Merkezi değil bir yandaşın AVM'si yükselecekti" dedi.

Genel Başkan Özgür Özel, "Demokrasiye sahip çıkacağımız, anayasaya sahip çıkacağımız, geleceğimize, emeğimize, ekmeğimize, ülkemize, vatanımıza sahip çıkacağımız büyük miting için 14 Ocak Pazar günü saat 13.00'te tüm vatandaşlarımızı, tüm siyasi partileri, tüm meslek örgütlerini, tüm sivil toplum örgütlerini ve bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak isteyen her ferdini, bilhassa gençlerini Tandoğan meydanında geleceğimize, adalete, hukuka ve ülkemize sahip çıkan mitingimize davet ediyoruz" dedi.

"ÜLKEMİZ OLAĞANÜSTÜ GÜNLERDEN GEÇİYOR"

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, toplantıların ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"CHP'nin Parti Meclisi toplantısının son kısmını basına açarak ve toplantımızda aldığımız kararları halkımızla, milletimizle paylaşarak sonlandırmak istedik. Bugün Parti Meclisimiz toplanarak, yaklaşan yerel seçimlere ilişkin belediye başkan adaylarımızın belirlenme sürecinde yeni adayların açıklanmasına yönelik gündemle toplanacaktı. Neredeyse her hafta yaptığımız gibi. Ancak ülkemiz olağanüstü günlerden geçiyor ve dün ortaya çıkan bir karar bugün bizim yerel seçim gündemiyle aday belirlememiz ve bunun üzerinden gündemi takip etmemizi olanaklı kılmadı. Bu toplantımızı önümüzdeki hafta, tahminen çarşamba gününe aldık. Bugün beklenen kararlar ve o güne kadar belirginleşecek adaylıkları sizlerle paylaşacağız. Ancak ilk bilgi olarak temel prensip olarak ön seçim yaptığımız bölgelerdeki adayları sandık sonuçlarına aynen uyarak adaylaştırıyoruz, geçtiğimiz hafta ön seçimi tamamlanan arkadaşlarımızın aday olarak bildirilmesini bugün karara bağladık. O konuda herhangi bir gecikme yaşamamak adına…"

"GEZİ DAVASI BAŞTAN AŞAĞIYA HUKUKSUZ BİR DAVADIR"

"Parti Meclisimiz tamamen karşı karşıya olduğumuz yargı eliyle Anayasa'yı askıya alma, yok sayma ve anayasasızlaştırma süreciyle bir sivil darbe girişimini gündeme almış durumda. Öncelikle şunu söyleyelim. Dün Yargıtay 3. Ceza Dairesinin aldığı karar, Hatay halkı tarafından milletvekili seçilmiş olan Can Atalay'ın salıverilmemesine,  dokunulmazlık hakkından yararlanmamasına, yargılamasının durdurulmasına ve gereğinin yapılmasına yönelik bir karar ve kriz olarak görünmekle beraber, bunu çok aşan bir noktaya gelmiş durumdadır. Öncelikle şunu söyleyelim, bugün Can Atalay serbest kalmış olsaydı onunla birlikte aynı koğuş ve hücrede esir tutulan Tayfun Kahraman, bir başka hücrede esir tutulan Osman Kavala, Bakırköy Kadın Cezaevinde esir tutulan Mine Özerdem, Çiğdem Mater, yargılandıkları ve delil olmadığı için ikişer kez beraat ettikleri bu davada birileri onları beraat ettirmek istedi ancak 'Ben bunu kabul etmiyorum' diyen Recep Tayyip Erdoğan'ın açık talimatıyla yeniden yargılanıp, yine hiçbir delil olmadan, delillerin olmadığı bir ortamda tamamen hukuka aykırı şekilde, bir kişinin husumeti sonucunda cezalandırıldıkları gerçeğini değiştirmezdi.

