logo
07 HAZİRAN 2026

Safari turları ne kadar güvenli

Dünyaca ünlü turizm kenti Muğla'nın Marmaris ilçesinde geçtiğimiz hafta yaşanan ve 5 Iraklı turistin ölümü ile sonuçlanan kaza sonrası gözler cip safarilere çevrildi

28.08.2022 17:53:00
Safari turları ne kadar güvenli
Safari turları ne kadar güvenli
Turistik ilçenin kırsal mahalleleri, eşsiz manzaralarını ve ören yerlerini göstermek için yapılan cip safari turları alternatif eğlence ve sportif faaliyet olarak geçiyor. Cip şoförleri, acente sahibi ve TÜRSAB BTK üyesi Şenay Tokmak turlar ve yaşanan kaza ile ilgili konuştular.
20 yıldır cip turu şoförlüğü yapan, Marmaris'in yerlisi Mustafa Kaz turlar ile ilgili yaptığı açıklamada, "Trafiğe uygun olmayan, otomobillerin geçiş yolu olmayan yerlerde animasyon yapıyoruz. Ufak bir müzik açıyoruz. Ufak bir su savaşı yapıyoruz. Ondan sonra tekrar trafikten trafiğe geçiş yapıyoruz, orada herkesi oturtup, emniyet kemerlerini taktırıyoruz ve kurallara uygun bir şekilde sürecimize devam ediyoruz" dedi.

"Emniyet kemerini takmayan yolcuyu defalarca uyarıyoruz, yine çıkarırsa aracı sağa çekip bekliyoruz"

Cip şoförü Mustafa Kaz kendi aracında tura çıkanların emniyet kemeri hassasiyetini ifade ederek, "Benim aracımda da ayağa kalkıyorlar, yolda giderken ben hemen uygun bir yerde sağa çekiyorum emniyet kemeri taktırıp, hareket ediyoruz. Ayağa kalkarlarsa aracı yürütmüyorum, birkaç sefer böyle başıma geldi. Rehbere beni şikayetler ettiler, bu arkadaş bize bu şekilde davranıyor diye ama rehberleri de bunları uyardı ve 'şoförün yaptığı doğrudur. Siz ayağa kalkmamalısınız' dedi. Bunu genelde Avrupalılar değil, özür dilerim Ortadoğu'daki arkadaşlar bunu yapıyor. Yani cipe bindiği zaman onların ülkesinde böyle bu şekilde yapıyorlar burada da cipe bu şekilde biniyorlar sanırım. Öyle biliyorlar kuralları sanırım" şeklinde konuştu.

Kaz, geçtiğimiz gün yaşanan cip kazası ile ilgili, "Geçen günkü kaza yani Allah korusun her şoförün başına gelebilir. Ama o gün yağmur yağdı, yerler kaygan. Biz de ondan 10-15 dakika önce indik orada, ikinci vitesle indik. Sanırım arkadaş kontrolü kaybetmiş, ya vites değiştirmiş, ya büyük vitesle inmiş. Onu tam olarak bilemiyorum ama bilirkişinin vermiş olduğu rapor 8'de 8 şoför hatalı bulmuş" dedi.

Geçtiğimiz hafta yaşanan kazayı yapan firmada çalışan şoför Gökhan Pektane ise, "Ben 13 yıllık şoförüm, mesleğim gereği tüm araçları kullandım ve bu araçlara gerekli olan tüm belgelerimi de aldım. Hatta ileri sürüş teknik dersleri de alarak kendimi geliştirdim. Biz turlara çıkmadan aracımıza binen turistlere bilgi veriyoruz uyulması gereken kurallar hakkında. Nereye gideceğimiz, Ayağa kalkmamaları, emniyet kemerini takmaları konusunda sürekli uyarıyoruz" dedi.
Talihsiz kazanın yaşandığı gün o firmada görevli olarak tura çıktığını belirten şoför Pektane, "Kaza yapan araçla aramda bir araç vardı kazanın nasıl olduğunu görmedim, 10 saniye sonra kaza yerine ulaştık tabii ki hepimiz için çok üzücü bir olay. O gün hızlı gitmiyorduk çünkü rampa yukarı çıkıyorduk. Kazanın olduğu yerde zaten rampanın bitip inişe geçtiği noktalardan birinde oldu. Güzergah boyunca araçlar önümde olduğu için görebiliyordum. Araçtakiler bir ayağa kalkıp bir oturuyorlardı. Yüksek ihtimal ile şoför arkadaş onları uyarınca oturuyorlardı. Bizler aracımızda kemerlerini takmayanları, ayağa kalkanları uyarıyoruz. Ancak sürüş esnasında dikiz aynasından bakarak kontrol ediyoruz, yeri geliyor sağa çekip tekrar uyarıp kemerlerini taktırıp öyle devam ediyor. Sürekli dikiz aynasından bakıp kontrol etmemiz mümkün olmuyor. Bazı tatilciler arkamızı döner dönmez ayağa kalkıyor, yola mı bakalım dikiz aynasından onları mı kontrol edelim çözemiyoruz. Ancak elimizden geldiğince uyarılarımızı yapmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

