logo
24 HAZİRAN 2026

Özgür Özel'den parti içine mesaj: Aday gösterildiği gün herkes partili olur

"Aday gösterildiği gün herkes partili olur. Görev yaparken herkes partilidir, önemli olan görevi bırakırken görevi emanet ederken 'hayatımın son gününe kadar bu parti için çalışacağım' demek her türlü takdirin üzerindedir.” 

13.03.2024 15:30:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'den parti içine mesaj: Aday gösterildiği gün herkes partili olur
Özgür Özel'den parti içine mesaj: Aday gösterildiği gün herkes partili olur
Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, yerel seçim çalışmalarını bugün bugün İzmir'in Ödemiş ilçesinde sürdürdü.

Ödemiş Hükümet Konağı'ı önünde düzenlenen mitinge CHP İzmir Genel Başkan Yardımcıları Deniz Yücel ve Murat Bakan, CHP İzmir Milletvekilleri Rıfat Nalbantoğlu, Ednan Arslan, Mahir Polat ve Yüksel Taşkın, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, CHP İzmir Büyükşehri Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, CHP Ödemiş İlçe Başkanı Bülent Eker, CHP Ödemiş Belediye Başkanı Mehmet Eriş, CHP Ödemiş Belediye Başkan Adayı Mustafa Turan, Tire Belediye Başkan Adayı Hayati Okuroğlu, CHP Kiraz Belediye Başkan Adayı Nasuh Coşkun, CHP Beydağ Belediye Başkan Adayı Şakir Başaran da katıldı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel yaptığı konuşmada, "Ben, dedesi CHP'li, babası CHP'li birisiyim. En kötü günde, 1999'da parti baraj altı kaldı. Manisa'da çok çok düşük bir oy aldı. O gün de CHP'liydik. Yüzde 16 oy aldığımız gün de yüzde 30'lara Manisa'yı çıkardığımızda da yarın Manisa Büyükşehir Belediyesini kazanırken de damarımızı kesseler CHP'nin renkleri akar. Partililik vardır. Ben bir partili nasıl olmalı diye baktığımda, bir kelime ile söyleyeceğim. Mehmet Eriş gibi olmalı. Böyle olmalı. Bir emekli öğretmen. 10 yıldır hizmet ediyor ama bir görev yapılacaksa Eriş başkanım gibi yapılmalı. Bir görev emanet edilecekse onun gibi emanet edilmeli. Minnetlerimi sunuyorum kendisine" dedi.

"ADAY GÖSTERİLDİĞİ GÜN HERKES PARTİLİ OLUR. ÖNEMLİ OLAN GÖREVİ BIRAKIRKEN 'BU PARTİ İÇİN ÇALIŞACAĞIM' DEMEK HER TÜRLÜ TAKDİRİN ÜZERİNDEDİR"

Özel, "Her makama gelinir, gidilir. CHP'nin protokolünde en üst makam ne genel başkanlıktır, ne grup başkanvekilliği, ne milletvekilliği, ne MYK üyeliği. Eninde sonunda o cebindeki kartın üstünde yazan CHP üyeliği görüp görebileceğimiz en üst makam, mevkidir. Çünkü Atatürk'ten emanettir. Ben CHP'nin 8'inci Genel Başkanı olarak kendime dair tek temennim şudur. Görevimizi yapıp bırakırken Mehmet Eriş'in iç huzurunda olmak ve onun gibi partili olmak, partili kalmak. Allah hepimize bunu nasip etsin. Aday gösterildiği gün herkes partili olur. Görev yaparken herkes partilidir, önemli olan görevi bırakırken görevi emanet ederken biraz önce dediği gibi hayatımın son gününe kadar bu parti için çalışacağım demek her türlü takdirin üzerindedir" diye konuştu.

