logo
17 MART 2026


Resmi rakamlar gerçeği yansıtmıyor

26.02.2008 00:00:00
2003-2007 döneminde yabancılar, resmi rakamlarla Türkiye'de 10 milyar 56 milyon dolarlık taşınmaz aldılar. Gayrı resmi rakamların ise haddi hesabı yok... Türkiye'de gayrimenkul satın alanların başında Alman, ABD'li, Avusturyalı, Azerbaycanlı, Belçikalı, Danimarkalı, Hollandalı ve Fransızlar geliyor. Yabancılar daha çok İstanbul ve Antalya'yı tercih ediyor. Bu illeri de sırasıyla Bursa, İzmir, Muğla, Hatay, Aydın, Mersin ve Muğla izliyor. Yabancıların, 2003-2007'yi kapsayan son beş yıllık dönemde Türkiye'deki gayrimenkul alımlarının tutarının 10 milyar doları aştığı belirlendi. Hazine Müsteşarlığı verilerine göre anılan dönemde yabancılar Türkiye'de aldıkları gayrimenkuller için toplam 10 milyar 56 milyon dolar getirdi. 2003 yılında 998 milyon dolarlık taşınmaz alan yabancıların, Türkiye'de aldıkları taşınmazlar 2004 yılında 1 milyar 343 milyon dolara ulaştı. Yabancılar, Türkiye'de 2005 yılında 1 milyar 841 milyon, 2006'da 2 milyar 922 milyon, 2007 yılında da 2 milyar 952 milyon dolarlık taşınmaz satın aldılar. Böylece yabancıların 2003-2007 döneminde gayrimenkul alımları 10 milyar 56 milyon dolara ulaştı. 70 ülkenin vatandaşları gayrimenkul satın aldıTapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Yabancı İşler Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan Yabancı Gerçek Kişilerin Türkiye Geneli İstatistik Raporu'na göre, yaklaşık 70 ülkenin vatandaşları Türkiye'de gayrimenkul satın aldı. Türkiye'de gayrimenkul satın alanların başında Alman, ABD'li, Avusturyalı, Azerbaycanlı, Belçikalı, Danimarkalı, Hollandalı ve Fransızlar geliyor. Türkiye'de gayrimenkul satın alan yabancılar daha çok İstanbul ve Antalya'yı tercih ediyor. Yabancılara satılan taşınmazların alan olarak yaklaşık yarısı bu iki ilde bulunuyor. Bu illeri de sırasıyla Bursa, İzmir, Muğla, Hatay, Aydın, Mersin ve Muğla izliyor. Gerçek rakamlar ise belli değilYabancı şahısların ya da şirketlerin direkt olarak aldıkları rakamlar resmi rakamlara dahil ediliyor. Sermayesi yabancı olup da Türk şirketi olarak görünen şirketlerin ise yaptığı alımlar yabancı alımı olarak gözükmüyor. Ya da yabancı şahısların Türk şahısları paravan olarak kullanarak yaptığı alımlar da yabancı olarak hesaplanmıyor. Dolayısıyla uzmanlar Türkiye'de öyle ya da böyle yabancılara satılmış olan gayrimenkullerin hesabını tam olarak resmi rakamların da bilmediğini ifade ediyorlar.

Mevsim değişimi ruhunuzu çökertmesin!


 
Mevsim değişimleri yalnızca gardırop yenilemek veya hava koşullarına uyum sağlamak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda psikolojik sistemimizin de yeniden dengelenmesi gereken bir dönemi ifade ediyor. 

17.03.2026 00:14:00
MURAT ÇORBACI
 Mevsim değişimi ruhunuzu çökertmesin!
 Mevsim değişimi ruhunuzu çökertmesin!

Mevsim değişimleri yalnızca gardırop yenilemek veya hava koşullarına uyum sağlamak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda psikolojik sistemimizin de yeniden dengelenmesi gereken bir dönemi ifade ediyor. Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde, mevsim geçişleri iç dünyamızda 'yeniden düzenleme' sürecini tetikleyebiliyor. Klinik gözlemlere göre, kışın içe dönük yapıdan baharın artan temposuna geçiş döneminde nedensiz yorgunluk, motivasyon düşüşü, uyku artışı ve duygusal hassasiyet gibi yakınmalar belirgin şekilde artış gösteriyor. Uzman Psikolog Sena Sivri, pek çok kişinin bu dönemde "Depresyona mı giriyorum?" endişesi taşıdığını belirterek, "Oysa her duygu durum değişimi depresyon anlamına gelmez. Çoğu zaman yaşanan bu tablo, bedenin ve zihnin çevresel değişimlere verdiği doğal bir uyum tepkisidir" dedi.