Marmaris'te faaliyet gösteren cip safari firmalarından birinin sahibi ve TÜRSAB Bölge Temsil Kurulu sportif faaliyetlerden sorumlusu üye Şenay Tokmak, "33 yıldır cip safari turları yapıyorum. Cip turlarındaki amacımız gelen turistler şehrimizin doğasını görsün, yolda çeşitli animasyonlar yaşasın eğlenceli bir gün geçirsin ve turizme katkısı olsun. Ciplerimiz 1987 modelden başlıyor, 97 modele kadar. Çünkü sonrasında bu modellerde yeni üretimler yapılmıyor. Teknik kontrollerimiz yılda bir kez yapılıyor. Tabii ki yıl içinde araçlarımızın bakımlarını ihmal etmiyoruz, sürekli arazide olduğumuz için güvenlik açısından kontroller düzenli olarak kendimiz tarafından da yapılıyor. Trafiğe çıktığımız zaman da belge ve trafik kontrollerimiz ve belgelerimiz kolluk kuvvetleri tarafından kontrol ediliyor" dedi.
Bir günlük tur hakkında bilgi veren Tokmak, "Tura katılacak olan turistleri otellerinin önlerinden güvenli noktalardan alıyoruz. Bir toplanma yerimiz var. Orada uyulması gereken kuralları hem rehberleri, hem de bizim ekip liderimiz tarafından kendi dillerinde anlatıyoruz. Emniyet kemerlerini takmaları, ayağa kalkmamaları, kollarını bacaklarını araç dışına çıkarmamaları, sigara içmemeleri konusunda uyarıları hem tur başında hem de mola noktalarında anlatıyoruz. Ancak bazen fotoğraf çektirmek için ayağa kalkanlar olabiliyor onları da hemen uyarıp oturtuyoruz" şeklinde konuşarak, kurallara uyulduğu süreçte turların gayet güvenli olduğunu belirtti.

Yaşanan talihsiz kaza ile ilgili, "Geçen günkü kaza tamamen inanın talihsizlik diyeyim. Ne yolcu ne de şoför. Oradaki aksaklık şöyle oluşuyor. Benim yorumum yazınki tempoyla yola devam etmiş olması. Yani yağışsız bir havadaki 4 aydan beri belki aynı şekilde gidip geliyor bunlar. O anda artık Marmaris'e de yaklaşmış tepeyi aşınca, yağmuru ve kayganlığı hissettiğinde tedbir alacak zamanı kalmamış bence ve maalesef aracı kaydırmış" dedi.
Turistik sportif faaliyetler olarak geçen cip turlarının denetimleri hakkında konuşan Tokmak, "Şimdi TÜRSAB olarak bizim birliğimiz tabii bir meslek birliği. Kendi içimizde bazı kurallar var ama yaptırımı olan şeyler değil bunlar. Esas yaptırımlar Turizm Bakanlığının koyduğu yasalarla belirlenmiş. Gündeme getirip Meclis'ten çıkmış yönetmelikler ve kanunlara göre. Şu anda iki tane kanun var. Birisi 1618, birisi de Turizm Teşvik Kanunu var sonradan çıkan. Bizim sportif faaliyetler mesela turizm teşvik kanunu çerçevesinde yönetmeliği buna istinaden sportif kurul toplanıyor Kaymakam başkanlığında. Kurulda da değişik sektör temsilcileri üye olaraktan orada bulunuyorlar. TÜRSAB da onlardan birisi. Bu kurul bu araçların tura çıkabilir, yeterlilik evrakları var mı diye o dosya halinde bizden ister biz sunarız. Bunun içine sürücüler de dahildir. Gerekli kontrolleri yaptıktan sonra bu işletmeye bu faaliyet belgesi verilebilir kararı alındıktan sonra Valilikten bize onaylanmış şekilde sportif faaliyet belgesi teslim edilir. Biz o belgelerle iş yaparız" diye konuştu.

"Ehliyeti olan herkes cip şoförü olabilir mi"

"Sürücü belgesi olan herkes cip şoförlüğü yapabilir mi" sorusuna, 33 yıldır cip turları düzenleyen ve şoförlere eğitimler veren Tokmak, "Benim fikrime göre yapamaz. Şu açıdan yasal olarak yapabilir. Standart bir sürücü belgesine sahip kişi bu aracı da sürebilir. Ticari kayıtlı olduğu için araçlar ekstradan SRC ve psikoteknik belgesi isteniyor. Ancak bu arabaları güvenli sürmek için bu belgelere sahip olmak yeterli değil. Ben düşünüyorum ki bunun için ayrı bir kurs ya da başka bir şeyi ne olabiliyorsa düzenlenip bu araçları kullanacak kişiler bu eğitimi alarak ben arazi araçlarını kullanabilmek için verilecek bazı uygulamalı ya da teorik kurslardan sonra sınava tabi tutulup onlara da bir sertifika belge verilmesi daha sağlıklı olur" diye cevap verdi.