"GEZİ DAVASI ERDOĞAN'IN SİYASİ KİN DAVASIDIR"

Gezi davası baştan aşağıya hukuksuz bir davadır. Gezi davası, Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi kin davasıdır. Gezi davası, kan davasıdır. Recep Tayyip Erdoğan'ın Gezi davası, kendisini meşrulaştırmak için suçsuz insanları meşrulaştırdığı bir davadır. Bugün içeride tutulan o suçsuz insanlar, Gezi olayları sırasında temsil ettikleri meslek örgütleri adına katıldıkları platformlarda ara buluculuk rolü üstlenmişler, o günlerde yapılan görüşmelerde 'Eğer şunlar yapılırsa Gezi parkı boşalır' şartları ortaya sunulurken örneğin hükümetin istifasını istememişlerdir. Dönemin Başbakanının yurda gelmesini talep etmemişlerdir. O zaman yurtdışındaydı. Bakanların görevden uzaklaştırılmasını istememişlerdir. Onlar şartları çok basittir. Şu anda internete girip bakan tüm gençler, vatandaşlarımız görebilir. Bu güzel insanlar, 'Ağaçlar kesilmesin, bu parkın yerine topçu kışlası yapılmasın, Atatürk Kültür Merkezi yıkılıp yerine AVM yapılmasın ve haksız yere gözaltına alınan üniversite, lise öğrencisi gençler, haksız yere gözaltında tutulan arkadaşlar bırakılsın' demişlerdir. Bunun neresi darbedir? Darbe Başbakana karşı, bakanlara, milletvekillerine karşı yapılır. Yönetimi ele geçirmek, devleti ele geçirmek için yapılır. Ağaç kesilmesin diyenden darbeci olur mu? AVM yapılmasın diyenden darbeci olur mu? Onlar o gün bunları istemeseydi, bugün orada övündükleri AKM değil bir yandaşın AVM'si yükselecekti. Hepimiz biliyoruz, kimi kandırıyorsunuz? O gün orada bir AVM niyeti olmasa Taksim Platformu neden 'AKM yıkılıp AVM yapılmasın' desin? 'Neden ağaçlar kesilmeyip topçu kışlası yapılmasın' desin? Bir büyük yalanı tarih önünde, milletin vicdanında mahkum etmek boynumuzun borcudur."

"BİRİLERİ 600 MİLLETVEKİLİNE 'SİZ BİLMEZSİNİZ' DEMİŞTİR"

"Orada haksız yere yargılananlardan bir tanesi de Can Atalay'dır. Can Atalay milletvekili adayı olmuştur. Memleketi Hatay'dan milletvekili seçilmiştir. Kararı kim vermiştir? Hataylılar vermiştir. Can Atalay milletvekilliği için başvurduğunda ona 'Milletvekili olabilirsin' diye evrak verilmiştir. O evrakla Yüksek Seçim Kurulu'na başvurmuştur, ilgili seçim kuruluna başvurmuştur. Onun ismi birleşik oy pusulasına yazılmıştır, devlet tarafından. Daha sonra seçilince adına düzenlenen mazbata avukatına, vekiline verilmiştir. O mazbata Millet Meclisi'ne verilmiş, kayda sokulmuş, milletvekili olarak işlem yapılmış, yemin töreninde herkes gibi sırası gelince oturumu yöneten en yaşlı üye sıfatıyla Sayın Bahçeli tarafından, en genç üye, katip üyeye verilen talimatla 'Hatay, okuyun' denmiş, Can Atalay'ın ismi okunmuş ama kürsüye gelmemiştir. Çünkü birileri Can Atalay'ı Hatay halkına, 'Siz milletvekili seçebilirsiniz ama siz bilmezsiniz, o bilir. Onun talimatıyla biz biliriz' demiştir.

Birileri Can Atalay'a mazbata düzenleyenlere, 'Siz bilmezsiniz, onun talimatıyla biz biliriz' demiştir. Birileri, TBMM'ye ve hepimiz adına yöneten Bahçeli'ye 'Sen bilmezsin, onun talimatıyla biz biliriz' demiştir. Daha sonra Can Atalay 600 milletvekilinin oylarıyla İnsan Hakları Komisyonuna seçilmiştir. Birileri 600 milletvekiline 'Hadi oradan, siz bilmezsiniz. Birilerinin talimatıyla biz biliriz' demiştir. Mesele bu kadar açık ve nettir. Kimsenin ağrına gitmiyorsa, Meclis'in geçici başkanı sıfatıyla Devlet Bahçeli'nin ağrına gitmiyorsa, bu milletin ağrına gidiyordur. 600 milletvekilinin ağrına gitmiyorsa, bu milletin ağrına gidiyordur. Mahkemede tarafsız davranacağına yemin etmişlerin ağrına gitmiyorsa, bu milletin ağrına gidiyordur. Mesele öyle Can Atalay meselesi falan filan değildir. Mesele birilerinin kin ve kan davası uğruna kendi yetkilerini aldığı bu Anayasa'nın bir maddesini hiçe sayma meselesidir. O madde bugün 153'üncü maddedir. Açıp, okuyan görür ki Anayasa Mahkemesi kararları gerekçeli olarak yayınlanır. Yayınlandığı anda 'Anayasa Mahkemesi kararları yürütme, yasama ve yargı organları için bağlayıcıdır' demektedir. Ama birileri…