"CHP'NİN NEREDE BİR GÜCÜ, NEREDE BİR ETKİSİ, YETKİSİ VARSA HEPSİNİ ÖDEMİŞ'İN EMRİNE SUNMAYA HAZIR VE KARARLIYIZ"

Özel, Ödemiş Belediye Başkan Adayı Mustafa Turan için de "20 yıldır kooperatifçilik deneyimi var. Hayvancılığı, çiftçiliği biliyor. Topraktan geliyor. Yaptığı işe, ekmeğinizi kazandığınız işi yapa yapa gelmiş. Sizin gibi alnının terini toprağa damlatan, o topraktan bereket fışkırtan, çoluğunun, çocuğunun rızkını bereketle kazanmaya çalışan, haramdan ve yalandan korkan güzel insanlarla aynı coğrafyanın insanı, sizden birisine emanet ediyoruz Ödemiş'i. CHP'nin büyükşehir belediyeleri kırsal kalkınmaya önem veren, kooperatifçiliğe önem veren, kadın emeği ve kooperatiflerine önem veren, ürettiğiniz ürüne, süte sahip çıkan, çok önemli bir vizyona sahipler. Bunu önceki dönem büyükşehir belediye başkanlarımız büyük bir başarı ile başlattılar, yürüttüler. Şimdi bu emanet Cemil Tugay'a ait. Cemil Tugay Ödemiş'e, çiftçisine, madden ve manen sahip çıkacak. Gönlü de, kendi de burada olacak. Ödemiş'i hiç yalnız bırakmayacak. Mustafa Turan ile el ele, kol kola burada ne sorun varsa büyükşehrin imkanları ile yetiştiği yerde büyükşehir ile yetişemediği yerde CHP'nin nerede bir gücü, nerede bir etkisi, yetkisi varsa hepsini Ödemiş'in emrine sunmaya hazır ve kararlıyız" ifadelerini kullandı.

"HÜKÜMETE SARI KART GÖSTERME ZAMANI"

AKP iktidarının ekonomi politikalarının yarattığı etkilere dikkat çeken Özel,"Bundan sonraki süreç artık geneldeki iktidarın gücünün yerelle dengelemesi sürecidir. İktidar 1 Nisan günü şunu görürse, emekliye 10 bin lira veriyorum, sesi çıkmıyor. Çiftçinin ürünü para etmiyor, borcunu ödeyemiyor. Sesi çıkmıyor. İşsizler var, gençler var, sesi çıkmıyor derse 4 yıl boyunca seçim yok. Acı reçete geliyor. Kemer sıkma geliyor. Kimsenin şüphesi olmasın bu memlekette kemeri beşli çete sıkmıyor. Acı reçeteyi holdingler, zengin müteahhitler içmiyor. Yine emekli, emekçi, çiftçi, köylü, hayvancı, esnaf bu zorluklarla karşı karşıya kalıyor. 1 Nisan'da bu hükümet, 'yahu bu kadar zam yaptım, bu kadar enflasyon oldu, bu kadar eziyet çektiler ama yine de oy verdiler' derse, ertesi güne yapacak bir şey yok. 1 Nisan'ın ertesi günü artık AKP'li de olsa, MHP'li de olsa emekçisi, emeklisi, çiftçisi, esnafı büyük zorlukları yaşayacak. Ama bir gün önce yapacak bir şey var. 31 Mart günü önünüzde sandık var. Bu seçim bir genel seçim değil, yerel seçim. Çalışkan ve dürüst insanlara ilçenizi emanet edeceksiniz. Ama bu seçim aynı zamanda ülkeyi yönetenlere mesaj verilecek bir seçim. Yokluktan, yoksulluktan, kıtlıktan, düşük maaşlardan, enflasyon ve hayat pahalılığından şikayeti olan herkes bu hükümete bir sarı kart gösterir, kırmızı ışık yakarsa, benim derdim boyumu aştı, hep zenginleri düşünmeyin derse o zaman bir ümit var. 31 Mart'ta bu ülkeyi yönetenlere sesimizi duyurmaya var mıyız" dedi.