Uzman Psikolog Sena Sivri, bu süreci daha sağlıklı yönetebilmemiz için dikkat etmeniz gereken 10 kuralı şöyle anlattı:
1. Gün ışığıyla temasınızı artırın. Özellikle kapalı ortamlarda çalışan kişiler için kısa açık hava yürüyüşleri bile fark oluşturuyor. Bu nedenle, gün içinde, dışarıda en az 15-20 dakika zaman geçirmeniz önemli.
2. Uyku düzeninizi koruyun. Kaliteli uyku, duygusal dayanıklılığın temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmanız zihinsel dengenizi destekleyecektir.
3. Hareket etmeyi ihmal etmeyin.
4. Beslenme alışkanlıklarınıza dikkat edin.
5. Sosyal bağlarınızı sürdürün.
6. Günlük küçük rutinler oluşturun. Sabah rutini, kısa yürüyüşler psikolojik dengeyi destekliyor.
7. Duygularınızı normalleştirin. Kendinize karşı daha şefkatli olmanız, bu süreçte önemli bir içsel desteği sağlayacaktır.
8. Dijital yükünüzü azaltın. Uzun süre ekran karşısında kalmak zihinsel yorgunluğu artırabiliyor.
9. Küçük ve ulaşılabilir hedefler belirleyin. Enerjinin düşük olduğu dönemlerde yüksek beklentiler motivasyon kaybına yol açabiliyor. Günlük küçük hedefler belirlemek ise başarı hissini artırıyor.
10. Destek almaktan çekinmeyin. Mevsimsel duygu durum değişimleri terapiyle oldukça iyi yönetilebiliyor.

Menopozu '6 faktör' hızlandırıyor


 
Menopoz, kadınlarda bir yıl boyunca kanama ve lekelenme olmadan adet görmeme durumu olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde ortalama menopoz yaşı 50-51 iken Türkiye’de kadınlar bazı etkenlere bağlı olarak genellikle 47-49 yaş arasında menopoza giriyor.

17.03.2026 00:10:00
MURAT ÇORBACI
 Menopozu '6 faktör' hızlandırıyor
 Menopozu '6 faktör' hızlandırıyor

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, menopoz yaşının en çok aile öyküsünden ve genetik faktörlerden etkilendiğine dikkat çekerek, "Ayrıca, kanser öyküsü ve tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, bazı cerrahi müdahaleler ile lupus gibi otoimmün hastalıklar da menopozun erken görülmesine neden olabiliyor. Bu etkenler menopozun değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor" dedi. Bunların yanı sıra menopoz yaşını öne çeken bazı etkenlerin ise önlenebileceğini vurgulayan Dr. Cavide Ali, "Sigara ve nikotin kullanımı, yoğun stres ile uykusuzluk menopozu hızlandıran en önemli üç etkendir. Özellikle sigara alışkanlığı menopozun görülme yaşını ortalama 2 yıl öne çekiyor" uyarısında bulundu. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, menopoz sürecini hızlandıran değiştirilebilir risk faktörlerini anlattı.

1. Sigara alışkanlığı

Sigara, yumurtalıklardaki foliküllerin daha hızlı tükenmelerine yol açabiliyor. Bunun nedeni ise nikotin ve toksik maddelerin yumurtalık dokusunda hasar oluşturmaları.

2. Düşük vücut kitle indeksi (aşırı zayıflık)

Yağ dokusu sadece enerji deposu değil, aynı zamanda östrojen üretimine katkı sağlayan aktif bir doku. Çok merkezli çalışmalardaki veriler incelendiğinde, çok zayıf kadınların menopoz yaşının anlamlı şekilde daha erken olduğu görülüyor. Özellikle uzun süreli kalori kısıtlaması yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebiliyor.

3. Kronik stres ve yoğun yaşam temposu

Yüksek algılanan stres düzeyi, menopozun daha erken yaşta görülme riskini artırıyor.

4. Uykusuzluk

Düzenli ve kaliteli uyku, over (yumurtalık) sağlığının korunmasında önemli bir faktörü oluşturuyor. Özellikle gece salgılanan melatonin, üreme hormonlarının dengelenmesinde önemli rol oynuyor.

