Atalarımız, kel başa şimşir tarak, demişler. Bu zarif beyan biraz argolaşarak, böyle kafaya böyle traş denmeye başlandı. Batan kapitalizm krizine hazırlıksız yakalanmış Türk ekonomisi ve Türk reel sektörünün vaziyeti bu? Reel sektör hızla batıyor; batanlar, iflasa sürüklenenler ise intihar etmeye başladı? Yazık, Denizli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi, tekstilci, işadamı, sanayici, Mehmet Ağcabay, falçatayla boğazını keserek yaşamına son veriyor. Ağcabay'ın son olarak, AKP Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel, AYSİAD Denizli Şube Başkanı Mehmet Gökçe ve 20 kişiye, "Artık ben yokum" diyerek mesaj attığı söyleniyor? Yazık! Reel sektörün, reel tablosu, özetle işte bu.Ancak sendeleyerek de olsa ayakta kalabilen reel sektör temsilcileri, kusura bakmasınlar sanki hiç akıllanmamışlar gibi, hala AKP hükümetinden yardım bekliyorlar? Reel sektör kendini kandırıyor. Vakit kaybediyor. Kan kaybediyor. İflas ediyor, aradan çekiliyor yahut intihar ederek öteye gidiyor. AKP'nin yapacak hiçbir şeyi yok? Bunların akıl hocaları battı Amerika'da, Avrupa'da, Asya'da; hala kim kimden çare bekliyor!Çözümün tek adresi var; BTP? Reel sektörün bitmiş ahvaline ve batmış Türk ekonomisine, sadece BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş bey, çözümler getiriyor, yol gösteriyor, bilimsel projeler sunuyor. Görene? Köre ne?!Hükümet ne yapıyor? Başbakan R. T. Erdoğan ne diyor bu işlere?! Maalesef hiçbir şey? Erdoğan, inşallah ile, maşallah ile, hamdolsun ile gün dolduruyor.Önce "Hamdolsun kriz filan yok" diyor. Sonra, "Bu küresel kriz de inşallah bizi teğet geçecek" demeye başlıyor. Ardından Dış Ticaret açığı Türk ekonomisi tarihinde rekor kırmış bir hükümetin Başbakanı olarak, 11. Dış Ticaret Haftası'nda "Ben inanıyorum ki ihracatımız da bu süreçten fazla etkilenmeyecektir. Hatta bu süreci bir fırsata dönüştürecektir? Türkiye de bu dalgalanmadan mutlaka etkilenecektir, ama en asgari düzeyde olacaktır" diyor.Bu kadar çelişkiler yumağı halinde ve dünyayı kasıp kavuran krizden habersiz bir hükümetten ve Başbakan'dan reel sektör hala bir şey bekliyorsa, ben artık böyle bir sektöre, reel sektör diyemem... Diyebilecek olan varsa beri gelsin? Reellik, reel sektörün neresinde?!Besleme medyanın ekranlarında ise, Merkez Bankası'nın döviz depoları gösterilerek, abrakadabra yöntemi ile göz boyanıyor. Bu cambaza bak oyununu anlatmaya, hani şu, ölme eşeğim ölme, gelecek baharda yonca? hikayesi bile hafif kalıyor.Amerika'nın 3-5 katrilyon dolarlık paketleri, Avrupa ve Asya'nın bir bu kadarlık döviz rezervleri, onları batıştan korumuyor; Erdoğan hükümetinin, bir bodrum deposundaki kağıtlar, Türk ekonomisinin garantörüymüş? Şu hesapsız- kitapsız ekonomi kafasına bakın Allah aşkına; bu kafa, batırmaktan başka ne yapabilir?!Artık reel sektör akıllanmalı, çuvaldızı biraz da kendine batırmalıdır. Aksi halde, kendi iplerini kendi elleriyle çekerler.Ne kredi kolaylığı, ne bir başka IMF aklı, reel sektörümüze çare sunamaz. Hükümet, reel sektöre kredi sağlasa ne olur, sağlamasa ne yazar?! Amerika'da, Avrupa'da ne krediler verdiler; lakin yine de batmaktan kurtulamadılar, batmaya devam ediyorlar. Bu iş, öyle pansuman tedbirler işi değil; sistem meselesi?Tüketimin daraldığı, talebin sıfırlandığı, halkın cebinde paranın çekildiği bir süreçte alınacak kredi, reel sektörü daha da batıracak bir katalizör vazifesi görür? Bu sebeple reel sektör yanlış kapılarda geziniyor. Reel sektör, gerçekten reel bir adım atacak ise, hükümete, varil başı petrol fiyatları, 140 dolardan 60-65 dolara indiği halde, bizdeki bu zamlar neyin nesi diye hesap sormalıdır. Otomatiğe bağlanan zamlı enerji ve elektriğin hesabını istemelidir.Bilim adamları ne diyor; reel sektörü batmaktan kurtaracak çözümlerin tek adresi vardır, o da Prof. Dr. Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'dir. Çünkü bu model, reel bir ekonomi modelidir. Tüketim eksenli bir analizle ortaya kondu. Üreticiye müşteri ve pazar oluşturarak üretim ve tüketimin emme-basma tulumba gibi çalışması ve sürekli büyümenin sağlanması yapılandırıldı. Paraya, yepyeni bir tanımla, emek ve üretimin karşılığı olmasının yanı sıra üretimi tahrik eden ve tüketimi canlandıran bir misyon yüklendi. Halka vatandaşlık maaşı, ev hanımlarına ev hanımı maaşı bağlanması, kişi ve işletmelere kabiliyet ve projeleri nispetinde faizsiz kredi imkanı verilmesi, dolaylı vergilerin kaldırılması, Asgari ücretin vergi dışı bırakılması gibi enstrümanlarla devlet, Sosyal Devlet vasfına kavuşturularak, devlet, halkının ve reel sektörün hamisi yapıldı. Reel sektör daha ne arıyor?! Halkımız ve reel sektör aklını başına devşirmeli; "hamdolsun, inşallah, maşallah?" ile gün doldurarak ülkeyi batırmaya devam eden müflis siyasetçilerden kurtularak, Prof. Dr. Baş'ın modeliyle şahlanmalıdır.Aksi halde reel sektör, reel olarak batmaya devam eder?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019






























































































