Nusaybin'de bayrağımıza yapılan saldırı, yıllardır uygulanan politikalarla bizi biz yapan milli değerlerimizin tartışmaya açılmasının bir sonucu aslında.
Vatan, bayrak, millet, devlet, cumhuriyet, Lozan, Atatürk bunların tamamı Türk milletinin birlik unsurları, olmazsa olmazlarıdır.
Bu birlik unsurlarının tamamı ülkemizde tartışmaya açıldı, içi boşaltılmaya çalışıldı.
Vatan karnımızın doyduğu yerdir denildi, bayrak bez parçasıdır denildi. Devleti küçültelim mantığıyla devlet vatandaşına hizmet edemez hale getirildi, anayasadan Türk ifadesi çıkartılmak, millet tanımı ise değiştirilmek istendi.
Lozan hezimettir diyenler baş tacı edildi, Atatürk düşmanlığı her fırsatta empoze edilmeye çalışıldı.
Türk milletinin kurtuluş mücadelesi ve bağımsızlık ruhunu anlatan İstiklal Marşı eleştirildi. Gençlerimize milli kimlik kazandıran Andınımız devre dışı bırakıldı. Ve daha niceleri.
İşte bütün bu yanlışların sonucudur bayrak provokasyonu.
İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy ne güzel söylemiş:
"Sahipsiz olan vatanın batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır."
Sen bayrağını tartışmaya açarsan, ona bez parçası dersen ya da denilmesine müsaade edersen, birileri de kalkar, onu indirme ya da yakma cesareti bulur.
Sen öyle bir milli duruşa sahip olacaksın ki, adamlar Türk bayrağına yan bakma cesaretini bile gösteremeyecekler.
Bu manada en caydırıcı güç, milli birliktir, milli kimliktir, milli ekonomidir, tam bağımsızlıktır.
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın da gündeminde bayrağa yapılan saygısızlık vardı.
Önemine binaen bazı tespitleri tekrar hatırlatalım:
"Mardin'deki bayrak olayı terörsüz Türkiye'nin sonucu değil. Bu ülkede bayrak tartışmaya açıldı, millet tartışmaya açıldı, Türklük tartışmaya açıldı. Bu ülkenin her şeyi tartışmaya açıldı."
"Bu ülkede iktidarı eleştirmek suç sayıldı ama milletin öz değerlerini eleştirmek hiçbir zaman suç olmadı hatta bir ifade özgürlüğü olarak değerlendirildi."
"Bu ülkede Atatürk tartışmaya açıldı, cumhuriyet tartışmaya açıldı hala iktidarı destekleyenlerin bir bölümü cumhuriyetle kavga eder halde, Atatürk'le kavga eder halde. İktidar temsilcilerinin büyük bir bölümü de bundan hiçbir zaman rahatsızlık duymuyorlar hatta bir bölümü iktidarını cumhuriyet karşıtlığına, Atatürk karşıtlığına borçlu olduğunu zannediyor ve düşünüyor."
"Bu ülkede Lozan tartışmaya açıldı ki Lozan bu ülkenin kırmızıçizgilerinin belirlendiği anlaşmaydı. Lozan bu ülkenin tapusuydu ama tartışmaya açıldı."
"Dolayısıyla her şeyin bu kadar tartışıldığı bir çeyrek asrın sonunda Türk bayrağına da bu tip girişimler ortaya çıkmış oldu. Bunlar bu kadar tartışıldıktan sonra birileri şımarıklık ortaya koydu, haddini aştı."
Bu gündemle alakalı olarak terörsüz Türkiye sürecine de biraz değinmek gerekiyor.
Terör örgütüne yönelik bu ikinci açılım. İlk açılım sürecinde Habur'dan teröristler ellerini kollarını sallayarak Türkiye'ye girdiler, otobüslerin üzerinde şov yaptılar. Çadır mahkemeleri kuruldu. Dolmabahçe açılımları, akil insanlar açılımları vs. birçok adımlar atıldı... Sonuç, Hendek savaşları yaşandı.
Bu seferki açılımda ise, Öcalan'a umut hakkı denildi, PKK'lılara af denildi, ademi merkeziyet, anadilde eğitim, hukuki düzenlemeler, demokratik siyaset denildi.
PKK kendini feshetti, silah bıraktı denildi, bir kuş tek kanatla uçmaz, üzerimize düşeni yapmalıyız denildi.
TBMM'de komisyon kuruldu, İmralı ile müzakereler yürütüldü, süreç devam ederken bir anda Şam yönetiminin SDG'ye operayonları gündeme geldi, ortalık yine karıştı.
BTP lideri Hüseyin Baş, Suriye'deki gelişmeleri güzel özetledi:
"Amerika bölgeye vekil güçler vesilesiyle değil vekil devletler vesilesiyle yerleşiyor. Bugün Suriye dediğimiz aslında Amerika için bir uydu devlet haline getirildi. Suriye'de Amerika'nın istediği bir ortam oluştu. Tom Barrack da, 'YPG artık varlık maksadını doldurdu' diyor. Suriye'de yönetim değiştikten sonra YPG'nin misyonu da tamamlanmış oluyor. Yönetim değişti. Peki nasıl bir yönetim? Amerika'nın tam istediği gibi bir yönetim, İsrail'in arkasını rahat hissedeceği bir yönetim. Dolayısıyla bizim karşı olduğumuz şey bölgemizde yerleşik bir emperyalizmdi. Biz hala buna karşıyız. Bu noktada biz kazanmadık."
Evet, "vekil güçler yerine vekil devletler" tespiti oldukça önemli.
Ülkemiz üzerinde de menfur hesapları olan emperyalizmin kazanmasından, Türkiye olarak bizlerin bir başarı hikayesi çıkarmamız gerçekten meseleyi hiç anlamadığımızın göstergesidir.
Unutmayalım, ülkemizi tehdit eden büyük tehlikeyi bertaraf etmek istiyorsak, Atatürk'ün oluşturduğu milli kimliğimize hemen dönmeliyiz, emperyalizmin vekil güçler yerine kendine vekil devletler tayin etmesi tuzağından da sakınmalıyız.
- ABD savaştan çekilmenin yollarını arıyor / 01.04.2026
- ‘Bu gidişle rejim değişikliği ABD'de yaşanacak’ / 31.03.2026
- ‘Müslümana mezhebi, mazluma dini sorulmaz’ / 28.03.2026
- ABD, İran’la kara savaşı yapabilir mi? / 27.03.2026
- BBC muhabiri: ‘Kimse ABD ve İsrail’e güvenmiyor’ / 25.03.2026
- Trump yönetimi bu yılın sonunu göremez! / 24.03.2026
- Riyad’da toplandılar; ABD ve İsrail’i değil, İran’ı kınadılar! / 20.03.2026
- İran cephesi, savaşa nasıl bakıyor? / 19.03.2026
- Trump yönetimine ABD ve dünya genelinde güven yok / 18.03.2026



























