"Turizme katkı sağlayalım diye çalışıyoruz"

Şenay Tokmak, "İnanın memleket turizmi için güzel bir şey bizim yaptığımız aktivite. Ancak böyle işin 1 kişi de 5 kişi de 10 kişi de olsa ölümle sonuçlanması hiçbir zaman iyi değil. Bunların olmaması için yani teknik açıdan belki bu araçların tur aracı olarak hazırlanması için daha yeni araçlar yapılabilir, böyle üretilen araç yok artık. Onun yerine başka araçların tur aracı olaraktan kayıt tescili yapılabilmesi için yeni düzenlemeler yapılabilir" ifadelerini kullandı.

ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu

Avukat Kübra Pekel, ATM'de unutulan banka kartlarından yapılacak olan işlemlerden kart sahibinin sorumlu tutulacağını söyleyerek, "Kartın olmadığını fark ettiğimizde vakit kaybetmeden bankaya bildirmeliyiz" dedi

06.06.2026 11:00:00 / Güncelleme: 06.06.2026 11:04:51
İHA
ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu
ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu
Hukuki olarak kartın kaybolduğu fark edildiği anda bankaya bildirim yapılması gerektiğini söyleyen Kübra Pekel, "ATM'de kart unutmak hepimizin başına gelebilecek çok insani bir durum. Burada genel olarak hani en fazla kartım yutulur yenisini çıkartırım şeklinde düşünüyoruz çoğumuz fakat madalyonun arka tarafı bu kadar da masum değil. Şimdi hukuksal olarak çok net bir gerçekliğin altını çizmek durumundayım. ATM'de unuttuğunuz kartı bankaya anda bildirmezseniz o andan itibaren yapılan işlemlerin çoğunluğundan veyahut da kötü niyetli harcamaların çoğunluğundan siz sorumlu tutulursunuz. Peki hukuk bu konuda ne diyor' 5464 sayılı banka kartları ve kredi kartları kanunu şu şekilde söylüyor, kartın kaybolması veya çalınması halinde durumu derhal bankaya bildirme yükümlülüğümüz bulunmaktadır. Eğer bu bildirimi yapmazsanız kartı bulan kötü niyetli kişilerin yapmış olduğu harcamalardan ağır kusurunuz olduğu gerekçesiyle sorumlu tutulursunuz. Yargıtay'ın yerleşik kararları da bu yöndedir. Hukuken bildirimde bulunmadığımız her dakika sizin aleyhinize işlemektedir. Burada en önemli nokta bildirim süreniz. Sizin bu noktada yani yapılan harcamayı ilk fark ettiğiniz anda veyahut da kaybolduğunu fark ettiğiniz ilk anda anında bildirimde bulunmanız gerekiyor. Hukuk bunu 24 saat ile sınırlamış olabilir ama bu somut olaya göre değişmekte oluyor" dedi.



"Hızlı bildirim fazla kayıp olmasını engeller"

Pekel, hızlı yapılacak bildirimlerin daha fazla maddi kayıp olmasını engelleyeceğini söyleyerek, "Sizin bu durumu ilk fark ettiğiniz anda anında bankaya ihbarda bulunmanız gerekiyor. Vatandaşlarımızın ATM işlemleri sonrasında kartlarını mutlaka kontrol etmeleri, mobil bankacılık bildirimlerini açık tutmaları ve şüpheli bir durumda vakit kaybetmeden bankaya başvurmaları gerekmektedir. Çünkü hızlı yapılan bildirim hem maddi kaybın büyümesine hem de daha sonrasında olması muhtemel bir hukuki süreçte hak kaybına uğramalarını engellemektedir. Cüzdanınızı kontrol ettiğinizde kartınızı göremediğiniz anda evde mi unuttum, arabada mı bıraktım şeklinde düşünmek yerine zaman kaybetmeden ilk iş olarak bankanızı arayın ve kartınızı bloke ettirin. Unutmayın hukuk haklarını arayanları korur, ihmal edenleri değil" ifadelerini kullandı.

Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı

İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi

06.06.2026 10:40:00 / Güncelleme: 06.06.2026 10:46:42
İhlas Haber Ajansı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Sahil Güvenlik Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, bugün Kırım'ın batısında Sivastopol açıklarında, Türk bayraklı "Duru 67" isimli tekneye saldırı düzenlendi. Saldırı sonucu hasar alan tekne battı.



Bölgede bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesi, batan teknedeki 5 yaralıyı kurtardı. İnebolu istikametine doğru yola çıkan teknedeki ağır yaralı 1 kişi, intikal sırasında hayatını kaybetti.

İhbar üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait "TCSG-96" gemisi, saat 12.35'te İnebolu Limanı'ndan hareket etti.

Gemide, 4 doktor ile 15 UMKE, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan 19 kişilik uzman tıbbi ekip yer aldı.

Görevlendirilen unsur, saat 19.20'de Türk Arama Kurtarma Bölgesi'nin kuzeyinde İnebolu Limanı'na 115 deniz mili mesafede "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine ulaştı.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralılar, Sahil Güvenlik gemisine alındı. Yaralılara tıbbi müdahaleye başlandı ve İnebolu Limanı'na dönüşe geçildi.

