logo
18 HAZİRAN 2026

Pick-up'lar konforda ciplerle yarışıyor

Türkiye'de son dönemde revaçta olan pick-up'lar, SUV pazarından (cip) pay alabilmek için konfora ağırlık vermeye başladı

31.08.2015 00:00:00
Pick-up'lar normalde ticari ve arazi araçlar olarak bilinir. Konforları artan bu araçlara artık şehir merkezlerinde de daha sıklıkla karşılaşılıyor. Temsa Motorlu Araçlar Genel Müdürü Eşref Zeka, pick-up'ların konforda SUV olarak bilinen ciplere yaklaştığını ifade ederek, aynı pazara hitap etmeye başladıklarını kaydetti. Yüzde 33'lük pazar payıyla Türkiye'de en çok satan pick-up markası olan yeni Mitsubishi L200'ün Davraz Dağları'nda yapılan lansmanında konuşan Zeka, pick-up'ların hem otomobil, hem de hafifi ticari araç özelliği taşıdığına işaret ederek, "İyi bir pick-up, çevreci kimliğe sahip olmalı. Bu açıdan böyle bir aracı üretmek kolay değil" dedi. İlk Mitsubishi L200'ün 1978'de yollara çıktığını hatırlatan Zeka, "Geçen yıl 5. versiyon çıktı. Mitsubishi, 1978'den bu yana 4 milyon pick-up üretti, 1992'den bu yana da Türkiye'de 60 binden fazla pick-up sattı" şeklinde konuştu. Belirsizlik satışları etkiliyorOtomotiv sektöründe 2014 yılının ilk 8 ayının iyi geçtiğine işaret eden Zeka, şunları kaydetti: "Eylül, Ekim, Kasım, Aralık aylarında siyasi belirsizlik nedeniyle satışlar aşağı çekilecek. Bugüne kadar en yüksek rakam olan 2011 yılındaki 870 bin toplam araç satışının 900 bine çıkmasını öngörüyoruz. 2011 yılında 16 bin 649 pick-up satılmıştı. Bu sene bu rakam 13 binler civarında olacak. Bunun 4 bini Mitsubishi L200 olacak. Son 10 yılın 7'sinde Mitsubishi pazar lideri oldu." Dayanıklılığı, konforu artırılan yeni nesil Mitsubishi L200'ün satış fiyatı donanımına göre 80-110 bin TL arasında belirlendi. EKONOMİ SERVİSİ

Kene tehdidine karşı bakanlıktan hayati uyarı

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kene vakalarında artış yaşandığını belirten Sağlık Bakanlığı, özellikle açık alanlarda vakit geçiren vatandaşları uyardı. Halk Sağlığı Genel Müdürü Erdoğan Öz, vücuda tutunan kenelerin kesinlikle çıplak elle çıkarılmaması ve doğrudan en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı

18.06.2026 14:15:00
Eyüp Kabil
Kene tehdidine karşı bakanlıktan hayati uyarı
Kene tehdidine karşı bakanlıktan hayati uyarı
Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesiyle birlikte doğada kene hareketliliği hız kazandı. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi ölümcül hastalıklara yol açabilen kene yapışmalarına karşı Sağlık Bakanlığı'ndan kritik bir açıklama geldi. Vatandaşların açık alanlarda, piknik yerlerinde ve hayvancılık yapılan bölgelerde çok daha dikkatli olması gerektiği belirtildi.

"Telaşlanmayın ama doğru müdahale edin"

Konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Erdoğan Öz, vücutta kene fark edildiği an sakin kalınması gerektiğini ifade etti. Ancak yapılan en büyük hatanın kene ile doğrudan temas etmek olduğunu belirten Öz, şu ifadeleri kullandı:

"Kene vücuda temas ettiği zaman telaşlanmamak gerekiyor. Ancak kesinlikle çıplak elle keneye dokunulmamalı, ezilmemeli ve üzerine kimyasal madde dökülmemelidir. En güvenli yol, vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak kenenin uzman bir hekim tarafından çıkarılmasını sağlamaktır."

Açık alanlarda alınması gereken önlemler

Haber sitelerinde yer alan bilgilere göre uzmanlar, kene kaynaklı enfeksiyonlardan korunmak için şu temel önlemlerin alınmasını tavsiye ediyor:

Doğru Kıyafet Seçimi: Park, bahçe veya ormanlık alanlara gidilirken vücudu örten, kapalı ve açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir.

Paçaları Çorap İçine Sokmak: Kenelerin vücuda tırmanmasını önlemek adına pantolon paçalarının çorapların içine sokulması basit ama etkili bir korunma yöntemidir.

Vücut Kontrolü: Açık alanlardan eve dönüldüğünde, özellikle kulak arkası, koltuk altı, kasıklar ve diz arkası gibi bölgeler başta olmak üzere tüm vücut kene yönünden kontrol edilmelidir.

Sağlık Bakanlığı, özellikle hayvancılıkla uğraşan kırsal kesimdeki vatandaşların ve yaz tatilini açık alanlarda geçiren ailelerin bu dönemde kene belirtilerine karşı (yüksek ateş, halsizlik, baş ağrısı) duyarlı olmalarını ve bu semptomları gösteren kişilerin acilen bir sağlık kurumuna müracaat etmesi gerektiğini hatırlattı.

Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte yükselen sıcaklıklar, günlük hayatı zorlaştırmanın ötesinde ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Vücudumuz, ortam sıcaklığına uyum sağlamak için harika bir mekanizmaya (terleme) sahip olsa da extreme sıcaklarda bu sistem yetersiz kalabilir

18.06.2026 13:00:00
Hasan Gündoğdu
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Aşırı sıcakların olumsuz etkilerinden korunmak, konforlu ve en önemlisi sağlıklı bir yaz geçirmek için dikkat etmeniz gereken temel unsurları sizler için derledik.






Sıvı Dengesi: Susamayı Beklemeyin

Vücudumuzun %60'ından fazlası sudan oluşur ve sıcak havalarda terleme yoluyla inanılmaz bir hızla su kaybederiz.

Düzenli Su Tüketimi: "Susamak", vücudun çoktan susuz kaldığının bir alarmıdır. Bu yüzden susamayı beklemeden, gün boyunca saat başı 1-2 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.

Mineral Takviyesi: Terle sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineralleri de kaybederiz. Tansiyon probleminiz yoksa günde 1 şişe maden suyu içmek mineral dengesini korumaya yardımcı olur.

Tuzak İçeceklerden Kaçının: Alkol, aşırı kafeinli içecekler (kahve, koyu çay) ve şekerli asitli içecekler sanılanın aksine vücuttan su atılmasını hızlandırır (diüretik etki). Sıcak günlerde bu içecekleri minimumda tutun.






Beslenme Düzeni: Hafif ve Serinletici

Sıcak havalarda sindirim sistemi fazladan çalışarak vücut ısısını daha da artırabilir. Bu yüzden beslenme alışkanlıklarını mevsime göre revize etmek şarttır.

Ağır Yemeklere Elveda: Yağlı, kızartmalı, aşırı baharatlı ve protein ağırlıklı ağır yemekler yerine; sindirimi kolay, su oranı yüksek besinleri tercih edin.

Mevsim Meyve ve Sebzeleri: Karpuz, kavun, salatalık, domates, kabak ve semizotu gibi hem su hem de vitamin deposu olan besinleri sofranızdan eksik etmeyin.

Az ve Sık Beslenin: Tek bir öğünde çok fazla yemek yerine, porsiyonları küçülterek az ve sık yemek vücudun üzerindeki metabolik yükü azaltır.






Giyim ve Kişisel Bakım: Doğru Kumaş, Doğru Koruma

Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde cildimizi ve başımızı korumak hayati önem taşır.

Kumaş Seçimi: Sentetik, naylon ve dar giysiler cildin nefes almasını engeller ve isiliğe, mantara ya da ısı çarpmasına yol açar. Bunun yerine pamuklu, keten, gevşek dokulu ve açık renkli kıyafetleri tercih edin. Açık renkler güneş ışığını yansıtırken, koyu renkler ısıyı hapseder.

Aksesuarlar: Geniş siperlikli şapkalar ve UV korumalı güneş gözlükleri sadece birer tarz ögesi değil, başınızı ve gözlerinizi koruyan birer kalkandır.

Güneş Kremi: Dışarı çıkmadan en az 20 dakika önce, en az 30 (ideali 50+) faktörlü, geniş spektrumlu bir güneş kremini açıkta kalan tüm bölgelerinize uygulayın ve her 2-3 saatte bir yenileyin.






Zaman Yönetimi: Güneşin Zirve Noktası

Günün her saati aynı risk derecesine sahip değildir. Zamanı doğru yönetmek riskleri yarı yarıya azaltır.

Kritik Saatler: Güneş ışınlarının en dik ve zararlı olduğu 10:00 ile 16:00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın.

Egzersiz Zamanlaması: Spor yapmayı seviyorsanız, bunu günün en sıcak saatlerinde değil, sabahın ilk ışıklarında veya akşam güneş battıktan sonra yapın. Ağır kardiyo hareketlerinden kaçının.






Yaşam Alanlarının Serin Tutulması

Sadece dışarısı değil, ev ve ofislerin içindeki sıcaklık da sağlığı etkiler.

Doğru Havalandırma: Gündüz saatlerinde dışarıdaki sıcak havanın içeri girmemesi için pencereleri ve panjurları kapatın, perdeleri çekin. Havalandırma işlemini hava sıcaklığının düştüğü gece veya sabaha karşı yapın.

Klima Kullanımı: Klima harika bir kurtarıcıdır ancak oda sıcaklığını aniden çok düşük derecelere (örneğin 18°C) getirmek yerine 23-24°C civarında sabitleyin. Dışarı ile içerisi arasındaki sıcaklık farkının 7-8 dereceden fazla olması felç, kas tutulması ve klima çarpması gibi riskleri doğurur.






Isı Çarpması Belirtilerine Dikkat Edin!

