logo
15 EYLÜL 2026

Pompada vergi isyanı!

AfD lideri Alice Weidel, Almanya’da yükselen akaryakıt fiyatlarını sert sözlerle eleştirdi

15.09.2026 20:00:00
Haber Merkezi
 
Pompada vergi isyanı!
Pompada vergi isyanı!
AfD lideri Alice Weidel, Almanya'da yükselen akaryakıt fiyatlarını sert sözlerle eleştirdi. "Benzin fiyatının yüzde 65'e kadarı doğrudan devlete gidiyor" diyen Weidel, enerji vergileri, CO₂ bedeli ve KDV üzerinden hükümeti hedef aldı. Türkiye'de ise sürücünün pompa başındaki yükü ÖTV ve KDV ile büyüyor.

Almanya'da vatandaşın akaryakıt fiyatlarına yönelik tepkisi siyasetin gündemine taşındı. AfD lideri Alice Weidel, yükselen benzin fiyatlarının önemli bölümünün devlet tarafından vergi olarak tahsil edildiğini söyledi.



Weidel'in 5 Mart 2026 tarihli açıklamasında şu ifade yer aldı: "Benzin fiyatının yüzde 65'e kadarı doğrudan devlete gidiyor; enerji vergileri, ideolojik CO₂ bedelleri ve KDV yoluyla."

Weidel, hükümeti vatandaşın üzerindeki enerji maliyetlerini azaltmamakla suçlarken, akaryakıt fiyatlarının yalnızca petrol piyasasındaki gelişmelerle açıklanamayacağını savundu.

Almanya'da "yüzde 65" tartışması



Weidel'in açıklaması Almanya'da önemli bir tartışmayı yeniden gündeme getirdi: Vatandaşın akaryakıt için ödediği paranın ne kadarı petrol ve dağıtım maliyeti, ne kadarı vergi?

Weidel'e göre pompa fiyatının yüzde 65'e kadar olan bölümü devletin çeşitli vergileri ve kesintilerinden oluşuyor.

Bu nedenle AfD lideri, akaryakıt fiyatlarının düşürülmesi için yalnızca petrol şirketlerine değil, doğrudan vergi politikasına bakılması gerektiğini savunuyor.

Peki, Türkiye'de durum ne?



Türkiye'de de akaryakıt fiyatının içinde ciddi bir vergi yükü bulunuyor. Türkiye'de akaryakıtta ÖTV ve KDV uygulanıyor. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 2026 yılı düzenlemelerinde benzin, motorin ve LPG için ÖTV tutarları ayrıca belirleniyor.

Dahası, Mart 2026'da yapılan düzenlemeyle petrol fiyatları ve döviz kurundaki değişimlerin ÖTV'ye yansımasını düzenleyen sistem yeniden şekillendirildi.

Yani Türkiye'de de sürücü açısından tablo açık: Petrol fiyatı yükseliyor + pompa fiyatı yükseliyor + KDV yükü büyüyor. ÖTV ise ayrıca doğrudan litre fiyatının içinde yer alıyor.

Pompa vatandaşı, kasa devleti


Akaryakıt fiyatlarının yükseldiği dönemlerde vatandaşın cebinden çıkan para büyürken, devletin akaryakıttan aldığı vergilerin yapısı da yeniden tartışmaya açılıyor.

Dolayısıyla tartışmanın asıl sorusu şu: Vatandaşın ödediği her lira pompada nereye gidiyor?

Weidel'in Almanya'da başlattığı tartışma, Türkiye açısından da dikkat çekici bir soru ortaya çıkarıyor:

Bir litre benzinin fiyatında petrolün, dağıtım şirketinin ve akaryakıt bayisinin payı ne kadar; devletin aldığı ÖTV ve KDV'nin toplam yükü ne kadar?

Gelir İdaresi Başkanlığı'nın yayımladığı güncel ÖTV listelerinde 95 oktan kurşunsuz benzin için litre başına ÖTV tutarı 2026 yılı içinde yeniden güncellendi.

Bugün sürücü için sonuç ise son derece basit:

Depo dolmuyor, vergi yükü büyüyor.

Almanya'da Weidel'in "yüzde 65" çıkışı siyasi tartışmayı büyütürken, Türkiye'de de akaryakıt fiyatlarının vergi yükü ve vatandaşın satın alma gücü açısından yeniden sorgulanması kaçınılmaz hale geliyor.

Soru basit: Dünyada petrolün fiyatı değişirken, Türkiye'de pompa fiyatının ne kadarı petrolün; ne kadarı verginin?

Obezite ameliyatlarına dair kritik sorular


 
Obezite, vücutta sağlığı bozacak ölçüde yağ birikmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 yılı verilerine göre, dünyada 1 milyardan fazla kişi obeziteyle yaşıyor. Yetişkinlerde obezite sıklığı ise 1990 yılından bu yana 2 kattan fazla artmış durumda. 
 

15.09.2026 15:09:00
Murat Çorbacı
 
Obezite ameliyatlarına dair kritik sorular
Obezite ameliyatlarına dair kritik sorular

Türkiye'de de obezite tablosu dikkat çekici boyutlarda. TURDEP-II çalışmasında yetişkinlerde obezite sıklığı yaklaşık yüzde 35; kadınlarda yüzde 44, erkeklerde ise yüzde 27 olarak belirlendi. Yani, ülkemizde her 3 kişiden 1'i obeziteyle mücadele ediyor. Obezite yalnızca kişinin kilosunu ve dış görünüşünü etkilemiyor; tip 2 diyabetten yüksek tansiyona, uyku apnesinden kalp-damar hastalıklarına, eklem sorunlarından karaciğer yağlanmasına kadar pek çok sağlık problemine neden olabiliyor. Obezite aynı zamanda 13 farklı kanser türüne de zemin hazırlayabiliyor. Son yıllarda obezitenin hızla yaygınlaşmasına paralel olarak obezite cerrahisine gösterilen ilgi de artıyor. Ancak cerrahinin estetik amaçlı bir zayıflama ameliyatı olmadığını vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aziz Sümer, "Tedavinin amacı yalnızca tartıdaki rakamı düşürmek değil; obeziteye eşlik eden hastalıkları kontrol altına almak, kişinin sağlığını ve yaşam kalitesini iyileştirmektir. Ameliyat tedavinin sonu değil, sağlıklı beslenme, hareket ve düzenli takiple sürdürülmesi gereken yeni bir dönemin başlangıcıdır" dedi. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aziz Sümer, obezite cerrahisi hakkında en çok merak edilen 9 soruyu cevapladı.