Karadeniz'deki saldırıda hayatını kaybeden ve yaralanan balıkçılar Kastamonu'ya getirildi



Karadeniz'de saldırıya uğrayan Türk bayraklı balıkçı teknesinde hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ile 4 yaralı, Kastamonu'nun İnebolu ilçesine getirildi.

Kırım'ın batısında, Sivastopol açıklarında saldırıya uğrayan Türk bayraklı "Duru 67" isimli balıkçı teknesindeki 5 kişi yaralandı. Teknedeki yaralılar, yakınlarında bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine tahliye edildi. Kastamonu'nun İnebolu ilçesi istikametine doğru hareket eden teknedeki yaralılardan biri hayatını kaybetti. Balıkçı teknesinden yapılan yardım çağrısı üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait TCGSG-96 gemisi, 4 doktor, 15 UMKE personeli, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan toplam 19 kişilik uzman tıbbi ekiple harekete geçti.



İnebolu Limanı'ndan dün saat 12.35'te hareket eden Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, balıkçı teknesiyle saat 19.20 sıralarında yaklaşık 115 mil açıkta temas kurdu.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralı balıkçılar daha sonra Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisine alındı. Yaralılara uzman sağlık ekibi tarafından ilk müdahale ise gemide yapıldı. Dönüşe geçen Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, saat 03.00 sıralarında Kastamonu'nun İnebolu ilçesindeki İnebolu Limanı'na yanaştı. Gemiden indirilen 4 yaralı, ambulanslarla Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ise cenaze aracıyla morga götürüldü.

İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından İstanbul genelinde silahlı saldırı ve tehdit suçları işleyen 2 suç örgütüne operasyon düzenlendi

06.06.2026 10:30:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı
İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından İstanbul genelinde silahlı saldırı ve tehdit suçları işleyen 2 suç örgütüne operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında 27 şüpheli gözaltına alındı.

Bakırköy ve Beykoz Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, 6 Haziran tarihinde sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyonda; Ataşehir, Bakırköy, Beykoz, Esenyurt ve Eyüpsultan başta olmak üzere Avrupa ve Anadolu yakalarında örgütlü şekilde suç faaliyetlerinde bulundukları, iş yerlerine yönelik silahlı saldırı, tehdit ve benzeri olayları organize ettikleri tespit edilen iki ayrı suç örgütüne yönelik çalışma yürütüldü.

Çalışmalar kapsamında örgütlerin hiyerarşik yapıları, faaliyet alanları ve irtibat ağları deşifre edilirken, çeşitli olaylarla bağlantıları tespit edilen 27 şüpheli yakalandı.

Öte yandan, yapılan aramalarda 7 adet ruhsatsız tabanca, çok sayıda fişek ve bir miktar uyuşturucu ele geçirildiği öğrenildi.

Konuyla ilgili gerçekleştirilen operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemlerinin devam ettiği belirtildi.

AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki


 
 
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Kürt kadın ifadesiyle aşağılayıcı bir söylemin yan yana getirilmesi değerlerimize aykırıdır, çok yanlış ve çirkindir" ifadesini kullandı.

06.06.2026 10:19:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki
AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki

FOTO ALTI: İzmir Amerikan Hastanesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Törene İzmir Valisi Süleyman Elban (sol5), Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım (sol4), Koç Holding Onursal Başkanı ve Amerikan Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç (sol3), Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç (sağda) Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel (sağ2) katılmıştı.


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç'un bazı ifadeleri üzerine NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, kadınlara dönük her türlü aşağılayıcı söylemi kınadıklarını belirtti.
İnanç, etnik köken ve cinsiyet üzerinden üretilen aşağılayıcı yaklaşımların nefret söylemi doğuracağını bildiren Çelik, "Kadınlarla ilgili söylemlerin saygılı, özenli ve nitelikli bir yaklaşıma sahip olması esastır. Toplumumuzun hiçbir kesiminin inancı etnik kökeni, kültürü, kimliği veya cinsiyeti aşağılayıcı, ayrımcı ve ötekileştirici söylemlerin konusu olamaz" değerlendirmesini yaptı.

Çelik, şunları kaydetti: "Bu yanlış söylemlerden kesinlikle uzak durulması gerekir. 'Kürt kadın' ifadesiyle aşağılayıcı bir söylemin yan yana getirilmesi değerlerimize aykırıdır, çok yanlış ve çirkindir. Kürt vatandaşlarımızla beraber hepimizi ve tüm kadınlarımızı inciten bu yanlış ve çirkin yaklaşımları en net şekilde ve kökten reddediyoruz. Nefret söylemleri, mizah kılıfı ile asla mazur gösterilemez. Yanlış söylemlerin düzeltilmesi ve özür dilenmesi, değerlerimize saygının bir gereğidir. Herkes inanç, kültür, etnik köken, kimlik ve cinsiyet konularında sağduyulu, nitelikli ve saygılı bir dil kullanmaya özen göstermelidir. Vatandaşlarımızın tamamı eşit onura, saygınlığa ve değere sahiptir."