Aşırı halsizlik, baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, hızlı nabız ve cildin aşırı kuru/kırmızı olması "Isı Çarpması" (Güneş Çarpması) belirtisi olabilir. Bu durumda kişi hemen serin bir yere alınmalı, giysileri gevşetilmeli, vücudu ıslak bezlerle serinletilmeli ve bilinci yerindeyse su verilmelidir. Durum kötüye gidiyorsa vakit kaybetmeden tıbbi yardım çağrılmalıdır.

Aşırı sıcaklar özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar (tansiyon, kalp, şeker), hamileler ve bebekler için çok daha büyük risk taşır. Kendinizi korurken çevrenizdeki bu hassas grupları ve sokaktaki can dostlarımız için kapınızın önüne bir kap temiz su koymayı da lütfen unutmayın.

Nüfus müdürlükleri hafta sonu YKS adayları için açık olacak

Bu hafta sonu yapılacak olan YKS adayları için nüfus müdürlüklerinin açık olacağı duyuruldu

18.06.2026 11:37:00
İhlas Haber Ajansı
Nüfus müdürlükleri hafta sonu YKS adayları için açık olacak
Nüfus müdürlükleri hafta sonu YKS adayları için açık olacak
Bu hafta sonu yapılacak olan Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) adayları için nüfus müdürlüklerinin açık olacağı ve işlemlerin randevusuz gerçekleştirileceği duyuruldu.

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "20 Haziran Cumartesi ve 21 Haziran Pazar Günü gerçekleştirilecek 2026-YKS için nüfus müdürlüklerimiz açık olacaktır. İşlemler randevusuz olarak gerçekleştirilecektir. Sınava girecek adaylara başarılar dileriz" ifadelerine yer verdi.

ABD-İran Mutabakatı resmen imzalandı


 
Pakistan, ABD-İran mutabakat metninin iki ülke arasında elektronik olarak imzalandığını duyurdu. Bir ABD'li yetkili de 14 maddelik metni açıkladı.

18.06.2026 04:20:00 / Güncelleme: 18.06.2026 05:04:58
HABER MERKEZİ/AA
ABD-İran Mutabakatı resmen imzalandı
ABD-İran Mutabakatı resmen imzalandı

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ve İran'ın "İslamabad Mutabakat Anlaşması"nı elektronik olarak imzaladığını açıkladı.
ABD merkezli sosyal medya platformu X üzerinden açıklama yapan Şerif, mutabakat anlaşmasına dair detayları paylaştı.

Başkanlar imzaladı

İki ülkenin "İslamabad Mutabakat Anlaşması"nı elektronik olarak imzaladığını belirten Şerif, anlaşmanın iki ülkenin başkanları tarafından elektronik olarak imzalandığını aktardı.
Şerif, "Bu anlaşmanın ilgili hükümetlerin en üst düzeyinde imzalanması, her iki tarafın da çatışmanın diplomatik yollarla çözülmesine olan bağlılığını göstermektedir. İslamabad Mutabakat Anlaşması derhal yürürlüğe girecek ve ilk adım olarak İran, Hürmüz Boğazı'nı derhal yeniden açacak, ABD ise deniz ablukasını derhal kaldıracaktır" ifadelerini kullandı.

Resmi tören 19 Haziran'da İsviçre'de

Pakistan'ın, eş arabulucu Katar'ın desteğiyle teknik düzeydeki görüşmeleri başlatmak üzere planlandığı gibi 19 Haziran 2026'da İsviçre'de resmi tören düzenleyeceğini kaydeden Şerif, konuya ilişkin ABD Başkanı Donald Trump'a teşekkürlerini sundu.
İran lideri Mücteba Hamaney ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'a derin saygı ve takdirlerini sunan Şerif, İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'nin de aralarında bulunduğu İran müzakere ekibinin çabalarını da takdir ettiğini belirtti.
Şerif, "Özellikle, bu noktaya ulaşılmasına yardımcı olan Katar liderlerinin samimi çabalarını ve yapıcı katılımını takdir etmek isterim. Ayrıca, Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır liderlerine, bu konudaki vazgeçilmez rolleri ve paha biçilmez katkıları nedeniyle büyük takdirlerimi sunarım." ifadelerini kullandı.
Şerif son olarak, bu mutabakat zaptının, tüm bölge için daha fazla "anlayış, karşılıklı saygı ve ortak refahın kalıcı bir temeli" olmasını dilediğini kaydetti.

14 maddelik mutabakat da açıklandı

Üst düzey ABD'li bir yetkili, ABD ile İran arasında varılan ve nihai anlaşma için 60 günlük müzakere süresi öngören 14 maddelik mutabakat metnini ilk kez kamuoyuyla paylaştı.
ABD'li üst düzey bir yetkili, düzenlediği telekonferansta basın mensuplarına, ABD ile İran arasında varılan ve 14 maddeden oluşan mutabakat metninin detaylarını açıkladı.
Mutabakat metninin tamamını okuduğunu ve metin üzerinde kapsamlı değerlendirmelerde bulunduğunu belirten yetkili, İran'ın bu mutabakatla nükleer silaha sahip olmayacağını kabul ettiğini söyledi. Yetkili, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılacağını, İran'ın elindeki nükleer stokların imha sürecinin ve ülkenin 300 milyar dolarlık dondurulmuş fonlarının serbest bırakılmasına ilişkin sürecin ise derhal müzakereye açılacağını ifade etti.

