logo
28 EYLÜL 2026

Putin: 'Savaşı biz başlatmadık... Silahsızlanma anlaşmasını askıya alıyoruz'

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Federal Meclis'te yaptığı konuşmada, Rusya ile ABD arasında imzalanan ve kıtalararası nükleer balistik füze kabiliyetlerinin sınırlandırılmasını içeren Yeni START anlaşmasını askıya aldıklarını duyurdu

21.02.2023 21:02:00
 
Putin: 'Savaşı biz başlatmadık... Silahsızlanma anlaşmasını askıya alıyoruz'
Putin: 'Savaşı biz başlatmadık... Silahsızlanma anlaşmasını askıya alıyoruz'
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Federal Meclis'te yaptığı konuşmada, Rusya ile ABD arasında imzalanan ve kıtalararası nükleer balistik füze kabiliyetlerinin sınırlandırılmasını içeren Yeni START anlaşmasını askıya aldıklarını duyurdu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Federal Meclis toplantısında yaptığı konuşmada Ukrayna'daki savaşa ve ülkesinin duruma dair değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda Federal Meclis üyelerinin yanı sıra Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, Rus hükümetinin üyeleri, Rus diplomatlar ve Ukrayna'daki savaşta yaralanan askerler ve aileler de yer aldı.

Ukrayna ile yaşadıkları krizden Batılıları sorumlu olduğunu ve bu sürecin 2014'te başladığına işaret eden Putin, "Batılı liderlerin vaatleri sahteliğe ve acımasız birer yalana dönüştü. Batı ülkeler, Ukrayna'nın radikal milliyetçi birliklerinin askerlerini eğitti, onlara silah tedarik etti.

Kiev, özel askeri operasyonun başlamasından önce de Batı ile silah tedariki için görüşmeler yürütüyordu. Rusya, Donbass'ın sorunlarının barışçıl biçimde çözümlenmesi için mümkün olan her şeyi yaptı. Bununla beraber Kiev, Donbass'ın sorunlarını çözmedi, sürüncemede bırakıp oyaladı. Siyasi cinayetler işledi ve inananlara kötü muamele etti. Minsk anlaşmalarını diplomatik bir tiyatro olarak sunarken bundan gurur duyuyorlar.

Rusların kanı dökülürken, Rusya samimiyetle sorunu çözmeye çalışırken onlar alay etmeye devam etti. Bu iğrenç aldatma yöntemi daha önce defalarca kullanıldı. Batı, Yugoslavya'yı, Irak'ı, Libya'yı, Suriye'yi yerle bir ederken aynı şekilde utanmazca, ikiyüzlülükle davrandı. Bu utancı asla temizleyemeyecekler. Namus, güven, edep kavramları onlara yabancıdır. Sömürü politikasını sürdürürken tüm dünyaya aşağılık olarak bakıyorlardı. Kendi halklarını da barış diyerek aldattı" dedi.

"Dünyada hiçbir ülkenin ABD'nin yurt dışında bulundurduğu kadar askeri üssü yok"



Putin, 'Batı ile yapıcı bir diyaloğa açıktık ve içtenlikle hazırdık. Hem Avrupa'nın hem de tüm dünyanın eşitliğe dayalı bölünmez bir güvenlik sistemine ihtiyacı olduğunu söyledik ve ısrar ettik. Uzun yıllar boyunca bu fikri ortaklarımızla tartışmayı ve uygulanması için birlikte çalışmayı teklif ettik. Fakat ya hiç cevap alamadık ya da iki yüzlü cevaplar aldık. NATO'nun sınırlarımıza kadar genişlemesi, Avrupa'da ve Asya'da askeri üslerin kurulması. Herhalde bizden korunmak için şemsiye kuracaklardı. Dünyada hiçbir ülkenin ABD'nin yurt dışında bulundurduğu kadar askeri üssü yok. Tüm dünyada yüzlerce askeri var. Neredeyse tüm gezegen onlarla dolu. Bütün dünya silah anlaşmalarını nasıl feshettiklerine şahit oldu" şeklinde konuştu.

'Savaşı başlatan taraf Batı'ydı, bizse bu savaşı durdurmak için güç kullanıyoruz'

Batılı ülkelere güvenlik garantileri içeren bazı teklifler sunduklarını, ancak Batılıların bu anlaşmaları reddedip Kiev rejimini destekleyerek Ukrayna'nın doğusuna askeri harekat gerçekleştirildiğini belirten Putin, "Aralık 2021'de biz resmen ABD ve NATO'ya güvenlik garantileri teklifimizi sunduk. Biz net bir 'hayır' mesajı aldık. O zaman Batı'nın agresif duruşunun sonlanmayacağı anlaşıldı.