Obezite cerrahisi kimlere uygulanabilir?

Günümüzde "metabolik ve bariatrik cerrahi" olarak da adlandırılan obezite cerrahisi, yalnızca mide hacmini küçültmeyi amaçlayan bir işlem değil. Cerrahi sonrasında iştah, tokluk, bağırsak hormonları ve metabolizma üzerinde de değişiklikler oluşuyor. Yaşam tarzı değişiklikleri ve tıbbi tedaviye rağmen yeterli sonuç alınamayan, vücut kitle indeksi 40 kg/m² ve üzerinde olan kişilerde cerrahi yöntem gündeme gelebiliyor. Vücut kitle indeksi 35-39.9 kg/m² arasında olanlarda ise obeziteye bağlı önemli sağlık sorunlarının bulunması cerrahi seçeneğinin değerlendirilmesini gerektirebiliyor. Vücut kitle indeksi 30-34.9 kg/m² arasında olup uygun tedaviye rağmen tip 2 diyabeti kontrol altına alınamayan seçilmiş hastalarda da metabolik cerrahiden yararlanılabiliyor. Ameliyat kararının sadece kişinin kilosuna bakılarak verilemeyeceğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aziz Sümer, "Hastanın genel sağlık durumu, obeziteye eşlik eden hastalıkları ve daha önce uygulanan tedaviler bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Obezite cerrahisi fazla kilosu olan herkese uygulanabilecek standart bir yöntem değildir" diye konuştu.

Obezite cerrahisi yalnızca kilo vermeyi mi sağlıyor?

Obezite cerrahisinin etkisi tartıdaki değişimle sınırlı kalmıyor. Cerrahide temel hedef; kişinin sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde kilo vermesinin yanı sıra obeziteye bağlı hastalıkların etkisini ve erken ölüm riskini azaltmak oluyor. Ameliyatın ardından tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, uyku apnesi, kan yağlarındaki bozukluklar ve karaciğer yağlanması gibi obeziteyle ilişkili birçok sağlık sorununda belirgin düzelme görülebiliyor. Bazı tip 2 diyabet hastalarında kan şekeri daha kolay kontrol altına alınabiliyor ve kullanılan ilaçlar doktor gözetiminde azaltılabiliyor. Özellikle tip 2 diyabet süresi kısa ve pankreas rezervi daha iyi olan hastalarda daha başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. "Ancak ameliyatın diyabeti kesin olarak ortadan kaldırdığı düşünülmemelidir" uyarısında bulunan Prof. Dr. Aziz Sümer,  hastalık yıllar içinde yeniden ortaya çıkabildiği için cerrahi sonrasında da metabolik takibin düzenli olarak sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.

Obezite cerrahisi kanser riskini azaltıyor mu?

Obezite; menopoz sonrası meme, rahim içi ve yumurtalık kanserlerinin yanı sıra kalın bağırsak, yemek borusu, midenin giriş bölgesi, karaciğer, safra kesesi, pankreas, böbrek ve tiroit kanserleri dâhil olmak üzere 13 farklı kansere zemin hazırlayabiliyor. Yağ dokusundaki artışın östrojen düzeyleri, insülin direnci ve kronik inflamasyon üzerinde oluşturduğu etkilerle kanser gelişimine  uygun bir ortam hazırlayabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Aziz Sümer, cerrahinin sağladığı kalıcı kilo kaybı ve metabolik iyileşmenin, obeziteyle ilişkili bazı kanserlerin gelişme riskini azalttığını belirtiyor. Prof. Dr. Aziz Sümer, obeziteyle ilgili yaklaşık 30 bin kişinin değerlendirildiği SPLENDID çalışmasına ilişkin de şu verileri paylaşıyor: "10 yıl içinde obeziteyle ilişkili kanser gelişme oranı bariatrik cerrahi uygulanan hastalarda yüzde 2.9, ameliyat olmayanlarda ise yüzde 4.9 olarak belirlendi. Cerrahi yönteme başvurulan grupta obeziteyle ilişkili kanser riskinin yaklaşık yüzde 32, kanserden ölüm riskinin de yaklaşık yüzde 48 daha düşük olduğu bildirildi. Kadınlarda yapılan bir başka çalışmada ise cerrahi sonrasında meme kanserinde yüzde 49, yumurtalık kanserinde yüzde 53 ve rahim içi kanserinde yüzde 67 oranında daha düşük risk saptandı."

En sık başvurulan obezite cerrahisi yöntemi hangisi?

Dünyada en sık uygulanan yöntem, halk arasında "tüp mide" olarak bilinen sleeve gastrektomi ameliyatıdır. Bu yöntemde midenin büyük bir bölümü çıkarılarak daha küçük ve tüp biçiminde bir mide oluşturuluyor. Böylece yenilebilecek gıda miktarı azalırken açlık ve tokluk mekanizmalarında da değişiklik meydana geliyor. Bir diğer önemli yöntem olan gastrik bypass ameliyatında ise mide küçültülüyor ve gıdaların bağırsaktan geçiş yolu değiştiriliyor. Her yöntemin avantajları ve dezavantajları farklı olduğu için her hasta açısından en doğru seçeneğin belirlenmesi büyük önem taşıyor.

Hangi yöntemin uygulanacağına nasıl karar veriliyor?