O Erdoğan. Yani anayasalar her doğan için yapılması gerekirken, kendisi için anayasa yaptıran Erdoğan. Kendini bu anayasanın da üstünde görmektedir. 'Nasılsa ben istedim diye bazı maddelerini OHAL'de elde sopa, bazı yerde döve döve, bazı yerde devletin imkanlarını kullana kullana değiştirttim. Bilseydim bunu da değiştirirdim. Keyif beni değil mi? 153 benim için yok hükmündedir' deyip, 153'üncü maddeyi yırtıp atmıştır. Onun adına 5 hakim yapmıştır ama sonra gelip o karara sahip çıkınca Recep Tayyip Erdoğan Anayasa'yı ortadan kaldırmaya çalışan bu darbe girişiminin başında olduğunu itiraf etmiştir."

"YILMAZ TUNÇ DARBE GİRİŞİMİNİN YAVERİ OLDUĞUNU İTİRAF ETMİŞTİR"

"Bugün de Yılmaz Tunç, Erdoğan'ın atadığı Adalet Bakanı. Kararı hatırlatıp, 'Meclis'in önündedir' diyerek darbe girişiminin yaverliğine, darbenin komutanının yaveri olduğunu itiraf etmiştir. Buradaki tehlike şudur, bugün 153'üncü maddenin yırtılıp atılmasına ses çıkarmazsanız, bir gün gelirler 75'inci maddeyi yırtıp atarlar. Artık biz milletvekili, Sayın Bahçeli milletvekili, MHP'liler milletvekili, AK Parti grubu milletvekili filan olmaz. Bugün Anayasa Mahkemesi yok hükmündeyse, yarın 75'i yırtıp atarlar, Millet Meclis'i yok hükmündedir. Bir gün sen bunu yaptın diye bundan cesaret alan biri, bence de 101 yok hükmünde der, Cumhurbaşkanı yok hükmündedir. Yapılan iş bindiği dalı kesmektir. Yapılan iş hepimizin meşruiyetini tartışmaya açmaktır. Yapılan iş varlığımızı borçlu olduğumuz ve bakmayın bunlar değiştirince turkuazını da bastılar da, kafalarına atınca rengini düzelttiler, rengini bayraktan alan Anayasa'yı tartışmaya açmaktır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası bu toplumun, ortak toplum sözleşmesidir. Sınırları korumak da o sınırları koruyan Mehmetçik, silahlı kuvvetler de ülke savaşa girse, ülkeyi koruyan asker de asayişimizi sağlayan polis de öğrencimizi ve evladımızı okutan öğretmen de hastamıza bakan doktor da ilacını veren eczacı da bizi günü gelince savunan avukat da yetkisini bu Anayasa'dan almaktadır. Anayasa yoksa, devlet yoktur. Devlet yoksa düzen yoktur. Bir ülkede iktidar ama en çok iktidar, devleti ve düzeni savunmak zorundadır. Devleti inkar etmek, devleti yönetmekle görevlendirilmiş birine ve onu destekleyen Devlet Beye düşmez. Onların görevi devleti korumak, devleti savunmaktır. Ama ne var ki gücün zehirlediği bu şahıs ve güç zehirlenmesindeki bu şahsa kayıtsız destek veren bu yapı, memleketi artık yönetilemez bir hale getirmiştir. Memleket muz cumhuriyetine dönmüştür. Muz cumhuriyetlerinde bile kurallar vardır, o muz ticareti bile o kurallara göre yapılmaktadır. Siz burada yazan kuralları terk ederseniz, muz ticareti bile yapamazsınız. Çünkü koyduğunuz kurala neye göre diye sorarlar. Neye göre diye…"