5. Hatalı beslenme alışkanlıkları

Yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada, yağlı balık ve baklagil tüketiminin menopoz yaşını geciktirebildiği; buna karşılık rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin ise bu süreci önce çekebildiği gösterilmiş. Nurses' Health Study adlı çalışmanın verileri de bitkisel protein ve yeterli D vitamini alımının erken menopoz riskini azalttığını ortaya koyuyor.  Antioksidanlardan zengin sebze ve meyveler, yumurtalık yaşlanmasında rol oynayan oksidatif stresi azaltarak, koruyucu etki gösterebiliyor. Buna karşılık, yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalar ise hormonal dengeyi olumsuz etkileyebiliyor.

6. Endokrin bozucu kimyasallar (BPA, ftalatlar)

Plastiklerde bulunan bazı kimyasallar vücutta östrojen benzeri etki gösterebiliyor ve bunun sonucunda östrojen reseptörlerine bağlanarak fizyolojik geri bildirim mekanizmasını bozabiliyor.

Türkiye'de 2100'de her 5 kişiden ikisi 'yaş'lı olacak


 
Yaşlı nüfus olarak kabul edilen 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus, 2020 yılında 7 milyon 953 bin 555 kişi iken son beş yılda yüzde 20.5 artarak 2025 yılında 9 milyon 583 bin 59 kişi oldu. Yaşlı nüfus oranının 2100 yılında yüzde 42.8 olacağı öngörülüyor! Bu şartlarda yaşlı nüfusla kimin, nasıl ilgileneceği sorusu gündeme geliyor. 

17.03.2026 00:05:00
ÖNDER YILMAZ
Türkiye'de 2100'de her 5 kişiden ikisi 'yaş'lı olacak
Türkiye'de 2100'de her 5 kişiden ikisi 'yaş'lı olacak

Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre, 2020'de 7 milyon 953 bin 555 kişi olan 65 yaş ve üzeri nüfus, 5 yılda yüzde 20.5 artarak 2025'te 9 milyon 583 bin 59 kişiye ulaştı. Yaşlı nüfusun 2025 yılında yüzde 44.7'sini erkek nüfus, yüzde 55.3'ünü kadın nüfus oluşturdu.

Türkiye'de 2100'de her 3 kişiden biri 'yaş'lı olacak

Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13.5, 2040 yılında yüzde 17.9, 2060 yılında yüzde 27, 2080 yılında yüzde 33.4 ve 2100 yılında yüzde 33.6 olacağı öngörüldü. Doğurganlık göstergelerindeki hızlı düşüş eğiliminin devam edeceğini varsayan düşük senaryoya göre yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13.5, 2040 yılında yüzde 18.2, 2060 yılında yüzde 28.8, 2080 yılında yüzde 38.5 ve 2100 yılında yüzde 42.8 olacağı öngörüldü. Yaşlı nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde 2025'te yüzde 62.9'unun 65-74 yaş grubunda, yüzde 29.3'ünün 75-84 yaş grubunda ve yüzde 7.8'inin 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldığı belirlendi. Yaşlı nüfusun yüzde 0.1'ini oluşturan 100 yaş ve üzerindeki kişi sayısı 2025'te 8 bin 290 oldu.



Ortanca yaş hızlı artıyor

Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının yüzde 10'unu geçmesi, nüfusun yaşlanmasının bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Türkiye'de yaşlı nüfus, diğer yaş gruplarına göre daha yüksek hızla arttı. Nüfusun yaşlanmasıyla ilgili bilgi veren göstergelerden 'ortanca yaş' da 2020'de 32.7 iken 2025'te 34.9 oldu. Ortanca yaş 2025'te erkeklerde 34.2, kadınlarda 35.7 olarak hesaplandı. Nüfus projeksiyonlarında ortanca yaşın 2030'da 37.1, 2040'ta 41.4, 2060'ta 48, 2080'de 51.5 ve 2100'de 52.2 olacağı tahmin edildi. Çalışma çağındaki 100 kişiye düşen yaşlı sayısını ifade eden 'yaşlı bağımlılık oranı' 2020'de yüzde 14.1 iken 2025'te yüzde 16.2'ye çıktı. Bu oranın 2100'de yüzde 61.6 olacağı öngörülüyor!



Türkiye, yaşlı nüfusunda 194 ülke arasında 75'inci sırada

Nüfus tahminlerine göre, 2025'te dünya nüfusu 8 milyar 231 milyon 613 bin 70 kişi, yaşlı nüfus ise 856 milyon 880 bin 405 kişi oldu. Buna göre, dünya nüfusunun yüzde 10.4'ünü yaşlı nüfus oluşturdu. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke, yüzde 36 ile Monako, yüzde 30 ile Japonya ve yüzde 25.1 ile İtalya oldu. Türkiye bu açıdan 194 ülke arasında 75'inci sırada yer aldı.

