logo
22 NİSAN 2026


Özgür Özel'den İzmirlilere: Cumhuriyete sahip çıkın

Özgür Özel, İzmir’in Dikili ilçesinde halk buluşmasına katıldı. Özel, "Bütün demokratlar birleşin ve kentlerinizi tek adamdan koruyun. Cumhuriyeti koruyun” ifadesini kullandı.

16.02.2024 13:42:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'den İzmirlilere: Cumhuriyete sahip çıkın
Özgür Özel'den İzmirlilere: Cumhuriyete sahip çıkın
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir'in Dikili ilçesinde halk buluşmasına katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada, adaylarının seçimlerden başarı ile ayrılacağını, bazı bölgelerde rekor kıracaklarını vurguladı. Özel, "Alnı açık, başı dik, yüreğinde vatan, millet, bayrak sevgisi olan, aklında ve bilincinde Cumhuriyeti kuran değerlere en üst düzeyde bağlılık olan, Atatürk'ün evlatları, Cumhuriyetin aydınlık ve güzel insanları hepiniz hoş geldiniz. Benim için çok anlamlı bir yerdeyiz. Burası benim Bornova Anadolu Lisesi'nde yatılıyken, ortaokul ikinci sınıftan başlayarak yazları gelip plajında çadır kurduğum, yatılı okul arkadaşlarımla kaldığım, festivallerine katıldığım, çınar altında Uğur Mumcu'yu dinlediğim, Kenan Evren sağ kulağımıza 'Yunanlılar düşmandır. Savaş, savaş, savaş' derken sol kulağıma 'Burası suyun iki yanında barış kentlerinden bir tanesidir, Dikili ile Midilli. Bütün insanlar kardeştir. Barış, barış, barış' diyen, yüreğime sol bilinci, aklıma sola dair bilgileri ilk kez topladığım, bugün buradaysam varlığını borçlu olduğum bir kentteyim. Kendi evimdeyim, hepinizi saygı ile selamlıyorum" dedi.

"HAVANIN HİÇ DEĞİŞMEDİĞİ MUHTEŞEM BİR YER"

"1980'lerde, 12 Eylül darbesi solun, sendikaların, siyasi partilerin üzerinden tanklarla geçip, bütün muhalefeti sindirmişken Dikili solun sesini tekrar yükselttiği, özgür düşüncenin dile getirildiği, örgütlü mücadele için yeni kol kola girmelerin başladığı, insanların birbirine cesaret ve umut verdiği bir kentti" diyen Özel, "O günden bugüne Dikili özgürlükler, demokrasi, sosyal devlet için, unutturulmaya çalışılan bütün değerlere sıkı sıkıya bağlı olan muhteşem bir yer. Dünden bugüne Dikili'ye hizmet eden bütün belediye başkanlarımıza hangi partide olursa olsunlar, dünden bugüne Dikili'ye yaptıkları hizmetler, bugünlere Dikili'yi taşıyan herkese, şimdi duygu durumu ne olursa olsun, özellikle Dikili'nin efsane belediye başkanı Osman Özgüven'e yürekten teşekkür ediyorum" ifadesini kullandı.

"BELEDİYENİN MALİ TABLOSUNU DÜZELTTİ"

Özel, "Biz, siyasi partiyiz. Bir siyasi partide belediye başkanı tercihinde bulunacağız. 11 kıymetli aday adayımız başvurdu. Hepsi birbirinden değerliydi. Hepsi bu göreve layıklar. Yarınlarda mutlaka partimize, kentinize, Dikili'nize önemli katkıları olacak. Biz bir tercih yapmak zorundaydık, genel kural memnuniyet anketi. İzmir'de memnuniyet anketleri belediye başkanları açısından güç. Çünkü İzmir seçmenin beklentisi yüksek, notu birazcık kıt. Ancak Dikili memnuniyet anketine baktığımızda, bütün ilçeler içinde ilk 3'ün içinde ve en yüksek noktada yer alan bir performans gösterdi. Ankete baktık, 'Dikili'de konuşacak ve tartışacak bir şey yok' dedik. Üzerinde en kısa konuştuğumuz ilçe Dikili'ydi, çünkü Adil Kırgöz 5 yıl boyunca belediyenin mali tablosunu düzeltmiş, eksik kalan hizmetleri, yarım kalan işleri tamamlamış. Yeni projelere başlamış, bitirmiş ve bunu sizlere iyi anlatmış. Sizlerden seçildiğinin çok üzerinde bir destek almış noktadaydı. Ben kendisini kutluyorum. Ekibini kutluyorum. Belediye çalışanlarımızı, emekçilerimizi kutluyorum. Ona sahip çıkan sizleri kutluyorum" dedi. Özel, "İş büyükşehir belediye başkanının belirlenmesine gelince orada CHP profil anketlerinde, profil çalışmalarında ortaya çıkan, işi ve gücü İzmir olacak. İşi gücü Konak, Karşıyaka, Balçova, Dikili olacak. İşi gücü Bergama, Kınık olacak. Sorunu doğru tespit edecek, sakin ve kararlı, büyük projeleri titizlikle, kararlılıkla ve iyi planlayarak yapacak, en üst düzeyde hizmet vermesi istenilen, belediyeciliği bilen, geçmişi başarılı bir isim için çalışmaların sonunda karşınızda Cemil Tugay. Bundan sonra daha önce olduğu gibi Adil Kırgöz'ün işi gücü Dikili, bundan sonra Cemil Tugay'ın işi gücü İzmir. Çalışacak, başaracak ve hepinizin yüzünü güldürecek. 2019'da seçime ittifakla girmiştik. CHP'nin yanında ittifak ortağı partiler vardı. Onların desteği vardı. Bu seçimde kurumsal ittifaklar yok. İstedik, gayret ettik ama başarılı olamadık. Herkesin kendince ve hak verdiğimiz, saygı duyduğumuz gerekçeleri var. Ancak önümüzde bir seçim var, o seçimden bir beklentisi olanlar var. Tayyip Erdoğan, 2018 seçiminde rejime kasteden Anayasa değişikliğinde tek adam yetkilerini eline aldığında artık hepimiz çok karamsardık. 2019 seçimlerinde seçmen sandıkta bu orantısız gücü dengeledi. Evet, bu sistem bir kişiyi seçiyor. Her şeye o kişi karar veriyor. Bakanlar aynı kalemle atanıyor. İl başkanı atadığı kalemle, İzmir'e vali atadığı kalem aynı dolma kalem. Aynı dolma kalemle Dikili'ye kaymakam da atıyor, AK Parti ilçe başkanını atıyor. Sapla saman birbirine karışmış. Bütün yetkiler bir yerde toplanmış. Parti devleti, devlet partisi tartışmaları almış yürümüşken millet dedi ki 'Dur bakalım, her şey senin elinde değil.' 11 büyük kenti bize ittifak ortaklarımızın da oyları ile verdiler. Verince ne oldu? Bir anda büyük karamsarlık, büyük umut ve heyecana dönüştü. Çünkü artık İstanbul'un üstünde, yanında özel kalemi, arsalara tepeden bakan, 'Bunu şu Arap şeyhine verelim, bunu şu emire verelim, burayı Katarlılara söz verdim, not edelim. Verecek, peşkeş çekecek arsa kalmayınca İstanbul'a yeni bir boğaz açalım. İstanbul'un boğazına bıçağı dayayalım. Kanal İstanbul yapalım. Etrafını Katarlılara satalım' diyen anlayış, artık İstanbul'un üstünde uçmuyordu" dedi.

