logo
27 MART 2026

Putin'in gözünden dünya: Kuzey neden ısınıyor?

24.01.2026 00:00:00

Grönland tartışmaları, Vladimir Putin'in dünyayı nasıl okuduğunu anlamak için önemli bir örnek sunuyor. Bu yazı, doğru–yanlış tartışmasından çok, Rusya liderinin küresel gelişmeleri hangi zihniyetle değerlendirdiğine odaklanıyor.

Kimin haklı kimin haksız olduğu tartışmasından ziyade, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in dünyaya nasıl baktığını, küresel gelişmeleri hangi zihniyetle okuduğunu anlamaya çalışıyor. Yıllardır Batı'nın ne dediğini, neyi tehdit olarak gördüğünü ve hangi gerekçelerle adım attığını sıkça okuduk. Buna karşılık Rusya'nın, özellikle de Putin'in, aynı gelişmelere nasıl baktığı çoğu zaman arka planda kaldı. Oysa bugün dünya siyasetinde yaşanan pek çok gerilimi anlamak için bu bakış açısını görmek gerekiyor.

Putin'in Grönland ve Kuzey Kutbu üzerine yaptığı değerlendirmeler, bu açıdan dikkat çekici. Putin, ABD'nin Grönland'ı kendi etki alanına bağlama fikrinin yeni olmadığını, bunun 1960'lı yıllara uzanan tarihi bir süreç olduğuna işaret ediyor: Bugün yaşananlar ani gelişmeler değil, uzun vadeli stratejik hesapların devamı. Ona göre, Grönland meselesi doğrudan Rusya'nın konusu değil; ancak Kuzey'in giderek bir çatışma ve rekabet alanına dönüştürülmesi, Rusya'yı yakından ilgilendiriyor.

Putin'in dünyasında Kuzey Kutbu, sadece uzak ve soğuk bir coğrafya değil. Burası, büyük güçlerin gerçek niyetlerini açık eden bir alan. Uzun yıllar boyunca Kuzey, görece sakin kalmış; bilimsel araştırmaların, sınırlı askeri varlığın ve karşılıklı dengelerin ön planda olduğu bir bölge olmuştu. Putin'e göre sorun da tam burada başlıyor: Daha önce büyük krizlerin yaşanmadığı bu alan, bugün bilinçli tercihlerle jeopolitik bir gerilim sahasına dönüşüyor.

Putin'in bu yaklaşımını anlamak için onun tarih algısını da hesaba katmak gerekiyor. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Rusya, uzun süre zayıflık, belirsizlik ve dış baskı hissiyle yaşadı. Putin, bu dönemi Rusya'nın ciddiye alınmadığı, sınırlarının ve çıkarlarının görmezden gelindiği yıllar olarak okuyor. Bugün izlediği politikalar da bu hafızanın üzerine inşa ediliyor. Ona göre Batı, Rusya'yı eşit bir aktör olarak değil, kontrol edilmesi ve sınırlandırılması gereken bir güç olarak görüyor.

Kuzey'de artan askeri hareketlilik de Putin'in zihninde bu okumanın bir parçası. Güvenlik söylemleriyle başlayan süreçlerin, zamanla askeri varlık artışına dönüştüğünü; bunun da karşılıklı güvensizliği beslediğini düşünüyor. Putin'e göre bu döngü, sorunları çözmek yerine derinleştiriyor.

Bu noktada Rus stratejik düşüncesini anlamak için Aleksandr Dugin gibi isimlerin bakış açısına da bakmak gerekiyor. Dugin, Kremlin'in resmî bir sözcüsü olmasa da, Rusya'da stratejik çevrelerde etkili olduğu düşünülen fikirleriyle, Putin'in bazı yaklaşımlarını anlamak için kullanılan bir referans olarak görülüyor. Dugin'e göre dünya, tek merkezli bir düzenden çok kutuplu bir yapıya doğru ilerliyor. Ancak Batı, bu geçişi kabul etmek yerine, kendi üstünlüğünü korumak için yeni baskı ve rekabet alanları yaratıyor.

Dugin'in yaklaşımında çatışmalar artık sadece sıcak savaşlarla yürütülmüyor. Ona göre esas mücadele, stratejik kuşatmalar üzerinden ilerliyor. Rusya'ya yönelik baskı; doğrudan saldırılarla değil, çevresinde artan askeri varlıklar, ittifaklar ve güvenlik doktrinleriyle kuruluyor. Baltıklar, Karadeniz, Orta Asya ve şimdi de Kuzey Kutbu… Grönland tartışmaları, bu zincirin yeni halkalarından biri olarak değerlendiriliyor.

Putin'in "yakın zamana kadar böyle sorunlar yoktu" sözleri, bu düşünceyle birleştiğinde daha anlamlı hale geliyor. Putin'e göre süreç genellikle şöyle işliyor: Önce bir bölgede güvenlik tehdidi söylemi üretiliyor. Ardından askeri varlık artırılıyor. Karşı taraf buna tepki verdiğinde ise "tehdit zaten vardı" denilerek yeni adımlar meşrulaştırılıyor. Putin, Kuzey'de yaşananları tam olarak bu döngünün parçası olarak okuyor.

Batı cephesinde ise bu gelişmeler savunma ve istikrar ihtiyacıyla açıklanıyor. İklim değişikliği, yeni ticaret yolları ve artan küresel rekabet, bu politikaların gerekçesi olarak sunuluyor. Ancak Putin ve onun dünyasını paylaşan stratejistlere göre, bu gerekçeler asıl meselenin üzerini örtüyor. Onların bakış açısına göre, bu adımların amacı küresel güç dengesini tek taraflı şekillendirmek olarak değerlendiriliyor.

Burada önemli olan, bu görüşlere katılıp katılmamak değil. Asıl mesele, Putin'in neden bu kadar sert tepki verdiğini, neden bazı bölgeleri "kırmızı çizgi" olarak gördüğünü anlayabilmek. Putin, Rusya'nın attığı adımları saldırganlık değil, savunma refleksi olarak okuyor. Kuzey'deki gelişmeleri de bu çerçevede değerlendiriyor.

Putin'in anlattığı dünya, iyiyle kötünün net biçimde ayrıldığı bir yer değil. Bu dünya, gücün hafızayla, güvenliğin korkuyla, stratejinin geçmiş travmalarla iç içe geçtiği bir alan. Grönland meselesine bakarken de Putin tam olarak buradan konuşuyor. Ona göre mesele bir ada değil; mesele, kimin nerede duracağına kimin karar verdiği.

Bugün Kuzey Kutbu ısınıyorsa, bu yalnızca buzulların erimesiyle ilgili değil. Büyük güçlerin birbirine duyduğu güvensizlik de bu soğuğu ısıtıyor. Putin'e göre bu sürecin kaçınılmaz değil; onun okumasına göre, gelişmeler bilinçli tercihlerle şekilleniyor ve bu yüzden itirazını buradan yükseltiyor.

Bu itiraz haklı mı, değil mi; tarih karar verecek. Ama bir gerçek var ki, Rusya'yı ve Putin'i anlamadan dünya siyasetini anlamak mümkün değil. Çünkü bugün küresel dengeler, sadece ne yapıldığıyla değil, tarafların dünyayı nasıl okuduğuyla şekilleniyor. Putin'in okuduğu haritada ise Kuzey, sessiz bir coğrafya değil; geleceğin mücadelesinin başladığı yer.

 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.