Obezite cerrahisinde herkese aynı ameliyatın uygulanmasının doğru bir yaklaşım olmayacağını aktaran Prof. Dr. Aziz Sümer, "Yöntem belirlenirken hastanın kilosu ve vücut kitle indeksinin yanı sıra yaşı, tip 2 diyabetinin bulunup bulunmadığı, diyabetin süresi, reflü hastalığı, yeme alışkanlıkları, kullandığı ilaçlar ve daha önce geçirdiği ameliyatlar değerlendirilir. Örneğin ciddi reflü sorunu bulunan bazı hastalarda tüp mide yerine gastrik bypass daha uygun olabilir. Diyabetin ön planda olduğu hastalarda ise metabolik etkisi daha güçlü bypass yöntemleri tercih edilir. Ameliyattan önce hastanın genel cerrahın yanı sıra endokrinoloji uzmanı, diyetisyen ve gerektiğinde psikiyatri ya da psikoloji uzmanından oluşan multidisipliner bir ekip tarafından değerlendirilmesi önem taşır. Uzun dönemli başarının temelini, doğru hastaya uygun ameliyatın seçilmesi oluşturur" dedi.

Obezite cerrahisinden sonra ne kadar kilo veriliyor?

En hızlı kilo kaybı genellikle ameliyatı takip eden ilk 6-12 ay içinde gerçekleşiyor. Kilo verme süreci 12-18 aya kadar devam edebiliyor. Başlangıç kilosu, uygulanan ameliyat yöntemi, yaş, metabolik durum, beslenme düzeni ve fiziksel aktivite seviyesi, sonucu doğrudan etkiliyor. İlk 12-18 ayda kişinin fazla kilosunun yüzde 50-80'ini vermesi hedeflenebiliyor. Bununla birlikte cerrahinin başarısı yalnızca kaybedilen kilo üzerinden değerlendirilmiyor. Obeziteye eşlik eden hastalıklardaki düzelme, hareket kapasitesinin artması, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması ve elde edilen sonucun uzun dönemde korunabilmesi de başarının önemli ölçütleri arasında yer alıyor.

Obezite cerrahisi riskli bir yöntem mi?

Her cerrahi girişimde olduğu gibi obezite cerrahisinde de bazı riskler bulunuyor. Erken dönemde kanama, kaçak, enfeksiyon ve damar içinde pıhtı oluşumu; uzun dönemde ise reflü, safra taşı, fıtık ve vitamin-mineral eksiklikleri gelişebiliyor. Ancak cerrahi teknikler ile anestezi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde, uygun donanıma sahip merkezlerde ve deneyimli ekipler tarafından gerçekleştirilen ameliyatlarda bu riskler önemli ölçüde azalıyor. Karar aşamasında yalnızca ameliyatın olası riskleri değil, tedavi edilmeyen ileri obezitenin yıllar içerisinde yol açabileceği diyabet, kalp-damar hastalıkları, kanser ve erken ölüm riski de dikkate alınıyor. Bu nedenle hastaya özel yarar-risk değerlendirmesinin yapılması gerekiyor.

Ameliyattan sonra yeniden kilo alınabilir mi?

Obezite kronik bir hastalık olduğu için ameliyattan yıllar sonra bir miktar kilo geri alınabiliyor. Özellikle yüksek kalorili ve şekerli içecekler tüketmek, sık atıştırmak, kontrolsüz alkol kullanmak, hareketsiz kalmak ve eski beslenme alışkanlıklarına dönmek kilo alımını kolaylaştırıyor. Bu nedenle dengeli bir beslenme düzeni, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı uyku alışkanlığı, obezite ameliyatından sonra yaşamın bir parçası olmalı. Ameliyat sonrası hasta takibinin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Aziz Sümer, "Ameliyatın ardından demir, B12 vitamini, folat, D vitamini ve kalsiyum başta olmak üzere çeşitli vitamin ve mineral eksiklikleri gelişebilir. Kontrollerde sadece kilo değil; kan değerleri, kas ve kemik sağlığı, beslenme durumu, diyabet ile tansiyon gibi hastalıkların seyri de dikkate alınır. Kilo yeniden yükselmeye başladığında erken müdahale edilmesi önemlidir. Obezite cerrahisi tek başına bir mucize değil, hastayla sağlık ekibinin uzun yıllar birlikte yürüttüğü kapsamlı bir tedavidir" dedi.

Zayıflama iğneleri obezite cerrahisinin yerini alabilir mi?

Obezite ilaçları, obezite tedavisinde önemli seçenekler arasında yer alıyor. Ancak mevcut bilimsel veriler, bu ilaçların obezite cerrahisini tamamen ortadan kaldıracağını göstermiyor. Özellikle ileri derecede obezitesi ve buna eşlik eden ciddi metabolik hastalıkları bulunan uygun hastalarda cerrahi, uzun dönemli kilo kaybı açısından güçlü tedavi seçeneklerinden biri olmayı sürdürüyor. İlaç ve cerrahi yöntemin birbirinin rakibi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Aziz Sümer, "Yeni nesil ilaçlardan ameliyat öncesinde kilo kaybını desteklemek, ameliyat riskinin azaltılmasına yardımcı olmak veya ameliyat sonrasında yetersiz kilo kaybı ve yeniden kilo alma durumlarında yararlanılabilir. Tedavinin; yaşam tarzı değişiklikleri, ilaçlar ve gerektiğinde cerrahinin birlikte ya da birbirini takip edecek şekilde kullanıldığı, kişiye özel ve multidisipliner bir yaklaşımla planlanması gerekir" dedi.

Fethiye'de aile faciası

Muğla Fethiye'de eşiyle boşanma aşamasındaki bir baba, iki çocuğunu iş yerinde öldürdükten sonra yaşamına son verdi. Annelerinin ihbarıyla ortaya çıkan ve kenti yasa boğan acı olayla ilgili çok yönlü soruşturma sürerken, cenazeler otopsi için Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı

15.09.2026 14:20:00
Haber Merkezi
 
Fethiye'de aile faciası
Fethiye'de aile faciası
Muğla'nın Fethiye ilçesinde bir iş yerinde baba ile iki çocuğu ölü olarak bulunurken, ölüm nedenlerinin yapılacak incelemelerin ardından netleşeceği bildirildi.  

Olay, bugün saat 08.30 sıralarında Fethiye Yeni Mahalle Adnan Menderes Bulvarı üzerindeki bir iş yerinde meydana geldi. İş yerinden gelen ihbar üzerine bölgeye ekipler sevk edildi. İş yerinin kapısının zorlanarak açılmasının ardından içeride yapılan kontrolde, iş yeri sahibi Ergün Güngör (37) asılı halde bulundu. İş yerinde bulunan E.G'nin çocukları olduğu belirtilen Hatice Güngör (10) ve Hüseyin Güngör (6) isimli iki çocuk da yataklarında hareketsiz halde bulundu.

Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, 3 kişinin de hayatını kaybettiği belirlendi.

Olayın ardından durum Cumhuriyet Savcılığı talimatları doğrultusunda Fethiye İlçe Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ekipleri inceleme başlatılırken, baba ve iki çocuğunun ölümlerinin kesin nedeni ve olayın nasıl gerçekleştiği yapılacak adli incelemelerin ardından belirleneceği öğrenildi.



Bir süredir ailevi sorunları vardı

Tüm kenti yasa boğan acı olayın detayları netleşmeye başladı. Bir süredir ailevi sorunlar yaşadığı ve eşiyle boşanma aşamasında olduğu öğrenilen 37 yaşındaki Ergün Güngör ile çocukları 10 yaşındaki Hatice ve 6 yaşındaki Hüseyin Güngör'ün ölümüne ilişkin ilk incelemeler tamamlandı.

Annenin ihbarı acı gerçeği ortaya çıkardı

Edinilen bilgilere göre, şehir dışından Fethiye'ye dönen anne, eşine ve çocuklarına ulaşamayınca durumdan şüphelenerek polise başvurdu. İhbar üzerine harekete geçen emniyet güçleri, babanın çalıştığı iş yerine çilingir yardımıyla girdi. Ekipler, içeride korkunç bir manzara ile karşılaştı.

İlk bulgular: Önce çocuklar, sonra baba

Olay yeri inceleme ekipleri ve Cumhuriyet Savcısı'nın gerçekleştirdiği ilk tespitlere göre; baba Ergün Güngör'ün, çocukları Hatice ve Hüseyin'i yataklarında hareketsiz halde bulduğu, ardından kendisini asarak yaşamına son verdiği belirlendi.

Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde üçünün de olay yerinde hayatını kaybettiği kesinleşti. Güvenlik güçleri, ilk veriler ışığında olayın babanın çocuklarının canına kıydıktan sonra intihar etmesi şeklinde gerçekleştiği şüphesi üzerinde duruyor.

Cenazeler, ölümün kesin nedeninin ve zamanının belirlenmesi amacıyla otopsi yapılmak üzere Muğla Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayla ilgili geniş çaplı adli soruşturma çok yönlü olarak sürdürülüyor.

İstanbul merkezli 11 ilde terör operasyonu: 39 gözaltı

İstanbul'da terör örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonlarda 39 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı

15.09.2026 11:45:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul merkezli 11 ilde terör operasyonu: 39 gözaltı
İstanbul merkezli 11 ilde terör operasyonu: 39 gözaltı
İstanbul'da terör örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonlarda 39 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında alınan ifadeler doğrultusunda terör örgütlerine yönelik yeni bir çalışma başlatıldı.

Yapılan çalışmalarda MLKP içerisinde faaliyet yürüttüğü değerlendirilen 44, TKP/ML-TİKKO içerisinde 4, DSİH-KALDIRAÇ içerisinde 3 ve MKP içerisinde 1 kişi olmak üzere toplam 52 şüpheli tespit edildi. Şüphelilerden 8'inin yurt dışında, 2'sinin ise cezaevinde olduğu belirlendi. Diğer 42 şüphelinin yakalanması amacıyla İstanbul'da 25, Ankara, Adana, Antalya, Aydın, Balıkesir, Diyarbakır, Elazığ, Mersin, Muğla ve Şanlıurfa'da 17 olmak üzere toplam 42 adrese yönelik operasyon düzenlendi.

39 şüpheli yakalandı

Operasyonlarda 39 şüpheli yakalanırken, adreslerde yapılan aramalarda dijital materyaller ve örgütsel dokümanların yanı sıra 1 adet tabanca, 2 adet şarjör ve 53 adet fişek ele geçirildi. Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü, soruşturmayla ilgili gelişmelerin daha sonra paylaşılacağı öğrenildi.

Seferihisar Belediyesine yönelik operasyonda 47 şüpheli adliyede

İzmir'in Seferihisar Belediyesine yönelik rüşvet ve usulsüzlük operasyonunda gözaltına alınan, aralarında belediye personeli ve müteahhitlerin de bulunduğu 47 şüpheli, adliyeye sevk edildi

15.09.2026 10:40:00
Anadolu Ajansı
 
Seferihisar Belediyesine yönelik operasyonda 47 şüpheli adliyede
Seferihisar Belediyesine yönelik operasyonda 47 şüpheli adliyede

Seferihisar Belediyesinde inşaat ve imar işlemlerinde usulsüzlük karşılığı rüşvet alındığı ve verildiği, belediye bünyesindeki ihalelerde ve doğrudan teminlerde usulsüzlük yapıldığına yönelik tespitler üzerine düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 47 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Şüpheliler, Seferihisar Adliyesi'ne sevk edildi.

Hakkında gözaltı kararı bulunan 1 şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü öğrenildi.

Operasyon hakkında

Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, belediyede inşaat ve imar işlemlerinde usulsüzlük karşılığı rüşvet alındığı ve verildiği, belediye bünyesindeki ihalelerde ve doğrudan teminlerde usulsüzlük yapıldığına yönelik tespitler üzerine, aralarında belediye personeli ve müteahhitlerin de bulunduğu 48 zanlının yakalanması için 11 Eylül'de operasyon düzenlemişti.

Matematik öğretmeninin gizemli ölümü


 
Yalova'da kayıp öğretmenin cansız bedeni İznik Gölü'nde bulundu. Ölümle ilgili soruşturma başlatıldı.