ABD'li yetkilinin daha sonra tamamını okuduğu 14 maddelik mutabakat metni şu maddelerden oluşuyor:


1- ABD ile İran İslam Cumhuriyeti, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan etmek, bundan böyle birbirlerine karşı herhangi bir savaş veya askeri operasyon başlatmamayı taahhüt etmek, birbirlerine karşı güç kullanmaktan veya güç kullanma tehdidinde bulunmaktan kaçınmak ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini güvence altına almak amacıyla bu mutabakat zaptını imzalamaktadırlar. Nihai anlaşma, Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerdeki savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesini ve bu paragrafın diğer hükümlerini teyit edecektir.

2- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine karışmamayı taahhüt ederler.
YORUM: ABD, İran'da rejim değişikliği peşinde olmayacak.

3- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, en fazla 60 gün içinde nihai anlaşmayı müzakere edip sonuçlandırmayı taahhüt eder, bu süre, karşılıklı rıza ile uzatılabilir.

4- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının hemen ardından ABD, İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik deniz ablukasını ve her türlü engellemeyi veya aksaklığı kaldırmaya başlayacak ve deniz ablukasını 30 gün içinde tamamen sona erdirecektir. Bu süre zarfında, gemilerin trafiği, İran İslam Cumhuriyeti tarafından yeniden tesis edilen savaş öncesi trafik hacmine orantılı olacaktır. ABD ayrıca, nihai anlaşmanın imzalanmasından sonraki 30 gün içinde İran İslam Cumhuriyeti sınırları yakınındaki kuvvetlerini geri çekmeyi taahhüt eder.

5- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının ardından İran İslam Cumhuriyeti, ticari gemilerin İran Körfezi'nden Umman Denizi'ne ve tersi yönde, yalnızca 60 gün süreyle, ücretsiz ve güvenli bir şekilde geçiş yapabilmeleri için elinden gelen tüm çabayı göstererek gerekli düzenlemeleri yapacaktır. Ticari gemilerin trafiği derhal başlayacak ve İran İslam Cumhuriyeti tarafından teknik ve askeri engellerin kaldırılması ve mayın temizliği gerekliliği göz önünde bulundurularak, bu düzenlemeler 30 gün içinde yürürlüğe girecektir. İran İslam Cumhuriyeti, geçerli uluslararası hukuk ve Hürmüz Boğazı kıyı devletlerinin egemenlik hakları çerçevesinde, diğer Basra Körfezi kıyı devletleriyle görüşerek Hürmüz Boğazı'ndaki gelecekteki idare ve denizcilik hizmetlerini belirlemek üzere Umman Sultanlığı ile diyalog kuracaktır.

6- ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte İran İslam Cumhuriyeti'nin yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için en az 300 milyar ABD doları tutarında, kesin ve karşılıklı olarak mutabık kalınan bir plan hazırlamayı taahhüt etmektedir. Bu planın uygulanmasına yönelik mekanizma, 60 gün içinde imzalanacak nihai anlaşmanın bir parçası olarak kesinleştirilecektir. İlgili finansal işlemler için gerekli olan tüm lisanslar, muafiyetler ve izinler ABD tarafından verilecektir.
YORUM: Bu madde hayata geçerse, İran savaşı yüzde 100 kazanan taraf olarak ilan edilebilir. Çünkü en çok istediği şeyi, dondurulmuş varlıklarını geri alacak.

7- ABD, nihai anlaşmanın bir parçası olarak, üzerinde mutabık kalınan bir takvime göre, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu kararları, tüm tek taraflı ABD yaptırımları, birincil ve ikincil yaptırımlar dahil olmak üzere kaldırmayı taahhüt eder. İran İslam Cumhuriyeti ve ABD, yukarıda bahsedilen yaptırımların kaldırılması konusunun kritik önemini kabul eder ve bu konularda karşılıklı mutabakat sağlamak amacıyla müzakerelerde bu meseleleri derhal ele alma niyetlerini ifade ederler.

8- İran İslam Cumhuriyeti, nükleer silah temin etmeyeceğini veya geliştirmeyeceğini bir kez daha teyit etmektedir. ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, yedinci paragrafta belirtilen takvime uygun olarak karşılıklı olarak mutabık kalınacak bir mekanizma çerçevesinde, zenginleştirilmiş malzeme stoklarının imhasını, UAEA gözetimi altında yerinde seyreltme yoluyla gerçekleştirilecek asgari yöntemle çözüme kavuşturmak üzere anlaşmışlardır. Taraflar ayrıca, nihai anlaşmada üzerinde mutabık kalınacak tatmin edici bir çerçeve temelinde, zenginleştirme meselesini ve İran İslam Cumhuriyeti'nin nükleer ihtiyaçlarıyla ilgili diğer karşılıklı olarak kararlaştırılan konuları görüşmeyi kabul etmişlerdir. Nihai anlaşma, bu paragrafın hükümlerini teyit edecek ve İran İslam Cumhuriyeti, yukarıda belirtilen nükleer meselelerin hayati önemini kabul edecektir. Taraflar, bu meseleler üzerinde karşılıklı mutabakat sağlamak amacıyla müzakerelerde bu konuları derhal ele alma niyetlerini ifade etmektedirler.

