logo
30 NİSAN 2026

Patrikhane sadece bir piskoposluk

29.01.2005 00:00:00
M. 381 yılına kadar "İstanbul Piskoposluğu" adı altında Herakleia (Marmara Ereğilisi) Metropolitliği yoluyla Efes Metropolitliğine bağlı bir kilise statüsündeki Patrikhane'nin bu statüsü, Hıristiyan dünyası için büyük önemi bulunan İznik Konsili'nde de tescil edildi. 1. Ve 2. Efes Konsillerinde de böyle mütalaa edildi. M.451'de Kadıköy Konsili'nde İmparator Thedosius'un zoruyla "ekümenik patriklik" yapıldı. Fakat bu, siyasî zorlamadan öteye geçemedi. İmparator Bacilikos zamanında toplanan konsil ve Efes toplantısı ile bu statüye son verildi. Patrik Acacius aforoz edildi. "Sen, bırak 'ekümenik' statüye sahip olmayı, biz seni 'Patrik (hane)' olarak dahi kabul etmiyoruz. Sen olsa olsa, kutsal kilise kanunları gereğince, Efes'e bağlı 'sıradan bir piskopos(luk)'sun!" denildi. Doç. Dr. M. Süreyya ŞAHİN İstanbul Patrikliği'nin Siyasî Maksatlı Ekümenikliğine Hıristiyan Âleminde Tepkiler Kadıköy Konsili'yle kiliseler arası birliğin sağlanması hedeflenirken, daha büyük gediklerin açılmasına ve Hıristiyan dünyasında bir daha birleşmemek üzere bölünmelere sebebiyet verildi. 10 Kasım'da çalışmalarını tamamlayan Konsil'in kararları delegelere zor kullanılarak imzalattırılmış; Roma heyeti ise, tehditlere rağmen 28. madde yüzünden kararları imzalamayarak Konsil'i terk edip Roma'ya dönmüş ve durumu Papa Leo'ya anlatmışlardı. Bu yüzden İmparator ve Konsil, Leo'ya birer mektup yazarak alınan kararların onaylanmasını ve bütün kiliselerde ilan edilmesini istemişti. Papa da cevabî mektubunda, "Konsilin inançla ilgili kararlarını onayladığını, fakat kilise organizasyonuyla ilgili kararlarını ve özellikle 28. maddeyi kabul edemeyeceğini" bildirdi.

Bunun üzerine İmparator, (imparatoriçe) Pulharya ve Patrik Anatolius, Papa'yı ikna etmek için tekrar övgüyle dolu mektuplar yazdılar, fakat Leo teskin olmadı.

22 Mayıs 452 tarihli mektubunda İmparator Marcian'a, "Konsil'de kabul edilen 28. maddenin, başta İznik Konsili'nin 6. maddesi ve İstanbul Konsili'nin 3. maddesiyle ters düştüğünü; binaenaleyh ataların kanunlarının, Kutsal Ruh'un statüsünün ve eski zaman geleneklerinin çiğnendiğini ve Kutsal Kitap'la ters düşüldüğünü, bu maddeyi kesinlikle kabul edemeyeceğini" yazdı.

Papa, İmparatoriçe Pulharya'ya yazdığı mektupta ise, "381'den beri, hakkı olmadığı halde, İstanbul Piskoposluğu'na bahşedilen imtiyazlara göz yumulduğunu, buna rağmen İstanbul Piskoposu Anatolius'un, selefi (kendinden önceki) Filavian'ın alçak gönüllüğününün aksine, aç gözlülüğünün doymadığını ve kesinlikle bu 28. maddeyi kabul edemeyeceğini" bildirdi.

Leo, aynı tarihte Patrik Anatolius'un mektubuna verdiği cevapta da, bizzat İmparator'u suçladıktan sonra, Anatolius'a geçmişini hatırlatarak onu açgözlülükle suçladı. Ayrıca, "İstanbul'un hiçbir metropolitlik hakkının dahi bulunmadığını, bu hakkın, sadece Apostolik menşeli kiliselere ait olduğunu" vurguladı ve "bu yüzden kendisinin (Anatolius'un) Antakya Patrikliği için Maximus'u atamasının da, kilise kanunlarına aykırı olduğunu" ileri sürdü.

Papa Leo, Saraya , bu 28. madde aleyhinde mektuplar yazmasının yanında, bir yandan da diğer piskoposlara, "İstanbul'un Apostolik menşeli olmadığını ve bu yüzden 'patriklik' statüsünü dahi taşıyamayacağını, bu hakkın sadece Roma, İskenderiye ve Antakya'ya ait olduğunu, bunun da İznik Konsili tarafından resmen kabul edildiğini" yazıyordu. Bu faaliyetlerini, İstanbul'daki vekili Cos Episkoposu Julian aracılığıyla İmparatora da bildiren Papa Leo, ölümüne kadar (10.11.461) bu madde ile olan mücadelesini sürdürdü.

Doğu Hıristiyanlarının Tepkileri

381 İstanbul Konsili kararının doğurduğu rahatsızlık ortadayken, ayrıca Kadıköy Konsili'nde Dioscoros'un aforoz edilerek sürgüne gönderilmesi, Mısır'da büyük bir gerginliğinin doğmasına sebep oldu. Mısır(İskenderiye)'lı piskoposların Kadıköy'den döndükten sonra, "başkentte kararları, baskı zoruyla imzaladıklarını" söylemeleri, zaten varolan gergin havayı iyice gerginleştirdi.