15.09.2026 06:32:00
AA
 
Matematik öğretmeninin gizemli ölümü
Matematik öğretmeninin gizemli ölümü

Yalova'da matematik öğretmeni olarak görev yapan ve kendisinden haber alınamayan kişinin cesedi İznik Gölü'nde bulundu.
Yalova Abdülhamid Han Ortaokulu'nda matematik öğretmeni olan İlhan Algınkaplan (43), eğitim döneminin ilk ders günü okuldan çıktıktan sonra annesini arayıp gezeceğini söyledi. Babasına ait 77 DH 455 plakalı otomobille İznik Gölü kıyısına gelen Algınkaplan'dan bir daha haber alınamadı. Yakınlarının ihbarı üzerine arama çalışması başlatıldı. Algınkaplan'ın kullandığı otomobilin İznik Gölü Orhangazi sahilinde bulunması üzerine arama çalışmaları bu bölgede yoğunlaştı.

Jandarma buldu

Bölgeye gelen AFAD ekipleri termal dron ile havadan, polis dalgıç ekipleri de İznik Gölü'nde arama yaptı. İznik Gölü Jandarma Asayiş Bot Komutanlığı da gölde arama çalışması gerçekleştirdi.

Polis dalgıç ekipleri, sahilden 50 metre açıkta öğretmenin cansız bedenini buldu. Algınkaplan'ın cesedi, sudan çıkartılarak ambulansla Orhangazi Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
Anne Hatice ile baba Sadettin Algınkaplan da oğullarının cenazesinin sudan çıkarıldığı anlarda gözyaşlarına hakim olamadı.
Sadettin Algınkaplan, yaptığı açıklamada, oğlunun sabah okula gittiğini, okuldan çıktıktan sonra annesini arayıp biraz gezeceğini söylediğini aktardı.

Yanında başkası var mıydı?

Algınkaplan, saat 11.00'den beri oğlundan haber alamadıklarını belirterek, "Sonra merak ettik. O bizden ayrı yaşıyor. Yedek anahtar vardı. Evine gittik, evde de yok. En son İznik Gölü civarında olduğunu öğrendik. Biz de onun üzerine arabaya atladık, geldik. Otomobili görünce jandarmayı aradık, jandarma geldi. Az ilerde eşyalarını buldular. Telefonu, arabanın anahtarı oradaydı. Denizin kenarında terliklerini gösterdiler. Oradan denize girmiş yani görünen o. Yalnız mı geldi? Yanında başkası var mıydı? Onu bilmiyoruz yani. Çünkü bir daha haber alamadık" diye konuştu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

"Vanlı Kara Haydar" olarak bilinen Tançalan'ın eşi ve bir şüpheli tutuklandı

"Vanlı Kara Haydar" olarak bilinen ve sosyal medya paylaşımlarının ardından tutuklanan Mehmet Fatih Tançalan'ın eşi Çağla Öz Tançalan ve akrabası M.S.T. aynı soruşturma kapsamında tutuklandı, kayınvalidesi ve altınların bulunduğu evin sahibi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

15.09.2026 01:00:00
AA
 
"Vanlı Kara Haydar" olarak bilinen Tançalan'ın eşi ve bir şüpheli tutuklandı
"Vanlı Kara Haydar" olarak bilinen Tançalan'ın eşi ve bir şüpheli tutuklandı

Van Cumhuriyet Başsavcılığınca, Mehmet Fatih Tançalan hakkında sosyal medya platformlarında yapılan paylaşımlarla bağlantılı olarak "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçundan başlatılan soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda gözaltına alınan Çağla Öz Tançalan, altınların bulunduğu evin sahibi S.A, Mehmet Fatih Tançalan'ın kayınvalidesi N.O. ile akrabası M.S.T'nin Van Emniyet Müdürlüğündeki işlemleri tamamlandı.

Ekiplerce adliyeye götürülen şüphelilerden Çağla Öz Tançalan ile M.S.T. "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçundan tutuklanmaları, N.O. ve S.A. ise adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmaları talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlikte ifadeleri alınan Tançalan ile M.S.T. tutuklandı, N.O. ile S.A. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Adliye çıkışında basın mensuplarına açıklama yapan şüphelilerin avukatları, karara itiraz edeceklerini belirtti.

Ne olmuştu?

Soruşturma kapsamında Van İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri, Mehmet Fatih Tançalan'ı Van'ın Muradiye ilçesindeki evinde 8 Eylül'de gözaltına almıştı.

Emniyete götürülen Tançalan'ın sosyal medyaya yansıyan görüntüleri ile düğününde takıldığı belirtilen yüksek miktardaki altınlara ilişkin mali araştırma süreci başlatılmış, Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK) inceleme talep edilmişti.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı hakimlikçe "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçundan tutuklanmıştı.

Tançalan'ın düğününde eşi Çağla Öz Tançalan'a takılan ziynet eşyaları ve paralar, 12 Eylül'de Muradiye'de bir ev ve eklentisinde yapılan aramada ele geçirilmiş, evin sahibi gözaltına alınmıştı.

İki gün önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince gözaltına alınan Çağla Öz Tançalan da dün Van'a getirilmişti. 

Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri ifade verdi

MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin "bilgi sahibi" sıfatıyla adliyeye gelen Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri ifade verdikten sonra adliyeden ayrıldı

14.09.2026 18:00:00 / Güncelleme: 14.09.2026 18:03:38
İhlas Haber Ajansı
 
Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri ifade verdi
Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri ifade verdi
Silivri Cezaevi'nde 2011'de hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin "bilgi sahibi" sıfatıyla adliyeye gelen Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri adliyeden ayrıldı. Senaristler, adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtsız bıraktı.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun kapsamında, Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan "bilgi sahibi" sıfatıyla ifade vermek üzere adliyeye gelmişti. Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan biten ifade işlemlerinin ardından adliyeden ayrıldı. Senaristler, adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını cevapsız bıraktı.

Erdoğan: 'Pırıl pırıl bir gençlik filiz veriyor'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençlerimizle, evlatlarımızla her buluşmamızda şuna şahit oluyorum. Birileri sürekli kötümser senaryolar yazsa da gerçekten başarılı, dünyayı takip eden, teknolojiyi iyi kullanan, kendini geliştirmeye çalışan pırıl pırıl, ışıl ışıl bir gençlik filiz veriyor" dedi

14.09.2026 17:20:00
AA
 
Erdoğan: 'Pırıl pırıl bir gençlik filiz veriyor'
Erdoğan: 'Pırıl pırıl bir gençlik filiz veriyor'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazi Anadolu Lisesi'nde "2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı Açılışı ve Ankara'da Yapımı Tamamlanan Eğitim Yatırımlarının Toplu Açılış Töreni"ne katıldı.