9- Nihai anlaşma imzalanana kadar, ABD ve İran İslam Cumhuriyeti mevcut durumu korumayı kabul ederler. İran İslam Cumhuriyeti nükleer programının mevcut durumunu koruyacak, ABD ise herhangi bir yeni yaptırım uygulamayacak ve bölgeye ilave asker konuşlandırmayacaktır.

10- ABD, bu mutabakat zaptının imzalanmasının hemen ardından ve yaptırımların sona ermesine kadar, ABD Hazine Bakanlığının İran ham petrolü, petrol ürünleri ve türevlerinin ihracatı ile bankacılık işlemleri, sigortacılık, nakliye vb. dahil olmak üzere tüm ilgili hizmetler için muafiyetler vereceğini taahhüt eder.

11- ABD, bu mutabakat zaptının yürürlüğe girmesiyle birlikte İran İslam Cumhuriyeti'ne ait dondurulmuş veya kısıtlanmış fon ve varlıkların kullanımına tam olarak açılmasını taahhüt eder. ABD ile İran İslam Cumhuriyeti, müzakereler sırasında bu fonların serbest bırakılmasına ilişkin usuller üzerinde karşılıklı olarak mutabık kalacaktır. Bu fonlar, ister asıl hesaptan ister havale yoluyla elde edilsin, İran İslam Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından belirlenen nihai lehtara yapılacak ödemeler için tam olarak kullanılabilir hale getirilecektir. ABD, buna uygun olarak gerekli tüm lisans ve izinleri vermeyi taahhüt eder.

12- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, bu mutabakat zaptının başarılı bir şekilde uygulanmasını ve nihai anlaşmaya gelecekte uyulmasını izlemek üzere bir yürütme mekanizmasının kurulacağı konusunda mutabık kalmışlardır.

13- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının ardından, bu mutabakat zaptının 1, 4, 5, 10 ve 11. paragraflarının uygulanmaya başlanması ve bu tedbirlerin uygulanmaya devam edilmesi koşuluyla, ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, nihai anlaşma konusunda münhasıran diğer paragraflar üzerinde müzakerelere başlayacaktır.

14- Nihai anlaşma, bağlayıcı bir BM Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanacaktır.

Trump, İran mutabakatını övdü


 
ABD Başkanı Trump, İran'la mutabakatı övdü, Lübnan konusunda İsrail'i eleştirdi. Trump, "İsrail, Hizbullah konusunda daha iyi davranabilirdi. İki insansız hava aracı çöle doğru vurulup zararsız bir şekilde yere düştüğünde, Beyrut’taki binaları yıkmaya gerek yok. Lübnan konusunda iyi bir iş çıkarmıyorlar ve Lübnan için üzülüyorum" dedi. Trump'ın flaş ifadesi ise "
İran'ın 300 milyar dolarlık dondurulmuş parasını vereceğiz yoksa kimse ABD Doları'na yatırım yapmaz!" oldu

18.06.2026 04:11:00
HABER MERKEZİ/AA
Trump, İran mutabakatını övdü
Trump, İran mutabakatını övdü

İran ile vardıkları mutabakat kapsamında Tahran'ın nükleer silaha sahip olamayacağını belirten ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'in Lübnan'a yönelik çok sayıda saldırı düzenleyerek "kötü bir iş çıkardığını" söyledi.
Trump, Fransa'da düzenlenen G7 Zirvesi'nden ayrılmadan önce yaptığı basın toplantısında, İran ile varılan mutabakata ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İran ile varılan mutabakatın kendileri açısından iyi bir anlaşma olduğunu kaydeden Trump, "Anlaşma kısa süre içinde, yarın (19 Haziran) ya da belki ertesi gün imzalanacak" dedi.

Kalmam gerekmiyor

İsviçre'de gerçekleştirilecek imza töreni için neden Avrupa'da birkaç gün daha kalmadığı sorulan Trump, önce kalabileceğini ifade etti, ancak konuşmasının devamında bunun sadece bir mutabakat zaptı olduğunu ve ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in katılmasının yeterli olacağını düşündüğünü söyledi.
Bu mutabakatla 60 günlük müzakere sürecinde tüm detayların ele alınarak çözüme bağlanacağını vurgulayan Trump, "Eğer 60 gün içinde sonuç alınmazsa, sorun değil, (İran'ı) bombalamaya geri döneriz. Bunu yapmak istemiyorum çünkü bu çok iyi bir anlaşma, ama mecbur kalabiliriz" değerlendirmesinde bulundu.

İki konuda başarılı olduk

Anlaşmanın özünün "Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak" ve "İran'ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmamasını sağlamak" olduğunun altını çizen Trump, her iki konuda da başarılı olduklarını savundu. Trump, İran ile anlaşma sağlanamaması halinde bu ülkenin uzun süre daha bombalanabileceğini belirterek, mutabakatın başarıyla uygulanmasını umduğunu söyledi.