CHP'li belediye başkanlarının başarılarının halk tarafından da takdir gördüğünü vurgulayan Özel, ayrıca şunları söyledi:

"GÖR BAKALIM ERDOĞAN, MİLLET TESLİM OLUYOR MU OLMUYOR MU?"

"Artık İstanbul'da halkçı belediyecilik yapan, arsaları Katarlılara vermek yerine yeşil alanlara çeviren, halkın ve milletin istediği gibi işleri yapıp, çıkar çevrelerinin elini boşta bırakan, geriye çeviren bir anlayış vardı. Bülent Arınç'ın tabiri ile Ankara'yı parsel parsel satan Melih Gökçek belediyeciliği gitmiş, öncekinin 4 katı sosyal yardım yapan, veresiye defterlerindeki borçları kapatan, insanlara doğalgaz, et dağıtan, emeklilere biner lira dağıtan bir anlayış, sosyal belediyecilik gelmişti. Bütün Türkiye'de hem muhteşem hizmetlerle tanıştı halk. Hem yalanlar çöktü. Mesela 'İstanbul'u CHP alırsa İSPARK'ı PKK'ya verecek' diyordu Soylu, o yalan ortasından çöktü. 'Ankara'da su faturalarını teröristler dağıtacak' diyorlardı ama ne kimse işinden oldu, ne teröristler iş buldu. Ama her geçen gün 2 büyük kentimizde olduğu gibi 11 kentimizi çok iyi yönettik. Bu sefer 2018 seçimlerinden sonra 2023'te çok umutluyduk, büyük heyecanımız vardı, çok inanmıştık. Ama küçük farkla maalesef başaramadık. Bu kez seçmende büyük moral bozukluğu, büyük duygusal kopuş yaşandı. İnsanlar, 'Artık sandığa gitmeyiz, meydanları doldurmayız, ümidimiz kalmadı' derken Tayyip Erdoğan işte 'Büyük kentleri geri alırım, belediyeleri de alırım ve bundan sonra beni kimse durduramaz' diyordu. Şimdi 12 yaşında çadır kurduğum kentten, ilk şehir dışı mitingi yapmaya geldiğim Dikili'de, gör bakalım Tayyip Erdoğan, millet teslim oluyor mu, olmuyor mu?"

"SEÇMEN YERLİ YERİNDE DURUYOR"

"Şimdi, ittifak Ankara'da yok. İttifak senedi yok, imzalayamadık. Bir anlaşma yapamadık. Bu seçimlere kendi adaylarımızla giriyoruz. Geçen seçimleri kazandığımız seçmen yerli yerinde duruyor. O seçmen, yüreğinde vatan, millet sevgisi olan, Atatürk sevgisi olan, saraya itirazı olan, tek adam rejimine itirazı olan seçmen. Bahçeli'nin 180 derecelik 'U dönüşü'ne itirazı olan seçmen. O seçmen demokrat, Atatürkçü, o seçmen hala Dikili, İzmir, Ankara, İstanbul ve hala 81 ilde beraber. Ben buradan bütün demokratlara sesleniyorum, bakın sosyal demokratlar, muhafazakar, milliyetçi demokratlar burada. Bütün demokratlar birleşin ve kentlerinizi tek adamdan koruyun. Cumhuriyeti koruyun. Dikili'den, Türkiye'nin dört bir yanına bir mesaj iletelim. Şimdi sizden alkışı ne kendime, ne adaylara istiyorum. Sizden sandıkta Ankara'da yapamadığımız ittifakı yapacak olan, sandıkta birleşecek olan, sandıkta tek adam rejimine teslim olmayacak olan bütün seçmenlere kuvvetli bir dayanışma alkışı istiyorum. Birleşiyoruz, hep birlikte kazanıyoruz. AK Parti'ye arsalarını parsel parsel satacağı, Arap şeyhlerine, Katar emirlerine teslim edeceği kentleri bırakmaya kimsenin niyeti yok. Kültür, sanat faaliyetlerini yasaklayan, gençlerin ne dinleyeceğine karışan, gençlerin festivallerini yasaklayan, onların yaşam biçimlerine müdahale eden anlayışa kentlerimizi teslim etmeyeceğiz. İzmir, Dikili gençlerin ve kadınların günün her saatinde güvenerek sahillerinde dolaşabildiği, oturabildikleri, kimsenin kimseye kötü gözle bakmadığı güvenli kentler olarak kalmaya devam edecek. Bunun teminatı sizlersiniz, bunun teminatı elbette CHP'liler ama iyi insanlara güveniyoruz. Geçtiğimiz seçimde bizimle Dikili ittifakını kuranlara güveniyoruz. İzmir ittifakına, Türkiye ittifakına güveniyoruz."

"CHP VE ÖZGÜR ÖZEL SİZİ NAMERDE MUHTAÇ ETMEYECEK"

"Şimdi, bizim belediye başkanlarının bir iyi bir kötü tarafı var. İyi tarafları çok çalışıyorlar. Kötü tarafları az anlatıyorlar. Bakın elimde Adil Kırgöz'ün 5 yılda yaptıkları var. 170 kilometre temiz su iletim hattından başlayın, 350 kişilik Atatürk Kültür Merkezi'ne, Dikili'de bir toplantı yapacak kapalı mekan yokken, Dikili gibi bir yere çok hak ettiği kültür merkezini yapmış, adını da ne koymuş. Mustafa Kemal Atatürk. Helal olsun. Eski belediye binasını gelir getiren bir iş merkezine dönüştürdü. Sülüklü Deresini ıslah etti, yağmur suyu deşarj hatlarını yaptı, 3 yeni kavşak yaptı. Bütün yollarımızı yaptı. Kent arşivi ve tanıtım merkezi yaptı, 6 kilometre bisiklet yolu, Çandarlı'ya kapalı pazar yeri, düğün salonu yaptı. Taziye evini yaptı. 26 yeni park, sokak sağlıklaştırma projeleri, arıtma tesisi, çevre yolları, 125 metre sıcak asfalt. 450 bin metrekare kilit parke taşı. Sosyal market. Sosyal destek projeleri. Gündüz bakım evleri, kreşler, kitap günleri, festivaller, restorasyon, doğalgaz, e-imar, U-19 Dünya Plaj Voleybol Şampiyonası, say say bitmiyor. Adil Kırgöz. O yapıyor, az anlatıyor. Siz çok alkışlayın onu. Ama bir yandan da yapılmayanlar var. Ne yapılmıyor, mesela balıkçı barınağının yapılması lazım ama yapmıyorlar, Çandarlı- Dikili arasında yolun yapılması lazım, yapmıyorlar. Dikili'de okul sorunu var, yapmıyorlar. Buradan şunu söyleyelim. Dikili geçen sefer yüzde 57-58 ile Adil Başkanı seçti. Görünen o ki tarihi bir rekor ile yeniden seçecek. Yanında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay, buradan Dikili'ye söz olsun, istedikleri kadar sizi oy veriyorsunuz diye cezalandırsınlar, hani Hatay halkını tehdit ediyor ya, diyor ki 'Merkezi yönetim ile belediye olmazsa, hizmet gelmez. Hatay mağdur olur. Olmadı mı?' deyip depremzedeyi bile CHP'li, AK Partili belediye diye ayırdığını itiraf ediyor ya. Bu yaptığı davranış vicdani değildir, kalbinin yerinde taş vardır, bu davranış mertçe bir davranış değildir. Ta Hatay'dan hepinizi tehdit etmektedir. Bu mertlik değildir ama size söz, CHP ve Özgür Özel sizi namerde muhtaç etmeyecek. Söz veriyorum."