Binali Yıldırım da hedefte

Öte yandan Rahmi Koç'un İzmir Amerikan Hastanesi açılığında yaptığı "Kürt kadın hasta" şakasına ve eski Başbakan Binali Yıldırım'ın bu şakaya kahkahayla gülmesine de tepki yağıyor. İzmir Balçova'da gerçekleştirilen Amerikan Hastanesi açılışında konuşan Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç'un anlattığı bir fıkra, sosyal medyada gündem oldu. Hasta mahremiyeti, kadın kimliği ve etnik kimlik üzerinden yapılan esprinin yer aldığı görüntüler kısa sürede geniş kitlelere ulaştı.
Videoda Koç'un, protokol üyelerine hastaneyi gezdirdiği sırada fıkra anlattığı ve salondaki bazı isimlerin bu espriye güldüğü görüldü. Görüntülerde yer alan isimlerden biri de eski Başbakan Binali Yıldırım oldu. Sosyal medyada paylaşılan videoda Yıldırım'ın fıkraya kahkahalarla güldüğü anlar dikkat çekti. Fıkranın yayılmasının ardından eleştirilerin bir bölümü doğrudan Rahmi Koç'a yönelirken, bir kısmı da fıkraya gülen protokol üyelerini hedef aldı.

O fıkra!

Koç, anlattığı fıkrada, "Doktor, Kürt kadının derdini dinlemiş 'Hanımefendi perdenin arkasına gidin, soyunun' deyince kadın, 'Doktor Bey, ilk sen soyun' demiş" ifadelerini kullandı. DEM Parti ve HÜDA-PAR da Koç'a tepki gösterdi.

İstanbul'da mafya operasyonu


 
İstanbul'da 2 suç örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 27 şüpheli gözaltına alındı.

06.06.2026 08:55:00
Haber Merkezi'AA
İstanbul'da mafya operasyonu
İstanbul'da mafya operasyonu

Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, Bakırköy ve Beykoz Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde Ataşehir, Bakırköy, Beykoz, Esenyurt, Eyüpsultan başta olmak üzere kent genelinde silahlı saldırı, tehdit ve benzeri suçları işledikleri ve organize ettikleri belirlenen 2 ayrı suç örgütünün yakalanmasına yönelik çalışma yaptı.

Bu kapsamda hiyerarşik yapıları, faaliyet alanları ve irtibat ağları deşifre edilen suç örgütlerine yönelik özel harekat destekli eş zamanlı operasyonda 27 şüpheli yakalandı.
Aramalarda 7 ruhsatsız tabanca, çok sayıda mermi ve bir miktar uyuşturucu madde ele geçirildi.
Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.

İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı


 
İstanbul Valiliği'nden yapılan açıklamada "İstanbul genelinde ormanlık alanlara girişler, mangal, tüp kullanımı, nargile ve benzeri sebeplerle ateş yakmak 8 Haziran 2026 ile 15 Ekim 2026 tarihleri arasında yasaklanmıştır" denildi.

06.06.2026 08:49:00
AA
İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı
İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı

İstanbul Valiliği, kent genelinde ormanlık alanlara girişlerin, mangal, tüp kullanımı ve nargile gibi sebeplerle ateş yakmanın 8 Haziran-15 Ekim tarihlerinde yasaklandığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, yaz mevsimiyle ormanlık alanlarda insan ve araç hareketliliğinde artış olduğu, bu durumun orman yangınları riskini artırdığı bildirildi.

Amaç ormanları korumak

Kasten veya kusurlu olarak ortaya çıkabilecek bu risklerin önüne geçebilmek için bir dizi tedbirin uygulanmasına kararı verildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"İstanbul genelinde ormanlık alanlara girişler, mangal, tüp kullanımı, nargile ve benzeri sebeplerle ateş yakmak 8 Haziran 2026 ile 15 Ekim 2026 tarihleri arasında, Orman Kanunu'nun 31. ve 32. maddesi kapsamında köy/mahalleler başta olmak üzere orman içi, orman bitişiği ve ormanla ilişiği olmayan tüm köy ve mahallelerde anız, bağ–bahçe, zeytinlik ve tarla temizliği gibi gerekçelerle ağaç, dal ve her türlü bitki örtüsünün yakılması yasaklanmıştır. İstanbul il sınırları içerisinde yer alan ve belirlenen piknik ve mesire alanları, korular, parklar, tabiat parkları ve eko turizm alanlarında piknik, spor, yürüyüş ve benzeri faaliyetler için herhangi bir kısıtlama kararı bulunmamaktadır."