Trump'tan Netanyahu'ya Lübnan eleştirisi

Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetini Lübnan'a yönelik saldırılar nedeniyle eleştirerek, bu konudaki tutumu doğru bulmadığını ifade etti. Netanyahu'nun "aslında iyi bir adam" olduğunu savunan Trump, "Ancak bazen biraz heyecanlanıyor. Lübnan konusunda ufak anlaşmazlıklarımız var. Bibi, biraz daha yumuşak davranabilirsin diyorum. Hizbullah'tan biri bir binaya girdi diye her seferinde o binayı yıkmana gerek yok" şeklinde konuştu.

ABD 'büyük', İsrail 'çok küçük ortak'

ABD'yi "büyük ortak" olarak tanımlayan Trump, İsrail için "çok küçük bir ortak" ifadesini kullandı.
İsrail'in kendini savunma hakkı olduğunu anlatan Trump, "İsrail, Hizbullah konusunda daha iyi davranabilirdi. İki insansız hava aracı çöle doğru vurulup zararsız bir şekilde yere düştüğünde, Beyrut'taki binaları yıkmaya gerek yok. Lübnan konusunda iyi bir iş çıkarmıyorlar ve Lübnan için üzülüyorum" değerlendirmesinde bulundu.
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına dikkati çeken Trump, "Bu çok haksızlık, özellikle de Beyrut'a bakınca... Önceki gün oradaki manzaraya baktım, oraya yapılan saldırı… Bana göre gereksiz olan büyük bir saldırıydı" dedi.

Zenginleştirilmiş uranyumla ilgili müzakerelere derhal başlanacak

Trump ayrıca, İran'daki zenginleştirilmiş uranyumun imha edilmesine ilişkin teknik görüşmelerin derhal başlayacağının altını çizdi. Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin kademeli olarak artmaya başladığını belirten Trump, birkaç hafta içinde geçişlerin normal seyrine dönmesini beklediklerini ifade etti.
Söz konusu sürecin Orta Doğu'da daha kapsamlı bir "barışın" başlangıcı olmasını umduğunu ifade eden ABD Başkanı, "Gazze'de yaptığımız işe bir bakın, Hamas'a bir bakın. Hamas son derece sessiz. Biz de onları silahsızlandırmaya çalışıyoruz" yorumunu yaptı.
Abraham Anlaşmaları'nın genişletilmesi konusunun kendileri için önemli bir başlık olduğunu vurgulayan Trump, özellikle Suudi Arabistan'ın anlaşmaya katılmasını umduklarını ve bunun gerçekleşmesi halinde bölgedeki diğer ülkeleri de teşvik edeceğini söyledi.

İran'ın 300 milyar dolarlık dondurulmuş parasını vereceğiz yoksa kimse ABD Doları'na yatırım yapmaz!

Diğer yandan ABD Başkanı Trump, İran'ın 300 milyar dolarlık dondurulmuş fonları konusunda dikkat çeken ifadeler kullandı ve bu fonların bir şekilde serbest bırakılacağı mesajını verdi.
"Bu fonlar, ancak onlar doğru şekilde hareket ederlerse serbest bırakılacak" diyen Trump, bu paraların İran'a ait olduğunu ve bilinen sebeplerle bu fonları dondurduklarını belirtti.
Trump, "Onların parasının büyük bir kısmını aldık ve o para şu anda bizde. O para bizim değil, onların parası ve biz onu belirli bir zamanda dondurmuştuk. Sanırım parayı geri vermek zorunda kalacağız. Eğer geri vermezsek, kimse bir daha dolara yatırım yapmaz" değerlendirmesini yaptı.

İran'a yönelik yaptırımların da aynı şekilde "Tahran'ın anlaşmaya uygun şekilde" davranmasına bağlı olduğunu dile getiren Trump, İran'daki yeni yöneticilerin bunun farkında olduğunu ifade etti. İran'a yönelik deniz ablukasının bu ülkeye attıkları bombalardan çok daha etkili olduğunu savunan Trump, İran'a toplamda en az 1 milyar dolar değerinde bomba attıklarını aktardı.

Şi ile Putin'e teşekkür

ABD Başkanı, İran konusunda "tarafsız" davrandıklarını söylediği Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e ayrı ayrı teşekkür ettiğini vurguladı.
Özellikle Çin'in bu süreçte İran'a silah göndermediğini ifade eden Trump, bunu memnuniyetle karşıladığını belirtti.
Diğer yandan Trump, konuşmasının bir bölümünde Suriye'de Ahmed Şara'nın cumhurbaşkanı olmasından memnuniyet duyduğunu ve Şara'nın "çok iyi bir iş çıkardığını" vurgulayarak, Lübnan konusunda da olumlu gelişmeler beklediğini dile getirdi.

Konuşmasında İranlı General Kasım Süleymani'nin ABD tarafından öldürülmesine de atıfta bulunan Trump, bunun, "ABD ile İsrail'in ortak işi" olduğunu ancak suikastı Amerikan ordusunun ve istihbaratının gerçekleştirdiğini anlattı.