"TAYYİP BEY BİRE BİR BUÇUK DÜZENİNİ BOZMASAYDI, BUGÜN 10 BİN LİRA OLAN EMEKLİ MAAŞI 26 BİN LİRA OLACAKTI"

Özel, konuşmasının devamında şunları söyledi:

"Bakın, emekli dedim. Bütün Türkiye'de emeklilerin büyük kırgınlığı, yılgınlığı var. Tayyip Erdoğan, 3 Kasım 2002 günü Türkiye'de iktidara geldi. Geldiği gün bir emekli maaşı, 1,5 asgari ücret düzeyindeydi. Tayyip Bey bu düzeni bozmasaydı, her yıl 'emekliyi enflasyona ezdirmem' deyip kimi yıl azar azar bu yıl olduğu gibi bazen çok çok, sizi enflasyon altında ezdirmeseydi, bire bir buçuk düzenini bozmasaydı, bugün 10 bin lira alan emekli 26 bin lira alacaktı. Öyle ya asgari ücret 17 bin lira. 1,5 asgari ücret dediğin 26 bin lira. Ama bugün alınan para 10 bin lira. O 10 bin lira en düşük emekli maaşı. Tayyip Bey geldiği gün 8 çeyrek altın alıyordu. Gidin kuyumcuya bakın, Google girin ve yazın 3 Kasım 2002 çeyrek altın kaç para, emekli maaşı kaç para? 8 çeyrek altın alınıyordu. Bugün aldığınız 10 bin lira 2,5 çeyrek altını zor alıyor. Arada 5,5 çeyrek altın kayıp var. Ödemiş'ten bir emekli, bir tane çeyrek altını düşürse cebinde bütün gün gezer değil mi. Nerede bu para, nereye düşürdüm, kahrolur, çıldırır. Bakın bir emekli değil, her emekli. Bir çeyrek altın değil, 5,5 çeyrek altın. Bir sefer değil her ay kaybediyor. Tayyip Erdoğan emekliyi enflasyona ezdirdiği için."

"HER ŞEYE PARA BULANLAR, EMEKLİYE PARA BULAMIYORLAR"

Sayın Kılıçdaroğlu, emekliye iki bayramda birer ikramiye dedi değil mi? Dediler 'veremezsin', dedik 'veririz.' 7 Haziran'da emekli gücünü gösterdi, oylarını AKP'ye vermedi, seçimde çoğunluğu kaybetti, 1 Kasım'da yeniden seçimlere giderken ben de vereceğim dedi. Ama 2015'de vereceğim dediğini 2018'e kadar vermedi, 2018'de bin lira verdi. Biz itiraz ettik, 'bir maaş verecektik' dedik. Bin lira yeter dedi. O beğenmediğimiz bin lira bayram ikramiyesi, tam 24 kilo dana kıyması alıyordu. Bugün 5 bin lira beklenirken, 3 bin lira yaptı bayram ikramiyesini 6 bin lirayı zor alıyor. Maaşta her ay 5,5 çeyrek altın kayıpken, Ramazan mübarek gün, Allah oruçlarınızı kabul etsin. Akşamları iftar yapılacak, 30 Ramazan. Ardından bayram sofrası kurulacak. Sadece bayram ikramiyesinde 2018'den bugüne 16 kilo dana kıyması kayıp. Mutfağınızdan, buzdolabınızdan, sofranızdan, iftarınızdan, bayram sofranızdan, çocuğunuzun ve torununuzun kursağından 16 kilo dana kıyma kayıp. Sorarım size, 2018'den bu güne böyle bir kayba uğrayan kim var? Hangi fabrikatör? Hangi zengin, hangi müteahhit, hangi beşli çete? Ama emekliye '7 bin lira verelim' dedim, 'çok para, veremeyiz' diyor. 'Para yok' diyor, beşli çeteye, müteahhitte, yazlık saraya var. Kışlık saraya, uçan saraya, yüzen saraya, bin odalı saraya var. Var, var, var. Bir asgari ücret, sarayda 55 saniyede harcanıyor. 10 bin liralık sizin maaşınız, sarayın 26 saniyelik harcamasına denk geliyor. Her şeye para bulanlar, emekliye para bulamıyorlar. Emekliye para yoksa, emekliden Tayyip Bey'e oy var mı? Elbette yok, 31 Mart'ta emekliler Tayyip Bey'e de kendilerini küçük gören herkese de karınca gibi ezmek isteyenlere de 31 Mart'ta gerekli cevabı verecek. Emekliler, emekçiler, esnaflar ve çiftçiler sakın unutmayın. Sizi ezdirmeyiz, karıncanın kardeşi var. O da CHP'dir."