Sosyal yardıma muhtaçlar

Yoksulluk ve yaşam koşulları istatistiklerine göre, 2025'te toplam nüfusun yüzde 27.9'unun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında iken, yaşlı nüfus için bu oranın yüzde 22.8 olduğu görüldü. Yaşlı nüfusun iş gücüne katılma oranı 2020'de yüzde 10 iken, 2024'te yüzde 13.1 oldu. Çalışan yaşlı nüfusun 2024 yılında yüzde 56.9'u tarım sektöründe yer aldı.

Sinop 'yaşlı nüfusta' lider

Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il, 2025'te, yüzde 21.7 ile Sinop olarak belirlendi. Bu ili yüzde 21.1 ile Kastamonu, yüzde 20 ile Giresun izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu il ise yüzde 3.8 ile Şırnak oldu. Bu ili yüzde 4.5 ile Şanlıurfa ve yüzde 4.7 ile Hakkari izledi. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının yüzde 10 ve üzerinde olduğu il sayısı 2025'te 62 olarak kayıtlara geçti.

Tek başına yaşayan 'yaşlı' sayısı da artıyor

Türkiye'de 2025'te 26 milyon 977 bin 795 haneden 7 milyon 46 bin 560'ında yaşlı nüfus olarak tanımlanan 65 ve daha yukarı yaşta en az bir fert bulunduğu belirlendi. Diğer bir ifadeyle, hanelerin yüzde 26.1'inde en az bir yaşlı ferdin yaşadığı görüldü. En az bir yaşlı fert bulunan 7 milyon 46 bin 560 haneden 1 milyon 836 bin 496'sında tek başına yaşlı fertler yaşıyor. Bu hanelerin yüzde 73.5'inde yaşlı kadınlar, yüzde 26.5'inde de yaşlı erkekler bulunuyor. Tek kişilik yaşlı hane halkı oranının en yüksek olduğu il, 2025 yılında yüzde 34.3 ile Balıkesir oldu. Bu ili yüzde 34.1 ile Çanakkale, yüzde 33.7 ile Burdur izledi. Bu oranın en düşük olduğu il ise yüzde 8.3 ile Hakkari olarak kayıtlara geçti. Bu ili yüzde 13.8 ile Batman, yüzde 15 ile Van takip etti.

İlber Ortaylı için Galatasaray Üniversitesi'nde tören düzenlendi

Tedavi gördüğü hastanede 78 yaşında yaşamını yitiren tarihçi, akademisyen ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı için uzun yıllar ders verdiği Galatasaray Üniversitesi'nde cenaze töreni düzenlendi

 

16.03.2026 14:36:00
Anadolu Ajansı
İlber Ortaylı için Galatasaray Üniversitesi'nde tören düzenlendi
İlber Ortaylı için Galatasaray Üniversitesi'nde tören düzenlendi

Beşiktaş'taki üniversitenin İstanbul Boğazı'na bakan bahçesinde yapılan törene, kızı Tuna Ortaylı Kazıcı, torunu Deniz Ali Kazıcı'nın yanı sıra CHP Genel Başkanı Özgür Özel, eski Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, akademisyenler, öğrenciler ve yakınları katıldı.

Törende konuşan kızı Kazıcı, babasının akademisyenliğe verdiği önem ile Galatasaray Üniversitesine duyduğu bağlılığı anlattı.

Kazıcı, babasının akademisyenlik mesleğine çok kıymet verdiğini, akademik kariyeri boyunca yurt içi ve yurt dışında birçok üniversitede hocalık yaptığını, konferans ve sempozyumlarda konuştuğunu dile getirdi.

Babasının uluslararası akademik çevrelerde de saygı duyulan bir isim olduğunu belirten Kazıcı, "Sadece ülke için değil, uluslararası akademik camiada da çok sevilen sayılan bir meslektaşınız oldu. Bütün bu kurumların arasında Galatasaray Üniversitesinin, hem akademik hayatında hem de kişisel dünyasında çok özel bir yeri olduğunu söylemek isterim." dedi.

Babasının Galatasaray Üniversitesi'ndeki öğrencilerinden her zaman sevgi ve saygıyla söz ettiğini aktaran Kazıcı, şöyle devam etti:

"Bu okulun Türkiye için ne kadar önemli ve değerli bir kurum olduğunu, hukuk fakültesinden mezun olan öğrencilerinin Hariciye sınavlarında nasıl başarılı olduğunu büyük bir mutlulukla anlatırdı. 'Galatasaray Üniversitesi'ndeki meslektaşları arasında kariyerinin en mutlu yıllarını yaşadı.' desem inanın hiç abartmış olmam. Çalışmaya başladığı ilk yıldan itibaren burada tanıdığı farklı kuşaklardan yaptığı derin entelektüel konuşmalardan çok besleniyordu."