Şubat 2014'te Kiev'in Donbass'a saldırısından da belliydi. Hatırlatmak isterim Kiev rejimi 2014'te Donbass'ı havadan bombaladı. Donetsk ve Luhansk'a saldırı düzenleyenlerin bir sonraki adım olarak Kırım'a saldıracağı belliydi. Kiev de bir sonraki adımda Kırım'a saldıracağını söylüyor. Tüm bunlar BM Güvenlik Konseyine aykırıydı. Savaşı başlatan taraf Batı'ydı, bizse bu savaşı durdurmak için güç kullanıyoruz. Evimizi ve insanlarımızın canlarını koruyoruz, Batı'nın istediğiyse sınırsız hakimiyete sahip olmak" ifadelerini kullandı.

"Kiev'e savaş için 150 milyar dolar verildi"



Batılı ülkelerin Ukrayna politikasını eleştirmeye devam eden Putin, "Kiev'e savaş için 150 milyar dolar verildi. Ukrayna'ya para akışının azaldığını da görmüyoruz. Cini şişeden çıkaranın Batı olduğunu dünyada kimse unutmadı. Ayrıca ne talep edilirse karşılığı oluyor. Böylelikle savaş sona ermiyor. ABD'nin 2021 yılından sonra başlattığı savaştan sonra ama sanki bunlar yaşanmamış gibi kendilerine barış savunucusu diyorlar. Onların trilyonlarca dolar gelirleri var. İnsan hakları ve demokrasiyi araç olarak kullanarak kendi hegemonyalarını kuruyorlar. Geçtiğimiz yüzyılda Avrupa'da Nazilerin büyümesi için çabaladılar.

Bugün Ukrayna'da Nazileri büyütmek için çabalıyorlar. Her şey her yüzyılda tekrarlanıyor. Batı 2014'te Ukrayna'daki darbeyi destekledi. Ne kadar para tahsis ettikleri bile belliydi. Rusya'ya karşı saldırganlık körüklendi. Bu darbe anayasaya aykırıydı. Yugoslavya'da kullandıkları grupların kullandıkları semboller ve Neonazi sembolleri bugün Ukrayna askerlerinin kamuflajlarında yer alıyor. Ancak Batı buna karşı bir tepki göstermiyor. Bu çok şaşırtıcı. Çünkü onlar Rusya'ya karşı savaşan herkesi destekler. Rusya'ya karşıysa şeytanı bile kendi saflarına çekerler" diye konuştu.

"Biz Ukrayna halkına karşı savaşmıyoruz"

Putin hedeflerinin Ukrayna halkına saldırmak olmadığını söyleyerek, "Batılı elitler Rusya'ya stratejik yenilgi yaşatarak bizi sonsuza dek bitirme hedefini gizlemiyor. Biz Ukrayna halkına karşı savaşmıyoruz. Ukrayna halkı da Batılıların esiri oldu. Yolsuzluklar, eşitsizlik ve yoksulluk Ukrayna'da körüklendi. On yıllar boyunca Ukrayna sanayisini yerle bir ettiler. Bu nedenle asker bulmakta zorlanmadılar. Ukraynalıları koyun olarak görüyorlar. İnsanları harcanacak birer metaya çevirdiler. Bunun sorumluluğu tamamıyla Batılı elit kesimler ve Kiev rejimine aittir. Kiev'e Batı tarafından verilen silahların menzili ne kadar uzun olursa, tehdidi Rusya topraklarından o kadar uzaklaştırmamız gerekir. Rusya'yı küresel bir hedef haline getirmeyi hedefliyorlar. Biz de buna karşı misillemelerimizi yapacağız. Rusya'yı savaş alanında yenmeleri imkansız. Bu nedenle savaş yöntemlerini geliştiriyorlar" şeklinde konuştu.

'Aile, bir erkek ve bir kadın arasındaki beraberlik demektir. Dünyadaki her dinin kutsal metinleri bunu ifade ediyor"

Batı kültürünün yozlaştığını, kendi kültürlerini bundan koruyacaklarını dile getiren Putin, "Çocuklar üzerinden her türlü istismar gerçekleştiriliyor. Cinsiyetleri değiştiriliyor ve üstlerinde deneyler yapılıyor. Yetişkinlerin diledikleri gibi yaşama hakkı var. Kimse özel hayata müdahale etmiyor ve bizim de bunu yapmaya niyetimiz yok. Aile, bir erkek ve bir kadın arasındaki beraberlik demektir. Dünyadaki her dinin kutsal metinleri bunu ifade ediyor. Ama Batı, bu kutsal metinleri de sorgular hale geldi. Batı'daki elit kesimler akıllarını kaçırdı ve bunun artık tedavi edilebilir bir yanı yok. Biz bu gibi sapkınlıklara karşı çocuklarımızı korumamız gerekiyor" dedi.