Yeni bir eğitim-öğretim yılının heyecanını, umudunu ve sevincini hep birlikte yaşadıklarını belirten Erdoğan, şunları söyledi:

"Bu tatlı heyecanı, 42 yıllık geçmişiyle Başkent Ankara'nın en gözde eğitim kurumlarından biri olan Gazi Anadolu Lisesi'nde sizlerle beraber yaşamaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Geçen hafta ilkokul ve ortaokul ilk sınıfları ile anaokullarımızı neşeyle dolduran yavrularımız uyum haftası kapsamında okullarına başlamıştı. Bugün de 'Mayamız Birlik İlk Dersimiz Kardeşlik' temasıyla tüm öğrencilerimiz okullarıyla buluştular. Öncelikle 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı'nın öğrenci ve öğretmenlerimiz başta olmak üzere eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum."


"Çocuklarımızın başarı grafiği her yıl yükseliyor"


Türkiye'nin dört bir yanında görev yapan öğretmenlere selamlarını gönderen Erdoğan, hayat yolculuklarında çocukların ellerinden tutan, onların yolunu ve ufkunu aydınlatan tüm hocalara şükranlarını sundu.

Vazifeleri sırasında şehit düşen, afet ve kazalarda hayatını kaybeden, ebediyete uğurladıkları tüm eğitim neferlerini rahmet ve minnetle yad eden Erdoğan, "Rabbim ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin." dedi.

Bugünkü programda olduğu gibi her eğitim-öğretim yılı başlangıcında zihni açık, ufku geniş, bilgili, kültürlü, donanımlı, özgüven sahibi nesillerin yetişmekte olduğunu görmenin bahtiyarlığı içerisinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Gençlerimizle, evlatlarımızla her buluşmamızda şuna şahit oluyorum. Birileri sürekli kötümser senaryolar yazsa da gerçekten başarılı, dünyayı takip eden, teknolojiyi iyi kullanan, kendini geliştirmeye çalışan pırıl pırıl, ışıl ışıl bir gençlik filiz veriyor. Sadece eğitimde değil, sporda, sanatta, bilimde ve diğer alanlarda maşallah çocuklarımızın başarı grafiği her yıl yükseliyor. İşte en son az önce de ekranda ifade edildiği gibi PISA 2025 sonuçları bu tespitimizi bir kere daha teyit etti. 91 ülkenin katıldığı PISA 2025 Raporu'na göre, Türkiye fen bilimleri, matematik ve okuma becerileri alanında OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke oldu. Türkiye'nin her üç alandaki başarı sıralaması yüzde 50 oranında arttı. Her üç alanda da performansını anlamlı düzeyde artıran tek ülke olduk. Fırsat eşitliği açısından ise avantajlı ve dezavantajlı öğrenci grubunda performansını yükselten tek OECD ülkesi Türkiye'ydi. PISA sonuçlarının eğitim camiamıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarılı sonucun alınmasında emeği geçen tüm öğretmen, öğrenci ve velilerimizi gönülden tebrik ediyorum."


"Ne yapıyorsak öğrencilerin başarısı için yapıyoruz"


"Burada şunu da üzülerek söylemek durumundayım. Milletçe hepimizi sevindirmesi gereken bu başarıyı maalesef birilerinin karalamaya, küçümsemeye, önemsizleştirmeye çalıştıklarını da görüyoruz. Hayata yalnızca siyasi ve ideolojik çıkarlar üzerinden bakan bu kompleksli zihniyeti kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biz onları umursamıyoruz. Siz de moralinizi bozmalarına izin vermeyin. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak kıvanç kaynağımız olan tüm öğrenci ve öğretmenlerimizle iftihar ediyoruz. İstikbalimizin güvencesi olarak gördüğümüz her bir evladımızın bugün bir kez daha alnından öpüyor, hepsini muhabbetle kucaklıyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrenci ve öğretmenlere hitaben, "Şunu bilmenizi isterim ki ne yapıyorsak sizlerin başarısı için yapıyoruz. Çocuklarımızın daha müreffeh, daha güçlü, itibarlı ve kalkınmış bir ülkede yaşaması için yapıyoruz. Gençlerimizin hayallerine giden yolu ardına kadar açmak için yapıyoruz. Öğretmenlerimizin bilgi ve birikimlerini öğrencilerine tam ve eksiksiz bir şekilde aktarabilmeleri için yapıyoruz." diye konuştu.


"Hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime ayırdık"


Göreve geldikleri günden itibaren eğitime özel önem verdiklerini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Her şey eğitimle başlar dedik. Eğitim olmazsa diğer her şey eksik kalır, yarım kalır dedik. Hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime ayırdık. 2002 yılında merkezi bütçeden eğitime ayrılan pay yüzde 7,6 ile dördüncü sıradayken son 24 yıldır hep ilk sırada oldu. Hatta bu payı iki katına çıkararak, 2026 yılında yüzde 15,33'e ulaştırdık. 2002 yılında 343 bin olan derslik sayısı bugün 626 bine çıktı. Bakınız sadece Ankara'mızda son iki yılda yatırım tutarı 1 milyar 989 milyon lirayı bulan tam 30 yeni okul açtık. 544 yeni dersliği hizmete verdik. Bugün aynı zamanda bunların toplu açılışını sizlerle birlikte gerçekleştiriyoruz. Yeni okullarımızın şehrimize hayırlı olmasını temenni ediyorum."

Tüm yatırımlarının ve bütün çabalarının yarının Türkiye'sini en iyi, en modern, en dayanıklı şekilde inşa etmek için olduğunu belirten Erdoğan, "Bunlar, hangi gelir seviyesinden olursa olsun, evlatlarımızın tamamının eşit ve adil eğitim imkanlarına sahip olması içindir. Bunlar, eğitime hayat veren sınıfın kalbi ve ruhu olan öğretmenlerimizin görevlerini gönül huzuruyla yerine getirebilmeleri içindir. Bunlar, Çankaya'dan Sincan'a, Mamak'tan Keçiören'e Ankara'mızın her ilçesinde çocuklarımızın daha iyi şartlarda eğitim görmesi içindir." şeklinde konuştu.