Kazıcı, babasının genç akademisyenlerle kurduğu samimi ilişkilere de değinerek, kendinden genç meslektaşları için "Vay be. Sen şuna da bak, neler biliyor'" diye hayret içeren övgülerde bulunduğunu, onlarla akran gibi koridorda muzurluk yaptığını, onlara sataştığını ve kahkahalarla da güldüğünü belirtti.

Babasının, Galatasaray Üniversitesiyle eş zamanlı olarak Topkapı Sarayı'ndaki görevine de başladığını aktaran Kazıcı, "O dönemde arkamda bulunan Üsküdar Sultantepe'de oturuyordu. Her yerde büyük bir keyifle 'İstanbul'un üç yakasında evim var. Biri Üsküdar, diğeri Topkapı Sarayı, sonuncusu da Galatasaray Üniversitesi' derdi." ifadelerini kullandı.

Tuna Ortaylı, babasının anısını paylaştıkları için akademisyenlere teşekkür ederek, şunları kaydetti:

"Hastane sürecinde etrafı, kitapları, sözlükleri ve gazetelerle içerideyken bir yandan da çıkacak sorunun tashihini yapıyordu. Dün, kitap odasına girdiğimde masanın üstünde yarım kalan tashihini görmek içimi acıttı. Düşününce hayatını dolu dolu yaşamış ama hala yaşamaya doyamamış bu adamla, babam olarak daha gezilecek çok yer, torunlarıyla geçireceği çok vakit, yapılacak çok iş ve gülünecek çok an vardı. Ben kendisiyle ilgili olarak bir tek bunlara hayıflanıyorum. Umarım sizler de İlber Hoca'yı düşününce sadece birlikte yapılmamış şeylerin burukluğunu hissediyorsunuzdur."

"Tarihi kitlelere sevdirdi"

Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Muhammed Uludağ, İlber Ortaylı'nın sadece bir tarih hocası olmadığını söyledi.

Onun derin bilgisi, engin kültürü, hafızası ve keskin zekasının yanında hitabetinin de çok kuvvetli olduğunu, sahih bir Türkçeyle konuştuğunu dile getiren Uludağ, "Bu dünyada iyi bir hikayeden daha güçlü hiçbir şey yoktur. Geçmişi canlı bir hafıza haline getirerek tarih bilgisini geniş kitlelerle paylaştı, tarihi kitlelere sevdirdi. Nice talebeyi bu yola sevk ettiğini bilemeyiz. Bugün gördüğümüz iltifata mazhar olmasının sebebi bence budur." diye konuştu.

Rektör Uludağ, Ortaylı'nın bir tarihi vakadan diğerine hızla geçişini ve zengin bilgi dağarcığından taşan hikayelerini herkes gibi hayranlıkla takip ettiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Akademik açıdan en etkileyici yanı ise hem Doğu'ya hem de Batı'ya hakim bir insan olmasıdır. Keza ülkemizin konumu Doğu ile Batı'nın ortası yani dünyanın merkezidir. Böyle isimlerin yetişmesi için yıldızların dizilmesi gerekir. Nesillerin müsait ortamlarda demlenmesi gerekir. Hocanın seyrisüluğunu tüm ilim talebeleri okumalı, bilmeli ki kendilerini tanıyıp bilsinler. Böyle zengin bir müktesebat nasıl edinilir görsünler."

İlber Ortaylı'yla dostluğunun 15 yıl önce Galatasaray Üniversitesi'nde senatör sıfatıyla yan yana mesai yaptıkları dönemlere uzandığını aktaran Uludağ, "Bu göreve atanmamın hemen ardından Galatasaray Üniversitesi için vizyonunu, düşüncelerini benimle paylaştı ve bizim ufkumuzu açtı. Hoca, emekliliğinin ardından bizimle irtibatını hiç kesmedi. Geçtiğimiz sonbahar dönemine dek ders vererek, her fırsatta okulumuzu şenlendirerek üniversitemizi onurlandırdı." ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Uludağ, konuşmasında Ortaylı için Mustafa Kara tarafından ebcet hesabıyla tarih düşülerek yazılan, hattat Mahmut Şahin'in levhasını yazdığı bir tabloda yer alan metni de okudu.