"SİZE EMANET EDİYORUM"

"Şartları zorlayacağız, hukuki prosedürleri zorlayacağız, Balıkçı Barınağı'na da imkan olduğu ölçüde Çandarlı - Dikili yolundaki iyileştirmeyi de eğer Karayolları izin verirse yolun tamamını da biz yapacağız. Sizi namerde muhtaç etmeyeceğiz. Dikili'nin güzel insanları, iki yanıma iki başkanımı alayım, il başkanımı alayım. Ben buradan bütün Dikililere, bu çalışkan, efendi, bu 5 yılda önce borçları kapatan, yatırımları planlayan, bu zorlu dönemde bu kadar çok iş yapan bu kardeşinize bir İzmir, hatta keşke mümkün olsa Türkiye rekoru bekliyorum. Hadi bakalım. Adil Kırgöz'e sonuna kadar sahip çıkın. Cemil Tugay, tanıyan herkesin hem sevdiği, hem güvendiği, tanıdıkça da bu kadar enerjik, iş bitirici, bu kadar iyi planyan, bu kadar hızlı aksiyon alan ve tuttuğunu koparan biri olduğunu, her tanıyanın gördüğü, benim yol arkadaşım, kendisi cesareti, çalışkanlığı, sakin yapısı ama hızlı karar alan, iyi uygulayan, gerçek bir İzmir sever, gerçek bir kent sever, gerçek bir vatansever, çok iyi bir yönetici olan Cemil Tugay'ı size emanet ediyorum."

Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı

Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Elazığ'da gözaltına alınan ve Erzurum'a getirilen eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, savcılık sorgusu sonrası çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı

22.04.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı
Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Elazığ'da gözaltına alınan ve Erzurum'a getirilen eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, savcılık sorgusu sonrası çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alınan daha sonra karayoluyla Erzurum'a getirilen Tuncay Sonel, Erzurum Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi'nde yapılan 3 günlük sorgusu sonrası Erzurum Adliyesi'ne getirildi. Adliyeye geniş güvenlik önlemleri arasında getirilen Tuncay Sonel'e Gülistan Doku soruşturması ile ilgili hakkındaki iddialar yönetildi.

Savcılık ifadesi



Tuncay Sonel'in Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği ifadeden ilginç detaylar ortaya çıktı. Soruşturmanın en dikkat çeken detaylarından biri olan Gülistan Doku'ya ait sim kartın neden adli birimlere teslim edilmediği sorusuna Sonel, "hız kazanmak" savunmasıyla cevap verdi.

Sonel, ifadesinde, "Valilik binasından çıkarken Aygül Doku'yu ağlarken gördüm. Bana 'Sayın Valim bir sim kart var, savcıya ulaşamıyorum, almıyorlar' dedi. Ben de insani mülahazalarla aldım. Arama kurtarma yoğun devam ettiği için konum bilgisine hızlıca bakılması amacıyla, Ankara'da teknik bilgisine güvendiğim Gökhan komisere gönderdim" dedi.

Bilirkişi raporlarında olay günü viyadüğü gören kameraların aktif olduğunu ancak emniyet görevlilerinin "kameralar çalışmıyordu" şeklinde tutanak tuttuğuyla ilgili sorusuna ise Sonel, şöyle cevap verdi:

"Bu kamera kayıtlarının silinerek delillerin yok edilmesi talimatını ben vermedim. Üniversite bünyesinde teknik bir konu varsa oraya sorulmalıdır. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Tunceli Emniyeti'nin 'arıza yoktu' şeklindeki cevaplarından haberim yoktur. Muhatabı İl Emniyet Müdürüdür."

Yaklaşık 8 saat süren savcılık sorgusu tamamlanan Sonel, Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme (TCK 281/1), Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme (TCK 244/2), Özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134/1), Kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme (TCK 136) ve Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek (TCK 205) suçlarından tutuklanması istemiyle 1. Sulh Ceza Mahkemesine sevk edildi.

Yapılan duruşma sonrası mahkeme heyeti, Tuncay Sonel'in tutuklanmasına karar verdi. Tuncay Sonel daha sonra Erzurum Dumlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderildi.

Siirt'te sel bilançosu: 200 dekarlık alanda toprak kayması yaşand

Siirt'te etkili olan sağanak yağışların ardından meydana gelen sel felaketinin bilançosu ortaya çıkmaya başladı. Kent genelinde birçok noktada ciddi hasar meydana gelirken, tarım arazileri ve hayvancılık büyük zarar gördü

21.04.2026 14:11:00 / Güncelleme: 21.04.2026 14:13:55
İHA
Siirt'te sel bilançosu: 200 dekarlık alanda toprak kayması yaşand
Siirt'te sel bilançosu: 200 dekarlık alanda toprak kayması yaşand
Edinilen bilgilere göre, kent merkezinde yaklaşık 300 dekar tarım arazisinde toprak kayması yaşandı. Şirvan ilçesinde sel sularına kapılan 90 arılı kovan ile birlikte 80-90 küçükbaş hayvan telef oldu. Bölgede köy yollarının kapanması nedeniyle ulaşımda da aksaklıklar yaşandı. Kurtalan ilçesinde sel nedeniyle yaklaşık 10-15 ton buğday zarar görürken, 340 kanatlı hayvan ile 45-50 küçükbaş hayvanın telef olduğu bildirildi.



Tillo ilçesinde ise bir fıstık işleme tesisi tamamen hasar görürken, tarım arazilerinde kaymalar meydana geldiği ve bazı köy yollarının ulaşıma kapandığı öğrenildi.

Yetkililer, selden etkilenen bölgelerde hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü, vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi için ekiplerin sahadaki çalışmalarına aralıksız devam ettiğini belirtti.