"ÖĞRENCİNiN CEBİNDEN 300 BOYOZU TAYYİP ERDOĞAN ALMIŞTIR"

Özel, boyoz ve gevrek hesabı da yaptığı konuşmasına şöyle devam etti:

"Şimdi, gittiğimiz her yerde bir hesap yapıyoruz. Altın hesabını hep yapıyoruz. Afyon'da sucuk hesabı yapıyoruz. Ordu'da fındık, Manisa'da üzüm. Geçen gün Bayraklı'da konuştum, yağmurdan indim. Öğrencinin birisi akşamüstü dedi ki, Bayraklı'da hesap yapmadın. Dedim yağmur yağdı, ıslatmak istemedim. Dedi ki 'bizim krediler çok düşük.' Tayyip Bey diyor ki eskiden 300 liracık veriyorlar, ben şimdi 2 bin lira veriyorum. Bir hesap yapsana. Dedim ne hesabı yapayım? 'Boyoz ve gevrek yap' dedi. Döndük ve baktık. 2014'te 300 lira ile 333 tane gevrek alınıyor. İzmir gevreği. Peki bu seneki 2 bin lira ile ne alınıyor? 200 tane gevrek. 333 gevrek nere, 200 gevrek nere? Öğrencinin cebinden 133 gevrek çalıyorlar. Bizim öğrenci 'boyoz' dedi bir de. Boyoza baktım, 2014'te 60 kuruş. Kredi ile 500 boyoz alınıyor, 300 liralık kredi ile. 60 kuruştan 500 boyoz. 2 bin liralık kredi ile boyoz 10 lira alınıyor, 200 boyoz. 500 boyoz nerede, 300 boyoz nerede? Öğrencinin cebinden 300 boyozu Tayyip Erdoğan almıştır. Bu hesap da böyle biline."

"MİLLİ PİYANGOYU DA TÜPÇÜYE VERDİLER"

Artan enflasyon rakamlarına değinen Özel, "TÜİK diye bir kurum var. Neyin kısaltması? 'Tayyip'i Üzmeyen İstatistik Kurumu.' Kimi üzüyor, emekliyi üzüyor. Çünkü siz zammı, onun ilan ettiği enflasyona göre alıyorsunuz. Yüzde 4,53 enflasyon bulmuş. TÜİK'in hesabıyla geçen ay fiyatlar 4,53 artmış. 118 ülkeden fazla ama yanlış anlamayın, 118 ülkenin yıllık enflasyonundan fazla. Bir aylık enflasyonumuz. Hal böyle olunca faizler tırmandı. İnsanlar ne ev, ne araba alabilir oldu. Onlar tamamen hayal oldu. Şimdi diyorlar ki enflasyon düşünce ev kredisi alır, o zaman ödersiniz. Bugün 3 milyon liralık ev, 3 milyona Ödemiş'ten bir ev almak istesen, ayda ne kadar taksit ödüyorsun? 100 bin lira. 100 bin lira her ay para ödenecek. O yüzden bugün evi olmayanın ev alması, arabası olmayanın araba almasının iki tane çaresi var. Ya milli piyangodan para çıkacak ya da çok uzaklardaki tanıdık bir akrabadan çok yüklü miras kalacak. Garibanlarda, yoksulluk varken, uzaktan zengin akraba da gelmez, maalesef bir milli piyangomuz vardı, onu da tüpçüye verdiler, o da artık bu vatandaşa çıkmıyor" diye konuştu.

"İŞSİZLİK SON 32 AYIN EN YÜKSEK RAKAMI"