Kudüs'te de durum, bundan farklı değildi. Filistin piskoposlarından Theodosius, Kadıköy Konsili'nde patriklik statüsü kazanmak uğruna Kudüs Piskoposu Juvenal'in, İstanbul Patrikliğiyle işbirliği yaptığına tanık olmuştu. Esasen Juvenal, II. Efes Konsili'ndeki tutumuna kıyasla, bu konsilde "kaypak" bir tutum sergilemişti. Theodosius'un, Filistinli rûhânîlerle topladığı Sinod'da onun bu farklı iki tutumu kıyaslandı; onun, sırf patrik olabilmek için inançlarından taviz verdiği belirlendi. Bu durum da, onun aleyhinde kamuoyu oluşmasına yol açtı. Aleyhindeki mümayişler yüzünden burada tutunamıyarak İstanbul'a dönmek zorunda kaldı. Filistinli ruhbanlar da hemen bir Sinod toplayarak Juvenal'ı patriklikten azlederek, Theodosius'u yeni patrik olarak seçtiler.

Ve yine Kadıköy Konsili'nin bazı yanlış tasarrufları, Efes'te olduğu gibi, Güneydoğu Anadolu(Diyarbakır, Mardin...)'da da tepkilere ve aleyhte faaliyetlerin başlamasına sebep oldu.

Bu faaliyetler, Hıristiyan dünyasının her bir yanında tepkilerin gittikçe daha da yoğunlaşmasına sebep oluyordu. Fener'e verilen bu "ekümeniklik" sıfatı, "dînî bir statü" olduğu için, başkent rûhânîleri dahî dînî bakımdan bu oluşumu savunamıyorlardı. Bu defa da, bunun için çareler, daha doğrusu kılıflar aranmaya başlandı.

Fener Patrikhanesi, Ekümenikliğini İspat İçin Hîleli Yollara Başvuruyor:

Uydurma Rüya ve Sahte Belge

Önce de belirtildiği gibi, Fener Patrikhanesi, Kadıköy Konsili'nde, kararları imzalamayı kabul etmeyen rûhânîleri, siyasî gücü yanına alarak ölümle tehdit edip imzalatmışsa da, Papa Leo'nun, "Kutsal Kilise kanunlarına ve Kutsal kitaba ters düşmesi" sebebiyle "dînî açıdan" itiraz etmesi karşısında zor duruma düştü. Bütün sıkıntı, kilisesinin "Apostolik" olmaması yani "bir havârî tarafından kurulmamış" bulunmasıydı. İstanbul, 4. yy.'ın başında kurulmuş (330) bir şehir olup, Luka'nın yazdığı Resullerin İşleri adlı eserde, havârîlerin uğradıkları veya mektup yazdığı gibi, çevresinden bir havârînin geçtiğine dair en ufak bir îmâda dahî bulunulmamıştır.

Buna bir çare bulmak lazımdı. Patrikhane, kilisesini havârî Andrew'in (Andreas) kurduğu iddiasını ortaya attı. Oysa, Andrew'in İstanbul'a uğraması şöyle dursun, bu bölgeden geçerek Trakya ve Makedonya yoluyla Roma'ya gittiği hususunda dahî en ufak bir ipucu ve işaret bulunmamaktadır. Nitekim Narratio ve B. Dorotheus, Andrew'in Bizans'ta, bırakınız vaaz etmesi, kilise kurması; buralardan geçmesinin dahi imkansız olduğunu kaydetmektedirler. (Bkz. M.Çelik, Türkiye'nin Fener Patrikhanesi Meselesi, s.69).

Papa Leo'nun, dînî yönden itirazları karşısında bunalan Patrikhane, önce "Kutsal Havârîler Kilisesi" olarak adlandırdığı kilise ile havârîlerden bazılarının kutsal emanetlerinin (haç, asâ...) İstanbul'da bulunduğunu ileri sürerek, tezini, bunlar üzerine kurmaya çalıştı; fakat bu temeller zayıf ve yetersizdi. Bunun üzerine, doğruluğu şüpheli bir rüya ile, Tyrus Piskoposu Dorotheus'a isnat edilen (sahte) bir belgeyle de, İstanbul Kilisesi'nin, havârî Andrew tarafından kurulduğu, dolayısıyla Apostolik menşeli olduğu ilan edildi. Böylece Patrikhane, İstanbul Patrikliğinin hem başkent kilisesi olması, hem de ilk havârî (Andrew, Hz. İsa'nin ilk havârîsidir) tarafından kurulmuş bulunması sebebiyle Roma'dan öncelikli olması gerektiği iddiasını ileri sürmeye başladı. (Bkz. M. Çelik, Süryani Kilisesi Tarihi, S.194).

Tabiî ki, temeli bir rüyaya dayanan bu iddiaya kimse inanmadığı gibi, Patrikhane, konsillerde "alay konusu" oldu ve "sahtekârlıkla" suçlandı. Bu iddiasıyla daha da zor duruma düştüğünü gören Patrikhane, bundan da vazgeçmek zorunda kaldı.