Siirt'te 13 yaşındaki kayıp çocuk bulundu

Siirt'te kayıp ihbarı yapılan 13 yaşındaki çocuk, ekiplerin çalışmasıyla bulunarak ailesine teslim edildi

21.04.2026 14:06:00
İHA
Siirt'te 13 yaşındaki kayıp çocuk bulundu
Siirt'te 13 yaşındaki kayıp çocuk bulundu
Edinilen bilgilere göre, Şirvan ilçesine bağlı Taşlı köyü Yatağan mezrasında akşam saatlerinde kaybolan çocuk için gece saat 01.00'da kayıp ihbarı yapıldığı belirtildi.

İhbarın ardından bölgede geniş çaplı arama kurtarma çalışması başlatıldı. Çalışmalara AFAD, jandarma, komando birlikleri, sağlık ekipleri ve güvenlik korucuları katıldı.

Çalışmalarda, termal ve gece görüş sistemleri ile iz takip unsurlarının da kullanıldığı bildirildi.

Yapılan çalışmaların ardından çocuğun araçla şehir merkezine geldiği belirlendi.

Bulunan çocuk, daha sonra ailesine teslim edildi.

Kocaeli merkezli 5 ilde rüşvet operasyonu: 21 gözaltı

Kocaeli merkezli 5 ilde düzenlenen rüşvet operasyonunda 21 kişi gözaltına alındı

21.04.2026 12:39:00 / Güncelleme: 21.04.2026 12:41:54
İHA
Kocaeli merkezli 5 ilde rüşvet operasyonu: 21 gözaltı
Kocaeli merkezli 5 ilde rüşvet operasyonu: 21 gözaltı
Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya kurulan örgüte üye olma", "rüşvet", "irtikap", "resmi belgede sahtecilik", "Orman Kanununa Muhalefet", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "görevi kötüye kullanma" ile "3628 sayılı Kanuna Muhalefet" kapsamında haksız mal edinme suçlarından 21 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.



İl Jandarma Komutanlığı ve Kandıra İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince Kocaeli, Bolu, Sakarya, Afyonkarahisar ve Adana'da düzenlenen eş zamanlı operasyonda 21 zanlı yakalandı. Şüpheliler arasında 3 orman işletme şefi, 4 orman muhafaza memuru, 1 orman mühendisi, 9 orman kesim müteahhidi, 3 muhtar, 1 emlakçının olduğu öğrenildi.

Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı

İstanbul Fatih'te, 4 kişilik Böcek ailesinin 'zehirlenme' iddiasıyla hayatını kaybetmesine ilişkin, aralarında otel yetkilisi ile ilaçlama firması sahibinin de bulunduğu 5'i tutuklu 6 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıktı

21.04.2026 12:36:00 / Güncelleme: 21.04.2026 12:48:57
İHA
Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı
Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı
Almanya'dan 9 Kasım 2025'te turistik amaçla İstanbul'a gelerek 13 Kasım 2025'de 'zehirlenme' iddiasıyla hayatlarını kaybeden anne Çiğdem Böcek (27) baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek'in ölümlerine ilişkin 5'i tutuklu 6 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıktı.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, 5 tutuklu sanık ile tarafların avukatları ve müşteki aile hazır bulundu.



Tutuksuz bir sanık ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.

Duruşma, otel sahibi tutuklu sanık Hakan Oğlak'ın savunması ile devam ediyor.



Oğlunu, gelinini ve iki torununu kaybeden baba Yılmaz Böcek: "Göz göre göre ölüme gittiler"



Duruşma öncesi açıklamalarda bulunan acılı baba Yılmaz Böcek, "Göz göre göre ölüme gittiler" dedi. Acılı anne, "Benim dört tane yavrum gitti. Kapım kapandı, ocağım söndü. Ağır cezaya çarptırılmalarını istiyorum" diye konuştu.

Almanya'dan 9 Kasım 2025'te turistik amaçla İstanbul'a gelerek 13 Kasım 2025'de 'zehirlenme' iddiasıyla hayatlarını kaybeden anne Çiğdem Böcek (27) baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek'in ölümlerine ilişkin 5'i tutuklu 6 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıkacak. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek olan duruşma öncesi ailenin avukatı Yaşar Balcı, baba Yılmaz Böcek ve Cemile Yılmaz Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'nda açıklamalarda bulundu.


"Göz göre göre ölüme gittiler"



Oğlunu, gelinin ve iki torunun kaybeden baba Yılmaz Böcek, "Bizim burada bir aile olarak acımız çok büyük. Sorumsuzluk zincirlerinden dolayı aile fertlerimizi kaybettik. Benim oğlum, son dakikasına kadar çocuklarını ve kendi hayatını kurtarmak için çaba sarf etti. Bunların takside görüntülerini gördük. O şekilde hastaneye giden bir hastanın bunların şuuru yerindedir, hiçbir etkisi yoktur diye taburcu ediyorlarsa, artık bu kelimenin bittiği bir yerdir. Yani insanın ne yapması gerekiyor' Hastanede tedavi görebilmesi için bayılmaları mı gerekiyor. Sonuç, hepimiz gördük. Göz göre göre ölüme gittiler" dedi.



"Benim dört tane yavrum gitti"



Adalet istediğini belirten anne Cemile Yılmaz, "Herkes gereken cezayı alsın. Benim dört tane yavrum gitti. Kapım kapandı, ocağım söndü. İlaçladılar, neden aldılar otele benim çocuklarımı. Haber verirlerdi. Girmezdi, dışarıda yatsa üşürdü, hasta olurdu ama ölmezdi. Gereken cezayı çeksin. Ağır cezaya çarptırılmalarını istiyorum. Benim dört tane yavrum gitti, oğlumun hayalleri vardı. Onlar da çeksin cezasını. Dört tane ama geri gelmeyecek. Çeksinler cezalarını, çekmelerini istiyorum" diye konuştu.