İşsizliğin son 32 ayın en yüksek rakamına ulaştığını belirten Özel, "İşsizlik son 32 ayın en yüksek rakamı. TÜİK'e bakarsan işsizlik oranını şöyle söylüyor. Geçen aya göre 85 bin kişi daha işsiz kaldı. Oran yüzde 9,1. TÜİK hesabı yaparken, kendi de kabul ediyor. Sadece resmi işsizleri, yani İş ve İşçi Bulma Kurumu'na başvurmuş, son bir ayda iş aramış, son 6 ayda hiç çalışmamış insanları hesaba katıyor. Oysa tam 4 milyon kişi iş aramaktan yılmış ve son 1-2 ayda iş aramaya gitmemiş. Ayrıca tam 3 milyon 235 bin kişi ayda 2 saat veya biraz fazla çalışıyor, onu işsizden saymıyorlar. Bunlar toplandığında Türkiye'deki işsizlik oranı yüzde 26,5. Geniş tabanlı işsizlik. 4 kişiden bir tanesi. Ya iş arıyor, bulamıyor. Ya iş aramadan yılmış, aramayı bırakmış ve umutsuz. Ya da en fazla ayda 2 saatlik yani bir temizliğe gitme, birinin yanında iş yapma, bir kömür çekme, bir cam silme gibi işten sayılmayacak işlerde çalışıyor. Bu şartlarda 4 kişiden biri bu durumda ama iş gençlere geldiğinde, 3 kişiden birinden fazla, yüzde 36-37 genç işsizliği. Bu Türkiye'nin en büyük beka sorunu" dedi

"DİYORLAR YA, BEKA SORUNU OLACAK. TÜRKİYE'DE YABANCILARIN GÖZÜ VAR. DIŞ GÜÇLER GELECEK. GEÇ ONU"

Özel, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

"Diyorlar ya, beka sorunu olacak. Türkiye'de yabancıların gözü var. Dış güçler gelecek. Geç onu, o dış güçler bir kere geldi. Senin tek adamlar, senin o ben Manisalıyım, bizim Manisa'da, Edirne'de doğmuş, Manisa'da büyümüş Fatih Sultan Mehmet. Her şeyi yakından takip eder, 6 yabancı dil bilir, her türlü sanatı takip eder, dünyanın en iyi topçu ustalarını, mühendislerini getirdi, dünyanın en büyük toplarını döktürdü, gemileri karadan yürüttü, böyle padişaha can kurban. Ama son zamanlar bunların çok sevdikleri, peşlerinden gittikleri, Fatih'in adını yılda bir kere İstanbul'un fethinde anıyor. Ama son birkaç padişahın adını ağzından düşürmüyor. E beka sorunu diyorsun, dış güçler diyorsun, dış güçler geldi ve donanmayı çekti, senin o çok methettikleri kırmızı halılar serdi. Benim ve bizim peşinden gittiğimiz Kartal istimbotunun ucuna çıktı, yanındaki yavere dedi ki 'Korkma evlat. Geldikleri gibi gidecekler.' İşler karıştı, işgal başladı, seninki Yıldız Sarayı'nın arka iskelesinden İngiliz zırhlısına kaçtı. Bizimki Bandırma Vapuru'na bindi, Samsun'a çıktı ve memleketi kurtardı. Ayrıca şunu görmek lazım. Bu memlekette bir gün işgal sorunu olduğunda Recep Tayyip Erdoğan çağırınca havaalanına gidip, beyaz perdelik kumaştan kefen giyenler değil Çanakkale'de dedesi kefensiz yatanların torunları kurtarır bu memleketi, kimse merak etmesin. Ama beka sorunu dediğin bütün dış güçler bu ülkede hayal kuruyor olması değil onların hayallerini boşa çıkarırız ama bu ülkenin güzel gençleri bu güzel ülkenin gençleri dünyanın başka ülkelerinde hayal kuruyor. 4 gençten 3'ü bavulları kafasında toplamış. İşte beka sorunu budur, onun için biz bu gençleri umudu olmak durumundayız. Yüzlerini güldürmek, onlara sahip çıkmak, iş bulmak ve onları bu ülkeye bağlamak durumundayız. Bunu yapacak olan, bu ülkeyi kurtaran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisi CHP'dir.

"BİZİM ADIMIZ TÜRKİYE İTTİFAKI"