Özetlersek, Patrikhanenin bu manevraları (çevirdiği dolaplar) ve devletin bu konudaki gayretleri, Doğu'da ve Batı'da (Patrikhane'ye kazandırılan "ekümeniklik" statüsüne karşı) doğan tepkileri yatıştıramadı. Artık devlet için iki alternatif kalmıştı: Ya Kadıköy Konsili'ni ve kararlarını iptal edecek veya ayaklanma sinyali veren bu nümayişleri, kuvvet kullanarak zorla bastıracaktı. Ne yazık ki Patrikhane'nin "Hıristiyan dünyasına hakim olma hırsları" sebebiyle zihinleri iğfal edilen devlet adamları ikinci şıkkı seçtiler ve sonuçta da tarihin en korkunç dînî katliamları gerçekleşti. Devlet de, topraklarının % 75'ini kaybederek büyük bir bedel ödedi. (Bu korkunç katliamlar için bkz. Çelik, Türkiye'nin Fener Patrikhanesi Meselesi, s.71-74)

İstanbul Patriğine Verilen

Ekümenik Statünün İptali

Patrikhane'nin ekümenik statü kazanma hırsı ile, imparatorların dînî kontrolü siyasî sistemin içine alma düşüncesi, tarihin en büyük katliamlarına sebep olmuştu. Sonuçta Kadıköy Konsili ve Patrikliğe verdiği ekümeniklik vasfı Hristiyan dünyasında hiçbir zaman kabul görmediği gibi, üstelik iç huzuru bozmuş, siyasî istikrarı da alt-üst etmiş, devleti parçalanmayla yüzyüze getirmişti.

Sonunda Bizans tahtına geçen (475) Basilikos bu tehlikeyi farketti. Bazı yanlış uygulamaları düzelterek halkın gönlünü aldı. Kilise temsilcileri ve rûhânîlerle toplantılar yaptı ve sonuçta, istikrarsızlığın önlenmesi için tek çarenin, Kadıköy Konsili'nin kararlarını iptal, Patrikliğe siyasi amaçla verilen ekümeniklik statüsünü lağvetmek olduğu kanaatine vardı.

Bu kanaatle İstanbul'a dönen İmparator, yetkili birimlerle de müşavereden sonra, hemen başkentte ekümenik bir konsilin toplanması için bir emirnâme yayınladı. Ekümenik İskenderiye ve Antakya patriklerinin de katıldığı konsil çok büyük ilgi gördü. Yaklaşık beş yüz rûhâni iştirak etti. Yapılan hararetli tartışmalar neticesinde, "Kadıköy Konsili'nin ve aldığı bütün kararların gayr-i meşrû ilan edilmesine" karar verildi. İmparator da Konsil'in bu kararına uyarak bir ferman yayınladı. Bu fermanda: "İznik Konsili'nde kabul edilen ilke ve prensiplerin dışında, bütün görüşlerin ve hangi konsilde olursa olsun, İznik'in ilkelerine ters düşen kararların gayr-i meşrû olduğunu ve özellikle Kadıköy Konsili'ni ve kararlarını lanetlediklerini" ilan etti. (Bkz. Mor İğnatius Yakup III, Tarihü'l-Kenîse, C.2, S.229-231).

Görüldüğü gibi, Konsil'in bu kararıyla Kadıköy Konsili kararları geçersiz sayılmış, böylece İstanbul Patrikliği'ne bu Konsil'de verilmiş olan "siyasî maksatlı ekümeniklik statüsü" de lağvedilmiştir. İmparator da yayınladığı fermanla bunu kabullenerek siyasî yönden meşrulaştırmıştır.

Bu fermanı, tüm Konsil üyeleri de imzaladılar. İmparator ve rûhânîlerin, Patrikhane'nin "lağvedilen ekümeniklik statüsü'nün teoride kalmaması için bir adım daha atmaları gerekiyordu: "İstanbul Patrikliği'nin ekümenik sıfat taşımadığını" bütün Hıristiyan dünyasına ispat ve ilan için, "aforoz" edilerek Kilise'den uzaklaştırılmasına karar verildi. Bunun üzerine rûhânî pederler İstanbul'dan Efes'e gelerek İskenderiye Patriği Timoteus'un başkanlığında bir Sinod topladılar. Bu Sinod'da Kadıköy Konsili'nin bütün kararlarının gayr-i meşrû olduğu bir kere daha karara bağlandı ve İstanbul Patriği Acacius (Akok) "aforoz" edildi. Sinod'un kararları, bir şükran mektubuyla birlikte İmparatora gönderildi.

Patriğin aforoz edilmesinin başkentteki konsilde değil de, Efes'teki toplantıda gerçekleştirilmesinin sebebi ise şu idi: 381 yılına kadar İstanbul Piskoposluğu Herakleia, dolayısıyla Efes Metropilitliği'ne bağlıydı. Bu tarihte Patriklik yapıldığı halde I. ve II. Efes konsillerinde de böyle mütalâa edilmiş ve bu durum 451 Kadıköy Konsili'ne kadar devam etmiştir. Rûhânîlerin, İstanbul Patriğini, başkenttekinde değil de, Efes'teki ikinci toplantıda "aforoz" ederek bütün Hıristiyan dünyasına vermek istedikleri mesaj şu idi: "Sen, bırak 'ekümenik' statüye sahip olmayı, biz seni 'Patrik (hane)' olarak dahi kabul etmiyoruz. Sen olsa olsa, kutsal kilise kanunları gereğince, Efes'e bağlı 'sıradan bir piskopos (luk)'sun!" Bundan maksat, ana mazisini (geçmişini) ve gerçek statüsünü hatırlatmaktı.