Enerji hatları uyarısı

Açıklamada, orman alanı civarındaki tesisler ile sanayi kuruluşlarının, orman alanlarını etkileyebilecek her türlü faaliyet nedeniyle oluşabilecek yangın riskine karşı önleyici tüm tedbirleri eksiksiz almaları konusunda yükümlü olduklarına işaret edildi. Enerji nakil hatlarının yapım ve bakımı ile ilgili kuruluşların enerji hatlarının özellikle ormanlık alanlardan geçen bölümlerinde gerekli bakımları gerçekleştirecekleri, yangın riskine karşı her türlü tedbiri alacakları, gerektiğinde enerji kesintisi uygulayacakları belirtildi: "Tüm belediyelerimiz, orman içi, orman kenarı ve bitişiğinde bulunan çöp toplama alanları çevresinde koruma bandı oluşturacak ve yangın riskine karşı gerekli iş makinelerini (dozer, loder, kepçe) hazır bulunduracaklardır. Kaymakamlıklarımız ve Orman Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda genel kolluk ve orman kolluğundan oluşturulan denetim ekipleri etkin gözetim ve denetim çalışmalarını yürütecektir. Gerekli hallerde kaymakamlıklarımızın emriyle tüm kamu ve özel sektör imkanları kullanılarak olası yangınlara karşı etkili mücadele yapılacaktır. Yukarıda belirtilen karar ve önlemlere aykırı hareket edenler hakkında ilgili kanunların belirlediği şekilde idari ve adli işlem yapılacaktır."

Milli devlet ve etnik çeşitlilik

Devletlerin parçalanması için istismar edilen değerlerden biri de etnik farklılıklardır

06.06.2026 00:42:00
Haber Merkezi
Milli devlet ve etnik çeşitlilik
Milli devlet ve etnik çeşitlilik
Devletlerin parçalanması için istismar edilen değerlerden biri de etnik farklılıklardır. İnsan hakları adı altında azınlık hakları kavramı gündem edilerek, etnik farklılıkların kavga unsuru olarak algılanmasına çalışılmaktadır.

Etnik farklılıkların bir kavga sebebi olarak öne sürüldüğü günümüzde, hedef tahtasına konmuş devletlerin iç bünyelerindeki birlik ve beraberlikleri zayıflatılmakta, iç çatışmalara zemin hazırlanmaktadır. Hatta güçlü devletler parçalanarak küçük ve zayıf devletçikler haline getirilmek istenmektedir.

Halbuki "kimlik" kavramı etnik farklılıkların üstünde bir olgudur. Kimlik, milletlerin sahip oldukları inançları, kültürleri, dilleri, tarihleri ile şekillenmektedir.







Örneğin Türk kimliği, bir millet olma ve medeniyet kimliğidir.

Bu millet ve medeniyet çatısı, altında Laz, Kürt, Çerkez, Türk vb birçok etnik özelliği barındırır. Balkanlarda Sırp kökenli olanların Müslüman olanlarına Boşnak denmektedir. Boşnaklar kendilerini ifade ederlerken Türk olduklarını söylerler ki, bu doğrudur…

Zira Türk kimliği, aynı değerleri paylaşan bütün etnik kökenlerin ortak adıdır, ortak kimliğidir.

Bir kimlik etrafında bir ve beraber olan etnik kökenler milletleri oluşturmaktadır.

Türkiye örneği de aslında böyledir. Yıllardan beri ifade ettiğimiz gibi topraklarımızdaki vatandaşlarımızın Türk, Kürt, Laz, Çerkez… gibi etnik çeşitliliği, kardeşliğimizi, birliğimizi bozmamaktadır.







Yıllarca bu vatanda Türk kimliği altında aynı değerlerle yoğrulmuş ve aynı değerleri koruma sevdalısı olan halklar, Türk bünyesini, yani Türk milletini oluşturmuşlardır.

Bu sebeple etnik çeşitlilik, asla bir ayrımcılık sebebi değil, tam tersine bir zenginliktir. Tarihten gelen kültür birliği, siyaset birliği, inanç birliği vs. gibi değerlerle süzülerek gelip medeniyet birliğimizi oluşturan bu çeşitlilik, ayrılık sebebi değil; bilakis güçlü bir bünyenin oluşması demektir. Hepsi aynı kaynaktan beslendikleri için örfleri, adetleri, gelenekleri birdir.

Dili, dini, tarihi, kültürü, gelenekleri, siyaseti, medeniyeti aynı olan bu etnik grupların vücuda getirdiği millet, Türk Milleti olup; bu grupların birinin diğerinden farkı yoktur. Çünkü hepsi, aynı kaynaktan beslenip, zaman içinde aynı maya ile yoğrulup gelmişlerdir.

Bir bünyeyi meydana getiren bu etnik zenginliğimizi tarih boyu aşındırıp yok etmeye çalışanlar; tek vücut halindeki bu bünyeyi oluşturan unsurların dini, dili, kültürü, medeniyeti ile oynayanlar, tarihin hiçbir döneminde başarılı olamamışlardır.







Lozan görüşmelerinde Atatürk, ancak gayrimüslimler azınlıktır ölçüsünü ortaya koyarak, etnik çeşitliliğin bir istismar unsuru olmasına müsaade etmemiş; aksine birlik ve beraberliğimizin dayandığı temellerden olduğunu belirlemiştir.

Ne gariptir ki, globalleşme adı altında ayrı özelliklerdeki devletler, bir araya gelirken; AB projesi adı altında Avrupa kıtası ortak bir kültür etrafında birleşmeye çalışırken; parçalanmak istenen ülkelerde etnik çeşitlilik, azınlık hakları adı altında kavga unsuru haline getirilmeye çalışılmaktadır.