"Cadı avı başlatmayacağız"



Ukrayna'daki askeri operasyonlar sırasında Rusya'ya karşı saldırıda bulunanları da hedef alan Putin, "Rusya'ya karşı ihanet içine girenler, terör eylemleri gerçekleştirenler yargı önünde hesap verecek. Ancak biz cadı avı başlatmayacağız. Gurur duyuyorum ki Rusya'nın çok milletli toplumu, vatandaşlarımızın tümü kararlı bir duruş gösterdiler. Donbass harekatını desteklediler, Donbass'ı desteklediler. Her bir vatandaşımız Donbass'ın Rusya ile olduğunu anlıyor ve bizde anlıyoruz. Tüm Rusya'ya, kahramanlarımıza, subaylarımıza, denizcilerimize, Donetsk'teki askerlerimize, vatansever askerlerimize teşekkür ediyorum. Çok geniş bir liste olduğu için sayamadığım tüm kahramanlarımıza da teşekkür ederim" ifadelerini kullandı. Ukrayna'dan ilhak edilen Donbass, Herson, Luhansk ve Zaporijya bölgelerinde yaşayanlara da seslenen Putin, "Donetsk ve Luhansk Halk cumhuriyetleri ile Zaporojya ve Herson bölgelerinde yaşayan, kendi geleceklerini kendileri belirleyenlere de söylemek istediklerim var. Rusya ile, anavatanınız ile birlikte olma kararlılığınız daha güçlü hiçbir şey yok" ifadelerini kullandı.

"Yeni bölgelerin Rusya'ya bağlantı yolları oluşturulacak"

Putin, Ukrayna'dan ilhak edilen bölgelerin Rus topraklarıyla bütünleşmesi için yeni projeler hazırladıklarının altını çizerek, "Azak Denizi tekrar Rusya'nın iç denizi haline geldi. Yeni bölgelerimizin kalkınması için programlar oluşturduk. Kırım'da yaptığımız gibi buralarda da yeni istihdam alanları oluşturup yollar inşa edeceğiz, Azak Denizi kıyılarında yeni limanlar kuracağız. Uzun vadeli barış ve istikrar için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Bunun için kendi tarihimiz için, atalarımız için, tarihi adaletin yeniden canlanması için, askerlerimiz orada kahramanlıklarını sürdürüyor" dedi. Putin ayrıca Ukrayna'daki savaşta ölen Rus askerlerinin ailelerine desteklerin sürdürülmesi için vakıf kurulması talimatı verdiğini de belirtti.

"Yeni Start anlaşmasına katılımımızı katılımızı askıya alıyoruz"

Putin ayrıca konuşmasında Rusya ile ABD arasında imzalanan ve kıtalararası nükleer balistik füze kabiliyetlerinin azaltılmasını içeren Yeni START anlaşmasını askıya aldıklarını duyurdu. Putin, "Bugün Rusya'nın Yeni Start anlaşmasını askıya aldığını duyurmak zorundayım. Tekrar ediyorum, anlaşmadan çekilmiyoruz askıya alıyoruz" dedi. Anlaşmanın uygulanabilirliğinin ortadan kalktığını savunarak anlaşmayı askıya aldıklarını belirten Putin, "NATO, Şubat ayında Rusya'dan stratejik silahlara ilişkin anlaşmaya geri dönmesini istedi. Askeri tesislerimizi de denetlemek istiyorlardı. İçinde bulunduğumuz bu çatışma halini düşünülecek olursa bu çok saçmaydı. Ancak bizim denetim gerçekleştirmemize izin vermiyorlardı. NATO, Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması'nın tarafı olmak istediğini söylüyor. Bu bizim için uygun, ancak bunun için geç kalındı. Çünkü NATO içinde birçok nükleer güç bulunuyor. Anlaşma ilk olarak 1991 yılında Sovyetler Birliği ile ABD arasında imzalandı. O dönemde koşullar çok farklıydı. Sovyetler Birliği'nin ve ABD'nin birbirlerini düşman olarak görmedikleri bir düzeydeydi. Hepsi geçmişte kaldı. İlişkilerimiz kötüleşti" şeklinde konuştu.

"Rusya'nın nükleer kuvvetlerini en son sistemlerle donatma seviyesi yüzde 91'i aşıyor"



ABD ile yaşadıkları nükleer yarışta geride kalmamaları gerektiğini vurgulayan Putin, "ABD'liler yeni nükleer silahlarını geliştirme süreçlerine giriyor. Rusya'nın da yeni nükleer silahlarını geliştirmesi gerekiyor. Kimseyle yarışmıyoruz. Ancak onlar nükleer denemelerini sürdürdükçe bizim de sürdürmemiz gerekiyor. Rusya'nın nükleer kuvvetlerini en son sistemlerle donatma seviyesi yüzde 91'i aşıyor. Kazandığımız deneyimi dikkate alarak ordunun tüm birimlerinde aynı yüksek nitelik seviyesine ulaşmalıyız" ifadelerini kullandı.