VATANDAŞLARA UYARI

"Bugün vatandaşlarımızı uyarmak isterim. Bu Anayasa aynı zamanda senin babandan kalmış 80 metrekarelik dairenin de güvencesidir. Çünkü bu Anayasa'da yazıyor, mülkiyet hakkı. Elindeki paranın, malının ve canının güvencesi bu Anayasa'dır. 'Bu Anayasa'nın bir maddesi artık yok' diyen, yarın 'Senin malın da yok, senin canını da korumam, canın da bana emanet' der. O yüzden Anayasa'ya sahip çıkmak, bu ülkenin geleceğine, kendi çoluğunun çocuğunun geleceğine, güvencesine sahip çıkmaktır. Anayasa'yı savunmayan üyesi olduğu sendikayı savunamaz. Anayasa'yı savunmayan üyesi olduğu meslek örgütlerini, bu memleketi savunamaz. Bu Anayasa bu memleketin Anayasasıdır. Anayasalar bu ülkedeki herkesin, bu ülkenin iyiliğini isteyen herkesin canı gibi savunması, malı gibi savunması, gözü gibi bakması gereken belgelerdir. Hepimizin üzerinde uzlaştığı yapılardır.
Buraya nasıl geldik? Bu tartışmalar nereden çıktı, uzun uzun hatırlatmayacağım. Ama bir gerçek var ki neyi unutturmaya çalışıyorlar?"

"GENCECİK ÇOCUK OKULUNDAN KOPARILIYORSA BİR MESAJ VARDIR"

"Birincisi 'Yapmayın, etmeyin' dediğimiz halde Suudi Arabistan'a gidip Cumhuriyet'in 100'üncü yılında, Cumhuriyetten önce kurulmuş iki kulübünün yaptığı Türkiye'nin onuru ve gururu bir müsabakayı Atatürk ve Cumhuriyete saygısı olmayan, geldiğinde Anıtkabir'e gitmeyen, askerimizi Türkçe selamlamaktan imtina eden Suudi Arabistan'a götürenler, orada Atatürk'ü pazarlık konusu yapanlar, bu milletin tamamından, CHP'lisinden, İYİ Partilisine, MHP'lisinden AK Partilisine, HDP'lisinden bu Meclis'te bulunmayan partilerine herkesi utandırmışlardır. O ayıplarını örtemeden 1 Ocak günü sabah erken saatlerde bir miting tertip etmişler, bir yüksek tansiyondan ve sürtüşmeden, yılbaşı gecesinden dönenlerle sabah namaza gidenleri sürtüştürmeden bir tansiyon beklentisine girmişlerdir. Sonunda hiç tasvip etmediğimiz bir sonuç ortaya çıkmıştır. Elinde bir bayrak taşıyan vatandaşı, bir gencimiz arasındaki sürtüşmeden, karşılıklı yumruklaşmaya ve bir yaralanmaya sebebiyet vermiştir. Olayı duyduğumda 'Olacağı buydu' demekten kendimi alıkoyamadım. Ardından yaşananları dikkatle takip ettik.

Ege'nin babası Zafer Beyi aradım, ilk söz şunu söyledim: 'Zafer Bey biz şiddete karşıyız. Ege'nin attığı yumruğu savunamayız. Ama bir basit yumruklama Türkiye'nin neresinde, geçmişinde hiçbir sabıkası olmayan basit müessir fiil. Geçmişinde sabıkası olmayan, adresi belli. 22-21 yaşındaki bir genci nerede tutuklamışlar? Bırakın genci, basit müessir fiilden hangi sabıkasızı tutuklamışlar.' Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, darbe komutanın yaveri Yılmaz Tunç açıklasın bakalım. Dedik ki 'Yumruğun karşısındayız ama Ege'nin tutuklanmasının da karşısındayız.' Babası dedi ki 'Ege 4 üzerinde 3,5 not ortalamalı. Pırıl pırıl bir çocuktur. Hiç böyle bir şey olmaz. Nasıl oldu biz de anlamadık.' Sonra Ege'nin savunmasını okuduk, pişman olmuş, üzgün olduğunu ve ilave yaşananların üzerine üzüntülerini dile getirmiş. Ama tutup cezaevine koydular Ege'yi. Arkadaşımız gitti ve ziyaret etti. İlk sözü şu oldu, 'Genel Başkanımızın selamı var, yumruk yanlış ama senin burada tutulman da yanlış.' Biz yumruğu savunmayız ama yumruk Türkiye'nin dört bir yanında, 81 ilde, 1000 ilçede her gün binlerce basit müessir fiil… Al ifadesini yolla. Tutup savcıya götürsen 'Niye getirdiniz bana' diyeceği bir husustan, bir gencecik çocuk okulundan, ailesinden koparılıyorsa orada başka bir husumet ve mesaj var. Bunu da görmemezlik etmedik ve etmeyeceğiz."