Bir taraftan ortak değerler etrafında farklı milletleri bir araya getirme gayreti, diğer taraftan ortak değerlere sahip milletleri etnik çeşitlilik adı altında parçalama projeleri, globalleşmenin hedeflerini göstermesi açısından manidar bir örnektir.

Milli Devlet, milletini tek bir kimlik etrafında hiçbir ferdine ayrım yapmaksızın bir bütün olarak görmekte, milletin kendi içerisindeki renk farklılıklarını milletin birlik ve berberliğine, kaynaşmasına vesile kılmaktadır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı

Diyarbakır'da iddiaya göre aralarında husumet bulunan ve konuşmak için bir kahvehanede buluşma planlayan taraflardan biri, kendilerini bekleyen aileye kurşun yağdırdı. Olayda 1 kişi hayatını kaybederken, 2 kişi de yaralandı

05.06.2026 17:47:00
İhlas Haber Ajansı
Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı
Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı
Olay, Kayapınar ilçesi Peyas Mahallesi'nde bulunan bir kahvehanede meydana geldi. İddiaya göre, aralarında husumet bulunan iki aile konuşmak için bir kahvehanede buluşma ayarladı. Kahvehaneye giden Çınar ailesi, karşı tarafı beklemeye başladı. Bu sırada telefonla aranan ve kahvehanenin önüne çıkmaları istenen Çınar ailesine, kimlikleri öğrenilemeyen şahıslar tarafından ateş açıldı.

Olayda Sedat Çınar ile kardeşi Mehmet Çınar ve eniştesi A.Y. yaralandı. Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine 112 acil sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk kontrolde ağır yaralanan Sedat Çınar'ın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Diğer 2 yaralı, ilk müdahalelerinin ardından ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Sedat Çınar'ın cansız bedeni otopsi yapılmak üzere morga kaldırılırken, yaralılardan A.Y.'nin durumunun ağır olduğu öğrenildi.

Olayla ilgili geniş çapta inceleme başlatıldı.

Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında karar açıklandı

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te 53 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırılarla ilgili aralarında THKP-C/Acilciler terör örgütünün elebaşı Mihraç Ural'ın da bulunduğu 6 sanığın yargılandığı davada karar açıklandı

05.06.2026 16:50:00
Anadolu Ajansı
Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında karar açıklandı
Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında karar açıklandı

Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Memet Gezer, Mohammad Dib Korali, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılırken, taraf avukatları salonda hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı, sanık Korali'ye baro tarafından atanan avukatın duruşmaya iki saat kala görevden çekildiğini ve yeni görevlendirilen müdafinin savunma için süre talep ettiğini söyledi.

Başkan, davanın karar aşamasına gelmesi, tutukluluk süreleri, katılan tarafların Hatay'dan gelmesi ve sanıkların getirilmesi gibi yoğun duruşma hazırlıkları ile usul ekonomisini dikkate alınarak yargılamanın gecikmemesi amacıyla sanık Korali'nin dosyasının ana davadan ayrıldığını bildirdi.

Son sözü sorulan sanıklar, terör saldırısıyla ilgilerinin bulunmadığı öne sürdü.

Avukat beyanlarının ardından kararını açıklayan mahkeme, sanıklar Memet Gezer, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel'i, "devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak" suçundan bir kez, 5'i çocuk 52 kişiyi öldürmek suçundan da 52 kez olmak üzere toplamda 53 kez "ağırlaştırılmış müebbet" hapis cezasına çarptırdı.

Ayrıca, sanıklara 28'i çocuk 130 kişiyi "öldürmeye teşebbüs" suçundan 2 bin 600 yıl, terör örgütü faaliyeti kapsamında "izinsiz patlayıcı bulundurmak" suçundan 13 yıl 4 ay, mağdurlara yönelik "duyu organları zarar görecek şekilde yaralama" suçundan 13 yıl 6 ay, bir kadının çocuk düşürmesine yol açacak şekilde yaralanması suçundan 20 yıl 3 ay, 3 kişiye yönelik "basit yaralama" suçundan 20 yıl 3 ay, 134 mağdura yönelik "mala zarar verme" suçundan bin 206 yıl, Reyhanlı'daki Emniyet Müdürlüğü, belediye, PTT ve notere verilen zarar dolayısıyla da "kamu malına zarar vermek" suçundan 48 yıl olmak üzere toplam 3 bin 921 yıl hapis cezası verildi.

Mahkeme, avukatı süre isteyen sanık Korali'nin yanı sıra firari sanıklar Omar Alkhatıp ile Mihraç Ural'ın dosyasının ayrılmasına karar verdi.

Kararla birlikte sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmedildi.

Davanın geçmişi

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te 53 kişinin hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin yaralandığı iki ayrı bombalı terör saldırısı olmuştu. Reyhanlı Belediyesi yanı ile PTT binası önünde düzenlenen patlamalarda 912 konut, 891 iş yeri ve 148 araç zarar görmüştü.