"Sanıklar adalet karşısında hesap verecekler"



Ailenin avukatı Yaşar Balcı, sanıkların adalet karşında hesap vereceklerini söyleyerek, "Hepimizin beklemiş olduğu Böcek ailesinin bugün ilk duruşması görülecek. Sanıklar adalet karşısında hesap verecekler. Sanıkların savunması alınacak. Olay yeriyle ilgili olayı gören tanıkların ifadeleri alınacak. Sanıklar tabii ki ilk etapta tutukluluk süreciyle ilgili birtakım itirazlarda bulunacaklar. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamede taksirle adam öldürme, bilinçli taksir ve taksirle adam öldürmeden iddianame düzenlendi. Bununla ilgili bir yargılama başlayacak. Tabii biz bu konuyla ilgili detaylı araştırmalar yaptık. Özellikle bu ilaçlama firmasının 2022 yılından beri süregelen birtakım olaylarını da inceledik. Bunlarla ilgili bir Kur'an kursunda zehirlenme vakası var. Tedavi sürecinde doktorun birtakım tespitleri var. Hatta bununla ilgili başhekimliğe bir dilekçe gönderiyor. Bu ilaçlama firmasının alüminyum fosfit kullandığını, oldukça zehirli bir gaz niteliğinde olduğunu ve insanların ölümüne sebep olduğunu, hatta bu olaydan önce yine aynı hastaneye birtakım başvurular yapıldığını ve burada iki çocuktan bir tanesinin de bu şekilde öldüğünü belirtiyor. Bununla ilgili gerekli şeylerin yapılmasını talep etmiş. Başhekimliğe bir dilekçe yazmış. Bu olay sonrasında yine hepimizin bildiği bir Karan bebek olayı var. O da aynı şekilde. Orada da bir çocuk ölüyor. Buna ilişkin de soruşturma süreci devam ediyor. Yine bu olaydan sonra bir ailenin evinde bir ilaçlama var. Orada oturanlardan bir tanesi doktor, eşi de sanırım kimyager. Onlar bu durumu fark ediyorlar. Bununla ilgili havalandırma yapılmasını istiyorlar, polisi aramışlar, şirkete ulaşmışlar. Hani bu şekilde isyanları var, çok sayıda şikayetleri olmuş. Fakat söz konusu firma faaliyete devam ettiği için en son hepimizin bilmiş olduğu böyle bir acı vaka meydana geliyor. Bir aile tamamen bu şekilde katledildi" dedi.


"Her sanık için 100 yıla kadar ceza verilme durumu söz konusu"



Her sanık için 100 yıla kadar ceza verilme durumunun söz konusu olduğunu ifade eden Balcı, "Servet benim hem çocukluk arkadaşım ve hemşehrimdi. Servet'le ilgili de hem bir hukukçu olarak hem de onun hemşehrisi, aynı zamanda arkadaşı olarak benim de üstümdeki yük oldukça ağır. Biz yüce Türk adaletine güveniyoruz. Özellikle bu firmanın ısrarlı bir şekilde bu hareketlere devam ediyor olmasını biz olası kast olarak değerlendiriyoruz. Bu manada kendimizi ifade edeceğiz. Yani taksirle adam öldürmede 22 buçuk yıla kadar sanıklar için bir ceza öngörüldü. Fakat olası kast olarak değerlendirildiğinde her sanık için 100 yıla kadar ceza verilme durumu söz konusu. Burada maktul sayısı kadar ceza veriliyor. Çünkü ısrarlı bir şekilde bu eylemlerine devam ediyor" diye konuştu.


"Hak ettikleri cezaları almaları için gerekli her şeyi yapacağız, sonuna kadar bu mücadelemiz sürecek"



Balcı, cezaların azaldığında vicdanların sesinin kısıldığını belirterek, "Aynı zamanda söz konusu otelde de ciddi manada eksiklikler var. Firmanın herhangi bir sertifikası yok, firma dışında uygulayıcı şahsın da herhangi bir sertifikası yok. Otelle ilgili de sadece bir oda ilaçlanmış tahtakurusu şikayetine ilişkin. Odada şaft boşluklarında hava geçişleri var, bunlara ilişkin kapamalar yapılmamış. Zaten firmanın sertifikası olmadığı için kullanmış olduğu malzeme de tamamen biyosidel olmayan, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın iznine tabi insanların yaşam alanında kullanılması tamamen yasak olan bir ürün. Bununla ilgili bu ürünü de kaçak yollarla bir şekilde ele geçirmişler. Etkili netice doğuruyor diye bunu uyguluyorlar. Bununla ilgili de biz gerekli başvurularda bulunduk. Burada hem otel sahibi, aynı zamanda uygulayan şahıs ve ilaçlama firmasının sahibi yargılanıyor. Aynı zamanda otelde çalışan resepsiyon görevlileri de sanık olarak yargılanmaktalar. Cezalar azaldığında vicdanların sesi kısılıyor. Biz burada öncelikle bu ailenin vicdanının sesini yükseltmek için buradayız ve tüm Türk toplumu için; yani hepimizi derinden etkileyen bir olay, hak ettikleri cezaları almaları için gerekli her şeyi yapacağız, sonuna kadar bu mücadelemiz sürecek. Öncelikli olarak mahkeme tarafından sadece bu dosyaya bir gün verildi. Bizim dosyamızın yargılaması yapılacak. Bu dosyada sanıklar tabii öncelikli olarak suçtan kurtulmaya yönelik birtakım beyanlarını tekrar edecekler. Özellikle dosyadaki yapılan tetkiklerde alüminyum fosfit zaten tespit edildi. Bunu onlar kesinlikle kabul etmiyorlar, tamamen biyosidel ürün kullandıklarını iddia ediyorlar. Fakat hem firmanın hem de uygulayıcının zaten sertifikası yok, usule uygun olarak alınmış bir sertifikası yok. Tamamen yasak bir ürünü kullanıyorlar, bu da tam olarak tespit edildi" ifadelerini kullandı.

Eşme Belediye Başkanı Tozan ve 2 belediye çalışanı "irtikap" soruşturmasında tutuklandı

Uşak'ta, Eşme Belediyesi'ne yönelik "irtikap" soruşturması kapsamında gözaltına alınan Belediye Başkanı Yılmaz Tozan ve 2 belediye çalışanı tutuklandı

21.04.2026 03:01:00
AA
Eşme Belediye Başkanı Tozan ve 2 belediye çalışanı "irtikap" soruşturmasında tutuklandı
Eşme Belediye Başkanı Tozan ve 2 belediye çalışanı "irtikap" soruşturmasında tutuklandı

Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Eşme Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada gözaltına alınan Belediye Başkanı Yılmaz Tozan, eşi Burcu Tozan, Başkan Tozan'ın şoförü M.F, Eşme Belediyesi Zabıta Müdürlüğünde görevli İ.U, belediye personeli H.D. ve Eşme Belediyesi CHP'li Meclis Üyesi R.S.S. Eşme Adliyesi'ne sevk edildi.

Soruşturma kapsamında Yılmaz Tozan'ın özel kalem müdürü S.B. de gözaltına alındı.

Şüphelilerden Meclis Üyesi R.S.S. ve belediye personeli H.D. savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı.

Başkan Yılmaz Tozan, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve irtikap", şoförü M.F. ve zabıta görevlisi İ.U, "suç işleme amacıyla kurulan örgüte üye olma veya yardım etme ve irtikap" suçlarından tutuklanması talebiyle, Burcu Tozan ile özel kalem müdürü S.B. de adli kontrol şartıyla serbest bırakılması istemiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi.

Zanlılardan Başkan Tozan ile İ.U. ve M.F. tutuklandı. Burcu Tozan ve S.B. de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Yürütülen soruşturma kapsamında şüphelilerin, alkollü mekanların kapanış saatlerinin ileri alınması konusunda işyerlerinden menfaat sağladığı, ilçenin geleneksel festivali olan Uluslararası Eşme Turistik Kilim, Kültür ve Sanat Festivali'ne gelen sanatçılara ödenen ücretin faturasının yüksek gösterilerek haksız kazanç elde edildiği, ilçedeki bazı işyerlerine yönelik uygunsuz ruhsat karşılığında menfaat sağladığının tespit edildiği öğrenildi.