9 yıllık Halkbank davası düştü

Manhattan Federal Mahkemesi, ABD Adalet Bakanlığı ve Halkbank arasındaki uzlaşıyı onayladı. Yargıç Richard Berman’ın imzasıyla, Türkiye-ABD ilişkilerinin en büyük kriz başlıklarından biri olan tarihi ceza dosyası suç kabulü ve para cezası olmaksızın kesin olarak kapandı

17.06.2026 17:20:00
Haber Merkezi
9 yıllık Halkbank davası düştü
9 yıllık Halkbank davası düştü
ABD'de Türkiye Halk Bankası A.Ş. (Halkbank) aleyhine açılan ve küresel piyasalar ile uluslararası diplomasi gündemini 9 yıldır meşgul eden ceza davasında nihai karar çıktı. Manhattan Federal Mahkemesi Yargıcı Richard Berman, 17 Haziran 2026 Çarşamba günü gerçekleştirilen kritik duruşmada, Halkbank aleyhindeki ceza davasının tamamen düşürülmesini resmen onayladı.

Bu tarihi kararla birlikte, iki ülke ilişkilerinde kronik bir gerilim kaynağı olan dava, bankaya herhangi bir para cezası verilmeden ve suç kabulü yapılmadan "kesin ve nihai olarak" tarihe karıştı.

Süreç nasıl sonuçlandı?

ABD Adalet Bakanlığı ile Halkbank, geçtiğimiz Mart 2026'da ceza davasını kalıcı olarak sonlandıracak bir "Ertelenmiş Kovuşturma Anlaşması" (Deferred Prosecution Agreement - DPA) imzalamıştı. Bu anlaşma kapsamında mahkeme, bankaya uluslararası yaptırım kurallarına tam uyum sağladığını kanıtlaması için 90 günlük bir süre tanımıştı.

Halkbank, bu süreçte küresel denetim devi Ernst & Young şirketini yetkilendirerek uyum politikalarını detaylı bir incelemeden geçirdi. Hazırlanan kapsamlı denetim ve uyum raporunun süresi içinde ABD makamlarına teslim edilmesinin ardından, bankanın taahhütlerine eksiksiz uyduğu belgelendi. Bunun üzerine ABD Adalet Bakanlığı savcıları, davanın tamamen düşürülmesi talebiyle mahkemeye resmi dilekçe sundu. Yargıç Richard Berman, bugünkü duruşmada savcıların bu talebini yerinde bularak davanın düşürülmesi kararını imzaladı.

Halkbank'tan KAP'a "nihai kapanış" açıklaması

Mahkemenin onay kararının ardından Halkbank, durumu Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden kamuoyuna şu sözlerle duyurdu:

"ABD Güney New York Bölge Mahkemesinde bugün gerçekleşen duruşma neticesinde Mahkeme tarafından Bankamızın ABD'deki ceza davasının düşürülmesi onaylanmıştır. Böylece Bankamız hakkında ABD'de yıllardır devam eden ceza davası kesin ve nihai olarak kapanmıştır..."

Banka, faaliyetlerini uluslararası düzenlemelere uygun olarak, güçlü ve kesintisiz sürdüreceğini vurguladı.

New York'tan gelen bu kritik haber, finans piyasalarında doping etkisi yarattı. Kararın hemen ardından HALKB hisse senetleri, davanın resmen düştüğü bilgisinin etkisiyle hızlı bir yükseliş trendine girdi. Analistler, bankanın üzerindeki en büyük hukuki ve finansal belirsizliğin kalkmasının orta ve uzun vadede hisse performansına olumlu yansıyacağını belirtiyor.

9 yıllık krizin geçmişi

2017'de başlayan süreçte Halkbank'a "İran'a yönelik yaptırımların delinmesine aracılık etmek, kara para aklamak ve banka dolandırıcılığı" gibi ciddi suçlamalar yöneltilmişti. Türkiye tarafı davanın siyasi saiklerle açıldığını savunurken, süreç üst mahkemelere kadar taşınmıştı. Nihayetinde, varılan uzlaşı ve mahkeme kararıyla bu karmaşık hukuki süreç, herhangi bir para cezası veya suç kabulü olmaksızın son buldu.

BTP lideri Hüseyin Baş: ‘Bu savaşı İran kazandı’

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, ABD ile İran arasında varılan anlaşmayı değerlendirirken, Trump yönetimine güvenilmeyeceğini vurguladı ve İsrail'in açıklamalarının yeni bir çatışma riskine işaret ettiğini belirtti

17.06.2026 15:10:00
Haber Merkezi
BTP lideri Hüseyin Baş: ‘Bu savaşı İran kazandı’
BTP lideri Hüseyin Baş: ‘Bu savaşı İran kazandı’
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Orta Doğu'daki son gelişmeleri ve ABD-İran arasındaki yeni uzlaşıyı analiz etti. Baş, bölgede uzun süredir Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) kapsamında kan döken ABD ve İsrail ikilisinin, ilk kez gerçek bir devlet iradesiyle karşı karşıya gelerek geri adım atmak zorunda kaldığını belirtti.