Bütün bunlara rağmen patrikler "dünyevî" iktidar/yetki hırsı yüzünden "ekümeniklik" dâvâsından bir türlü vazgeçmediler. Böylece de kaosa ve yüzbinlerce masum insanın hayatını kaybetmesine sebep oldular. (Geniş bilgi için bkz. Çelik, Türkiye'nin Fener Patrikhanesi Meselesi, S.77 vd.) Ancak İslam ordularının, üzerinde Antakya ve İskenderiye ekümenik patriklerinin bulunduğu toprakları fethetmesinden sonra artık İstanbul Patrikliği bu kiliseler üzerinde, siyasî kuvvet (İmparatorluk/Başkent Patrikliği olması) sebebiyle dünyevî hakimiyet "ekümeniklik" iddiasını kaybetti. Zaten Roma ile de artık böyle bir iddiaya kalkışamazdı. Esasen, en güçlü olduğu dönemlerde dahî bu iddiasını tutturamamıştı. Sonunda haddini bilmek, gerçeği kabullenmek zorunda kaldı ve 7. yy'dan itibaren, bu iddiasından vazgeçti; asıl konumu olan "Milli Rum Kilisesi" ne döndü. Fakat müzmin bir hastalık haline gelen bu siyasî ve dünyevî iktidar hırsı (özellikle 1050'den itibaren) tekrar tepti, bugünlerde de iyice azıttı.

Devamı Haftaya

Maden işçilerinin alacakları nasıl ödenecek?

Doruk Madencilik işçileri, ödenmeyen maaşlar, kıdem tazminatları ve çeşitli özlük hakları nedeniyle başlattıkları direnişi, Ankara’daki yoğun görüşmelerin ardından kazanımla tamamladı. Peki, Yıldızlar SSS Holding bu parayı ödemek için devletten ne aldı?

30.04.2026 20:00:00
Eyüp Kabil
Maden işçilerinin alacakları nasıl ödenecek?
Maden işçilerinin alacakları nasıl ödenecek?
Eskişehir'de faaliyet gösteren Yıldızlar SSS Holding'e bağlı Doruk Madencilik işçileri, ödenmeyen maaşlar, kıdem tazminatları ve çeşitli özlük hakları nedeniyle başlattıkları direnişi, Ankara'daki yoğun görüşmelerin ardından kazanımla tamamladı.

Bağımsız Maden-İş Sendikası üyesi madenciler, aylardır biriken alacaklarını talep etmek için Eskişehir'den Ankara'ya yürüyüş düzenlemiş, ardından Kurtuluş Parkı'nda açlık grevine başlamıştı. Günler süren eylem, İçişleri Bakanlığı koordinasyonundaki toplantılarla sonuçlandı ve işçiler, alacaklarının ödeneceğine dair bakanlık garantisi alarak eylemlerini sonlandırdı.

Aylar boyu biriken alacaklar

Doruk Madencilik işçileri, özellikle 2022'deki TMSF devrinden sonra ciddi ücret ve tazminat sorunları yaşadıklarını belirtiyordu. Birçok işçi 3 ila 5 aylık maaşlarını alamamış, zorunlu ücretsiz izin uygulamaları ve işten çıkarmalarla karşı karşıya kalmıştı. Kıdem tazminatları da 10-12 yılı aşan çalışma sürelerine rağmen ödenmemişti. İşçiler, holdingin farklı şirketler üzerinden borç yapılandırması yaparak alacak tahsilini zorlaştırdığını iddia ediyordu.

Eylemler, Eskişehir'den Ankara'ya yürüyüşle başladı ve başkentte Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önüne kadar taşındı. Açlık grevinin 9. gününde işçiler, fiziksel olarak zorlanmalarına rağmen "Vaat değil, hakkımızı istiyoruz" diyerek direnişi sürdürdü. Sendika temsilcileri, holding patronu Sebahattin Yıldız'ın lüks harcamalarına dikkat çekerek, "Sadece saatini satsa alacakların büyük kısmını ödeyebilir" eleştirisinde bulundu.

Bakanlıkların müdahalesi ve kritik görüşmeler

Direnişin kritik aşamasında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile yapılan görüşmeler dönüm noktası oldu. Sendika heyeti, bakanlık yetkilileriyle bir araya geldi. Toplantıda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı'nın koordineli şekilde süreci takip edeceği belirtildi.

Görüşmelerde şu başlıklar üzerinde uzlaşıldı:

- Ödenmemiş ücretler ve sendikal haklar

- Zorunlu ücretsiz izne çıkarılan işçilerin SGK primlerinin tamamlanması

- Mahkeme sürecindeki alacakların ödenmesi

- Genel özlük haklarının giderilmesi

Çalışma Bakanlığı, şirket tarafından yaklaşık 36 milyon TL'lik bir ödemenin hesaplara aktarıldığını açıkladı. Kalan alacakların ise kısa sürede tamamlanacağı taahhüt edildi. İşçiler, bu ödemeyi başlangıçta "50'de 1" olarak nitelendirmişti, ancak bakanlık garantörlüğüyle sürecin takip edileceği vurgusu üzerine eylemi sonlandırma kararı aldılar.