"Bana hep 'Tatar kardeşim' diyordu"

Eski KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Ortaylı'yı 35 yıl öncesinden tanıdığını belirterek, "Bana hep 'Tatar kardeşim' diyordu. Kendisi bir Kırım Tatarı ben de öyle. Dolayısıyla ortak bir özelliğimiz vardı. Cumhurbaşkanı olduktan sonra kendisini sık sık arayıp Kıbrıs'a davet ettim. Her davete geldi. Üniversitelerde konuşmalar, basına açıklamalar yaptı." dedi.

Ortaylı'nın en son KKTC Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi'nde 500 kişilik salona hitap ettiğini dile getiren Tatar, merhuma rahmet diledi.

"Yunanistan yerine 'eski Osmanlı Yunanistan Cumhuriyeti' dedi"

Prof. Dr. Sezai Enis Tulça ise Ortaylı'yla Makedonya Bilimler Akademisi'nin davetlisi olarak 2002 yılında Kuzey Makedonya'nın başkenti Üsküp'e gittiklerini anlattı.

Tulça, panelde Yunanlı bir akademisyenin olduğunu, Kuzey Makedonya'nın da bu ülkeyle isim sorunu bulunduğunu belirterek, "Yunanlılar direkt Makedonya demiyordu. Yunanlı da Üsküp'te tebliğ sunuyor. Orada olmasına rağmen, habire 'Yugoslav Makedon Cumhuriyeti' vesaire diyordu. Hoca da burada oturuyordu. 'Bak şimdi, ben burada ne yapacağım'' dedi. Hocanın tebliğ sırası geldi. Konuşmasında Yunanistan yerine 'eski Osmanlı Yunanistan Cumhuriyeti' dedi, Yunanistan demedi. Dolayısıyla o da sözünü esirgemediği başka bir noktaydı." ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Celal Şengör de arkadaşını çok özleyeceğini belirterek, onun çok iyi bir insan olduğunu anlattı.

Törende, Ortaylı'nın uzun süre birlikte çalıştığı akademisyenler ile asistanları merhuma ilişkin anılarını aktardı.

Antalya Kepez Kaymakamlığında silah sesleri duyuldu

Antalya Kepez Kaymakamlığı binasında silah sesleri duyulması üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi

16.03.2026 13:00:00 / Güncelleme: 16.03.2026 13:03:20
İHA
Antalya Kepez Kaymakamlığında silah sesleri duyuldu
Antalya Kepez Kaymakamlığında silah sesleri duyuldu
Olay, saat 11.00 sıralarında Kepez ilçesi Kepez Kaymakamlığı binasında meydana geldi.



İlk bilgilere göre, Kepez Kaymakamlığından silah sesleri duyuldu. Vatandaşlar binadan tahliye edilirken, bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.



Destek istenen Özel Harekat ekipleri kaymakamlık binasına geldi.

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk davası başladı

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in de bulunduğu 5'i tutuklu 41 sanığın yargılanmasına başlandı

16.03.2026 12:00:00
İHA
Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk davası başladı
Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk davası başladı
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında hazırlanan 702 sayfalık iddianame, Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti.

İddianamede hakkında icbar suretiyle irtikap, haksız mal edinme, nüfuz ticareti, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması, nitelikli dolandırıcılık ve iftira suçlamalarına yer verildi.

Bu kapsamda, soruşturma sürecinde tespit edilen 26 ayrı eylem yönünden hukuki değerlendirme yapıldığı belirtildi.

Soruşturma kapsamında 5 Temmuz 2025 tarihinde tutuklanan Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek ile eski İl Emniyet Müdürü İlker Arslan'ın da aralarında bulunduğu 5'i tutuklu 41 sanığın yargılanması Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Toplantı Salonu'nda başladı.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, SGK’nın tarihsel verileri ile 2025 yılı iş cinayeti raporlarını birlikte değerlendirdi

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, SGK’nın tarihsel verileri ile 2025 yılı iş cinayeti raporlarını birlikte değerlendirdi. Gürer, “Sürekli iş göremezlik geliri bağlanan işçi sayısı 15 yılda iki katına çıkarken, 2025 yılında 2 bin 105 emekçimizi iş cinayetlerine kurban verdik. Bu tablo, iktidarın ‘insan odaklı’ olmayan çalışma sisteminin sonucudur!” dedi

16.03.2026 11:34:00
Haber Merkezi
 CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, SGK’nın tarihsel verileri ile 2025 yılı iş cinayeti raporlarını birlikte değerlendirdi
 CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, SGK’nın tarihsel verileri ile 2025 yılı iş cinayeti raporlarını birlikte değerlendirdi
Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) 2009-2024 yıllarını kapsayan resmî verilerini ve 2025 yılı sonu itibarıyla ortaya çıkan güncel rakamları analiz eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin iş sağlığı ve güvenliğinde bir "can pazarına" dönüştüğünü vurguladı.