"MİLLETİN YOLUNDAN DEĞİL KENDİ ÇIKARLARININ YOLUNDAN YÜRÜYENLERE ARTIK YETER DEDİK"

"Bundan sonraki süreçte, son grup toplantımızda açıkça söylemiştik. Biz söylerken köpürüyorlardı, şimdi soruşturma açıldı. Cumhurbaşkanının ifadelerinden belli ki dile getirdiğimiz sorular son derece haklı. Gencecik evlatlarımızın şehit edilmesinde 'At imzayı, geç kenara, sorgulama' diyorlar ya, biz ona artık yeter dedik o gün. 'Milletin yolundan değil kendi çıkarlarının yolundan yürüyenlere artık yeter' dedik. 'Vatandaşı yoksulluğa mahkum edip, sürekli kendi çevrelerini zenginleştirenlere artık yeter' dedik. 'Devletin temel niteliklerinden olan hukuk devletini ayaklar altına alanlara artık yeter' dedik. 'Seçilmiş bir milletvekilini salmayan, bırakmayan, Anayasa Mahkemesi'nin kararına rağmen, dediğim dedik, aldığım talimat budur, başkasını tanımam' diyenlere yeter dedik. Artık ister Gezi'den, ister attığı tweetten, ister Furkan gibi aleni mahkeme tutanaklarını haberleştirmekten dolayı saray rejiminin esir tuttuğu herkesin durumuna, 'Artık yeter' dedik ve bundan sonra da 'Artık yeter' demeye devam edeceğiz."

"BİRLİK VE BERABERLİĞE SAHİP ÇIKIYORUZ"

"CHP olarak halkımızın birlik ve beraberliğine sahip çıkıyoruz. Anayasal düzen içinde bir hukuk devleti olarak Anayasal düzene sahip çıkıyoruz. Demokrasiye, adalete hep birlikte refah ve huzura, bu ülkenin refah ve huzur içinde zenginleşme umuduna sahip çıkıyoruz. Halkın iradesine, Meclis iradesine sahip çıkıyoruz. Sözün özü biz demokrasiye, biz memlekete, biz Hatay ve Türkiye'ye, bu ülkenin geleceğine sahip çıkıyoruz. Bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak için bundan sonra atacağımız adımları sizlerle paylaşmak isterim. Birincisi, Anayasa'nın 153'üncü maddesi açıktır. Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme, yargı organlarının, irade makamlarını gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamamak, Anayasa'yı fiili olarak askıya almaya teşebbüs etmek, Anayasal düzene karşı bir kalkışmadır. Bu sebeple Anayasal düzene karşı işlenen suçla mücadele etmeleri için hukuki ve siyasi hiçbir adımdan kaçınmayacağız. İlk olarak CHP tüzel kişiliği olarak bu suçu işleyen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri hakkında Hakimler, Savcılar Kurulu'na, Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin ilgili üyeleri hakkında Yargıtay'ın birinci basamak kuruluna kurumsal başvurularımızı yapıyoruz. Yargıtay Birinci Basamak Başkanlık Kurulu'nun görevden el çektirme, bu 5 hakim için görevden el çektirme kararını bir an önce almalarını kendi Anayasal görevleri olduğunu hatırlatıyoruz. Ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na bu kararı bu şekilde 5 hakimin uygulamasının Yargıtay'daki ilgili dairedeki diğer 13 hakim ve Yargıtay'daki görev yapan tüm hakimler açısından bir suçta ortaklaşma zarureti gibi algılatılıp, bunun bir Yargıtay kararı olarak dayatılması, bu hukuk insanlarının her birinin mesleki gelecek ve onurlarına lekedir. Bu yüzden cımbızla üçüncü daireden çekilen bu 5 celladın bu kararına diğer 13 hakimin iştirak etmediğini biliyoruz. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nı bu kararı, görüşülmek üzere Ceza Genel Kurulu'na götürmeye davet ediyoruz. Götürün Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na çıkalım bakalım oradan Anayasa Mahkemesi kararı uygulanır mı, uygulanmaz mı? Bu ayıba, rezalete, hukuk tanımazlığa, saraydan cesaretle adalet cellatlığına Yargıtay'ın bütün üyelerinin ortak edilmesini asla kabul etmiyoruz. Ceza Genel Kurulu'nun bu dosyayı görüşmesini, evet ilk örnek mi? Bu yol hep açık ama böyle bir hukuk tanımazlığa ilk kez birileri başvuruyor. Nerede itiraz edilecek? İşte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itiraz edecek. Neresi karara bağlayacak? Yargıtay Genel Kurulu karara bağlayacak. Yapın bakalım, güveniyorsanız kendinize, Yargıtay Genel Kurulu çıksın ve 'Bu karar hukukidir. Anayasa'ya uygundur' desin. 5 tane, 3'ü saraydan, 2'si ortağından talimatlandırılmış, 5 celladın hukuku katletmesine, geleceğimizi karartmasına sessiz kalmayacağız."