Devletten alınan vaatler

Yıldızlar SSS Holding'in işçilere olan borçlarını ödemesi için devletten alınan somut taahhütler şu şekilde özetlenebilir:

1. Üç Bakanlığın Garantörlüğü: İçişleri Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, sürecin iki haftalık periyotlarla takip edileceğini ve herhangi bir aksaklığa izin verilmeyeceğini taahhüt etti. Ankara Emniyet Müdürü de bu garantörlük çemberine dahil edildi.

2. Ödeme Takvimi ve Koordinasyon: Şirketin kalan alacakları önümüzdeki günlerde/taksitler halinde yatırması kararlaştırıldı. Bakanlıklar, ödemelerin zamanında yapılması için aktif rol üstleneceğini belirtti.

3. SGK ve Özlük Haklarının Düzeltilmesi: Ücretsiz izin dönemlerindeki prim borçlarının giderilmesi ve mahkeme alacaklarının karşılanması da masada kabul edildi.

4. Ruhsat ve Teşvik Konuları: Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar, holdinge "bir daha ruhsat vermeyeceğini" kamuoyuna açıkladı. Yerli kömüre alım garantisi ve teşviklerin devam ettiği, ancak işçiye borcu olan firmalara bu tür desteklerin verilmeyeceği yönünde daha sıkı denetim sinyali verildi. Bazı raporlarda holdingin geçmişte teşvik aldığı ancak vergi ödemediği iddiaları da gündeme geldi.

Sendika temsilcileri, "Çoğu arkadaşımızın maaşları yattı. 15 gün süre istediler, bunun garantörü bakanlıklar" diyerek uzlaşmayı duyurdu. Bağımsız Maden-İş, direnişin "zaferle sonuçlandığını" ilan etti ve işçileri Eskişehir'e uğurlama çağrısı yaptı.

Holding'in sicili ve kamuoyundaki tartışmalar

Yıldızlar SSS Holding, özelleştirmelerle büyüyen bir yapı olarak biliniyor. Doruk Madencilik'in yanı sıra farklı sektörlerde faaliyet gösteriyor. İşçiler ve sendika, holdingin TMSF'den düşük bedelle tesis aldığı, teşvikler ve alım garantilerinden yararlandığı halde işçilere ödeme yapmadığı eleştirisini sıkça dile getirdi. Patronun lüks harcamaları bu tartışmaları alevlendirdi.

Bazı kaynaklar, holdingin elektrik kapasite mekanizması ve kömür alım garantileri sayesinde devlet desteklerinden yararlandığını, buna rağmen işçilerin mağduriyetinin sürdüğünü öne sürüyor. Bakan Bayraktar'ın "İşçiye borcu olana alım garantisi verilmez dedik, buna rağmen ödemedi" sözleri de bu gerilimi yansıttı.

Günler süren açlık grevi ve Ankara'daki yoğun mücadele, işçilerin alacaklarının bir bölümünün hemen ödenmesi ve kalanının bakanlık garantisiyle takip edileceği uzlaşmasıyla noktalandı. İşçiler, "Haklarımızı söke söke aldık" diyerek eylemi sonlandırırken, sendika süreci yakından izleyeceğini açıkladı.

Bu olay, madencilik sektöründeki hak gaspları ve devlet-özel sektör-işçi ilişkilerindeki gerilimleri bir kez daha gündeme taşıdı. Bakanlıkların garantörlüğü, ödemelerin zamanında yapılmasını sağlayacak mı, yoksa yeni sorunlar mı çıkacak? Süreç, önümüzdeki haftalarda netleşecek. Madenciler ise "Direne direne kazandık" mesajıyla Eskişehir'e dönerken, benzer mağduriyet yaşayan diğer emekçiler için de bir emsal oluşturdu.

İBB davasında 15 tutuklu sanığa tahliye

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yolsuzluk suçlamasıyla açılan davada etkin pişmanlıktan yararlanan Adem Soytekin'in de aralarında olduğu 15 tutuklu sanık için tahliye kararı verildi

30.04.2026 17:00:00
Haber Merkezi
İBB davasında 15 tutuklu sanığa tahliye
İBB davasında 15 tutuklu sanığa tahliye
İBB davası Silivri'deki cezaevi karşısında bulunan duruşma salonunda görülüyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yolsuzluk suçlamasıyla açılan davada etkin pişmanlıktan yararlanan Adem Soytekin'in de aralarında olduğu 15 tutuklu sanık için tahliye kararı verildi.
İBB'ye yönelik açılan yolsuzluk davasında  bugün 30. duruşma görüldü.

Duruşma savcısı 9 kişi için için tahliye talebinde bulundu. Verilen aranın ardından mahkeme heyeti 15 tutuklu için tahliye kararı verdi.