"Eğitim kalitesini artırmak için imkanları seferber ettik"


Eğitimde fırsat eşitliğini yaygınlaştırmak, eğitimin kalitesini artırmak için her türlü imkanı seferber etmiş durumda olduklarını belirten Erdoğan, "2003'ten bu yana yürüttüğümüz Ücretsiz Ders Kitabı Projesi'yle okullar açıldığında kitapları evlatlarımızın sıralarında hazır ettik. Bugüne kadar 4 milyar 306 milyondan fazla ders kitabını öğrencilerimizle buluşturduk. İnşallah bundan sonra da Ankara'yla birlikte Türkiye'nin eğitim altyapısını güçlendirmeye devam edeceğiz." diye konuştu.

Erdoğan, öğretmen ve öğrencilere seslenerek, şu ifadeleri kullandı:

"İnsanı diğer canlılardan ayıran, kendi hakikatinin farkına varabilmesidir. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırma kabiliyeti fıtratımıza yerleştirilmiş bir pusuladır. Maarif, bu pusulayı ince ayarla geliştirip insanın içindeki o cevheri açığa çıkarma mücadelesidir. İnsanın içindeki öz hiçbir çağda değişmez.

Değişen, sadece onu hayata taşıma tarzımızdır. Değişen, çocuklarımıza neyi, hangi usulle öğrettiğimiz, hangi imkanlarla onları donattığımız, hangi becerilerle öğrencilerimizi teçhiz ettiğimizdir."

Küresel rekabetin kızıştığı, bilim ve teknolojinin mesafeleri ortadan kaldırdığı yeni bir dünyada yaşadıklarını vurgulayan Erdoğan, "Biliyoruz ki bugünün ve geleceğin dünyasında ilerlemenin, kalkınmanın, uluslararası rekabette öne geçmenin yolu eğitimde alınan mesafedir. Sadece bu yeni dünyada başarılı olmak için değil, ayakta kalmak için de nitelikli eğitime ihtiyacımız var." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için yapılması gerekenlerin aslında belli olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

"Bir defa öğrencilerimizin vizyonu, ufku, zihni öncelikle olabildiğince geniş olacak, açık olacak. Evlatlarımız önce kendi ülkesini, kendi milletini iyi tanıyacak. Bununla yetinmeyip gönül coğrafyamızı iyi tanıyacak, dünyayı iyi tanıyacak. Çağın nimetleri olan teknolojiyi, interneti, yapay zekayı çok iyi kullanırken bunların taşıdığı risklere karşı uyanık olacak, teknolojinin esiri olmayacak."

Öğretmenlerin, kendilerine emanet edilen öğrencileri en güzel şekilde yetiştirirken onların iyi birer fert olması için gayret göstermesinin önemine işaret eden Erdoğan, "Ailelerimiz, sınav başarısını önemsedikleri kadar çocuklarımızın ahlaklı, saygılı, milli ve manevi değerlerine bağlı olmalarını da önemseyecek." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlar sağlandığında hem içinde bulundukları çağın tehlikelerinden korunmuş olacaklarına hem de küresel rekabette öne çıkmış olacaklarına inandığını belirterek, şunları kaydetti:

"Diğer türlü ya bu yarışta geriye düşeriz ya da millet olarak bizi biz yapan değerlerimizi kaybederiz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'miz, işte bu hassasiyetlerin neticesinde vücut bulmuş kuşatıcı bir modeldir. Modelimizin özünde, çağın bilgisiyle bu milletin köklü değerlerini birleştiren 'köklerden geleceğe' anlayışı yatıyor. Modelimizle bilgiyi sadece ezberleyen değil, o bilgiyi kullanabilen, eleştirel düşünebilen, problem çözebilen, sorumluluk sahibi, yetkin ve erdemli bir nesil yetiştirmeyi hedefliyoruz.

Bunda da muradımız şudur, yarının mühendisleri, yarının doktorları, yarının öğretmenleri, bilim insanları, sanatçıları, yazarları, şairleri, siyasetçileri, bürokratları işte bu sıralardan çıkacak; Gazi Anadolu Lisesi gibi okullarımızdan çıkacak. İnşallah, Türkiye'yi gençlerimiz yönetecek. Türk milletine, bugün okullarına başlayan yavrularımız hizmet edecek. Şahsen ömrümüzü adadığımız büyük ve güçlü Türkiye davasını onlar omuzlayacak, gençlerimiz omuzlayacak. Bu zorlu mücadelenin bayraktarlığını onlar yapacak, sizler yapacaksınız."


"Sizi gözü gibi koruyan, sizin için tüm gücünü kullanan büyük bir devletiniz var"


Asıl meselenin bu neslin, bu mukaddes sancağı taşırken, bu kutlu mücadeleyi verirken ihtiyaç duyacağı her türlü kabiliyete sahip olması olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aklı ilimle, kalbi değerlerimizle, yüreği vatan sevgisiyle yoğrulmuş böyle bir neslin Türkiye Yüzyılı'nın en sağlam teminatı olacağına inanıyorum." dedi.

Erdoğan, bu hedeflerin gerçeğe dönüşmesinin öğretmenlerin vereceği samimi desteğe bağlı olduğuna işaret ederek, öğretmenlerden öğrencileri okumaya, araştırmaya, düşünmeye daha fazla teşvik etmelerini istedi, emekleri ve fedakarlıkları için teşekkür etti.

Öğrencilere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Çok sevgili evlatlarım, sizlerden de bazı beklentilerim var. Dünya sürekli değişiyor olsa da başarının formülü asırlardır değişmedi. Hep söylediğim gibi, okuyun, düşünün, uygulayın, neticelendirin. Kendinize inanın. Milletinize ve devletinize güvenin. Hayatta başarılı olma umudunuzu hiçbir zaman yitirmeyin. İman ve inanç olduğu sürece imkanın da olacağını aklınızdan çıkarmayın. Hani merhum Necip Fazıl diyor ya, 'Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...Zaman bendedir ve mekan bana emanettir şuurunda bir gençlik...' İşte üstadın tarif ettiği o nesil sizlersiniz.