"Ticaret yolumuzu geliştiriyoruz"

Ukrayna savaşının ardından Batılı ülkelerin kendilerine karşı aldığı ekonomik yaptırım kararlarının Batılılara daha çok zarar verdiğini savunan Putin, "Bize karşı yaptırım uygulayanlar kendi ayaklarına sıkıyor. İstihdamda sorunlar yaşıyorlar, enflasyon ve ekonomik sorunlar yaşıyorlar. Bunun suçunu da Rusya'ya atıyorlar. Rusya'nın mallarına el koydular ve enflasyonu körüklemek için her şeyi yaptılar. Bu bir hırsızlıktır. Halkımıza ıstırap çektirmek, diz çöktürmek istiyorlar" dedi. Buna rağmen aldıkları ekonomik önlemlerle bu baskıyı püskürttüklerini belirten Putin, "Ortak çalışmayla istihdamı koruduk, finans sistemini, girişimcileri destekledik.

Ekonomimizi güçlendirmek için 1 trilyon ruble bütçe oluşturduk. 2022 yılı sonuçlarına göre Gayri Safi Yurtiçi Hasıla yüzde 2.1 daraldı. Batı, Rus ekonomisinin yüzde 25 olacağını söylüyordu. Rus firmaları lojistik zincirleri yeniden kurdular. Bizimle çalışmak isteyen birçok ülke varmış. Dost olan ülkelerle ticaret hacminde yüzde 50 artış oldu. Kazakistan, Moğolistan, Çin'e kadar ticaret yolumuzu geliştiriyoruz. Hazar Denizi'ne kadar yollarımızı geliştireceğiz. İran, Pakistan ve birçok ülkeyle bu yolları geliştireceğiz. Rusya içindeki yolların yüzde 85'i yenilenecek. Okullardan köylere kadar ücretsiz gaz temini için imkanlarımızı kullanacağız" diye konuştu.

"Biz nasıl dost olunacağını biliriz"

Putin, "Biz nasıl dost olunacağını biliriz, verdiğimiz sözleri tutarız, kimseyi hayal kırıklığına uğratmayız ve güç durumlarda destek oluruz. Pandemi döneminde İtalya dahil pek çok ülkeye yardım ettik. Depremlerin ardından Türkiye ve Suriye'ye hemen yardıma gittik" şeklinde konuştu. Putin ayrıca Rusya'da önümüzdeki Eylül ayındaki yerel seçimlerin, 2024 yılında yapılmasını planlanan devlet başkanlığı seçimlerinin yasalara uygun bir şekilde gerçekleştirileceğini ifade etti.
Putin'in çağrısıyla ayrıca savaşta ölen askerler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığının kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde Fetullahçı Terör Örgütü'nün mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik "siyasal veya askeri casusluk" soruşturması kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı

28.09.2026 19:20:00
Anadolu Ajansı
 
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik yapılan tespitler doğrultusunda yürütülen soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirildi.

Savcılıkta ifade veren şüpheliler Eda Aydoğan, Güner Eke, İnönü Akgün Alp ve Zehra Yılmaz tutuklama, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, Eda Aydoğan, Güner Eke ve İnönü Akgün Alp'in tutuklanmasına, Zehra Yılmaz, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı'nın ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.

Öte yandan, 2012-2018 arasında MASAK Başkanı olarak görev yapan Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli'nin ise soruşturma kapsamında bugün bilgilerine başvuruldu.

Adalet Bakanı Gürlek'in açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabında, devletin mali istihbarat ağına yönelik casusluk faaliyeti yürütenlerin hukuk önünde hesap vereceğini açıklamıştı.

Açıklamada, "MASAK'ta kullanılan Entegre Mali İstihbarat Sistemi'ne (EMİS) yönelik yetkisiz işlemler ve sistem kayıtlarının güvenliğine ilişkin önemli bulgulara ulaşıldığını" ve "Soruşturmada, 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna ilişkin tespitlere ulaşıldığını" belirtmişti.

Bakan Gürlek, soruşturma kapsamında aralarında olay tarihinde MASAK Başkan Yardımcısı olarak görev yapan kişinin de bulunduğu 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını, 5 şüphelinin gözaltına alındığını, yurt dışında olduğu belirlenen 16 şüpheli hakkında siyasi ve askeri casusluk suçundan yakalama kararı çıkartıldığını ve 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıklamıştı.

Gürlek, "Soruşturma kapsamında AGMLAB AŞ ve MRD AŞ'ye mahkeme kararıyla el konulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanmıştır. İlgili dönemlerde MASAK Başkanlığı görevinde bulunan üç eski başkanın da adli makamlarca ifadelerine başvurulacaktır." demişti. 

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.