Tahliye kararı verilen isimler şöyle:

-İBB Bilgi İşlem Çalışanı Emrah Yüksel,
-Veri Uzmanı İsmet Korkmaz,
-İBB çalışanı Mehmet Çağlar Kuru,
-İBB Dijital İletişim Koordinatörü Ulaş Yılmaz,
-İBB çalışanı Yusuf Utku Şahin,
-Ekrem İmamoğlu'nun Güvenlik Koruma Müdürü Çağlar Türkmen,
-Etkin pişmanlıktan yararlanan Adem Soytekin,
-Beyoğlu Belediyesi çalışanı Seyhan Özcan,
-İstanbul Şube Sekreteri Nuri Cem Ceylan,
-Esma Bayrak,
-Murat Keleş,
-İsmail Akkaya,
-Harun Cengiz Beğenmez,
-Mehmet Kaya.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi kabul edecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul edecek.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından yapılan açıklamaya göre, görüşme saat 17.30’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilecek.

30.04.2026 16:36:00
Haber Merkezi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi kabul edecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi kabul edecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul edecek.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından yapılan açıklamaya göre, görüşme saat 17.30'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilecek.

Bu yılın ikinci görüşmesini gerçekleştirecek Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahçeli'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Beştepe'de kabul edecek. İlk görüşme 21 Ocak'taydı. İkinci görüşmenin de adresi yine Cumhurbaşkanlığı Külliyesi olacak. Yaklaşık 3 aylık bir aranın ardından Erdoğan-Bahçeli ikilisinin bir araya geldiğini söylememiz gerekiyor. Zaman zaman resepsiyonlarda, katıldıkları törenlerde görüşüyorlar ama bu baş başa görüşmenin bir önceki görüşmeden farklı olarak 3 ay aradan sonra gerçekleşmesi dikkat çekiyor.

Gündemde oldukça dikkat çekici başlıklar var. İç politikaya değinecek olursak, şüphesiz 'Terörsüz Türkiye' süreci ilk sırada geliyor. Devam eden silah bırakma faaliyetlerinde gelinen son durumu Erdoğan ve Bahçeli ikilisi tarafından ele alınması bekleniyor.

İBB soruşturmasında Muhittin Böcek'in gelini ve 2 şüpheli hakkında gözaltı kararı

İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında, haklarında gözaltı kararı verilen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek'in de aralarında olduğu 2 şüpheli gözaltına alındı.

30.04.2026 12:58:00
Haber Merkezi
İBB soruşturmasında Muhittin Böcek'in gelini ve 2 şüpheli hakkında gözaltı kararı
İBB soruşturmasında Muhittin Böcek'in gelini ve 2 şüpheli hakkında gözaltı kararı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik "suç örgütü yöneticisi olmak", "suç örgütüne üye olmak", "irtikap", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık", "kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek" ve "ihaleye fesat karıştırmak" suçlarından yürütülen yolsuzluk soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek'in de aralarında olduğu 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Bunun üzerine polis ekipleri Zuhal Böcek ile 1 şüpheliyi gözaltına alırken, diğer şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor.

Aynı soruşturma kapsamında, Muhittin Böcek'in başdanışmanı, Antalya Büyükşehir Belediyesinde çalışan 2 personel ile 2 şoför tutuklanmıştı.

İBB soruşturmasında yeni gözaltılar

İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında, haklarında gözaltı kararı verilen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek'in de aralarında olduğu 2 şüpheli gözaltına alınırken, 1 şüpheliyi yakalama çalışması sürüyor

30.04.2026 09:39:00
AA
İBB soruşturmasında yeni gözaltılar
İBB soruşturmasında yeni gözaltılar

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İBB'ye yönelik "suç örgütü yöneticisi olmak", "suç örgütüne üye olmak", "irtikap", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık", "kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek" ve "ihaleye fesat karıştırmak" suçlarından yürütülen yolsuzluk soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek'in de aralarında olduğu 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Bunun üzerine polis ekipleri Zuhal Böcek ile 1 şüpheliyi gözaltına alırken, diğer şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor.

Aynı soruşturma kapsamında, Muhittin Böcek'in başdanışmanı, Antalya Büyükşehir Belediyesinde çalışan 2 personel ile 2 şoför tutuklanmıştı.

İstanbul merkezli "suç gelirlerinin aklanması" operasyonunda 11 zanlı yakalandı

30.04.2026 09:00:00
AA
İstanbul merkezli "suç gelirlerinin aklanması" operasyonunda 11 zanlı yakalandı
İstanbul merkezli "suç gelirlerinin aklanması" operasyonunda 11 zanlı yakalandı

İstanbul merkezli 3 ilde düzenlenen operasyonda, örgütlü şekilde içki kaçakçılığı yaparak suçtan kaynaklanan gelirleri üçüncü kişiler ve çeşitli şirketler aracılığıyla kendi hesaplarına aktardıkları ve suç gelirlerinin kaynağını meşru göstermeye çalıştıkları belirlenen 11 şüpheli gözaltına alındı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçunun önlenmesi, şüphelilerin yakalanmasına yönelik Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde çalışma yürüttü.

Yapılan çalışmalarda ekipler, şüphelilerin, örgütlü şekilde içki kaçakçılığı yaparak suçtan kaynaklanan gelirleri üçüncü kişiler ve çeşitli şirketler aracılığıyla kendi hesaplarına aktardıklarını, bu yöntemle suç gelirlerinin kaynağını gizlemeye ve meşru göstermeye çalıştıklarını tespit etti.