Bir tarafta her gün birbirine benzeyen bir Cumhur İttifakı var. Korkutuyorlar, hakaret ediyorlar, iftira ediyorlar, şantaj yapıyorlar, yanlarına bir de kimi almışlar. Hüda-Par. Kim Hüda-Par. Eski domuz bağcıların avukatları. Hizbullahçıların bir kısmını belediye başkan adayı yaptılar, bir kısmını milletvekili adayı. 'Bekar kadınları sokak hayvanları gibi birilerine sahiplendirmek lazım' diyen zihniyeti de ittifaklarına aldılar. Hal böyle olunca bu korku, tehdit, şantaj, küfür ittifakının karşısında çok daha güçlü bir ittifak var. İçlerinde sosyal demokratlar var, milliyetçi demokratlar, muhafazakar demokratlar var. Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i, etnik kökeni ne olursa olsun Türkiye'nin bütün demokratları var. Onların adı korku, Cumhur İttifakı. Bizim adımız Türkiye ittifakı. Türkiye ittifakının renkleri ay yıldızlı, al bayrağın renkleridir. Kırmızı ile beyazdır. Biliyor musunuz renklerimizi, kırmızı ve beyaz. En büyük Türkiye. Türkiye gol atınca milli takım gol atınca ayağa kalkan herkes, filenin sultanları şampiyon olunca onlarla birlikte gözyaşı döken herkes, bu memleketin varlığını, birliğini, dirliğini savunan herkes, bu memleketi bayrağına, atasına sahip çıkan herkes Türkiye ittifakındadır. En güçlü ittifak biziz, biz kazanacağız. Siz kazanacaksınız. Ödemiş kazanacak, Türkiye kazanacak."

"SİZE İNANIYOR, GÜVENİYORUM"

Özel konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı:

"Mustafa Turan'ı, Cemil Tugay'ı, CHP'nin adaylarını sadece CHP'lilere değil geçen seçimi birlikte kazandığımız, iyi insanlara, güzel insanlara, geçen seçim birlikte olduğumuz ve şimdi ittifak kuramadıklarımıza, muhafazakar demokratlara ki CHP inanca saygılıdır, inanana saygılıdır. Ödemiş, İzmir, kimin neye inandığına karışmayan, kimsenin ibadetine karışmayan, kimsenin giyim ve kuşamına karışmayan, isteyenin örtündüğü, isteyenin örtünmediği. İsteyenin ibadet ettiği, isteyenin etmediği, kimsenin birbirine karışmadığı, özgürlüklerin, hoşgörünün, barışın kentidir. Ödemiş ve İzmir. Cemil Tugay ve Mustafa Turan'ı Ödemiş'in yalanda ve haramdan korkan güzel, iyi insanlarına, partimdeki aslan sosyal demokratlara emanet ediyorum. Hepinizi seviyoruz, bu seçimi kazanmak için sizden son bir söz duyup gidiyoruz. Mustafa Turan ve Cemil Tugay'a sahip çıkmaya, 31 Mart'ta Ödemiş ve İzmir Büyükşehir'de çok yüksek destekle bu güzel iki insanı göreve getirmeye var mıyız? Size güveniyorum, inanıyorum."

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşan NATO Liderler Zirvesi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştireceğini açıkladı. Kritik zirvede küresel güvenlik ve ikili ilişkiler masaya yatırılacak

24.06.2026 18:20:00
Haber Merkezi
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptığı açıklamada NATO Liderler Zirvesi'ndeki diplomasi trafiğinin en önemli ayağını duyurdu. Erdoğan, zirve programı kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile baş başa bir araya geleceğini açıkladı. Bu görüşme, iki liderin küresel ve bölgesel gelişmeleri en üst düzeyde değerlendirmesi açısından stratejik bir önem taşıyor.

Masadaki kritik başlıklar

İki lider arasında gerçekleşecek baş başa görüşmenin ajandası oldukça yoğun. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre masada yer alacak öncelikli konular şunlar:

• NATO'nun Geleceği: İttifakın genişleme stratejileri ve savunma harcamaları.

• Bölgesel Güvenlik: Orta Doğu'daki son durum ve terörle mücadelede iş birliği.

• Ukrayna Krizi: Savaşın sonlandırılmasına yönelik barış girişimleri ve stratejik adımlar.

• Ekonomik İlişkiler: Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacmini artırma hedefleri.

Küresel siyasette gözler bu randevuda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklaması, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, iki liderin yapacağı bu baş başa görüşmenin sadece Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini değil, NATO zirvesinden çıkacak ortak kararları da doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Zirve sürecinde iki liderin heyetler arası görüşmelerin yanı sıra bu özel formatta bir araya gelmesi, stratejik ortaklığın kritik başlıklarında doğrudan uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor.

Görüşmenin kesin saati ve yerine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.