İncelenen banka hesaplarında Tozan'ın şoförü M.F'nin hesabında olağan dışı para hareketliliği tespit edildi.

Eşme Belediyesi'ne yönelik "irtikap" suçuna ilişkin soruşturma kapsamında 17 Nisan'da Belediye Başkanı Yılmaz Tozan, eşi Burcu Tozan, Yılmaz Tozan'ın şoförü M.F, Eşme Belediyesi Zabıta Müdürlüğünde görevli İ.U. ve belediye personeli H.D. gözaltına alınmıştı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan CHP'li Eşme Belediyesi Meclis Üyesi R.S.S. de yakalanmıştı.

Şüphelilerden O.Ü'nün ise bir başka suçtan cezaevinde bulunduğu tespit edilmişti. 

Dışişleri Bakanlığından Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi Başkanı Ağa'nın seçilmesine ilişkin açıklama

Dışişleri Bakanlığı tarafından, Irak'ta Kerkük valiliğine Türkmen bir valinin seçilmesinin kapsayıcılık, temsilde adalet ve toplumsal huzurun tahkimi konusunda tarihi bir gelişme olduğu bildirildi

21.04.2026 02:38:00
AA
Dışişleri Bakanlığından Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi Başkanı Ağa'nın seçilmesine ilişkin açıklama
Dışişleri Bakanlığından Kerkük valiliğine Irak Türkmen Cephesi Başkanı Ağa'nın seçilmesine ilişkin açıklama

Bakanlıktan konuya ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

"Kültürel çeşitliliğe ve çoğulcu bir yapıya sahip Kerkük'e Türkmen bir vali seçilmesi, kapsayıcılık, temsilde adalet ve toplumsal huzurun tahkimi bakımından son derece önemli ve tarihi bir gelişmedir." ifadesine yer verilen açıklamada, bunun aynı zamanda, Irak'ın ve Kerkük'ün asli bileşeni olan Türkmen soydaşlar bakımından meşru bir hakkın gecikmiş bir teslimi olarak görüldüğü kaydedildi.

Kerkük'te üst düzey idari görevlerin bileşenler arasında uzlaşı temelinde dönüşümlü şekilde paylaşımının, sadece Türkmenler değil, Kerkük'ü oluşturan tüm unsurlar için adil ve hakkaniyete uygun bir kazanım olduğu kaydedilen açıklamada, gelişmenin, Irak'ın ve Kerkük halkının huzur, güvenlik ve refahına katkıda bulunması temenni edildi.

Ne olmuştu

Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, Kerkük vilayeti valiliği görevine seçilen Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Muhammed Seman Ağa'ya Kerkük valiliği atama kararnamesini teslim etmişti.

Kerkük Valiliği yaklaşık 100 yıl sonra yeniden Türkmenlere geçerken. Kerkük İl Meclisi 17 Nisan'da yapılan oturumda, ITC Başkanı Muhammed Seman Ağa'yı vilayet valisi olarak seçmişti. 

Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklandı

Gülistan Doku soruşturması kapsamında adliyeye sevk edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi olan Kadın Doğum Uzmanı Dr. Çağdaş Özdemir tutuklandı

20.04.2026 19:34:00 / Güncelleme: 20.04.2026 19:45:14
İHA
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklandı
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve gözaltına alınan 13 şüpheliden aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de bulunduğu 10 şüpheli tutuklanırken 3 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Öte yandan dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi olan Kadın Doğum Uzmanı Dr. Çağdaş Özdemir, savcılığın talimatıyla Bursa Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınmıştı.

Bursa'dan Tunceli'ye getirilen ve Tunceli İl Jandarma Komutanlığı'nda ifadesi alınan Özdemir, bugün adliyeye sevk edildi.

Mahkeme karşısına çıkartılan Özdemir, tutuklandı.

Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten

Tunceli'de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında firari şüpheli Umut Altaş'ın geçici tutuklanması ve kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranması için resmi süreç başladı.

Adalet Bakanlığı, Amerika'da bulunan firari şüpheli Umut Altaş'ın iade dosyasını hem ABD makamlarına iletilmek hem de INTERPOL Genel Sekreterliği tarafından kırmızı bülten yayımlanmasını sağlamak amacıyla ilgili bakanlıklara gönderdi.

Türkiye nüfusunun yüzde 24,8'i çocuk

Türkiye'nin geçen yıl sonu itibarıyla 21 milyon 375 bin 930 olarak belirlenen çocuk nüfusu, ülke nüfusunun yüzde 24,8'ini oluşturdu

20.04.2026 10:55:00 / Güncelleme: 20.04.2026 12:16:23
Anadolu Ajansı
Türkiye nüfusunun yüzde 24,8'i çocuk
Türkiye nüfusunun yüzde 24,8'i çocuk

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin çocuk istatistiklerini açıkladı.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre, 2025 sonu itibarıyla Türkiye nüfusu, 86 milyon 92 bin 168 kişiyken bunun 21 milyon 375 bin 930'unu çocukların oluşturduğu belirlendi.

Çocuk nüfusun yüzde 51,3'ünü erkekler, yüzde 48,7'sini kızlar oluşturdu.

Birleşmiş Milletlerin (BM) tanımına göre 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1970'te toplam nüfusun yüzde 48,5'ini oluştururken bu oran 1990'da yüzde 41,8 ve 2025'te yüzde 24,8 oldu.

Nüfus projeksiyonlarına göre, çocuk nüfus oranının 2030'da yüzde 22,1, 2040'ta yüzde 17,9, 2060'ta yüzde 16,9, 2080'de yüzde 15,2 ve 2100'de yüzde 14,5 olacağı öngörüldü.

Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülke incelendiğinde, 2025'te çocuk nüfus oranının AB ortalaması yüzde 17,6 olarak kayıtlara geçti. AB üyeleri arasında en fazla çocuk nüfus oranına sahip ülkeler, sırasıyla yüzde 22,7 ile İrlanda, yüzde 20,4'er ile Fransa ve İsveç olarak kaydedildi.

Çocuk nüfus oranı en düşük ülkeler ise sırasıyla yüzde 14,5 ile Malta, yüzde 14,9 ile İtalya ve yüzde 15,5 ile Portekiz olarak belirlendi.

Türkiye'nin çocuk nüfus oranının yüzde 24,8 ile AB üyesi ülkelerden daha yüksek olduğu görüldü.

En yüksek çocuk nüfusu Şanlıurfa'da

Türkiye'de, geçen yıl en yüksek çocuk nüfus oranına sahip il yüzde 43,3 ile Şanlıurfa, en düşük orana sahip il ise yüzde 15,9 ile Tunceli olarak belirlendi.