Mali incelemelerde zanlılara ait hesaplarda yaklaşık 1,4 milyar lira tutarında finansal hareketlilik bulunduğunu belirleyen ekipler, İstanbul, Kırıkkale ve Kocaeli'de tespit edilen adreslere eş zamanlı operasyon düzenledi.

Operasyonda 11 şüpheli gözaltına alındı. Mali tedbirler kapsamında ise 7 taşınmaz, 8 taşınır mal varlığı ile 12 kişiye ait banka hesapları, 2 şirkete ait hisse ve hesaplara el konuldu.

Şüpheliler, işlemleri için emniyete götürüldü. 

İzmir'de freni patlayan tır 9 araca çarptı

İzmir'in Bornova ilçesinde freni patlayan tır, içerisinde polis aracı ve kamyon da olmak üzere 9 araca çarptı

29.04.2026 18:34:00
Anadolu Ajansı
İzmir'de freni patlayan tır 9 araca çarptı
İzmir'de freni patlayan tır 9 araca çarptı

Manisa'dan İzmir'e gelen plakası ve sürücüsü henüz belirlenemeyen tırın İstanbul Caddesi üzerinde freninin patlaması nedeniyle karşı şeride geçti.

Tır, yolda aralarında kamyon, polis arabası ve 7 araca daha çarparak yol kenarındaki dereye devrildi.

İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada ilk belirlemelere göre 2 polis yaralandı. Yaralılar Ege Üniversitesi Hastanesi'nde kaldırıldı.

Kaza nedeniyle yol bir süre trafiğe kapatılırken, kaza yapan araçların yoldan kaldırılmasının ardından yolun bir kısmı yeniden trafiğe açıldı.

Ülke genelinde hava sıcaklıkları düşecek

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bağlı Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün son tahminlerine göre, ülke genelinde 1 Mayıs Cuma gününden itibaren batı kesimlerinden başlayarak serin ve yağışlı havanın etkili olması bekleniyor. Yağışların genel olarak sağanak ve gök gürültülü sağanak şeklinde, yüksek kesimlerde ise karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde olacağı tahmin ediliyor

29.04.2026 18:21:00 / Güncelleme: 29.04.2026 18:23:57
İhlas Haber Ajansı
Ülke genelinde hava sıcaklıkları düşecek
Ülke genelinde hava sıcaklıkları düşecek
Meteoroloji Genel Müdürlüğü, ülke genelinde mevsim normalleri civarında seyreden hava sıcaklıklarının 1 Mayıs Cuma günü itibarıyla hissedilir derecede azalacağını duyurdu. Son tahminlere göre önümüzdeki hafta ortasına kadar sıcaklığın mevsim normallerinin altında seyretmesi bekleniyor. Sıcaklıklardaki düşüşe bağlı olarak özellikle iç kesimlerin yükseklerinde buzlanma ve don hadiseleri görülebilir. Yağışların genel olarak sağanak ve gök gürültülü sağanak şeklinde, yüksek kesimlerde ise karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde olacağı tahmin ediliyor.

Meteoroloji'den yapılan açıklamada düşük sıcaklıklar nedeniyle iç kesimlerin yükseklerinde yerel zirai don riski bulunduğu belirtilerek, vatandaşların meteorolojik erken uyarıları takip etmesi önerildi. 1-6 Mayıs tarihleri arasında bazı il merkezlerinde beklenen en düşük hava sıcaklıkları şöyle:

"Ankara 3 derece, İstanbul 8 derece, İzmir 7 derece, Konya 7 derece, Kocaeli 9 derece, Bolu 2 derece, Samsun 7 derece, Trabzon 9 derece, Tokat 5 derece, Erzurum 1 derece, Eskişehir 3 derece, Afyonkarahisar 3 derece, Balıkesir 4 derece, Sivas 5 derece."

MİT "çok gizli" Humeyni belgesini paylaştı

MİT, Ayetullah Humeyni’nin 1964’teki Türkiye sürgünü sırasında Bursa’da “İranlı misafir” kod adıyla korunduğunu gösteren 11 Kasım 1964 tarihli “Çok Gizli” belgeyi kamuoyuyla paylaştı

29.04.2026 16:10:00
Haber Merkezi
MİT "çok gizli" Humeyni belgesini paylaştı
MİT "çok gizli" Humeyni belgesini paylaştı
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), resmi internet sitesinin "Özel Koleksiyon" bölümünde yer alan "Belgeler" kısmına yeni bir arşiv belgesi ekledi. bugün kamuoyuna açılan belge, İran İslam Devrimi'nin lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin (Ayetullah Humeyni) 1964-1965 yılları arasındaki Türkiye ikametiyle ilgili "çok gizli" ibareli bir emir yazısını içeriyor. Belge, dönemin Milli Emniyet Hizmeti Reisi Ziya Selışık'ın imzasıyla 11 Kasım 1964 tarihinde İstanbul Merkez Şefliği'ne gönderilmiş.