"14 OCAK PAZAR GÜNÜ GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ"

"Ayrıca tüm muhalefet partilerinin toplandığında katılacaklarını bildirdikleri, CHP ve Gelecek Partisi, Saadet Partisi, TİP, Demokrat Parti tarafından imzalanan, DEVA Partisi tarafından imzalanan, İYİ Parti ve DEM tarafından da toplandığında oturuma katılacakları ifade edilen 9 Ocak 2024 Salı günü saat 15.00'te Genel Kurulu toplantıya çağırdığımız başvurumuz burada. TBMM'yi kendi iradesine karşı yapılan bu darbe girişimi için önümüzdeki Salı günü saat 15.00'te olağanüstü toplantıya çağırıyoruz. Ayrıca CHP olarak toplumda, sivil toplumda bu darbe girişimine karşı hangi demokratik çağrı varsa o demokratik çağrılara en yürekten katkıyı katılımı sağlayacağımızı ifade ediyoruz ve gelecek hafta 14 Ocak Pazar günü 'Geleceğimize sahip çıkıyoruz' diyeceğimiz, demokrasiye sahip çıkacağımız, anayasaya sahip çıkacağımız, geleceğimize, emeğimize, ekmeğimize, ülkemize, vatanımıza sahip çıkacağımız büyük miting için 14 Ocak Pazar günü saat 13.00'te tüm vatandaşlarımızı, tüm siyasi partileri, tüm meslek örgütlerini, tüm sivil toplum örgütlerini ve bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak isteyen her ferdini, bilhassa gençlerini Tandoğan meydanında saat 13.00'te geleceğimize, adalete, hukuka ve ülkemize sahip çıkan mitingimize davet ediyoruz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum, sağ olun var olun."

Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşan NATO Liderler Zirvesi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştireceğini açıkladı. Kritik zirvede küresel güvenlik ve ikili ilişkiler masaya yatırılacak

24.06.2026 18:20:00
Haber Merkezi
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptığı açıklamada NATO Liderler Zirvesi'ndeki diplomasi trafiğinin en önemli ayağını duyurdu. Erdoğan, zirve programı kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile baş başa bir araya geleceğini açıkladı. Bu görüşme, iki liderin küresel ve bölgesel gelişmeleri en üst düzeyde değerlendirmesi açısından stratejik bir önem taşıyor.

Masadaki kritik başlıklar

İki lider arasında gerçekleşecek baş başa görüşmenin ajandası oldukça yoğun. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre masada yer alacak öncelikli konular şunlar:

• NATO'nun Geleceği: İttifakın genişleme stratejileri ve savunma harcamaları.

• Bölgesel Güvenlik: Orta Doğu'daki son durum ve terörle mücadelede iş birliği.

• Ukrayna Krizi: Savaşın sonlandırılmasına yönelik barış girişimleri ve stratejik adımlar.

• Ekonomik İlişkiler: Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacmini artırma hedefleri.

Küresel siyasette gözler bu randevuda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklaması, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, iki liderin yapacağı bu baş başa görüşmenin sadece Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini değil, NATO zirvesinden çıkacak ortak kararları da doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Zirve sürecinde iki liderin heyetler arası görüşmelerin yanı sıra bu özel formatta bir araya gelmesi, stratejik ortaklığın kritik başlıklarında doğrudan uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor.

Görüşmenin kesin saati ve yerine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.