Geçen yıl sonu itibarıyla, 21 milyon 375 bin 930 olarak belirlenen çocuk nüfusu, ülke nüfusunun yüzde 24,8'ini oluşturdu.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, geçen yıl en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il, yüzde 43,3 ile Şanlıurfa oldu. Bunu, yüzde 39,2 ile Şırnak, yüzde 36,7 ile Mardin izledi. En düşük olduğu iller ise yüzde 15,9 ile Tunceli, yüzde 16,9 ile Edirne, yüzde 17,7 ile Kırklareli olarak belirlendi.

Geçen yıl toplam hane halkı sayısı, 26 milyon 977 bin 795 oldu. Hanelerin yüzde 41,9'unda, 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunduğu görüldü. Bu hanelerin illere göre dağılımı incelendiğinde, 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunan hane halkı oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 68,2 ile Şanlıurfa, en düşük olduğu ilin yüzde 27,3 ile Tunceli olduğu tespit edildi.

Hanelerin yüzde 19,1'inde 0-17 yaş grubunda 1 çocuk, yüzde 14,1'inde 2 çocuk, yüzde 5,7'sinde 3 çocuk, yüzde 1,9'unda 4 çocuk, yüzde 1,1'inde ise 5 ve daha fazla çocuk bulunduğu kayıtlarda yer aldı.

Çocuk nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2020'de çocuk nüfusun yüzde 26,9'unun 0-4 yaş grubunda, yüzde 28,7'sinin 5-9 yaş grubunda, yüzde 28,2'sinin 10-14 yaş grubunda, yüzde 16,2'sinin 15-17 yaş grubunda yer aldığı görülürken 2025'te ise yüzde 22,7'sinin 0-4 yaş grubunda, yüzde 28,8'inin 5-9 yaş grubunda, yüzde 30,5'inin 10-14 yaş grubunda, yüzde 18'inin 15-17 yaş grubunda yer aldığı belirlendi.

Doğum İstatistiklerine göre, 2024'te canlı doğan bebek sayısı, 937 bin 559 oldu. Doğan bebeklerin 481 bin 825'inin erkek, 455 bin 734'ünün ise kız olduğu tespit edildi. Canlı doğan bebeklerin yüzde 96,7'sini tekil, yüzde 3,2'sini ikiz, yüzde 0,1'ini ise üçüz ve daha fazla çoğul doğumlar oluşturdu.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, hastanede gerçekleşen doğumların canlı doğumlar içindeki oranı, 2010'da yüzde 91,6 iken 2024'te yüzde 99,4 oldu. Beşli karma aşı (DPT+IPV+Hib) 3 doz ile aşılama oranının 2023'te yüzde 98,8 iken 2024'te yüzde 96 olduğu görüldü.

Hayat Tabloları 2022-2024 sonuçlarına göre, doğuşta beklenen yaşam süresinin Türkiye geneli için 78,1 yıl, erkekler için 75,5 yıl, kadınlar için 80,7 yıl olduğu kaydedildi. Türkiye'de, 7 yaşına ulaşan bir çocuğun kalan yaşam süresinin ortalama 72,1 yıl, erkek çocuklar için 69,5 yıl ve kız çocuklar için 74,7 yıl olduğu görüldü. Çalışma çağının başlangıcı olan 15 yaşındaki çocuklar için bu süre, 64,3 yıl olarak kayıtlara geçti. Erkek çocuklar için bu süre 61,7 yıl iken, kız çocuklar için 66,9 yıl oldu. Bu yaş için kız ve erkek çocuklar arasındaki beklenen yaşam süresi farkının, 5,2 yıl olduğu belirlendi.

En popüler bebek isimleri Alparslan ve Alya

Geçen yıl doğan bebeklere konulan en popüler erkek bebek isimleri, Alparslan, Göktuğ ve Metehan, en popüler kız bebek isimleri ise Alya, Defne ve Gökçe oldu. Doğan erkek bebeklerin 7 bin 527'sine Alparslan, 6 bin 36'sına Göktuğ, 5 bin 393'üne Metehan, kız bebeklerin 8 bin 751'ine Alya, 7 bin 731'ine Defne, 7 bin 603'üne ise Gökçe ismi verildi. Türkiye'de 2025'te 0-17 yaş grubundaki çocuklarda en çok kullanılan erkek çocuk isimlerinin Yusuf, Mustafa ve Ömer, kız çocuk isimlerinin ise Zeynep, Elif ve Ecrin olduğu görüldü.

Çalışma çağındaki yüz kişiye düşen çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı, 2019'da yüzde 34,1 iken, bu oran 2025'te yüzde 29,7'ye düştü. Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre, çocuk bağımlılık oranının 2030'ta yüzde 25,5, 2040'ta yüzde 22,1, 2060'ta yüzde 23,3, 2080'de yüzde 23,4, 2100'de yüzde 21,5 olacağı öngörüldü.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2024'te ilk kez özel gereksinim raporu alan çocukların sayısı, 96 bin 83 oldu. İlk kez özel gereksinim raporu alan çocukların yüzde 62,6'sını erkek çocuklar, yüzde 37,4'ünü ise kız çocuklar oluşturdu.

5 yaşındaki çocukların net okullaşma oranı yüzde 82,5

Milli Eğitim Bakanlığı Örgün Eğitim İstatistiklerine göre, okul öncesi eğitim seviyesinde 5 yaş net okullaşma oranının, 2024-25 öğretim yılında yüzde 82,5 olduğu görüldü. 5 yaş net okullaşma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran erkek çocuklar için yüzde 82,8, kız çocuklar için yüzde 82,3 oldu.

İlkokul seviyesinde net okullaşma oranı, 2024-25 öğretim yılında yüzde 95,4, ortaokul seviyesinde net okullaşma oranı yüzde 89,1, ortaöğretim seviyesinde net okullaşma oranı yüzde 82,9 olarak kayıtlara geçti.

Ulusal Eğitim İstatistikleri Veri Tabanı sonuçlarına göre, eğitim kademesi ve cinsiyete göre okul tamamlama oranları incelendiğinde, ilkokul tamamlama oranının 2024-25 eğitim ve öğretim döneminde yüzde 98,6 olduğu tespit edildi. Ortaokul tamamlama oranı, 2024-25 eğitim ve öğretim döneminde, yüzde 96,6 oldu. Ortaöğretim tamamlama oranının da yüzde 81,3 olduğu belirlendi. Ortaöğretim okul tamamlama oranı cinsiyete göre incelendiğinde, 2024-25 eğitim ve öğretim döneminde bu oranın erkek çocuklar için yüzde 79,2, kız çocuklar için yüzde 83,5 olduğu görüldü.

Milli Eğitim Bakanlığı Örgün Eğitim İstatistiklerine göre, Türkiye genelinde 2024-25 eğitim ve öğretim döneminde örgün eğitime devam eden öğrenci sayısı, 17 milyon 956 bin 523 oldu. Bu öğrencilerin yüzde 51,3'ünü erkek öğrenciler, yüzde 48,7'sini ise kız öğrenciler oluşturdu.