Belge, Humeyni'nin 4 Kasım 1964 ile 5 Ekim 1965 tarihleri arasında MİT'in (dönemin adıyla Milli Emniyet Hizmeti - MAH) gözetiminde Bursa'da ikamet ettiğini ortaya koyuyor. Yazıda "İranlı misafir" ifadesiyle anılan Humeyni için özel güvenlik ve lojistik önlemler alınmış. Tam metin şöyle:

"İranlı misafir Türkiye'ye gelmiş ve Bursa'da ikameti kararlaştırılmıştır. Misafirin kalacağı evin ve misafirle ilgili diğer işler Bursa Yuva Amirliğince bizzat tanzim edilecektir. Gerekli talimat yazılı ve şifahi olarak Bursa Yuva Amirliği'ne gönderilmiştir. Misafirle ilgili şifre ve diğer muhaberatta 'belli' takma adı kullanılacaktır. Bilgilerini rica ederim."

Bu talimatlarla Humeyni'nin konaklayacağı evin düzenlenmesi, tüm lojistik işlerin Bursa Yuva Amirliği tarafından doğrudan üstlenilmesi ve operasyonel güvenlik için "belli" kod adının kullanılması emrediliyor. Belge, Humeyni'nin Türkiye'deki varlığının yüksek gizlilik düzeyinde yönetildiğini gösteriyor.

Humeyni'nin Türkiye sürgünü

Ayetullah Humeyni, İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi rejimine karşı sert muhalefeti nedeniyle 1963'teki 15 Hordad ayaklanmasından sonra tutuklanmıştı. 1964'te Şah'ın "Beyaz Devrim" politikalarına ve özellikle ABD askeri personeline yargı muafiyeti tanıyan yasaya karşı verdiği hutbeler üzerine İran'dan sürgün edildi. 4 Kasım 1964'te Türkiye'ye gelen Humeyni, önce Ankara'ya, ardından Bursa'ya yerleştirildi.

Bursa'da yaklaşık 11 ay kalan Humeyni, MİT mensubu Albay Ali Çetiner'in evinde ağırlanmış ve güvenlik nedeniyle "Urfalı kayınpeder" gibi örtü hikayeleriyle korunmuştu. Bu dönemde Humeyni, bazı önemli eserlerini kaleme aldı ve devrim düşüncelerini olgunlaştırdı. 5 Ekim 1965'te Türkiye'den ayrılarak Irak'ın Necef kentine geçti; buradan 1978'de Fransa'ya, 1979'daki İran İslam Devrimi'yle de ülkesine döndü.

MİT'in paylaştığı belge, Türkiye'nin o dönemki istihbarat teşkilatının (MAH) Humeyni'ye hem koruma hem de gözetim sağladığını belgeliyor. "Çok gizli" ibaresi ve kod adı kullanımı, olayın hassasiyetini gözler önüne seriyor.

MİT'in arşiv şeffaflığı

MİT, son yıllarda "Özel Koleksiyon" projesiyle tarihi istihbarat belgelerini kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyor. Daha önce 1940'lı yıllara ait başka "acele" ve gizli yazılar da erişime açılmıştı. Bu uygulamayla Türkiye'nin yakın tarihine ışık tutulması ve genç nesillerin istihbarat tarihine ilgisinin artırılması hedefleniyor.

Bugün paylaşılan Humeyni belgesi, hem İran Devrimi'nin kökenlerine hem de Türkiye-İran ilişkilerinin gizli sayfalarına dair önemli bir arşiv niteliği taşıyor. Belge, MİT'in resmi sitesinden (mit.gov.tr) doğrudan incelenebiliyor.

BTP lideri Hüseyin Baş, "Elinde başka bir gelir kalemi kalmayan hükümet, özelleştirmelerle tabiri caizse mirasyedi gibi davranıyor" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararıyla Bursa'da 158 yıllık Memleket Hastanesi'nin özelleştirme kapsamına alınmasını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla eleştiren BTP lideri Hüseyin Baş, "Elinde başka bir gelir kalemi kalmayan hükümet, özelleştirmelerle tabiri caizse mirasyedi gibi davranıyor" dedi
 

28.04.2026 16:35:00
Ahmet Turan Yiğit
BTP lideri Hüseyin Baş, "Elinde başka bir gelir kalemi kalmayan hükümet, özelleştirmelerle tabiri caizse mirasyedi gibi davranıyor" dedi
BTP lideri Hüseyin Baş, "Elinde başka bir gelir kalemi kalmayan hükümet, özelleştirmelerle tabiri caizse mirasyedi gibi davranıyor" dedi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararıyla Bursa'da Padişah Abdülaziz döneminde kurulan 158 yıllık Memleket Hastanesi'nin özelleştirme kapsamına alınmasını değerlendirdi. İktidarın özelleştirmelerle adeta bir mirasyedi gibi davrandığına dikkati çeken BTP lideri Baş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadelereyer verdi: "Farkındaysanız uzun süredir karşı çıktığımız ve zararlarını anlattığımız özelleştirmelerin son zamanlarda hız kazandığını görüyoruz. Elinde başka bir gelir kalemi kalmayan hükümet, bir yandan vergilerle halka daha çok yüklenirken öte yandan özelleştirmelerle tabiri caizse mirasyedi gibi davranıyor. Özelleştirdikçe daha çok paraya ihtiyaç duyuyorsunuz, daha çok paraya ihtiyaç duydukça özelleştiriyorsunuz. Böyle bir paradoks…"
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.