"Emperyalist ikili ilk kez gerçek bir devletle karşılaştı"

Açıklamasında Gazze'den Afganistan'a kadar uzanan kanlı sürece dikkat çeken Hüseyin Baş, İran halkının emperyalizme karşı gösterdiği duruşu tebrik etti. Savaşın kazananının net bir şekilde İran olduğunu savunan BTP lideri, şu ifadeleri kullandı:

"Şunu açıkça ifade edelim ki; bu savaşı İran kazandı, ABD-İsrail ikilisi kaybetti. Uzun yıllardır Gazze'den Afganistan'a kadar bölgemizde BOP kapsamında kan döken, sınırlar değiştiren kanlı ikili ilk kez gerçek bir devletle karşı karşıya geldiler ve gereken cevabı aldılar. İran halkını emperyalizm karşısındaki korkusuz duruşlarından dolayı tebrik ediyorum."

"Trump ve ABD olunca güvenmek mümkün değil"

Varılan anlaşmaya temkinli yaklaşılması gerektiğinin altını çizen Baş, Washington yönetiminin ve ABD Başkanı Donald Trump'ın güvenilmez politikalarına işaret etti. İsrail cephesinden gelen "Bu anlaşma bizi bağlamaz" çıkışının bölgesel barış önündeki en büyük tehdit olduğunu belirten Baş, tehlikenin geçmediğini vurguladı:

"Evet... Bir anlaşma sağlandı ancak söz konusu ABD ve Trump olunca buna güvenmek asla mümkün değil. Özellikle İsrail'in 'bu anlaşma bizi bağlamaz' açıklaması bombaların her an yeniden patlayacağının açık bir göstergesi."

Tek çözüm: "Yurtta sulh cihanda sulh"

Mesajının son bölümünde Orta Doğu'ya kalıcı barışın gelmesi temennisinde bulunan Hüseyin Baş, küresel ve bölgesel huzurun şifresi olarak Mustafa Kemal Atatürk'ün vizyonunu adres gösterdi. Baş, "Bölgemize bir an önce barışın gelmesi, emperyalist planların boşa çıkması en büyük dileğimizdir. Mustafa Kemal Atatürk'ün, 'Yurtta Sulh Cihanda Sulh' sözü insanlığın aradığı huzuru getirecek anlayıştır" diyerek açıklamasını noktaladı.


Marmara Denizi'nde gece saatlerinde 3.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem Bilimci Osman Bektaş, 'kendini 1935'ten beri gizliyor' diyerek uyardı

Marmara Denizi'nde gece saatlerinde 3.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin ardından değerlendirmelerde bulunan Deprem Bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, sarsıntının Kuzey Anadolu Fayı'nın (KAF) Güney Kolu üzerinde gerçekleştiğini belirterek, bölgede uzun yıllardır biriken gerilime dikkat çekti

17.06.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 Marmara Denizi'nde gece saatlerinde 3.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem Bilimci Osman Bektaş, 'kendini 1935'ten beri gizliyor' diyerek uyardı
 Marmara Denizi'nde gece saatlerinde 3.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem Bilimci Osman Bektaş, 'kendini 1935'ten beri gizliyor' diyerek uyardı
Marmara Denizi'nde gece saatlerinde 3.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin ardından değerlendirmelerde bulunan Deprem Bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, sarsıntının Kuzey Anadolu Fayı'nın (KAF) Güney Kolu üzerinde gerçekleştiğini belirterek, bölgede uzun yıllardır biriken gerilime dikkat çekti.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, Marmara Denizi'nde gece saatlerinde 3.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Bölgede hissedilen sarsıntı kısa süreli paniğe neden olurken, depremin ardından gözler uzmanların değerlendirmelerine çevrildi.

Prof. Dr. Osman Bektaş'tan dikkat çeken değerlendirme
Deprem sonrası sosyal medya hesabından açıklama yapan Prof. Dr. Osman Bektaş, sarsıntının Kuzey Anadolu Fayı'nın (KAF) Güney Kolu üzerinde meydana geldiğini belirtti.
Bektaş, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
"Kendini 1935'ten beri gizleyen KAF'ın Güney Kolunda gelişti. 91 yıllık gerilim birikimi ve 1999 İzmit M7,4 depreminin batıya doğru yaptığı stres transferi birlikte değerlendirildiğinde, Güney kolda enerji birikiminin önemli ölçüde arttığı söylenebilir."

Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti

Bolu'nun Mengen ilçesinde maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi hayatını kaybetti

17.06.2026 12:18:00
İHA
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Olay, Mengen ilçesine bağlı Gökçesu beldesindeki maden ocağında sabah saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, maden ocağında işçilerin çalışması esnasında henüz bilinmeyen bir nedenle göçük meydana geldi.






112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine jandarma, çok sayıda sağlık, İtfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. Yapılan ilk çalışmalarda maden işçisi Muhammet Özkul'un cansız bedenine ulaşıldı.








Ekiplerin göçük altında kalan maden ocağındaki çalışmaları devam ediyor.






İBB Davası'nın 52. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin, 68'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 52. duruşması başladı

 

17.06.2026 11:20:00
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 52. duruşması başladı
İBB Davası'nın 52. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda görülen duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklarla avukatların da geldiği duruşmada, CHP'li bazı milletvekilleri ile tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe'nin avukatının savunmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin ve Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 42 sanığın tahliyesiyle davada 68 tutuklu sanık bulunuyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.