Sizlerden büyük düşünmenizi, önünüze büyük hedefler koymanızı, o hedeflere doğru yılmadan, yıkılmadan ilerlemenizi bekliyorum. Şunu da lütfen unutmayın. Sizler kapasite olarak, birikim ve yetenek olarak, imkanlar açısından başka ülkelerdeki akranlarınızdan asla geride değilsiniz. Biraz önce de söyledim. Hemen her alanda birinci sınıf imkanlara, sizleri candan seven öğretmenlere, size değer veren, sizin kendinizi en iyi şekilde yetiştirmeniz için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan ailelere sahipsiniz. Aynı zamanda sizi gözü gibi koruyan, sizin için tüm gücünü kullanan büyük bir devletiniz var."


"Ümitsizliğe asla kapılmamanızı istiyorum"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz hangi görüşe, kökene, gelir grubuna ait olursa olsun hiçbir evladımızı sokakta bulmadık, sokakların insafına da terk etmedik. Sizler bizim göz bebeğimizsiniz. Hasbahçemizin güllerisiniz. Sizlerden kendinize güvenmenizi, ülkenize güvenmenizi, özellikle sosyal medyada köpürtülen sahte ve sanal hikayelere bakıp da ümitsizliğe asla kapılmamanızı istiyorum." dedi.

Öğrencilere, "İnanıyorsanız mutlaka başaracaksınız. Kendinize güveniyorsanız, hayallerinizi inşallah gerçekleştireceksiniz." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Düzenli ve disiplinli bir şekilde çalıştığınız sürece yolunuz da bahtınız da Allah'ın izniyle sonuna kadar açıktır. Bunun için bir gününüzü bile boşa geçirmeden geleceğe hazırlanmanız, bilginize yeni bilgiler, fikirlerinize yeni fikirler eklemeniz çok önemlidir. Siz evlatlarımdan, ufkunuzu geniş, zihninizi açık, merakınızı her zaman canlı tutmanızı bekliyorum. Ben sizlere inanıyor, sizlere sonsuz derecede güveniyorum. Gözlerinizdeki ışıltıda, Türkiye'nin yarınlarını görüyor, heyecanlanıyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken yeni eğitim öğretim yılının bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize eğitim öğretim camiamızın tüm paydaşlarına başarılarla dolu bir yıl diliyorum. Açılışını yaptığımız eğitim kurumlarımız Ankara'mıza hayırlı, uğurlu olsun diyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyor, evlatlarımızın her birinin gözlerinden öpüyorum."

Türk jeti Libya’da alev aldı

İstanbul'dan havalanan ve iş insanı Hamdi Akın'a ait olduğu açıklanan özel jet, Libya'nın Misrata Havalimanı'na inişi sırasında pistten çıktı. Yangın nedeniyle havalimanı uçuşlara kapatılırken, şirketten mürettebatın durumuna ilişkin ilk açıklama geldi

14.09.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
Türk jeti Libya’da alev aldı
Türk jeti Libya’da alev aldı
Libya, sabah saatlerinde Türkiye tescilli bir özel jetin karıştığı korkutucu bir uçak kazasına sahne oldu. İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan yolcu almak üzere havalanan ve Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın'a ait olduğu belirtilen özel iş jeti, Misrata Uluslararası Havalimanı'na iniş yaptığı sırada pistten çıktı.


İniş sırasında alev aldı, havalimanı kapatıldı


Edinilen bilgilere göre, TC-AKF tescilli Cessna Citation Latitude tipi iş jeti, havalimanına teker koyduktan hemen sonra henüz belirlenemeyen bir teknik arıza nedeniyle pist dışındaki toprak alana sürüklendi. Sürüklenmenin etkisiyle uçakta hızla yangın çıktı.

Olayın ardından havalimanı itfaiye ve acil kurtarma ekipleri bölgeye sevk edilerek alevlere müdahale etti. Yangın kısa sürede kontrol altına alınırken, tek piste sahip olan Misrata Uluslararası Havalimanı, seyrüsefer güvenliğinin yeniden sağlanması ve enkaz kaldırma çalışmaları amacıyla geçici olarak uçuş trafiğine kapatıldı.


İşletmeci şirketten resmi açıklama geldi


Kazanın ardından gözlerin çevrildiği uçak işletmecisi firmadan jet hızıyla açıklama yapıldı. Şirket yetkilileri tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"BKNJET Havacılık A.Ş. tarafından işletilen, Şirketimize ait TC-AKF tescilli özel uçak, bugün Libya Misrata Havalimanı'na inişi sırasında pistten çıkarak kaza geçirmiştir... Uçakta yolcu bulunmamakta olup, görevli 3 uçuş personelimiz kendilerini uçaktan emniyetli bir şekilde tahliye etmiştir. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmamıştır. Şirketimiz, olayın meydana geldiği ilk andan itibaren ilgili sivil havacılık otoriteleri ve yetkili mercilerle tam iş birliği içerisinde olayın sebeplerinin belirlenmesine yönelik sürece tam destek vermektedir. Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız."


Mürettebat yara almadan kurtuldu


Libya Ulaştırma Bakanlığı kazada yolcu bulunmadığını ve 3 kişilik mürettebatın güvenle tahliye edilerek sağlık kontrolleri için hastaneye sevk edildiğini duyurdu. Yeni teslim alınan jetin kaza nedenini araştırmak üzere teknik inceleme başlatıldı.

Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri adliyeye geldi

MİT görevlisi Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri "bilgi sahibi" sıfatıyla ifade vermek üzere adliyeye geldi

14.09.2026 14:52:00 / Güncelleme: 14.09.2026 14:56:48
İhlas Haber Ajansı
 
Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri adliyeye geldi
Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri adliyeye geldi
Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan'ın "bilgi sahibi" sıfatıyla ifade vermek üzere adliyeye geldi.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor. Soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan'ın "bilgi sahibi" sıfatıyla ifade vermek üzere adliyeye geldi. Senaristler, adliyeye girişte basın mensuplarının sorularını yanıtsız bıraktı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.