"SAKAT KALAN İŞÇİ SAYISI KATLANIYOR"

SGK verilerindeki "Sürekli İş Göremezlik" tablosuna dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "2009 yılında 1.885 olan sürekli iş göremezlik geliri alan yeni vaka sayısı, 2024 yılına gelindiğinde 3.808'e fırlamış durumda. Bu, 15 yılda sakat kalan işçi sayısının iki katına çıkması demektir. Teknoloji gelişiyor, mevzuatlar değişiyor ama ne hikmetse işçinin can güvenliği bir türlü sağlanamıyor. Çünkü denetimler göstermelik, cezalar ise caydırıcılıktan uzak" dedi.

2025 YILINDA GÜNDE 6 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sadece geçmiş yılları değil, 2025 yılındaki güncel verileri de paylaştı ve 2025'in iş cinayetleri açısından bir kara yıl olarak tarihe geçtiğini belirterek, "2025 yılında ülkemizde en az 2 bin 105 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Bu, Türkiye'de her gün ortalama 6 işçinin evine tabutla dönmesi demektir. Daha da acısı, 2025'te tam 94 çocuk işçimizi iş cinayetlerinde kaybettik. MESEM'ler adı altında çocuklarımız sanayiye, inşaata sürülüyor; eğitim görmesi gereken yaşta mezara giriyorlar" diye konuştu.
Gürer, "İş cinayetlerinin en yoğun yaşandığı kollar inşaat, tarım ve taşımacılık. Özellikle mevsimlik tarım işçilerimizin kamyon kasalarında, güvencesiz ve hijyenden uzak şekilde taşınması her yıl yüzlerce cana mal oluyor" dedi.

"NİĞDE DAHİL TÜM ÜLKE İŞ CİNAYETLERİNDE AĞLIYOR"

İş cinayetlerinin yoğunlaştığı iller arasında Niğde'nin de yer aldığını hatırlatan Ömer Fethi Gürer, "İSİG raporlarına göre 2025'te ölüm yaşanan iller arasında Niğde de var. Toplam 14 işçi iş cinayeti sonucu hayatını kaybetti. Tarım işçisinden inşaat emekçisine kadar her alanda denetimsizlik hüküm sürüyor. AKP iktidarı, işçinin alın terini korumak yerine sermayenin maliyet hesabını yapıyor. İş cinayetlerine 'kader' deyip geçemezsiniz; bu bir sistem sorunudur" dedi.

"MECLİS ARAŞTIRMASI ŞART"

Ömer Fethi Gürer, konuyu TBMM gündemine taşıyacaklarını belirterek şu çağrıda bulundu: "SGK'nın bu soğuk istatistiklerinin arkasındaki dramları görmezden gelemeyiz. İş sağlığı ve güvenliği kurallarının esnetildiği, sendikasızlığın teşvik edildiği bu düzen sorunlar yaratıyor. 2025 verileri, pandemiden bu yana en yüksek ölüm oranlarına ulaşıldığını gösteriyor. Acilen bağımsız denetim mekanizmaları kurulmalı ve iş cinayetlerinin sorumluları en ağır şekilde cezalandırılmalıdır" diye konuştu.

ÇIRAK VE STAJYERLERİN MAĞDURİYETİ SON BULMALI

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, stajyer ve çırakların yaşadığı mağduriyete dikkat çekerek 2025 yılında çalışırken yaşamını yitiren 94 stajyer öğrencinin durumunun hem acı hem de düşündürücü olduğunu belirtti. Gürer, "Bilindiği gibi bu çocuklar işe başladıklarında kendilerine sosyal güvenlik kartı veriliyor ancak bu başlangıç, emekliliğe esas yaşlılık sigortası olarak kabul edilmiyor. Bu nedenle stajyer ve çırakların önemli bir mağduriyeti bulunmaktadır. İşe başladıkları gün tüm çırak ve stajyerlerin emeklilik sigortaları mutlaka başlatılmalı; yalnızca kaza sigortası değil, yaşlılık sigortası kapsamına alınmalıdır. 18 yaş altındaki çocukların hakları korunmalıdır. Çünkü bu çocukların iş cinayetlerine kurban gitmesi, onlara yetişkinlere yüklenen işlerin yaptırıldığının da açık bir göstergesidir" dedi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in açıklamasını izleyin:

Küçükçekmece'de yarım tondan fazla uyuşturucu ele geçirildi

İstanbul Narkotik polisi tarafından Küçükçekmece'de düzenlenen operasyonda 527 kilo Skunk isimli uyuşturucu maddesi ele geçirildi

15.03.2026 12:47:00
İhlas Haber Ajansı
Küçükçekmece'de yarım tondan fazla uyuşturucu ele geçirildi
Küçükçekmece'de yarım tondan fazla uyuşturucu ele geçirildi
İstanbul Narkotik polisi tarafından Küçükçekmece'de düzenlenen operasyonda 527 kilo Skunk isimli uyuşturucu maddesi ele geçirildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ile Küçükçekmece'de ortaklaşa uyuşturucu operasyonu gerçekleştirdi.

Uyuşturucu sevkiyatı yaptığı belirlenen 4 aracı eş zamanlı operasyonla durduran ekipler, yapılan aramada 527 kilo 475 gram Skunk maddesi ele geçirdi. Operasyonda 2'si yaşı küçük olmak üzere toplam 7 şüpheli şahıs gözaltına alındı. Nefes kesen operasyon polis kamerasına saniye saniye yansıdı.

Tatil göçü erken başladı


 
Eğitimdeki ara tatil ile Ramazan Bayramı tatilinin birleşmesi dolayısıyla memleketlerine, tatil bölgelerine ve yurt dışına gitmek isteyenler, İstanbul'daki havalimanlarında yoğunluk oluşturdu.

14.03.2026 01:26:00
AA
Tatil göçü erken başladı
Tatil göçü erken başladı

Tatil için İstanbul'dan ayrılmak üzere öğleden sonra kentteki havalimanlarına gelmeye başlayan vatandaşlar yoğunluğa neden oldu. İstanbul Havalimanı'nda giriş nizamiyesi ve terminalin önündeki caddede zaman zaman trafik oluştu. Polis ve İstanbul Havalimanı işletmecisi İGA ekipleri, gerekli uyarıları yaparak trafik yoğunluğunu azaltmaya çalıştı.

İGA ekiplerince, havalimanına girişte kuyruk oluşmasını engellemek için terminal binası girişindeki x-ray kontrol noktaları ile kapılar açık tutularak, yolcuların havalimanına girişi hızlandırıldı.
Güvenlik kontrolünün ardından terminale giren yolcular, iç ve dış hat kontuvarlarında bilet ve valiz işlemleri için sıraya girdi. Özellikle iç hat kontuvarları ve uçağa geçişteki ikinci kontrol noktasında uzun kuyruklar oluştu. Çocuklu aileler, vakit kaybetmemeleri için ailelere ayrılan özel bölümden geçirildi. Dış Hatlar Giden Yolcu Terminali'ndeki pasaport bankolarını açık tutan polisler, yoğunluğu azaltmak için bazı vatandaşları e-pasaport bankolarına yönlendirdi.

Sabiha Gökçen Havalimanı'nda da yoğunluk yaşanıyor

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nda da tatil yoğunluğu başladı. Yolcular, x-ray kontrol noktalarında, bilet ve valiz işlemleri için kontuvarların önünde kısa süreli yoğunluk oluşturdu. Tatilini Roma'da geçirmek üzere havalimanına gelen Hilal Karayağız, yoğunluk olmasın diye çocuklarını okuldan biraz erken aldıklarını ve yola koyulduklarını belirterek, "Roma'ya gideceğiz. Tatil planlarını eşim yaptı, bana da sürpriz olacak" ifadesini kullandı.

Minik yolculardan Güneş Taştekin, tatil için Antalya'ya gideceğini söyledi. İyi bir ders dönemi geçirdiklerini belirten Taştekin, "Tatilde arkadaşlarımı, kuzenlerimi, dayımı göreceğim" dedi.

Hacı adaylarının kafile ve uçuş bilgileri netleşti


 
Bu yıl hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklara gidecek hacı adaylarının kafile ve uçuş bilgileri erişime açıldı.

14.03.2026 01:23:00
HABER MERKEZİ/AA
Hacı adaylarının kafile ve uçuş bilgileri netleşti
Hacı adaylarının kafile ve uçuş bilgileri netleşti

Diyanet İşleri Başkanlığının internet sayfasında yer alan bilgiye göre, "2026 Yılı Hac Organizasyonu" kapsamında hacı adaylarının kafile ve uçuş bilgileri belli oldu. Hacı adayları, kafile ve uçuş bilgilerini "www.hac.gov.tr" adresinden öğrenebilecek.

İlk kafilenin Nisan ayı sonu gibi Mekke'ye uçması bekleniyor. 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.