Güvenlik gerekçesiyle Ankara'ya nakledilen Reyhanlı saldırısı davasında karar 23 Şubat 2018'de açıklanmıştı. Buna göre, bombalı eyleme ilişkin yargılaması süren 33 kişiden 9'u ağırlaştırılmış müebbet hapis, 13'ü ise çeşitli süreli hapis cezalarına çarptırılmıştı.

Mahkeme, THKP-C/Acilciler terör örgütünün elebaşı Mihraç Ural'ın da arasında bulunduğu firari sanıkların dosyasını ayırmıştı.

MİT operasyonuyla Suriye'den getirilen Reyhanlı saldırısının planlayıcılarından firari Yusuf Nazik, 24 Eylül 2018'de tutuklanmıştı.

Nazik, 13 Mayıs 2019'da Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince "devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak"tan bir kez, 5'i çocuk 52 kişiyi öldürmek suçundan da 52 kez olmak üzere toplamda 53 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

Davanın firari sanıklarından Mehmet Gezer de 30 Haziran 2022'de ABD'den getirilerek "kasten öldürme" ve "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma" suçlarından Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince 7 Temmuz 2022'de tutuklanmıştı.

Saldırının sorumlularından kırmızı bültenle aranan Cengiz Sertel de 14 Aralık 2024'te MİT Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Hatay Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yakalanmıştı.

Firari sanıklardan Mohammad Dib Korali 14 Ocak 2025, Temir Dükancı da 25 Şubat 2025'te MİT Başkanlığının operasyonlarıyla Suriye'de yakalanmıştı.

Dosyada sanıklar Omar Alkhatıp ve Mihraç Ural firari durumda bulunuyor. 

Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti

31 Mart seçimlerinde tarihi bir başarı elde eden Kilis Belediye Başkanı Hakan Bilecen, CHP Genel Merkezi’ndeki iç çekişmeleri ve destek yetersizliğini gerekçe göstererek partisinden istifa etti. Bilecen, yoluna bir süre bağımsız olarak devam edeceğini açıkladı

05.06.2026 15:10:00
Haber Merkezi
Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti
Kilis Belediye Başkanı CHP’den istifa etti
Kilis'te 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde büyük bir sürpriz yaparak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) amblemiyle seçimi kazanan Belediye Başkanı Hakan Bilecen, partisinden istifa ettiğini duyurdu. Düzenlediği basın toplantısında sert açıklamalarda bulunan Bilecen, CHP Genel Merkezi'ndeki siyasi kargaşadan ve belediye olarak yalnız bırakılmaktan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

"Mansur Yavaş dışında kimse destek olmadı"

Başkan Bilecen, istifa kararının arkasındaki en büyük etkenlerden birinin CHP'li büyükşehir belediyelerinden bekledikleri desteği görememeleri olduğunu belirtti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı istisna tutan Bilecen, şu ifadeleri kullandı:

"Kilis Belediyesi olarak kapı kapı gezdik ancak Mansur Yavaş başkanımız dışında hiçbir CHP'li belediyeden destek alamadık. Şehrimize hizmet etmek için bu siyasi tıkanıklığı aşmak zorundaydık."

"Genel Merkez'deki kargaşadan bıktık"

CHP içinde süregelen kurultay tartışmalarına ve çift başlılık iddialarına da değinen Hakan Bilecen, parti içi çekişmelerin hizmet üretmeyi engellediğini savundu. Bilecen, açıklamasına şöyle devam etti:

"Genel Merkez'deki kurultay davası, 'mutlak butlan' tartışmaları, resmi ve gayriresmi genel başkanlık çekişmeleri artık Kilis'e hizmet etmemizin önüne geçmeye başladı. Biz bu siyasi kargaşanın içinde yer almak istemiyoruz. Kilis halkı bizden siyaset değil, hizmet bekliyor."

Meclis üyeleri de istifa etti

Hakan Bilecen'in istifa kararının ardından, belediye meclisinde de hareketli dakikalar yaşandı. Bilecen ile birlikte hareket eden 7 ila 8 belediye meclis üyesinin de CHP'den istifa ettiği öğrenildi. Bu toplu istifaların ardından Kilis Belediye Meclisi'ndeki dengelerin nasıl şekilleneceği merak konusu oldu.

"AK Parti dahil diğer partilerle görüşebilirim"

Siyasi geleceğine dair de açık kapı bırakan Hakan Bilecen, ilk etapta görevine "bağımsız belediye başkanı" olarak devam edeceğini vurguladı. Ancak Kilis'in menfaatleri doğrultusunda diğer siyasi partilerle temas kurabileceğini belirten Bilecen, "İlerleyen süreçte Kilis'e hizmet getirebilmek adına, aralarında AK Parti'nin de bulunduğu farklı siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştireceğim" diyerek yeni bir siyasi hamlenin sinyalini verdi.

CHP Genel Merkezi'nin Kilis'te yaşanan bu toplu istifa dalgasına nasıl bir yanıt vereceği ise henüz netlik kazanmadı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.