Özel eğitim gerektiren bireylere (işitme, görme, ortopedik ve hafif düzeyde zihinsel engelli) hizmet veren, özel olarak yetiştirilmiş personelin bulunduğu, geliştirilmiş eğitim programlarının uygulandığı özel öğretim kurumlarında örgün eğitime devam eden öğrenci sayısı 602 bin 729 oldu. Özel eğitim alan öğrenciler, örgün eğitimdeki öğrencilerin yüzde 3,4'ünü oluşturdu. Özel örgün eğitime devam eden öğrencilerin yüzde 62,7'sinin erkek öğrenciler, yüzde 37,3'ünün ise kız öğrenciler olduğu belirlendi.

Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre, geçen yıl toplam nüfusun yüzde 27,9'unun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında iken, çocuk nüfus için bu oranın yüzde 36,8 olduğu görüldü. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan çocuk nüfus cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran erkek çocuklarında yüzde 36, kız çocuklarında ise yüzde 37,8 olarak kayıtlara geçti.

Resmi kız çocuk evlilikleri azaldı

Evlenme İstatistiklerine göre, 16-17 yaş grubunda olan kız çocuklarının resmi evlenmelerinin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2002'de yüzde 7,3 iken bu oran 2025'te yüzde 1,5'e düştü. Diğer taraftan, aynı yaş grubunda olan erkek çocukların resmi evlenmelerinin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2002'de yüzde 0,5 iken bu oran 2025'te yüzde 0,1 oldu.

ADNKS sonuçlarına göre, geçen yıl 21 milyon 375 bin 930 çocuk nüfusun içinde sadece babası vefat etmiş çocuk sayısının 251 bin 929, sadece annesi vefat etmiş çocuk sayısının 79 bin 214, hem annesi hem de babası vefat etmiş çocuk sayısının ise 4 bin 907 olduğu görüldü.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının verilerine göre, 2025'te Türkiye genelinde kuruluş bakımı altında bulunan çocuk sayısının 15 bin 508 olduğu tespit edildi. Mevcut koruyucu aile sayısı 9 bin 96, koruyucu aile yanında bakımı sağlanan çocuk sayısı ise 10 bin 841 oldu. Evlat edindirilen çocuk sayısı, geçen yıl 681 olarak kayıtlara geçti.

Boşanma İstatistiklerine göre, geçen yıl boşanan çiftlerin sayısı 193 bin 793 oldu. Kesinleşen boşanma davaları sonucunda, 191 bin 371 çocuk velayete verildi. Çocukların velayetinin yüzde 74,6'sının anneye, yüzde 25,4'ünün ise babaya verildiği görüldü.

Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistiklerine göre, 2024'te 1-17 yaş grubunda çocuk ölümleri en fazla dışsal yaralanma ve zehirlenmeler nedeniyle gerçekleşti. Söz konusu nedenle hayatını kaybeden 1-17 yaş grubundaki çocuk sayısı, 2024'te 1538 oldu. Sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları nedeniyle 765 çocuk, iyi huylu ve kötü huylu tümörler nedeniyle 666 çocuk, dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle 413 çocuk hayatını kaybetti.

Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistiklerine göre, 2009'da bebek ölüm hızı binde 13,9 iken, 2024'te binde 9,0 oldu. Doğumdan sonraki 5 yıl içinde ölme olasılığını ifade eden 5 yaş altı ölüm hızının, 2009'da binde 17,7 iken, 2024'te binde 11,1 olduğu tespit edildi.

Psikoterapiye dair güvenilir rehber


 
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel yönetiminde, alanında uzman 21 ruh sağlığı profesyonelinin katkılarıyla hazırlanan "Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu", psikoterapiye dair merak edilen tüm sorulara sade, anlaşılır ve bilimsel temelli yanıtlar sunuyor.

18.04.2026 21:34:00
MURAT ÇORBACI
   Psikoterapiye dair güvenilir rehber
   Psikoterapiye dair güvenilir rehber

Psikoterapi kavramı günümüzde sıkça konuşulsa da ne olduğu, nasıl işlediği ve kimler için nasıl bir süreç sunduğu hâlâ pek çok kişi için belirsizliğini koruyor. Sosyal medyada, dizilerde ve gündelik söylemlerde sıkça yanlış ya da eksik biçimde temsil edilen psikoterapi; kimi zaman gizemli bir iyileşme vaadi, kimi zaman ise sıradan bir sohbet olarak algılanabiliyor. Bu bilgi kirliliği, terapiye dair gerçekçi beklentiler oluşturmayı zorlaştırırken, ruh sağlığı alanında güvenilir kaynak ihtiyacını da her geçen gün artırıyor.

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel yönetiminde, alanında uzman 21 ruh sağlığı profesyonelinin katkılarıyla hazırlanan "Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu", psikoterapiye dair merak edilen tüm sorulara sade, anlaşılır ve bilimsel temelli yanıtlar sunuyor.

"Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu" belirsizliği gidermek ve doğru bilgiyi güvenilir bir çerçevede sunmak amacıyla hazırlandı. Kitap, terapinin ne gizemli bir sihir ne de sıradan bir sohbet olduğunu; bilimsel temellere dayanan, yapılandırılmış ve etik sınırlar içinde yürütülen bir süreç olduğunu ortaya koyarken, dizilerde, sosyal medyada ve gündelik sohbetlerde yer alan yanlış temsilleri de ele alarak terapiye dair gerçekçi beklentiler oluşturmayı hedefliyor.

En çok sorulan sorulara net ve anlaşılır yanıtlar…

Alanında uzman psikologlar ve ruh sağlığı profesyonelleri tarafından kaleme alınan kitapta şu sorular bütüncül bir yaklaşımla ele alınıyor:
* Psikoterapi nedir, ne değildir?
* Kimler psikoterapisttir?
* Hangi terapi türleri vardır?
* Terapi sürecinde neler beklenmeli, neler beklenmemelidir?
Bunun yanı sıra; safsata terapiler, psikoterapinin etkili olduğu ve olmadığı durumlar, gizlilik ilkesi, psikolojik testlerin terapi sürecindeki yeri, aile, bağımlılık ve ilişkiler gibi başlıklar da kapsamlı biçimde inceleniyor.

Ruh sağlığı okuryazarlığını attırmayı hedefliyor

Toplumda ruh sağlığı okuryazarlığını artırmayı amaçlayan bu eser, psikoterapiyi tüm insani ve bilimsel yönleriyle görünür kılarak okuru kendi kendini tanıma yolculuğuna davet ediyor. Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu, terapiye başlamayı düşünenler için yol gösterici bir kaynak; terapi sürecinde olanlar için yaşadıklarını anlamlandırmaya yardımcı bir rehber; ruh sağlığı alanına ilgi duyan herkes için güvenilir bir başvuru kitabı niteliği taşıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.